ATATURK
Sık Sorulan Sorular
Gemi kaynaklı illegal deşarjların tespitinde, gemi ve diğer deniz araçlarından kaynaklanan deniz kirliliğinin önlenmesine yönelik denetim, kontrol yapma görev yetkileri hangi kurum/kuruluşlara aittir?
Gemi kaynaklı illegal deşarjların kontrol edilmesi maksadıyla: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile İstanbul, Kocaeli, Antalya ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına Bakanlığımızca 06/06/2011 tarihli ve 2011/9 sayılı Genelge ile yetki devri yapılmıştır. Bu Genelge, gemilerden kaynaklanan deniz kirliliğinin tespiti için, Bakanlıkça yetki verilmiş kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşların yetki alanlarını, yetki konularını, Türkiye’nin yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarında 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümlerine uyulup uyulmadığının denetlenmesi, tespit edilen ihlallere uygulayacakları idari yaptırımları, ihlalin tespiti için sürekli olarak havadan, karadan ve denizden kontrol ve izlemenin yapılma usullerini, yetki devri çerçevesinde yapılan işlemler hakkında Bakanlığı bilgilendirme yöntemini kapsamaktadır.  
Gemilerden kaynaklanan bir kirlilik görüldüğünde nerelere ihbar yapılmalıdır?
Gemilerden kaynaklanan bir kirlilik görüldüğünde: - Bulunulan yerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne, - Alo 158 Sahil Güvenlik hattına, - Bağlı bulunulan yerin Liman Başkanlığına, - Alo 181 Çevre ve Şehircilik Hattı’na ihbarda bulunulmalıdır.
Hangi tipte ve büyüklükteki gemiler atık bildirimi yapmakla yükümlüdürler?
Liman dışı sefer yapan bütün yolcu gemileri, 150 GRT ve üstündeki petrol tankerleri ile 400 GRT ve üstündeki diğer gemiler atık bildirimi yapmakla yükümlüdürler. Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
Gemilerin atık bildirimleri nasıl yapılmalıdır?
Gemi Atık Takip Sistemi (GATS) üzerinden yapılması gereken atık bildirimleri; geminin donatanı, işleticisi veya yetkilendirilmiş acentesi tarafından; gemilerin limana varışlarından en az 24 saat önce, 24 saatten az sürecek olan yakın seferlerde gemiler kalkış limanından ayrılır ayrılmaz ilgili atık alım yükümlüsüne ve Liman Başkanlığına yapılır.
GATS'a ulaşılamadığı durumlarda, atık bildirimi nasıl yapılacaktır?
Bakanlığımızca yayımlanan 2013/12 sayılı Gemi Atık Takip Sistemleri Uygulama Genelgesi uyarınca: gemi kaptanı, donatanı, işleticisi veya yetkilendirilmiş acentesi; GATS’a ulaşılamadığı mücbir durumlarda, atık bildirimini bahse konu genelge Ek-1'inde yer alan Atık Bildirim Formu’nu ilgili atık alım yükümlülerine ve Liman Başkanlığına faks çekerek bildirmekle yükümlüdürler.
Gemiler, atık kabul tesislerine verecekleri atıklar için bedel ödeyecek midir?
Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin 26. maddesi uyarınca: atık kabul tesislerinin ve atık alma gemilerinin verecekleri hizmetler, gemilerden alınacak bir ücret karşılığında yapılmak zorundadır. Bu ücretler, 05/06/2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Çerçevesinde Uygulanacak Ücretler ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2009/3)” kapsamında belirlenen tarife doğrultusunda ödenmelidir.  
Kıyı tesisi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planını kıyı tesisi kendisi hazırlayabilir mi?
Kıyı tesisi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planı Bakanlığımızca yetkilendirilen kurum/kuruluşlar tarafından hazırlanır. Yetkilendirilen kurum/kuruluşlar Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Müdürlüğü, ÇED Yeterlilik Dairesi Başkanlığından öğrenilebilir. Kıyı tesisi bu kapsamda yetki almış bir tesis değil ise kendi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planını hazırlayamaz.
Petrol sızıntısına neden olan kazalara müdahale ve temizlik faaliyetleri ne şekilde yapılmaktadır?
Petrol ve kimyasal döküntüsü gerçekleşen kazalarda 5312 sayılı “Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun” ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliği kapsamında çalışmalar Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır. yürütülür, kirliliklere müdahale edilir. Muhtemel bir petrol kirliliği olayında ilgili kamu kurumları ve özel sektör koordineli olarak çalışmakta ve olayın gerektirdiği müdahale adımları atılmaktadır. Müdahalenin değişik alanlarında koordine içerisinde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar; başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı olmak üzere Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, kolluk kuvvetleri, Belediyeler, Üniversiteler, denizde ve kıyıda müdahale kapasitesi olan özel şirketler görev almaktadır. Bir kaza olması durumunda arama kurtarma, yangın söndürme, gemi yedekleme, yara kapatma, denizde ve karada kirliliğe mekanik müdahale (emici ve toplayıcı bariyerler, petrol sıyırıcıları ve çeşitli el aletleri kullanılarak), atık yönetimi, numune alma, raporlama, izleme, zararların tazmini işlemleri, yaban hayatının ve hassas alanların rehabilitasyon ve restorasyon faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Müdahale stratejileri, olayın boyutuna bağlı olarak kıyı tesisi acil müdahale planı, ulusal ve bölgesel planlara göre belirlenmektedir.  
Gemi kazası sonucu oluşan petrol kirliliğine kimyasal madde ile (dispersant) müdahale edilmesi yasal mıdır?
İlgili mevzuat gereği kaza sonucu oluşan kirliliğe müdahalede su ortamına dağılmış petrolün dibe çöktürülmesinde veya kimyasal dispersant kullanılarak seyreltilmesinde Bakanlığın uygun görüşünün alınması zorunludur. Bakanlıktan izin alınmadan dispersantların kullanılması YASAKTIR. Kullananlara Çevre Kanununca işlem yapılır.
Kıyı tesislerinin; 5312 sayılı Kanun kapsamında deniz ve deniz çevresine verdikleri zararların tazminine yönelik bir sigorta sistemi var mıdır?
Kıyı tesislerinin 5312 sayılı Kanun çerçevesinde yer alan zararlara karşı zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü vardır. Sigorta yaptırma zorunluluğuna uymayan kıyı tesislerinin faaliyetlerine de izin verilmez. Bu kapsamda zararları karşılamak üzere Bakanlığımız girişimiyle Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigortası genel şartları Hazine Müsteşarlığınca hazırlanmıştır. Söz konusu sigortaları yapan şirketlerin bilgilerine Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği web sayfasından veya birlik merkezinden ulaşılabilir. Gemi kaynaklı kirlenmelerde ise geminin P&I Klüp Sigortası devreye girmektedir.
Kazalar sonucu oluşan kirliliğe hazırlıklı olma ve müdahale için neler yapılmaktadır?
5312 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği kapsamında Türkiye kıyılarındaki denizlerin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesine sebep olabilecek faaliyette bulunan kıyı tesislerinin acil müdahale planlarını yaptırmakla yükümlüdür. Bu çerçevede yüksek risk içeren kıyı tesislerinin acil müdahale planları tamamlanmıştır. Orta seviyede risk içerenlerin ise onaylama işlerine başlanmış olup süreç devam etmektedir. Ayrıca 6 bölgesel ve 1 ulusal plan hazırlanarak kıyılarımızda yaşanması muhtemel bir kaza sonucunda izlenecek strateji adım adım belirlenmiştir. Olası kazalara hazırlıklı olma adına düzenli olarak tatbikatlar düzenlenerek mevcut kapasitenin ortaya konulması ve farkındalığın yaratılması sağlanmaktadır.  
Bakanlıkça onaylanan plan nasıl revize edilir, hangi durumlarda plan yeniden hazırlanarak onaya sunulur?
Kıyı tesisleri, azalan/artan–değişen imkân ve kabiliyetleri ile ilgili her türlü değişikliği, değişikliğin olduğu tarihten itibaren 15 gün içerisinde yazıyla, Yıllık durum raporunu ise her yılın Aralık ayında Bakanlık Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdürler. Bakanlık, raporların değerlendirilmesi sonucunda yapılan değişikliklerin kıyı tesisinin riskini değiştirmeyeceği kararını verirse değişikliğin olduğu ilgili sayfaları mühürleyerek onaylar. Bunun için herhangi bir ücret talep edilmez. Kıyı tesislerinin imkân ve kabiliyetleri ile herhangi bir olay sonucu mevcut çevre şartlarının değişmesi, tesis prosesinde yapılan değişiklikler, tesis faaliyetlerinin değişmesi, kapasitesinin artması/azalması gibi hususlar sonucunda riskin değişmesi söz konusu olduğu hallerde Bakanlık ilgili kıyı tesisinden Bakanlık Uygunluk Görüş Belgesi almış firmalara yeniden risk değerlendirmesi yaptırmasını ister. Firma tarafından yenilenen risk değerlendirmesi sonucu güncellenen kıyı tesisi acil müdahale planı söz konusu firma tarafından tekrar onay sürecinin başlatılması için Bakanlığa sunulur.
Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigortasının kapsamı nedir?
Çevre kirliliği mali sorumluluk sigortası ile toprağın, yeraltı sularının, iç sular ve denizler ile havanın, sözleşmenin kapsamına bağlı olarak birinde, birkaçında veya hepsinde ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan kirlenme ya da kirlenme tehlikesi nedeniyle Çevre Mevzuatı çerçevesinde sigorta ettirene yöneltilen ve sigorta ettirenin hukuken ödemek zorunda kalacağı tazminat taleplerini bu genel şartlar çerçevesinde güvence altına aldığı için tesis tarafından yaptırılması bilhassa önerilen bir sigorta türüdür. Bu genel çerçevenin yanı sıra 5312 Sayılı Kanunla kıyı tesislerine mali sorumluluk olarak atfedilen ancak kıyı tesisleri deniz kirliliği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarınca verilemeyen teminatları tamamlayıcı özelliği bulunmaktadır.  
Koy ve körfezlerimizde faaliyet gösteren balık çiftliklerinin izlemeleri nasıl yapılmaktadır?
24.01.2007 tarih ve 26413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Denizlerde Balık Çiftliklerinin Kurulamayacağı Hassas Alan Niteliğindeki Kapalı Koy ve Körfez Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ" kapsamında su kolonunda her yılın mayıs ve ağustos aylarında Trix indeksi analizlerinin yapılarak Eylül ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir. Diğer taraftan, 3 yılda bir “Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında yer alan dip analizlerinin Bakanlığımızca yetki verilen laboratuvarlarda yapılarak, bilimsel kurum kuruluşların ilgili birimlerine rapor hazırlatılması ve aralık ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir.
Koy ve körfezlerimizin dışında faaliyet gösteren balık çiftliklerinin izlemeleri nasıl yapılmaktadır?
“Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında yer alan analizlerinin Bakanlığımızca yetki verilen laboratuvarlarda her yılın Ağustos ayında yapılarak, bilimsel kurum kuruluşların ilgili birimlerine rapor hazırlatılması ve aralık ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir.
Denizlerde faaliyet gösteren balık çiftliklerinin çevresel açıdan Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından denetlenmesi hangi mevzuat ile yapılmaktadır?
Balık çiftliklerinin, Çevre Kanunu çerçevesinde denetlenerek gerektiğinde cezai müeyyidelerin uygulanması işlemi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Bölge Komutanlığı bağlısı Bot Komutanlıklarına yetki verilmesine ilişkin 2010/11 sayılı Genelge ile devredilmiştir.?
Yüzme suyu kalitesi sonuçlarını nasıl öğrenebiliriz?
İlgili İl Sağlık Müdürlüğünün web sayfasında bu sonuçlara ulaşılabilir, ayrıca yüzme suyu alanı yüzmek için uygun değil ise uyarı levhaları ile alan o yüzme sezonunda kapatılmaktadır.
Derin Deniz Deşarjı nedir?
Yeterli arıtma kapasitesine sahip olduğu mühendislik çalışmaları ile tespit edilen alıcı ortamlarda, denizin seyreltme ve doğal arıtma süreçlerinden faydalanmak amacıyla atık suların sahillerden belirli uzaklıklarda deniz dibine boru ve difüzörlerle deşarj edilmesidir.
Mavi bayrak almış plajlarla ilgili bilgilere nasıl ulaşabilirim?
http://www.mavibayrak.org.tr/ adresinden ulaşılabilir.
Yüzme suyu analizlerini hangi kurum yapmaktadır.
İl Sağlık Müdürlükleri tarafından analizler yapılmaktadır.
Marmara Denizi'ndeki kirlilik durumu nedir konu ile ilgili yürütülmekte olan çalışmalar nedir?
Marmara Denizi kirlilik durumu ve yapılmakta olan çalışmalar aşağıda sıralanmaktadır: - 47 noktada kirlilik izlemesi yapılmaktadır. - Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde yapılan izleme çalışmaları sonucunda 174 yüzme alanının 168’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.  
Karadeniz'deki kirlilik durumu nedir ve konu ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?
Karadeniz kirlilik durumu ve yapılan çalışmalar aşağıda sıralanmaktadır: - 69 noktada kirlilik izlemesi yapılmaktadır. - Yüzme suyu alanlarında 258 noktada izleme yapılmış, 251tanesi yüzmeye uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.
Marmara Bölgesinde mevcut durumu ve kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?
Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Marmara Bölgesinde hizmet veren atık su arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir; - Kentsel Atık su Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca Bandırma körfezi, Gemlik Körfezi ile İstanbul Boğazı doğu girişi arası, İstanbul Boğazı Batı girişi-Büyük çekmece arası ve Haliç körfezi ötrofikasyon açısından hassas alan olarak ilan edilmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir. - Marmara Bölgesi’nde atık su arıtma tesisleri ile ilgili olarak; Bursa İli Mudanya İlçesi, Çanakkale merkez, Kocaeli İli Gebze İlçesi, Yalova Merkez ve İstanbul ilinin Arnavutköy, Avcılar, Bakırköy, Tuzla, Sancaktepe ilçelerinde ileri arıtma tesisleri faaliyettedir. İstanbul İli Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır. Silivri ilçesi, Kocaeli merkez ve Tekirdağ İli Marmara Ereğlisi ilçesinde biyolojik arıtma tesisleri faaliyettedir. Balıkesir merkezde atık su arıtma tesisi projelendirme aşamasındadır. -Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Marmara Bölgesinde 174 noktada analiz yapılmakta olup bunların 168’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir. - Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Marmara Bölgesi’nde toplam 138 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir - Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 1 tanesi Marmara Bölgesinde olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.  
Karadeniz'de kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?
Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Karadeniz Bölgesinde hizmet veren atık su arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir; - Kentsel Atık su Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca Ünye-Samsun-Bafra arası ötrofikasyon açısından hassas alan olarak belirlenmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir. - Karadeniz Bölgesi’nde atık su arıtma tesisleri ile ilgili olarak; Samsun ve Ordu İlleri merkezde ileri atık su arıtma tesisleri, Zonguldak İli merkezde biyolojik atık su arıtma tesisi faaliyettedir. Sinop merkezde atık su arıtma tesisi inşaat halinde ve Bartın ilinde ise ihale aşamasında bulunmaktadır. -Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Karadeniz Bölgesinde 258 noktada analiz yapılmakta olup bunların 251’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir. - Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Karadeniz Bölgesi’nde toplam 32 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir - Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 2 tanesi Karadeniz’de olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.  
Akdeniz ve Ege Denizi Bölgesinde kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?
Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Akdeniz ve Ege Bölgesinde hizmet veren atık su arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir; Kentsel Atık su Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca İskenderun-Mersin Mezitli, Mersin Kızkalesi-Taşucu burnu, Fethiye koyu, Marmaris koyu, Güvercinlik-Didim, Karaburun- İzmir körfezi, Aliağa koyu, Ayvalık- Altınoluk bölgeleri ötrofikasyon açısından hassas alan olarak belirlenmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir. Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde atık su arıtma tesisleri İle İlgili olarak İzmir ili Aliağa ilçesinde, Bayındır, Bergama, Çeşme, Çiğili, Foça, Kemalpaşa, Menderes, Ödemiş, Seferihisar, Torbalı ve Urla belediyelerinde, Mersin merkez, Muğla İli Fethiye ve Bodrum ilçelerinde ileri atık su arıtma tesisleri faaliyettedir. Mersin ili Erdemli, Mezitli, Silifke ilçeleri, Antalya ili Alanya, Kemer, Kaş, Manavgat Muratpaşa ilçelerinde biyolojik arıtma tesisleri faaliyettedir. Aydın ili Kuşadası ilçesi ve Adana merkezde arıtma tesisleri inşaat aşamasındadır. Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Ege Bölgesinde 342 noktada analiz yapılmakta olup, tamamı yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiş, Akdeniz Bölgesinde ise 323 noktada analiz yapılmakta olup bunların 314’ü yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir. Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Akdeniz ve Ege Denizi Bölgesi’nde toplam 87 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir. -Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 3 tanesi Ege ve Akdeniz Bölgesinde olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.  
Deniz kirliliğinin önlenmesi hususunda uluslararası/bölgesel işbirliği kapsamında yapılan çalışmalar nelerdir?
Denizler ülkeler arasında hem sınır oluşturmakta hem de ortak kullanım alanı olmaktadır. Bu sebeple kirliliğe karşı korunması ile ilgili çalışmalarının aynı denize kıyısı olan tek bir ülke tarafından yürütülmesi yeterli olmamakta ve turizm, ulaşım, gıda gibi çeşitli amaçlara ortak fayda sağladığımız denizlerin korunması ile ilgili ülkeler arası işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla Deniz çevresinin kirlenmesini önlemek, kirliliği azaltmak ve kontrol etmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak için ülkeler arasında bölgesel işbirliği sözleşmeleri imzalanmıştır. Bunlar; ülkemizin da aralarında bulunduğu Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin tarafı olduğu Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması (Bükreş) Sözleşmesi ve Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin taraf olduğu “Akdeniz’in Deniz Çevresinin ve Kıyı Alanlarının Korunması (Barselona) Sözleşmesi” dir. Bu sözleşmeler kapsamında her ülke denizlerin korunması ve kirliliğin önlenmesi/ azaltılması ile ilgi yaptıkları çalışmaları her yıl raporlamaktadır. Ülke düzeyince yapılan çalışmaların yanında bölgesel olarak denizlerin korunması ile ilgili ortak projeler geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Barselona Sözleşmesi Kara Kökenli Kirleticiler ve Aktivitelerden Kaynaklanan Kirliliğe Karşı Akdeniz’in Korunması Protokolü (LBS Protokolü) ve Stratejik Eylem Planı (SAP-MED) kapsamında 2005 yılında Ulusal Eylem Kara Kökenli Kirleticilere İlişkin Ulusal Eylem Planı hazırlanmış olup, bahse konu ulusal eylem planının 2015 yılında günümüz ihtiyaçları ve güncel mevzuat çerçevesinde güncellenmesi planlanmaktadır. Diğer taraftan LBS Protokolünün getirdiği yükümlülükler çerçevesinde, Stratejik Eylem Planı kapsamında hazırlanan Ulusal Eylem Planının uygulanmasını sağlamak amacı ile Bakanlığımız koordinasyonunda TÜBİTAK/MAM tarafından “Ulusal Sınır Bütçesi” projesi gerçekleştirilmektedir. Bükreş Sözleşmesi çerçevesinde hazırlanmış olan Karadeniz Stratejik Eylem planı kapsamında her beş yılda bir ülkelerin eylem planına uyum için yaptıkları faaliyetler bir araya getirilmekte ve durum değerlendirmesi yapılmaktadır. Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.