-
BAKAN BAKAN
Murat KURUM
1976 yılında Ankara’da doğdu. 7 Mayıs 1976 yılında Ankara Çankaya’da dünyaya gelen Murat Kurum, ilkokulu Ankara ve Mardin’de okudu. Konya İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını Kentsel Dönüşüm alanında yaptı.
-
BAKANLIĞIMIZ
-
BİRİMLER
- E-HİZMETLER
-
HABERLER
-
İLETİŞİM
-
BAKAN
-
BAKANLIĞIMIZ
-
BİRİMLER
- E-HİZMETLER
-
HABERLER
-
İLETİŞİM
BAKAN
Murat KURUM
1976 yılında Ankara’da doğdu. 7 Mayıs 1976 yılında Ankara Çankaya’da dünyaya gelen Murat Kurum, ilkokulu Ankara ve Mardin’de okudu. Konya İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını Kentsel Dönüşüm alanında yaptı.
BİRİMLER
-
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
-
Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü
-
Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü
-
Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü
-
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü
-
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
-
Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü
-
Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü
-
Milli Emlak Genel Müdürlüğü
-
Personel Genel Müdürlüğü
-
Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü
-
Yapı İşleri Genel Müdürlüğü
-
Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü
-
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı
-
İç Denetim Birimi Başkanlığı
-
Strateji Geliştirme Başkanlığı
-
Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı
-
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
-
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
-
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı
-
SGB / Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü
-
12 Şubat 2026
Atıktan Melodiye: Artık Malzemeler Emrah Öğretmenin Elinde Melodiye Dönüşüyor
Yazar: Selcen Beşen
Yağ ve salça tenekeleri, pipet, un eleği, yoğurt kabı gibi kullanılabilir çok sayıda atıktan yararlanan Emrah Kaya, kültüre ve doğaya sahip çıkarak ürettiği müzik aletleriyle girdiği bazı yarışmalarda çeşitli dereceler de elde etmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı çimon yapım sanatçısı Emrah Öğretmen ile görev yaptığı Ankara Güzel Sanatlar Lisesindeki atölyesinde görüştük.
Emrah Bey, sizi tanıyabilir miyiz, atık malzemeleri müzik aletlerine dönüştürme yolculuğunuz nasıl başladı?
22 yıllık öğretmenim. Anadolu’da çeşitli okullarda görev yaptım. 18 yıldır unutulmuş çalgılarla ilgileniyorum. Çalgı yapımında genel materyallerin dışında sıfır atık materyalleri de sık sık kullanıyordum. Duruma göre bir çalgının göğüs veya sap kısmını geri dönüşüm materyallerinden yaparak doğayı korumaya çalışıyorum. Buradaki çıkış noktam aslında şuydu: Geçmişte ülkemizi gezerken -kendi ailemde de, annem de ağaçtan çalgılar yapardı- ben de gezdikçe bu tarz enstrümanları yörelerinde tespit ettim. Örneğin Urfa yöresinde tenekeden rıbaba yapılıyordu; işte Burdur yöresinde kıyıda, kenarda kesilmiş sazlıklardan sipsiler yapılıyordu. Bunları gördükçe ben de okulumda bunları yapıp öğrencilerime tanıtmak ve çevre duyarlılığı geliştirmek için yola çıktım. Buradaki ilk başlangıç noktam, aslında ilk örneğim annemdi. Mesela bir seferinde süpürgenin sapının içinin boş olduğunu gördüm; içinde boru vardı; plastik boru. O sırada benim de kaval yapacak materyale ihtiyacım vardı. Öncelikle ondan bir kaval açtım, kaval yaptım. Daha sonra, mesela eski Selçuklu ve Osmanlı minyatürlerinde sıkça yer alan rebab çalgısı… Bu çalgı, sapı Hindistan cevizi ile ağaçtan yapılıyordu; iki parça halinde oluyordu. Ben bu çalgının gövdesini Hindistan cevizinden değil de beş litrelik salça tenekesinden yapmaya karar verdim. Bu şekilde yaptım ve başarılı sonuçlar da aldım. Günlük hayatta kullandığımız pipetleri mesela, değerlendirmeye karar verdim. Onlardan nasıl bir çalgı yapılabileceği ile ilgili düşünmeye başladım. Ve bunun Anadolu’da kullanılan bir çalgıya benzediğine karar verdim. Aynısının örneğini yaptım, beş delikli olarak. Tınısını dinleyip o döneme özgü neler vardı, o çalgıda hangi sesler vardı, diye bazı anekdotları elde etmeye başladım bu sayede.
Ne kadar zamandır çalgı yapım işi ile ilgileniyorsunuz ve geri dönüşüme yönelmeniz öğrencilerinizde nasıl bir farkındalık oluşturdu?
Aşağı yukarı on sekiz yıldır bu çalgı yapım işiyle ilgileniyorum. Son iki üç yıldır da bazı çalgıları atık materyallerden yapmaya başladım; benzerini yapmaya başladım diyeyim. Doğaya çok zarar vermeden, ağaç kesilmemesine katkı sağlasın diye bu tarz materyallerden işimi yapmaya karar verdim. Bunu öğrencilerime de açıklamaya çalışıyorum. Şimdi yavaş yavaş öğrenciler de evlerinden materyaller getiriyorlar, soruyorlar: “Hocam, şöyle mi olur, böyle mi olur?” Ben de yol gösteriyorum. Örneğin bahçedeki ağaçların göcdesinden çıkan sakızdan bir miktar aldık, onu erittik; onun cila olduğunu gördü çocuklar ve ahşaba sürerek onun parladığını gördüler. Bu tarz farkındalıklar da yarattı. Yine aynı şekilde ağacın sakızından tutkal yaptım; yaptığım birçok çalgıda da o tutkalı kullandım. Öğrenciler bu konuda çok hayran kalıyorlar; “ya hocam, tenekeden çalgı olur mu?” “bundan nasıl böyle bir ses çıktı?” diyorlar ama sonra görünce şaşırıyorlar; “hocam, gerçekten çok iyi bir sesi var” falan diyorlar. Derslerimde de bu materyalleri kullanıyorum icra için, mesela. Şimdi yağ tenekelerinin bir özelliği var; içi yağlı olduğu için… İçi yağlı şeyler güzel öter. Mesela, biz kavalı da yağlıyoruz, sesi güzel çıksın diye…
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sıfır atık uygulaması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu uygulama, çalışmalarınıza nasıl katkı sağlıyor?
Bakanlığın sıfır atık uygulamasını beğeniyorum. Çünkü her bir şeyin, işte plastiğin, camın ayrıştırılması bizim de çok işimize yarıyor. Gidip oradan seçebiliyoruz, malzemenin başka bir şeye dönüştürüldüğünü görüyoruz. Gerekirse biz de oradan alıp kullanabiliyoruz. Bence çok iyi bir şey. Bizim işimizi kolaylaştıran bir şey. Ve insanların da işini kolaylaştıran bir şey diye düşünüyorum. Benim de sıfır atığa bu şekilde, bu atılmış materyalleri kullanarak, bunları tınıya dönüştürerek bu alana bir katkım olmuş oluyor. Yeni bu işe başlayacak olanlara