• 14 Nisan 2026

“TÜRKİYE’NİN KÜRESEL ÖZE DÖNÜŞ ÇAĞRISI İNSANIN DOĞAYLA YENİDEN HELALLEŞMESİDİR”

SETA’nın düzenlediği “COP31’e Doğru Türkiye’de İklim Değişikliği Gündemi” başlıklı konferansta konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Ortadoğu’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan bu zorlu coğrafyada; suyuna hakim olan, toprağını yeşil tutan ve doğayı ezmeden enerji üreten devletler, geleceğin oyun kurucuları olacaktır. Bugün bölgemizde yaşanan savaşlar enerji krizini tetikliyor; anlamsız ve hiçbir insani duygu taşımayan asimetrik çatışmalar petroldeki istikrarsızlığı arttırıyor. Bu da bize gösteriyor ki; bu istikrarsızlık süreci ve iklim değişikliği doğrudan bir ekolojik beka meselesidir. Türk devlet aklı, iklim kriziyle mücadeleyi, savunma yapılması gereken bir cephe, fırsatlar sunan bir kalkınma meselesi olarak görmektedir” dedi. Bakan Kurum, COP31’de Sıfır Atık, döngüsel ekonomi, yeşil sanayileşme ve dirençli şehirlerin eylem planının önemli başlıklarından olacağını belirterek, “Biz COP31 ile yeni şeyler söylemek istiyoruz; sadece laf değil, eylem istiyoruz. Türkiye’nin küresel öze dönüş çağrısı; toprağın suyla, insanın doğayla yeniden helalleşmesidir. Küresel öze dönüş çağrımız; sanayinin vicdanla, teknolojinin adaletle tanışmasıdır. Ve bu çağrı; Türkiye’nin ortak evimizin geleceğine vurduğu, ebediyen silinmeyecek bir vicdan ve adalet mührüdür” diye konuştu.

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, SETA tarafından Ankara’da düzenlenen COP31’e Doğru Türkiye’de İklim Değişikliği Gündemi: İklim Değişikliği ve Çevre Programı" başlıklı konferansa katıldı. Bakan Kurum, konuşmasına iklim krizinin dünya genelindeki etkilerini ve Türkiye’nin bu süreçteki konumunu anlatarak başladı: Bundan 30-35 yıl öncesine, 90’lı yıllardaki Türkiye’ye ayna tutalım. Evet, 90’lı yıllarda çevre ve iklim yönetimi açısından bir tecrübesizlik ve plansızlık dönemiydi. O gün yönetimler için çevre; sadece belediyelerin çöp toplama işine indirgenmişti. İklim meselesi, ulusal kararların yanından bile geçmeyen, dış politikanın konusu bile olmayan, hatta yer yer horlanan bir başlıktı. Bırakın dünyanın geleceğine dair bir şey söylemeyi, şehirlerimizi bile vahşi depolamadan, kimyasal atıktan, kirli havadan, kirli sudan kurtaramıyorduk. Türk diplomasisi, Rio Zirvesi gibi küresel iklim masalarında, son derece etkisizdi ve sadece bir izleyiciydi. Şimdi geldiğimiz aşamaya, iftiharla bakmalıyız. Çünkü bugün Türkiye’nin iklim diplomasisindeki aksiyonları, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ülkemizin oyun kurucu rolünü pekiştiren bir güce dönüşmüştür. Geldiğimiz noktada ise şükürler olsun; doğayı "atık deposu" olarak, “çevreyi yük olarak” gören o zihniyetten bu ülkeyi kurtardık ve milletimizi ‘Uygulama ve Geleceğin COP’una ev sahibi yaptık.

“TÜRK DEVLET AKLI, İKLİM KRİZİYLE MÜCADELEYİ, SAVUNMA YAPILMASI GEREKEN BİR CEPHE OLARAK GÖRMEKTEDİR”

Bakan Kurum, iklim kriziyle beraber önümüzdeki yıllarda su güvenliğinin, sınır güvenliğinin bile önüne geçeceğine vurgu yaptı: Bugün küresel sisteme baktığımızda suyun, stratejik bir hammaddeye, hatta bir savaş unsuruna dönüşmüş olduğunu görüyoruz. Biliyoruz ki; Ortadoğu’dan Orta Asya’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan bu zorlu coğrafyada; suyuna hakim olan, toprağını yeşil tutan ve doğayı ezmeden enerji üreten devletler, geleceğin oyun kurucuları olacaktır. Bugün bölgemizde yaşanan savaşlar enerji krizini tetikliyor; anlamsız ve hiçbir insani duygu taşımayan asimetrik çatışmalar petroldeki istikrarsızlığı arttırıyor. Bu da bize gösteriyor ki; bu istikrarsızlık süreci ve iklim değişikliği doğrudan bir ekolojik beka meselesidir. Yine yaşananlar göstermektedir ki; her ülkenin kendi kendine yetebilmesi kaçınılmaz bir gerçekliktir. Türk devlet aklı, iklim kriziyle mücadeleyi, savunma yapılması gereken bir cephe, fırsatlar sunan bir kalkınma meselesi olarak görmektedir. Suyun, petrolün yerini alacağı o zorlu yüzyılın şafağındayız. Bölgesel istikrar ve milli güvenliğin anahtarının su olduğu bir sürece hızla ilerliyoruz. Suyun bir damlasının bile israf edilmediği; gıda arz güvenliğinin tehdit edilmediği, her ülkenin kendi kendine yettiği; bunun için de gerekli tüm finansal ve teknik desteklerin adil bir şekilde verildiği bir dünyayı teklif ediyoruz.

“SIFIR ATIK EŞYANIN HUKUKUNU KORUMA HAREKETİDİR”

Bakan Kurum, bu tespitleri somut, ölçülebilir ve tavizsiz bir eylem planına dönüştürmenin zorunlu olduğunu belirterek, “Tabii eylem planımızda önemli bir sütun da Sıfır Atık ve döngüsel ekonomi olacak. Bu noktada; Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde, bu toprakların vicdanından süzülerek küresel bir marka haline gelen Sıfır Atık Hareketi, aslında eşyanın hukukunu koruma hareketidir. Biz, ‘al-kullan-at’ düşüncesiyle kurulan küresel israf düzenine karşı; doğanın kendi döngüsünü oluşturduğu atığın, bir ‘çöp’ değil; enerjiye, hammaddeye ve geleceğe dönüşen bir milli servet olduğu anlayışını dünyayı teklif ediyoruz. Dahası, üretimin doğadan aldığı borcu, doğaya geri ödediği bir sistemi tüm insanlığa sunuyoruz” dedi.

“İKLİM FİNANSMANININ DOĞRUDAN MAĞDUR COĞRAFYALARA ULAŞMASI İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

Bakan Kurum, COP31’de yeşil sanayileşme, yeşil egemenlik ve enerji bağımsızlığı, dirençli şehirler ve mekan adaleti, iklim mülteciliği, biyolojik çeşitlilik, adaletli hakemlik ve iklim finansmanını da eylem planının başlıkları olarak belirlediklerini söyledi: Şu gerçeği her platformda gür sesle ifade ediyoruz. Küresel finans sistemi; kirletenin değil, kirletilenin üzerine yük bindirmektedir. Biz bunu kökten reddediyoruz. Bu noktada kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye olarak, COP31’de finansmanın doğrudan mağdur coğrafyalara ulaşması için mücadele edeceğimizin; dürüst bir aracı ve adaletli bir hakem olacağımızın taahhüdünü şimdiden veriyoruz.

COP31 İLE KÜRESEL ÖZE DÖNÜŞ ÇAĞRISI

Bakan Kurum, konuşmasının sonunda iklim değişikliği ile mücadelede STK’ların önemine dikkat çekerek, çağrıda bulundu: Sivil Toplum Kuruluşları olarak sizler hep sahadasınız. Sizler güven inşa ediyorsunuz. Amerika’dan Çin’e kadar nereye gitsek şunu söylüyorum. Sivil toplum yoksa dönüşüm asla yoktur. Biz sizinle beraber hızlı değil, kalıcı bir dönüşüme imza atmak istiyoruz. Bu yüzden sizleri sadece destekçi olarak değil, bu sürecin kurucu aktörleri olarak görüyoruz. Gelin; güveni birlikte inşa edelim, uzlaşıyı birlikte kuralım ve dünyaya şunu gösterelim: Harekete geçersek bu kriz yönetilebilir, bu gelecek kurtarılabilir. Biz COP31 ile yeni şeyler söylemek istiyoruz; sadece laf değil, eylem istiyoruz. Bunun için küresel öze dönüş çağrımızı yineliyoruz. Türkiye’nin küresel öze dönüş çağrısı; toprağın suyla, insanın doğayla yeniden helalleşmesidir. Küresel öze dönüş çağrımız; sanayinin vicdanla, teknolojinin adaletle tanışmasıdır. Ve bu çağrı; Türkiye’nin ortak evimizin geleceğine vurduğu, ebediyen silinmeyecek bir vicdan ve adalet mührüdür. Bu yüzden diyoruz ki; iklim kriziyle mücadelemize, tüm insanlık ve doğa kurtulana kadar devam edeceğiz. İnsanoğlu doğayla yeniden kardeş olana kadar durmayacağız, dinlenmeyeceğiz.

NEBİ MİŞ: İKLİM DİPLOMASİSİNDE ÜLKEMİZ EV SAHİBİ VE YÖN VERİCİ BİR AKTÖR

Konferansta konuşan SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş, SETA’nın “İklim Değişikliği ve Çevre Programı” kapsamında hem politika üretimine hem de toplumsal farkındalığın güçlendirilmesine katkı sunmayı hedeflediklerini anlattı. Türkiye’nin iklim diplomasisinde yön verici bir aktör olduğuna dikkat çeken Miş, “Dünya kritik bir eşikten geçmektedir. İklim değişikliği artık savaşlar kadar acil ve belirleyici bir gündemdir. Ülkemiz bu süreçte gözlemci bir ülke konumunun ötesine geçmiş, ev sahibi ve yön verici bir aktör olarak öne çıkmaktadır” dedi. Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliğinde kararlı adımlarla ilerlediğini ifaden eden Miş, şöyle devam etti: Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, iklim diplomasisinde de güçlü bir konuma yükselmiştir. 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi’nin dünyaya ilanı, İklim Kanunu'nun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabulü bu iradenin somut yansımalarıdır. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, ulusal sınırları aşarak küresel bir farkındalık hareketine dönüşmüştür. Bu girişim, çevre politikalarının ötesine geçerek ahlaki ve insani bir sorumluluk çağrısı niteliği kazanmıştır.

SETA’DAN 'TÜRKİYE İKLİM ATLASI' VE 'COP31 SİMÜLASYONU' ÇALIŞMASI

SETA Dış Politika Araştırmaları Direktörü Murat Yeşiltaş ise konuşmasında SETA’nın “İklim Değişikliği ve Çevre Programı”nın içeriğini anlattı: Programımızın iki öncü faaliyetini özellikle vurgulamak istiyorum. Birincisi, 'Türkiye İklim Atlası'. Bu kapsamda Türkiye genelinde kapsamlı saha çalışmaları gerçekleştireceğiz. Bilimsel iklim verilerinin yanına; toplumsal algı, beklenti ve öncelikleri ekleyerek Türkiye'nin farklı bölgelerindeki risk haritalarını, toplumsal farklılık ve farkındalık düzeylerini ve politika beklentilerini ortaya koyan bütüncül bir referans kaynağı oluşturmayı hedefliyoruz. İkincisi, 'COP31 Simülasyonu'. COP31'in Antalya'da gerçekleşecek olması Türkiye için büyük bir fırsat penceresi sunmaktadır. Biz de bu süreçte özellikle gençlere yönelik interaktif COP simülasyonları düzenleyeceğiz. Üniversite öğrencileri, genç profesyoneller ve karar destek mekanizmalarında görev alan genç bürokratlar; farklı ülke delegasyonlarını temsil ederek gerçek müzakere süreçlerini deneyimleyeceklerdir.

Linke tıklayınız;

Linke tıklayınız;

Hızlı Erişim
Hızlı Linkler
Uygulamalar

Haberler

“TÜRKİYE’NİN KÜRESEL ÖZE DÖNÜŞ ÇAĞRISI İNSANIN DOĞAYLA YENİDEN HELALLEŞMESİDİR”

“TÜRKİYE’NİN KÜRESEL ÖZE DÖNÜŞ ÇAĞRISI İNSANIN DOĞAYLA YENİDEN HELALLEŞMESİDİR”

14.04.2026

Haber Oku

ŞEHİT BABASINDAN BAKAN KURUM’A ANLAMLI TEŞEKKÜR

ŞEHİT BABASINDAN BAKAN KURUM’A ANLAMLI TEŞEKKÜR

12.04.2026

Haber Oku

BAKAN KURUM’DAN ÇORUM ESNAFINA ZİYARET

BAKAN KURUM’DAN ÇORUM ESNAFINA ZİYARET

11.04.2026

Haber Oku

ÇORUM’DA 'EV SAHİBİ TÜRKİYE' KURALARI ÇEKİLDİ

ÇORUM’DA 'EV SAHİBİ TÜRKİYE' KURALARI ÇEKİLDİ

10.04.2026

Haber Oku

ZEYTİNBURNU’NDA ÖRNEK KENTSEL DÖNÜŞÜM

ZEYTİNBURNU’NDA ÖRNEK KENTSEL DÖNÜŞÜM

09.04.2026

Haber Oku

SAZLIBOSNA’DAKİ 'İLK EVİM'  SOSYAL KONUTLARI HIZLA TAMAMLANIYOR

SAZLIBOSNA’DAKİ 'İLK EVİM' SOSYAL KONUTLARI HIZLA TAMAMLANIYOR

07.04.2026

Haber Oku