T.C. ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

Kurumsal Web Sitesi

SIKÇA SORULAN SORULAR

Kategoriler

  • İHALE İŞLERİ

  • İhale Dökümanı Almazsak Ne Olur?

    İhaleye katılmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin ihale dökümanı alması zorunlu değildir. Ancak ihaleye katılım için bir ücret belirlenmişse o ücreti yatırmak zorundadırlar. İhale dökümanı ihale şartları ve kuralları ile ilgili bilgi verdiğinden, ihaleye teklif sunan tüm isteklilerin döküman alsada almasada ihale şartlarını okuyup kabul ettiği varsayılır.

  • İhale Sonucunu Nasıl Öğrenebiliriz?

    İhale sonucu, ihaleye katılan isteklilere "Kesinleşen İhale Kararı" formu ile bildirilir. Şifahi bilgi ancak söz konusu formun isteklilere gönderildiği tarihten itibaren verilebilir.

  • Firma Temsilcisinin İhaleye Katılması Zorunlu mudur?

    İhale oturumlarına firma temsilcilerinin katılması zorunlu değildir.

  • Geçici Teminat Mektubunu Nasıl Alabiliriz?

     Firma yetkilisi yada firma yetkilisi tarafından görevlendirilen kişilere elden verilmektedir.

  • Geçici Teminat Mektubunu Ne Zaman Alabiliriz?

    İhale komisyon kararı sonucunda 1. ve 2. olarak belirlenen firmaların geçici teminatları sözleşme imzalandığında, diğer isteklilerin teminatları ise komisyon kararı sonrası verilmektedir.

  • İklim Değişikliği

  • İklim Değişikliği

     

    1. Ülkemizin Ozon Tabakasının Korunmasına İlişkin ulusal ve uluslararası koordinasyon görevini hangi kurum yürütmektedir?

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

    2. Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme hangisidir? Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi

    3. Türkiye, Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Uluslararası Sözleşmeyi hangi yılda imzalamıştır? 1991 yılında imzalamıştır.

    4. Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Uluslararası uygulama aracı olan Protokol hangisidir? Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Montreal Protokolü

    5. Türkiye, Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Uluslararası Sözleşmeyi hangi yılda imzalamıştır?

    1991 yılında imzalamıştır.

    6. Ozon Tabakasını İncelten Maddeler hangi sektörlerde kullanılmaktadır? Soğutma ,yalıtım ve yangın (Halon gazı) sektörlerinde kullanılan Ozon Tabakasını İncelten Maddeler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ilgili mevzuat ile kontrol altına alınmakta ve sonlandırılmaktadır. Tarım sektöründe kullanılan metil bromür ile ilgili kontroller ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmektedir.

    7. Ozon Tabakasını İncelten Maddeler nerelerde kullanılmaktadır? Ozon Tabakasını İncelten Maddelerden Hidrokloroflorokarbon grubu gazlar buzdolapları, klimalar ve bazı köpük ürünlerinde; Halonlar Bakanlığın belirlediği zorunlu kullanım alanı sayılan yangın söndürücülerde; Metil bromürün toprakta kullanımı yasaklanmış olmakla birlikte tarımsal ürünlerin karantina amacıyla ithalat ve ihracatında ve taşıma araçlarının steril edilmesi işlemlerinde kullanılır.

    8. Ozon Tabakasını İncelten Maddelere (OTİM) İlişkin mevzuat nedir?

    Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin Azaltılmasına İlişkin Yönetmelik ve Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin İthalatı ve Kullanımı Genelgesi, Halon Genelgesi

    9. Montreal Protokolünün uygulamasında Türkiye’nin durumu nedir?

    Ülkemiz Montreal Protokolü'nün uygulanmasında yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin ithalatını ve kullanımını hızlı bir takvim çerçevesinde azaltarak başarılı ülkeler arasında yer almaktadır.

    Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.

    10. Ozon tabakasını incelten maddelerin azaltılmasına yönelik çalışmalar nelerdir?

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin ithalatı ve kullanımının azaltılmasına yönelik çalışmalarına devam etmektedir. Türkiye'de üretimi yasak olan Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin ithalatına yönelik sıkı kota önlemleri uygulanmaktadır. 2009 yılında başlayan kota uygulamasının ardından bu maddelerin ithalatına izin verilen miktar 15 bin ton iken, 2014 yılında 2 bin 300 tona düşürülmüş 2015 yılında ise sadece 500 ton olarak ithalatına izin verilmiştir.

    11. Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin alternatifi olarak kullanılan maddeler hangileridir?

    Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin alternatifi olarak ülkemizde yaygın olarak florlu sera gazları kullanılmaktadır.

    12. Türkiye Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ne zaman taraf olmuştur? 24 Mayıs 2004

    13. Türkiye Kyoto Protokolüne ne zaman taraf olmuştur? 26 Ağustos 2009 Tarihinde taraf olmuştur ve I. Ve II. Taahhüt döneminde herhangi bir sera gazı azaltım yükümlülüğü bulunmamaktadır.

    14. Kyoto Protokolü Ek-A’da listelenen sera gazları nelerdir? Karbondioksit-CO2, metan-CH4, diazot monoksit-N2O, hidroflorokarbonlar-HFCs, perflorokarbonlar- PFCs, kükürt heksaflorid-SF6, Nitrojen Triflorit (NF3)

    15. Türkiye’nin iklim değişikliği kapsamındaki ulusal vizyonu nedir? Türkiye’nin iklim değişikliği kapsamındaki ulusal vizyonu iklim değişikliği politikalarını kalkınma politikalarıyla entegre etmiş; enerji verimliliğini yaygınlaştırmış; temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmış; iklim değişikliğiyle mücadeleye özel şartları çerçevesinde aktif katılım sağlayan ve yüksek yaşam kalitesiyle refahı tüm vatandaşlarına düşük karbon yoğunluğu ile sunabilen bir ülke olmaktır.

    16. İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu (İDHYKK) hangi kurumların temsilcilerinden oluşturulmuştur?

    İklim değişikliği Ulusal Odak Noktası olan Bakanlığımız, iklim değişikliği ile ilgili tüm konular için ulusal koordinasyon görevini yürütmektedir. Bununla birlikte, Türkiye BMİDÇS’ye taraf olmadan önce kurumsal yapılanmaya gidilmiş ve 2001/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi’yle İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu (İDKK) oluşturulmuştur. İDKK, 2013 yılında yeniden yapılandırılarak İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu (İDHYKK) adını almıştır. İDHYKK üyeleri aşağıda yer almaktadır.

    1. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Koordinatör) Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.

    2. Avrupa Birliği Bakanlığı

    3. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

    4. Dışişleri Bakanlığı

    5. Ekonomi Bakanlığı

    6. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

    7. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

    8. İçişleri Bakanlığı

    9. Kalkınma Bakanlığı

    10. Maliye Bakanlığı

    11. Milli Eğitim Bakanlığı

    12. Orman ve Su İşleri Bakanlığı

    13. Sağlık Bakanlığı

    14. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı

    15. Hazine Müsteşarlığı

    16. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)

    17. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)

    18. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD)

    19. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)

    20. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)

    17. İklim Değişikliği Eylem Planı (İDEP) hangi amaçla hazırlanmıştır, hangi yılları kapsamaktadır?

    İDEP’in genel amacı, sera gazı emisyonlarını sınırlandırmaya yönelik ulusal koşullara uygun eylemler belirleyerek iklim değişikliği ile mücadele edilmesi, iklim değişikliğinin etkilerinin yönetilerek dayanıklılığın artırılması ve böylece Türkiye’de iklim değişikliği ile mücadele ve uyumun teşvik edilmesidir. Plan 2011-2023 yıllarını kapsamaktadır.

    18. İDEP’te hangi sektörler yer almaktadır?

    Kyoto Protokolü’nün Ek-A listesinde yer alan sektörler ile BMİDÇS’nin İklim Değişikliği Ulusal Bildirim raporlama formatında yer alan sektörler esas alınarak oluşturulan İDEP’te Enerji, Binalar, Ulaştırma, Sanayi, Atık, Tarım, Arazi Kullanımı ve Ormancılık, Sektörler Arası Ortak Konular ve Uyum başlıkları altında hedef ve eylemler bulunmaktadır.

    19. İklim değişikliği ile mücadeleye yönelik ne gibi projeler yürütülmektedir?

    İklim değişikliği ile mücadele odak noktası olarak Bakanlığımız pek çok proje yürütmektedir. Yürütülen projelere ilişkin bilgilere http://www.csb.gov.tr/projeler/iklim/ adresinden ulaşılabilir.

    20. Ülkemizde sanayiden kaynaklı sera gazı emisyonları izlenmekte midir? Evet. Bakanlığımız tarafından hazırlanan 17 Mayıs 2014 tarih ve 29003 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Sera Gazlarının Takibi Hakkında Yönetmelik" uyarınca 2016 yılı itibariyle raporlama yükümlülüğü başlayacaktır.

    21. Sera Gazı Raporlama Uygulaması açık mıdır? "Sera Gazlarının Takibi Hakkında Yönetmelik" kapsamında www.online.cevre.gov.tr altında yer alan sera gazı raporlama uygulaması sera gazı izleme planı sunmak için sürekli açık olacaktır. Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.

    22. Türkiye karbon piyasası mekanizmalarından (emisyon ticareti) faydalanmakta mıdır? Türkiye’nin Kyoto Protokolü kapsamında herhangi bir sera gazı azaltım taahhüdü bulunmadığından Kyoto Protokolü altındaki emisyon ticaretine konu olan esneklik mekanizmalarından faydalanamamaktadır. Türkiye, her ne kadar Kyoto Protokolü’nün esneklik mekanizmalarından yararlanamıyorsa da; bu mekanizmalardan bağımsız olarak işleyen, çevresel ve sosyal sorumluluk ilkesi çerçevesinde kurulmuş Gönüllü Karbon Piyasası’na yönelik projeler 2005 yılından beri geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Şuan Gönüllü piyasalarda işlem gören toplam 308 proje bulunmaktadır ve bunların %42’si hidroelektrik ve %39’u Rüzgar projesidir.

    23. Türkiye’nin sera gazı emisyonlarındaki en büyük pay hangi sektöre aittir? Enerji Sektörü

    24. Türkiye’nin sera gazı envanteri hangi kurum tarafından derlenmektedir? Türkiye İstatistik Kurumu

    25. Karbon ayak izi nedir? Bu konuda bir düzenleme var mıdır? Bir kurum, kişi, etkinlik veya ürün tarafından salınan toplam sera gazı “karbon ayak izi olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle; Karbon Ayak izi birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin (ulaşım, ısınma, elektrik tüketimi, satın alınan ürünler vb…) çevreye verdiği zararın ölçüsüdür. Bu konuda Bakanlığımız düzenlemesi bulunmamaktadır. Tamamen gönüllülük esastır. Kurumsal karbon ayak izini hesaplamak isteyen kuruluş GHG Protocol, PAS 2060 ve ISO 14064 uluslararası standartlarından herhangi birini kullanabilir.

    26. İklim değişikliği ile ülkemizi ve dünyayı bekleyen tehlikeler neler olacak? Ne gibi sorunlar yaşayacağız?

    İklim değişikliği, sosyal ve ekonomik sektörler ile canlı yaşamı ile doğrudan ilişkili su kaynakları, doğal afet, biyolojik çeşitlilik, ekosistem hizmetleri ve halk sağlığı gibi alanları etkilemektedir. Bu çerçevede,

    Yağış rejiminin değişmesi ile su sıkıntısı yaşanması ve/veya sellerin meydana gelmesi,

    Deniz seviyesinin yükselmesi kıyı bölgelerinin özellikle deltaların zarar görmesi,

    Sıcaklık artışı ile çölleşmenin artması,

    Yaz aylarında yağış miktarının azalması, tarımda su tüketiminin giderek artması, yüzey sularının kaybedilmesi,

    Su, toprak gibi doğal kaynaklara dayanan tarımsal yapı ve ürün deseninin etkilenmesi, artan sıcaklıklar nedeniyle bitkisel üretim dönemlerinin değişmesine bağlı olarak gıda güvenliğinin olumsuz etkilenmesi,

    Hassas ekosistemlerin ve türlerin yok olması,

    Orman yangınlarının sıklığı ve kar yağış ve erime dönemlerinin değişimi nedeniyle doğal afetlerin artması,

    Doğaya dayalı tarım ve hayvancılık gibi sektörlerde çalışan kesimlerin geçim kaynaklarının tehdit altına girmesi ve buna bağlı olarak kırsaldan kente göçün artması,

    Suyun sanayide yoğun olarak kullanılması sebebiyle, sanayi sektörü ve dolayısı ile ekonomik kalkınma sürecinin olumsuz etkilenmesi beklenmektedir.

    27. Etkilenebilirlik nedir?

    Bir sistemin, iklim değişkenlikleri ve aşırılıkları da dahil olmak üzere iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine ne dereceye kadar hassas olduğu veya bunlarla baş edebilme kapasitesidir. Etkilenebilirlik, bir sistemin maruz kaldığı iklim Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.

    değişkenliğinin karakterinin, büyüklüğünün ve oranının, sistemin hassasiyetinin ve uyum kapasitesinin bir fonksiyonudur.

    28. İklim değişikliğine uyum nedir?

    İklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmek, fayda sağlamak ve etkileri yönetebilmek için stratejilerin güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve uygulanması sürecidir.

    29. İklim değişikliğine uyum sağlamak neden gereklidir?

    İklim değişikliğine sebep olan emisyonlar azaltılsa ya da sonlandırılsa bile atmosferde kalan sera gazları, iklim olaylarını değiştirmeye devam edecektir. İklim değişikliği bir kalkınma sorunudur. Bu nedenle, ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri ve riskleri en aza indirmek için iklim değişikliğine uyum sağlamak gerekmektedir.

    30. Ulusal Uyum Stratejisi Nedir?

    Uyum etkinliklerinin eşgüdümüne katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan; ülkelere özgü etkilerin saptanması, farklı kurumların ve idari araçların devreye sokulmasının yanı sıra, iş dünyası ve sivil toplum aktörlerinin de geniş katılımıyla ulusal, yerel ve bölgesel düzeyde iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini içeren ve yönlendiren politika belgesidir.

    31. Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı ne zaman yayınlanmıştır ve hangi sektörleri içermektedir?

    2012 yılında yayınlanan İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı su kaynakları yönetimi, tarım sektörü ve gıda güvencesi, afet risk yönetimi, ekosistem hizmetleri, biyolojik çeşitlilik ve ormancılık ve insan sağlığı sektörlerini içermektedir.

    32. Uyum stratejilerinin başarısı nelere bağlıdır?

    İklim değişikliğinin etkilerinin zamanında öngörülmesine, mevcut plan ve stratejilerin iklim değişikliğinin etkilerini de göz önüne alacak şekilde güncellenebilmesine, toplumların kendilerini koruyacak önlemleri ve planları hayata geçirebilmelerine ve toplumun bilinçlenmesine bağlıdır.

     

  • İMAR DÜZENLEME

  • 17/12/2009 tarihinden önce 3194 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenmiş olan idari para cezalarının iptali yönünde herhangi bir yargı kararı bulunmayan ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırılıkları devam
    Konuya ilişkin Danıştay 6 ncı Dairesinin 29/12/2009 tarihli E:2008/6466 ve K:2009/12966 sayılı kararında; 5940 sayılı Kanun ile değiştirilen 3194 sayılı İmar Kanununun “İdari Para Cezaları” başlıklı 42 nci maddesinin bu değişikliğin yürürlüğe girdiği 17/12/2009 tarihinden önceki kaçak yapı suçlarına uygulanamayacağı belirtilmiş, 07/02/2011 tarihli E:2009/6176 K:2011/224 sayılı kararında; yeni yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden (17/12/2009) önceki döneme ilişkin olaylara uygulanma imkanının olmadığı karar altına alınarak hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile saptanmış Yasa maddesi uyarınca verilen para cezasına ilişkin 17/06/2008 günlü 768 sayılı encümen kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararını onamıştır.
    Anılan mahkeme kararları doğrultusunda, 17/12/2009 tarihinden önce 3194 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesi hükümlerine göre uygulanan ancak tahsil edilmeyen para cezalarının, dava konusu olsun ya da olmasın bugün için tahsil edilemeyeceği, dolayısıyla kesilen cezaların (hacizli, taksit yapılmış, bir kısmı ödenip bir kısmı ödenmemiş, tebligatı ve tahsilatı yapılmayan) idarece iptal edilmesi,
    Ancak söz konusu yapılarda hangi tarihte gerçekleştirilmiş olduğuna bakılmaksızın aykırılık devam ediyor ise, aykırılığın devam ettiğinin tespit edildiği tarihe göre Kanunun 32 nci ve 42 nci maddesi uyarınca işlem yapılması gerekir.
     
     
  • 22.05.2014 tarihinden sonra tevhit edilen parseller Yönetmeliğin Geçici 6. maddesinden faydalanabilir mi?

    ·         Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilme hakkı olan iki ayrı parsel için 22/05/2014 tarihinden sonra tevhit başvurusu olması durumunda, tevhitle oluşan yeni parsel Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilir.

    ·         Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilme hakkı olan bir parsel ile 22/05/2014 tarihinden önce tevhit başvurusu bulunan parsellerin tevhidi sonrası oluşan yeni parsel Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilir.

    ·         Geçici 6. maddesi kapsamında değerlendirilme hakkı olmayan bir parsel ile değerlendirme hakkı olan diğer parselin 22.05.2014 tarihinden sonra tevhit edilmesi ile oluşacak yeni parsel bu madde kapsamında değerlendirilmez.

    ·         22/05/2014 tarih öncesi başvuruya göre tevhit edilen bir parselin, 22/05/2014 tarihinden sonra başka bir parsel ile tevhit edilmek istenmesi halinde, oluşacak yeni parsel Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilmez.

  • 28 inci madde uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan SGK ilişiksiz belgesi alınabilir mi?
    28 inci maddenin onuncu fıkrası, ruhsat eki projelere ve mevzuata uygun olarak tamamlandığı belgelenen, fakat yapı müteahhidinin vergi ve sigorta prim borcu olduğundan yapı kullanma izin belgesi alınamayan yapıların sahiplerinin mağdur olmasını engellemek adına yapılmış istisnai bir düzenlemedir. Bu hüküm, yapım işlerine ait vergi ve sigorta prim borcunu ödememiş olan yapı müteahhitleri için sigorta ilişiksizlik belgesi alınabileceğini, yapı müteahhitlerinin yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta prim borçlarını ödemeyebileceğini veya 5510 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmayacağını ifade etmemektedir.
    Ayrıca, 28 inci maddenin onuncu fıkrasındaki istisna dışındaki durumlarda, yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesi işlemlerinde 5510 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sigorta ilişiksiz belgesi alınmadan yapı kullanma izin belgesi düzenlenemez.
     
     
  • 5393 sayılı Belediye Kanununun 80 inci maddesi ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 40 ıncı maddesi uyarınca, mevcut imar planında akaryakıt istasyonu olarak belirlenmiş tesislere plan değişikliği yapılmadan LPG satışına izin v
    5393 sayılı Belediye Kanununun 80 inci maddesinde; “Belediye sınırları ve mücavir alanları içinde, kara yolu ile yolcu taşıma hakkına sahip gerçek ve tüzel kişilerin şehirlerarası otobüs terminali kurmalarına ve işletmeleri ile her türlü akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) istasyonlarına nazım imar ve uygulama imar plânına uygun olmak kaydıyla belediye tarafından izin verilebilir. Akaryakıt istasyonlarına izin verilmesi için nazım imar plânında akaryakıt istasyonu olarak gösterilmesi şarttır. Bu istasyonlara çalışma ruhsatı büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi tarafından verilir.” denilmektedir.
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; “İmar planlarında akaryakıt istasyonu olarak belirlenen alanlarda istasyonlar arası mesafe ve diğer kriterlerle ilgili mevzuata uyulması şartıyla; akaryakıt ve servis istasyonları, CNG otogaz istasyonları, LPG otogaz istasyonları, hidrojen üretim ve dolum istasyonları yapılabilir.” hükmü yer almaktadır.
    Dolayısıyla, söz konusu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, uygulama imar planında “akaryakıt istasyonu” olarak belirlenmiş bir parselde imar planı değişikliği yapılmasına gerek olmaksızın “LPG otogaz istasyonu” yapılabilir.
     
     
     
     
     
     
     
  • İlgili idarelerce oluşturulacak estetik komisyonlarının kurulum şartları nelerdir?
              Ruhsat veren ilgili idare bünyesinde kurulan mimari estetik komisyonu, yapıların veya onaylı mimari projelerin özgün fikir ifade edip etmediğine karar vermeye yetkilidir. Komisyon beş uzmandan teşkil eder, salt çoğunlukla toplanır, kararlar oy çokluğu ile alınır. Komisyonun gündemi ilgili idarece belirlenir. Komisyon başkanı ilgili idare tarafından atanmakta olup, mimari estetik komisyonlarının ruhsat düzenleyecek her idarenin kendi bünyesinde oluşturulması ve Mimari Estetik Komisyon üyelerinin, mimar ile gerektiğinde Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu sanat tarihçilerinden oluşması gerekmektedir.
     
  • İmar planında ticaret kullanımına ayrılan bir alanda özel sağlık ve eğitim tesisi yapılabilmesi için plan değişikliği yapılması gerekli midir?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinin (b) bendi uyarınca, ticaret alanında özel eğitim veya özel sağlık tesisi yapılabilmesi için uygulama imar planında bu amaçla değişiklik yapılarak ticaret kullanımından çıkarılması gerekir.
  • Çatı katında kaskad sistem ısı merkezi ve açık havuz yapılabilir mi?
    Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanununun 2 nci maddesi uyarınca, herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinde; “İlgili İdare, meclis kararı alarak uygun gördüğü yerlerde yapıların estetiği, rengi, çatı ve cephe kaplaması ile ilgili kurallar getirmeye, yapıların inşasında yöresel malzeme kullanılmasına ve yöresel mimarinin dikkate alınmasına ilişkin zorunluluk getirmeye yetkilidir.” denilmektedir.
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 35 inci maddesinde çatılara ilişkin hükümler yer almaktadır.
    Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 61 inci maddesinin 1 inci fıkrasında ise; çatılarda kolay alevlenici, parlayıcı ve patlayıcı madde bulundurulamayacağı ifade edilmektedir.
    Dolayısıyla belirtilen hükümler göz önünde bulundurulduğunda; çatılarda doğalgaz ile çalışan kaskad ısıtma sistemi yer alan tesisat odası yapılmayacağına dair yürürlükteki uygulama imar planında bir hüküm bulunmuyor veya ilgili idarece bu doğrultuda bir karar alınmamış ise çatı arasında/çatı katında tesis edilebileceği, ancak teras çatıda tertiplenecek ise, en fazla 3m. yüksekliğinde olmak ve bina ön cephesine 3m.’den fazla yaklaşmamak, “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe” göre yapı yüksekliğine dahil edilmek ve buna göre yangın tedbirlerini sağlamak kaydı ile; yakıt depolanmayan, tavanı ve tabanı betonarme ve duvarları tuğla vb. yapı malzemesinden yapılan, yangına en az 120 dakika dayanıklı bölmeler ile ayrılan, girişinde yangın güvenlik holü oluşturulan, doğalgaz tesisat ve projesi malzeme seçimi ve montajı ilgili standartlara ve gaz dağıtım kuruluşlarının teknik şartnamelerine uygun olan, yangın ve havalandırma gibi gerekli tedbirler alınan doğalgaz ile çalışan kaskad ısıtma sistemi yer alan tesisat odası yapılabilir.
    Ayrıca uygulama imar planında yer alan veya ilgili idarece karar altına alınan aksine bir hüküm yoksa yapıda teknik gereklere (yapı statiği, su yalıtımı vb.) göre tedbir alınması, uygulamada standartlara uygunluğun sağlanması söz konusu yapı bir konaklama tesisi ise en fazla 1.50 m derinliğinde olması, parapet kotunu aşmaması ve bina cephelerine en az 3.00 m mesafede tertiplenmesi kaydı ile Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 35 inci maddesinde belirtilen koşullarda çatıda açık havuz tesis edilmesi mümkündür.
     
     
  • Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerince yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve iş yeri açma çalışma ruhsatı düzenlenmesi durumunda harç veya hizmet bedeli alınır mı?
    İlgili idaresi tarafından verilen görüşler neticesinde ruhsat talebinin, imar planına ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırılığı bulunmadığının Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce anlaşılması halinde, 09/01/2012 tarihli ve 327/67 sayılı Bakanlığımız Genel Yazısında ifade edilen ve Bakanlığımız internet sayfasında yayımlanan Döner Sermaye İşletmesi Birim Fiyat listesinde belirlenen ve her yıl güncellenen oranlar üzerinden hesaplanan (bina inşaat, proje ve tasdik, zemin açma izni ve toprak hafriyat, yapı kullanma, işyeri açma) hizmet bedellerinin Bakanlığımız Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü hesabına yatırılmasını takiben talep edilen belgeler düzenlenebilir.
     
     
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleme görevi var mıdır? Var ise işlemler nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirilmektedir?
    Yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleme görevleri öncelikle ilgili idarelere (Belediye yada özel idare) aittir. Ancak; 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında KHK’nın 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (ç) ve (h) bendinde ilgili İdaresince iki ay içerisinde yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve iş yeri açma çalışma ruhsatı düzenlenmemesi durumunda, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve iş yeri açma çalışma ruhsatının re ’sen Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilebileceği hükmü bulunmaktadır. 12.09.2011 tarih ve 6404 sayılı 2011/4 nolu Genelge ile açıklık getirildiği üzere bu kapsamdaki başvurular belgeleriyle birlikte yapının bulunduğu ildeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılabilir. Bu durumda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce, ilgili idareden yapı ruhsatı,  yapı kullanma izin belgesi veya iş yeri açma çalışma ruhsatı verilmeme gerekçesinin en geç on beş gün içinde İl Müdürlüğüne bildirilmesi istenir. İlgili idarenin gerekçesi de dikkate alınarak İl Müdürlüğünce talep edilen belge düzenlenebilir.
     
  • Aynı parsel üzerinde birbirine bitişik olarak bulunan, girişleri ve merdiven kovaları ayrı olan, dilatasyon derzi ile ayrılan binalar ayrı yapı olarak değerlendirilip sığınak hesabı ayrı yapılabilir mi?
    Sığınak Yönetmeliğinin 7. maddesi uyarınca, bir imar parselinde birden fazla bina bulunması durumunda sığınak hesabının her yapı için ayrı ayrı yapılması gerekmektedir. Parselde yer alan yapıların ayrı yapı niteliğinde olup olmadığı ise imar planı kararları ve mimari projenin incelenmesi ile mümkündür.
    Aynı parsel üzerinde birbirine bitişik yapılan birden fazla yapının ayrı yapı olarak değerlendirilmesi için, söz konusu yapıların fonksiyon ve mekan bakımından birbirinden bağımsız olması ve ruhsatının aynı ruhsat numarası ile ayrı ayrı düzenlenmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla; yapıların birbirlerinden dilatasyonla ayrılmış olması, bina girişlerinin ayrı yapılması, taşıyıcı sistemin ve çatı örtüsünün ayrı çözülmüş olması yapıların ayrı yapı olarak değerlendirilmesi için yeterli koşul olmayıp, bununla birlikte her yapıya aynı ruhsat numarası ile ayrı ayrı ruhsat düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı parselde birbirine bitişik yapılan yapıların bu şartları sağlaması halinde ayrı yapı olarak değerlendirilip sığınak hesabının ayrı yapılması mümkündür.
     
     
  • Belediye ve mücavir alanlar dışındaki köylerde entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık tesislerinin yapım koşulları nelerdir?

     

    İmar Kanunu’nun 27 nci maddesine göre, belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile benzeri yapılar, etüt ve projelerinin valilikçe incelenmesi, muhtarlıktan yazılı izin alınması ve fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması, etüt ve projelerin sorumluluğunun müellifi olan mimar ve mühendislerce üstlenilmesi kaydı ile yapı ruhsatı aranmadan inşa edilebilir.
    24/06/2014 tarih ve 8184 sayılı Genelgemizde yer alan hükümlere göre; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'ne tabi olmayanlar ile İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik eki Birinci Sınıf Gayrisıhhi Müessese Listesinde yer almayanlar için çevre kirliliğine yol açmayacak şekilde gerekli tedbirlerin alınması ve hayvansal atıkların fermante oluncaya kadar depolanacağı gübreliklerin yapılması şartıyla bu yapılar için imar planı ve yapı ruhsatı aranmaz. Ayrıca, içmesuyu havzalarında kalan tesislerin ilgili mevzuat hükümlerine uyması zorunludur.
    Ancak, onaylı köy yerleşik alan sınırları dışında kalan ve entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinin yapılaşma koşullarına uygun ve yapı ruhsatı alınarak inşa edilmelidir.
    Onaylı üst ölçekli ÇDP sınırlarında kalan ve entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık amaçlı bir tesisin çevre düzeni planı ve plan notlarına uyulmak şartıyla ve ruhsatlı inşa edilmesi gerekir.
     
     
  • Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe göre yapı yüksekliği 21.50 m’ nin altında olan konut binalarında normal merdiven, kaçış merdiveni (yangın merdiveni) olarak kullanılabilir mi?
    Yapı yüksekliği 21.50m.’nin altındaki konutlarda, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğinin Ek/5B tablosunda belirtilen kaçış mesafelerine uygun olmak koşuluyla binanın sadece konut bölümüne hizmet veren korunumsuz normal merdiven, kaçış merdiveni (yangın merdiveni) olarak kabul edilebilir ve ikinci çıkış aranmaz.
     
  • Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik kapsamında bir binanın dengelenmiş merdiveni “kaçış merdiveni” olarak kullanılabilir mi?
    Bina yüksekliğinin 15.50 m.’nin altında olması durumunda dengelenmiş merdiven, kaçış merdiveni olarak kabul edilir.
     
     
  • Bir yapıda kat mülkiyetine geçilebilmesi için gerekli şartlar nelerdir?
    Bir yapıda kat mülkiyeti kurulabilmesi için 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 12. maddesinin (a) bendi uyarınca proje müellifi mimar tarafından yapılan ve ana gayrimenkulün maliki veya bütün paydaşları tarafından imzalanan, yetkili kamu kurum ve kuruluşlarınca onaylanan mimarî proje ile yapı kullanma izin belgesi ve (b) bendi uyarınca yönetim plânı ile yapı maliklerinin (maliklerden en az biri) tapu idaresinde istemde bulunulması gerekmektedir.
  • Geçici 4. Madde kapsamında parsel dışına çıkma yapılabilir mi?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin; 2 nci maddesinde; bu Yönetmeliğin genel hükümler, tanımlar ve ruhsata ilişkin hükümlerinin, planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilemeyeceği belirtilmiştir.
           16 ncı maddesinin (tanımlar bölümü) birinci fıkrasının (50) no.’lu bendinde; çıkma, “binalarda döşemelerin uzantısı olarak yapılan, parsel sınırları dışına taşmayan, en az bir ucu serbest, mesnetli olan açık veya kapalı olan derinliği uygulama imar planı veya yönetmelikle belirlenen yapı elemanları” olarak tanımlanmıştır.
           Dolayısıyla, Yönetmeliğin Geçici 4 üncü maddesi gerekçe gösterilerek, meri Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğine göre parsel dışına taşan açık veya kapalı çıkma yapılmasının mümkün olmadığı, bu yönde bir plan notu oluşturulmaması, oluşturulmuş olsa dahi bu plan notuna göre uygulama yapılamayacağı değerlendirilmektedir.
     
     
     
  • Hangi durumlarda SGK ilişiksizlik belgesi aranmadan yapı kullanma izni düzenlenebilir?

     

     
     
    3194 sayılı İmar Kanununun 28 inci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “Fenni mesullerce denetime ilişkin mimarlık ve mühendislik raporları hazırlanan, yapı sahibi, fenni mesuller ve ilgili idare elemanlarının birlikte düzenlediği tespit tutanağı ile tamamlandığı belirlenen, ancak, yapı müteahhidinin yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta primi borçlarının ve diğer sorumluluklarının gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle yapı kullanma izin belgesi verilmesi işlemleri tamamlanamayan yapılar için, yapının müteahhidi olmayan yapı sahibinin talebi üzerine, ilgili idarece durum tespit edilerek yapı kullanma izin belgesi verilir. Bu belgenin bir örneği, ilgili kurumlara ve ilgililerin kayıtlarına işlenmek ve değerlendirilmek üzere ilgili meslek odalarına ve Bakanlığa gönderilir.” hükmü gereği,
    ·        yapı sahibi aynı zamanda yapının müteahhidi değilse,
    ·        yapı müteahhidinin, yapı kullanma izin belgesi istendiği zamanda, yapıda hissesi bulunmuyorsa,
    ·        yapı sahiplerinin müracaat etmeleri halinde
    yapı müteahhidinin, yapım işlerine ait vergi ve sigorta prim bedellerini ödemiş olması koşulu aranmamaktadır.
     
     
     
  • Kısmi kullanma izni düzenlenmesi sonrasında yapının tamamına yapı kullanma izni düzenlenmesi gerekli midir?
    Yapı kullanma izninin kısmi olarak düzenlenebileceği, İmar Kanunu hükmüdür. Yapının tamamı veya tamamlanan kısımları için yapı kullanma izni düzenlenmesi sırasında, sadece bağımsız bölüme yapı kullanma izni düzenlenmesi söz konusu olmayıp, kullanıma hazır hale gelmiş bağımsız bölümlerle birlikte ortak kullanım alanlarının da kullanıma hazır hale gelmesi gerekmektedir. Daha önce kısmi kullanma izni düzenlenmiş olması, yapının tamamının bitmesi sonrasında düzenlenmesi gereken ve yapının tamamının kullanılmasında sakınca bulunmadığını belirleyen yapı kullanma izninin ayrıca düzenlenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Ancak daha önce kısmi yapı kullanma izni düzenlenen yapı bölümleri için tekrar harç alınmaz.
    Yapının tamamı veya bir bölümünün ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilmesi halinde, bu kısımlar mevzuata uygun hale getirilmeden, uygun olan kısımları için de kullanma izni düzenlenemez.
     
     
  • Köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda 1975 yılından önce yapılmış yapılar, bugün için 2981 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilir mi?

     

    2981 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesinin (b) bendi uyarınca; 6785 sayılı İmar Kanununun ek 8 inci maddesi kapsamına giren alanlarda 10 Ocak 1975 tarihinden önce yapılmış yapılar, imar mevzuatına uygun inşa edilerek kullanma izni almış yapı olarak kabul edilmektedir.
    2981 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesinin (a) ve (b) bentleri kapsamındaki yapıların sahipleri, tarih tespiti bakımından tapu veya tapu kayıt örneği, vergi makbuzu, elektrik ve su depozitoları veya makbuzları, seçmen kütükleri kayıtları, nüfus sayımı kayıtları, muhtarlıklardaki kayıtları gibi belgelerden resmi kurum ve kuruluşlarca verilen, bir yapının varlığını belirleyecek nitelikteki belgelerden mevcut olanlarını yetkililere ibraz etmek zorundadırlar.

    Sahiplerinin 2981/3290/3366 sayılı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 nci maddesinde belirtilen belgeleri ibraz etmeleri halinde, bu yapıların Geçici 2 nci maddenin (a) ve (b) bendi kapsamında yapı kullanma izin belgesi almış yapılar olarak değerlendirilmeleri mümkündür.

  • Kat holleri, 01/06/2013 Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğine göre emsale dahil midir?
    01/06/2013 tarihli Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin 4 üncüfıkrasında sahanlıkların emsale dâhil olmayacağı belirtilmiştir.
    Anılan Yönetmelikte belirtilen sahanlıkların merdiven evi dışında kalan, bağımsız bölümlere ulaşımı sağlayan kat holü ya da asansör kapısının açıldığı alanlar olduğu; ancak 01/06/2013 tarihli Yönetmeliğe göre kat holünün merdiven kolu genişliğindeki kısmının (Yönetmeliğin 43. maddesinde belirtilen genişlikler esas alınmak üzere, konut yapılarında 1.20 m. genişliğindeki alanın, diğer yapılarda ise 1.50 m. genişliğindeki alanın) ve asansörlerin önünde de, asansör kapısı genişliğindeki bölümünün (asansör kapısı sürgülü ise 1.20 m., asansör kapısı dışa açılan kapı ise 1.50 m. genişliğindeki kısımlarının) emsal hesabına konu edilmemesi gerektiği; projesinde adlandırıldığı şekliyle sahanlık ya da kat holü ya da kat koridorunun yahut da kattaki sirkülasyon alanının geri kalan kısımlarının ise emsal hesabına dahil edilmesi gerekmektedir.
     
  • Mevcut teşekküle göre hangi yapılaşma koşulları belirlenebilir?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin Geçici 4 üncü maddesi uyarınca, 1/6/2013 tarihinden önceki mevzuata göre ve mevzuatına uygun olarak kısmen veya tamamen yapılaşması teşekkül etmiş imar adalarında açık ve kapalı çıkmalar ile binaların yola olan uzaklıkları mevcut teşekküle göre belirlenir. Yan bahçe mesafeleri ve açık ve kapalı çıkma ölçüleri parselin sağında ve solunda bulunan mevcut binaların yan bahçe mesafesine ve bu mesafe içinde yapılan açık ve kapalı çıkmalara uygun olarak verilir. Arka bahçe mesafeleri ve bu mesafe içinde yapılacak açık ve kapalı çıkmalar; bitişik nizam yapı adalarında mevcut teşekküle, ayrık nizam yapı adalarında ise bitişiğindeki komşu parsellerin yapılaşmasına uygun olarak belirlenir. Kotlandırma ve arka bahçelerin tesviyesi komşu parsellerdeki uygulamalara göre yapılır. Bu imar adalarında yapı yaklaşma mesafeleri ve açık ve kapalı çıkma ölçülerini imar durumu belgesinde belirlemeye ilgili idaresi yetkilidir.
     
  • Ortak alanlarda yapılabilecek tadilatlar için kat maliklerinin tamamının muvafakatinin alınması gerekli midir?
    Kat Mülkiyeti Kanununun 19. maddesi ortak yerlerde yapılacak inşaat, bakım ve onarıma ilişkin konularda kat maliklerinin beşte dört rızasının alınmasını içeren bir hükümdür. Kanunda ortak alanların kaldırılması ya da yeniden inşa edilmesine ilişkin bir hüküm yer almamakla birlikte, Kanunun 16. maddesi uyarınca kat malikleri ana gayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olduklarından bu alanların kaldırılması, kullanım amacının değiştirilmesi ya da yeniden inşa edilmesi gibi herhangi bir tasarrufta kat maliklerinin tamamının uygun görüşünün alınması gerekmektedir.
     
     
  • Oturduğum binada giriş rampası bulunmamaktadır. Ne yapmalıyım?
     02.09.1999 tarihinden sonra yapı ruhsatı verilen binaların; projesinde bina girişlerinde rampa yapılması zorunludur. Yapı ruhsat eki projesine uygun olarak rampanın yapılmaması halinde, ilgili belediyesince 3194 sayılı İmar Kanunun 32. ve 42. maddelerinin uygulanması zorunluluk olup, bunun için ilgili belediyesine başvurulması gerekmektedir.
    02.09.1999 tarihinden önce yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni almış olan yapılarda ise; binalarda özürlü tarafından rampa yapılması istendiği ve site yönetiminin bu isteği kabul etmediği, ya da özürlünün başvurusundan itibaren üç ay içerisinde toplantı yapılarak konu görüşülmediği durumlarda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 42. maddesi uyarınca “Yapılarda Özürlülerin Kullanımına Yönelik Proje Tadili Komisyonları Teşkili, Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümleri uygulanır. Kanunda ve yönetmelikte açıklanan proje tadilat sürecinin başlaması için;
    •             Kat maliki veya vekilinin, başvuru dilekçesi,
    •             Proje değişikliği istenen yere ilişkin onaylı mimari proje,
    •             Özürlünün talebinin reddedildiğine ilişkin kararın bir örneği,
    •            18/3/1998 tarihli ve 23290 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre alınmış sağlık kurulu raporu ile ilgili belediyesine başvurulması gerekmektedir.
     
     
  • Parsel dışına taşan çıkma yapılabilir mi?
    Yönetmeliğin 2 nci maddesi ile gerek planlarla gerekse de imar yönetmelikleri ile değiştirilemeyecek “Tanımlar” bölümünün 16 ncı maddesindeki “Çıkma” tanımı ile çıkmaların hiçbir koşulda parsel sınırları dışına taşmayacağı hüküm altına alınmış, 36 ncı maddesi ile aynı husus vurgulanmıştır.
     
  • Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği Geçici 6. maddesi kapsamında, 01/06/2013 tarihinden önce yürürlükte olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin tercih edilmesi mümkün müdür?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin Geçici 6. Maddesi kapsamında, ilgili Belediye İmar Yönetmeliğinin bulunmaması halinde, 01/06/2013 tarihinden önce yürürlükte olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ya da Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinden, ancak 01/06/2013 tarihinden önce Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ya da Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinegöre uygulama yapılacağına ilişkin bir meclis kararı alınmış olması kaydıyla tercih yapılabilir.
  • Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin Geçici 6. Madde kapsamındaki uygulama usül ve esasları nelerdir?
              22 Mayıs 2014 tarihinden önce; belirli parsellere yönelik olarak; yıkım ruhsatı başvurusunda bulunulan veya binası yıkılan veya riskli yapı tespiti yaptırılan veya Bakanlıkça lisanslandırılan kuruluşlarca yapı kimlik numarası alınarak riskli yapı tespit işlemlerine başlanılan veya inşaat sözleşmesi yapılan veya proje sözleşmesi yapılan veya inşaat yahut proje yapmak için noter tasdikli taahhütname veya vekâletname alınan veya yeni inşaat yapmak üzere; ifraz, tevhit, yola terk işlemi için başvurulan veya imar durum belgesi, yol kotu tutanağı, aplikasyon krokisi almak üzere başvurulan veya zemin ve temel etüt raporu hazırlanan parsellere ilişkin, madde değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra yapılan yapı ruhsatı müracaatları, 1/1/2016 tarihine kadar sonuçlandırılmak kaydıyla, bu Yönetmelik hükümlerine veya ilgilisinin talebine göre Yönetmeliğin 14/9/2013 tarihli, 8/9/2013 tarihli ve 1/6/2013 tarihli değişiklik hükümlerine veya 1/6/2013 tarihinden önce yürürlükte olan ilgili Büyükşehir/ Belediye İmar Yönetmeliğinden herhangi biriilgilisi tarafından kendisi ile ilgili iş ve işlemlerde uygulanmak üzere tercih edilerek uygulama yapılabilmektedir. Ancak anılan madde hükmünün hiçbir şekilde yapının plânla belirlenen kat adedini ve emsalini artırmak amacıyla uygulanması ve bu amaçla yapı ruhsatı düzenlenmesi mümkün değildir. Ayrıca Geçici 6. Madde kapsamında seçilecek Yönetmelik hükümlerinin tamamına uyulması zorunludur.
  • Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 14/9/2013 tarihli, 8/9/2013 tarihli ve 1/6/2013 tarihli değişiklik hükümleri veya 1/6/2013 tarihinden önce yürürlükte olan ilgili idarelerin mevzuat hükümleri karma olarak kullanılabilir mi?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin Geçici 6 ncı maddesi 22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı şekilde değiştirilmiş olup, 22/05/2014 tarihinden önce yapılan başvuruların ve işlemlerin; Yönetmeliğin 01/06/2013 tarihli, 08/09/2013 tarihli, 14/09/2013 tarihli veya 22/05/2014 tarihli değişiklik hükümlerinden veya 01/06/2013 tarihinden önce yürürlükte olan ilgili idarenin imar yönetmeliğinden herhangi biri tercih edilerek, tercih edilen yönetmeliğin tamamına göre uygulama yapılması gerekmektedir.
     
  • Ruhsat yenileme işlemi nedir?
    3194 sayılı İmar Kanunu’nun 29 uncu maddesi ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 12 nci maddeleri uyarınca;
    Beş yıllık ruhsat süresi içinde tamamlanmayan yapılar için 5 yıllık ruhsat süresi dolmadan ruhsat süresinin uzatılması işlemine ruhsat yenileme işlemi denir. Ruhsat yenilemesi yapılırken, ilk yapı ruhsatının düzenlendiği tarihteki mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır.
  • Sığınak Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle sığınak gerekliliği kalmayan yapı ruhsatı ya da yapı kullanma izin belgesi alınmış yapılarda sığınak alanının kaldırılması mümkün müdür?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesi uyarınca her türlü yeni inşaat, ilave ve tadilat talepleri ruhsata tabi olup, bu amaçla ilgili idarelere yapılacak ruhsat taleplerinde ise ruhsat eki projelerin yürürlükteki kanun, imar planı, yönetmelik, standartlar ve ilgili bütün mevzuat hükümlerine uygun olarak hazırlanması gerekmektedir.
    Bu kapsamda, yapı ruhsatı almış mimari projesinde sığınak yeri ayrılan ve yapımı devam eden ya da yapı kullanma izni almış sığınak tesis edilen ancak Sığınak Yönetmeliğinde yapılan değişikliklerle sonrasında sığınak gerektirmeyen veya daha az sığınak alanı gerektiren yapı kapsamına giren yapılarda, tadilat ruhsatı alınmak kaydıyla, sığınağın iptal edilmesi ya da niteliğinin değiştirilebilmesi mümkündür. Ancak; bu uygulama için 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca kat maliklerinin tamamının uygun görüşünün alınması, yapılan değişikliğin mimari projenin kat irtifak ve kat mülkiyeti tablolarına işlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, sığınaklar yapı emsaline dahil olmadığından, yapılan değişikliğin planla belirlenen, planla belirlenmemişse yönetmelikle tayin olunan emsal alanını aşacak nitelikte olmaması gerekmektedir.
     
     
  • Yangın merdivenleri TAKS’a ve KAKS’a (Emsal) dahil midir?
    Yangın merdivenleri veya müstakil yangın merdiveni olmayan yapılarda yangın merdiveni olarak kullanılan bina merdivenlerinden biri, Yangın Yönetmeliği uyarınca yangın merdiveni yapılma zorunluluğu olmayan 21.50m’nin altındaki yapılarda kaçış yolu olarak kullanılan merdivenlerden bir tanesi TAKS hesabına dahil değildir.
    Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 48. maddesi uyarınca;
    §  Yapı yüksekliği 21.50m’nin altındaki yapılarda aynı zamanda kaçış yolu olarak değerlendirilen bir merdiven,
    §  21.50-30.50m arasındaki yapılarda biri korunumlu diğeri korunumsuz en az 2 merdivenin düzenlenmesi gerektiğinden ikisi,
    § 30.50m’nin üzerindeki yapılarda ikisi de korunumlu 2 merdiven yapılması gerektiğinden ikisi, emsal alanına dahil değildir.
     
     
     
  • Yapı kullanma izin belgesi başvurularında; idareye yangın güvenlik (itfaiye) raporu verilmesi gerekli midir? Yapı kullanma izin aşamasında itfaiye raporu istenmemesi diğer aşamalarda sorumluların yangın güvenliği yönünden yükümlülü
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 64/A madde 6 ncı fıkrası uyarınca yapı kullanma izin başvurularında yetkili idare tarafından başvuru sahibinden itfaiye raporu istenmeyecektir. Ayrıca Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yapılan değişiklikle tahliye projelerine İtfaiye biriminden uygun görüş alınması koşulu kaldırılmıştır. Bu projelerin ruhsat vermeye yetkili idarece onaylanması gerekmektedir. Ancak, iş yeri açma ve çalışma ruhsatına konu edilecek yapılar için Yapı Kullanma izni alınmasını müteakip, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporunun alınması gerekecektir.
    Ayrıca, yapı denetim kuruluşları tarafından iş bitirme tutanağı düzenlenirken yangın algılama, tahliye ve söndürme sisteminin projelerine uygun şekilde yapılmasının denetlenmesi ve bu işlemlerin usulüne uygun yapıldığına dair raporu iş bitirme tutanağına eklenmesi gerekmektedir.
    Ayrıca 28.11.2014 tarihli ve 15048 sayılı Genelgemizde iş yeri açma ve çalışma ruhsatına konu edilecek yapılar için açıklama getirilmiştir.
     
     
     
  • Yapı kullanma izin belgesinde yapı müteahhidi bilgileri aranmalı mıdır?
    01/01/2012 tarihinden itibaren inşa edilmek istenen yapıların müteahhit eliyle yapılması ve yapı ruhsatında da müteahhit bilgilerinin yer alması yasal zorunluluktur. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunda ve “Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları İle Şantiye Şefleri, Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelikte” yapı sahibinin kendi yapısını yapabilmesi ve kendi yapısı için müteahhitlik üstlenebilmesi mümkün kılınmıştır. Bu durumda ise yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinde müteahhit bölümlerinde yapı sahibi bilgilerinin girilmesi gereklidir.
  • Yapı kullanma izin belgesinde yapı müteahhidinin imzasının bulunması zorunlu mudur? Hangi durumlarda aranmayabilir?
    Yapının ruhsat ve eki projelerine uygun olarak yasal süresi içinde tamamlandığı ilgili idare tarafından fenni mesullerle birlikte belgelenmiş ise, yapı kullanma izin belgesi düzenlenmeden önce yapı müteahhidinin vefat etmesi, mahkumiyet v.b nedenlerle kendisine ulaşılamadığı veya vergi ve sigorta prim borcu nedeniyle yapı kullanma izin belgesine imza atmayı reddettiği gibi durumlarda; yapı kullanma izin belgesinde ilgili bölümlere yapı müteahhidinin bilgilerinin kaydedilerek imzası olmadan yapı kullanma izin belgesi düzenlenebilir. Yapı müteahhidinin vefatı veya iflas, mahkumiyet gibi nedenlerle kendisine ulaşılamaması durumunda daha önce ilgili idare tarafından verilmiş iskâna uygunluk raporu ve süresi içinde yapılan yapı kullanma izin belgesi başvurusuna ilişkin belgelerin, yapı müteahhidine ulaşılamayan durumlarda kendisine ulaşılamadığına ilişkin belgeler ve yapı müteahhidi ile yapılan sözleşme ruhsat dosyasında bulunmalıdır.
     
     
  • Yapılı çevrenin özürlüler ve hareket kısıtlılığı bulunana bireylere uygun olarak düzenlenmesi ile ilgili TSE standartları nelerdir?
    -         TS 9111 Özürlüler ve hareket kısıtlılığı bulunan kişiler için binalarda ulaşılabilirlik gerekleri,
    -         TS 12576 Şehir içi yollar - Kaldırım ve yaya geçitlerinde ulaşılabilirlik için yapısal önlemler ve işaretlemelerin tasarım kuralları,
    -         TS 12174 Şehir içi yollar - Yaya yolu ve yaya bölgeleri tasarım kuralları,
    -         TS ISO 23599 Görme özürlü veya az görenler için yardımcı mamuller - Hissedilebilir yürüme yüzeyi işaretleri,
    -         TS 13536 TS ISO 23599’un uygulamasına yönelik tamamlayıcı standart,
    -         TS EN 81-70 Asansörler - Yapım ve montaj için güvenlik kuralları - Yolcu ve yük asansörleri için özel uygulamalar - Bölüm 70: Engelliler dâhil yolcu asansörleri için erişilebilirlik,
    -         TS ISO 9386-1 Hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformları - Emniyet, boyutlar ve işlevsel çalışma ile ilgili kurallar - Bölüm 1: Düşey kaldırma platformları,
    -         TS ISO 9386-2 Hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformları - Emniyet, boyutlar ve işlevsel çalışma ile ilgili kurallar - Bölüm 2: Oturan kullanıcılar, ayakta duran kullanıcılar ve tekerlekli sandalye kullanıcıları için eğik bir düzlemde hareket eden güç tahrikli merdiven tipi asansör,
    -         TS 12460 Şehir İçi Yollar-Raylı taşıma Sistemleri Bölüm 5: Özürlü ve Yaşlılar İçin Tesislerde Tasarım Kuralları,
    -         TS ISO 23600 Görme engelliler ile görme ve işitme engelliler için yardımcı mamuller - Yaya trafik ışıkları için sesli ve hissedilebilir sinyaller
    -          
     
  • Yapılara SGK ilişiksiz belgesi aranmadan “ kısmi kullanma izini belgesi” düzenlenebilir mi?
    İmar Kanununun 28 nci maddesinin onuncu fıkrası, bir bağımsız bölüme ya da bağımsız bölümlerin tamamına ayrı ayrı kısmi kullanma izni düzenleme amacını taşımamakta olup, yapının tamamına yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesi ile ilgili olduğundan, bu fıkra kapsamında yapının bir ya da birkaç ya da bütün bağımsız bölümleri için,  bağımsız bölüm maliklerinin ayrı ayrı başvurusu mümkün değildir. Yapı kullanma izni düzenlenmesi için ancak yapının tamamı için başvuru yapılması gerekmektedir.
    Bu nedenlerle kısmi kullanma izni başvurularına, İmar Kanununun 28 inci maddesinin onuncu fıkrası kapsamında uygulama yapılması mümkün değildir.
     
     
  • Yapılmakta ya da yapılacak bir yapıda kat irtifakı kurulabilmesi için gerekli şartlar nelerdir?
    634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 14 üncü maddesi ile Toplu Yapılarda Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakı Tesisine Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesi uyarınca,  toplu yapı kapsamında olup, henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir imar parseli üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu kütüğüne tescil edilmesi için, o imar parselinin malikinin veya ortak maliklerinin, 6 ncı maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine uygun vaziyet plânını da ihtiva eden mimarî proje, (c) bendindeki yönetim plânı, (ç) bendindeki liste ve yapı ruhsatı ile birlikte tapu idaresine müracaatta bulunmasıgerekir.
     
  • Yapıya esas zemin etüt raporları nasıl ve kimler tarafından hazırlanmalı ve imzalanmalıdır?
    Yapının statik projesine esas olacak zemin etüt raporlarının, Bakanlığımızca belirlenen, Zemin ve Temel Etüdü Raporunun Hazırlanmasına İlişkin Esaslar ile Bina Türü Yapılar İçin Zemin ve Temel Etüdü Raporu Genel Formatına uygun olarak, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, birden fazla ve farklı uzmanlık alanına mensup ilgili mühendislerce (jeoloji mühendisi, jeofizik mühendisi, inşaat mühendisi) birlikte hazırlanarak ayrı ayrı imzalanması gerekmektedir.
     
  • Yeniden ruhsat işlemi nedir?
    3194 sayılı İmar Kanunu’nun 29 uncu maddesi ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 12 nci maddeleri uyarınca;
    İnşasına 2 yıl içinde başlanmayan veya 5 yıllık ruhsat süresi içinde tamamlanmayan ve ruhsat yenilemesi yapılmayan yapıların ruhsatı hükümsüz hale gelir. Bu durumda yapılacak işlem yeniden ruhsat düzenlemesi işlemidir.
    Bu yapılarla ilgili olarak yeniden ruhsat düzenlenmesi talebinde bulunulması durumunda, yapının/yapıların, talep tarihinde yürürlükte olan uygulama imar planı kararlarına ve yapılaşma nizamına uygun olması ve bu yapılarda yangın, deprem, ısı ve su yalıtımı, çevre ve enerji verimliliğine ilişkin olarak ilgili mevzuatın gerektirdiği tedbirlerin alınması zorunludur.
     
     
  • İMAR UYGULAMASI

  • İmar kanununun 18. Maddesine göre belediyelerce yapılan (parselasyon planı) imar uygulamaları sonucunda bu durumdan etkilenen veya hukuksuzluk olduğunu düşünen kişi veya kişilerce Bakanlığımıza müracaat edilerek konunun incelenmesi

    Belediye hudutları dahilinde, 3194 sayılı imar kanu- nunun 18. Maddesinde göre imar uygulamasını resen  yapmaya, yaptırmaya belediyelerin yetkili olduğu hükmü bulunmaktadır.

    Bu hususta istek ve şikayette bulunan kişi veya kişilerin  öncelikle ilgili belediyeye müracaat ederek sorunun çözümlenmesini istemesi, eğer, süresi içinde sonuç alınamıyorsa hukuksal yollara başvurulması esastır.     

    Ayrıca belediyelerin yaptıkları iş ve işlemler ile ilgili inceleme denetleme yetkisi İçişleri Bakanlığındadır.

  • Düzenleme ortaklı payı nedir ve nerelerde kullanılır?

    Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında bedelsiz kesilen paya "düzenleme ortaklık payı" denir.

    Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez (düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz).

    Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile  tamamlanır.

  • ÇEVRE İZİN VE LİSANS

  • İşletmelerin üretim kapasitesi hesabı nasıl yapılmalıdır?

    İşletmelerin ÇİLY kapsamında değerlendirilmesi yapılırken, kapasite raporlarında "Yıllık Üretim Kapasitesi" başlığı altındaki değerler esas alınmaktadır. Ancak, kapasite raporlarının düzenlenmesine ilişkin ilgili mevzuat uyarınca, sürekli çalıştırılma zorunluluğu bulunan çimento fabrikaları, seramik fabrikaları vb. işletmeler dışındaki tüm tesisler için yıllık üretim kapasitesi 8 saat 300 gün üzerinden hesaplanmakta olup, raporda kapasite hesabı 8 saat üzerinden yapılan ancak ilgili kurumdan alınan resmi belge ile vardiyalı olarak çalışan işletmeler için yıllık üretim miktarı hesaplanırken vardiya sayısının da dikkate alınması (kapasite raporundaki 8 saat üzerinden hesaplanan yıllık üretim miktarı ile vardiya sayısının çarpılarak yıllık üretim kapasitesinin belirlenmesi) gerekmektedir

  • İşletmelerin üretim kapasitesi hesabı nasıl yapılmalıdır?

    İşletmelerin ÇİLY kapsamında değerlendirilmesi yapılırken, kapasite raporlarında "Yıllık Üretim Kapasitesi" başlığı altındaki değerler esas alınmaktadır. Ancak, kapasite raporlarının düzenlenmesine ilişkin ilgili mevzuat uyarınca, sürekli çalıştırılma zorunluluğu bulunan çimento fabrikaları, seramik fabrikaları vb. işletmeler dışındaki tüm tesisler için yıllık üretim kapasitesi 8 saat 300 gün üzerinden hesaplanmakta olup, raporda kapasite hesabı 8 saat üzerinden yapılan ancak ilgili kurumdan alınan resmi belge ile vardiyalı olarak çalışan işletmeler için yıllık üretim miktarı hesaplanırken vardiya sayısının da dikkate alınması (kapasite raporundaki 8 saat üzerinden hesaplanan yıllık üretim miktarı ile vardiya sayısının çarpılarak yıllık üretim kapasitesinin belirlenmesi) gerekmektedir

  • Çevre İzin veya Çevre İzin ve Lisans başvurusunun değerlendirilmesi ve belgenin

    İşletmelerin, Geçici Faaliyet Belgesi alınmasından itibaren yüz seksen takvim günü içerisinde EK-3C’de belirtilen bilgi, belge ve raporlar ile birlikte Çevre İzni veya Çevre İzin ve

     

    Lisansına başvuru yapması zorunludur. Başvuru, yetkili merci tarafından altmış takvim günü içerisinde değerlendirilir.

     

    Yapılan değerlendirme sonucunda, başvuruda herhangi bir bilgi, belge, ölçüm, analiz sonuçları veya raporlarda eksiklik bulunması halinde, bu eksiklikler başvuru sahibine bildirilir. Bildirim tarihinden itibaren eksikliklerin doksan takvim günü içinde tamamlanarak yetkili mercie sunulması zorunludur.

     

    Başvuru yetkili merci tarafından yapılan değerlendirme sonucunda bilgi ve belgelerle birlikte ölçüm, analiz sonuçları ve raporların uygun bulunması durumunda Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi düzenlenir.

     

  • Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansına e-başvuru nasıl yapılır?

    Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansı başvurusu, Ek-1 listesinde yer alan işletmeler için çevre danışmanlık firmaları ya da çevre yönetim birimi tarafından, Ek-2 listesinde yer alan işletmeler için çevre danışmanlık firmaları, çevre yönetim birimi veya tesiste istihdam edilen çevre görevlisi tarafından yapılır. Yönetmeliğin Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer alan işletmeler için Geçici Faaliyet Belgesi, Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansı başvurusu, elektronik veya mobil imza ile elektronik ortamda yetkili mercie yapılır. Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-2’sinde yer alan işletmelerin başvurularında, adı geçen yönetmeliğin Ek-3A, Ek-3B ve Ek-3C’de belirtilen bilgi, belge ve raporların sunulması zorunludur.

  • Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansını vermeye yetkili birimler neresidir?

     

     

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği uyarınca verilecek Geçici Faaliyet Belgesi veya çevre izin veya Çevre İzin ve Lisansı; Ek-1 listesinde yer alan işletmeler için Bakanlık, Ek-2 listesinde yer alan işletmeler için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri, tarafından verilir.

     

     

    Birden fazla tesisi olan işletmelerin Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansı işlemleri, işletme adına ve işletmede aynı adreste yer alan tüm tesisler değerlendirilerek yürütülür ve sonuçlandırılır. Bir işletme içinde Ek-1 ve Ek-2 listesine tabi faaliyet veya tesislerin birlikte bulunması halinde söz konusu müracaat Ek-1 kapsamında değerlendirilir.

  • Çevre İznine tabi olmayan işletmeler nasıl bir yol izlemelidir?

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin EK-1 ve EK-2 listelerinde yer aldığı halde alıcı ortama herhangi bir hava emisyonu ve atıksu deşarjı olmayan işletmeler yetkili mercie müracaat etmek zorundadır. Çevre izin muafiyetine ilişkin değerlendirme yetkili merci tarafından yapılır. Kuruldukları yerde bir yıldan az faaliyet gösterecek geçici işletmeler, bulundukları İlin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne çalışma süreleri ile ilgili bildirimde bulunmaları halinde, Çevre İzni kapsamı dışında değerlendirilir.

    EK-1 ve EK-2 listelerinde yer almayan işletmeler ile kuruldukları yerde bir yıldan az faaliyet gösterecek işletmeler ilgili mevzuatta belirlenen esas, hüküm ve sınır değerlere uymak zorundadır.

  • Çevre izin ve/veya lisans belgesi bedeli ne kadardır?

    Geçici Faaliyet Belgesi ile Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansının verilmesi, yenilenmesi ve güncellenmesi için ödenecek bedel ve tarifeler her yıl Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın internet sayfasında yayınlanır. Geçici Faaliyet Belgesi ile Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansının verilmesi için ödenmesi gereken ücretler, yetkili merciin Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüklerine ödenir.

  • Aynı adreste bulunan ancak işletmecisi veya tüzel kişiliği farklı olan işletmelerin Çevre

    Aynı adreste bulunan ancak işletmecisi veya tüzel kişiliği farklı olan işletmeler ayrı ayrı Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi almakla yükümlüdürler.

  • Geçici Faaliyet Belgesi verilmesi süreci nasıldır?

    Geçici Faaliyet Belgesi başvurusu, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği EK-3A ve EK-3B’de belirtilen bilgi, belge ve raporlar ile birlikte yapılır. Başvuru yetkili merci tarafından otuz takvim günü içerisinde değerlendirilir. Söz konusu başvuruda herhangi bir bilgi, belge ve raporun eksik olması halinde, yetkili merci eksiklikleri başvuru sahibine bildirir. Bildirim tarihinden itibaren eksikliklerin altmış takvim günü içinde tamamlanarak yetkili mercie sunulması zorunludur. Eksiklikleri tamamlanan başvuru yetkili merci tarafından yirmi takvim günü içinde değerlendirilir. Başvurunun uygun bulunmaması veya belirtilen süre içerisinde eksikliklerin tamamlanarak yetkili mercie sunulmaması durumunda Geçici Faaliyet Belgesi başvurusu reddedilir. Başvurunun yetkili merci tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, herhangi bir eksikliğin bulunmadığının belirlenmesi halinde, işletmeye bir yıl süreli Geçici Faaliyet Belgesi verilir.

  • Geçici Faaliyet Belgesi, Çevre İzni ve Çevre Lisansı Nedir?

    Geçici Faaliyet Belgesi: Çevre izin ve lisans sürecine tabi olan işletmelerin faaliyette bulunabilmeleri için Çevre İzni ve lisansı öncesi verilen belgedir.

    Çevre İzin Belgesi: Alıcı ortamları korumak amacıyla ilgili mevzuat uyarınca işletmelere verilecek belgedir.

    Çevre İzin ve Lisans Belgesi: Bu Yönetmelik kapsamında verilecek çevre izin ve çevre lisanslarını kapsayan belgedir.

    Çevre İzni: Çevre Kanunu uyarınca alınması gereken; hava emisyonu, çevresel gürültü, atıksu deşarjı ve derin deniz deşarjı konularından en az birini içeren izindir.

    Çevre Lisansı: Tehlikeli Atık, Tehlikesiz Atık, Atık Yağ, Bitkisel Atık Yağ, Atık Pil ve Akümülatör, Ömrünü Tamamlamış Lastik, Ambalaj Atığı Geri Kazanımı, Atık Yakma ve Birlikte Yakma, İleri Termal İşlem Tesisleri (Piroliz, Gazlaştırma), Düzenli Depolama, Atık Ara Depolama, Tıbbi Atık Sterilizasyon, Ambalaj Atığı Toplama ve Ayırma, Gemi Geri Dönüşümü, Atıktan Türetilmiş Yakıt (ATY) Hazırlama, Tanker Temizleme, Hurda Metal/ ÖTA İşleme, ÖTA Geçici Depolama, Atık Elektrikli ve Elektronik Eşya İşleme, Atık Kabul, PCB Arındırma lisans konuları ile ilgili iş ve işlemlere ilişkin teknik yeterliliktir.

  • Hangi işletmeler Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansına tabidir?

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında Çevre İznine veya Çevre İzin ve Lisansına tabi işletmeler, çevresel etkilerine göre yönetmeliğin Ek-1 ve Ek-2 listelerinde sınıflandırılmıştır. Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer alan işletmeler, faaliyette bulunabilmeleri için, öncelikle Geçici Faaliyet Belgesi almak zorundadır.

    Geçici Faaliyet Belgesi alan işletmeler belge tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi almak zorundadır.

  • Kapasite Raporu düzenlenemeyen işletmeler Geçici Faaliyet Belgesi başvurusunda

    Kapasite Raporundan muafiyet söz konusu ise yetkili makamdan alınmış belgenin ya da Kapasite Raporu düzenlenemeyen, faaliyetler için odalarca düzenlenen Ekspertiz Raporunun sisteme yüklenmesi gerekmektedi

  • Mülga Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik kapsamında Çevre İzni bulunan ancak Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ile Ek kapsamı değişen (Ek-1 listesinde tabi iken Ek-2 olan veya tam tersi durumda olan işl

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin Geçici 1. Maddesi 2. Fıkrasında da belirtildiği üzere Yönetmeliğin 11’inci maddesinde belirtilen yenileme durumları haricinde, bu Yönetmeliğin 20’nci maddesi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlenen “Geçici Faaliyet Belgesi”, “Çevre İzin veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi” süreleri sonuna kadar geçerlidir

     

    Çevre Görevlilerinin mülga “Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik” Ek-1 ve Ek-2 Listeleri kapsamında hizmet verdikleri faaliyet/işletmelerin “Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği” Ek kapsamlarındaki değişikliklerinin (Ek-1 Listesinden Ek-2 Listesine geçişler veya tam tersi durumlar) e-izin yazılım programında güncellenebilmesi için işletmenin/faaliyetin bulunduğu yerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine müracaat edilerek, İl Müdürlüğünden alınacak işletmenin/faaliyetin “Ek Kapsam Belirleme Yazısı” (mevcut ek listesi ve maddesi ile yeni ek listesi ve ilgili maddesinin yazdırılması) ile birlikte ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne başvuru yapılması gerekmektedir.

     

  • ÇEVRE DÜZENİ PLANI

  • 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını hazırlama ve onaylanma yetkisi hangi kuruma aittir?

     644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7.maddesinin 3.fıkrası uyarınca Büyükşehir belediyeleri sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını büyükşehir belediyeleri, büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Ancak ulusal ve bölgesel nitelikteki fiziki planları Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Dolayısı ile büyükşehir belediyelerince hazırlanacak ve onaylanacak çevre düzeni planlarının Bakanlığımızca hazırlanıp onaylanan bölgesel nitelikteki çevre düzeni planı kararlarına uygun olması gerekmektedir.

  • 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede tanımlanan görev ve yetkiler çerçevesinde her tür ve ölçekte çevre düzeni planları Bakanlığımızca yapılmakta olup, çevre düzeni planlarına ilişkin iş ve işlemlerde uygulanacak usul ve esaslar

    Çevre Düzeni Planlarında uyulacak esaslar, revizyon, ilave ve değişikliklerin hangi esaslar kapsamında yapılacağı, planların hazırlanması, hazırlatılması ve incelenmesine ilişkin idari ve teknik usullerin nasıl olacağı, planların onaylanması, yürürlüğe girmesi, ilanı, dağıtımı, uygulamaların izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin esaslar 14.06.2014 gün ve 29030 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği” hükümleri uyarınca yürütülmektedir.

  • Çevre düzeni planı hangi belgelerden oluşur?

    Bir çevre düzeni planı Plan Paftaları, Plan Uygulama Hükümleri ve Plan Açıklama Raporu’ndan oluşan bir bütündür ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

  • Çevre Düzeni Planı kararları kimleri ilgilendirir?

    Çevre düzeni planı kararları tüm merkezi kurum ve kuruluşlar ile yerel yönetimler de dahil olmak üzere kamu ve özel tüm kesimler için bağlayıcıdır.

  • Çevre Düzeni Planı ne zaman yürürlüğe girer?

     Çevre düzeni planları ilgili karar mercilerince onaylandığı tarihte yürürlüğe girer. Ancak çevre düzeni planlarının kesinleşmeyen kısımlarında imar planları onaylanamaz.

  • Çevre Düzeni Planı’nın planlama kademelenmesindeki yeri nedir?

    Kalkınma Planı

    Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi - Ülke Mekânsal Strateji Planı
    Bölge Planları - Bölge Mekânsal Strateji Planı
    Çevre Düzeni Planı
    Nazım İmar Planı
    Uygulama İmar Planı
     
  • Çevre Düzeni Planına itiraz ne zaman yapılır? İtirazların değerlendirilme süreci nasıl işler?

     İlgili idarelerce onaylanan çevre düzeni planlarına itirazlar, otuz günlük ilan süresi içinde ilgili idareye yapılır ve itirazlar idarece değerlendirilir. İdarenin karar merciince itirazların reddedilmesi halinde, planlar başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın red kararı tarihinde kesinleşir. İtiraz olmaması halinde planlar askı süresinin sonunda kesinleşir. İtirazların değerlendirilmesi sonucunda çevre düzeni planında yapılması gerekli / uygun görülen düzenlemeler yapılarak değişiklik yapılan kısımları için yeniden ilan süreci işletilir.

  • Çevre düzeni planının ölçeği ne olabilir?

     14.06.2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4.maddesinin (c) bendi uyarınca çevre düzeni planları bölge, havza veya il düzeyinde 1/50.000 veya 1/100.000 ölçeklerinde hazırlanır.

  • Çevre düzeni planları ile ilgili iş ve işlemlerin aşamaları nelerdir?

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yürütülen çevre düzeni planı çalışmaları

    1. Araştırma ve Sentez çalışmalarının yapılması
    2. Taslak Planların Hazırlanması
    3. Nihai Plan, Plan Uygulama Hükümleri ile Plan Açıklama Raporunun hazırlanması
    4. Onay
    5. Dağıtım ve Askı süreci
    6. Askı sürecinde gelen itirazların değerlendirilmesi
    aşamalarından oluşur ve çevre düzeni planının onayına kadar hatta gerek görülürse onayından sonra da planlama bölgesinde yer alan il ve illerde bilgilendirme ve katılım toplantıları düzenlenir.
     
  • Çevre Düzeni Planlarının temel özellikleri nelerdir?

     Nazım ve uygulama imar planlarını bağlayıcı ve yönlendiricidir.

     Arazi kullanım kararlarını genel hatlarıyla belirler, üzerinden ölçü alınarak uygulamaya geçilemez.
     
     Plan paftaları, plan uygulama hükümleri ve plan açıklama raporu ile bir bütündür.
  • Çevre düzeni planlarında değişiklik veya revizyon mümkün müdür? Nasıl yapılır?

     Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre;

     
    Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkileyebilecek düzeyde
     Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması,
     Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması,
     Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması,
     Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması durumlarında
    çevre düzeni planlarında revizyon yapılabilir.
     
    Ayrıca; çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikteki 
     Kamu yatırımlarına,
     Çevrenin korunmasına,
     Çevre kirliliğinin önlenmesine,
     Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine,
     Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine
    ilişkin olarak çevre düzeni planı değişikliği yapılabilir.
    Yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu da içeren değişiklik ve revizyon teklif ve talepleri; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır.
     
  • Bakanlığımızca onaylanmış olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarına ve çalışmaları devam eden 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının araştırma raporlarına nasıl ulaşabilirim?

    Bakanlığımızca onaylanmış olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının güncel hallerine ve çalışmaları devam eden planların araştırma raporlarına, Genel Müdürlüğümüz web sitesi altında sol alt tarafta yer alan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. (http://www.csb.gov.tr/gm/mpgm/index.php)


    Ayrıca Web sitemizden ya da ilgili Biriminden temin edilen (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü Mekânsal Stratejiler ve Çevre Düzeni Planları Dairesi Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik &İl Müdürlükleri) 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları (Lejant Paftası, Plan Paftaları, Plan Hükümleri) pafta bedeli yatırılması kaydıyla, aslı gibidir örneği ilgili idaresince (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü Mekânsal Stratejiler ve Çevre Düzeni Planları Dairesi Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik &İl Müdürlükleri) yapılmaktadır.

  • Kuruluş kanunları gereği çevre düzeni planı yapma, yaptırma ve onaylama yetkisini kullanan başka kurumlarca yürütülen çalışmalar kapsamındaki çevre düzeni planlarının durumu ne olacaktır?

     Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığı’nın 05.03.2012 / 909 sayılı yazısı uyarınca; Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinin ve Turizm Merkezilerinin “koruma statülü” alanlar ile çakıştığı bölgelerdeki;

     Anayasa Mahkemesi’nin 22.02.2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Esas:2011/100, Karar: 2012/191, Karar Tarihi: 29.11.2012 kararı uyarınca da büyükşehir olmayan illerdeki
    çevre düzeni planları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanacaktır.
  • Onaylanan çevre düzeni planları ne kadar süre ile askıya çıkarılır?

     Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre çevre düzeni planları onaylandıktan en geç 15 gün içerisinde planlama bölgesinde yer alan illerde 30 gün süreyle askıya çıkarılır. Askıdan indikten sonra en geç 30 gün içerisinde Bakanlığa gönderilir ve Bakanlığa gönderildikten sonra en geç 30 gün içerisinde karara bağlanarak çevre düzeni planlarına kesin şekli verilir.

  • ÇEVRE DENETİMİ

  • 2872 sayılı Çevre Kanunu’nca uygulanacak olan idari yaptırımların ödeme şekli nasıldır
    İdarî para cezasının dava açma süresi içinde peşin ödenmesi hâlinde, tahakkuk ettirilen tutarın dörtte üçü tahsil edilir.İdarî para cezasına muhatap olanın ekonomik durumunun müsait olmaması hâlinde idarî para cezasının ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit hâlinde ödenmesine karar verilebilir.İdarî para cezasının ödeme süresi olan bir ay içinde yapılan taksitlendirme talepleri idarî para cezası vermeye yetkili mercilerce değerlendirilerek karar verilir. Taksitlendirme talebi; Çevre Denetim Tutanağı ile ceza karar tarihi, kararın tebliğ tarihi, taksit tarihleri ve tutarları açık olarak belirtilmek suretiyle yazılı olarak yapılır.
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu’nca uygulanacak olan idari yaptırımlarda yetkili merciler nerelerdir?
    Kanunda belirtilen ihlaller için idarî para cezası; Bakanlık merkez teşkilatında Çevre Yönetimi Genel Müdürü, Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürü, taşra teşkilatında ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürü tarafından verilir. Ayrıca, Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yetki devri yapıldığında; ihlaller için idari para cezası verme yetkisi yetki devri yapılan kurum veya kuruluşlar tarafından da kullanılır.
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu’nca uygulanan idari yaptırım kararlarına itiraz edilebilir mi?
    İdari yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz.
  • Kimler çevre denetimine tabidir?
    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan serbest ve münhasır ekonomik bölgeler dâhil egemenlik ve yargılama sahaları içerisindeki tüm kara ve deniz alanlarında 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamındaki her türlü kirlilik kaynağı ve ihlaller denetime tabidir. İstisna olarak; Askeri işyerleri, askeri bölgelerin ve tatbikatların, 09/07/1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu uyarınca Atom Enerjisi Kurumunun yetki alanına giren kurum, kuruluş ve işletmelerin denetimi ile 11/01/1974 tarihli ve 14765 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü kapsamına giren konuların denetiminde uygulanmaz. Atom Enerjisi Kurumunun yetki alanına giren kurum, kuruluş ve işletmelerin denetiminde ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü kapsamına giren konularda Bakanlık ve ilgili kuruluş arasında bir protokol yapılması durumunda Çevre Denetim Yönetmeliği hükümleri uyarınca ilgili kuruluşla ortak denetim yapılabilir.
  • Atık Yönetimi

  • Atık Yönetimi

     Sıkça Sorulan Sorular (Atık Yönetimi)

    1 - Nasıl geri dönüsüm yapılır?
    Her birey ihtiyaçlarını karsılamak üzere her gün birçok farklı ürün satın alır. Alınan bu
    ürünler çogu zaman, daha saglıklı ve korunaklı muhafaza edilmek üzere ambalajlanmaktadır.
    Ambalaj atıklarını, diger atıklardan ayrı sekilde biriktirmek sureti ile tekrar geri dönüsüme
    sevk edilebiliriz. Satın aldıgımız ürünlerin ambalajlarını evlerimizde ayrı birer torbada
    biriktirerek, ilk adımı atmıs oluruz. Biriktirdigimiz ambalaj atıklarını, evimize en yakın
    ambalaj atıgı konteynerine atarak geri dönüsümü baslatırız. Eger oturdugunuz belediye
    sınırları içerisinde ambalaj atıgı konteyneri yoksa belediyenize bu konuda basvurmalısınız.
    2 - Ambalaj atıklarımı nasıl biriktirecegim? Biriktirdikten sonra ne yapacagım?
    Evde, isyerlerinizde, alısverislerinizde kullandıgınız ürünlerin ambalajlarını ayrı sekilde
    biriktirebilirsiniz. Evinizde iseniz ambalaj atıklarınızı, diger çöplerinizden farklı olarak mavi
    renkteki çöp torbalarında biriktirmelisiniz. Apartman görevlisine bu sekilde teslim etmeniz
    geri dönüsümün ilk adımı olarak yeterli olacaktır. Ayrı olarak biriktirdiginiz ambalajlarınızı
    ister belediyeniz tarafından temin edilmis geri dönüsüm konteynerlerine de bırakabilir, is
    yerinizde veya okulunuzda geri dönüsüm kutuları var ise bu noktalara da atıklarınızı
    atabilirsiniz. Bu konteynerler belediyeniz tarafından düzenli olarak toplatılmak zorundadır.
    3 - Ambalaj atıklarımı ayrı olarak biriktiriyorum ancak belediye tarafından
    toplanmıyor, ne yapmalıyım?
    Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeligi kapsamında il, ilçe ve ilk kademe belediyeleri,
    ambalaj atıklarınızın ayrı toplanması konusunda yönetim planı hazırlamak ve atıklarınızı
    toplamak veya toplattırmak ile yükümlüdür. Belediyenizin bu yönde bir çalısması var ancak
    atıklarınız toplanmıyor ise belediyenize basvurarak hangi gün ve saatlerde mahallenizde
    atıkların toplandıgına dair bilgi almanız gerekmektedir.
    4 - Belediyemizden geri dönüsüm kumbaralarından apartmanımıza, mahallemize,
    okulumuza istiyoruz, ne yapmalıyız?
    Tüm geri dönüsüm kumbara taleplerinizi öncelikle belediyenize bildirmelisiniz. Belediyelerin
    hazırlamıs oldu ambalaj atık yönetim planları kapsamında kumbaralar yerlestirilmektedir.
    5 - Atık pillerimi nereye verebilirim?
    Atık pillerin kaynakta ayrı toplanması konusunda Bakanlıgımız tarafından yetkilendirilen ve
    Türkiye’de atık pil konusunda tek yetkili kurulus olan Tasınabilir Pil Üreticileri ve
    thalatçıları Dernegi (TAP) 2004 yılından beri atık pil toplama çalısmalarını Bakanlıgımız
    koordinasyonunda yürütmektedir. http://www.tap.org.tr/atik_pil_toplama_noktalari_nerede-
    123.html adresinden size en yakın pil toplama noktasını bulabilirsiniz. PTT Subeleri, okullar,
    üniversiteler, organize sanayi bölgeleri, muhtarlıklar, camiler, marketlerde (BM, TESCO,
    KPA, CARREFOUR, MGROS, METRO GROSMARKET, TEKNOSA, KOÇTAS,
    PRAKTKER gibi) atık pil toplama noktaları bulunmaktadır.
    6 - Bitkisel atık yagları nereye verebilirim?
    Yagı kesinlikle lavaboya dökmüyoruz. Lavabo ve kanalizasyon borularının tıkanmasına
    neden olur, atıksular eristikleri deniz ve nehirlerde suyun hava almasını engelleyecek yag
    filmi ile suyun yüzeyinin kaplanmasına neden olur. Bu balıkların ölmesine neden olur. Ayrıca
    su ortamındaki balıkların avlandıktan sonra yenirken tadını bozar. Atıksu arıtma tesisinde
    yagın giderilmesi biraz daha güçtür. Dolayısıyla, atık yaglarımızı katiyetle lavabodan
    dökmüyoruz. Bunu toplayan kuruluslara veriyoruz. Toplayan firmalar bu yaglardan biyodizel
    elde ediyorlar. Bu yolla petrol kaynaklarımızın kısmen korunmasını saglıyoruz ve atmosferik
    ısınması da engellemis oluyoruz. Atık yag toplayan firmalar Çevre ve Sehircilik Bakanlıgı
    tarafından yetkilendiriliyor.
    Lisanslı geri kazanım tesislerin listesini http://www.csb.gov.tr/gm/ced/ baglantısından
    indirebilirsiniz. Size en yakın olan kurulusla temasa geçip, atık yaglarınızı vermek için
    organizasyona dahil olabilirsiniz:
    7 - Atık Elektrikli ve Elektronik Esyalarımı (AEEE) nereye verebilirim?
    Kullandıgınız elektrikli ve elektronik esyalar atık haline geldiginde bunları belediyelerin
    kuracakları atık getirme merkezlerine, üreticiler ve lisanslı isleme tesisleri tarafından
    kurulacak aktarma merkezlerine veya yeni bir elektrikli ve elektronik esya satın aldıgınızda
    talep etmeniz halinde benzer özellikteki eski elektrikli ve elektronik esya atıgınızı elektrik ve
    elektronik esya bayilerine veyadagıtıcılarına hiçbir ücret ödemeden verebilirsiniz.
    8 - Aracımı hurdaya ayırmak istiyorum ne yapabilirim?
    M1, N1 kategorisindeki hurda araçlar için 81 ilde araç sahiplerinin rahatça ulasabilecegi,
    araçlarını teslim edebilecekleri ve hurdaya ayırabilecekleri Teslim Yerleri olusturulmustur.
    Bakanlıgımız ve Emniyet Genel Müdürlügü isbirligi ile olusturulan “ÖTA Veri Sistem” adlı
    çevrim içi veri paylasım sistemi ile lisanslı tesislere teslim edilmeyen ömrünü tamamlamıs
    araçların Emniyet Müdürlügünce hurdaya ayrılması engellenmistir. ÖTA teslim yerleri
    listesini http://www.csb.gov.tr/gm/cygm/ baglantısından indirebilirsiniz.
    9 - Atıkları yurtdısına göndermek yasal mı?
    Atıkların yurtdısına ihracının kuralları Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi'nce
    belirlenmistir, yani yasaldır.
    10 - Notifikasyon (Ön Bildirim) nedir?
    Notifikasyon atıgın yurtdısına ihracı için gereken izin belgesidir. Bu belge atıgın ihraç
    edilmesi sürecinde gerekli olup atıgı üreten firma bilgileri, bertaraf edici firma bilgileri,
    tasıyıcı firma bilgileri, atıgın hangi gümrüklerden giris çıkıs yapacagı, ithalatçı ve ihracatçı
    ülkelerin ve varsa transit geçilecek olan ülkelerin onayları gibi izinleri kapsar. Ayrıca atıgın
    miktarı ve kaç seferde sevk edilecegi bu belgede bildirilir. Notifikasyon onayı tek seferlik
    çıkartılabilecegi gibi yıllık olarak ta çıkartılabilmektedir. Notifikasyon formu Tehlikeli
    atıkların kontrolü yönetmeligi Ek 10- da yer almaktadır.
    11 - Satıs noktaları ambalaj atıklarını belediyenin sistemine vermek zorunda mıdır?
    Getirme merkezlerinin teknik ve idari detayları nelerdir?
    Getirme Merkezi tebligi 31.12.2014 tarihinde yayınlanmıstır. Satıs noktaları istemeleri
    durumunda üçüncü sınıf getirme merkezi kurabilirler.
    Ayrıca, Danıstay 14. Dairesinin 2011/16069 esasına kayden açılan davada Yönetmeligin
    5’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendi ile 23’üncü maddesinin 3, 4, 5 ve 6’ncı
    fıkralarında yer alan “bedelsiz sartı aranmaksızın” ibaresinin iptal kararı verilmis olup, temyiz
    sonucunda yeni bir karar verilinceye kadar, karar icaplarına uygun olarak ambalaj atık
    üreticilerinin ambalaj atıklarını belediyenin toplama sistemine veya toplama/ayırma tesisine
    bedelsiz olarak vermesinin saglanması gerekmektedir.
    12 - Belgelendirmeler “atık ambalaj sistemine” nasıl bildirilecektir?
    Belgelendirme faaliyeti elektronik yazılım programı üzerinden gerçeklestirilmektedir.
    13 - Metal ambalaj atıkları için belgelendirme yükümlülügünde lisans sartı var mıdır?
    Metal ambalaj olarak çelik/teneke ve alüminyum ambalajlar kullanılmaktadır. Metal ambalaj
    atıklarının belgelendirilebilmesi için 31.12.2014 tarihine kadar metal ambalaj atıklarında
    lisans/geçici faaliyet belgeli olma sartı aranmamaktadır. 01.01.2015 tarihinden itibaren metal
    ambalaj atıklarının belgelendirmesinin yapılabilmesi için lisanslı geri dönüsüm tesisine
    gitmesi gerekmektedir.
    14 - Alısveris posetleri ambalaj mıdır?
    Yönetmeligin EK-1 inde ambalaj tanımına iliskin örnekler verilmistir. Bu örneklere göre
    alısveris posetleri ambalaj olarak tanımlanmamaktadır. Ancak, Yönetmelikte alısveris
    posetleri ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Ambalajlı ürünlerin satısını yapan 200
    m2’denbüyük kapalı alana sahip satıs noktaları, poset kullanımını en aza indirecek tedbirleri
    almak veyapılan çalısmaları Çevre ve Sehircilik l Müdürlüklerine göndermekle
    yükümlüdürler.
    15 - Çevre lisansı almak isteyen isletmelerin ambalaj atıgı yönetim planına dahil
    olmaları bir zorunluluk mudur?
    2011 tarihli Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeligi ile çevre lisansı almakisteyen
    isletmelerin “ambalaj atıgı yönetim planına uygunluk yazısı” zorunlulugukaldırılmıstır.
    Bunun yerine “Ambalaj Atıgı Veri Giris Sistemi l Müdürlügü Onay Yazısı” istenmektedir.
    Ambalaj atıgı yönetim planı uygunluk yazısının istenmemesi ambalajatıgı toplama ayırma
    tesislerinin belediyelerde ayrı toplama çalısmalarını yürütmeyecegianlamını tasımamaktadır.
    Belediyelerde yürütülen ambalaj atıklarının kaynagında ayrıtoplama çalısmaları çevre
    lisanslı/geçici çalısma ambalaj atıgı toplama ayırma tesisleriyleyürütülmesi bir zorunluluk
    olarak devam etmektedir.
    16 - Tıbbi atıklarla, tehlikeli atıklarla ve atık yaglarla kontamine olmus ambalaj
    atıklarının bildirimi yapılacak mıdır? Hangi tarihte yapılacaktır?
    24.08.2011 tarihli Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeligi ile Tıbbi Atıkların Kontrolü
    Yönetmeligi, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi ve Atık Yagların
    KontrolüYönetmeligi kapsamında bertarafı tanımlanan ambalajlara da bildirim zorunlulugu
    getirilmisolup, bu tür ürünleri ambalajlı olarak piyasaya süren isletmeler ürünlerinin
    ambalajlarına iliskin bildirimlerini 2013 yılı Subat ayının sonuna kadar yapılacaklardır. 2013
    yılında 2012yılında piyasaya sürdügü ürünlerin ambalaj miktarları bildirilecektir. Ancak tıbbi
    atık,tehlikeli atık ve atık yaglarla kontamine olmus ambalaj atıklarının belgeleme
    yükümlülügü bulunmamaktadır. Bu ambalajların bertarafı ilgili mevzuatları kapsamında
    yapılacaktır.
    17 - Belgeleme muafiyeti her ambalaj türü için ayrı ayrı 3000 kg sınırını saglamalı
    mıdır?
    Piyasaya süren isletmeler farklı ambalaj malzemeleri kullanmaktadırlar. Piyasaya sürülen
    malzeme cinsine bakılmaksızın toplam ambalaj miktarı esas alınmaktadır. Ancak, ihraç
    edilen, ahsap ve tekstil ambalaj atıklarının toplama hedefi bulunmadıgından, bu ambalajlar
    toplam miktara dâhil edilmemektedir. Elektronik yazılım programı da bu kapsamda
    hesaplama yapmakta ve muaf olarak göstermektedir.
    18 - Yönetmelikte yeni bir kavram olarak sanayi isletmesi tanımı getirilmistir. Bu
    kapsamda sanayici nasıl belirlenecektir?
    Sanayi Sicil Kanununda tanımlanan ve sanayi sicil belgesi bulunan isletmeler sanayi isletmesi
    olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca çevre lisanslı ambalaj atıgı toplama ayırmave geri dönüsüm
    tesisleri ambalaj atıklarını aldıkları sanayi isletmelerinin sanayi sicilnumaralarını “atık
    ambalaj elektronik yazılım programına” http://atikambalaj.cevre.gov.tr adresini kullanarak
    girmeleri gerekmektedir. Sanayi sicil belgesi bulunan sanayi isletmeleriolusan ambalaj
    atıklarını çevre lisanslı/geçicifaaliyet belgeli toplama ayırma tesisine veya belediyenin
    toplama sistemine verilmesigerekmektedir.
    19 - Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeligi kapsamında kod ve sifre alacak mıyım?
    Herhangi bir ambalaj üretimi yapılması, ambalajın ithal veya ihraç edilmesi, ürünlerin
    ambalajlı olarak satısa sunulması, fason üretim yapılması durumunda bulundukları ilin Çevre
    ve Sehircilik l Müdürlügünden bildirim yapmak için kod numarası ve sifre alınması bir
    zorunluluktur.
    20 - Belgeleme sorumlulugumu yerine getirmek için lisanslı veya geçici çalısma izni olan
    toplama ayırma tesisleri ile anlasabilir miyim?
    2012 yılı itibarıyla ürününü ambalajlı olarak piyasa sürenler belgeleme sorumlulugunu yerine
    getirmek için depozito uygulaması, belediyeler ile sözlesme yapmak ve/veya yetkilendirilmis
    kurulusa üye olma yöntemlerinde birini tercih etmelidirler. Piyasaya süren isletmeler
    tarafından dogrudan toplama ayırma tesisleri ile belgeleme sözlesmesi yapılamazlar.
    21 - Ahsap ambalaj malzemesinde belgeleme sorumlulugu var mıdır?
    24.08.2011 tarih ve 28035 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüge giren Ambalaj Atıklarının
    Kontrolü Yönetmeliginde 2013 yılı itibarı ile ahsap ambalaj malzemesi için geri kazanım
    hedefi getirilmistir. Dolayısıyla 2013 yılından itibaren belgeleme sorumlulugu bulunmaktadır.
    22 - Müracaat formlarını nasıl göndermeliyim?
    Ambalaj bildirimlerini içeren müracaat formları il müdürlüklerimizden alınan kod ve sifreler
    ile elektronik yazılım programı üzerinden her yıl subat ayı sonuna kadar, bir önceki yılın satıs
    rakamlarını içerecek sekilde gönderilmesi gerekmektedir. Bildirimleri posta ile
    gönderilmesine gerek yoktur.
    23 - Yönetmelikte tanımlanan usul ve esaslar ne zaman yayımlanacaktır?
    Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliginde yer alan yetkilendirilecek kuruluslarda
    aranacak kurumsal, teknik ve mali özellikler ile buna iliskin usul ve esasları, belgelendirme
    dosyalarında bulunması gereken bilgi ve belgeler ile belgelendirme dosyalarının
    hazırlanmasında dikkat edilecek hususlara ait usul ve esasları, ambalaj atıkları yönetim
    planının hazırlanmasına, uygulanmasına ve izlenmesine iliskin usul ve esaslar 22 Ekim 2012
    tarihi itibarı ile Çevre Yönetimi Genel Müdürlügü internet sayfasında yayınlanmaktadır.
    24 - Tıbbi atıklarla, tehlikeli atıklarla ve atık yaglarla kontamine olmus ambalaj
    atıklarının bildirimi yapılacak mıdır? Hangi tarihte yapılacaktır?
    24.08.2011 tarihli Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeligi ile Tıbbi Atıkların Kontrolü
    Yönetmeligi, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi ve Atık Yagların Kontrolü
    Yönetmeligi kapsamında bertarafı tanımlanan ambalajlara da bildirim zorunlulugu getirilmis
    olup, bu tür ürünleri ambalajlı olarak piyasaya süren isletmeler ürünlerinin ambalajlarına
    iliskin bildirimlerini 2013 yılı Subat ayının sonuna kadar yapılacaklardır. 2013 yılında 2012
    yılında piyasaya sürdügü ürünlerin ambalaj miktarları bildirilecektir. Ancak tıbbi atık,
    tehlikeli atık ve atık yaglarla kontamine olmus ambalaj atıklarının belgeleme yükümlülügü
    bulunmamaktadır. Bu ambalajların bertarafı ilgili mevzuatları kapsamında yapılacaktır.
    25 - Belediyeler ambalaj atıkları elektronik yazılım programı için kod numarası ve
    sifrelerini nasıl alacaklar?
    Belediye tarafından http://online.cevre.gov.tr adresinden kullanıcı kodu ve sifre için bilgi
    girisinde bulunulması, Çevre ve Sehircilik l Müdürlügünden yazılı olarak kullanıcı kodu ve
    sifre talep etmesi gerekmektedir.
    26 - Serbest bölgelerde olusan ambalaj atıkları yönetimi nasıl olmalıdır?
    Yönetmelikte serbest bölgelerde olusan ambalaj atıklarının yönetimi hususunda hükümler yer
    almadıgından ambalaj atıgı toplama ayırma tesislerinin serbest bölgelerde bulunan subeleri
    aktarma merkezi olarak adlandırılmamaktadır. Ayrıca belediyelerin ambalaj atıgı yönetim
    sistemi dısında degerlendirilmektedir. Bu kapsamda serbest bölgelerde olusan ambalaj
    atıklarının bölge dısına çıkarılmasına Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeligi kapsamında
    olusturulacak komisyon tarafından karar verilmesi ve (2012/3) sayılı Çevrenin Korunması
    Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların thalatına Dair Dıs Ticarette Standardizasyon
    Tebliginin 10 uncu maddesi kapsamında atıgın özelligine göre Bakanlıgımızca ilgili
    yönetmelikler geregince verilmis olan toplama, ayırma, geri dönüsüm, geri kazanım, ara
    depolama, bertaraf tesisi lisansı, geçici faaliyet belgesi, çevre izin ve lisans belgesi veya çevre
    lisansına sahip isletmelere verilmesi gerekmektedir.
    27 - Kod numarası ve sifremi yeni aldım hangi yıllara ait olan bildirimleri doldurmam
    gerek?
    Ambalaj Elektronik Yazılım Programına kaydolunan yıl dahil olmak üzere bildirimde
    bulunmadıgı yıllarıda kapsayacak sekilde doldurmak ve o yıllara ait belgeleme
    sorumlulugunu yerine getirmek yükümlülügü yer almaktadır.
    28 - Tehlikeli Atık Beyan Formu doldurulması zorunlu mudur?
    Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi geregince, Atık Yönetimi Genel Esaslarına liskin
    Yönetmelik EK-4’te yer alan tehlikeli atıklar için zorunludur.
    29 - 2014 yılı beyanları için TABS ne zaman kullanıma açılacak?
    2014 yılına ait tehlikeli atık bildirimleri için sistem 01.01.2015 günü kullanıma açılacak olup,
    3 ay süre ile açık tutulacaktır.
    30 - Doldurulan formlar l Çevre ve Sehircilik Müdürlüklerine posta ile gönderilecek
    mi?
    Sistem girisleri Bakanlıgımız ve l Müdürlüklerince anında görüntülenebildigi için posta yolu
    ile herhangi bir belge gönderilmesi gerekmemektedir. Çevre ve Sehircilik l Müdürlükleri
    sisteme giris yapan veya 3 aylık süre sonunda hala giris yapmayan firmaları sistem üzerinden
    takip edebilmektedirler. Ancak, atık üreticisi beyan islemini bitirdikten sonra “beyan
    bilgilerini” yazdırmak ve bu belgeyi bes yıl süre ile saklamak zorundadır. Bakanlıgımızca
    yapılacak denetimlerde bu nüsha ibraz edilmek zorundadır.
    31 - Atık Üreticisi Tehlikeli Atık Beyan Sistemi (TABS)’ne nasıl giris yapacak?
    Tehlikeli Atık Üreticilerinin http://online.cevre.gov.tr adresini kullanarak aldıgı Kullanıcı Adı
    ve Parola kullanılarak aynı adresten TABS uygulaması seçilerek giris yapılabilecektir.
    32 - Kullanıcı adı ve parolası bulunmayan firmalar ne yapacak?
    Kullanıcı adı ve Parolası bulunmayan firmalar http://online.cevre.gov.tr adresinden çevrimiçi
    basvuru yaparak kullanıcı adı ve sifresi temin edecektir. Firmaya baglı tesislerin tanımlanması
    kullanıcı adı ve parolaların belirlenmesi çevrimiçi sistemde yapılacaktır. Buna iliskin
    kullanım kılavuzları aynı web adresinde yayınlanmaktadır.
    33 - TABS a iliskin Kullanım Kılavuzu var mı?
    Sistemin kullanımının nasıl olacagına iliskin olarak hazırlanmıs detaylı “Kullanım Kılavuzu”
    Bakanlıgımız http://www.cygm.gov.tr adresinde yayınlanmaktadır.
    34 - Tıbbi atıklar için bu sistem kullanılacak mı?
    2013 yılı Ocak ayı itibariyle tıbbi atıklarda TABS ile bildirilmeye baslanmıstır. Bu dogrultuda
    tıbbi atık üreticileri de sistemi kullanacaklardır. Ayrıca tıbbi atık üreticileri 2014 yılında
    olusan tıbbi atıkları ile birlikte varsa diger tehlikeli atıklarını da bildirmekle yükümlüdürler.
    35 - Atık yaglar, Atık Pil ve Akümülatör ve Bitkisel Atık Yaglar için bu sistem
    kullanılacak mı?
    Akü satıs noktaları ve akü geçici depolama alanları hariç olmak üzere, atık pil ve aküler, atık
    yaglar ve kullanılmıs kızartmalık yaglar beyan edilecektir.
    36 - Tehlikeli atıgım yok diyenler firmalar da sisteme giris yapacaklar mı?
    Tehlikeli atıgım yok diyen firmalar giris yapacak, sadece firma bilgileri kısmı doldurulacaktır.
    37 - syeri kapatılmıs veya geçici süre ile faaliyeti durdurulmus olan firmaların da
    sisteme giris yapılması gerekiyor mu?
    2014 yılı içerisinde bir süre çalısmıs, kapatılmıs veya faaliyeti bir süreligine durdurulmus olan
    firmalar, 2014 yılına ait tehlikeli atıkları var ise beyan etmek zorundadır.
    38 - Flakonlar tıbbi atık mıdır?
    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nde kullanma süresi dolmus veya artık kullanılmayan,
    ambalajı bozulmus, dökülmüs ve kontamine olmus ilaçlar, asılar, serumlar ve diger
    farmasötik ürünler ve bunların artıklarını ihtiva eden kullanılmıs eldivenler, hortumlar, siseler
    ve kutuları farmasötik atık olarak tanımlanmaktadır. Farmasotik atık ise Yönetmeligin Ek 2
    Saglık Kuruluslarından kaynaklanan atıkların sınıflandırılması tablosuna göre tehlikeli
    atıklar sınıfına girmektedir. Bununla birlikte, Atık Yönetimi Genel Esaslarına liskin
    Yönetmeligin Ek-IV atık listesinde 150110* atık kodu, Tehlikeli maddelerin kalıntılarını
    içeren ya da tehlikeli maddelerle kontamine olmus ambalajlar olarak tanımlanmaktadır. Bu
    kapsamda kontamine olmus flakon cam ambalajlar, muhtemel tehlikeli atık olarak kabul
    edildiginden Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi hükümlerince toplanıp bertarafının
    saglanması uygun görülmektedir.
    39 - Serum siseleri tıbbi atık mıdır?
    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeligi'nin 12’nci maddesine göre kagıt, karton, plastik ve
    metal ambalaj atıkları, kontamine olmamaları sartıyla diger atıklardan ayrı olarak mavi renkli
    plastik torbalarda toplanırlar. Serum ve ilaç siseleri gibi cam ambalaj atıkları ise yine
    kontamine olmamaları sartıyla cam ambalaj kumbaralarında, kumbara olmaması halinde ise
    diger ambalaj atıkları ile birlikte mavi renkli plastik torbalarda toplanırlar. Kullanılmıs serum
    siseleri ayrı toplanmadan önce, uçlarındaki lastik, hortum, igne gibi hasta ile temas eden
    kontamine olmus materyallerden ayrılır. Kontamine materyaller diger tıbbi atıklar ile birlikte
    toplanır. Toplanan ambalaj atıklarının, Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeligi hükümleri
    dogrultusunda geri kazanılmaları saglanır.
    40 - Hastaneler tıbbi atık sterilizasyon veya yakma tesisi kurabilirler mi?
    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin 33’üncü maddesine göre Üniteler tarafından
    münferit yakma tesisleri kurulamaz ve isletilemez. 46’ncı maddesine göre ise Üniteler
    tarafından münferit sterilizasyon tesisleri kurulamaz ve isletilemez.
    41 - Tıbbi atıkları bertaraf etme yükümlülügü kimindir?
    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin 9 uncu maddesine göre Belediyeler Tıbbi atıkları
    geçici atık depolarından alarak bertaraf sahasına tasımak/tasıttırmakla, tıbbi atık
    bertaraf/sterilizasyon tesislerini kurmak/kurdurmak, isletmek/islettirmekle, yükümlüdürler.
    42 - Hastaneler tıbbi atıklar için atık yönetim planı hazırlayacak mı?
    Evet. Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin 8 inci maddesinin (b) bendine göre, Tıbbi atık
    üreticileri, atıkların ayrı toplanması, tasınması ve geçici depolanması ile bir kaza anında
    alınacak tedbirleri içeren ünite içi atık yönetim planını hazırlamak ve uygulamakla
    yükümlüdürler. Ünite çi Atık Yönetim Planı Formatı Bakanlıgımız tarafından hazırlanmıstır.
    Bununla birlikte saglık kuruluslarından kaynaklanan tehlikeli ve tehlikesiz atıklara iliskin
    Endüstriyel Atık Yönetim Planının hazırlanarak onaylanmak üzere ilgili valilige (Çevre ve
    Sehircilik l Müdürlügü) gönderilmesi gerekmektedir. Ünite çi Atık Yönetim Planı Formatı
    ile Endüstriyel Atık Yönetim Planı formatına Genel Müdürlügümüz www.csb.gov.tr
    adresinde “Güncel Belgeler” sekmesi altında yer alan “Atık Yönetimi” baslıgı altından
    ulasılabilmektedir.
    43 - Tüm tıbbi atıklar üreticileri UATF kullanmak zorunda mı?
    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliginin Ek-1'inde yer alan (a) ve (b) bölümündeki ünitelerin
    (tıbbi atık üreticileri) ürettigi tıbbi atık miktarına bakılmaksızın, tıbbi atıkların geçici atık
    depolarından bertaraf tesislerine tasınması sırasında ulusal atık tasıma formu kullanılması
    zorunludur. (c) bölümünde belirtilen ünitelerden (tıbbi atık üreticileri) kaynaklanan tıbbi
    atıkların tasınması sırasında ulusal atık tasıma formu kullanılması sartı aranamaz; ancak tıbbi
    atıkların ünitelerden alınması esnasında tıbbi atık alındı belgesi/makbuzu kullanılması
    zorunludur.
    44 - Aile Saglıgı Merkezleri tıbbi atıklarının tasınması sırasında UATF kullanmak
    zorundalar mı?
    Saglık merkezleri Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin Ek-1’inde “Orta Miktarda Atık
    Üreten Saglık Kurulusları” olarak belirtilen (b) bölümü altında yer aldıgından, söz konusu aile
    saglıgı merkezlerinde olusan tıbbi atıkların tasınması esnasında ulusal atık tasıma formu
    kullanılması gerekmektedir.
    45 – UATF’yi nasıl temin edebilirim?
    Ulusal Atık Tasıma Formları atık üreticileri veya yetkilendirilmis kuruluslarca Çevre ve
    Sehircilik l Müdürlüklerinden ücreti mukabili temin edilir.
    46 – Tıbbi Atık Egitimini nereden alabilirim?
    Saglık kuruluslarından kaynaklanan tıbbi atıkların yönetimi ile ilgili esasları düzenleyen Tıbbi
    Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin 52’nci maddesi geregince Bakanlıgımızca “Tıbbi
    Atıkların Kontrolü Yönetmeligi Egitim Programları Usul ve Esasları” belirlenmistir. Söz
    konusu egitimler, l Müdürlüklerimizin ilgili personelleri için “Egiticilerin Egitimi Programı”,
    saglık kuruluslarının ve belediyelerin ilgili personelleri için de “Yerel Egitim Programı”
    seklinde iki asamalı olarak uygulanmaktadır. Yönetmeligin uygulanmasından sorumlu saglık
    kuruluslarının, belediyelerin ve özel temizlik, tasıma ve bertaraf firmalarının personeli,
    Yönetmelik kapsamındaki yükümlülükleri hakkında yerel egitim programına tabi tutulurlar.
    Yerel Egitim Programları Çevre ve Sehircilik l Müdürlükleri tarafından düzenlenmektedir.
    Yerel egitim programlarında yer alan konularla ilgili egitimler, egiticilerin egitimi programını
    basarıyla tamamlayan l Müdürlügü personeli tarafından verilir.
    47 - Atıgım var, tehlikeli mi degil mi bilmiyorum, ne yapmalıyım?
    a) Atık listesindeki kodlar ve (A) ve (M) isaretleri ne anlama gelir?
    Atık yönetimi genel esaslarına iliskin yönetmeliginin Ek-IV de (A) isareti ile gösterilen atıklar
    konsantrasyonuna bakılmaksızın tehlikeli atık sınıfına girerken aynı listede (M) isareti ile
    gösterilmis atıklar EK-III B deki esik konsantrasyonları üzerinde bir degere sahipse muhtemel
    tehlikeli atıktır. Bu ayırımın yapılabilmesi için atıgı temsil eden numuneleri EK-III B analizi
    konusunda Bakanlıgımızca yetkilendirilmis lisanslı bir akredite çevre laboratuvarında atık
    üreticisi tarafından analizinin yaptırılması gerekmektedir.
    Ayrıca dogal karakterleri ya da olusmalarına neden olan aktiviteye baglı olarak “Atık
    Yönetimi Genel Esaslarına liskin Yönetmeligi’nin ekinde yer alan Ek-III A’daki
    özelliklerden bir veya bir kaçına sahip olmaları ve Ek-III B de verilen tehlikeli özellikleri
    göstermeleri durumunda tehlikeli atık olarak sınıflandırılır.
    b) Hangi atıklar tehlikelidir?
    MSDS (Malzeme güvenlik Bilgi Formu) raporuna göre H1 den H14 özellikleri gösteren
    atıklar tehlikeli olarak sınıflandırılır.Tehlikeli oldugu bilinen bazı atıklar: boya, vernik,
    yapıstırıcı, kozmetik atıkları, laboratuvar kimyasalları, kullanım süresi geçmis ilaçlar, boya
    fosfat çamurları, bazı arıtma çamurları, flüoresan, kondansatör, x-ısını tüpleri, basınçlı kaplar,
    kartus toner atıkları sayılabilir.
    Bununla birlikte, tehlikeli atıklar atık listesinde yıldız (*) ile isaretli atıklardır.
    c) Atıgımı sınıflandırmayı bilmiyorum, atıgıma nasıl kod verecegim?
    Atıkları sınıflandırmada kullanılmak üzere Bakanlık web sitesinde Kılavuzlar bölümü altında
    “Atıkların Sınıflandırılması Kılavuzu” bulunmaktadır. Bu kılavuz kullanılarak atıgınızı ne
    sekilde sınıflandıracagınıza iliskin detaylı bilgi alabilirsiniz. lave sorularınız için
    Bakanlıgımıza resmi basvuruda bulunabilirsiniz.
    d) Çalıstıgım alanda/sektörde hangi atıklar çıkıyor?
    Bakanlıkça yapılan sektörel çalısmalar neticesinde sektörel kılavuzlar hazırlanmıstır. Bu
    kılavuzlara Bakanlık web sitesinde yer alan Kılavuzlar bölümü altından erisebilirsiniz.
    Çalıstıgınız alan/sektöre iliskin kılavuz yer almıyor ise Bakanlıkla iletisime geçilebilir.
    48 - Atık yagım var ne yapmalıyım?
    3 tane yöntem vardır.
    Bertaraf: Atık Yönetimi Genel Esaslarına liskin Yönetmeligin Ek–2 sinde yer alan
    islemlerden herhangi birisi yapabilir.(D1-D15 arası islemler: derine enjeksiyon, yüzey
    doldurma, düzenli depolama, yakma)
    Enerji Geri Kazanımı: Atık yagların mevcut yakıta ilave edilerek lisanslı tesislerde enerji
    amaçlı kullanımını yapılabilir.
    Geçici depolama: Atık yagların üreticileri tarafından faaliyet sahası içinde geçici olarak
    muhafaza edilme islemini veya yag üreticisi tarafından atık yag üreticisi ile birlikte atık
    yagların toplanması amacıyla perakende satıs ve/veya yag degistirme yerlerinde geçici
    muhafaza etme islemini yapabilir.
    a) Atık yag üreticisinin yapması gerekenler nelerdir?
    Atık yag üretimini en az düzeye indirecek sekilde gerekli tedbirleri almakla,
    Atık yag analizlerini 15 inci maddeye uygun olarak yapmak veya yaptırmakla, atık yagları
    kategorilerine göre ayrı ayrı 18 nci maddede belirtilen sekilde geçici depolamakla,
    Tesisten kaynaklanan farklı kategorideki atık yagları birbirleriyle, PCB ve diger tehlikeli
    atıklarla karıstırmamakla, tehlikeli atıkla kirlenmis yagların bertarafı için Tehlikeli Atıkların
    Kontrolü Yönetmeligi hükümlerine uymakla,
    Atık yagların lisans almıs tasıyıcılar vasıtasıyla lisanslı isleme ve bertaraf tesislerine
    gönderilmesini saglamakla,
    Atık yagların tesis dısına tasınması durumunda Ulusal Atık Tasıma Formunu doldurmakla,
    Yönetmeligin 26’ncı maddesine göre kayıt tutmakla ve EK-2’de yer alan Atık Yag Beyan
    Formunu doldurarak takip eden bir sonraki yılın Subat ayı sonuna kadar il çevre ve orman
    müdürlügüne göndermekle,
    Atık yagların tasınmasında üretici ile isleme veya bertaraf tesisi isletmecisi arasında
    “uyusmazlık çıkması halinde”, bu uyusmazlık giderilemezseon bes gün içindeuyusmazlıgı il
    çevre ve orman müdürlügüne ve Bakanlıga bildirmekle, bu süre içinde uyusmazlıga konu olan
    atık yagları kendi depolarında muhafaza altına almakla
    b) Atık yag kategorileri nelerdir?
    Atık yagların kontrolü yönetmeligi Ek–1 e göre atık yag kategorileri ve müsaade edilen
    kirletici parametre sınır degerleri
    I. Kategori Atık Yag: Bu kategoride yer alan atık yaglardaki PCB, toplam halojen ve agır
    metal gibi kirleticiler sınır degerlerin altındadır. Bu kategorideki atık yagların öncelikle
    “rejenerasyon ve rafinasyon yolu” ile geri kazanımlarının saglanması gerekmektedir. Bu
    kategorideki yaglar 21’nci maddede belirtilen kosullar nedeniyle “enerji geri kazanımı”
    amacıyla kullanılabilir.
    II. Kategori Atık Yag: Bu kategorideki atık yaglar Bakanlıktan lisans almıs tesislerde enerji
    geri kazanımı amacıyla kullanıma uygun atık yaglardır. Ancak klorür, toplam halojen ve PCB
    parametreleri asılmayan endüstriyel atık yagların rejenerasyon ve rafinasyon yoluyla geri
    kazanımı mümkündür.
    III. Kategori Atık Yag: Bu kategoride yer alan atık yaglardaki agır metaller asagıdaki tabloda
    verilen sınır degerlerin üzerindedir. Klorür ile toplam halojenler 2000 ppm’in, PCB ise 50
    ppm’in üzerindedir. Rejenerasyon ve rafinasyona uygun olmayan, yakıt olarak kullanılması
    insan ve çevre saglıgı açısından risk yaratan ve lisanslı tehlikeli atık yakma tesislerinde
    yakılarak zararsız hale getirilmesi gereken atık yaglardır.
    49 - Atık lastigim var ne yapmalıyım?
    ÖTL (ömrünü tamamlamıs lastik)’lerin geri kazanımı esastır.
    Lastik üreticileri lastik ömrünü uzatacak tedbirleri tasarım asamasında alırlar.
    ÖTL’lerin ithalatı yasaktır.
    ÖTL’lerin hangi sebeple olursa olsun vadi veya çukurlarda dolgu malzemesi olarak
    kullanılması, katı atık depolama tesislerine kabulü ve depolanması, ısınmada kullanılması,
    gösteri ve benzeri fiilleri kapsayacak sekilde her ne amaçla olursa olsun yakılması yasaktır.
    Aksine hallerde bu Yönetmeligin 25 inci maddesi hükümleri uygulanır. (Bu Yönetmelige
    aykırılık halinde 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 15 inci maddesi ile 20 nci maddesinin birinci
    fıkrasının (g), (r) ve (s) bentleri ve aynı Kanunun 23 üncü maddesi dogrultusunda idari ve
    cezai yaptırımlar uygulanır.)
    a) Atık lastikler geçici depolanabilir mi, belli bir süresi var mıdır?
    e) Lastik tamirhaneleri, kaplamacılar, perakende satıs noktaları, oto sanayi ve benzeri yerlerde
    ömrünü tamamlamıs lastikler açık alanda biriktirilemez. Biriktirme yerlerinde yangına ve
    sivrisinek, fare gibi zararlıların üremesine karsı önlem alınır. ÖTL’ler yetkili tasıyıcılara
    teslim edilinceye kadar en fazla altmıs (60) gün bu yerlerde muhafaza edilebilir.
    f) ÖTL üreticisi, aracının lastiklerini degistirdiginde eski lastiklerini, lastik dagıtımını ve
    satısını yapan isletmelere veya yetkili tasıyıcılara teslim eder.
    g) ÖTL’ler yetkili tasıyıcılara bedelsiz olarak teslim edilir. Yetkisiz kurulus ve kisilerin
    tasıma yapması yasaktır.
    h) Yarıs pistleri, çocuk oyun alanları, karting pistleri ve benzeri alanlarda çarpma bariyeri
    olarak kullanılan ÖTL’lerin bertarafı, bu yerleri isletenler tarafından saglanır.
    ı) ÖTL’lerin yarattıgı çevresel kirlenme ve bozulmadan dogan zararlardan dolayı, lastik
    üreticileri, ÖTL üreticileri, tasıyıcılar, geçici depolama alanı isletmecileri, geri kazanım ve
    bertarafçılar kusur sartı aranmaksızın müteselsilen sorumludurlar.
    i) Ömrünü tamamlamıs tasıt söküm tesislerini isletenler, ortaya çıkan ÖTL’lerin bu
    Yönetmelik kapsamında geri kazanımını veya bertarafını saglarlar veya saglatırlar.
    j) ÖTL’lerden kaynaklanan her türlü çevresel zararın giderilmesi için yapılan harcamalar,
    kirleten öder prensibine göre karsılanır. Ortaya çıkan ÖTL’lerin bertarafından sorumlu gerçek
    ve tüzel kisilerin çevresel zararı durdurmak, gidermek ve azaltmak için gerekli önlemleri
    almaması veya bu önlemlerin yetkili makamlarca dogrudan alınması nedeniyle kamu kurum
    ve kuruluslarınca yapılan gerekli harcamalar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme
    Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ÖTL’lerin yönetiminden
    sorumlu olanlardan tahsil edilir. Ancak, kirletenlerin ödeme yükümlülügünden kurtulabilmesi
    için, kirlenmenin önlenmesi ve sınırlanması konusunda her türlü tedbiri aldıklarını ispat
    etmeleri gerekir.
    b) Lastik üreticisinin yükümlülükleri nelerdir?
    - Ömrü tamamlanmıs lastiklerin kontrolü yönetmeligi MADDE 9 a göre Lastik üreticileri;
    - Üretimde çevre kirlenmesini ve enerji tüketimini azaltıcı önlemler almakla,
    - Bu Yönetmeligin 18 inci maddesine göre EK-2’de yer alan kota müracaat formunu
    doldurarak, her yıl mart ayı sonuna kadar Bakanlıga kota müracaatında bulunmakla,
    - Lastik kullanımı ve ÖTL’lerin düzenli toplanması konusunda tüketicinin bilgilendirilmesi
    için gerekli çalısmaları yapmakla, toplama faaliyetlerine kamuoyunun katılımının arttırılması
    için lastik tüketicilerinin yükümlülüklerini de içeren dokümanları ve uyarı isaretlerini lastik
    satıs ve degistirme noktalarında bulundurmakla,
    - Geri kazanılması mümkün olmayan ÖTL’leri bu Yönetmeligin 24 üncü maddesi
    dogrultusunda bertaraf ettirmekle, yükümlüdür.
    50 - Pil Ve Akümülatör atıgım var ne yapmalıyım?
    a) Atık pillerin geçici depolanması ve tasınması nasıl gerçeklesir?
    Atık pil ve akümülatörün kontrolü yönetmeligiMadde 15te belirtildigi gibiAtık
    akümülatörlerin toplandıkları yerden geçici depolama veya bertaraf tesislerine karayolu ile
    tasınması, Valilikten tasıma lisansı almıs gerçek ve tüzel kisilerce, atık türüne göre uygun
    araçla yapılır.
    Atık pil tasıyacak araç ve firmalar için lisans alma zorunlulugu bulunmamaktadır. Ancak, atık
    pillerin kapalı kasalı kamyonetlere yerlestirilmis asgari 210 litrelik HDPE fıçılarda tasınması
    zorunludur.
    Atık pil ve atık akümülatör tasıyacak araçların renginin kırmızı olması, araçların üzerinde atık
    pil ve akümülatörlerin toplandıgına dair 20 metre uzaktan görülebilecek sekilde bu
    Yönetmeligin 1 no’lu ekinde yer alan amblem bulunması, ayrıca araç kasalarının her iki
    yüzüne de atık piller için “Atık Pil Tasıma Aracı”, atık akümülatörler için ise “Atık
    Akümülatör Tasıma Aracı” yazılması zorunludur.
    b) Atık Pil Tasıma Araçlarında tasıma formu bulundurmak gerekir mi?
    Atık pil ve akümülatörün kontrolü yönetmeligiMadde 16ya göreAtık pil ve akümülatörlerin
    tasınması sırasında araçlarda atık tasıma formu bulundurulması zorunludur. Araçlarda
    bulundurulacak atık tasıma formlarıyla ilgili olarak Tehlikeli Atıkların Kontrolü
    Yönetmeliginin ilgili hükümleri uygulanır.
    c) Atık Akümülatör Tasıyıcılarının Lisans Alma Zorunlulugu var mıdır?
    Atık Akümülatörlerin tasınması islemi Tasıma Lisansı almıs araçlar vasıtasıyla yapılmalıdır.
    Atık akümülatör tasımak isteyen gerçek ve tüzel kisiler, Atıkların Karayolunda Tasınmasına
    liskin Teblig Kapsamında ilgili Valilige basvuruda bulunurlar. Lisans, basvuruda bulunan
    aracın veya araçların ait oldugu firmaya ve gerekli teknik donanıma haiz araca veya araçlara
    verilir. Bu hükümler kara tasımacılıgı için uygulanır. Bu lisans devredilemez, üç yıl için
    geçerlidir. Bu süre sonunda yenilenmesi gerekir. Lisans alan, ancak tasımacılıkta öngörülen
    standartlara uymayan firmaların lisansları Valilikçe iptal edilir.
    d) Pil ve Akümülatörlerin Etiketlenmesi ve saretlenmesi nasıl olur?
    Pil ve akümülatör ürünlerinin etiketlenmesi Atık pil ve akümülatörün kontrolü yönetmeligi
    Madde 33te belirtildigi gibi:
    — Atık akümülatörlerin ayrı toplanmasını saglayacak sembol olarak, bu Yönetmeligin 1 no’lu
    ekinde yer alan sembolün üretici tarafından kullanılmalı
    — Atık akümülatörlerin geri kazanımlarının saglanmasından yükümlü olan üreticilere geri
    dönmesini saglamak amacıyla, bu ürünlerin etiketlenmesinde “depozitoludur” ibaresi ile
    Bakanlık tarafından firmaya verilen kod numarasının yer almalı
    — Kursun asit akümülatörlerin üzerinde “Pb” ya da “kursun” ve “GER KAZANILIR”
    ifadesi ya da “GER KAZANILACAK AKÜ” ibaresinin bulunması, ayrıca bu ürünlerin dıs
    ambalajlarında da aynı ibarelerin bulundurulmalı
    — Sekonder hücreler ve sekonder pil ürünlerinin Türk Standartlarında (TS EN 61429)
    belirtilen sekilde etiketlenmesi ve isaretlenmesi zorunludur. Agırlıkça % 0,0005’den fazla
    cıva (Hg) içeren dügme tipi piller ile bu tür dügme pillerden olusturulan pillerin
    ambalajlarının Ek-1’de gösterilen sembol ile isaretlenmeli
    51 - Elektronik atıgım var, ne yapmalıyım?
    a.) Elektronik kaynaklı atıklarda genel ilkeler nelerdir?
    Elektrikli ve elektronik esyaların üretiminden nihai bertarafına kadar çevre ve insan saglıgının
    korunması amacıyla elektrikli ve elektronik esyalarda bazı zararlı maddelerin kullanımının
    sınırlandırılması, bu sınırlandırmalardan muaf tutulacak uygulamaların belirlenmesiyle
    beraber elektrikli ve elektronik esya atıklarının toplanması, islenmesi, geri kazanımı ve
    bertarafı üretici sorumlulugu altında gerçeklestirilecektir.
    Elektrikli ve elektronik esyalarda bazı zararlı maddelerin kullanımının sınırlandırılmasına dair
    yönetmeligindeki MADDE 5e göre Elektrikli ve elektronik esyalarda bazı zararlı maddelerin
    kullanımının sınırlandırılmasına iliskin ilkeler sunlardır:
    thal veya imal yoluyla piyasaya sürülen elektrikli ve elektronik esyalarda kursun (Pb), cıva
    (Hg), artı altı degerlikli krom (Cr6+), polibromürlü bifeniller (PBB) ve polibromürlü difenil
    eterler (PBDE) ile kadmiyumun (Cd) bulunması yasaktır.
    b. ) Atık Elektrikli ve elektronik esyalarda Üreticilerin yükümlülükleri neleridir?
    Elektrikli ve elektronik esyalarda bazı zararlı maddelerin kullanımının sınırlandırılmasına dair
    yönetmeligindeki MADDE 7'e göre Üreticiler;
    Piyasaya sürdükleri elektrikli ve elektronik esyalarda 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve
    (b) bentlerine uymakla,
    Piyasaya sürdükleri ürünlerin bu Yönetmelikte belirtilen teknik kriterleri sagladıgını gösteren
    bilgi ve belgeleri ürünün piyasaya sunulusundan itibaren bes yıl süreyle muhafaza etmekle,
    Her yıl Subat ayı sonuna kadar EK-3’te yer alan uygunluk beyan formunu doldurarak
    Bakanlıga vermekle,
    thal edilecek elektrikli ve elektronik esyalar için 8 inci maddeye uymakla,
    Ürün bilgisi açıklamalarında "EEE Yönetmeligine Uygundur." ibaresine yer vermekle
    Yükümlüdür.
    c.) Elektrikli ve elektronik esya kategorileri nelerdir?
    1. Büyük ev esyaları
    2. Küçük ev aletleri
    3. Bilisim ve telekomünikasyon ekipmanları
    4. Tüketici ekipmanları
    5. Aydınlatma ekipmanları
    6. Elektrikli ve elektronik aletler (büyük ve sabit sanayi aletleri hariç olmak üzere)
    7. Oyuncaklar, eglence ve spor aletleri
    8. Tıbbî cihazlar (*)
    9. zleme ve kontrol aletleri(*)
    10. Otomatlar
    Kullandıgınız bu ürünler atık haline geldiginde bunları belediyelerin kuracakları atık getirme
    merkezlerine, üreticiler ve lisanslı isleme tesisleri tarafından kurulacak aktarma
    merkezlerine veya yeni bir elektrikli ve elektronik esya satın aldıgınızda talep etmeniz
    halinde elektrik ve elektronik esya dagıtıcılarına hiçbir ücret ödemeden verebilirsiniz.
    52 - Üretici olarak tehlikeli atık yönetimi için üzerime düsen yükümlülükler nelerdir?
    Atıkların üretilmesinden biriktirilmesine, geçici olarak depolanmasından nakliyesine,
    nakliyesinden bertaraf tesisine ulasmasına kadar bütün süreçlerden müteselsilen sorumludur.
    Tehlikeli atıkların kontrolü yönetmeligi Madde 9 ‘da belirtildigi üzere Atık üreticisi;
    — Atık üretimini en az düzeye indirecek sekilde gerekli tedbirleri almakla,
    — Atıkların insan saglıgı ve çevreye yönelik zararlı etkisini, bu Yönetmelik hükümlerine
    uygun olarak en aza düsürecek sekilde atık yönetimini saglamakla, üç yıllık atık yönetim
    planını bu Yönetmeligin yürürlüge giris tarihinden itibaren altı ay içinde hazırlayarak
    valilikten onay almakla,
    —Bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak, atıklarını tesislerinde geçici olarak depolaması
    durumunda valilikten izin almakla,
    —Ürettigi atıklarla ilgili kayıt tutmakla, atıgını gönderecegi çevre lisansı almıs olan geri
    kazanım ya da bertaraf tesisinin istemis oldugu uluslararası kabul görmüs standartlara uygun
    ambalajlama ve etiketleme yapmakla,
    —Atık Yönetimi Genel Esaslarına liskin Yönetmeligin ekinde yer alan EK-IV’te (M) isareti
    ile bulunup EK-III B’de belirtilen özellikleri içermedigi öne sürülen atıklar için bu atıkların
    tehlikeli olmadıgını Bakanlıkça yetkilendirilmis kurum/kuruluslara ait laboratuvarlar ve/veya
    uluslararası kabul görmüs kuruluslarca yapılan analizlerle Bakanlıga belgelemekle,
    —Atıgın niteliginin belirlenmesi için yapılan harcamaları karsılamakla,
    —Atık beyan formunu her yıl takip eden yılın en geç Mart ayı sonuna kadar bir önceki yıla ait
    bilgileri içerecek sekilde Bakanlıkça hazırlanan web tabanlı programı kullanarak doldurmak,
    onaylamak ve çıktısını almak ve bes yıl boyunca bir nüshasını saklamakla,
    — Atık depolanması veya bertarafının tesis dısında yapılması durumunda tasıma formunu
    doldurmak ve öngörülen prosedüre uymakla,
    —Atık tasımacılıgında mevcut uluslararası standartlara uymakla,
    —Atıgı bertaraf tesisinin kabul etmemesi durumunda tasıyıcıyı baska bir tesise göndermekle
    veya tasıyıcının atıgı geri getirmesini ve bertarafını saglamakla,
    —Atıklarını bu Yönetmelikteki esaslara uygun olarak kendi imkânları ile veya çevre lisansı
    almıs atık bertaraf tesisinde gerekli harcamaları karsılayarak veya belediyelerle ya da gerçek
    ve tüzel kisilerle kurulacak ortak atık bertaraf tesislerinde bertaraf etmek veya ettirmekle,
    — Atıkların fabrika sınırları içinde tesis ve binalardan uzakta beton saha üzerine yerlestirilmis
    saglam, sızdırmaz, emniyetli ve uluslararası kabul görmüs standartlara uygun konteynırlar
    içerisinde geçici olarak muhafaza etmekle, konteynırların üzerinde tehlikeli atık ibaresine yer
    vermekle, depolanan maddenin miktarını ve depolama tarihini konteynırlar üzerinde
    belirtmekle, konteynırların hasar görmesi durumunda atıkları, aynı özellikleri tasıyan baska
    bir konteynıra aktarmakla, konteynırların devamlı kapalı kalmasını saglamakla, atıklarını
    kimyasal reaksiyona girmeyecek sekilde geçici depolamakla,
    —Ayda bin kilograma kadar atık üreten üretici biriktirilen atık miktarı altı bin kilogramı
    geçmemek kaydı ile valilikten izin almaksızın atıklarını arazisinde en fazla yüz seksen gün
    geçici depolayabilir. Bu durumda herhangi bir tehlike halinde arazide önlem alabilmek için en
    az bir kisiyi görevlendirmekle ve bu kisinin iletisim bilgilerini valilige bildirmekle,
    —Bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak geri kazanım ve bertaraf tesislerine
    gönderilmeden önce kendi atıklarını gerekli önlemleri alarak fiziksel, kimyasal veya biyolojik
    islemlerle zararsız hale getirmek, bakiye atık olusuyor ise uygun sekilde çevre lisansı almıs
    bertaraf ve geri kazanım tesisine götürmekle veya gönderilmesini saglamakla,
    — Tesis içinde atıkların toplanması tasınması ve geçici depolanması gibi islemlerden sorumlu
    olan çalısanların saglıgı ve emniyeti ile ilgili her türlü tedbiri almakla,
    — Kaza sonucu veya kasti olarak atıkların dökülmesi ve bunun gibi olaylar sunucu meydana
    gelen kirliligin önlenmesi amacıyla, atıgın türüne baglı olarak olayın vuku buldugu andan
    itibaren en geç bir ay içinde olay yerinin eski haline getirilmesi ve tüm harcamaların
    karsılanmasıyla,
    — Kaza sonucu veya kasti olarak atıkların dökülmesi ve bunun gibi olaylar vuku buldugunda
    valiligi bilgilendirmek ve kaza tarihi, kaza yeri, atıgın tipi ve miktarı, kaza sebebi, atık
    bertaraf islemi ve kaza yerinin rehabilitasyonuna iliskin bilgileri içeren raporu valilige
    sunmakla,
    —Faaliyetlerine yönelik insaat ve isletme ruhsatı alınması asamasında, tehlikeli atıklarının bu
    Yönetmelik hükümleri dogrultusunda bertarafının saglanacagını belgelemekle yükümlüdür.
    53 - Tehlikeli atıgımı biriktirebilir miyim?
    Tehlikeli atıklar belirli bir süre tesis içinde geçici depolanabilmektedir.
    a)Geçici depolama için izne gerek var mı? Ne kadar süre depolama yapabilirim?
    Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin 9. maddesinin (c) fıkrasında belirtildigi üzere
    Valilikten izin almak gerekmektedir. Sayet üretici ayda bin kilograma (1 ton/ay) kadar atık
    üretiyorsa ve biriktirilen atık miktarı altı bin kilogramı geçmiyorsa “valilikten izin
    almaksızın” atıklarını arazisinde en fazla yüz seksen gün geçici depolayabilir. Bu durumda
    herhangi bir tehlike halinde arazide önlem alabilmek için en az bir kisiyi görevlendirmekle ve
    bu kisinin iletisim bilgilerini valilige bildirmekle mükelleftir.
    54 - Etiketlemeyi nasıl yapacagım?
    Her atık ambalajı, içindeki atık ile ilgili tüm bilgileri içeren atık etiketi ve Tehlikeli
    Kimyasallar Yönetmeligi Ek-4’de belirtilen tehlikeli atık isaretleri ile etiketlenmelidir. Atık
    Etiketi üzerindeki atık tanımı ile Ulusal Atık Tasıma Formu üzerindeki atık tanımı aynı
    olmalıdır. Atık Etiketi örnegi web sayfamızdan temin edilebilir.
    55 - Atıgın nakliyesini nasıl yapacagım?
    Tasıma islemi ve bedeli atık üreticisine ait olup, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’ne
    göre tehlikeli atık sınıfına giren atıklar, Atıkların Karayolunda Tasınmasına liskin Teblig
    dogrultusunda “Atık tasıma araç lisansı” olan araçlarla sevk edilmelidir. Tasıma sırasında
    aracın tehlikeli atık tasıma lisans belgesi, sürücü egitim sertifikası, gönderilen her atık tipi için
    ayrı olmak üzere firmanın bulundugu ilin Çevre ve Orman Müdürlügünden atık üreticisi firma
    tarafından alınacak Ulusal Atık Tasıma Formu ve sevk irsaliyesi doldurularak atıgı tasıyan
    araç ile Bertaraf/ geri kazanım tesisine gönderilecektir.
    a) Lisanslı Nakliyenin Normal Nakliyeden Farkı Nedir?
    Lisanlı araçlar tehlikeli atıkların tasınması için sızdırmazlık gibi özel önlemler alınmıs ve
    Bakanlıktan lisanslanmıs araçlardır. Yönetmelige göre Tehlikeli atıkların lisanslı araçla
    nakliyesi zorunludur. Normal nakliye araçlarıyla tehlikeli atık tasınmasına izin
    verilmemektedir.
    b) Lisansız Araçlarla Atık Gönderebilir Miyim?
    Atıkların Karayolunda Tasınmasına liskin Teblig dogrultusunda 50 kg’a kadar olan atıklar,
    lisanssız araçla nakliye edilebilmektedir.
    56 - Hangi evrakları dosyalayacagım, hangilerini kaydedecegim?
    Atık üreticisi Atık beyan formunu her yıl takip eden yılın en geç Mart ayı sonuna kadar bir
    önceki yıla ait bilgileri içerecek sekilde Bakanlıkça hazırlanan web tabanlı programı
    kullanarak doldurmak, onaylamak ve çıktısını almak ve bes yıl boyunca bir nüshasını
    saklamakla yükümlüdür.
    Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisleri ise sletme planlarını her yıl Bakanlıga sunmakla ve
    Gönderilen ve alınan tüm tasıma formları (UATF)üç yıl süre ile saklanmak ve denetimlerde
    yetkili idarelerce istendiginde hazır bulundurmak zorundadırlar.
    57 - UATF (Ulusal Atık Tasıma Formu) nasıl doldurulur?
    a) UATF Formunu Nereden Temin Ederim?
    Tasıma Formları atık üreticisi tarafından ilgili l Çevre ve Sehircilik Müdürlüklerinden temin
    edilir.
    b) UATF Hangi Atıkların Tasınmasında Kullanılır?
    -Tehlikeli atıklar
    -Tıbbi atıklar
    -Atık pil ve akümülatörler
    -Atık bitkisel yaglar
    -Atık yaglar
    -Ömrünü tamamlamıs lastikler
    -Atık elektrikli ve elektronik esyalar
    c) UATF Formunu Nasıl Dolduracagım?
    Ulusal Atık Tasıma Formun talep edilen bilgiler asagıda belirtilen açıklamalara göre
    doldurulacaktır.
    1) ATIK KODU: Ulusal Atık Tasıma Formunun ÜRETC bölümünde yer alan (12) nolu veri
    tipi, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin (EK 7) sinde yer alan listede verilen 6
    haneli kodlara göre doldurulacaktır.
    2) ATIK ADI: Formun ÜRETC bölümünde yer alan (13) nolu veri tipi, Tehlikeli Atıkların
    Kontrolü Yönetmeligi (EK 7)de yer alan listede belirtildigi sekilde doldurulacaktır.
    3) H NUMARASI: Formun ÜRETC bölümünde yer alan (11) nolu veri tipi, Tehlikeli
    Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin EK (5) inde yer alan tehlikelilik özelliklerine göre
    doldurulacaktır.(örnegin H3-A gibi)
    4) 20° C’ DE FZKSEL ÖZELLKLER: Formun ÜRETC bölümünde yer alan (14) nolu
    veri tipi asagıda belirtilen kod numaralarına göre kodlanacaktır.
    1)Toz/toz seklinde
    2)Katı
    3)Akıskan/Macun
    4)Çamurlu
    5)Sıvı
    6)Gaz
    7)Diger ( belirtiniz)
    5) RENK: Formun ÜRETC bölümünde yer alan (15) nolu veri tipi, asagıda belirtilen kod
    numaralarına göre kodlanacaktır.
    1)Beyaz
    2)Kahverengi
    3)Kırmızı
    4)Mavi
    5)Sarı
    6)Siyah
    7)Yesil
    8)Diger (belirtiniz)
    6) AGIRLIK: Formun ÜRETC bölümünde yer alan (16) nolu veri tipi, atıgın agırlıgı
    kilogram ve/ veya ton olarak belirtilecektir.
    7) AMBALAJ VE KONTEYNIR TÜRÜ: Formun ÜRETC bölümünde yer alan (17) nolu
    veri tipi, asagıda belirtilen kod numaralarına göre kodlanacaktır.
    (1)Varil
    (2)Ahsap fıçı
    (3)Bidon
    (4)Kutu
    (5)Torba
    (6)Karısık Ambalaj
    (7)Basınçlı hazne
    (8)Balya
    (9) Diger (belirtiniz)
    8) AMBALAJ VE KONTEYNIR SAYISI: Formun ÜRETC bölümünde yer alan (18) nolu
    veri tipi, yukarıda belirtilen ambalaj ve konteynır sayısı formda ayrılan üç dijitli bölüme
    yazılacaktır.
    9) TASIMA SEKL: Formun TASIYICI bölümünde yer alan (13) nolu veri tipi, asagıda
    belirtilen kod numaralarına göre kodlanacaktır.
    (1)Karayolu
    (2)Tren
    (3)Hava
    (4)Deniz
    (5)ç Karasular
    Verilen kodlara göre doldurulacaktır.
    10) BERTARAF/GER KAZANIM SLEMLER: Formun ALICI bölümünde yer alan (13)
    nolu veri tipi, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi’nin (EK 2) sinde yer alan geri
    kazanım (R kodları)/ bertaraf (D kodları)islemleri için verilen kodlara göre doldurulacaktır.
    11) ATIK TRANSFER: Formun ALICI bölümünde yer alan (14) nolu veri tipi; formda
    verilen (a),(b),(c),(d) kutularına (X) isareti konularak doldurulacaktır.
    12) TARHLER: Formda talep edilen tarih bilgileri gün/ ay/ yıl olarak belirtilecektir.
    13)Formda talep edilen fakat açıklama kılavuzunda açıklanmasına ihtiyaç duyulmamıs diger
    veri tipleri hakkındaki talep bilgiler, form üzerindeki ilgili yerlerine beyan edilecektir.
    c) UATF Döngüsü Nasıl Olmalıdır?
    Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi (Ek 9-A) ve (Ek 9-B) de yer alan atık tasıma
    formlarından (A) formu mavi, (B) formu pembe, (C) formu beyaz, (D) formu yesil, (E) formu
    sarı renktedir. Atık üreticisi ve tasıyıcı tarafından ülke içi tasımada (Ek 9-A) da yer alan (A) ,
    (B) , (C) , (D) formları, uluslararası tasımada ise (Ek 9-B) de yer alan (A) , (B) , (C) , (D) , (E)
    formları doldurulur. (A) , (C) ve (E) formları iki nüsha halinde düzenlenir. Bu formlardan;
    a) (D) formu tasıma baslamadan önce, atık üreticisinde kalır, üretici tarafından valilige
    gönderilir.
    b) (A) , (B) , (C) , (E) formları tasıma esnasında bulundurulmak kaydı ile tasıyıcıya verilir.
    c) (E) formu uluslararası tasımada, tasıyıcı tarafından gümrük çıkısında Bakanlıga bir nüshası
    gönderilmek üzere gümrük memuruna teslim edilir.
    ç) (A), (B) ve (C) formu tasıyıcı tarafından atık bertaraf tesisi sorumlusuna imzalatılarak, (A)
    ve (B) formları atıkla birlikte teslim edilir. (C) formu ise tasıyıcıda kalır ve bir nüshası
    üreticiye teslim edilir.
    d) (A) ve (B) formu atık bertarafından sorumlu kisi veya kurulus tarafından imzalanarak
    alınır. (A) formunun bir nüshası bertarafçı tarafından net miktarlar, bertaraf yeri ve tarihi form
    üzerine doldurulduktan sonra valilige gönderilir.
    e) (B) formu net miktarlar, bertaraf yeri ve tarihi form üzerine doldurulduktan sonra geri
    kazanım veya bertaraf eden tarafından üreticiye gönderilir.
    (2) Gönderilen ve alınan tüm tasıma formları, üç yıl süre ile saklanır ve denetimlerde yetkili
    idarelerce istendiginde hazır bulundurulur.
    d) UATF Formlarını Saklamam Gerekiyor Mu?
    Gönderilen ve alınan tüm tasıma formları üç yıl süre ile saklanmak ve denetimlerde yetkili
    idarelerce istendiginde hazır bulundurulmak zorundadır.
    58 - Tehlikeli Atık Yönetimi Planı nedir? Niçin yapılır? Planları kimler hazırlamalıdır?
    Planda neler olmalıdır?
    a) Tehlikeli Atık Yönetim Planı nedir?
    Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi (TAKY)’nde tanımlanan sekliyle;Tehlikeli Atık
    Yönetim Planı: Atıkların çevreyle uyumlu bir sekilde yönetimini saglamak üzere hazırlanan
    kısa ve uzun vadeli program ve politikalardır.
    b) Tehlikeli atık üreten tesislerin yönetim planlarında neler olmalıdır?
    Sanayicinin hazırladıgı ve Çevre ve Sehircilik l Müdürlüklerine gönderilecek atık yönetim
    planları detaylı olmalıdır. Her tesisin atık yönetim planı farklı olabilir. Tesisin prosesine ve
    yönetim politikasına (atıkların geri kazanımı, bertarafı, ihraç edilip-edilmeyecegi, 3 yıl içinde
    kapasitenin artırılıp artırılmayacagı gibi) vs. göre degisebilir. Ancak, her yönetim planında
    mutlaka olması gerekenler;
    -Tesis içinde olusan atıkların AYGEY EK 4 te verilen kodlar ve miktarları,
    -Geçici depolama alanlarının durumunu gösteren bilgiler,
    -Atıkların ne kadarının geri kazanıldıgı,
    -Ne kadarının bertarafa gönderildigi,
    -Atıkların gönderildigi geri kazanım ve bertaraf tesislerinin isim ve adresleri,
    -Atıklara uygulanan islemler,
    -Tesis içinde atık minimizasyonu için yapılan islemler
    c) Belediyelerin hazırlayacagı yönetim planlarında neler olmalıdır?
    Belediyelerin hazırlayacagı tehlikeli atık yönetim planları, evlerden kaynaklanan tehlikeli
    atıkları kapsamakta olup ayrı bir format belirlenmemistir. Ancak yönetim planları
    hazırlanırken asagıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
    - Evlerden kaynaklanan tehlikeli atıklar kaynagında ayrı mı toplanıyor, yoksa ayırma ünitesi
    mi var belirtilmelidir. Bunların hiçbiri yoksa ne planlandıgı belirtilmelidir. Amaçlar, hedefler
    verilmelidir.
    - Ayrı toplanan tehlikeli atıkların adları atık kodları ile birlikte ve miktarları belirtilmelidir.
    Nüfusa ve nüfus artıs oranına göre 3 yıllık olarak tahmini hazırlanmalıdır.
    - Ayrı toplanan tehlikeli atıklar için geçici depolama veya ara depolama tesisleri var mı yok
    mu bilgi verilmelidir.
    - Geri kazanım veya bertaraf tesislerine gönderilmesi için tasıma planları yer almalıdır.
    (Haftalık aylık veya belli bir miktara erisince gönderilecegi gibi.)
    - Tasıma için lisanslı araçlar belediyeye mi ait, yoksa lisanslı tasıma firmalarından mı
    karsılanıyor ya da ne planlanıyor, belirtilmelidir.
    - Kamuoyunun bilgilendirilmesi için yapılanlar ve yapılacaklar anlatılmalıdır.
    59 - Maden atıklarının yönetimi hangi mevzuat kapsamında degerlendirilmektedir?
    Maden atıkları yönetimi ilgili mevzuat yürürlüge girene kadar bu atıklar ile ilgili islemler
    Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik (ADDY) ve genelgeler kapsamında
    degerlendirilmektedir.
    60 - Maden atıklarına yönelik özel bir mevzuat ne zaman çıkacaktır?
    Avrupa Birligi Katılım Öncesi Mali sbirligi (IPA-1) kapsamında “Maden Atıkları
    Direktifi”nin (2006/21/AT) ülkemiz mevzuatına aktarılması için Bakanlıgımız koordinesinde
    Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlıgı Maden sleri Genel Müdürlügü (MGEM) ve Maden
    Teknik Arama Genel Müdürlügü (MTA) ile Twinning (Eslestirme), Teknik Yardım ve
    Tedarik bilesenlerinden olusan proje 2010 yılında baslatılmıstır. Söz konusu projenin
    eslestirme bileseni tamamlanmıs olup, maden atıklarına özgü ülkemiz gerçeklerine uygun
    maden atıkları mevzuatı 2015 yılı 3. Çeyreginde kazandırılacaktır
    61 - Maden atıklarının hangi sınıf düzenli depolama tesisinde depolanmaktadır?
    Maden atıkları eluatanalizi yapılarak Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik Ek-
    2’de verilen limit degerlerine göre I.Sınıf,II Sınıf ve III.Sınıf depolama tesislerinde
    depolanabilmektedir.
    62 - nert maden atıkları için özel bir yönetim var mıdır?
    nert Maden Atıklarının Alan Islahı, Restorasyon, Dolgu Maksadıyla Kullanımı veya
    Depolanmasına liskin Genelge (2010/13) 27/08/2010 tarihinde yayımlanmıstır. Genelge ile
    özellikle II.Grupmadenler (mermer, andezit, bazalt vb.) ve IV.Grupkil minerallerinin
    aranması, çıkarılması ve islenmesinden kaynaklanan inert nitelikli maden atıklarının yönetimi
    gerçeklestirilmektedir.lgili genelge kapsamındaki madenlerden kaynaklanan atıklar Alan
    Islahı, Restorasyon, Dolgu Maksadıyla Kullanımı veya Depolanması gerçeklesmektedir.
    63 - Maden atıklarının depolandıgı tesisleri için lisans alınması gerekli midir?
    Çevre Kanununca Alınması Gereken zin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik geregince
    Çevresel Etki Degerlendirme, zin ve Denetim Genel Müdürlügüne basvurularak önce GFB
    (Geçici Faaliyet Belgesi) sonra Lisans alınması zorunludur.
    64 - Sondaj çamurları düzenli depolama tesislerinde bertaraf edilmesi zorunlu mudur?
    Sondaj Çamurlarının ve Krom Madeninin Fiziki sleme Tabi Tutulması Sonucu Ortaya Çıkan
    Atıkların Bertarafına liskin Genelge 04/07/2012 tarihinde yayımlanmıstır. Genelge
    kapsamındakisondaj atıkları, sondaj çamuru için hazırlanan havuz içinde gerekli önlemler
    alınarak bertaraf edilebilmektedir.
    65 - Atık ithalatı yapmak istiyorum. Ne yapmam gerekiyor?
    2872 sayılı Çevre Kanunu 13. Maddesi uyarınca tehlikeli atıkların ithalatı yasaktır. Diger
    yandan, Ekonomi Bakanlıgı bazı atıkların ithalatını yasaklayabilir veya kontrol altında
    tutabilir. thalatı izne tabi atıklar ve yasak olan atıklara iliskin iki adet Teblig bulunmaktadır.;
    1) Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Metal Hurdaların thalat Denetimi
    Tebligi (Ürün Güvenligi ve Denetimi: 2015/23)
    2) Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol AltındaTutulanAtıklarınthalatDenetimiTebligi
    (Ürün Güvenligi ve Denetimi: 2015/3)
    Bu tebligler kapsamında ithalat yapmak isteyen sanayicilerin alması gereken belgelere iliskin
    bilgi ve dokümanlara Çevre Yönetimi Genel Müdürlügü web sayfasından ulasılabilmektedir.
    66 - Tehlikeli Atık ihracatı yapmak istiyorum, ne yapmam gerekir?
    Tehlikeli atık ihracatı Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeligi kapsamında
    gerçeklestirilebilir. Tehlikeli atık ihracatı yapılacak ülke ve transit ülkelerden yazılı onay
    alınması amacıyla anılan yönetmelik Ek-10’da yer alan Ön Bildirim (Notifikasyon) formunun
    doldurularak ilgili diger evraklarla birlikte Bakanlıga basvurulması gerekmektedir. hracat
    isleminde uyulması gereken kurallar ve yapılması gereken is ve islemler için hazırlanmıs
    dokümanlara Çevre Yönetimi Genel Müdürlügü web sayfasından ulasılabilmektedir.
  • ATIKSU DEŞARJI KONULU ÇEVRE İZİNLERİ

  • ÇİLY’de Ek Listelerinde yer almayan Balıkçılık Tesisleri Çevre İznine tabi midir?

    Mülga Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik Ek-2 listesinde yer alan “Balık ve/veya Su Ürünleri Çiftlikleri”, Çevre İzin ve Lisanları Yönetmeliği’nin eklerinden çıkarılmıştır.

     

    Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde “Tablo 5.13: Sektör: Gıda Sanayii (Tarla Balıkçılığı)” deşarj standartları belirtilmekte olup, Tarla Balıkçılığı faaliyetleri Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği’nin Ek-2 listesi 10.8 “Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer almayan, alıcı ortama deşarjı olan işletmeler” kapsamında Atıksu Deşarjı Konulu Çevre İzni alması gerekmektedir.

     

    Deniz ve göllerde kurulan balık çiftlikleri Çevre İznine tabi değildir.

     

  • Atıksu Deşarjı Konulu Çevre İzni müracaatında atıksu numunesi analizi nasıl yapılacaktır?

    Atıksu Deşarjı Konulu Çevre İzni müracaatında atıksu arıtma tesisi giriş (ham su) ve çıkışından 2 saatlik 3 adet veya 24 saatlik 1 adet atıksu numunesinin İl Müdürlüğümüz gözetiminde mühürlü, etiketli olarak alınması ve analiz sonuçlarının sisteme yüklenmesi gerekmektedir.

  • Tesise ait Atıksu Arıtma / Derin Deniz Deşarjı Proje Onayı’nın GFB aşamasında olması gerekli midir?

    Atıksu Deşarjı konulu GFB müracaatı öncesinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından İl Müdürlüğü Uygunluk Yazısı düzenlenirken atıksu arıtma tesisi/derin deniz deşarjı proje onayı veya muafiyet durumu sorgulanmaktadır.

     

    Çevre İzni aşamasında sunulması gereken Atıksu Arıtma / Derin Deniz Deşarjı Proje Onay Formunda (EK-3) belirtilen Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin ilgili Sektör Tablosu ile, Çevre İzni sürecinde tesise ait atıksu analizlerinin yapıldığı sektör tablosunun uygunluğu kontrol edilmektedir

     

  • BÜTÜNLEŞİK KIYI ALANLARI YÖNETİMİ VE PLANLAMASI

  • Bütünleşik kıyı alanları planı mekansal bir plan mıdır?

    14.06.2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre bütünleşik kıyı alanları planı mekânsal planlama kademelenmesinde yer almayan, kıyı ve etkileşim alanına özgü stratejik yaklaşımla hazırlanan ve imar planlarını yönlendiren plan olarak tanımlanmıştır.

  • Bütünleşik kıyı alanları planları ile ilgili yasal çerçeve nasıldır?

    • 1982 Anayasasının “A. Kıyılardan yararlanma” başlıklı 43. Maddesine göre, “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. 

    • 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği’ne göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; kıyıların korunması ve kamu yararına kullanılmasına ilişkin olarak bu kanun ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde merkezde düzenleyici ve denetleyici tek yetkili kurumdur. 
     
    • 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7.maddesinde tanımlanan görev ve yetki çerçevesinde Bakanlığımıza bütünleşik kıyı alanları yönetimi ve planlaması çalışmaları, kıyı alanlarının düzenlenmesine dair iş ve işlemler ile bu alanlara ilişkin jeolojik ve jeoteknik etütleri yapmak, yaptırmak ve onaylamak, kıyı kenar çizgisini tespit etmek, onaylamak ve tescilini sağlamak görevi verilmiştir.
     
    • Bütünleşik Kıyı Alanları Planı 14.06.2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanmaktadır. Bu Yönetmelik ile Bütünleşik Kıyı Alanları Planı tanımı ve esasları betimlenmiş olup, bu planlar mekânsal planlama kademelenmesinde yer almayan, kıyı ve etkileşim alanına özgü stratejik yaklaşımla hazırlanan ve imar planlarını yönlendiren plan olarak tanımlanmıştır.                                                                                                                                             
  • Bütünleşik kıyı alanları planları neleri hedeflemektedir?

     Bütünleşik kıyı alanları planlarının hedefleri:                                      

    • Ülkemizdeki kıyı planlama ve uygulama çalışmalarına yeni bir yaklaşım getirmek, 

    • Kıyılarda koruma ve denetimle ilgili tedbirleri belirlemek, 

    • Kıyı alanlarında yerel beklenti ve talepleri yönlendirmek, 
     
    • Kıyılarda örtüşen yetki alanlarını düzenlemek ve 
     
    • Kıyı alanlarının uyumlu ve dengeli bir şekilde korunarak kullanımını teşvik etmek üzere tüm sektörleri dikkate alan bütüncül politika ve karar alma süreçlerinin sağlanması ve kıyı alanlarında yapılacak kıyı yapılarına ilişkin uygulamalar için yol gösterici strateji ve hedefler üretmek
     
  • Bütünleşik kıyı alanları planlarının mekansal planlarla ilişkisi nedir?

    • Kıyı alanlarındaki alt ölçekli plan kararlarını etkileyen ve mekânsal planlar kademelenmesinde yer almayan stratejik yaklaşımlı bir plandır.

    • Kıyı alanlarında mekânsal gelişme stratejilerinin belirlenmesi ve sektörel uyumun temin edilmesi çerçevesinde hazırlanmakta olup, üst ölçekli bir plan olma özelliği ile çevre düzeni planları, kıyı alanlarına ilişkin nazım ve uygulama imar planları dâhil tüm planlama ve uygulamalara girdi sağlamaktadır.
     
    • Kıyı kenar çizgisinin kıyı ve deniz tarafına ilişkin karar ve stratejiler üreterek sahil şeridi ve kara tarafına ilişkin getirdiği stratejilerle de ilgili idarelerin uygulamalarına yol gösterici bir plandır.

     

  • Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi ve Planlaması ile ilgili uluslararası yükümlülüklerimiz neler?
    • Ülkemiz, Akdeniz Eylem Planı (AEP) (Birleşmiş Milletler Çevre Programı–UNEP) üyesi 21 ülkeden biridir.  
    • Ülke olarak, AEP Bölgesel Faaliyet Merkezleri’nden olan ve kıyı alanları entegre yönetimi üzerine çalışan Öncelikli Eylem Programı Faaliyet Merkezi (PAP/RAC) odak noktalığını yürütmekteyiz.  
    • Ülkemizin de imzaladığı Barselona Sözleşmesi – Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması Sözleşmesi – 7 Adet Ek Protokolün sonuncusu olan ve Ülkemizin taraf olma çalışmaları sürdürülen Akdeniz’de Entegre Kıyı Alanları Yönetimi Protokolü’ne (ICZM) uyum hazırlıkları devam etmektedir.
     
  • BÜYÜK ENDÜSTRİYEL KAZALAR

  • Bildirim yapılırken yıllık toplam miktar üzerinden mi bildirim yapılacak?
    Hayır.
    Bildirim yapılırken tehlikeli maddenin herhangi bir zamanda bulundurulduğu en fazla miktar esas alınacaktır.
  • Bildirimler için son tarih ne zaman?
    30.12.2013 tarih ve 28867 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihte bildirimde bulunma zorunluluğu da eş zamanlı olarak yürürlüğe girmiştir.

     
  • Firmamızda 50 ton kapasiteli yakıt tankı bulunmaktadır. Firmamızca kullanılan yakıt sisteminin değiştirilmesi sonucu, yakıt tankı aktif kullanımdan çıkarılmıştır. Ancak, her ihtimale karşı tankımızda 5 ton yakıt depolanmaktadır. Bu
    Firmamızda 50 ton kapasiteli yakıt tankı bulunmaktadır. Firmamızca kullanılan yakıt sisteminin değiştirilmesi sonucu, yakıt tankı aktif kullanımdan çıkarılmıştır. Ancak, her ihtimale karşı tankımızda 5 ton yakıt depolanmaktadır. Bu yakıt için herhangi bir zamanda bulundurduğumuz en yüksek miktar 5 ton mudur?

     
    Hayır.
    Depolama yapılan tankın kullanılabilir maksimum kapasitesi, tankta depolanan madde için herhangi bir zamanda bulundurulan en yüksek miktar olarak alınır. Bu miktar, bildirimde kullanılacak miktardır.
  • Formaldehit %90 lık değil yine de bildirecek miyim?
    "Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik'in Ek-1 Bölüm 1 Adlandırılmış Madde Listesinde %90'lık konsantrasyondaki Formaldehit yer almaktadır. Bununla birlikte, aynı Yönetmeliğin Ek-1 Giriş bölümünde yer alan 2 numaralı notta "Karışımlar ve müstahzarlar, yüzde oranı veya bir açıklamanın özellikle verilmemiş olması halinde, Bölüm 2, Not 1'de verilmiş olan yönetmelikte (ilgili sınıflandırma yönetmeliğinde) yer alan özelliklerine göre belirlenmiş konsantrasyon sınırları içerisinde kalmaları şartıyla, saf maddelerle aynı koşullara tabi olurlar." hükmü bulunmaktadır. 
    Dolayısıyla, kuruluşunuzda belirtmiş olduğunuz formaldehit %90'lık konsantrasyon halinde değil de hangi konsantrasyonda ise güvenlik bilgi formundaki sınıflandırma bilgilerini kullanarak BEKRA Bildirim Sistemine beyanınızı tamamlayacaksınız. Yüzde bilgisi yer almıyor ise saf Formaldehit olarak bildirimde bulunacaksınız.
    Bu açıklamalar doğrultusunda, değerlendirmenizi yapmanız ve http://www.csb.gov.tr/turkce/index.php?Sayfa=haberdetay&Id=21635 bağlantısında yer alan Bakanlığımız duyurusu gereği, BEKRA Bildirim Sistemi üzerinden beyanlarınızı gerçekleştirmeniz gerekmektedir.
  • Hazırladığım güvenlik raporunu ne zaman sisteme yükleyeceğim?
    Güvenlik raporları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından nihai onay işlemi tamamlandıktan sonra sisteme yüklenecektir.
  • Her sene bildirim güncellenmeli midir?
    Faaliyet halindeki kuruluş için bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren,
    -          Kuruluş faaliyete geçmeden önce,
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığının internet sayfasındaki özel program paketini kullanarak bildirimini yapar.
    İşletmeci;
    -          Beyan edilen tehlikeli maddelerin miktarında kuruluşun seviyesini etkileyecek bir değişiklik olması,
    -          Beyan edilen tehlikeli maddelerin niteliğinde veya fiziki şeklinde değişiklik olması,
    -          Uygulanan proseslerde değişiklik olması,
    -          Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilen bilgilerde herhangi bir değişiklik olması,
    -          Kuruluşun faaliyetine son vermesi veya devredilmesi,
    hallerinde yirmi iş günü içerisinde bildirimini günceller.

     

  • Karışım ve/veya müstahzarın bildirimi nasıl yapılacak?
    Karışım ve/veya müstahzarın sınıflandırılması ilgili mevzuat kapsamında yapılarak, toplam miktar üzerinden bildirim yapılacaktır.
  • Kimler sisteme giriş yapmalı?
    Kuruluş sınırları içerisinde birden fazla tehlikeli madde bulunduran kuruluşlar, Yönetmeliğin Ek-1 Bölüm 2 Not 4’ünde tanımlanan toplama kuralını uyguladıktan sonra kapsamlarını belirleyecektir. 
    Dolayısıyla, öncelikle toplama kuralı ile kapsamınızı belirleyecek, sonrasında alt ya da üst seviyeli kuruluş iseniz BEKRA Bildirim Sistemine beyanda bulunacaksınız. 
    ​(İşletmecinin yükümlülüğünde olan doğru beyan ve toplama kuralının işletilmesine ilişkin gerekli belgeler ve hesaplamalar, talep edilmesi halinde Bakanlığa veya yetkili denetim birimine ibraz edilmek zorundadır.)
     
  • Kuruluşumda hidroklorik asit kullanıyorum, ancak adlandırılmış listede hidrojen klorür ifadesi var, nasıl bildirim yapacağım?
    Hidroklorik Asit, "Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik'in Ek-1 Bölüm 1 Adlandırılmış Madde Listesinde yer alan Hidrojen klorür'ün suda çözülmesi ile oluşmaktadır. 
    Yönetmelik Ek-1 Giriş bölümünde yer alan 2 numaralı notta "Karışımlar ve müstahzarlar, yüzde oranı veya bir açıklamanın özellikle verilmemiş olması halinde, Bölüm 2, Not 1'de verilmiş olan yönetmelikte (ilgili sınıflandırma yönetmeliğinde) yer alan özelliklerine göre belirlenmiş konsantrasyon sınırları içerisinde kalmaları şartıyla, saf maddelerle aynı koşullara tabi olurlar." hükmü bulunmaktadır. 
    Dolayısıyla güvenlik bilgi formundaki sınıflandırma bilgilerini kullanarak çözelti yüzdesi belli ise BEKRA Bildirim Sistemine beyanınızı tamamlayacak ya da yüzde bilgisi yer almıyor ise saf Hidrojen Klorür olarak bildirimde bulunacaksınız.
    Bu açıklamalar doğrultusunda, değerlendirmenizi yapmanız ve http://www.csb.gov.tr/turkce/index.php?Sayfa=haberdetay&Id=21635 bağlantısında yer alan Bakanlığımız duyurusu gereği, BEKRA Bildirim Sistemi üzerinden beyanlarınızı gerçekleştirmeniz gerekmektedir.
  • Kuruluşumuz tehlikeli madde alım-satımı yapmaktadır. Maddelerimiz başka bir işletmecinin malı olan depolarda kiralık olarak depolanmaktadır. Bildirim dahil diğer sorumluluklar kime aittir?
    İlgili Yönetmeliğin amacı bakımından, tehlikeli maddelerin bulundurulduğu (depolandığı, işlendiği, kullanıldığı, üretildiği vb.) yer, konum olarak önem arz etmektedir. Yönetmelik kapsamında, deponun işletmecisi, kuruluş olarak bildirim yapmak ve diğer sorumlulukları yerine getirmek zorundadır.
  • Son yayımlanan Yönetmelik ile süre uzatımı konusu hangi maddeler için geçerli?
    2/8/2016 tarihli ve 29789 sayılı Resmi Gazetede “Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yayımlanarak, Yönetmeliğin bazı maddelerinin uygulama tarihleri ötelenmiştir. Buna göre;
    ü 9 uncu madde ALARP ve HADP’nın hazırlanması 14 üncü maddenin ikinci fıkrası 1/7/2017’de yürürlüğe girecek şekilde 6 ay daha,
    ü 10 uncu madde BKÖP ve 11 inci madde Güvenlik Raporlarının hazırlanması için son tarih 30/06/2017 olacak şekilde 1 yıl daha ötelenmiş oldu.
  • Tehlikeli maddeyi tank içinde depolayarak elinde bulunduran kuruluşların herhangi bir zamanda bulundurduğu mevcut en yüksek miktar nasıl belirlenir?
    Depolama yapılan tankın depolama şartları teknik açıdan belgelendirilebilen (örneğin TSE, AB standartları vb. dayandırılan) maksimum depolanabilecek miktar esas alınır.
  • Yönetmeliğin EK-1'inde belirtilen niteleyici miktarların altında madde/karışım bulunduruyoruz. Bildirim yapmalı mıyız?
    30.12.2013 tarih ve 28867 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihte bildirimde bulunma zorunluluğu da eş zamanlı olarak yürürlüğe girmiştir.
  • Yönetmeliğin EK-1'inde belirtilen niteleyici miktarların altında madde/müstahzar bulunduruyoruz. Bildirim yapmalı mıyız?
    Bu durumda, önce toplama kuralı uygulanmalıdır, toplama kuralı uygulandıktan sonra da kapsam dışında kalan kuruluşlar bildirimde bulunmayacaktır.
  • DÜZENLEME SAHASI BELİRLEME

  • İmar uygulamalarında düzenleme yapılacak sahanın seçilirken nelere dikkat edilmesi gerekir.

    3194 sayılı imar kanunun 18. Maddesine göre yapılan uygulamalarda, imar planında etap etap düzenleme sahası belirlenebilir belirleme sırasında;

    Belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz. Ancak, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması ve diğer kısmında birkaç taşınmaz malın tevhid ve ifraz yoluyla imar plânı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlenmesine konu teşkil edebilir.

    Düzenleme sınırı;

    a) iskân sahasının bittiği yerlerde iskân sınırlarından,

    b) iskân sahası içindeki yollarda yol ekseninden,

    c) cami ve karakol yerlerinin dış sınırından, yeşil alan ve genel otopark alanlarının düzenleme ortaklık payı oranı ve uygulamaya alınan parsel sınırına göre uygun görülecek yerinden geçirilir.

    Ancak, imar plânlarında gösterilmiş düzenleme sınırları varsa bu durum dikkate alınır.

    Düzenleme sınırının herhangi bir parseli iki veya daha fazla parçaya bölmesi halinde; sınır, bu parçalardan düzenleme sahası dışında kalan başka bir imar adasına girmeyenleri varsa bunları da içine alacak şekilde geçirilir. Parsel büyük ise, ifraz yapılarak ifraz sınırından geçilir

  • Deniz ve Kıyı Yönetimi

  • Deniz ve Kıyı Yönetimi

     DENİZ VE KIYI YÖNETİMİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

    SIKÇA SORULAN SORULAR
    1. Gemi kaynaklı illegal deşarjların tespitinde, gemi ve diğer deniz araçlarından kaynaklanan deniz kirliliğinin önlenmesine yönelik denetim, kontrol yapma görev yetkileri hangi kurum/kuruluşlara aittir?
    Gemi kaynaklı illegal deşarjların kontrol edilmesi maksadıyla: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile İstanbul, Kocaeli, Antalya ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına Bakanlığımızca 06/06/2011 tarihli ve 2011/9 sayılı Genelge ile yetki devri yapılmıştır.
    Bu Genelge, gemilerden kaynaklanan deniz kirliliğinin tespiti için, Bakanlıkça yetki verilmiş kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşların yetki alanlarını, yetki konularını, Türkiye’nin yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarında 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümlerine uyulup uyulmadığının denetlenmesi, tespit edilen ihlallere uygulayacakları idari yaptırımları, ihlalin tespiti için sürekli olarak havadan, karadan ve denizden kontrol ve izlemenin yapılma usullerini, yetki devri çerçevesinde yapılan işlemler hakkında Bakanlığı bilgilendirme yöntemini kapsamaktadır.
    2. Gemilerden kaynaklanan bir kirlilik görüldüğünde nerelere ihbar yapılmalıdır?
    Gemilerden kaynaklanan bir kirlilik görüldüğünde:
    - Bulunulan yerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne,
    - Alo 158 Sahil Güvenlik hattına,
    - Bağlı bulunulan yerin Liman Başkanlığına,
    - Alo 181 Çevre ve Şehircilik Hattı’na
    ihbarda bulunulmalıdır.
    3. Hangi tipte ve büyüklükteki gemiler atık bildirimi yapmakla yükümlüdürler?
    Liman dışı sefer yapan bütün yolcu gemileri, 150 GRT ve üstündeki petrol tankerleri ile 400 GRT ve üstündeki diğer gemiler atık bildirimi yapmakla yükümlüdürler. Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    4. Gemilerin atık bildirimleri nasıl yapılmalıdır?
    Gemi Atık Takip Sistemi (GATS) üzerinden yapılması gereken atık bildirimleri; geminin donatanı, işleticisi veya yetkilendirilmiş acentesi tarafından; gemilerin limana varışlarından en az 24 saat önce, 24 saatten az sürecek olan yakın seferlerde gemiler kalkış limanından ayrılır ayrılmaz ilgili atık alım yükümlüsüne ve Liman Başkanlığına yapılır.
    5. GATS’a ulaşılamadığı durumlarda, atık bildirimi nasıl yapılacaktır?
    Bakanlığımızca yayımlanan 2013/12 sayılı Gemi Atık Takip Sistemleri Uygulama Genelgesi uyarınca: gemi kaptanı, donatanı, işleticisi veya yetkilendirilmiş acentesi; GATS’a ulaşılamadığı mücbir durumlarda, atık bildirimini bahse konu genelge Ek-1'inde yer alan Atık Bildirim Formu’nu ilgili atık alım yükümlülerine ve Liman Başkanlığına faks çekerek bildirmekle yükümlüdürler.
    6. Gemiler, atık kabul tesislerine verecekleri atıklar için bedel ödeyecek midir?
    Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin 26. maddesi uyarınca: atık kabul tesislerinin ve atık alma gemilerinin verecekleri hizmetler, gemilerden alınacak bir ücret karşılığında yapılmak zorundadır.
    Bu ücretler, 05/06/2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Çerçevesinde Uygulanacak Ücretler ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2009/3)” kapsamında belirlenen tarife doğrultusunda ödenmelidir.
    7. Kıyı tesisi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planını kıyı tesisi kendisi hazırlayabilir mi?
    Kıyı tesisi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planı Bakanlığımızca yetkilendirilen kurum/kuruluşlar tarafından hazırlanır. Yetkilendirilen kurum/kuruluşlar Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Müdürlüğü, ÇED Yeterlilik Dairesi Başkanlığından öğrenilebilir. Kıyı tesisi bu kapsamda yetki almış bir tesis değil ise kendi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planını hazırlayamaz.
    8. Petrol sızıntısına neden olan kazalara müdahale ve temizlik faaliyetleri ne şekilde yapılmaktadır?
    Petrol ve kimyasal döküntüsü gerçekleşen kazalarda 5312 sayılı “Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun” ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliği kapsamında çalışmalar Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    yürütülür, kirliliklere müdahale edilir. Muhtemel bir petrol kirliliği olayında ilgili kamu kurumları ve özel sektör koordineli olarak çalışmakta ve olayın gerektirdiği müdahale adımları atılmaktadır. Müdahalenin değişik alanlarında koordine içerisinde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar; başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı olmak üzere Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, kolluk kuvvetleri, Belediyeler, Üniversiteler, denizde ve kıyıda müdahale kapasitesi olan özel şirketler görev almaktadır.
    Bir kaza olması durumunda arama kurtarma, yangın söndürme, gemi yedekleme, yara kapatma, denizde ve karada kirliliğe mekanik müdahale (emici ve toplayıcı bariyerler, petrol sıyırıcıları ve çeşitli el aletleri kullanılarak), atık yönetimi, numune alma, raporlama, izleme, zararların tazmini işlemleri, yaban hayatının ve hassas alanların rehabilitasyon ve restorasyon faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Müdahale stratejileri, olayın boyutuna bağlı olarak kıyı tesisi acil müdahale planı, ulusal ve bölgesel planlara göre belirlenmektedir.
    9. Gemi kazası sonucu oluşan petrol kirliliğine kimyasal madde ile (dispersant) müdahale edilmesi yasal mıdır?
    İlgili mevzuat gereği kaza sonucu oluşan kirliliğe müdahalede su ortamına dağılmış petrolün dibe çöktürülmesinde veya kimyasal dispersant kullanılarak seyreltilmesinde Bakanlığın uygun görüşünün alınması zorunludur. Bakanlıktan izin alınmadan dispersantların kullanılması YASAKTIR. Kullananlara Çevre Kanununca işlem yapılır.
    10. Kıyı tesislerinin; 5312 sayılı Kanun kapsamında deniz ve deniz çevresine verdikleri zararların tazminine yönelik bir sigorta sistemi var mıdır?
    Kıyı tesislerinin 5312 sayılı Kanun çerçevesinde yer alan zararlara karşı zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü vardır. Sigorta yaptırma zorunluluğuna uymayan kıyı tesislerinin faaliyetlerine de izin verilmez. Bu kapsamda zararları karşılamak üzere Bakanlığımız girişimiyle Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigortası genel şartları Hazine Müsteşarlığınca hazırlanmıştır. Söz konusu sigortaları yapan şirketlerin bilgilerine Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği web sayfasından veya birlik merkezinden ulaşılabilir. Gemi kaynaklı kirlenmelerde ise geminin P&I Klüp Sigortası devreye girmektedir.
    11. Kazalar sonucu oluşan kirliliğe hazırlıklı olma ve müdahale için neler yapılmaktadır? Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    5312 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği kapsamında Türkiye kıyılarındaki denizlerin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesine sebep olabilecek faaliyette bulunan kıyı tesislerinin acil müdahale planlarını yaptırmakla yükümlüdür. Bu çerçevede yüksek risk içeren kıyı tesislerinin acil müdahale planları tamamlanmıştır. Orta seviyede risk içerenlerin ise onaylama işlerine başlanmış olup süreç devam etmektedir.
    Ayrıca 6 bölgesel ve 1 ulusal plan hazırlanarak kıyılarımızda yaşanması muhtemel bir kaza sonucunda izlenecek strateji adım adım belirlenmiştir.
    Olası kazalara hazırlıklı olma adına düzenli olarak tatbikatlar düzenlenerek mevcut kapasitenin ortaya konulması ve farkındalığın yaratılması sağlanmaktadır.
    12. Bakanlıkça onaylanan plan nasıl revize edilir, hangi durumlarda plan yeniden hazırlanarak onaya sunulur?
    Kıyı tesisleri, azalan/artan–değişen imkân ve kabiliyetleri ile ilgili her türlü değişikliği, değişikliğin olduğu tarihten itibaren 15 gün içerisinde yazıyla, Yıllık durum raporunu ise her yılın Aralık ayında Bakanlık Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdürler. Bakanlık, raporların değerlendirilmesi sonucunda yapılan değişikliklerin kıyı tesisinin riskini değiştirmeyeceği kararını verirse değişikliğin olduğu ilgili sayfaları mühürleyerek onaylar. Bunun için herhangi bir ücret talep edilmez. Kıyı tesislerinin imkân ve kabiliyetleri ile herhangi bir olay sonucu mevcut çevre şartlarının değişmesi, tesis prosesinde yapılan değişiklikler, tesis faaliyetlerinin değişmesi, kapasitesinin artması/azalması gibi hususlar sonucunda riskin değişmesi söz konusu olduğu hallerde Bakanlık ilgili kıyı tesisinden Bakanlık Uygunluk Görüş Belgesi almış firmalara yeniden risk değerlendirmesi yaptırmasını ister. Firma tarafından yenilenen risk değerlendirmesi sonucu güncellenen kıyı tesisi acil müdahale planı söz konusu firma tarafından tekrar onay sürecinin başlatılması için Bakanlığa sunulur.
    13. Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigortasının kapsamı nedir?
    Çevre kirliliği mali sorumluluk sigortası ile toprağın, yeraltı sularının, iç sular ve denizler ile havanın, sözleşmenin kapsamına bağlı olarak birinde, birkaçında veya hepsinde ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan kirlenme ya da kirlenme tehlikesi nedeniyle Çevre Mevzuatı çerçevesinde sigorta ettirene yöneltilen ve sigorta ettirenin hukuken ödemek zorunda kalacağı tazminat taleplerini bu genel şartlar çerçevesinde güvence altına aldığı için tesis tarafından yaptırılması bilhassa önerilen bir sigorta türüdür. Bu genel çerçevenin yanı sıra 5312 Sayılı Kanunla kıyı tesislerine mali sorumluluk olarak atfedilen ancak kıyı tesisleri Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    deniz kirliliği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarınca verilemeyen teminatları tamamlayıcı özelliği bulunmaktadır.
    14. Koy ve körfezlerimizde faaliyet gösteren balık çiftliklerinin izlemeleri nasıl yapılmaktadır?
    24.01.2007 tarih ve 26413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Denizlerde Balık Çiftliklerinin Kurulamayacağı Hassas Alan Niteliğindeki Kapalı Koy ve Körfez Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ" kapsamında su kolonunda her yılın mayıs ve ağustos aylarında Trix indeksi analizlerinin yapılarak Eylül ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir. Diğer taraftan, 3 yılda bir “Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında yer alan dip analizlerinin Bakanlığımızca yetki verilen laboratuvarlarda yapılarak, bilimsel kurum kuruluşların ilgili birimlerine rapor hazırlatılması ve aralık ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir.
    15. Koy ve körfezlerimizin dışında faaliyet gösteren balık çiftliklerinin izlemeleri nasıl yapılmaktadır?
    “Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında yer alan analizlerinin Bakanlığımızca yetki verilen laboratuvarlarda her yılın Ağustos ayında yapılarak, bilimsel kurum kuruluşların ilgili birimlerine rapor hazırlatılması ve aralık ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir.
    16. Denizlerde faaliyet gösteren balık çiftliklerinin çevresel açıdan Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından denetlenmesi hangi mevzuat ile yapılmaktadır?
    Balık çiftliklerinin, Çevre Kanunu çerçevesinde denetlenerek gerektiğinde cezai müeyyidelerin uygulanması işlemi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Bölge Komutanlığı bağlısı Bot Komutanlıklarına yetki verilmesine ilişkin 2010/11 sayılı Genelge ile devredilmiştir.?
    17. Yüzme suyu kalitesi sonuçlarını nasıl öğrenebiliriz?
    İlgili İl Sağlık Müdürlüğünün web sayfasında bu sonuçlara ulaşılabilir, ayrıca yüzme suyu alanı yüzmek için uygun değil ise uyarı levhaları ile alan o yüzme sezonunda kapatılmaktadır.
    18. Derin Deniz Deşarjı nedir?
    Yeterli arıtma kapasitesine sahip olduğu mühendislik çalışmaları ile tespit edilen alıcı ortamlarda, denizin seyreltme ve doğal arıtma süreçlerinden faydalanmak amacıyla atıksuların sahillerden belirli uzaklıklarda deniz dibine boru ve difüzörlerle deşarj edilmesidir. Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    19. Mavi bayrak almış plajlarla ilgili bilgilere nasıl ulaşabilirim?
    http://www.mavibayrak.org.tr/ adresinden ulaşılabilir.
    20. Yüzme suyu analizlerini hangi kurum yapmaktadır.
    İl Sağlık Müdürlükleri tarafından analizler yapılmaktadır.
    21. Marmara Denizi’ndeki kirlilik durumu nedir konu ile ilgili yürütülmekte olan çalışmalar nedir?
    Marmara Denizi kirlilik durumu ve yapılmakta olan çalışmalar aşağıda sıralanmaktadır:
    - 47 noktada kirlilik izlemesi yapılmaktadır.
    - Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde yapılan izleme çalışmaları sonucunda 174 yüzme alanının 168’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.
    22. Karadeniz’deki kirlilik durumu nedir ve konu ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?
    Karadeniz kirlilik durumu ve yapılan çalışmalar aşağıda sıralanmaktadır:
    - 69 noktada kirlilik izlemesi yapılmaktadır.
    - Yüzme suyu alanlarında 258 noktada izleme yapılmış, 251tanesi yüzmeye uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.
    23. Marmara Bölgesinde mevcut durumu ve kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?
    Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Marmara Bölgesinde hizmet veren atıksu arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir;
    - Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca Bandırma körfezi, Gemlik Körfezi ile İstanbul Boğazı doğu girişi arası, İstanbul Boğazı Batı girişi-Büyük çekmece arası ve Haliç körfezi ötrofikasyon açısından hassas alan olarak ilan edilmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir.
    - Marmara Bölgesi’nde atıksu arıtma tesisleri ile ilgili olarak; Bursa İli Mudanya İlçesi, Çanakkale merkez, Kocaeli İli Gebze İlçesi, Yalova Merkez ve İstanbul ilinin Arnavutköy, Avcılar, Bakırköy, Tuzla, Sancaktepe ilçelerinde ileri arıtma tesisleri faaliyettedir. İstanbul İli Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    Silivri ilçesi, Kocaeli merkez ve Tekirdağ İli Marmara Ereğlisi ilçesinde biyolojik arıtma tesisleri faaliyettedir. Balıkesir merkezde atıksu arıtma tesisi projelendirme aşamasındadır.
    -Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Marmara Bölgesinde 174 noktada analiz yapılmakta olup bunların 168’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.
    - Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Marmara Bölgesi’nde toplam 138 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir
    - Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 1 tanesi Marmara Bölgesinde olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.
    24. Karadeniz’de kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?
    Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Karadeniz Bölgesinde hizmet veren atıksu arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir;
    - Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca Ünye-Samsun-Bafra arası ötrofikasyon açısından hassas alan olarak belirlenmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir.
    - Karadeniz Bölgesi’nde atıksu arıtma tesisleri ile ilgili olarak; Samsun ve Ordu İlleri merkezde ileri atıksu arıtma tesisleri, Zonguldak İli merkezde biyolojik atıksu arıtma tesisi faaliyettedir. Sinop merkezde atıksu arıtma tesisi inşaat halinde ve Bartın ilinde ise ihale aşamasında bulunmaktadır.
    -Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Karadeniz Bölgesinde 258 noktada analiz yapılmakta olup bunların 251’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.
    - Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Karadeniz Bölgesi’nde toplam 32 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir
    - Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 2 tanesi Karadeniz’de olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.
    Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    25. Akdeniz ve Ege Denizi Bölgesinde kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?
    Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Akdeniz ve Ege Bölgesinde hizmet veren atıksu arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir;
    Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca İskenderun-Mersin Mezitli, Mersin Kızkalesi-Taşucu burnu, Fethiye koyu, Marmaris koyu, Güvercinlik-Didim, Karaburun- İzmir körfezi, Aliağa koyu, Ayvalık- Altınoluk bölgeleri ötrofikasyon açısından hassas alan olarak belirlenmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir.
    Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde atıksu arıtma tesisleri İle İlgili olarak İzmir ili Aliağa ilçesinde, Bayındır, Bergama, Çeşme, Çiğili, Foça, Kemalpaşa, Menderes, Ödemiş, Seferihisar, Torbalı ve Urla belediyelerinde, Mersin merkez, Muğla İli Fethiye ve Bodrum ilçelerinde ileri atıksu arıtma tesisleri faaliyettedir. Mersin ili Erdemli, Mezitli, Silifke ilçeleri, Antalya ili Alanya, Kemer, Kaş, Manavgat Muratpaşa ilçelerinde biyolojik arıtma tesisleri faaliyettedir. Aydın ili Kuşadası ilçesi ve Adana merkezde arıtma tesisleri inşaat aşamasındadır.
    Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Ege Bölgesinde 342 noktada analiz yapılmakta olup, tamamı yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiş, Akdeniz Bölgesinde ise 323 noktada analiz yapılmakta olup bunların 314’ü yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.
    Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Akdeniz ve Ege Denizi Bölgesi’nde toplam 87 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir.
    -Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 3 tanesi Ege ve Akdeniz Bölgesinde olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.
    26. Deniz kirliliğinin önlenmesi hususunda uluslararası/bölgesel işbirliği kapsamında yapılan çalışmalar nelerdir?
    Denizler ülkeler arasında hem sınır oluşturmakta hem de ortak kullanım alanı olmaktadır. Bu sebeple kirliliğe karşı korunması ile ilgili çalışmalarının aynı denize kıyısı olan tek bir ülke tarafından yürütülmesi yeterli olmamakta ve turizm, ulaşım, gıda gibi çeşitli amaçlara ortak fayda sağladığımız denizlerin korunması ile ilgili ülkeler arası işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır.
    Bu amaçla Deniz çevresinin kirlenmesini önlemek, kirliliği azaltmak ve kontrol etmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak için ülkeler arasında bölgesel işbirliği sözleşmeleri imzalanmıştır. Bunlar; ülkemizin da aralarında bulunduğu Karadeniz’e kıyısı Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    olan ülkelerin tarafı olduğu Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması (Bükreş) Sözleşmesi ve Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin taraf olduğu “Akdeniz’in Deniz Çevresinin ve Kıyı Alanlarının Korunması (Barselona) Sözleşmesi” dir.
    BU sözleşmeler kapsamında her ülke denizlerin korunması ve kirliliğin önlenmesi/ azaltılması ile ilgi yaptıkları çalışmaları her yıl raporlamaktadır. Ülke düzeyince yapılan çalışmaların yanında bölgesel olarak denizlerin korunması ile ilgili ortak projeler geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.
    Barselona Sözleşmesi Kara Kökenli Kirleticiler ve Aktivitelerden Kaynaklanan Kirliliğe Karşı Akdeniz’in Korunması Protokolü (LBS Protokolü) ve Stratejik Eylem Planı (SAP-MED) kapsamında 2005 yılında Ulusal Eylem Kara Kökenli Kirleticilere İlişkin Ulusal Eylem Planı hazırlanmış olup, bahse konu ulusal eylem planının 2015 yılında günümüz ihtiyaçları ve güncel mevzuat çerçevesinde güncellenmesi planlanmaktadır. Diğer taraftan LBS Protokolünün getirdiği yükümlülükler çerçevesinde, Stratejik Eylem Planı kapsamında hazırlanan Ulusal Eylem Planının uygulanmasını sağlamak amacı ile Bakanlığımız koordinasyonunda TÜBİTAK/MAM tarafından “Ulusal Sınır Bütçesi” projesi gerçekleştirilmektedir.
    Bükreş Sözleşmesi çerçevesinde hazırlanmış olan Karadeniz Stratejik Eylem planı kapsamında her beş yılda bir ülkelerin eylem planına uyum için yaptıkları faaliyetler bir araya getirilmekte ve durum değerlendirmesi yapılmaktadır.
    Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
  • ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE TESİSAT

  • İşletme giderleri olarak hangi harcamaları alabiliriz hangilerini alamayız?
    Yönetmeliğin 8inci maddesinin birinci fıkrasında:
    “Merkezî ısıtma sistemlerinde toplam ısıtma giderlerinin % 70’i bağımsız bölümlerin ölçülen ısı tüketimlerine göre paylaştırılır. Toplam ısıtma giderlerinin % 30’u ortak kullanım mahalleri, sistem kayıpları, asgari ısınma ve işletme giderlerinden kaynaklı ısı giderleri olarak bağımsız bölümlerin kullanım alanlarına göre paylaştırılır.” denilmektedir.
    İşletme giderleri aynı maddenin üçüncü fıkrasında verilen formülasyondaki   “M : Binanın toplam ısı tüketim tutarı (TL)” değerine eklenmesi gereken bir bedeldir.
    İşletme giderleri genel olarak ısıtmadan kaynaklı giderleri ifade eden bir terim olarak düşünülmelidir. Bu itibarla; ısıtma sisteminin bakımı ve küçük çaplı onarımları, ayrı olarak ölçülebiliyor ise ısıtma sistemi su ve elektrik bedelleri, cihazların ölçüm, ayar giderleri türünden gideler bu kapsamda değerlendirilebilir.
    Kazan değişimi, büyük çaplı onarımlar, personel giderleri, aidat türünden giderlerin ise işletme gideri olarak değerlendirilmesi doğru bir yaklaşım değildir.
  • İki bin metrekare eşik değeri 634 sayılı “Kat mülkiyeti Kanun’unda” toplam inşaat alanı, yönetmelikte toplam kullanım alanı olarak geçiyor. Uygulamada bazen karışıklık yaşanabiliyor. Bu alanlar aynı değeri mi işaret ediyor?
    Toplam kullanım alanı ve toplam inşaat alanı aynı değerler değildir.
     
    Toplam inşaat alanı 15.08.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan TS 10970 yapı kullanma izin belgesi formunun 66ncı kutucuğunda yer alan değerdir.
     
    Toplam kullanım alanı ise “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinde tanımı yapılan ve ayrıca proje üzerinden hesaplanması gereken toplam inşaat alanı değerinden daha düşük bir değerdir.
     
    Toplam inşaat alanı: bodrum kat, asma kat, çatı arasında yer alan mekânlar ve ortak alanlar dâhil yapının inşa edilen tüm katlarından ışıklık boşluklarının çıkarılmasıyla elde edilen alanlar toplamıdır.
     
    Toplam kullanım alanı: Binanın inşa edilen ve kullanılabilen tüm bölümlerinin; duvarlar, kolonlar, ışıklıklar, giriş holleri, açık çıkmalar, hava bacaları, saçaklar, tesisat galerileri ve katları, ticari amaçlı olmayan ve binanın kendi ihtiyacı için otopark olarak kullanılan bölüm ve katlar, yangın merdivenleri, asansörler, tabii zemin terasları, kalorifer dairesi, kömürlük, sığınak, su deposu ve hidrofor dairesi çıktıktan sonraki alanıdır.
     
  • Çevre/Endüstri/Maden/Fizik/Kimya mühendisiyim gerekli şartları sağlarsam ben de Enerji Kimlik Belgesi uzmanı olabilir miyim?
    Yönetmelik gereğince Enerji Kimlik Belgesi uzmanları bina tasarımında görev alan meslek disiplinlerinden (mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi, elektronik mühendisi, elektrik elektronik mühendisi) olmalıdır. Bunun dışındaki mühendislik disiplinine mensup olanlar Enerji Kimlik Belgesi uzmanı olamazlar.
  • “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinde depo türü kısımların yönetmelik kapsamında olmadığından bahsediliyor. Projelendirme yaparken binanın alt kısmında bulunan depo kısımları için yönetmelik hükümlerini işletmeyecek miy
    Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nin 2nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Sanayi alanlarında üretim faaliyetleri yürütülen binalar, planlanan kullanım süresi iki yıldan az olan binalar, toplam kullanım alanı elli metrekarenin altında olan binalar, seralar, atölyeler ve münferitolarak inşa edilen ve ısıtılmasına ve soğutulmasına gerek duyulmayan depo, cephanelik, ardiye, ahır, ağıl gibi binalar bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.” ifadesinde münferit olarak inşa edilen ibaresinin olması sebebiyle konutlar ile işyerleri arasında yeterli yalıtım koşullarının sağlanmış olsa dahi bahsedilen depo türü bölümlerin yönetmelik dışı kalması mümkün değildir.
    Zaten yönetmeliğin 9uncu maddesinin beşinci fıkrasında “Binanın bağımsız bölümleri arasındaki duvar, taban ve tavan gibi yapı elemanlarında, R direnci en az 0,80 m2 K/W olacak şekilde yalıtım uygulanır.” denmekte olup ısı yalıtımı ile ilgili olarak alınması gereken tedbir belirtilmektedir.
  • Önemli tadilat geçiren binalar “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinin tüm hükümlerini sağlamak zorunda mıdır? Binamızın toplam kullanım alanı iki bin metrekarenin üzerinde ve bireysel sistemle ısıtılan yönetmelikte tanıml
    Binada cephe, mekanik ve elektrik tesisatı gibi enerji tüketimini etkileyen konularla ilgili toplam tadilat maliyetinin, binanın emlak vergisine esas değerinin %25’ini aştığı tadilatlar yönetmelikte önemli tadilat olarak tanımlanmış olup yönetmeliğin 5inci maddesinin (Değişik: RG-1/4/2010-27539) birinci fıkrasında “Yeni bina tasarımında, mevcut binaların proje değişikliği gerektiren önemli tadilat projelerinde, mekanik ve elektrik tesisat değişikliklerinde binanın özelliklerine göre bu Yönetmelikte öngörülen esaslar göz önüne alınır.” denmektedir.
    Önemli tadilat geçiren binalar özelliklerine göre yönetmelik hükümlerini sağlamalıdır.
     
    Önemli tadilat geçiren mevcut bina yeni bina özelliği kazanmayacağı için yeni binalar için yönetmelikte öngörülen ısıtma sistemi merkezi olmalıdır şartını sağlaması gerekmemektedir.
     
  • Bazı binalar ısı ölçüm ekipmanları takılı halde inşa edilerek sahiplerine veriliyor bazıları ise takılı olmayarak. Bizim binamız bu ekipmanlar takılı olmadan bize teslim edildi. Acaba bu işin doğrusu nedir?
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” projelerde ısı ölçüm ekipmanlarının tesis edilmesini zorunlu kılan hükmü (7nci madde birinci fıkra c bendi), kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 02.05.2007 tarihi itibarıyla yeni binalar için yürürlüktedir.
    Dolayısıyla bu tarihten sonra yapı ruhsatı için başvuran binalarda projelendirme, imalat ve denetim bu esaslara göre yapılmalıdır.
    Eğer binanız 02.05.2007 tarihinden önce yapı ruhsatı almışsa ölçüm ekipmanlarının tesisi kat maliklerince, bu tarihten sonra yapı ruhsatı almışsa ölçüm ekipmanlarının tesisi mekanik tesisat projesi gereğince binayı inşa eden tarafından gerçekleştirilmelidir. 
    Ancak kamu marifetiyle gerçekleştirilen işlerde ihale, yaklaşık maliyet vb. hususların bulunması sebebiyle ve ısı paylaşımını sağlayan cihazların ne tür cihazlar olabileceği, sorumluluklar, okuma ile ilgili vb. hususların kanun içerisinde belirtilmemiş olması nedeniyle kanunun bahse konu hükmüne ait uygulama yönetmeliği olan “Merkezi Isıtma ve Sıhhi Sıcak Su Sistemlerinde Isınma ve Sıhhi Sıcak Su Giderlerinin Paylaştırılmasına İlişkin Yönetmeliğin” yürürlüğe girdiği tarih olan 14.04.2008 tarihinden önce ihalesi yapılmış veya ihale kararı veya yatırım kararı veya ihale oluru veya ihale onay belgesi alınmış yapılar ile projeleri kamu kurumlarınca ve kuruluşlarınca onaylanmış olan yapılarda ruhsat tarihine bakılmaksızın bu işlemlerin yapıldığı tarihteki mevzuat hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
  • Bina yönetimi olarak bir firma ile anlaştık. Isı ölçüm ekipmanları takılırken bağımsız bölüm kullanıcılarından bazıları kesinlikle bağımsız bölümlerine girilmesine izin vermeyeceğini söylüyor. Ne yapmamız gerekir?
    Bu durumda montaj yapılırken bu kimselerin rıza göstermediğine dair bir tutanak tutularak binanın bağlı bulunduğu Sulh Mahkemesi’ne başvurulmalı, 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 33üncü maddesine istinaden hâkim müdahalesi talep edilmelidir.
  • Binalarda ısı yalıtımı yapılması ile ilgili ülkemizdeki gelişim süreci nedir? Her binada ısı yalıtımı yapılmış mıdır? Binamızın durumunu nasıl değerlendirebiliriz?
    Binalarda ısı yalıtımı yapılması ile ilgili yönetmelikler sırası ile 08.05.2000 tarih ve 24043 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği”, 09.10.2008 tarih ve 27019 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği” ve son olarak 05.12.2008 tarih ve 27075 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği”dir.
    Binalarda ısı yalıtımı yapılmasına dair zorunluluk 08.05.2000 tarihli “Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği” ile başlamış olup 14.06.2000 tarihine kadar inşaat ruhsatı alınmış özel binalarda ısı yalıtımı yapılmasına dair bir zorunluluk bulunmamakta idi.
    Binaların inşaat ruhsatı alınma tarihlerinde hangi yönetmeliğin yürürlükte olduğu dikkate alınarak binaların ısı yalıtımı veya enerji performansı yönünden durumu değerlendirilebilir.
  • Binama 2017 yılına kadar mantolama yaptırmak zorunda olduğum söylendi. Bu doğru mu ?

    Zorunlu olan husus mantolama yaptırmak değil 02.05.2017 tarihi itibarıyla mevcut-yeni tüm binaların enerji kimlik belgelerini almış olmalarıdır. Mantolama tabir edilen dış cephe ısı yalıtımı uygulaması yanlış bir anlayışla enerji performansının gerek yeter şartı olarak algılanmaktadır. Yeni binalar zaten yönetmeliğin izin verdiği asgari enerji performans kriterinden daha düşük standartta inşa edilememektedir. Mevcut binaların enerji performansını artırma zorunluluğu yoktur.   
  • Binama ısı ölçer, ısı sayacı taktırmak zorunda mıyım?
    02.05.2007 tarih ve 26510 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7nci maddesinin birinci fıkrasının c bendinde “Merkezî ısıtma sistemine sahip binalarda, merkezî veya lokal ısı veya sıcaklık kontrol cihazları ile ısınma maliyetlerinin ısı kullanım miktarına bağlı olarak paylaşımını sağlayan sistemler kullanılır. Buna aykırı olarak hazırlanan projeler ilgili mercilerce onaylanmaz.” denilmiş olup 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 42nci maddesinin değişik dördüncü fıkrasında da (18/4/2007-5627/16 md.) “.....Merkezi ısıtma sistemlerinde ısınma giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir.” denilerek mezkur kanunun bu hükmü gereğince mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan 14.04.2008 tarih ve 26847 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Merkezi Isıtma ve Sıhhi Sıcak Su Sistemlerinde Isınma ve Sıhhi Sıcak Su Giderlerinin Paylaştırılmasına İlişkin Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir.
    Söz konusu yönetmeliğin Geçici 1inci maddesinde de ifade edildiği üzere 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7nci maddesinin birinci fıkrasının c  bendi ve Geçici 6ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince 02.05.2012 tarihi itibari ile merkezi sistemle ısıtılan ve birden fazla bağımsız bölüme sahip tüm binaların kanun hükümlerine tabi olması, daha özel bir ifade ile ısı ölçüm ekipmanlarının binalarda kullanılmaya başlanmış olması yasal bir zorunluluktur.
  • Binamın Enerji Kimlik Belgesini ne zaman ve kimlerden almalıyım?
    Mevcut binalar 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” Geçici 6ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince 02.05.2017 tarihine kadar, yeni binalar ise yönetmeliğin Geçici 4üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 01.01.2011 tarihinden itibaren Enerji Kimlik Belgesi almak zorundadır.
     
    Mevcut binalar için Enerji Kimlik Belgesi düzenleme yetkisi yetkilendirilmesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan Enerji Verimliliği Danışmanlık şirketlerinin sorumluluğundadır.
     
    Yeni binalar için bu belge Enerji Kimlik Belgesi Uzmanlarınca hazırlanmakta olup yapı kullanma izin belgesi aşamasında ilgili idarelerce istendiğinden yeni bina sahibi vatandaşlarımızın yapması gereken ekstra bir işlem bulunmamaktadır.
  • Binamız katı yakıtla ısınıyor. Ayrıca toplam inşaat alanımız iki bin metrekarenin üzerinde ve binamız da çok eski. Bizler de ısı ölçüm ekipmanları kullanmak zorunda mıyız?
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” ısı sayacı, ısı ölçer uygulamaları için yakıt cinsi, bina yaşı, metrekare sınırlaması getirmemiştir. Dolayısı ile merkezi veya bölgesel sistemle ısıtılan ve birden fazla bağımsız bölüme sahip olan tüm binalar kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine tabidir.
    Ancak katı yakıt kullanılan merkezi ısıtma sistemli binalarda, can ve mal güvenliği açısından ısıtma tesisatında imar ve kat mülkiyeti mevzuatına uygun olarak tadilat ruhsatı alınarak gerekli değişiklikler yapıldıktan ve yapı kullanma izni alındıktan sonra ısı ve sıcaklık kontrol ekipmanları tesis edilmelidir.
    İki bin metrekare konusu 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu” ve “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinde geçmekte olup kanunda merkezi ısıtma sisteminden bireysel ısıtma sistemine geçiş ve yönetmelikte de yeni yapılacak binalarda merkezi ısıtma sistemi olarak projelendirilmesi gereken binalar için eşik değeri işaret etmektedir. Gider paylaşımının düzenlenmesi ile ilgili bir husus değildir.
  • Binamız kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Biz de ısı ölçüm ekipmanlarını binamızda tesis etmeli miyiz?
    Kentsel dönüşüm kapsamına alınan ve dönüşüm kapsamında binanın yıkımı veya tadilatı gibi bir tasarrufun söz konusu olduğu yapılarda 03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı “Belediye Kanunu’nun” 73üncü maddesi gereği kentsel dönüşüm kapsamında gerekli görülen işlem tamamlanıncaya kadar 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” kapsamında herhangi bir işlem tahsis edilemez.
  • Binamız yapı kullanma izin belgesinde sobalı olarak görünüyor ancak gerçekte merkezi ısıtma sistemine sahip. Yakıt ve ısıtma sisteminin değişimi için nasıl bir yol izlemeliyiz?
    Bu tipte bir yapı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi esas alınarak ısıtma sistemi sobalı bina olarak değerlendirilmek durumundadır. Bu nedenle öncelikle yapının idare kayıtlarında yer alan hukuki bilgilerinin tespiti gerekir.
    Isıtma sistemi sobalı olarak ruhsatlandırılan ve yapı kullanma izni alınan yapının merkezi ısıtma sistemine dönüştürülebilmesi için öncelikle tesisat projesinin hazırlanması ve yapı ruhsatında buna yönelik tadilat yapılması zorunludur. Bu nedenle ruhsat alınmadan yapılan mevcut uygulama imar mevzuatına aykırıdır.
    Bu itibarla; mekanik tesisat projesine uygun imalat, denetim, tasdik ve yapı kullanma izin belgesi alınması aşamalarından hangisinde veya hangilerinde problemin oluştuğunun tespiti, bu sorunun hallinden sonra ise 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 42nci maddesi gereğince işlem yapılması mümkündür.
  • Binamıza ısı ölçüm ekipmanı takacak olan firma banyoya takmaya gerek yok dedi. Bu mümkün mü?
    Islak hacimler genelde bağımsız bölümünün çekirdek kısmında olmaları sebebiyle ısıtmaya fazla ihtiyaç duymayabilirler. Ancak yönetmelik gereğince bağımsız bölümün tüm mahallerine ısı ölçer takılmalıdır. Aksi takdirde tam adil bir paylaşımın oluşamayacağı durumlar ortaya çıkabilir.
  • Binamızın Enerji Kimlik Belgesinde görünen enerji performansı en az hangi değerde olmalıdır?
    Yönetmelik gereğince mevcut ve yeni binalar birbirinden farklı yükümlülüklere sahip olmuşlardır.
     
    Yönetmeliğin 27nci maddesinin beşinci fıkrası:
     
    “(Ek:RG-1/4/2010-27539) BEP-TR yöntemine göre enerji kimlik belgesi alacak olan yeni binalar D sınıfı ve daha fazla enerji tüketimine ve CO2 salımına sahip olamaz.” demektedir.
     
    Yeni binalar minimum C sınıfı Enerji Kimlik Belgesine sahip olması gerekirken mevcut binalar A~G aralığında herhangi bir enerji sınıfına sahip Enerji Kimlik Belgesine sahip olabilirler.
     
  • Binamızda ısı sayacı kullanılıyor. Ancak kolektörler bağımsız bölümlerin içerisinde ve müdahale ile sıcak su girişinin kesildiğini düşünüyoruz. Yönetim olarak ne yapabiliriz?
    Sistemin doğru çalışması için kolektörlere müdahale edilerek radyatörlere giden sıcak suyun kesilmesine engel olunmalıdır. Eğer bu mümkün değilse kolektörler sadece yetkili kişilerin erişimine imkân verebilecek şekilde bir kutu sisteminin içerisine alınarak mühür, kilit vb. sistemlerle kapatılabilir.
  • Binamızda yakıt dönüşümü ve ısıtma sistemi dönüşümü için izlenmesi gereken prosedür nedir?
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 16ncı maddesi 23.06.1965 tarih ve 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 42nci maddesinde değişiklik yapmış olup “(Değişik dördüncü fıkra: 18/4/2007-5627/16 md.) Kat maliklerinden birinin isteği üzerine ısı yalıtımı, ısıtma sisteminin yakıt dönüşümü ve ısıtma sisteminin merkezi sistemden ferdi sisteme veya ferdi sistemden merkezi sisteme dönüştürülmesi, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılır. Ancak toplam inşaat alanı iki bin metrekare ve üzeri olan binalarda merkezi ısıtma sisteminin ferdi ısıtma sistemine dönüştürülmesi, kat maliklerinin sayı ve arsa payı olarak oybirliği ile verecekleri karar üzerine yapılır. Bu konuda yapılacak ortak işlerin giderleri arsa payı oranına göre ödenir….” denmektedir.
    Burada dikkat edilmesi gereken hususlar değişimin mutlak suretle kat maliklerince yapılabileceği, değişimin niteliği ve bunun için izlenmesi gereken yolun ne olduğudur.
  • Bir parsel içerisinde yer alan blokların tamamının mı yoksa her birinin ayrı ayrı olarak mı kullanım alanı dikkate alınarak projelendirmede ısıtma sisteminin merkezi olarak yapılıp yapılmayabileceğine karar verilmelidir?
    Eğer bu parsel içerisindeki bloklar ayrı ayrı yapı ruhsatı alacaksa her biri münferit olarak, eğer tek bir yapı ruhsatı alacaksa tamamı bir arada değerlendirilmelidir.
    Yönetmeliğe göre değerlendirmeler yapı ruhsatı üzerinden yapılabilmektedir.
     
  • Birçok bina yönetimi hiçbir prosedürü uygulamadan piyasada bu işi yapan taşeronlar marifetiyle binalarına mantolama yaptırıyor. Bu işlemler için proje hazırlatmadıklarını duyuyoruz. Yalıtım malzemelerinin çoğu da yanıcı özellikli.
    Yönetmeliğin 5inci maddesinin (Ek: RG-1/4/2010-27539) altıncı fıkrasında:
    “Mevcut binaların, dış cephe duvarlarında ısı yalıtımı, ısıtma sisteminde kazan değişikliği, ferdi ve merkezi ısıtma sistemleri arasında dönüşüm yapılması, merkezi soğutma sistemi kurulması, kojenerasyon sistemi kurulması veya yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretilmesi ile ilgili konularda tadilat yapılması halinde, bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda uygulama projesi hazırlanır ve yapı kullanım izni veren ilgili idare tarafından onaylanırve uygulanması sağlanır.” denmektedir.
    Bu tarz işlemler proje ve ilgili idarenin onayı dahilinde yapılması gereken işlemlerdir.
    Bina yönetimlerinin uygulayacağı aykırı tutumlar hukuki açıdan kendilerini sıkıntıya düşürebilir.
     
  • Biz bina kat malikleri yönetim kurulu olarak oy çokluğu ile karar aldık ve ısı ölçüm ekipmanlarını taktırmayacağız. Yönetim olarak oy çokluğu ile aldığımız bu karar geçerli midir? Yoksa bu karar için oybirliği mi gerekmektedir?
    Yönetim kurullarının her ne çoğunlukla olursa olsun alacağı hiçbir karar kanuna muhalefet teşkil edemez. Isı ölçüm ekipmanlarının tesisi yasal bir zorunluluk olduğundan yönetimlerin gerek oy birliği gerekse oy çokluğu ile aldığı bu yöndeki kararlar yok hükmündedir.
  • Isı ölçüm ekipmanlarını binamızda nasıl tesis edeceğiz?
    Isı ölçer, ısı sayacı uygulamaları genel olarak montaj ile okuma ve faturalandırma hizmetleri olarak iki başlık altında toplanabilir. Ülkemiz genelinde her iki hizmeti de ayrı ayrı veya beraber veren birçok firma mevcuttur. Bina yönetimlerinin önünde değişik alternatifler mevcuttur.
    Bakanlığımızdan yetki belgesi almış olan ve “Yetkilendirilmiş Ölçüm Şirketi” olarak tabir edilen ve www.bep.gov.tr adresinde künyeleri bulunan şirketlerden biriyle anlaşıp montaj ve okuma hizmeti satın alabilirler veya bina yönetimleri yeterli teknik donanım ve personele sahipse bu işi kendi bünyelerinde halledebilirler. Yetkilendirilmiş Ölçüm Şirketlerinin okumaları ile ilgili şikayet olması durumunda Bakanlığımızca bu firmalara denetim yapılabilmektedir.
  • Isı ölçüm ekipmanlarının kullanımı yasal bir zorunluluk olduğuna göre bu ekipmanları tesis etmeyenler nasıl bir cezai müeyyideye tabi olacaklardır.
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” idari yaptırımlardan bahseden 10uncu maddesinde bu durum net bir ifade ile açıklanmamıştır. Ancak aykırı tutumlar kanuna muhalefet kapsamında sayılabileceğinden açılabilecek olası davalarda mahkemece bir ceza öngörülmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.
  • Isı ölçer sisteminin insan sağlığına zararı var mıdır?
    Ölçüm ekipmanları RF 868 frekansında çalışmaktadır. İnsan sağlığı ile ilgili olarak kıyas edilebilecek ölçü SAR (Specific Absorbation Rate) radyo dalgalarının veya elektromanyetik enerjinin vücut tarafından emilme hızıdır. AB normlarına göre radyo frekansları için belirlenmiş maksimum SAR değeri 4 W/kg sınırının altında olmalıdır. Ölçüm sırasında kullanılan telsiz sistemine ait SAR değerinin genelde 0,000028 W/kg mertebelerinde olduğu bilinmektedir.
  • Isı ölçer veya ısı sayaçlarından hangisini kullanmamız gerektiğine nasıl karar vermeliyiz?
    Gerek 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nda” gerekse de “Merkezi Isıtma ve Sıhhi Sıcak Su Sistemlerinde Isınma ve Sıhhi Sıcak Su Giderlerinin Paylaştırılmasına İlişkin Yönetmelik’te” ısı sayacı veya ısı ölçerlerin hangi şartlarda kullanılacağı ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.
    Hangi cihazın kullanılacağı ile ilgili karar yeni binalar için mekanik tesisat proje müellifince, mevcut binalar içinse binanın özelliklerine göre montaj yapacak olan ve firma ve bina yönetimince verilmelidir.
  • Isı ölçer, ısı sayacı nedir? Kullanılmasına neden ihtiyaç duyulmuştur?
    Isı ölçer, ısı sayacı olarak adlandırılan ısı ölçüm ekipmanları merkezi veya bölgesel sistemle ısıtılan binalarda ısının bağımsız bölümlerce tüketildiği kadar paylaştırılmasını sağlayan bir sistemdir.
    Bu sistemde bağımsız bölümler takılan ekipmanlar sayesinde ferdi sistemden farklı olarak ortam sıcaklığını 150C’nin altına indiremezler. Bağımsız bölüm kullanıcıları istedikleri ortam sıcaklığını termostattık vana üzerinde ayarlayarak bu sıcaklık değerinde konutlarını ısıtırlar.
    Ülkemizin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal etmesi, herkesin arsa payı bazında yakıt tüketimine katıldığı ortamda suiistimallerin çok sık yaşanıyor olması ve etkin bir yalıtımla beraber enerji tüketiminde %35 mertebelerinde tasarrufun sağlanabiliyor olması ısı ölçer sistemlerinin kullanılmasını zorunlu kılmıştır.
  • Isı sayaç, ısı ölçer uygulamasına geçen sene geçtik. Daha fazla enerji bedeli ödemeye başladım. Tasarruf bunun neresinde?
    Isı ölçüm ekipmanları enerji tasarruf cihazları değildir. Bazı kattaki, bazı cephedeki bağımsız bölümlerin önceki ısıtma dönemlerine oranla daha fazla yakıt bedeli ödemeye başlaması beklenen bir sonuçtur. 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanun’u” paylaşımın tüketime göre yapılmasını emretmektedir. Esas itibarıyla tasarruf mikro ölçekte değil büyük fotoğrafa yani ülke geneline bakıldığında ortaya çıkacaktır. 
  • Kamuya ait lojmanda oturuyoruz ve hiçbirimiz kat maliki değiliz. Kamu lojmanında ikamet edenler olarak biz de ısı ölçüm ekipmanları taktırmak zorunda mıyız?
    Isı ölçüm ekipmanlarının tesisi 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu” gereğince değil 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” gereğince olmaktadır.
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” binalar için sınıflandırma veya muafiyet getirmemiştir. Dolayısıyla ısı ölçüm ekipmanları tesis edilmeli ve ilgili yönetmelik gereğince de paylaşım yapılmalıdır.
  • Kapıcımızdan yakıt ücreti almıyoruz. Kapıcı dairesine de ısı ölçüm ekipmanları takmak zorunda mıyız?
    Yönetmelik gereğince kapıcı dairesinde de ölçüm yapmak mecburidir. Ancak bina yönetimi kapıcıdan yakıt ücreti tahsil etmek istemiyorsa bunu kendisine yansıtmayabilir.
  • Kapalı kullanım alanının tanımı yönetmelikte yapılmamış. Isınma giderlerinin %30’u kapalı kullanım alanına göre yapılması gerektiğinden bu tanımı açabilir misiniz?
    Kullanım alanı terimi gerek belediyelerin meclis kararı ile yayımladığı yönetmeliklerde, gerekse de “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde” yer alan; genel olarak bağımsız bölüm içerisindeki duvarlar arasında kalan temiz alanı ifade eden, detaya inildiğinde binanın inşa edilen ve kullanılabilen tüm bölümlerinin; duvarlar, kolonlar, ışıklıklar, giriş holleri, açık çıkmalar, hava bacaları, saçaklar, tesisat galerileri ve katları, ticari amaçlı olmayan ve binanın kendi ihtiyacı için otopark olarak kullanılan bölüm ve katlar, yangın merdivenleri, asansörler, tabii zemin terasları, kalorifer dairesi, kömürlük, sığınak, su deposu ve hidrofor dairesi çıktıktan sonraki alanını ifade eden bir tanımdır.
    Yönetmeliğin 7nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Ortak kullanım mahallerinden, sistem kayıplarından ve işletme giderlerinden kaynaklı ısı giderleri, bağımsız bölüm kullanıcılarına kapalı kullanım alanları oranında paylaştırılır.” ifadesindeki kapalı kullanım alanı terimi ile de yukarıdaki tanım çerçevesinde bağımsız bölümün -ve varsa imar mevzuatına uygun olarak yapılmış eklentilerinin- çevrelediği alan başına düşen kapalı, ısıtılan mahal alanı anlaşılmalıdır.
  • Kat maliklerimizden bazıları kasıtlı olarak ısı ölçüm ekipmanlarına müdahale ederek bozuyor. Ne yapmamız gerekir?
    Bu tutum içerisinde bulunan kat malikleri için 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 33üncü maddesi veya 18inci maddesi uyarınca işlem yapılabilir.
  • Mevcut bina ve yeni bina tanımı birçok yerde geçiyor. Hepsi aynı tarihi mi işaret ediyor?
    Yeni bina ve mevcut bina tanımları için milat olarak referans alınabilecek tarihler “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” uygulamaları , “Enerji Kimlik Belgesi” uygulaması ve 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7.1.c maddesi için farklılıklar göstermektedir.
    “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” uygulamaları için bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih olan 05.12.2009 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, öncesinde yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilir.
     “Enerji Kimlik Belgesi” uygulaması için -Yönetmeliğin Geçici 4üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince- 01.01.2011 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, bu tarihten önce yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilmelidir.
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7.1.c maddesi için yani ısı ölçüm ekipmanlarının proje aşamasında tasarlanarak inşaat aşamasında monte edilmesi için bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 02.05.2007 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, öncesinde yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilmelidir.
    Dolayısıyla her bir kanun ve yönetmelik ve hatta yönetmelik içi uygulamalar için işaret edilen mevcut bina ve yeni bina tanımlarındaki tarihler aynı günü işaret etmemektedir.
  • Toplam inşaat alanı iki bin metrekarenin üzerinde olan dolayısıyla projesinde ısıtma sistemi merkezi olarak yapılan, yapı kullanma izin belgesi almamış, tapunun bir veya birkaç kişi üzerine kayıtlı olduğu binalarda ısıtma sisteminin de
    634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 42nci maddesi gereğince değişim sadece kat maliklerinin oy birliği kararı üzerine yapılabilmektedir. Kat maliki olabilmenin şartı kat mülkiyetinin kurulmuş olması, kat mülkiyetine geçişin şartı da yapı kullanma izin belgesine sahip olmaktır. Yapı kullanma izin belgesine sahip bir bina da projesine göre yapılmış anlamı taşımaktadır. Dolayısıyla proje aşamasında, kat malikliği henüz oluşmadan bu tür değişimleri yapmak mümkün değildir.
  • Toplam kullanım alanı iki bin metrekare üzerinde olan ticari amaçlı binamızın merkezi ısıtma sistemini hem ısıtma hem soğutma yani VRF, VRV olarak projelendirebilir miyiz?
    Yönetmelikte bunu engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
    Özellikle sıcak iklim bölgesindeki binalar bu şekilde projelendirilebilir.
  • Yöneticimiz bütün ısrarlarımıza rağmen ısı ölçüm ekipmanlarını binamızda tesis etmiyor. Şikâyetimizi Bakanlığınıza mı yoksa bağlı bulunduğumuz belediyeye mi yapmalıyız?
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” ne Bakanlığımıza ne de ilgili idarelere bu sistemlerin kurulup kurulmadığına dair denetim yapma, idari yaptırım uygulama gibi bir yetki vermemiştir.
    Dolayısı ile bu sistemlerin kurulmamasından dolayı mağdur olduğunu düşünen bir kat maliki veya onun katından kira akdine oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kişiler şikâyetlerini sadece mahkeme kanalını kullanarak yapabilirler.
  • Yönetmeliğe göre toplam ısınma giderinin %30’unun paylaştırılma kalemlerinden biri asgari ısınma olarak görünürken bağımsız bölümlerin asgari 150C’lik ısınmayı sağlaması için harcadığı enerji %70’lik bölümde hesaplanıyo
    Asgari ısınma gideri terimi ile ısıtma sisteminin rejim sıcaklığına çıkması için ihtiyaç duyulan ön ısınma giderinin anlaşılması gerekmekte olup, her bir bağımsız bölümün sağlaması gereken 150C ısınma şartı için harcanan enerji gideri ile asgari ısınma gideri için harcanan enerji giderleri aynı kalem içerisinde yer almamakta ve ödemede de mükerrerlik oluşturmamaktadır.
  • Yönetmeliğe göre toplam ısınma giderinin %30’unun paylaştırılma kalemlerinden biri asgari ısınma olarak görünürken bağımsız bölümlerin asgari 150C’lik ısınmayı sağlaması için harcadığı enerji %70’lik bölümde hesaplanıyo
    Asgari ısınma gideri terimi ile ısıtma sisteminin rejim sıcaklığına çıkması için ihtiyaç duyulan ön ısınma giderinin anlaşılması gerekmekte olup, her bir bağımsız bölümün sağlaması gereken 150C ısınma şartı için harcanan enerji gideri ile asgari ısınma gideri için harcanan enerji giderleri aynı kalem içerisinde yer almamakta ve ödemede de mükerrerlik oluşturmamaktadır.
  • Yönetmeliğin 25inci maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı kuruluşları, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı binaları ile mücavir alan dışında kalan ve toplam inşaat ala
    Yönetmeliğin bu maddedeki kastı “mücavir alan dışında kalan toplam inşaat alanı bin metrekare altındaki” binalardır.
  • Yeni bina için Enerji Kimlik Belgesini mutlaka o binanın tasarımında görev alan proje müelliflerinden biri mi gerçekleştirmek durumundadır?
    Yönetmeliğin 4üncü maddesinin birinci fıkrasının j bendinde:
      (Değişik: RG-1/4/2010-27539) Enerji kimlik belgesi vermeye yetkili kuruluşlar: Yeni tasarlanan binalar için; binanın tasarımında görev alan yetkili mimar ve mühendisleri, mevcut binalar için enerji verimliliği danışmanlık şirketlerini,” tanımı ile Enerji Kimlik Belgesi düzenleme yetkisine haiz olan meslek disiplinleri işaret edilmiştir.
    Aynı yönetmeliğin 26/A maddesinin (Ek: RG-1/4/2010-27539) üçüncü fıkrasında (Değişik: RG-19/2/2011-27851) Enerji kimlik belgesi düzenlemek üzere yetki belgesi almış olan ve meslek odalarından alınmış Serbest Müşavir Mühendis belgesine sahip bulunan mühendisler veya mimarlar veyahut bünyesinde bu vasıflara haiz mühendis veya mimar bulunduran tüzel kişiler, yeni yapılacak olan binalara Enerji Kimlik Belgesi Vermeye Yetkili Kuruluş sayılır.” denerek yeni yapılacak binalar için kimlerin Enerji Kimlik Belgesi düzenleyebileceği belirtilmiştir.
     
    Dördüncü maddeden her ne kadar sanki o projeyi tanzim eden müelliflerden birisinin bu belgeyi düzenlemesi gerektiği anlamı çıkıyor ise de aslında durum böyle değildir.
     
    SMM veya SİM olarak çalışan projecilerin Enerji Kimlik Belgesi uzmanı olmak gibi bir zorunlulukları yoktur. Dolayısı ile bir bina projesinin müelliflerinden hiçbirisi Enerji Kimlik Belgesi uzmanı olmayabilir. Eğer Enerji Kimlik Belgesi sadece bu müellifler marifetiyle üretilebilecek olsaydı bu durumdaki bir bina bu belgeyi alamazdı. 
     
    Bu yüzden o bina için proje müelliflerinden birinin Enerji Kimlik Belgesi düzenlemesi gibi bir zorunluluk bulunmamakta olup 26/A maddesinde ifade edilen niteliklere haiz kişilerden herhangi biri de bu belgeyi düzenleyebilir.
     
  • Yeni yapılacak olan ve toplam kullanım alanı iki bin metrekarenin üzerinde olan bir binanın alt katları işyeri olarak projelendirilmiş. Bağımsız bölümlerin kullanım saatlerinin ve amaçlarının farklı olması sebebiyle acaba ısıtma siste
    “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” kapsamında binanın bazı bağımsız bölümlerinin ticari bazılarınınsa konut amaçlı kullanılacak olması nedeniyle kullanım saatlerinin ve amaçlarının birbiriyle örtüşmemesi durumu öngörülmemiştir.
    İlgili idarelere bu yönde gelen ısıtma sisteminin değişikliği ile ilgili taleplerin olumlu cevaplandırılmaması gerekmektedir.
  • HAVA EMİSYONU KONULU ÇEVRE İZİNLERİ

  • Çevre izin sürecinde Valilik Tespit Raporu talep edilmekte midir?

    SKHKKY Ek-11 “Emisyon ölçüm raporu formatı”nda Valilik Tespit Raporu istenmemektedir.

     

    Ancak SKHKKY Madde 8.c’de yeralan “Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesi kapsamındaki Ek-1 ve Ek-2’de yer alan işletmelerin aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesinde; çalışma usul ve esasları Valilikçe belirlenen en az bir üyesi Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü teknik elemanı olmak üzere Valilikçe oluşturulan Komisyon tarafından bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yerinde inceleme yapılır ve Valilik tarafından yerinde tespit raporu hazırlanır.” hükmü kapsamında işletmeler için Valilik Tespit Raporu hazırlanması ve çevre izin sürecinde sisteme yüklenmesi gerekmektedir.

     

  • Hangi işletmeler Gürültü Konulu Çevre İzni almalıdır?

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-2’sinde “ 1 ” işareti ile muafiyet getirilmiş işletme ve tesisler, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinin (ÇGDYY) 33.ç maddesine bakılmaksızın gürültü konulu Çevre İzninden muaftır.

     

    Çevre İzin Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-2’sinde “ 1 ” işareti ile muafiyet getirilmemiş işletmelerin ise, ÇGDYY Madde 33.ç kapsamında belirlenen;

     

    - 7/3/2008 tarihinden önce kurulmuş ve açılma ve çalışma ruhsatı almış olanlar,

     

    -çok hassas ve hassas kullanımlardan itibaren en az 500 metre mesafede olan,

     

    -bu Yönetmelik çerçevesinde gürültü haritaları hazırlanması gereken yerleşim yerleri dışında bulunan; durumlardan birine haiz olması durumunda gürültü konulu Çevre İzninden muaftır. Ancak, yetkili idarenin talep etmesi halinde işletme ve tesisler için akustik rapor hazırlanması zorunludur

     

  • Sürekli ölçüm cihazlarına ilişkin yükümlülükler Yönetmeliğin hangi maddelerinde belirlenmiştir?

    İşletmelerde, sürekli ölçüm cihazı takılarak emisyonlarının izlenmesi ile ilgili yükümlülükler, SKHKKY Ek-3’ünde (d.2, d.3, d.4) ve SKHKKY Ek-5.A.1.8 kapsamında ifade edilmektedir.

     

    SKHKKY Ek-3.d.2 “ısıl kapasitesi 27778 kW ve üstünde olan katı yakıt ve fuel oil ile çalışan yakma sistemleri ile 10 kg/saat ve üstünde toz emisyon yayan tesisler toz emisyonu konsantrasyonunu sürekli ölçen yazıcılı bir ölçüm cihazı ile donatılmalıdır.

     

    SKHKKY Ek-3.d.3 “tesisten kaynaklanan gaz emisyonları, belirtilen kütlesel debiler üzerinde emisyon yaymaları durumunda yazıcılı ölçüm cihazları ile ölçülmelidir.

     

    SKHKKY Ek-3.d.4 “İşletmede bulunan 10MW ve üstünde olan sıvı ve katı yakıtlı yakma sistemlerinin kontrolü için yazıcılı bir baca gazı analiz cihazı (CO2 veya O2 ve CO) ile donatılmalıdır.”

     

    Isıl gücü 50 MW veya daha fazla olan, yalnızca enerji üretimi için inşa edilen, katı, sıvı veya gaz yakıtların kullanıldığı Büyük yakma tesislerinde SKHKKY Ek-5.A.1.8 hükümleri kapsamında, sürekli ölçüm cihazı bulundurma yükümlülüğü bulunmaktadır.

     

  • Teyit ölçümleri için esas alınacak tarih nedir?

    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü (SKHKKY) Madde 14 gereğince işletmelerin, Çevre İznine esas emisyon ölçüm raporunun tarihini esas alınarak, her iki yılda bir rapor hazırlamaları zorunludur. Söz konusu raporların, yalnızca yetkili merciden talep olması halinde veya denetim esnasında sunulması, aksi takdirde işletmede bir kopyasının bulunması yeterlidir. Teyit zorunluluğunu yerine getirmediği tespit edilen işletmelerin Çevre İzni iptal edilir.

  • Yakma ve Proses Sistemleri ayrımı nasıl yapılır?

    Yakıtın hammadde ile birlikte muamele gördüğü veya kurutma, kavurma vb. işlemler için yakma işlemi sonrası oluşan yanma gazlarının ham madde veya ürün üzerinden geçirildiği, bacasından proses kaynaklı baca gazı emisyonlarının ve yanma gazlarının birlikte çıktığı tesisler proses sistemleri,

     

    Yakıtın yakılması sonucunda, yakıt içeriğinde bulunan kimyasal enerjinin ısı enerjisi dönüştürülerek yararlanıldığı, hammadde ve yakıtın/yanma gazlarının birbiriyle temas etmediği tesisler de yakma tesisleri olarak değerlendirilmektedir

     

  • HAVA KALİTESİ

  • Hava Yönetimi

  • Hava Yönetimi

     Sıkça Sorulan Sorular (Hava Yönetimi)

    1- Egzoz gazı emisyon ölçüm periyodu nedir?
    Hususi ve Resmi Otomobiller - -llk 3 yas sonunda ve devamında her 2 yılda bir.
    Diger Motorlu Tasıtlar -- llk 1 yas sonunda ve devamında yılda bir.
    2- Hangi araçlar egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırmak zorunda degildir?
     s Makineleri
     Tarım ve Orman Traktörleri
     ki, üç veya dört tekerlekli motosikletler ve mopetler
     Elektrikli ve Hibrit Elektrikli Araçlar
     Hidrojen Yakıtlı Araçlar
     Hava alanlarında bulunan özel kullanıma haiz plakasız araçlar
    3- Egzoz gazı emisyon ölçüm personeli olarak çalısmak için neler gereklidir?
    Meslek liselerinin teknik egitim veren motor, makine, elektrik, elektronik, kimya veya fizik
    bölümlerinden veya yüksekokulların teknik egitim veren bölümlerinden mezun olmak veya en
    az lise mezunu ve MEB tarafından verilen motor, makine, elektrik, elektronik, kimya veya
    fizik konularındaki teknik egitimleri almıs olmak gerekir.
    4- Tasıtın el degistirmesi durumunda, tekrar egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırmak
    gerekir mi?
    Tasıtın el degistirmesi durumunda egzoz gazı emisyon ölçüm pulunun geçerlilik süresi
    degismez. Aracın plakasının da degistirildigi durumlarda eski plakaya ait ruhsatın fotokopisi
    denetim görevlisine beyan edilir.
    5- Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi için hangi belgeler gereklidir, nereye
    müracaat edilir?
    Egzoz gazı emisyonu ölçüm istasyonu yetkilisince; TS 12047 Hizmet Yeterlilik Belgesi veya
    TS EN ISO/IEC 17020 Akreditasyon Sertifikası ve kapsamı ile Ulastırma, Denizcilik ve
    Haberlesme Bakanlıgının verdigi sletme Yetki Belgesi ve syeri Açma ve Çalısma
    Ruhsatının kurumca veya noter onaylı bir sureti, imza sirkülerinin noter onaylı sureti, egzoz
    gazı emisyon ölçümünde çalıstırılacak personelin egitim belgeleri sureti, görev tanımı ve
    ölçüm talimatı, egzoz gazı emisyon ölçüm cihazının teknik özellikleri ile muayenesine
    yönelik belgeler ile birlikte istasyonun bulundugu yerdeki il müdürlügüne müracaat edilir.
    6- thal Edilecek Kontrole Tabi Katı Yakıt Parametreleri Nelerdir?
    thal edilecek kontrole tabi katı yakıt parametrelerine iliskin parametreler Bakanlıgımız
    24.02.2011 tarih ve 2011/4 sayılı “thal Katı Yakıtlar Genelgesinde” belirlenmistir. Bu
    Genelgeye Bakanlıgımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlügü Web sayfasının Mevzuat
    bölümünden ulasılabilir.
    7- Satın Aldıgım Isınma Amaçlı Kömürlerin Bakanlıkça Belirlenen Limitleri Saglayıp
    Saglamadıgını Nasıl Ögrenebilirim?
    Isınma amaçlı kullanılan katı yakıtların ilgili mevzuat çerçevesinde torbalanarak satısa
    sunulması gerekmektedir. Torba üzerinde ithal kömürlerde kontrol belgesi numarası, yerli
    kömürlerde uygunluk izin belgesi numarası bilgileri ile Bakanlıgımız limit degerleri yer
    almaktadır. Gerekli görülmesi durumunda Çevre ve Sehircilik l Müdürlügüne basvuru
    yapılarak yakıttan alınacak numuneler Bakanlıkça yetkilendirilmis laboratuvarlara analiz
    ettirilebilir.
    8- Isınma Amaçlı Kullanılan Katı Yakıt Parametreleri Nelerdir?
    13.01.2005 tarih ve 25699 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüge giren “Isınmadan
    Kaynaklanan Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeligi” ile ısınma amacıyla kullanılacak
    yakıtlara iliskin hususlar belirlenmistir. Bu Yönetmeligin en güncel haline Bakanlıgımız
    Çevre Yönetimi Genel Müdürlügü Web sayfasının Mevzuat bölümünden veya Basbakanlık
    Mevzuat sayfasından ulasılabilir.
    9- Biyokütle Isınma Amacıyla Yakıt Olarak Kullanılabilir mi?
    Isınma amacıyla kullanılacak prina briketlerinin 13.01.2005 tarih ve 25699 sayılı Resmi
    Gazetede yayımlanarak yürürlüge giren “Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliginin Kontrolü
    Yönetmeligi” ile belirlenen özellikleri saglaması gerekmektedir. Bu Yönetmeligin en güncel
    haline Bakanlıgımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlügü Web sayfasının Mevzuat bölümünden
    veya Basbakanlık Mevzuat sayfasından ulasılabilir.
    Prina dısındaki diger biokütlelerden elde edilen briketlerin analiz sonuçları Bakanlıgımızca
    degerlendirilerek kullanılıp kullanılamayacagına karar verilir.
    10- Sanayi tesisleri olmayan faaliyetler için Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliginin Kontrolü
    Yönetmeligi kapsamında degerlendirilmekte midir?
    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeligi’nin amacı sanayi ve enerji üretim
    faaliyetleri sonucu atmosfere yayılan emisyonları kontrol altına almak; insanı ve çevresini
    hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden dogacak tehlikelerden korumak; hava kirlenmeleri
    sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komsuluk münasebetlerine önemli zararlar veren
    olumsuz etkileri gidermek ve bu etkilerin ortaya çıkmasını engellemek için gerekli usul ve
    esasları belirlemektir.
    Bu kapsamda; restoran, fırın vb. gibi sanayi faaliyeti olmayan tesisler için Sanayi Kaynaklı
    Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeligi kapsamında degerlendirilmemektedir.
    11- Çevre zin ve Lisans Yönetmeligi Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer almayan sanayi
    tesisleri için Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeligi uygulanabilir
    mi?
    Evet. Çevre zin ve Lisans Yönetmeligi kapsamında yer almayan sanayi ve enerji üretim
    tesisleri için Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeligi hüküm ve esasları
    uygulanır.
    12- Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeligi’nde yer alan esas ve sınır
    degerlere iliskin degerlendirmelerde tesislerin kapasitesi nasıl belirlenir?
    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeligi’nde yer alan esas ve sınır degerlere
    iliskin degerlendirme yapılırken tesislerin maksimum kurulu kapasitesi dikkate alınması
    gerekmektedir.
    13- Tesis içi PM10 ile tesis etki alanındaki PM 10 ölçümleri aynı mıdır?
    Tesis içi PM10 ölçümleri SKHKK Yönetmeligi Ek-1 b’de belirtilen esaslara göre, tesis etki
    alanındaki PM10 ölçümleri ise SKHKK Yönetmeligi Hava Kalitesi Modelleme Raporuna göre
    belirlenen noktalarda Ek-2 belirtilen esaslara göre yapılır.
    14- Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeligi yürürlükten kaldırılmıs mıdır?
    08.06.2010 tarihli ve 27605 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüge giren Büyük
    Yakma Tesisleri Yönetmeligi 20.12.2014 tarihli ve 29211 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeliginde Degisiklik Yapılmasına Dair
    Yönetmelik ile Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliginin Kontrolü Yönetmeligi içerisine tüm
    hükümleri ile derç edilerek yürürlükten kaldırılmıstır.
    15- Büyük Yakma Tesisleri kapsamına hangi tesisler girer?
    Büyük yakma tesisleri; anma ısıl gücü 50 MW ve üzeri olan, yalnızca enerji üretimi için insa
    edilen katı, sıvı veya gaz yakıtların kullanıldıgı yakma tesisleridir.
    • Yakma ürünlerinin dogrudan ısıtma, kurutma veya baska maddeler ve malzemelerin
    muamele edilmesi için kullanıldıgı tesisler, tav fırınları ve ısıl islem fırınları;
    • Atık gazların yakılarak arıtılması için tasarlanan ancak bagımsız yakma tesisleri olarak
    isletilmeyen tesisler gibi yakma sonrası tesisler,
    • Katalitik parçalayıcı katalizörlerinin rejenerasyonu için kullanılan tesisler,
    • Kükürt üretim tesisleri,
    • Kimya sanayiinde kullanılan reaktörler,
    • Kok batarya fırını,
    • Yüksek fırın sobaları (Cowpers),
    • Bir araç, gemi veya uçagın tahriki için kullanılan herhangi bir teknik cihaz,
    • Kıyıdan açıkta platformlarda kullanılan gaz türbinleri,
    • Dizel, benzin veya gaz ile çalıstırılan içten yanmalı motor kullanılan tesisler,
    • Biyokütle dısındaki atıkların yakılması için kullanılan tesisler
    Büyük Yakma Tesisleri degildir.
    16- Koku Olusturan Emisyonların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamı nedir?
    Çevre zin ve Lisans Yönetmeligi Ek-1 ve Ek-2 listesinde yer alan faaliyet ve tesislerin;
    • Çevresel etki degerlendirilmesi mevzuatı kapsamında,
    • Çevre denetim mevzuatı kapsamında,
    • Sikâyetin degerlendirilmesi kapsamında, koku sorunlarının belirlenmesi
    ve çözümü ile ilgili islemleri ve yaptırımları kapsar.
    17- Koku Olusturan Emisyonların Kontrolü Hakkında Yönetmelikte bahsedilen asgari
    mesafe sartı nasıl uygulanır?
    Asgari mesafe sartı yeni kurulacak tesisler ile ilgili koku emisyonu sikayetlerini azaltmaya
    yönelik bir koku azaltım tedbiridir. Örnegin, Kesimhanelerde yeni tesisler için mevcut veya
    planlanmıs en yakın yerlesim alanına uzaklıgının en az 500 m olması gerekir. Kümesler ve
    ahırlar için yeni tesislerin yerlesim alanına olan asgari uzaklıgı, yönetmelikte yer alan Asgari
    Mesafe Egrisi grafiginden belirlenen degerin altında olamaz. Eger yüksek kokulu atık gaz
    filtre edilerek koku problemi gideriliyorsa, asgari uzaklık belirlenen degerin altında olabilir.
    18- Sanayi tesisleri hakkındaki sikayetlerimizi nasıl iletebiliriz?
    Sikayet konusu ilin Valiligine (il Çevre ve Sehircilik Müdürlügü) veya Bakanlıgımıza (ÇED,
    zin ve Denetim Genel Müdürlügü) sikayetin iletilmesi gereklidir.
    19- Sikayet edilen tesis Valiliklerce nasıl degerlendirilmektedir?
    Öncelikle tesisin Çevre Mevzuatına göre yerinde incelenmesi yapılmakta, çevre iznine tabi
    olup olmadıgına ve izni bulunup bulunmadıgına, Mevzuatta yer alan tedbirlerin alınıp
    alınmadıgına bakılmaktadır.
    20- Kırma eleme sınıflandırma tesislerinin saglamakla yükümlü oldugu hususlar
    nelerdir?
    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliligi ve Kontrolü Yönetmeligi Ek-1 de yer alan tozumaya karsı
    belirtilen önlemlerin alınması, Yönetmelikte belirtilen PM ve çöken toz degerlerinin
    saglanması ve Çevre zni almaları gereklidir. Yönetmelige Bakanlıgımız Çevre Yönetimi
    Genel Müdürlügü Web sayfasının Mevzuat bölümünden veya Basbakanlık Mevzuat
    sayfasından ulasılabilir.
    21- Gürültü nedir?
    Gürültüyü, “hosa gitmeyen, istenmeyen, rahatsız edici ses” olarak tanımlayabiliriz. Ses,
    nesnel bir kavramdır. Yani ölçülebilir ve varlıgı kisiye baglı olarak degismez. Gürültü ise
    öznel bir kavramdır. Tanımdan da anlasılacagı üzere bir sesin gürültü olarak nitelenip
    nitelenmemesi kisilere baglı olarak degisebilir. Kimilerinin severek ve eglenerek dinledigi
    müzik digerlerini rahatsız edebilir.
     Gürültü Degerlendirme Ölçüsü, ses basıncı seviyesine dayanan desibel (dB)’dir.
     Gürültü seviyesinin ölçüsü, kullanılan agırlık egrisine göre dBA ya da dBC’dir.
     nsan kulagının frekansa baglı olarak sese olan duyarlılıgını en iyi A agırlık egrisi
    temsil eder. Bu nedenle genelde dBA olarak ölçülmektedir.
     Darbe gürültüsünün ölçüm ve degerlendirilmesinde ise C agırlık egrisi
    kullanılmaktadır. dBC olarak ölçülmektedir.
    Çevresel Gürültünün Degerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeligi’nde çevresel gürültü;
    ulasım araçları, kara yolu trafigi, demir yolu trafigi, hava yolu trafigi, deniz yolu trafigi, açık
    alanda kullanılan teçhizat, santiye alanları, sanayi tesisleri, atölye, imalathane, isyerleri ve
    benzeri ile rekreasyon ve eglence yerlerinden çevreye yayılan gürültü dâhil olmak üzere,
    insan faaliyetleri neticesinde olusan zararlı veya istenmeyen açık hava sesleri olarak
    tanımlanmaktadır.
    22- 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında çevresel gürültünün denetiminden sorumlu
    kurumlar hangileridir?
    2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna istinaden çıkarılan Çevresel Gürültünün
    Degerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeligi çerçevesinde denetim yetkisi, Çevre ve Sehircilik
    Bakanlıgına (Merkez ve tasra teskilatı) aittir. Gerektiginde bu yetki, Bakanlıkça; il özel
    idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye baskanlıklarına, Denizcilik
    Müstesarlıgına, Sahil Güvenlik Komutanlıgına, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na
    göre belirlenen denetleme görevlilerine devredilebilir.
    Büyüksehir belediye baskanlıkları da dahil belediye baskanlıklarına, motorlu kara
    tasıtlarından kaynaklanan gürültünün kontrolü için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda
    belirtilen denetleme görevlilerine (trafik polisi ve polisin görev alanına girmeyen yerler için
    jandarmaya), gemi ve deniz araçlarından kaynaklanan gürültünün kontrolü için ise Sahil
    Güvenlik Komutanlıgına yetki devri yapılmıstır.
    23- Yetki devri yapılan belediye baskanlıkları nereden ögrenilebilir?
    Bakanlıgımız ÇED,zin ve Denetim Genel Müdürlügü veya Çevre ve Sehircilik l
    Müdürlüklerinden ögrenilebilir.
    24- 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında çevresel gürültünün denetiminde kolluk
    kuvvetinin görevi nedir?
    Kolluk kuvvetinin (Karayolları Trafik Kanunu’nda belirtilen denetleme görevlileri) yetki
    devri yapılmıs olan motorlu kara tasıtlarından kaynaklanan gürültünün kontrolü dısında, 2872
    sayılı Çevre Kanunu kapsamında çevresel gürültünün denetiminde herhangi bir yetkisi
    bulunmamaktadır. Ancak, denetlenen yerin özelligine baglı olarak güvenlik açısından destegi
    alınmalıdır.
    25- 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında yetkili olmayan kurum/kuruluslara
    çevresel gürültü ile ilgili sikâyet intikal etmesi durumunda nasıl bir islem
    yapılır?
    Uygulamada gürültü ile ilgili sikayetlerin yetkili olmayan belediyelere/kolluk kuvvetine
    intikal etmesi durumunda, ilgili belediye/kolluk kuvveti tarafından sikayetlerin, ilgili Çevre
    ve Sehircilik l Müdürlügü veya yetki devri yapıldı ise yetki devri yapılan belediyeye
    yönlendirilmesi gerekmektedir.
    26- 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamına girmeyen ev faaliyetleri ve komsuluk
    iliskilerinden kaynaklanan gürültünün denetimi kimler tarafından yapılacaktır?
    Çevresel Gürültünün Degerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeligi madde 26’da belirtilen ev
    faaliyetleri dısındaki gürültüler ile komsuların olusturdugu gürültü 2872 sayılı Çevre Kanunu
    kapsamı dısındadır.
    Bu faaliyetler nedeniyle olusacak gürültünün ilgili belediye tarafından belirlenecek esas ve
    kriterler çerçevesinde Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezası verilmesi (Belediye
    zabıtası veya kolluk kuvveti tarafından) gerekmektedir.
    Ev faaliyetleri ve komsuların olusturdugu gürültü: Konut içerisinde kisilerin kendi davranıs
    ve alıskanlıklarından kaynaklanan; kapı, pencere kapatma, yürüme, konusma, temizlik
    yapma, mobilya çekme, televizyon seyretme, radyo dinleme, eglence amacı dısında kullanılan
    her türlü müzik aleti, çamasır makinesi, buzdolabı, elektrik süpürgesi gibi aletleri kullanma,
    evcil hayvan besleme gibi faaliyetler ile bina içinde yapılacak tadilatı ifade eder.
    27- Dini Tesislerden kaynaklanan sikâyetlerin degerlendirilmesi nasıl yapılacak?
    Çevresel Gürültünün Degerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeligi’ne göre; Diyanet sleri
    Baskanlıgına dini tesislerde ses yükseltici kullanımından çevreye yayılan sesin kontrolüne
    iliskin esasların belirlenmesi görevi verildiginden, sikâyetlerin, Diyanet sleri Baskanlıgına
    baglı l/lçe müftülüklerine bildirilmesi ve degerlendirilmesi gerekmektedir.
    28- Eglence yerlerinden kaynaklanan gürültünün önlenmesine yönelik ne gibi önlemler
    alınmaktadır ?
    Çevresel Gürültünün Degerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeligi ile eglence yerlerinden
    kaynaklanan çevresel gürültünün kontrol altına alınmasına iliskin esas ve kriterler
    belirtilmistir. Söz konusu yönetmeligin 24. maddesinde eglence yerlerinden kaynaklanan
    gürültünün kontrol altına alınabilmesi için sınır degerler, saat sınırlamaları ve canlı müzik izni
    alma zorunlulugu gibi hükümler yer almaktadır.
    29- Eglence yerlerine canlı müzik iznini hangi kurum verir?
    Canlı müzik izni, Çevre ve Sehircilik Bakanlıgından Ön Yeterlik/Yeterlik almıs
    kurum/kurulus tarafından hazırlanacak “Çevresel Gürültü Seviyesi Degerlendirme Raporu”na
    istinaden, Çevre ve Sehircilik Müdürlügünün /yetki devri yapılan belediyenin “Çevre
    Denetim Birimi” nin uygun görüsü alınarak belediye sınırları içinde ilgili belediyesi, belediye
    sınırları dısında il özel idaresi tarafından verilmektedir.
    30- Çevresel Gürültünün Degerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeligine nereden
    ulasılabilir?
    Çevre ve Sehircilik Bakanlıgı Çevre Yönetimi Genel Müdürlügü internet sayfasında bulunan
    mevzuat bölümünden veya Basbakanlıgın mevzuat internet adresinden
    (http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr) ulasılabilir.
    31- Gürültü haritalama nedir?
    Gürültü haritalaması, bir bölgede yasayan nüfusun gürültüden dolayı ne kadar rahatsız
    oldugunun belirlenmesi ve bu nüfusun maruz kaldıgı çevresel gürültünün
    degerlendirilmesidir. Bunun için, çesitli gürültü kaynaklarından (karayolu, demiryolu,
    havaalanları, sanayi) dogan gürültü yükünü gösteren gürültü haritaları hazırlanır. Gürültü
    haritalarında bir yıl boyunca tüm gün (Lden) ve gece (Lnight) için ortalaması alınan yük
    degerleri gösterilmektedir. Ayrıca, gürültü haritaları ile kaç vatandasın belli ses degerleriyle
    rahatsız edildigi belirlenmektedir. Gürültü haritalanmasının ve bunun üzerine olusturulan
    gürültü eylem planlamasının hedefi, çevre gürültüsünden dolayı önemli ölçüde etkilenmis
    sahaları ayırt etmek ve buralarda uygun önlemler almaktır.
    32- Gürültü haritalarının hazırlanmasından sorumlu kuruslar hangileridir?
    33- Hazırlanan gürültü haritalarından nasıl istifade edilir?
     Çevre Düzeni Planları ile imar planlarının hazırlanması asamasında, hazırlanan
    gürültü haritaları sonuçları ile gürültü unsuru göz önünde bulundurularak ileride
    olusabilecek gürültü problemleri büyük oranda, planlama asamasında önlenmis
    olacaktır.
     Gürültü haritaları, gerekli kontrol tedbirlerinin alınması gereken alanların
    belirlenmesini saglamaktadır. Bu kapsamda Çevresel Gürültünün Degerlendirilmesi ve
    Yönetimi Yönetmeligi geregince hazırlanması gereken eylem planlarına ısık
    tutacaktır.
     Bu yolla; herhangi bir noktada, herhangi bir gürültü kaynagının olusturdugu gürültü
    seviyesi hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi saglanmıs olunacaktır.
    34- Gürültü eylem planı nedir? Eylem planları niçin hazırlanır ve eylem planlarından
    nasıl istifade edilir?
    Eylem planları gürültü ile ilgili sorunlar ve etkileriyle bas etmek için tasarlanan planlar olarak
    ifade edilmektedir.Gürültü eylem planları, bir yerel yönetimin genel planlama süreçlerinin bir
    parçasıdır ve örnegin çevre düzeni planları, bölge planları, trafik planlamaları ve temiz hava
    eylem planları gibi baska sehir planlamalarını etkiler. Bu sayede, hukuk ve içerik açısından
    daha büyük planlama güvenligi saglar ve sorunların en iyi sekilde çözülmesine ve
    önlenmesine katkıda bulunur. Gürültüden kaynaklanan, daha sonrasında yüksek masraflara
    yol açan birçok anlasmazlık durumu en basından önlenebilir. Ayrıca halkın dinlenmesi
    açısından büyük bir deger tasıyan sessiz alanlar da öne çıkarılır, bu alanlar korunarak ve
    gerekli önlemler alınarak gürültü seviyesinin artmasına engel olunabilir.
    Gürültü eylem planlarının temelini hazırlanan gürültü haritaları olusturur. Bunlar, incelenen
    bölgedeki belli gürültü kaynaklarını, buradan ne kadar gürültü çıktıgını ve bundan kaç insanın
    etkilendigini belirler ve bu sekilde gürültü sorunlarını ve olumsuz gürültü etkilerini gözle
    görülür hale getirir.
    Gürültü azaltma önlemlerine nereden baslanacagı görülebilir. Gelecege yönelik planlama
    yapabilmek için buralarda eylem planları hazırlanarak,
    • kimin
    • ne zaman
    • nerede
    • hangi önlemleri
    uygulayacagı ve bunların masrafını kimin karsılayacagı belirlenmelidir.
    35- Gürültü eylem planlarının hazırlanmasından hangi kuruluslar sorumludur?
    Belediye sınırları ve mücavir alan içinde, belediyeler hazırlanmıs gürültü haritalarını dikkate
    alarak eylem planları hazırlamakla yükümlü olup, aynı zamanda belediye sınırları ve mücavir
    alan içinde hazırlanan eylem planları için kamuoyunun görüsünü almak ve eylem planları ile
    gürültü haritaları hakkında kamuoyunu bilgilendirmekle de yükümlüdürler.
    Belediye sınırları ve mücavir alan dısındaiseil özel idareleri; eylem planlarını yapmakla
    yükümlü olup, aynı zamanda belediye sınırları ve mücavir alan dısındaki alanlar için
    hazırlanan eylem planlarını kamuoyuna danısmak ve görüsünü almak, belediye sınırları ve
    mücavir alan dısı için hazırlanan gürültü haritaları ve eylem planları hakkında kamuoyunu
    bilgilendirmekle de yükümlüdürler.
    36- Gürültü konusunda sertifika-egitim almak istiyorum.Bu egitimi nereden alabilirim?
    Bakanlıgımızın gürültü konusunda egitim verilmesi amacıyla protokol imzaladıgı kuruluslar
    asagıdaki gibidir.
    • ODTÜ Sürekli Egitim Merkezi (ODTÜ SEM)
    • TÜ Sürekli Egitim Merkezi (TÜ SEM)
    • Bahçesehir Üniversitesi Teknoloji Gelistirme Birimi
    • Fizik Mühendisleri Odası
    • Çevre Mühendisleri Odası
    Yukarıdaki egitim merkezlerince verilen egitim programları su sekildedir.
    • A-1 Tipi Temel Egitim ve Saha Ölçümleri Sertifika Programı
    • A-2 Tipi Mühendislik Akustigi Sertifika Programı
    • B-1 Tipi Endüstriyel Gürültü Rapor/Haritalama Sertifika Programı
    • B-2 Tipi Ulasım Sektörü Gürültü Haritalama Sertifika Programı
    • C-1 Tipi Bina Akustigi Sertifika Programı
    • C-2 Tipi Eylem Planlarının Hazırlanması Sertifika Programı
    Söz konusu egitimler için kayıt tarihleri egitim merkezlerinin internet sitelerinden takip
    edilebilir.
    37- Hava kalitesine iliskin mevzuata nereden ulasabilirim?
    Hava Yönetimi Dairesi Baskanlıgı sorumlulugu altında bulunan yönetmelik, genelge,
    sözlesme vb. yasal mevzuatlar Bakanlıgımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlügü internet
    sayfasında “Mevzuat” baslıgı altında yayınlanmaktadır.
    38- Kimlerin Temiz Hava Eylem Planı hazırlaması gerekir?
    Hava Kalitesi Degerlendirme ve Yönetimi Yönetmeligi ve 2013/37 sayılı Hava Kalitesi
    Degerlendirme ve Yönetimi Genelgesi ile tanımlanan temiz hava eylem planları Çevre ve
    Sehircilik l Müdürlükleri koordinasyonunda konuyla ilgili kurum ve kuruluslarla isbirligi
    içerisinde hazırlanmaktadır. 2013 yılında Temiz Hava Eylem Planı hazırlaması beklenen ller
    limit deger ve/veya uyarı esigi asımı durumu da dikkate alınarak yüksek kirlilik ve düsük
    kirlilik potansiyeli olmak üzere 2 grup altında incelenerek belirlenmistir. Buna göre yüksek
    kirlilik potansiyeli bulunan llerin lde karar verici merci olan Vali ve Belediye Baskanı
    imzası bulunan Temiz Hava Eylem Planlarını Bakanlıgımıza göndererek, hava kirliliginin
    azaltılması adına eylem planında belirlemis oldukları zamana baglı eylemleri hayata
    geçirmesi beklenmektedir.
    39- Temiz Hava Eylem Planı nasıl hazırlanabilir?
    Hava Kalitesi Degerlendirme ve Yönetimi Yönetmeligi ile tanımlanan temiz hava eylem
    planlarının hazırlanmasına yönelik Bakanlıgımızca hazırlanan sablon dokümanlar Çevre
    Yönetimi Genel Müdürlügü internet sayfasında kullanıcılarla paylasılmaktadır.
  • KENTSEL DÖNÜŞÜM

  • 2015 YILI KİRA YARDIMI ÖDEMELERİ SORU VE CEVAPLARI

     2015 YILI KİRA YARDIMI ÖDEMELERİ SORU VE CEVAPLARI

    SORU-1 : Riskli olarak tespit edilen yapıda ikamet şartını sağlamak için  riskli yapı onay tarihinden ne kadar süre önce oturulması gerekmektedir?
    CEVAP-1 : Kira yardımı başvurusunda bulunmak için hak sahiplerinin riskli yapı onay tarihinden önce riskli yapıda oturuyor olması gerekmektedir. Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda hak sahiplerinden alınması gereken son üç aya ait fatura, riskli yapıyı tahliye tarihinden üç ay öncesini kapsamaktadır.
     
    SORU-2 : 2015 yılından önce riskli yapı tespiti müracaatı yapılan binalardan, riskli olarak tespit edilenlerin maliklerince İl Müdürlüğüne yapılan kira yardımı talepleri (bir yıllık başvuru süresi de dikkate alındığında) hangi yılın Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzuna göre değerlendirilecektir?
    CEVAP-2 : Bir yıllık başvuru süresi hak sahiplerinin kira yardımı talepleri için belirlenmiş olup, 2015 yılında yapılacak tüm yeni başvurular 2015 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzuna göre değerlendirilmelidir.
     
    SORU-3 : 2014 yılında kira yardımı başvurusunda bulunmuş ancak çeşitli sebeplerle (İl Müdürlüğünde yaşanan yoğunluk, belgelerdeki eksiklik vb) ödemesi başlamayan hak sahiplerinin başvurusu hangi kılavuz dikkate alınarak değerlendirilecektir?
    CEVAP-3 : 2014 yılı ve  öncesinde kira yardımı başvurusunda bulunmuş ancak kira yardımına ilişkin işlemleri tamamlanmayan hak sahiplerinin başvuruları, müracaat tarihinde geçerli olan kılavuz dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
     
    SORU-4 : Bazı yapıların bağımsız bölüm numaraları (Binaların bodrum katında dairesi olanlar gibi) tapuda/riskli yapı tespit raporunda  farklı faturada farklı gösterilmiştir. Bu durumda bağımsız bölüm numarası tespiti nasıl yapılacaktır?
    CEVAP-4 : Riskli Yapı Tespit Raporuna ve tapuda belirtilen adres bilgilerine uygun olacak şekilde ilgili belediyeden alınacak onaylı numarataj belgesi ile  işlem yapılacaktır.
     
    SORU-5 : Ailesi ile ikamet eden fakat hak sahibi olmayan çocuk adına kayıtlı fatura olması durumunda hak sahibi anne/babanın kira yardımı başvuru evraklarında olması gereken fatura şartı nasıl sağlanacaktır?
    CEVAP-5 : Hak sahibinin adı ile bağımsız bölüme ait faturada geçen isim birbirinden farklı ise (malikin/kiracının/sınırlı ayni hak sahibinin anne-baba, faturanın çocukları adına olması veya eşlerden birinin hak sahibi diğer eşin üzerine kayıtlı fatura olması vb) aile bireylerinin Adres Bilgileri Raporunda yer alan bilgileri ile riskli yapıda birlikte ikamet ettiklerini ispat etmeleri halinde başvuru evrakı geçerli olacaktır.
     
    SORU-6 : Belediyelere İstanbul Ç.Ş.İ.M. tarafından gönderilen eski başvuruların değerlendirilmesinde hangi Kılavuz dikkate alınmalıdır?
    CEVAP-6 : 2014 yılı ve  öncesinde kira yardımı başvurusunda bulunmuş ancak kira yardımına ilişkin işlemleri tamamlanmayan hak sahiplerinin başvuruları, müracaat tarihinde geçerli olan kılavuz dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
     
    SORU-7 : Yapısı riskli olarak tespit edilen ve onaylanan hak sahibinin vefatı halinde varisleri kira yardımı başvurusu yapabilir mi?
    CEVAP-7 : Riskli yapı malikinin kira yardımı başvurusundan önce vefat etmesi halinde mirasçıları ikamet şartını sağlayamadıkları için kira yardımı başvuruları değerlendirmeye alınmayacaktır. Ancak daha önce kira yardımı ödemesi almaya başlamış hak sahibinin vefatı halinde varisleri mirasçılık belgesine göre hisseleri oranında kira yardımı ödemesi alabilirler.
     
    SORU-8 : Yurtdışında ikamet eden vatandaşlar Türkiye’de bulunan taşınmazları için kira yardımı başvurusunda bulunabilirler mi?
    CEVAP-8 : Yurtdışında ikamet eden kişiler, Türkiye’de bulunan riskli yapıları için ikamet şartını sağlayamadıklarından kira yardımı başvurusunda bulunamazlar.
     
    SORU-9 : Elektrik, su, doğalgaz abone bilgileri ile Nüfus Müdürlüğünden alınan ikamet bilgilerinin uyuşmaması halinde kira yardımı ödemesi yapılacak mıdır?
    CEVAP-9 : Riskli Yapı Tespit Raporundaki adres bilgileri ile uyumlu olacak şekilde ilgili belediyeden alınacak onaylı numarataj belgesi ile  işlem yapılacaktır.
     
    SORU-10 : Şirket üzerinde bulunan konutlarda ikamet durumu nasıl tespit edilecektir ve bu taşınmazlara kira yardımı ödemesi yapılacak mıdır?
    CEVAP-10 : Şirket konutunu işyeri olarak kullanıyor ise Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda belirtilen belgeleri sağlaması halinde kira yardımı ödemesi alabilir ancak ikamet etmiyor ise şirket üzerinde bulunan konutta ikamet edenler yalnızca kiracılara ait haktan yararlanabilir.
     
    SORU-11 : Riskli yapı kapsamına alındıktan sonra tevhit olan parsellerde maliklerin bina hisse oranları değişebilmekte ve güncel tapu kaydında da bu yeni oranlar görülmektedir. Tevhit olan parsellerdeki maliklere kira yardımı yapılırken hangi hisse oranı dikkate alınmalıdır?
    CEVAP-11 : Riskli yapı onay tarihinde mevcut olan hisse oranları dikkate alınarak ödeme yapılacaktır.
     
    SORU-12 : Malik aynı yapı kimlik numarasındaki bir bağımsız bölümden kira yardımı alıyorken riskli yapı onay tarihinden önce ikamet ettiği diğer bağımsız bölüm için 2015 yılında kira yardımı başvurusunda bulunduğunda ve adres bilgileri raporunu yeni başvurduğu bölüme uygun bir biçimde getirdiğinde bu başvuru değerlendirilir mi?
    CEVAP-12 : İkamet şartını sağlıyorsa kira yardımı başvurusu değerlendirilir.
     
    SORU-13 : 2014 yılında malik 3 bağımsız bölümü için kira yardımı ödemesi almakta iken bu bağımsız bölümlerde oturan kiracılar başvurmaları halinde kira yardımı ödemesi alabilirler mi?
    CEVAP-13 : İkamet şartını sağlamaları halinde 6306 sayılı Kanun kapsamında kiracılara defaten kira yardımı ödemesi yapılabilir.
     
    SORU-14 : Hisseli tapularda tüm hissedarların hissesi oranında kira yardımı alabilmesi için hepsinin riskli yapıda oturma şartı mı aranmalıdır? Hisseli tapularda sadece bir hissedar ikamet ediyorsa yada hissedarların hiçbiri ikamet etmiyorsa kira yardımı başvurusu nasıl değerlendirilmelidir?
    CEVAP-14 : Hisseli tapularda (kat mülkiyetli-irtifaklı yada arsa paylı tapu) ikamet eden hissedar hissesi oranında kira yardımı alabilir.  Hissedarların hiç biri ikamet etmiyorsa kira yardımı başvuruları değerlendirilemez.
     
    SORU-15 : Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu (ikamet şartı uygulaması) hangi tarihten itibaren geçerlidir?
    CEVAP-15 : Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu 01.01.2015 tarihinden itibaren geçerlidir.
     
    SORU-16 : 2015 yılı Bakan Oluru öncesinde kira yardımı ödemesi alan hak sahiplerinin kira yardımı ödemeleri devam edecek midir?
    CEVAP-16 : 2015 yılı öncesinde kira yardımı ödemeleri başlamış olan hak sahiplerinin ödemeleri aynı şekilde devam edecektir.
     
    SORU-17 : Riskli olarak tespit edilen bina yıkıldıktan sonra Adres Bilgileri Raporunda eski adres silinmektedir. Bu durumda ikamet şartı nasıl tespit edilecektir?
    CEVAP-17 : Riskli olarak tespit edilen taşınmazın tahliyesinde alınması gereken Adres Bilgileri Raporu, taşınmazın yıkılmasından sonra alındığında eski adres Rapordan silinmektedir. Bu durumda 2015 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda yer alan eski adresi gösteren fatura (Riskli yapı onay tarihi itibari ile 3 ay öncesine ait) ve yıkılan yapılar formundaki adres belirtmesi ile eski adresin tespiti mümkün olmaktadır.
     
    SORU-18 : 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde riskli olarak tespit edilebileceği belirtilen ahır, depo vb taşınmazlar için kira yardımı başvuruları nasıl değerlendirilecektir?
    CEVAP-18 : Riskli yapı olarak tespit edilen depo vb. gibi yapılar için kira yardımı ödemelerinde; ikamet edilen riskli yapının yahut işletilen iş yerinin eklentisi olmaksızın mevcut yapıdan farklı bir mahalde olması ve depo/ahır olarak kullanıldığının resmi kurumlarca (Vergi Dairesi ile bağlı bulunulan oda yada kurumun) onaylı yazısı ile tespit edilmesi halinde ikamet şartı yerine getirilmiş olacaktır. Bu başvurular işyeri olarak değerlendirilecektir.
     
    SORU-19 : Kira yardımı ödemelerinde riskli yapıdan tahliye şartı mı yoksa riskli yapının yıktırılması şartı mı dikkate alınacaktır?
    CEVAP-19 : Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda istenen bütün belgelerin ibrazı halinde ödeme yapılabilecektir. Dolayısıyla tahliye ve yıkıma ilişkin şartların sağlanması gerekmektedir.
     
    SORU-20 : Muvafakatname ile kira yardımı başvurusu kabul edilecek midir?
    CEVAP-20 : 2015 yılı kira yardımı başvurularında aynı riskli yapıda ikamet eden hak sahiplerinin ayrı ayrı başvuruda bulunması gerekmektedir.
     
    SORU-21 : Yanan/Yıkılan Yapılar Formunun yapı yıkılmadan önce de düzenlenebildiği tespit edilmiş olup, bu durumda ilaveten yıkım tutanaklarının alınması halinde yıkım şartı sağlanmış olacak mıdır?
    CEVAP-21 : Böylebir durumun tespiti halinde ilgili belediyenin uyarılması, düzeltilmemesi halinde ise Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
     
    SORU-22 : Başvurusu sisteme eklenmiş, Şubat ayında ödemeleri başlayacak olan kira yardımı başvurularında yeni kılavuz hükümleri geçerli midir?
    CEVAP-22 : 2015 yılında yapılan tüm başvurular 2015 yılı için hazırlanan kılavuza göre değerlendirilmelidir.
     
    SORU-23 : Aynı taşınmazda hem konutu hem de işyeri bulunan hak sahibi 2 adet kira yardımı ödemesi alabilir mi?
    CEVAP-23 : Hem evi hem de işyeri için ikamet şartını sağlayan hak sahibi kira yardımı başvurusunda bulunabilir.
     
    SORU-24 : Hak sahibinin kira yardımı ödemeleri devam ederken riskli olarak tespit edilmiş yapıyı/arsayı satması durumunda yeni malik kira yardımı başvurusunda bulunabilir mi? Eski malikin kira yardımı ödemeleri durdurulur mu?
    CEVAP-24 : Yeni malik 2015 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzuna göre ikamet şartını sağlamadığı için kira yardımı başvurusunda bulunamaz. Eski malike yapılan kira yardımı ödemeleri ise devam eder.
  • RİSKLİ YAPILAR

    SORU-1 Ruhsatsız binaların 6306 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün müdür?
    CEVAP-1 Herhangi bir bina için 6306 sayılı Kanun kapsamında risk tespiti yapılabilmesi ve Kanun kapsamındaki haklardan yararlanılabilmesi için, binanın ruhsatlı olması gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır.
     
    SORU-2 Metruk ve Natamam yapıların 6306 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün müdür?
    CEVAP-2 Uygulama Yönetmeliği MADDE 7 – (1) (Değişik:RG-25/7/2014-29071) : ″…Riskli Yapı Tespiti; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan yapılar ile hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar hakkında yapılır.  İnşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metruk olması veya bir kısmının yıkılması sebepleriyle yapı bütünlüğü bozulmuş olan yapılar riskli yapı tespitine konu edilmez.″
     
    SORU-3 Kamu binalarının 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli olarak tespit edilmesi mümkün müdür?
    CEVAP-3 6306 sayılı Kanun kapsamında kamu binalarına da risk tespiti yapılması ve yapının riskli çıkması halinde ilgili tapuya risk şerhi düşülmesi ve akabinde ilgili mevzuatı çerçevesinde yıkılması mümkün olup, söz konusu binaların lojman türü yapılar olması halinde lojmanda oturan kiracıların Kanun kapsamındaki yardım ve desteklerden yararlanması mümkündür.
     
    SORU-4 Bir parselde birden fazla yapı bulunması ve bu yapılardan bir kısmının riskli yapı olarak tespit edilmiş olması halinde, risk tespiti yaptırılmayan diğer yapılar Kanun kapsamında yıktırılabilir mi?
    CEVAP-4 İlgili tapu müdürlüğünce, parsel üzerinde bulunan bütün yapılar için değil, sadece riskli olarak tespit edilen yapılar için tapu kütüğüne ‘riskli yapıdır’ belirtmesi işlenir. Tapuda bağımsız bölümlerin belli olmadığı bu gibi durumlarda, fiilen arsa üzerinde mevcut olan yapıların riskli yapı tespitinin bu yapıların maliklerince yaptırılması gerekmektedir. Yani, arsa paylı tapunun söz konusu olduğu hallerde arsa hissedarlarından herhangi birinin arsa üzerinde bulunan yapıların tamamının riskli yapı tespitini yaptırarak yıktırması söz konusu değildir.
     
    SORU-5 Riskli olarak tespit edilen yapıların yıktırılması yerine güçlendirilmesi tercih edilebilir mi?
    CEVAP-5 Riskli yapının yıktırılması yerine güçlendirilmesinin istenilmesi durumunda, riskli yapının yıktırılması için maliklere verilen süreler içerisinde; maliklerce, güçlendirmenin teknik olarak mümkün olduğunun tespit ettirilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen şekilde (4/5 çoğunluk ile) güçlendirme kararı alınması, güçlendirme projesinin hazırlatılması ve imar mevzuatı çerçevesinde ruhsat alınması gerekir. Ayrıca, yapılacak güçlendirmenin mahiyetine göre ruhsatı veren idare tarafından belirlenecek süre içerisinde güçlendirme işi tamamlandıktan sonra, tapu kaydındaki riskli yapı belirtmesinin kaldırılması için ilgili Müdürlüğe başvurulması gerekmektedir.
     
    SORU-6 Deprem sonrası orta hasarlı olarak tespit edilerek yıkılan bir binanın 6306 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi ve haklarından yararlanması mümkün müdür?
    CEVAP-6 Herhangi bir binanın 6306 sayılı Kanun kapsamındaki haklardan yararlanabilmesi için, yıkılmadan önce bu Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilmiş olması gerekmektedir. 6306 sayılı Kanun kapsamı dışında herhangi bir sebeple hasarlı olduğu tespit edilerek yıkılan bir binanın bu Kanun kapsamındaki haklardan yararlanması söz konusu değildir.
     
    SORU-7 7269 sayılı Afet Kanunu kapsamında verilen haklardan yararlanan bir vatandaş, aynı bina için 6306 sayılı Kanun kapsamındaki haklardan yararlanabilir mi?
    CEVAP-7 6306 sayılı Kanun’da; 7269 sayılı Kanun kapsamındaki haklardan faydalananların 6306 sayılı Kanun’dan faydalanmasına engel bir hüküm bulunmamakta olup, herhangi bir binanın 6306 sayılı Kanun kapsamındaki haklardan yararlanabilmesi için, yıkılmadan önce bu Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilmiş olması yeterlidir.
     
    SORU-8 6306 sayılı Kanun kapsamında “riskli yapı” olarak tespit edilen “tescilli yapılar” hakkında nasıl bir uygulama yapılmaktadır?
    CEVAP-8 6306 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; “2863 sayılı Kanun ve 5366 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda uygulamada bulunulması hâlinde alanın sit statüsü de gözetilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görüşü alınır.” hükmüne istinaden, riskli olarak tespit edilen ve itiraz süreci de tamamlanarak riskli olduğu kesinleşen 2863 sayılı Kanun kapsamındaki yapılar hakkında ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun görüşünün alınması ve bu kurulun alacağı karara göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
     
    SORU-9 Bina ile üzerinde bulunduğu arsa farklı kişilere ait ise, bu bina için 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespitine müracaat hakkı kime aittir?
    CEVAP-9 Arsa üzerinde yer alan yapının arsa malikleri dışında, tapu kaydındaki muhdesat bilgileri kısmında lehine şerh konulmuş bir başka kişiye ait olması halinde, riskli yapı tespitinin lehine şerh bulunan kişi tarafından yaptırılması gerekmektedir. 
     
    SORU-10 6306 sayılı Kanun kapsamında tespit edilen riskli bir yapı yıkıldıktan sonra, yerine yapılacak olan  yeni yapının mevcut parsel dışında başka bir parsele yapılması ve Kanun kapsamındaki imkânlardan yararlanılması mümkün mü?
    CEVAP-10 Zeminden kaynaklanan sebeplerle veya herhangi bir afet riskinden dolayı veyahutta mevzuata göre yapılaşma hakkının olmaması hallerinde; riskli  yapıların yerine yapılacak yeni yapıların, bulunduğu parseller dışındaki başka parseller üzerine yapılması ve Kanun kapsamındaki hak ve desteklerden yararlanılması mümkündür. Bu durumda, belirtilen sebebe göre; zemin etüd raporunun veya imar planının veyahutta ilgili idareden alınacak yazı vb. belgelerin istenilerek, söz konusu talebin uygun olduğuna dair yazının verilmesi gerekmektedir.
     
    SORU-11 Malikler tarafından 6306 sayılı Kanun kapsamında “riskli yapı tespit işlemi”ne, “yıkım kararı”na  karşı  yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle dava açılması halinde süreç nasıl işleyecektir?
    CEVAP-11 Riskli olarak tespit edilen bir yapı ile ilgili olarak açılmış herhangi bir dava bulunması durumunda; bu davalarda verilmiş yürütmenin durdurulması veya iptali kararı verilmediği sürece, sadece dava açılmış olması idarece yapılan işlemlerin  yürütülmesine engel teşkil etmeyecektir.
     
    SORU-12 Riskli yapı tespit raporlarının incelenmesi safhasında tespit edilen eksik belgelerin temin edilemediği veya malikin başvurusundan vazgeçtiği gerekçesiyle söz konusu yapıların ARAAD.net sisteminden silinmesi ve riskli yapı tespit sürecinin sonuçlandırılmadan bırakılması mümkün müdür?
    CEVAP-12 Riskli yapı tespitinin yapılıp hazırlanan raporun Müdürlüğe sunulmasından sonra, riskli yapıların takip edildiği ARAAD.net sisteminde o yapıya ait kayıtların silinmesi ve riskli yapı tespit işleminin sonuçlandırılmadan bırakılması söz konusu değildir.
     
    SORU-13 6306 sayılı Kanun’un uygulanması aşamasında Mernis siteminde ölü olarak görünen ve tapuda intikali yapılmamış olan varislere tebligat yapılmalı mıdır, yapılmalı ise bu kişilerin itiraz hakkı var mıdır?
    CEVAP-13 Riskli yapı olarak tespit edilen bir binanın maliklerden birinin Mernis sisteminde ölü olarak görünmesi halinde, varisler belli ise tebligatın bu varislere yapılması ve dolayısı ile varislere riskli yapı tespiti işlemine itiraz hakkı tanınması gerekmektedir. Varisler belli değil ise, Uygulama Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca mirasçılık belgesi Müdürlükçe herhangi bir notere başvurularak çıkartılabilir.
     
    SORU-14 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülecek itiraz, yıkım vb. süreçlerin hak sahiplerine tebellüğ edildiği tarihten mi yoksa tapu müdürlükleri tarafından tebligatın postaya verildiği tarih üzerinden mi başlatılacaktır?
    CEVAP-14 Tebligat tarihi olarak tebligatın postaya verildiği tarih değil, Tebligat Kanunu kapsamında tebellüğ edildiği tarih esas alınmakta olup, tüm tebligatların tamamlanmasından itibaren 15 gün içerisinde ilgili Müdürlüğe ulaşan ve yapı malikince veya kanunî temsilcilerince verilen itiraz dilekçeleri dikkate alınır.
     
    SORU-15 6306 sayılı Kanun kapsamında risksiz olarak tespit edilen bir yapının tespit işlemine itiraz edilebilir mi?
    CEVAP-15 Söz konusu yapının maliki olunduğuna dair belgelerle birlikte ilgili İl Müdürlüğüne itiraz dilekçesinin verilmesi halinde söz konusu itiraz 6306 sayılı Kanun kapsamında Teknik Heyetçe incelenerek karar verilebilecektir.
     
    SORU-16 Riskli yapı tespit raporunun incelenmesi sonucunda belirlenen eksikliklerin Müdürlükçe ARAAD.net sistemi üzerinden geri bildirimi yapıldıktan sonra, 30 günlük yasal süre dolar dolmaz eksikliklerin giderilmediği gerekçesiyle, ilgili firmanın lisans iptali derhal talep edilmeli midir?
    CEVAP-16 Lisans iptal gerekçesi, Uygulama Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde; ″… Riskli yapı tespitini sürüncemede bırakacak şekilde, 7 nci maddenin dördüncü fıkrasındaki otuz günlük süre içinde, riskli yapı tespit raporundaki eksikliklerin düzeltilerek raporun Müdürlüğe sunulmaması,″ şeklinde ifade edilmekte olup, aslolan riskli yapı tespitini ″sürüncemede bırakmak″ fiilinin vuku bulmasıdır.
     
    SORU-17 Riskli yapı tespit çalışmaları sırasında malzeme tespitlerinin yapılması için kullanılan laboratuvarların, Bakanlıkça yetkilendirilmiş olma zorunluluğu var mıdır?
    CEVAP-17 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği’nde riskli yapı tespitlerinin Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara göre yapılması gerektiği belirtilmekle olup, ne Uygulama Yönetmeliği’nde ne de eki Esaslar’da riskli yapı  tespiti için malzeme incelenmesinin yapılacağı  laboratuvarların Bakanlıkça  yetkilendirilmiş olması gerektiğine dair herhangi bir hüküm yer almamaktadır.
     

  • KENTSEL TASARIM

  • Estetik Kurul Komisyonu Kimlerden Oluşur ?

    (1) Komisyon, Bakanlık Makamı Olur’u ile görevlendirilen 5 (beş) asil, 4 (dört) yedek üyeden oluşur.

    (2) Komisyon üyeleri “mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı”ndan oluşur. Asil üyenin çeşitli nedenler ile mazeretli olması durumunda kararda oy kullanacak yedek üyenin öncelikle aynı meslek disiplininden olmasına dikkat edilir. Komisyon 5 üyenin katılımı ile toplanır.

    (3) Kentsel Tasarım Değerlendirme Komisyon üyeleri gerekmesi halinde Bakanlık Makamı oluru ile değiştirilebilir.

  • Hangi Projeler Kentsel Tasarım Projeleri Kapsamında Değerlendirilmek Üzere Bakanlığımıza İletilir?

     644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 644 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin; 2. Maddesi (ı) bendinde belirlenen dönüşüm alanları, (ğ) bendinde Bakanlıkça belirlenen finans ve ticaret merkezleri ile özel proje alanları ile 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ve Uygulama yönetmeliğinde belirlenen uygulama alanlarında hazırlanan Kentsel Tasarım projeleri ilgili idarece veya ilgililerince mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlanarak Bakanlığa sunulur.

  • Kentsel Tasarım Plan/Proje Hazırlama Esasları Nelerdir?

     Kentsel tasarım projesi; çalışma alanının niteliği ve özgünlüğü göz önüne alınarak Bakanlık talebi çerçevesinde geliştirilmesi / değiştirilmesi saklı kalmak koşuluyla temelde dört ayrı bölümde hazırlanır;

    a.Etüd-Araştırma
    Alana İlişkin Genel Bilgiler (Alanın büyüklüğü, hava fotoğrafı üzerinde tanımlanmış yeri, yakın çevre ilişkisi ve yapılaşma durumu vb.)Doğal Yapı Analizleri ( Eğim, jeolojik durum, iklimsel ve meteorolojik veriler vb) Fiziksel Yapı Analizleri (Arazi kullanımı, mülkiyet durumu, yapı fonksiyonları, yapı kat adetleri, ulaşım ilişkileri vb.) Karakter alan değerlendirmesi (kentsel tasarıma doğrudan girdi sunan alana erişim noktaları, yoğunluk odakları, sınır ve kıyılar vb. fiziksel tasarım faktörlerinin değerlendirilmesi…) Mer’i Plan Kararları (Varsa master plan kararları, 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Kararları, Koruma Amaçlı İmar Planları Kararla vb.)- Açık ve Yapılı Alanlar ( Açık ve yapılı alanların oranı, sokak dokusu vb) - Açık Alan Analizleri (Kamusal ve özel açık alanlar, meydanlar, sokaklar, bahçeler, park vs.)- Yapı kategorileri (Konut, ticaret, eğitim, sağlık vs.)- Araç ve yaya dolaşımı,- Kullanıcıların özellik, eğilim, talep, ihtiyaçları belirlenir.
     
    b. Kavramsal Tasarım Projesi
    Kavramsal Tasarım Projesi, proje alanının ihtiyaç programı ve alan verileri doğrultusunda tasarım konsepti içerisinde, varsa onaylı imar planı kararlarını dikkate alan; ulaşım, tasarım, fonksiyon ilkelerini ortaya koyan, çeşitli şemalar ile desteklenen projedir. Kavramsal tasarım projesi; yukarıda belirtilen ilkeler ve araştırma sırasında saptanan veriler doğrultusunda Bakanlıkça başka bir ölçekte istenmediği takdirde 1/5000 ve 1/2000 ve/veya 1/1000 ölçekte en az üç alternatif olarak düzenlenir ve açıklama raporu ile beraber sunulur. Bununla birlikte kentsel tasarım projeleri ile birlikte; - 1/5000 ölçekli alanın kent ve yakın çevresi ile bütünleşmesini gösteren ilkesel plan ve arazi kullanım kararları, - 1/2000 ölçekli genel senaryo kararlarını, peyzaj, kütle, çevre ilişkilerini ve ulaşım kademeleri ile kurgusunu gösteren vaziyet planları da hazırlanır.
     
    c. Kentsel Tasarım Projesi
    Bakanlıkça üzerinde anlaşmaya varılan kavramsal tasarım projesi üzerinde kullanımların geliştirilip nihai çözümlerin ortaya çıkarıldığı ve İdarece belirlenecek özel proje alanlarında ön projeye dayalı olarak hazırlanacak proje aşamasıdır.Kentsel tasarım projesinde:
    - Ulaşım-dolaşım (ada içi/dışı, taşıt, yaya, bisiklet, kısa ve uzun süreli otoparklar, servis) ve açık/kapalı alanlara ilişkin tasarımlar,
    - İmar Planındaki tüm yolların genişlikleri ve kullanımlarına göre gruplanması,
    - Projenin kentin özelliklerine göre bölgelere ayrılması,
    - Uygulama prosedürünün hazırlanması,
    - Düzenleme alanlarında bütünlük ve büyüklüğün yeniden irdelenmesi ile açık ve kapalı alan düzenlemelerinde birlikteliğin sağlanması,
    - Kütle düzenlemeleri (yönlenme, bahçe mesafeleri, kitleler arası mesafe vb.),
    - İşlevlerin yatay ve düşey dağılımları,
    - Kentsel tasarım projesinde yer alan yapılara ait mimari konsept projeleri (kütle, gabari, şematik plan çizimleri),
    - Projede yer alan kent peyzajı haricinde, doğal ve yapay peyzaj unsurlarının alanın genel tasarım kararlarına uyumlu ve bu kararlarla bütünlük gösterecek şekilde düzenlendiği peyzaj projesine ait tasarımlar ve peyzaj karakterine ait açıklama raporu,
    - İdarece uygun görülen ve anlatım için uygun olabilecek ölçekte yeterli sayıda kesit, siluet, tüm kitlelerin 3 boyutlu olarak arazi üzerinde modellenmesini içeren ve kesin proje raporu,
    yer almalıdır.
     
    Kentsel Tasarım Projeleri; yasal, yönetsel, ekonomik ve teknik yönlerden uygulanabilir ve uygulama sürecinde yer alan eylemlerin tasarım ve programlanmasını içermekte olup projelendirme sürecinde çevreye uyumlu tasarımlarla çevre kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır. Proje alanı ile kent bütünü veya çevresi arasında yaya ve taşıt ulaşımında, işlevsel, mekânsal, vb. olarak bütünlük ve süreklilik; açık ve kapalı mekânlarda ise gerekli doğal ve yapay aydınlık seviyesi ve iklime uygunluk yönünden uygun değer koşullar sağlanır. Kentsel Tasarım Projelerinde; sosyal uyum ve çevresel etkileşimi yaşanılabilir, sağlıklı, güvenli ve kullanışlı çevre oluşturulması hedeflenmektedir.
     
    d. Üç Boyutlu Tasarım ve diğer çalışmalar
    Tasarım önerilerini destekleyici 3 boyutlu ifadeler (perspektif, 3 boyutlu sunumlar vb.) ile Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde alanın tümü veya idarece uygun görülecek bir kısım için 1/1000 veya 1/500 ölçekli maketi teslim edilecektir.Projeye yönelik olarak alanı ve yakın çevresini değişik açılardan gösteren genel (panoramik) ve detay içerikli foto gerçeklik görüntüleri ile birlikte ekteki formata uygun olarak hazırlanacaktır. Ayrıca A3 boyutunda görsel fotoğraf albümü teslim edilebilir.Buna ilave olarak, Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde kent bütünü içinde, alana yüklenen temel tasarım kararlarını, kavramsal ve stratejik yaklaşımları, alana verilecek fonksiyonun ulaşım bağlantılarını ve diğer çevresel fonksiyonlarla nasıl bütünleşeceğini gösterir şematik planlar da hazırlanabilir.

     

  • Kentsel Tasarım Projeleri Nasıl Değerlendirilir?

    644 sayılı KHK’nın 2. maddesinin (ı) bendinde belirtilen alanlarda hazırlanan kentsel tasarım projeleri Kentsel Tasarım Dairesi Başkanlığı tarafından değerlendirilmekte ve Bakanlık Makamı adına uygun görüş vermek üzere Bakanlığımız bünyesinde 10.02.2014 tarih ve 1934 sayılı Bakanlık Makam Oluru ile oluşturulması uygun görülen Estetik Kurul tarafından onaylanmaktadır.

  • Kentsel Tasarım Projesi Kontrol Kriterleri Nelerdir?

     Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü’ne iletilen Kentsel tasarım projesi; Planda belirlenen yapılaşma koşullarına,

    1. Toplam İnşaat alanına,

    2. TAKS ve KAKS

    3. Hmaks. Bina yükseklikleri

    4. Zemin Oturum Alanı

    5. Kitle düzenlemeleri (yönlenme, bahçe mesafeleri, kitleler arası mesafe vb.),

    6. Açık Kapalı Alanların Oranı,

    7. Ulaşım-dolaşım (ada içi/dışı, taşıt, yaya, bisiklet, kısa ve uzun süreli otoparklar, servis) ve açık/kapalı alanlara ilişkin tasarımlar,

    8. Kent mobilyaları

    9. Cephe tipolojileri

    10. Engelliler için kaldırım / yaya yoluna yönelik standartlar

    11. Malzeme ve detayların

    3194 sayılı Kanun, 6306 sayılı Kanun, 644 sayılı KHK ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ve varsa onaylı İmar Planı ve plan notları kapsamında inceleme ve değerlendirmesi yapılarak kontrolü tamamlanır.

  • KIYI KENAR ÇİZGİSİ TESPİT VE ONAY İŞLEMLERİ

  • Onaylı kıyı kenar çizgileri değiştirilebilir mi?

     3621 sayılı kıyı kanununun uygulanmasına dair yönetmelikte onaylı kıyı kenar çizgisinin değiştirilebileceği hallere açıklık getirilmiştir. Bu kapsamda söz konusu yönetmeliğin 9. Maddesinde yer alan “onaylı kıyı kenar çizgileri;

    A) kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi,
    B) mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması,
    C) kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması,
    Ç)yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi,
    D)daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca belirlenmesi,
    Halleri dışında değiştirilemez.” Hükmü doğrultusunda yapılan değişiklik talepleri  Bakanlığımızca da uygun bulunması durumunda değiştirilebilmektedir. Ancak, yönetmelikte de açıkça belirtildiği üzere bu haller dışında kıyı kenar çizgileri değiştirilemez.
  • Onaylanmış kıyı kenar çizgilerine itirazlar ne şekilde yapılmaktadır?

    Kıyı kenar çizgisine, ilan süresi içinde veya dışında kamu kurum ve kuruluşları ve ilgilileri itiraz edebilir. İtirazlar valiliğine yapılır. İtirazlar, kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca onbeş gün içinde incelenir. İnceleme sonuçlarını ve gerekçeli görüşlerini içeren komisyon raporu değerlendirilmek üzere bakanlığa gönderilir. Bakanlık itirazı, komisyon raporunu da dikkate alarak inceleyip karara bağlar.

  • KIYIDA PLANLAMA

  • Özelliği olan kıyı yapılarında Kanunun hangi hükümler geçerlidir?

    Kıyı Kanunu ve ilgili Yönetmeliğinde doldurma ve kurutma yolu ile kazanılan alanlarda emsal, aynı amaçla ayrılan alanın % 3’ünü, yüksekliği 5.50 metreyi aşmadan lokanta, gazino, çay bahçesi, sergi üniteleri ve idare binaları yapılabileceği açıklanmıştır.

    Sahil şeritlerinin birinci bölümünün tümüyle yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti alanları, dinlenme ve rekreatif alanlar ile yaya yolları olarak planlanacağı, bu alanlarda hiçbir yapı yapılamayacağı, ikinci bölümünde ise emsal 0.20’yi, bir (1) katı, H=4.50 metreyi, asma katlı yapılması halinde H=5.50 metreye geçmemek üzere, günübirlik turizm yapı ve tesisleri yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
     
    Ancak, özelliği olan kıyı yapısı (liman, kruvaziyer liman, yat limanı, tersane vb.) yapılacağı zaman, gerek arazinin coğrafi durumu ve topoğrafik yapısı, gerekse sahil şeridi gerisindeki yerleşme dokusunun elverişsizliği nedeniyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile diğer ilgili bakanlık ve kuruluşların uygun görüşü alındıktan sonra uygulama imar planı kararı ile sahil şeridi de kullanılır. İster sadece dolgu alanı kullanılsın ister dolgu alanının yanı sıra sahil şeridi de kullanılsın, özelliği olan kıyı yapılarında emsal hesabı, yani zorunlu alt ve üst yapı tesislerinin inşaat alanı hesabı, kara alanı üzerinden yapılmaktadır.
  • Dolgu planlarının hazırlanmasında nelere dikkat edilmelidir?

    Dolgu planlarının hazırlanmasında öncelikle yapılmak istenen dolgunun ve tesislerin Kıyı Kanunu ve Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

    İkinci olarak, hangi amaçla ve nerede yapılacak olursa olsun bir dolgu planı teklifinin onaylı kıyı kenar çizgisini içeren, gerekiyorsa güncelleştirilmiş onaylı halihazır harita üzerine hazırlanması zorunludur.
     
    Herhangi bir ölçekte planı olan bir alanda yapılacak dolgu planının bu planla irtibatlandırılması gereklidir. Dolgunun ve üzerindeki tesislerin onaylı planla uyumlu olması öncelikli bir koşuldur. Yapılacak kıyı tesisi için gerekli geri kullanım alanı, ulaşım bağlantısı vb. Konularda öncelikle ilgili valilik veya belediyesince işlem yapılmalıdır.
     
    Bakanlıkça, prensip görüşünün oluşturulabilmesi için bu incelemenin titizlikle yapılması gereklidir.
  • Dolgu ve kurutma suretiyle kazanılan alanlarla ilgili imar planları nasıl hazırlanır ve onaylanır?

    3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 7. Maddesi ile, Kanuna ilişkin Uygulama Yönetmeliğinin 14. Ve 15. Maddelerinde hangi hallerde doldurma ve kurutma yoluyla arazi kazanılabileceği ve bu alanlardaki yapılanma esaslarının neler olduğu ayrıntılı biçimde açıklanmış olup, buna ilave olarak, Bakanlığımızca kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında gerçekleştirilecek kıyı yapılarını içeren 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile kentsel kullanım amaçlı dolgu düzenlemelerine ait 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ilişkin işlemler 6 Temmuz 2011 tarih ve 27986 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Kıyı Yapı ve Tesislerinde Planlama ve Uygulama Sürecine ilişkin Tebliğe göre yürütülür.

  • Hangi amaçlarla dolgu ve kurutma yapılamaz?

    Daha önce de değinildiği gibi, dolgu kamu yararına gündeme gelen bir işlemdir. Dolgu, arazi kazanarak yerleşim alanı oluşturmak, sürekli depolama ve sanayi faaliyeti veya turizm tesislerini genişletmek gibi amaçlarla yapılamaz. Bu nedenle dolgu planlarının incelenmesinde, valiliklerce hazırlanan gerekçe raporu son derece önemli bir belgedir. Diğer taraftan Bakanlık, kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olmayan ve yapımı tamamlanmış dolgu alanlarını yasallaştırma amacıyla dolgu planı onaylamayı benimsememektedir. Bu nedenle yasal dayanağı olmayan dolgu alanları ile ilgili tekliflerin Bakanlığa iletilmemesi, haklarında gerekli yasal işlemlerin yapılması zorunludur.

  • Hangi durumlarda dolgu/kurutma yapılabilir?

    Dolgu, arazi kazanma amacıyla, her zaman her yerde, her koşulda gündeme gelen bir eylem değildir. Dolgu ve kurutma işlemi, sadece kamu yararına gündeme gelebilen bir yapılanmadır. Bu koşulun yanı sıra dolgu ve kurutma yapılabilmesi için bir gerekliliğin veya bir zorunluluğun ortaya çıkması koşulu aranır.

    Dolgu/kurutma yapılabilmesi, söz konusu kullanım için daha uygun bir seçenek bulunamamış olması zorunludur. Bazı durumlarda ise dolgu yapımı olanaksızdır. Örneğin, içme ve kullanma suyu kaynakları dolguya konu olamaz. Sulak alan olarak belirlenen ve mevzuatta veya uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan yerlerde dolgu ve kurutma yapılamaz.
     
    Dolgu ve kurutma; deniz, doğal ve yapay göl, akarsularda sadece yukarıda sıralanan şartların sağlanması koşuluyla ve imar planı kararı ile yapılabilir.
  • Kıyı alanları ile ilgili kullanım esasları nelerdir?

    Kıyı, Anayasa’nın 43. Maddesi uyarınca, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olan ve kamu yararına kullanılması zorunlu olan bir alandır. Bu Anayasal ilke çerçevesinde kıyıların kullanımında kamu yararı, gerek mülkiyet biçimi gerekse yapılanma ile ilgili kısıtlamalarla sağlanmaktadır. Daha farklı bir deyişle, kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, mülkiyete yani tapuda tescile konu olmayan bir konumdadır. Kıyılardaki yapılanma hakları ise son derece kısıtlıdır.

  • Kıyı içeren alanlarda denetim yetkisi kime aittir?

    Kıyılarda doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlarda ve sahil şeritlerindeki tüm uygulamalar, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, bu sınırlar dışında valiliklerin denetimi altındadır. İlgili idareler bu alanları sürekli kontrol altında tutmak ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.

    Ancak, Bakanlığımıza iletilen çok sayıda yazıda, ilgili idarelerin gerek ekipman gerekse yeterli bilgi düzeyinde eleman eksikliği nedeniyle kıyı içeren alanlarda sürekli denetim yapamadığı, aykırı uygulamalara zamanında müdahale edilememesi nedeniyle de sorunun daha da karmaşık hale geldiği belirtilerek, yapılacak işlemler hakkında Bakanlığımızdan görüş istenmektedir.
     
    İmar Kanununun yürürlüğe girdiği 9 Kasım 1985 yılından bu yana Bakanlığımız görev alanlarında kalan hususlarda birinci derecede müdahale yetkisine sahip değildir. Ancak, yapılması gereken işlemlere dair görüş verir, aykırı uygulamaların sürdüğünün tespiti halinde belediyelerin yetki alanları ile ilgili hususlarda İçişleri Bakanlığına konu aktarılır. Ancak, idarenin sürekliliği esas alınarak aynı bölgede görev yapan idareler zorunlu hallerde birbirlerine eleman ve ekipman açısından destek olmakla yükümlü olup; il sınırları içerisindeki en büyük mülki amir sıfatıyla valiler bu gibi durumlarda gerekli koordinasyonu ve desteği sağlamak yetkisine sahiptirler.
  • Kıyı içeren alanlarda hangi faaliyetlere cezai yaptırım uygulanır?
    1. Duvar, çift, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engel oluşturmak,
    2. İzinsiz veya izin şartlarına aykırı olarak kum, çakıl, vs. almak,
    3. Moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atık ve artık dökmek,
    4. Kıyıyı değişterecek boyutta kazı yapmak, kum, çakıl, vs. almak,
    5. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapmak, Kanuna aykırı olarak doldurma ve kurutma yolu ile arazi kazanmak.
     
    Yukarıda belirtilen uygulamalara ilişkin ceza işlemleri 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 15. Maddesinde belirtilen hükümler doğrultusunda uygulanacaktır.
  • Kıyı Mevzuatı ve Uygulamaları

    a) Anayasa’nın 43. maddesi

    b) 3621 sayılı Kıyı Kanunu

    c) Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik

    d) 06.07.2011 gün ve 27986 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kıyı Yapı ve Tesislerinde Planlama ve Uygulama Sürecine İlişkin Tebliğ.

  • Kıyı ve dolgu alanlarında ne tür yapılar yapılır?

    Kıyıda, gerek herhangi bir dolgu gerekse imar planı yapılmaksızın bazı düzenlemeler söz konusudur. Kıyının kamu yararına kullanımı amacıyla yapılabilen bu tür yapılar, duş gölgelik, soyunma kabini 6 m2’den daha büyük olmayan ve en az 150 metre ara ile yapılabilen büfelerdir.

    Bunun dışında, kıyı alanlarındaki yapılacak her türlü düzenleme ve yapı imar planı yapımını gerektirir. Bu kapsamda kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yapı türleri ikiye ayrılır:
     
    Birinci olarak; kıyının kamu yararına kullanımına ve kıyıyı korumak amacıyla yapılabilecek altyapı tesisleri veya bu amaçla yapı yapılabilmek için gerekli dolgu alanları ve üzerindeki tesisler sayılabilir.
     
     
    Daha açık bir anlatımla, iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, kayıkhane, tuzla, dalyan, fener, köprü, menfez, istinat duvarı, tasfiye ve pompaj istasyonu gibi kullanım amaçlı dolgular bu kapsamda sayılmaktadır.
     
    Görüldüğü gibi bunların bir bölümü üzerinde herhangi bir yapılanmanın söz konusu olmadığı kullanımlardır. (Köprü, menfez, istinat duvarı, iskele dalgakıran gibi). Bir bölümü ise, kamu yararına kullanılabilmesi amacıyla üzerinde ayrıca yapılanmaya gidilmesi gereken türde dolgulardır (liman, kayıkhane, barınak, fener, pompaj istasyonu gibi). Kanunun ve yönetmeliğin ilgili maddelerine göre dolgu alanlarında, kıyıda yapılabilecek yapılarla birlikte yol, meydan, açık otopark, park, yeşil alan, fuar, çocuk bahçesi, deniz, hava ve kara ulaşımına dönük tesisler de yapılabilmektedir. Dolayısıyla bu alanların ve gerekli ise dolguların planlamasında zorunlu ve asgari üst yapının düşünülmesi gerekmektedir.
    İkincisi; faaliyetinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan yapı ve tesislerdir. Bunları da; tersane, gemi söküm yeri, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri olarak saymak mümkündür.
  • Kıyı ve dolgu alanlarında planlama ve yapılanmada önkoşullar nelerdir?

    Kıyı alanları ve bu alanların doğal yapısını değiştiren bir eylem olan dolgu alanlarına dair işlem yapılmadan önce, hatırlanması gereken en önemli ilkeler, koruma, güncel anlatımıyla sürdürülebilir kalkınma ve kamu yararıdır.

    Anayasa’nın 43. Maddesinde kıyılar ve onların devamı niteliğindeki sahil şeritleri kullanımını öngörürken bu kullanımın koruma ve kamu yararı çerçevesinde sağlanması zorunluluğunu da hükme bağlamaktadır.

    Özet olarak değinmek gerekirse kıyı ve dolgu alanları, koruma-kullanma dengesi sağlanmak kaydıyla, kamu yararına kullanımı gereken, özel nitelikli alanlardır.
  • Kıyı ve dolgu alanlarında ruhsat işlemleri nasıl yapılır?

    Kıyıda ve dolgu/kurutma suretiyle kazanılan alanlarda yapı ruhsatı, ilgili belediye veya valilikçe düzenlenir. Ruhsat düzenlenebilmesi için mülkiyetin belgelenmesi gerektiğinden, Maliye Bakanlığından gerekli iznin alınması zorunludur. Bu alanlarda ruhsata esas mülkiyet belgesi yani tapu yerine geçecek belge, kira, irtifak hakkı tersi veya tahsis belgesidir. 

    Yasal süreç özetle açıklandığı gibi olmakla birlikte, gerek kaçak yani uygulama imar planı onaylı olmadan yapımı tamamlanmış dolgu alanlarının kira ve tahsis işlemlerinin yapıldığı, gerekse kıyı alanlarında Bakanlığımızın bilgisi haricinde kiralama ve tahsis yoluna gidildiği gözlenmektedir. Bu uygulama, Bakanlığımızın kıyı ve dolgu alanlarının takibi ve yasal olarak gerçekleştirilmesi gereken işlemlerinde önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

    Kıyı ve dolgu alanlarının Kıyı Yasası ve Yönetmeliklerine uygun olmayan bir sürece dayalı olarak yapılanma iznine tabi tutulması nedeniyle geriye dönmesi olanaksız sorunlar yaşanmaması ve İmar Yasasının ve Mevzuatının planlama sürecinin yapılanmadan önce tamamlanmasına dair genel ve en temel prensibine aykırı düşülmemesi için, dolgu alanlarının kiralanmasından önce uygulama imar planının onayının aranması zorunludur.

     

  • Kıyıda planların hazırlanması ve onayında neler dikkate alınmalıdır?

    Yapılmak istenen dolgunun ve tesislerin Kıyı Kanunu ve Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı irdelenmelidir.

    Hangi amaçla ve nerede yapılacak olursa olsun bir dolgu planı teklifinin onaylı kıyı kenar çizgisini içeren, gerekiyorsa güncelleştirilmiş onaylı hali hazır harita üzerine hazırlanması zorunludur.

    Herhangi bir ölçekte planı olan bir alanda yapılacak dolgu planının bu planla irtibatlandırılması gereklidir.

    Dolgunun ve üzerindeki tesislerin onaylı planla uyumlu olması öncelikli bir koşuldur. Yapılacak kıyı tesisi için gerekli geri kullanım alanı, ulaşım bağlantısı vb. konularda öncelikle ilgili valilik veya belediyece işlem yapılmalıdır.

    İlgili idare ayrıca koruma ilkelerine uymak, ilgili tüm mevzuatı irdelemek ve tesisin gerekliliğini araştırmakla yükümlüdür. Gerekli incelemelerin yapılması ve tesisin yapımında sakınca bulunmadığının tespiti durumunda plan onayı ve yapılanma gündeme gelebilir.

    Herhangi bir nedenle korumaya alınmış alanlarda (doğal sit, sulak alan vb.); bu alanın koruma ilkeleri ile bağdaşmayan türde yapılanmalara izin verilmek üzere imar planı yapımı da söz konusu değildir.

  • Kimyasallar Yönetimi

  • Kimyasallar Yönetimi

     1

    SIKÇA SORULAN SORULAR
    (KİMYASALLAR YÖNETİMİ DAİRE BAŞKANLIĞI)
    1. Sınıflandırma ve Etiketleme Bildirimi hangi yolla yapılır?
    Sınıflandırma Etiketleme bildirimi online.cevre.gov.tr adresindeki Çevre Bilgi Sistemi Uygulamalarından olan Kimyasal Kayıt Sistemi aracılığı ile yapılır.
    2. Kendi imalatım için madde üretiyorum ve piyasaya arz etmiyorum, bu maddenin sınıflandırma etiketleme bildirimini yapmalı mıyım?
    Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmeliğin (SEA Yönetmeliği) Madde -41'ine göre, sadece piyasaya arz edilen ve zararlı olan maddelerin sınıflandırma etiketleme bildirimi yapılmalıdır.
    3. Yılda 1 kg ürettiğim ve piyasaya arz ettiğim zararlı maddenin sınıflandırma etiketleme bildirimini yapmalı mıyım?
    Madde miktarına bakılmaksızın, Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmeliğin (SEA Yönetmeliği) Madde-41'i dahilindeki piyasaya arz edilen zararlı maddelerin bildiriminin yapılması gerekir.
    4. Sınıflandırma ve Etiketleme bildirimi yaparken, karışım üretimi ve/veya ithalatı yapıldığında karışımın bilgileri “madde girişi” olarak mı girilecek, yoksa karışım bileşenlere ayrılıp madde bazında tek tek mi girilecek?
    Sınıflandırma ve etiketleme bildirimi (SE bildirimi) madde bazında yapılmalıdır. Dolayısıyla, karışım söz konusu olduğunda, içeriğindeki zararlı maddelerin SE bildirimi yapılacaktır.
    5. Polimerlerin SEA Yönetmeliği kapsamında sınıflandırma etiketleme bildirimi yapılacak mıdır?
    Evet, polimerler SEA Yönetmeliği kapsamındadır ve bunların bildirimi yapılacaktır.
    6. Zararlı maddelerin, Kimyasal Kayıt Sistemi (KKS) üzerinden yapılması gereken sınıflandırma ve etiketleme bildirimleri ve alternatif ad talepleri ücrete tabii mi?
    Sınıflandırma ve etiketleme bildirimi ücretsizdir. Alternatif ad talebi ücrete tabi olup bu ücret Bakanlığımızın döner sermaye birim fiyat listesinde yer almaktadır. Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    2
    7. Sınıflandırma ve Etiketleme bildirimini nasıl yapacağım konusunda nereden bilgi alabilirim?
    https://kimyasallar.csb.gov.tr/ adresinde yer alan Kimyasallar Yardım Masasındaki Rehber dokümanlardan ‘KKS Uygulaması Kullanım Kılavuzu’ ve ‘Kimyasalların kayıt sistemi aracılığı ile yapılacak olan zararlı madde bildirimleri için yardımcı akış şeması’ belgelerini inceleyerek detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.
    8. Yurtdışında yerleşik Türkiye’ye madde veya karışım gönderen bir firma sınıflandırma etiketleme bildirimi için nasıl bir yol izlemeli?
    Kendi halinde veya karışım içinde maddelerin ithal edilmesi durumunda bildirim yükümlülüğü ithalatçınındır. Bu yükümlülük, ticari sır gerekçesiyle, yurtdışında yerleşik gerçek veya tüzel kişilerin bir akitle belirlediği Türkiye’de yerleşik temsilcileri aracılığı ile de yerine getirebilir.
    9. Sınıflandırma ve etiketleme bildirimi ne zaman yapılmalıdır?
    1 Haziran 2015 tarihinden itibaren, maddeler ve karışımın zararlı olarak sınıflandırılmasına neden olan maddelerin piyasaya arz edilmelerini takip eden 1 ay içerisinde bildirimde bulunulur.
    10. İthal edilen zararlı madde ve/ya karışımların etiketleri ve güvenlik bilgi formları Türkçe olmak zorunda mıdır?
    Evet. İthal edilen zararlı madde ve karışımların etiketleri ve güvenlik bilgi formları Türkçe hazırlanır. Bununla birlikte, tedarikçiler, kullanılan tüm dillerde aynı detayların yer alması kaydıyla, etiketlerinde Türkçenin yanında farklı diller de kullanabilir.
    11. Öncelikli Kimyasallar Listesinde yer alan maddeler yasaklanacak mı? Öncelikli Kimyasallar Listesinde yer alan maddeler, insan sağlığı ve çevre için risk oluşturabilecek maddeler olup, risklerinin değerlendirmesi sonucunda, riskleri kontrol altına alınamayacak olanlar için risk azaltım tedbirleri alınacaktır. Kısıtlama ve yasaklama da bu tedbirlerdendir.
    Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
    3
    12. Güvenlik Bilgi Formlarını kimler hazırlayabilir?
    Güvenlik bilgi formları, güvenlik bilgi formlarının hazırlanmasına ilişkin personel belgelendirmesi konusunda akredite olmuş kuruluş tarafından belgelendirilmiş kişilerce hazırlanır.
    13. İthal edilen zararlı kimyasalın güvenlik bilgi formu aynen Türkçe’ye çevrilerek bu şekilde Türkiye’de piyasaya arz edilir mi?
    Hayır. Güvenlik bilgi formları, güvenlik bilgi formlarının hazırlanmasına ilişkin personel belgelendirmesi konusunda akredite olmuş kuruluş tarafından belgelendirilmiş kişilerce hazırlanır.
    14. Piyasaya arz etmeyip, kendi imalatımda kullanmak üzere ithal edilen zararlı kimyasal maddeler için de Güvenlik Bilgi Formu hazırlanması gerekiyor mu? Evet, madde ve karışım ithalatçılarının da Güvenlik Bilgi Formu hazırlama yükümlülüğü bulunmaktadır.
    15. Avrupa Kimyasallar Ajansında (AKA) kayıt ettirilen maddelerin, Türkiye’de REACH (Registration, Evaluation Authorizatıon And Restriction Of Chemicals - Kimyasalların Kaydı, Değerlendirmesi, İzni Ve Kısıtlanması) Tüzüğünü uyumlaştıran Yönetmelik yürürlüğe girdiğinde ülkemizde tekrar kayıt ettirilmesi gerekecek mi? Evet. Henüz AB üyesi ülke olmadığımız için AKA’ya yapılan kayıtlar ülkemizde geçerli olmayacaktır.
    16. REACH’in Ek-17sinde (Kısıtlamalar Listesinde) yer alan madde ve madde grupları Türkiye’de ne zaman kısıtlanacaktır?
    26.12.2008 tarihli ve 27092 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Zararlı Maddeler ve Karışımların Kısıtlanması ve Yasaklanması Hakkında Yönetmelik kapsamında halihazırda ülkemizde 20 adet madde kısıtlı/yasaklıdır. REACH Tüzüğünü uyumlaştıran Kimyasalların Kaydı, Değerlendirmesi, İzni Ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik ülkemizde yürürlüğe girdikten sonra REACH Ek-17 kapsamında kısıtlanmış maddeler ülkemiz mevzuatına da aktarılacaktır. Ancak bu maddelerden bazıları için makul bir geçiş süresi verilmesi planlanmaktadır.
    Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıstır.
  • KOMİSYONLAR

  • 2863 sayılı Kanunun Ek Madde 4’e göre Bölge Komisyonlarınca alınan kararların Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulması gerektiği halde neden ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürü tarafından onaylanmaktadır

    Bakanlığımız iş yoğunluğu da göz önünde bulundurulduğunda, iş ve işlemlerin aksatılmadan hızlı, etkin ve kolay yürütülmesini sağlamak amacıyla bürokrasiden kaynaklanan gecikmelerin önlenmesi için Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu kararlarının, Komisyonun bulunduğu İl Müdürlüğünce onaylanması konusunda, Bakanlığımızca, Komisyonun bulunduğu ildeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürüne yetki devri yapılmıştır.

  • Özel Çevre Koruma Bölgesi ve Doğal Sit Alanı içerisinde yer alan taşınmazın üzerindeki faaliyetin bölge komisyonunda değerlendirilmesine gerek var mı? Yoksa Özel Çevre Koruma Bölgesindeki Plan Hükümleri mi geçerli?

    Evet. Doğal Sit Alanı içerisinde bulunan tüm talepler bölgesine göre bağlı olduğu Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunda bulunduğu Özel Çevre Koruma Bölgesine ait plan hükümleri ve ilke kararları çerçevesinde değerlendirilir.

  • Bölge Komisyonlarının ceza kesme yetkisi var mı?

    Bölge Komisyonlarının ceza kesme yetkisi yoktur.

  • Bölge Komisyonunca alınan karar üzerinde başka bir karar alma ve onaylama mercii var mıdır?

    Bölge Komisyon kararlarına itiraz yoksa Bölge Komisyon Kararı geçerlidir

  • Komisyon üyeleri hangi kriterlere ve mevzuata göre seçiliyor?

    Oluşturulan bölge komisyonları görev alanlarının, çalışma usul ve esasları 18.10.2011 tarih ve 28088 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonları Kuruluş ve Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik” (Ek-2) ile belirlenmiştir.

  • Komisyon kararlarına göre mi? Yoksa yargı kararlarına göre mi işlem yapılır?

    Yargı süreci devam eden konularda; İdare Mahkemelerine intikal eden konuların görüşülmesi sonuçlanmadan komisyonlarca ele alınması yargı organının henüz kararını ortaya koymaması nedeniyle  04.03.1988 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 21 sayılı İlke Kararı uyarınca uygun değildir. Ayrıca aynı İlke Kararı uyarınca; İdare Mahkemelerine intikal eden konular için ilgilisince yapılacak yeniden görüşme isteklerinin gündeme alınmasının İdare Mahkemesinin Kararını alıncaya kadar ertelenmesi, bu aşamada sadece İdare Mahkemesince istenmesi halinde tekrir-i müzakere yapılabileceği uygun bulunmaktadır. Kesinleşmiş yargı Kararlarına ise Komisyonların uyma zorunluluğu vardır.

  • Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları hangi İllerde bulunmaktadır? Komisyonlara Bağlı İller hangileridir?
    1. ADANA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (ADANA, HATAY, MERSİN, KAHRAMANMARAŞ, OSMANİYE, GAZİANTEP, KİLİS)
     
     
    2. ANKARA 1 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ANKARA(Nallıhan, Beypazarı, Güdül, Ayaş, Çamlıdere, Kızılcahamam, Kazan, Sincan, Yenimahalle, Altındağ, Keçiören, Akyurt, Etimesgut, Çubuk, Kalecik) ÇANKIRI, KIRIKKALE, KASTAMONU, ÇORUM
     
     
    3. ANKARA 2 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ANKARA (Polatlı, Haymana, Gölbaşı, Çankaya, Mamak, Elmadağ, Bala, Şereflikoçhisar, Evren), BOLU, KARABÜK, ZONGULDAK, BARTIN
     
     
    4. ANTALYA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ANTALYA, BURDUR, ISPARTA
     
     
    5. BALIKESİR TVK BÖLGE KOMİSYONU
    BALIKESİR
     
     
    6. BURSA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    BURSA, YALOVA
     
     
    7. ÇANAKKALE 1. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    MERKEZ, BOZCAADA, LAPSEKİ, BİGA, YENİCE, EZİNE, AYVACIK
     
     
    8. ÇANAKKALE 2. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    GÖKÇEADA, ECEABAT, GELİBOLU, ÇAN, BAYRAMİÇ
     
     
    9. DENİZLİ TVK BÖLGE KOMİSYONU
    DENİZLİ, AYDIN
     
     
    10. EDİRNE TVK BÖLGE KOMİSYONU
    EDİRNE, TEKİRDAĞ, KIRKLARELİ
     
     
    11. ERZURUM TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ERZURUM, ARDAHAN, BAYBURT, BİNGÖL, IĞDIR, KARS, TUNCELİ, AĞRI, ERZİNCAN
     
     
    12. ESKİŞEHİR TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ESKİŞEHİR, AFYON, BİLECİK, KÜTAHYA, UŞAK
     
     
    13. İSTANBUL 1. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Ataşehir ,Adalar, Sancaktepe, Kartal, Tuzla, Pendik, Sultanbeyli)
     
     
    14. İSTANBUL 2. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Beykoz, Şile, Çekmeköy, Ümraniye)
     
     
    15. İSTANBUL 3. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Sarıyer - Şişli - Eyüp ,Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Kağıthane ,Esenler, Bağcılar )
     
     
    16. İSTANBUL 4. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Beşiktaş, Arnavutköy, Bakırköy, Küçükçekmece ,Avcılar , Esenyurt, Beylikdüzü, Başakşehir, Büyükçekmece, Fatih, Zeytinburnu, Beyoğlu, Bayrampaşa, Bahçelievler, Güngören, Çatalca, Silivri)
     
     
    17. İZMİR 1 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Seferihisar, Menderes, Torbalı, Kemalpaşa, Selçuk, Bayındır, Tire, Ödemiş, Beydağ, Kiraz, Karabağlar, Urla, Bornova )
     
     
    18. İZMİR 2 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Güzelbahçe, Narlıdere, Balçova, Gaziemir, Konak, Buca, Foça, Aliağa, Dikili, Bergama, Kınık), MANİSA
     
     
    19. İZMİR 3 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Çeşme, Çiğli, Karaburun, Karşıyaka, Menemen, Bayraklı)
     
     
    20. KAYSERİ TVK BÖLGE KOMİSYONU
    KAYSERİ, SİVAS, MALATYA, YOZGAT
     
     
    21. KOCAELİ TVK BÖLGE KOMİSYONU
    KOCAELİ, SAKARYA, DÜZCE
     
     
    22. KONYA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    KONYA, KARAMAN
     
     
    23. MUĞLA 1. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    MUĞLA (Datça, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Fethiye, Seydikemer )
     
     
    24. MUĞLA 2. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Ula, Bodrum, Yatağan, Milas, Kavaklıdere, Menteşe)
     
     
    25. NEVŞEHİR TVK BÖLGE KOMİSYONU
    NEVŞEHİR, KIRŞEHİR, NİĞDE, AKSARAY
     
     
    26. SAMSUN TVK BÖLGE KOMİSYONU
    SAMSUN, SİNOP, AMASYA, ORDU, TOKAT
     
     
    27. ŞANLIURFA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ŞANLIURFA, ADIYAMAN, DİYARBAKIR, BATMAN, ELAZIĞ, MARDİN
     
     
    28. TRABZON TVK BÖLGE KOMİSYONU
    TRABZON, ARTVİN, GÜMÜŞHANE, GİRESUN, RİZE
     
     
    29. VAN TVK BÖLGE KOMİSYONU
    VAN, BİTLİS, HAKKARİ, MUŞ, SİİRT, ŞIRNAK
  • Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları hangi koruma alanları ile ilgili kararlar almaktadır?

    Doğal sit alanları ve tabiat varlıkları ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen görevlerin yapılmasını sağlamak üzere kararlar almaktadır.

  • Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları talepleri ne kadar sürede değerlendirir?

    Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine gelen talepler doğrultusunda Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları ayda en az bir kez toplanır ve gündeme alınan talepleri değerlendirir.

  • MİMARİ VE PEYZAJ PROJELERİ

  • Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Mimari ve peyzaj proje onayı nasıl yapılmaktadır?

    Özel Çevre koruma Bölgelerinde turizm tesisleri, kamu yapılarına ait mimari ve peyzaj projeler o bölgedeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerince incelenmekte ve uygun görüş verilmektedir. Belediye sınırları içinde belediyesince, diğer yerleşim alanları için İl Özel İdaresince incelenip uygun görüş verildikten sonra projelerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne iletilmesi gerekmektedir. İnceleme sonucu uygun bulunan mimari ve peyzaj projeleri ruhsat vermeye ve proje onaylamaya yetkili olan Belediyesine gönderilmektedir.

  • Mimari ve Peyzaj Projelerinin inceleme aşaması için hangi evraklar gereklidir?

    Son 6 ay içinde alınmış tapu, plankote, imar çapı, onaylı imar planı, plan hükümleri, kadastal harita vb. evraklarla hazırlanarak belediyesince ön incelemesi tamamlanmış 5 takım mimari proje iletilmelidir.

  • MÜCAVİR ALAN

  • 6360 sayılı Kanun kapsamında kapanarak köy tüzel kişiliğine belediyelerin köylerde uygulama imar planı sınırı dışında ancak meskun mahal sınırlarında kalan taşınmazların köy yerleşik alan ve civarının tespitinde nasıl bir yol uyg

    İmar Planı olan köylerde imar planına göre uygulama yapılması, İmar Planı sınırı dışında kalan meskûn alanlarda mümkünse imar planı yapılarak bu alanların planlı olarak gelişmesine olanak sağlanması esastır. Ancak kısa vadede imar planı yapılamıyorsa bu alanlarda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27nci Maddesi ve Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 43üncü Maddesi uyarınca imar planı sınırları haricinde Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti yapılabilir. İmar planı sınırları içerisinde imar planı kararları, plan hükümleri ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, plan dışında tespit edilen alanlarda ise Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümlerine göre uygulama yapılacaktır.            

    Köye dönüşmeden önce belediye yetkisi altında kalan alanlarda, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin Tanımlar Bölümünün 4. Maddesinin Birinci Fıkrası Birinci Bendine göre “Yerleşik alan” tespiti yapılmış ise bu yerlerde mevcut yerleşik alan dikkate alınarak Yönetmeliğin 43üncü Maddesi uyarınca imar planı sınırları haricinde Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti veya genişletilmesi yapılabilir.                                    

    İmar Planı bulunmayan ve “Yerleşik Alan” tespiti yapılmamış olan yerlerde Yönetmeliğin 43üncü Maddesi uyarınca Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti yapılması mümkündür. 

  • “Mücavir Alan Sınırı” ile “Belediye Sınırı” arasındaki fark nedir?

     "Belediye", Belde halkının ortak yerel gereksinmelerini karşılayan ve belde hizmetlerini gören kamu tüzel kişiliğine sahip yerel yönetim kuruluşudur. “Belediye Sınırı”, bir belediyenin Yasa kurallarına göre belirlenen sınırlarıdır. 

    İl ve ilçe merkezlerinde zorunlu olmak üzere, nüfusu 5000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulmaktadır. Belediye, mahalli yöneticisi olan idari birimlerdir. Belediyeler, o çevre halkı tarafından seçilen bir belediye Meclisi ile bir Belediye başkanı tarafından yönetilir. Gerek idari, gerekse mali bakımdan bağımsız olan bir teşekküldür. 
     
    Köy, mahalli idare teşkilatının en küçük yerleşim yeri, muhtar ile tüzel kişiliğe sahiptir. Mücavir alan sınırı ise belediye sınırlarının dışında, imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti adına verilmiş olan sınırdır. 
     
    Belediye ya da il, ilçe ve köy sınırları birer idari sınırdırlar. Mücavir alan idari sınır değildir. Örneğin, bir alanda belediye kurulup, belediyenin seçilmiş organlarının iş başına gelmesi bu alan içindeki köylerin idari varlığı ve tüzel kişiliğinin sona ermesine yol açar. Oysa bir köyün mücavir alan sınırlarına alınması, köyün idari ve tüzel kişiliğinin sona ermesi anlamına gelmez.
  • Belediye mücavir alanında kalan bir kısım alan belediye sınırına bitişiktir. Bu alan belediyenin mahallesi olabilir mi?

    Bir alan mücavir alan statüsünü koruduğu müddetçe belediyenin mahallesi olamaz. Çünkü Belediye sınırı idari bir sınırdır mücavir alan sınırı ise yetki sınırıdır. Bu alanın mahalle olabilmesi için belediye sınırına katılması gerekmektedir.

  • Belediyelerin mücavir alana altyapı, yol, su hizmetleri götürme mecburiyeti var mı? Hangi hizmetleri götürmeye mecburlar?

     Belediyelerin mücavir alana götürmeleri gereken olmazsa olmaz hizmet imar hizmetleridir. Ancak Belediyeler; mücavir alanlarına, harç ve vergileri alabilmeleri için, Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliği uyarınca yol ve içme suyu götürmekle yükümlüdürler. Bunun dışında Belediyeler ayrıca çöp toplama, ilaçlama, toplu taşıma, altyapı ve koordinasyon konularında da hizmet götürmek üzere meclis kararları alabilirler.

  • Belediyemiz mücavir alanında kalan bir kısım alan belediyemiz sınırına katılmıştır. Ancak daha sonra dava açılarak belediye sınırı iptal edilmiştir. Bu durumda bu alan tekrar mücavir alanımız mıdır?

     Bu alan artık belediyenin mücavir alanı değildir. Çünkü Belediye sınırı idari bir sınır olup, belediye sınırının onaylanması ile birlikte mücavir alan sınırı ortadan kalkmıştır. Mücavir alan işlemini ortadan kaldıran bu düzenlemenin herhangi bir sebeple ortadan kalkması nedeniyle tekrar mücavir alana geri dönülemez.

  • Belediyemizin belediye sınırları belirlenmiş, aynı zamanda mücavir alan sınırı belediye sınırı olarak kabul edilmiştir. Mücavir alanı yeniden belirlemeye gerek var mı?

    Belediye sınırları Belediye Yasası gereği farklı bir sürece tabi olup onay ile diğer iş ve işlemler Valilikler ve İçişleri Bakanlığınca yürütülmektedir. Bu konuda Bakanlığımızın herhangi bir görev ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Belediye sınırı tespit edilirken ayrıca mücavir alan sınırı tespit edilmez. Mücavir alan sonraki dönemde belediyenin ihtiyaç duyacağı ilave alanlar için gündeme gelen bir husustur. Dolayısıyla mevcut durumda bir belediyenin 3194 sayılı İmar Kanununa dayalı olarak Bakanlıkça düzenlenen bir mücavir onayı yok ise bu belediyenin sadece belediye sınırları onaylı demektir ve bu sınırlar dahilinde hizmetlerini sürdürecektir. Bakanlık arşivinde belediye sınırları yer almamaktadır. Ancak mücavir onayı yapılır ise dosyasında sınır bilgileri bulunabilir. Özet olarak bir belediye ancak ihtiyaç duyduğunda belediye sınırları dışında olmak koşulu ile mücavir teklifi hazırlamak durumundadır. Belediye kurulduğunda ayrıca mücavir alan kabul edilemez. Belediye sınırları içerisinde mücavir alan yer almaz. Ancak sınırların dışında teklif edilebilecektir.

  • Daha önce onaylı Çevre Düzeni Planında bulunan belediye mücavir saha sınırları geçerli midir?

    İl çevre düzeni planlarında yer alan mücavir alan sınırları bilgi amaçlı işlenmiş olup, bilgi amaçlıdır. Ancak bazı il çevre düzeni planlarında plan kararlarının daha iyi uygulanabilmesi için Bakanlığımızca 3194 sayılı İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca resen mücavir alan verilmiş olup, bu alan 9. Madde uyarınca onaylanan paftalar üzerinde ayrıca İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca da onaylanmıştır.

  • Daha önce tespit edilen köy yerleşik alan sınırının yeniden tespit edilebilir mi? Köy yerleşik alanının yeniden tespiti yapılacaksa, yapılacak iş ve işlemler nelerdir.

    3194 sayılı İmar Kanununun 27nci Maddesine göre köy yerleşik alan ve civarı lüzum görülmesi durumunda tekrar tespit edilebilir. Bu tespitler yapılırken Yönetmelikte yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğin 43üncü Maddesine göre tespit yapılacaktır. Ancak normlar hiyerarşisine göre maddenin son fıkrasının uygulanması mümkün olamayacaktır.

  • Geçmişte, Çevre Düzeni Planı ile birlikte onaylanan mücavir alan teklifleri, çevre düzeni planının mahkemelerce iptal edilmesi veya söz konusu çevre düzeni planının değiştirilmesi, yürürlükten kalkmasıyla iptal edilmiş mi sayılır?

    İl çevre düzeni planlarında plan kararlarının daha iyi uygulanabilmesi için Bakanlığımızca 3194 sayılı İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca çevre düzeni planı ile onaylanan mücavir alanlar her ne kadar birlikte onaylanmış görülse bile aslında iki ayrı onamadır. Bu nedenle paftalara iki ayrı onama kaşesi basılmıştır. Yani patalar üzerinde hem İmar Kanunun 9. Maddesi hem de 45. maddesi uyarınca onaylandığına ilişkin kaşe bulunmaktadır. Bu çerçevede planların iptal edilmesi veya ortadan kalkması veya değiştirilmesi mücavir alanın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Mücavir alanın ortadan kalması için ayrı bir onama yapılması gerekmektedir.

  • Köy yerleşik alanı tespit edilmiş bir köyün bir kısmı A belediyesinde, kalan kısmı B belediyesi tarafından mücavir alan olarak teklif edilebilir mi? Bir köyün farklı belediyelerin mücavir alanında kalması yetki karmaşasına neden olmaz

    Bir köyün iki farklı belediyeye mücavir alan olarak verilmesinde İmar Kanunu açısından bir sakınca yoktur. İdari sınırlar bozulmadığından yetki karmaşasından söz edilemez. Bilindiği gibi mücavir Alan imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır idari yapıyı değiştirmez.

  • Köy yerleşik alanı ve civarı belirlenirken 5403 sayılı Kanun kapsamında görüş alınacak mıdır?

    3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27. Maddesinin 3 ve 4üncü fıkralarında “Köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz.Köy yerleşik alan sınırlarının parselleri bölmesi durumunda yerleşik alan sınırı 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın ifraz hattı olarak kabul edilir.”  İfadeleri yer aldığından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından görüş alınmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca “Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti, valiliklerce birisi harita mühendisi olmak üzere en az üç kişilik bir komisyon tarafından yapıldığı için komisyonun çeşitli verileri dikkate aldığı düşünülmektedir.

  • Köyün tamamı veya merası mücavire girerse ne olur? Köy tüzel kişiliği ne olacak?

     Köyün bir bölümünün veya merasının mücavire girmesi köyün tüzel kişilinde bir değişikliğe neden olmaz. Köyün ortak mallarında da bir değişikliğe sebep olmaz. Mücavir alan bir idari düzenleme değil, imar hizmetleri ve denetim açısından belirlenmiş bir yetkilendirme sınırıdır. Harita, planlama ve uygulama faaliyetlerinin daha etkin yürütülmesi adına yapılan bir yetki transferidir. Bu hudut hizmet kapasitesine göre belirlenir ve değişikliğe de uğrayabilir veya Bakanlıkça kaldırılabilir.

  • Mücavir alan içerisinde daha sonraki yıllarda yeni belediyeler kurulmuş olduğundan, bunlara bağlı olarak mücavir alan sınırı değiştirilecek mi?

    Mücavir alan; imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş alanlardır. Mücavir alan sınırları idari sınırlar olmayıp, iktisadi, sosyal ve kentsel gelişmeleri mekânsal olarak planlı bir şekilde yönetmek ve denetlemek amacıyla imar bakımından belediyelerin yetkisine verilen yerler olduğu dikkate alınmalıdır. Bu nedenle bir belediyenin mücavir alanında bulunan alanların bir kısmı veya tamamının belediye olması durumunda, belediye sınırına dahil edilen yerlerdeki belediyenin mücavir alan sınırı herhangi yeni bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. Ancak belediye sınırı dışında kalan alanlar mücavir statüsünü korumaya devam eder ve yeni bir onaylama yapılıncaya kadar bağlı bulunduğu belediyenin mücavir alanı olur.

  • Mücavir alan teklifinde teklif köyün bir kısmını kapsıyorsa köy ihtiyar heyeti kararı alınamaması durumunda mücavir alan teklifi onaylanabilir mi?

    Evet onaylanabilir. Köyün bir bölümü de teklif edilebilir. Köyün muvafakatinin alınması zorunlu değildir. Ancak köyün karar organlarına bilgi verilmesi ve olumsuz da olsa dosyada görüşlerinin bulunması konunun daha sonraki hukuki incelemeleri veya yargılama sürecini olumlu yönde destekleyecektir.

  • Mücavir alanda yaşayan köylü vatandaş belediye nüfusuna katılır mı? Belediye nüfusuna dahil edilmiyor ise bu alanlara hizmet götürülmesine rağmen İller Bankası katkı payı alınamayacaktır bu konuda görüşünüz nedir?

    5393 sayılı Belediye Kanunu’nda Belediye: “Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi,” olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununda ise “Mücavir Alan imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır.” tanımı yer almaktadır. Görüldüğü gibi mücavir alan idari sınır değildir. Bu nedenle bu alanda yaşayanlar belde sakini sayılmamakta olup, belediye nüfusuna katılmamaktadır.                                                                                      

    5779 sayılı İl Özel İdarelerine Ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’da “Genel bütçe vergi gelirlerinden belediye ve il özel idarelerine ayrılan payların dağıtımına esas belediye ve il nüfusları, her yılın ocak ayından geçerli olmak üzere İçişleri Bakanlığı tarafından, Türkiye İstatistik Kurumundan alınmak suretiyle, İller Bankası ve Maliye Bakanlığına bildirilir.” hükmü yer almaktadır. Bu çerçevede belediyelere ayrılan payların dağıtımında belediyenin nüfusu esas alınmaktadır.

  • Mücavir onaylanmış ama yetkiyi Valilik kullanıyor? Bu mümkün mü?

     Onaylı bir mücavir alan var ise; yetki o belediyenin başkan ve meclisince kullanılmak durumundadır. Hukukun gereği; hiçbir idare yasayla kendisine verilmemiş bir yetkiyi veya yetkisi dışında bir alanı düzenleme hakkını kullanamaz. Aynı şekilde bir belediyenin de yetki alanı dışında düzenleme hakkı bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile bir belediye, belediye ve mücavir alan sınırı dışında düzenleme yapamaz.

  • Parsel sınırları ile uyuşmayan mücavir alan sınırlarının olması durumunda hangi idare karar alacaktır?

     Mücavir sınırlarının mülkiyet sınırları ile çakışmaması durumunda yapılacak düzenleme, sorunun niteliğine göre farklılık göstermektedir. Şöyle ki; eğer mücavir sınırının üzerinde bir toplu yapı uygulaması veya sanayi alanı gibi geniş ölçekli bir planlama varsa, bu alanın tek yetkili idareyi sağlayacak şekilde yeniden mücavir teklifine konu edilmesi ve mücavir sınırlarının değiştirilmesi gerekmektedir. Ancak yeni teklif hazırlanamaması durumunda, mevcutta hangi yapılar ve alanlar hangi idare sahasında kalıyorsa o idarenin karar organlarınca sonuçlandırılması mevzuat gereğidir. Tek yapının sınırla çelişmesi durumunda ise, o kütlenin yarısından fazlası hangi idarede kalıyor ise o idarece iş ve işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.

  • Tüzel kişiliği kalkan belediyelerin mücavir alanların durumu nedir?

     6360 sayılı uyarınca, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tespit edilen 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına göre nüfusu 2.000’in altında kalıp da 30 Mart 2014 tarihindeki mahalli idareler genel seçiminden geçerli olmak üzere tüzel kişilikleri kaldırılarak köye dönüştürülen belediyelerin varsa mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. Kanun’un Geçici 2’nci Maddesi’nin 5’inci fıkrası uyarınca köye dönüştürülen belediyelerden tüzel kişiliği sona ermeyen belediyeye mahalle olarak katılan belediyelerin varsa mücavir alanları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın katıldıkları belediyenin mücavir alanı sayılır. Ancak köye dönüştürülen belediyelerden başka il ya da ilçe mülki sınırındaki bir belediyeye katılım olması durumunda belediye sınırı ile birlikte mülki sınır değişmiş ise, bir belediyenin başka bir il ve/veya ilçe sınırında mücaviri olamayacağından, başka bir il ve/veya ilçe sınırında kalan mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. 

  • MEVZUAT

  • İhale Sonucunu Nasıl Öğrenebiliriz?

    İhale sonucu, ihaleye katılan isteklilere "Kesinleşen İhale Kararı" formu ile bildirilir. Şifahi bilgi ancak söz konusu formun isteklilere gönderildiği tarihten itibaren verilebilir.

  • İl Müdürlükleri 2013/17 Genelgesine göre inceledikleri planları ve raporlarını Bakanlığa gönderecekler mi?

    2013/17 Genelgesine göre Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından usul, şekil ve üst ölçekli planlar ile Bakanlıkça yayımlanan Yönetmeliklere uygunluk yönünden incelenen planlardan aykırılık taşıyanlara ilişkin hazırlanan raporların bir nüshasının gerekli düzeltmeler yapılması amacıyla planı onaylayan idareye, bir nüshasının bilgi için Bakanlığımıza (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü) gönderilmesi, bir nüshasının da muhafaza edilmek üzere dosyasına konulması gerekirken, aykırılık tespit edilmeyen planlar ile ilgili olarak bu hususun Bakanlığımıza bildirilmesine gerek bulunmamaktadır. Kesinleşen planların sayısal kopyaları İl Müdürlükleri aracılığı ile Bakanlığımıza (Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü) iletilir.

     

  • İmar Kanununun 8/i maddesi ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 16. ve 71. maddelerine göre imar planlarında yapılacak değişikliklerde ilk müellifin görüşünün alınması gerekir mi?

    3194 sayılı İmar Kanununun 8/i maddesinde “….. teknik ve idari düzenlemeleri içeren bu Kanun kapsamındaki planların değişiklik ve revizyonlarında ilk müellifin görüşü veya izni aranmaz.” hükmü bulunmaktadır.

    Bu çerçevede yerleşme yerlerine ilişkin her türlü plan, proje, harita gibi teknik düzenlemelerin 3194 sayılı İmar Kanununa uygun olarak yapılması gerektiğinden ve söz konusu maddenin spesifik ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan sonra yürürlüğe girmesi nedeniyle, imar planlarında yapılacak değişikliklerde bu madde gereğince ilk müellifin görüş ve izninin alınmasına gerek bulunmamaktadır.

  • İmar planlarında yapılaşma koşullarının, çekme mesafelerinin (0-5m), TAKS değerinin (0.5-1.00) gibi aralık değeri olarak belirlenmesi mümkün müdür?

    3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesi ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinde nazım ve uygulama imar planı tanımlanmıştır. Bu kapsamda imar planlarında, yapılaşma koşullarının (TAKS, KAKS, çekme mesafeleri, yapı yüksekliği vb.) net olarak belirlenmesi gerekmektedir.

  • Belediyenin onayladığı imar planına itiraz etmek istiyorum. Ne yapmam gerekli?

    3194 sayılı İmar Kanununun 8 inci maddesi ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 33 üncü maddesine göre imar planları ilgili idarece onaylandıktan sonra belirlenen ilan yerlerinde ve idarenin internet sitesinde bir ay süreyle ilan edilir. Bu süre içinde planlara itiraz edilebilir. İtiraz planı onaylayan idareye yapılır ve aynı idarece sonuçlandırılır.

  • Kamu kurum ve kuruluşlarına ait alanlarda yapılacak tesisler için imar planı zorunluluğu var mıdır?

    3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesi gereği, herhangi bir sahanın her ölçekteki plan esaslarına uygun olarak yapılması gerekmektedir. Ayrıca, Kanunun 26. maddesi ile Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 59. maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak veya yaptırılacak yapılarda imar planı şartı aranmaktadır. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşlarına ait alanlarda yapılacak tesislere ilişkin çevre düzeni planına belirlenen kullanım kararına uygun olması kaydıyla 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının hazırlanması gerekir.  

  • Lisanslı ve lisansız yenilenebilir enerji kaynaklarının üretilmesine ilişkin taleplerde imar planı aranacak mıdır? Bu tür tesislere ilişkin imar planı yapılması aşamasında hangi hususlara dikkat edilecektir?

     Bilindiği üzere;  3194 sayılı İmar Kanununun 3. Maddesinde, herhangi bir sahanın her ölçekteki plan esaslarına ve bulunduğu bölgenin şartlarına, yönetmeliklerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, 20. maddesi ile yapıların imar planı ve ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabileceği, 4. maddesinde de diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde bu Kanunun özel Kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı açıklanmıştır. Bu nedenle, özel kanunlarda hüküm bulunmaması halinde, yenilenebilir elektrik enerjisi üretim tesisinin (santral) üst ölçekli mekânsal planlara ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ile diğer ilgili mevzuata uygun olarak imar planlarının yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.

     Bu kapsamda, yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimine yönelik tesislerin, imar planında başka bir amaca ayrılmış olan alanlar üzerinde yapılması mümkün olmayıp, bu tür tesislerin yapılacağı alanın mekânsal plan kararlarına uygun olması gerekmektedir. İmar Mevzuatında güneş enerjisi veya rüzgar enerjisi gibi elektrik üretim santralleri’ne yönelik özel kurallar getirilmemiş olmakla birlikte, çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuatta öngörülen kurallar dikkate alınmak suretiyle bu tür tesislerin; işlevleri, yer seçimi, büyüklüğü, kapasitesi, koruma bandı ve güvenlik tedbirleri gibi planlamaya esas olabilecek bilgi ve belgelerin bir bütün olarak değerlendirilerek  ilgili mevzuatlara uygun olarak imar planları hazırlanmalı ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 19,23 ve 24 maddelerinde belirtilen konularda ilgili kurumlardan  gerekli verilerin alınması gerekmektedir.
     
    Ayrıca, bu tür tesislere ilişkin imar planı hazırlanmadan önce, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına ilişkin Kanun, Elektrik Enerjisi Üretimine Yönelik Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanlarının Belirlenmesi, Derecelendirilmesi, Korunması ve Kullanılmasına İlişkin Usul Ve Esaslara Dair Yönetmelik, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve diğer ilgili mevzuat kapsamında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığından görüş alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Sağlık koruma bandı konusunda İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında ilgili kurum görüşü doğrultusunda uygulama yapılmalıdır.
     
    Bunun dışında, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin eki, Ortak Gösterimlere ilişkin Ek 1a da “enerji üretim alanı” gösterimi ile Uygulama İmar Planı gösterimlerine ilişkin Ek-1d de “yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisi” gösterimi yer almaktadır.
  • PİYASA GÖZETİMİ VE DENETİMİ

  • Katı yakıtlara ait piyasa gözetimi ve denetiminde

    Katı yakıtlara ait piyasa gözetimi ve denetiminde tespit edilen uygunsuzluklara 2872 sayılı Çevre Kanunu, ikincil mevzuatı ve Mahalli Çevre Kurulu Kararları doğrultusunda idari yaptırım uygulanır.

     

  • Katı yakıtların piyasa gözetimi ve denetimi hangi

    Katı yakıtların piyasa gözetimi ve denetimi 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ikincil mevzuatı hükümlerine göre yürütülür

     

  • Piyasa Gözetimi ve Denetimi nedir?

    İlk defa piyasaya arz edilecek ürünlerin piyasaya arzı veya dağıtımı aşamasında veya ürün piyasada iken ilgili teknik düzenlemeye uygun olarak üretilip üretilmediğinin, güvenli olup olmadığının denetlenmesidir.

     

  • Ulusal Piyasa Gözetimi ve Denetimi Strateji

    Ulusal Piyasa Gözetimi ve Denetimi Strateji Belgesine göre ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan ürünler katı yakıtlar, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan ürünler yapı malzemeleridir.

     

  • PLAN TADİLATINA ESAS JEOLOJİK-JEOTEKNİK ETÜT RAPORLARI

  • Yoğunluk ve Kat Yüksekliği Artırımı İçin Plan Tadilatına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporlarının Hazırlanmasına İlişkin izlenecek yol nedir?

    Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19.08.2008 gün ve 10337 sayılı genelgesinini yürürlük tarihinden önce onaylanan plana esas jeolojik-jeoteknik etüt raporlarında kütle hareketleri nedeniyle önlemli alan olarak belirlenen yerlerde yoğunluk ve kat yüksekliği arttırımına yönelik plan tadilatına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporu gerekli olup,  bunun dışındaki durumlarda ise, plan veya rapor onay yetkisine sahip ilgili idarenin gerekçeli talebi (afet tehlikelerini ortaya koymak için ayrıntılı veri ve değerlendirme içermemesi halinde) olması halinde yoğunluk ve kat yüksekliği artışına yönelik plan tadilatına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporu istenecektir.

  • Sıkça Sorulan Sorular

  • SAİS

  • Su ve Toprak Yönetimi

  • Su ve Toprak Yönetimi

     

    SORU 1: 08.06.2010 tarihli ve 27605 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
    “Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik” te
    yer alan “Şüpheli Saha” ve “Kirlenmiş Saha” ifadeleri arasındaki fark nedir?
    CEVAP 1: “Şüpheli Saha” kirlenme olasılığının yüksek olduğu saha/sahalardır.
     “Kirlenmiş Saha” kirliliğin tespit edildiği ve temizlenmesi gereken sahayı
    ifade eder.
    SORU 2: Faaliyet ön bilgi formları kim tarafından, ne zaman ve nasıl doldurulur?
    CEVAP 2: 14.12.2012 tarihli ve 28323 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
    “Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelikte
    Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Ek 2 Tablo 2’ de yer alan sektörlerde faaliyet
    gösteren tesislerin Kirlenmiş Sahalar Bilgi Sistemine giriş yapması gerekmektedir.
    Faaliyet sahipleri “faaliyet ön bilgi formlarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Bilgi
    Sistemi üzerinden “Kirlenmiş Sahalar Bilgi Sistemi” ne girerek faaliyet ön bilgi formlarını
    doldurmaları gerekmektedir.
    2015 yılı Haziran ayından itibaren 3 aylık süre içerisinde faaliyet ön bilgi formlarının
    doldurulması gerekmektedir.
    SORU 3: Kirlenmiş Sahalar Bilgi Sistemi nedir?
    CEVAP 3: 08.06.2010 tarihli ve 27605 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
    “Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik”
    kapsamında toplanması öngörülen bilgilerin sistematik bir şekilde kayıt altına alınması,
    gerçekleştirilecek değerlendirme süreçlerine destek sağlanması ve Yönetmelik
    uygulamalarına yönelik raporlama ihtiyaçlarının karşılanması gereksinimlerini yerine getiren
    bir bilgi sistemidir.
    SORU 4: Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı kirlenmiş sahalara Dair
    Yönetmelik Yeterlilik Belgesi Tebliği” ne göre Yeterlilik Belgesi almak isteyen kurum
    kuruluşlar nereye başvurmalıdırlar?
    CEVAP 4: 18.02.2013 tarihinde Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel
    Müdürlüğü ile Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü arasında imzalanan mutabakat notu gereği;
    kirlenmiş saha değerlendirme ve temizleme çalışmalarını yapacak olan kurum ve/veya
    kuruluşun asgari özelliklerinin belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyen “Toprak
    Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik Yeterlilik
    Belgesi Tebliği” ile ilgili iş ve işlemler Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel
    Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.
     
    SORU 5: Faaliyet alanımızda toprak kirliliği belirtileri var, ne yapmalıyım?
    CEVAP 5: 17.06.2011 tarihli ve 27967 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren
    “Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik
    Yeterlilik Belgesi Tebliği” kapsamında Bakanlığımızdan “Yeterlilik Belgesi” almış firmalar
    ile çalışılması ve öncelikle kirlilik kaynağının tespit edilmesi, mevcut durum analiz
    çalışmaları yapılarak kirlilik yükünün belirlenerek değerlendirilmesi ve ihtiyaç duyulması
    halinde temizlemeye yönelik çalışmaların başlatılması gerekmektedir.
    SORU 6: Tesis sahası içerisinde atıksu arıtma tesisinden çıkan arıtma çamurlarını toprakta
    kullanabilir miyim?
    CEVAP 6: Evsel ve kentsel arıtma çamurlarının toprakta kullanımında gerekli tedbirlerin
    alınması esaslarını sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde belirlemeyi
    amaçlayan “Evsel ve Kentsel Arıtma Çamurlarının Toprakta Kullanılmasına Dair
    Yönetmelik” 03.08.2010 tarihli ve 27661 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
    girmiştir.
    Yönetmelikte:
    - Kullanılacak arıtma çamurunun evsel/kentsel nitelikte olması,
    - Toprak ve arıtma çamurları ile ilgili yaptırılması gereken analizler ve limit değerler,
    - Evsel ve kentsel arıtma çamurlarının toprakta kullanımına yönelik sınırlama ve yasaklar,
    - Stabilize arıtma çamuru üreticilerinin ve kullanıcılarının yükümlülükleri,
    yer almaktadır.
    Ayrıca, Yönetmelik gereği; evsel/kentsel atıksuların arıtılması sonucu elde edilen stabilize
    arıtma çamurlarının toprakta kullanılması izne tabidir.
    SORU 7: Stabilize Arıtma Çamuru ne demektir.
    CEVAP 7: Biyolojik ayrışabilirliğinin ve kullanımından kaynaklanan sağlık tehlikelerini
    önemli ölçüde azaltmak üzere, biyolojik, kimyasal ya da ısıl işlemden, uzun süreli depolama
    ya da diğer uygun işlemlerden geçirilen evsel ve kentsel arıtma çamurlarına stabilize arıtma
    çamuru denilmektedir.
    SORU 8: “Stabilize Arıtma Çamuru Kullanım İzin Belgesi” kim tarafından verilmektedir ve
    başvuru için hangi belgeler gerekmektedir?
    CEVAP 8: “Stabilize Arıtma Çamuru Kullanım İzin Belgesi” Çevre ve Şehircilik İl
    Müdürlüğü tarafından verilmekte olup, “Stabilize Arıtma Çamuru Kullanım İzin Belgesi”
    başvurusu için aşağıda yer alan belgelere ihtiyaç duyulmaktadır.
    1-Stabilize arıtma çamurunun kullanılacağı bölgenin il, ilçe ve köy olarak yeri, parsel
    numarası ve kaç dekar olduğu,
    2-Yıllık üretilen arıtma çamuru miktarı,
    3-Kullanılacak stabilize arıtma çamurunun analiz belgesi (EK II-B),
    4-Uygulanacak toprağın analiz belgesi (EK II-A).
    Yapılan başvuru dosyası Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün başkanlığında İl Gıda, Tarım
    ve Hayvancılık Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü taşra
    teşkilatından oluşan İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenir.
    Komisyonun kararının olumlu olması halinde 3 yıllığına “Stabilize Arıtma Çamuru Kullanım
    İzin Belgesi” Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilir.
     
    SORU 9: Çevre Yönetimi Planı ne zaman hazırlanır ve ne şekilde sunulur?
    CEVAP 9: 08.12.2007 tarihli ve 27661 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
    “Kum Çakıl ve Benzeri Maddelerin Alınması, İşletilmesi ve Kontrolü Yönetmeliği”
    hükümlerine göre Çevre Yönetimi Planı ÇED Raporu/Ön ÇED Raporu eki olarak Çevre ve
    Şehircilik İl Müdürlüğü’ne veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulur.
    Su kirliliği ile ilgili çalışmalar (Alt Kategori) :
    SORU 1: İçmesuyu alınan barajlar nasıl korunuyor ?
    CEVAP 1: İçme ve kullanma suyu temin edilen baraj göllerinin havzalarındaki su kalitesinin
    korunması ile alakalı düzenlemeler 31.12.2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmi Gazete’de
    yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’ nde yer almaktadır.
    Yönetmelik gereği içmesuyu temin edilen su kaynağının (göl, gölet, baraj vs.) etrafında
    mutlak koruma alanı, kısa mesafeli koruma alanı, orta mesafeli koruma alanı ve uzun mesafeli
    koruma alanı şeklinde koruma alanları oluşturulur. Bu koruma alanlarında hangi faaliyetlerin
    yapılamayacağı veya hangi şartlar ile yapılabileceği belirlenmiştir.
    SORU 2: Büyükşehirlerin içmesuyu temin ettiği barajlarla ilgili hangi kurum tarafından ne
    gibi önlemler alınmaktadır?
    CEVAP 2: Büyükşehirlerde içme ve kullanma temin edilen su kaynaklarının (göl, gölet, baraj
    vs.) korunmasından Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdareleri sorumludur. 2560
    sayılı İSKİ’nin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanuna dayanılarak çıkarılan Havza Koruma
    Yönetmelikleri çerçevesinde ilgili Su ve Kanalizasyon İdarelerince gerekli önlemler
    alınmaktadır.
    SORU 3: Ülkemizde atıksu arıtma hizmeti alan belediye nüfusunun tüm belediye nüfusuna
    oranı nedir ve kaç kişi bu hizmetten faydalanmaktadır?
    CEVAP 3: 2014 yılı sonu itibariyle atıksu arıtma hizmeti alan belediye nüfusunun tüm
    belediye nüfusuna oranı % 77’dir. Bu oran yaklaşık olarak 55 milyon kişiye tekabül
    etmektedir.
    SORU 4: Belediye su faturasında kullanma suyu ücretinin yanı sıra atıksu bedeli adı altında
    da ayrı bir ücret alıyor. Bunun için yetkisi var mıdır? Bu miktarı neye göre hesaplıyor ?
    CEVAP 4: 2872 sayılı Çevre Kanunu gereği, atıksu altyapı ve evsel katı atık sistemlerini
    kullanan ve/veya kullanacaklar, yatırım, işletme, bakım, onarım, ıslah ve temizleme
    harcamalarının tamamına katılmak zorundadırlar. Özellikle Çevre Kanunu’nda belediyelerin
    su, atıksu ve katı atıkla ilgili hizmetlerinin karşılığını almasının sağlanması, bu hizmetlerden
    tahsil ettikleri gelirleri yine sadece bu alanlarda kullanmalarının sağlanması, teşvik ve cezai
    yaptırımın güçlendirilmesi hususları yer almıştır.
    Bu çerçevede, söz konusu hizmetlerin karşılığının belediyeler tarafından alınmasını
    düzenlemek amacıyla 2872 sayılı Çevre Kanununa dayanılarak hazırlanan "Atıksu Altyapı Ve
    Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul Ve Esaslara
    İlişkin Yönetmelik" 27.10.2010 tarih ve 27742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
     
     
    yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik ile atıksu altyapı tesisleri ile evsel katı atık bertaraf
    tesislerinin kurulması, bakımı, onarımı, işletilmesi, kapatılması ve izlenmesi, bu tesislerle
    ilgili olarak verilen tüm hizmetleri karşılayabilecek tam maliyet esaslı tarifelerin bilimsel
    olarak belirlenebilmesi ve uygulanabilmesi sağlanmakta olup, yurt genelindeki ilgili
    tüm altyapı yönetimleri yönetmelik hükümlerini uygulamak ile yükümlüdür.
    SORU 5: Kentsel atıksu nedir ?
    CEVAP 5: Yaygın olarak yerleşim bölgelerinden ve çoğunlukla evsel faaliyetler ile
    insanların günlük yaşam faaliyetlerinin yer aldığı okul, hastane, otel gibi hizmet
    sektörlerinden kaynaklanan atıksularının endüstriyel atıksu ve/veya yağmur suyu ile karışımı
    ile oluşan atıksulardır.
    SORU 6: Kirleten Öder Prensibi nedir?
    CEVAP 6: Atıkların oluşturduğu veya oluşturması muhtemel çevresel kirlenme ve bozulmayı
    önlemek, sınırlandırmak, gidermek ve çevrenin iyileştirilmesini sağlamak için yapılan ve/veya
    yapılacak tüm yatırımların ve harcamaların kirletenler veya bozulmaya neden olanlar
    tarafından karşılanması ilkesidir.
    SORU 7: Kanalizasyon sistemlerinde “Birleşik” ve “Ayrık” sistem nedir? Avantajları ve
    dezavantajları nelerdir?
    CEVAP 7: Atıksular ile yağmur sularını birlikte toplayan kanalizasyon sistemlerine Birleşik
    Sistem, yağmur suyunun bir kanalda, atıksuyun başka bir kanalda toplandığı sistemlere Ayrık
    sistem denir.
    Birleşik kanalizasyon sistemi Ayrık kanalizasyon sistemi
    * Yatırım maliyeti düşüktür. *Yatırım maliyeti birleşik kanalizasyon
    sistemine göre %40-60 oranında fazladır.
    *Yapılacak arıtma tesisinin boyutu ve
    dolayısıyla maliyeti büyüktür.
    *Arıtma tesisinin boyutu ve maliyeti küçüktür.
    *Yağmurlu zamanlarda arıtma tesisine gelen
    atıksu miktarı düzensizdir, arıtmada sorunlara
    sebep olabilir.
    *Yağmurlu zamanlarda arıtma tesisine gelen
    atıksu miktarı sabittir, arıtmada sorunlara yol
    açmaz.
    *Caddelerden gelen tuz, kum, toprak vs gibi
    arıtmada problem oluşturabilecek maddeler
    kanalizasyon sistemine girer.
    *Caddelerden gelen kum, tuz, toprak vs
    maddeler atıksudan farklı kanala girdiği için
    arıtma tesisine gitmez.
    *Kanallarda akış hızı az olabileceğinden
    kanallarda septik şartlar oluşabilir oksijensiz
    ortam oluşabilir bu da kötü kokulara sebep
    olabilir.
    *Kanallarda akış hızı sabit ve hızlı
    olduğundan septik şartlar ve oksijensiz ortam
    nadir oluşur.
    *Kanallar sık sık yıkanarak temizlenmelidir. *Sık sık yıkanmasına gerek yoktur.
    *Şiddetli yağışlarda bodrum katlarına su
    basabilir.
    *Şiddetli yağışlarda bodrum katlarına su
    basma durumu olmaz.
    *Kanal ağını büyütmek kolaydır. *Dar sokaklarda iki kanal döşemesi zor
    olabilir.
     
    SORU 8: Geri kazanılmış atıksuların kullanım alanları nelerdir?
    CEVAP 8: Geri kazanılmış atıksular şehirlerde; park ve bahçelerin sulanması, yangınla
    mücadele ve tuvaletlerde, endüstride soğutma ve proses suyu olarak, tarımda sulama,
    rekreasyon amaçlı kullanım ve yeraltısuyunun beslenmesinde kullanılmaktadır.
    SORU 9: Konutumun bulunduğu bölgede kanalizasyon bulunmadığı için konutumdan
    kaynaklanan atıksuların nasıl uzaklaştırılacağını öğrenmek istiyorum.
    CEVAP 9: Konutun bulunduğu alanın Büyükşehir sınırları içerisinde olması durumunda
    Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresinin, mücavir sınırları içerisinde ise
    Belediye Başkanlığının, bu alanların dışında kalması durumunda ise İl Özel İdaresinin
    belirleyeceği özelliklerde bir fosseptiğin konut sahibi tarafından yapılması ve atıksuların bu
    fosseptikte toplanması sağlanmalıdır. Fosseptiğin dolmasına yakın zamanda ise ilgili idareye
    haber verilerek ücreti konut sahibi tarafından karşılanmak üzere fosseptikte biriken atıksuların
    vidanjör ile çekilmesi en yakın kanalizasyon sistemine deşarj edilmesi sağlanmalıdır.
    SORU 10: Ülkemizde atıksuların kaynağında azaltılması ve suyun geri kazanımı konusunda
    ne gibi çalışmalar yürütülmektedir?
    CEVAP 10: Sanayi kaynaklı kirliliğin en aza indirilmesi için önemli kazanımlar sağlayacak
    olan Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Uygulanmasının ilk somut adımlarından biri olarak
    “Tekstil Sektöründe Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Tebliği” 14 Aralık 2011 tarih ve
    28142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
    SORU 11: Ülkemizde sanayi atıksu kirliliğinin önlenmesine ilişkin ne gibi yasal
    düzenlemeler bulunmaktadır ?
    CEVAP 11: Ülkemizde sanayi kaynaklı atıksu kirliliğinin önlenmesi ve kontrolüne yönelik
    olarak Bakanlığımız tarafından çıkarılan ve uygulanan ilgili mevzuat aşağıda görülmektedir:
     
    SORU 12: Ergene Havzası Koruma Eylem Planı kapsamında Bakanlığınızca ne gibi somut
    çalışmalar yürütülmekte ve ne gibi önlemler alınmaktadır ?
    CEVAP 12: Su kalitesinin iyileştirilmesi maksadıyla SKKY deki mevcut deşarj
    standartlarında (KOİ parametresi) kısıtlama genelgesi (2011/10 sayılı genelge) arıtma
    tesislerinin yapımında yaşanan gecikmeden dolayı revize edilmiştir. 2014/11 sayılı genelge ile
    uygulama tarihi 6 Mayıs 2016 olarak belirlenmiştir.
    Tekstil sektörü için temiz üretim tebliği 2011 yılında çıkartılarak; su tasarrufu, enerji
    verimliliği, hammadde geri kazanım sağlanarak kirliliğin kaynağında azaltımı sağlanacaktır.
    Tebliğ kapsamında eğitimler gerçekleştirilmiştir.
    Havzada dağınık halde bulunan sanayiler için kurulan 8 tane ıslah OSB’den 7 tanesi OSB
    statüsü kazanmış olup, bu OSB’lerin atık sularının 5 ayrı noktada toplanarak ortak arıtma
    tesislerinde arıtılması planlanmıştır. Arıtma tesisi proje onayları Bakanlığımız tarafından
    yapılmıştır.
    Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerindeki mevcut atıksu arıtma tesisleri ve yapılan/yapılacak
    olan evsel, kentsel ve endüstriyel atıksu arıtma tesislerinde oluşan ve oluşması beklenen
    arıtma çamuru miktarı, oluşan/oluşacak arıtma çamurlarının işlenmesi, yeniden kullanımı/geri
    kazanımı ve bertarafı ile ilgili sorunlar belirlenerek çözüm önerilerinin oluşturulmasını içeren
    “Ergene Havzası Arıtma Çamuru Yönetim Planının Hazırlanması Projesi” 2015 yılında
    başlanacaktır.
    SORU 13: Sanayi kuruluşlarının endüstriyel nitelikli atıksuları, bu kuruluşa ait evsel nitelikli
    atıksularla birlikte arıtılıyorsa sektör tablolarından hangisi uygulanır ?
    CEVAP 13: Evsel atıksuyun debisine bakılmaksızın ilgili sanayi deşarj tablosu dikkate alınır.
    SORU 14: Tehlikeli madde içeren atıksuların kanalizasyona deşarjı söz konusu olduğunda
    Bağlantı Kalite Kontrol İzin Belgesinin düzenlenmesi, verilen izinlerin ve deşarjların kontrol
    ve denetiminden, elde edilen verilerin Bakanlığa rapor edilmesinden sorumlu ilgili idare
    kimdir ?
    CEVAP 14: Bağlantı Kalite Kontrol İzin Belgesinin düzenlenmesi Belediyelerin
    sorumluluğunda bulunmaktadır.
    SORU 15: Aynı sanayi kuruluşu içinde birden fazla sektörün bulunması ya da aynı sektörün
    alt sektörlerinin bulunması hâlinde sektör tablosu belirleme işlemi nasıl yapılır?
    CEVAP 15: Aynı sanayi kuruluşu içinde birden fazla sektörün bulunması ya da aynı sektörün
    alt sektörlerinin bulunması hâlinde debi parametresi dikkate alınarak sektör tablosu belirleme
    işlemi yapılır.
    SORU 16: 14 Aralık 2011 tarih ve 28142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
    giren “Tekstil Sektöründe Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol Tebliği” kimleri
    kapsamaktadır?
     
    CEVAP 16: Kurulu kapasitesi 10 ton/gün üzerinde olan yıkama, ağartma, merserizasyon,
    haşıllama, baskı, haşıl sökme ve benzeri ön işlem, boyama ve son işlemlerinin
    gerçekleştirildiği tekstil tesisleri bu Tebliğ hükümlerine tabidir.
    Atıksu Arıtma Tesisleri ile ilgili Çalışmalar (Alt Kategori) :
    SORU 1: Atıksu Arıtma Tesislerinin işletilmesine yönelik Bakanlığınızca herhangi bir teşvik
    verilmekte midir ?
    CEVAP 1: Çevre Kanunu’nun 29 uncu maddesi çerçevesinde, Atıksu Arıtma Tesislerinde
    kullanılan elektrik enerjisinin bir kısmı Bakanlığımızca geri ödenmektedir. Bu kapsamda Geri
    ödeme için istenen belgeler ve koşullar “Çevre Kanunu’nun 29 uncu Maddesi Uyarınca
    Atıksu Arıtma Tesislerinin Teşvik Tedbirlerinden Faydalanmasında Uyulacak Usul Ve
    Esaslara Dair Yönetmelik’te” yer almaktadır.
    SORU 2: Arıtma Tesislerinde kullanılan elektrik enerjisinin bir kısmının geri ödenmesi ile
    ilgili düzenlenen Geri Ödeme Belgesi için başvurular nereye yapılır?
    CEVAP 2: Çevre Kanunu’nun 29 uncu Maddesi Uyarınca Atıksu Arıtma Tesislerinin Teşvik
    Tedbirlerinden Faydalanmasında Uyulacak Usul Ve Esaslara Dair Yönetmelik’teki koşulları
    sağlayanlar, istenen bilgi, belge ve dokümanları temin etmek suretiyle Çevre ve Şehircilik İl
    Müdürlüklerine başvurur. Noksansız olan başvuru dosyaları, İl Müdürlüğü tarafından geri
    ödeme belgesinin düzenlenmesi amacıyla Bakanlığa gönderilir, uygun görülen tesislere Geri
    Ödeme Belgesi düzenlenir.
    SORU 3: Belediyemize/işletmemize ait ve geçerliliği devam eden “Çevre İzni” mevcuttur,
    bununla birlikte Atıksu Arıtma Tesisimizde kullandığımız elektrik enerjisinin bir kısmının
    Bakanlığınızca geri ödenmesine ilişkin olarak “Geri Ödeme Belgesi” de alınmıştır. Geri
    ödeme işlemi geri ödeme belgesinin alındığı tarihten itibaren mi yapılır yoksa çevre izni
    belgesinin yayınlandığı tarihten itibaren mi yapılır?
    CEVAP 3: Geri ödeme yapılacak yıl için, Çevre İzninin alındığı tarih esas alınmaktadır.
    SORU 4: Fabrikamıza ait Geçici Faaliyet Belgesi (GFB) bulunmakta olup Çevre İzni henüz
    alınamamıştır. Bu durumda Bakanlığınızca atıksu arıtma tesislerinde kullanılan elektrik
    enerjisinin geri ödenmesi imkanından faydalanabilir miyiz?
    CEVAP 4: Atıksu konulu Çevre İzninin alındığı tarihten itibaren elektrik enerjisi teşvikinden
    yararlanılmaktadır.
    SORU 5: Fabrikamıza/Belediyemize ait atıksu arıtma tesisine ayrı bir abonelik, sayaç
    takılması ve arıtma tesisinde kullanılacak olan elektrik enerjisi için sanayi abone grupları için
    belirlenen tarifeden faydalanılması amacıyla elektrik dağıtım şirketine verilecek olan “Arıtma
    Tesisi” belgesini nereden temin edebilirim?
    CEVAP 5: Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü vasıtasıyla iletilen belgelerin uygunluğu
    doğrultusunda, “Arıtma Tesisi Belgesi” Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel
    Müdürlüğü Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı tarafından verilmektedir.
    SORU 6: Fabrikamıza ait Atıksu Arıtma Tesisimizde arıtılan atıksuyu yeniden üretim
    prosesimizde kullanmak istiyoruz. Bu durumda proje dosyası hazırlatmamız ve onay almanız
    gerekiyor mu?
     
    CEVAP 6: 2014/7 sayılı Atıksu Arıtma/Derin Deniz Deşarjı Tesisi Proje Onayı Genelgesi
    gereğince teknik rapor hazırlanması ve onay merciine (İl Müdürlükleri/Bakanlık) sunulması
    gerekmektedir. Bu kapsamda uygun görülen atıksu arıtma tesislerine proje onay muafiyeti
    verilmektedir.
    SORU 7: İşletmemize ait ve yapılması planlanan atıksu arıtma tesisinin çıkış suyu
    Belediyenin kanalizasyon sistemine deşarj edilecektir. Atıksu Arıtma Tesisi proje onayı almak
    için hangi kuruma başvuru yapmamız gerekmektedir?
    CEVAP 7: 2014/7 sayılı Atıksu Arıtma/Derin Deniz Deşarjı Tesisi Proje Onayı Genelgesi
    kapsamında ilgili Belediyenin atıksu altyapı tesisi yönetimine başvurulması gerekmektedir.
    SORU 8: Üniversitemizden/Tesisimizden/Fabrikamızdan/Belediyemizden kaynaklı
    atıksuların arıtımı için Atıksu Arıtma Tesisine proje onayı almak istiyoruz. Proje Dosyasını
    herhangi bir firmaya hazırlatabilir miyim?
    CEVAP 8: 2014/7 sayılı Atıksu Arıtma/Derin Deniz Deşarjı Tesisi Proje Onayı Genelgesi
    kapsamında istenilen şartları sağlayan firmalar atıksu arıtma tesisi proje onay dosyası
    hazırlayabilmektedirler.
    SORU 9: Sitemizin atıksu arıtma tesisinden çıkan atıksuyu bahçemizin sulamasında
    kullanmak istiyoruz. Bunun için hangi şartları sağlamamız gerekmektedir?
    CEVAP 9: 20.03.2010 tarih ve 27527 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
    Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği’nde sulama suyu olarak kullanılabilecek
    atıksuların taşıması gereken kriterler belirlenmiştir. Bu amaçla tasarlanacak olan atıksu arıtma
    tesisi için 2014/7 sayılı Atıksu Arıtma/Derin Deniz Deşarjı Tesisi Proje Onayı Genelgesi
    çerçevesinde proje onayının alınması ve sonrasında bu suların sulamada kullanılabilmesi
    amacıyla Çevre İzin Belgesinin alınması için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne
    başvurulması gerekmektedir.

     

  • TABİAT PARKI, MİLLİ PARKLAR

  • Tabiat Parkı ve Milli Parklarda planlama süreci nasıldır?
    Tabiat Parkı ve Milli Gelişme Planı Orman yürürlüğe konur. Gelişme Planındaki yerleşmelere ilişkin imar planları   Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğünün uygun görüşü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Onaylar.
  • Yönetim Hizmetleri ve Finansman

  • İzleme Subesi

      

     
      
    1- Müsavirlik hizmetlerinden alınan ödeneklerle harcama yapıldıgında Uygunluk
    yazısı ve ÇED gereklidir veya gerekli degildir yazısı olacakmı?
    -Evet, olması gerekir.
    2- - Bakanlıkça sartlı olarak araçlar için verilen ve hesaplarına aktarılan paralarla
    ,Kurum/kuruluslar araçları piyasadan mı DMO dan mı alacak ?
    -Satın alınacak araçlar DMO kanalıyla alınacaktır. (Yeni Uygulama)
    3-DMO dansatın alınan araçlarada Bakanlıgın amblemi ve Çevre ve Sehircilik
    Bakanlıgı tarafından hibe edilmistiryazısı yazdırılacak mı?
    -Evet yazdırılacak.
    4-Katı atık bertaraf geri dönüsüm tesisi kurulması için BelediyelerBirligine üye olan
    ilçe ve belde belediyeleri; Çevre Kirliliginden alınan sartlı nakdi yardımlardan üyelik
    aidatı ödenebilir mi?
    -Evet, gerekli evraklar tamamlandıgında ödeme yapılabilir.
    5-Sartlı olarak verilen yardımlardan yapılan harcamalardafaturaların suretleri mi
    yoksa asılları mı gönderilecek?
    -Faturaların aslı olacaktır.
    
  • Proje ve Finansman
    1-Niçin Kamu kurum ve kuruluslara yardım yapılır?
    Çevrenin korunması, kirliligin önlenmesi, iyilestirilmesi ve temiz bir çevrede yasanabilmesi
    için yardım yapılır.
    2-Yapılanyardımlar sartlı mıdır?
    Evet, yapılan yardımlar sartlıdır, projelerin amacına uygun yapılması için sartlı olarak
    verilmektedir. Ayrıca Sayıstay Baskanlıgı denetimine tabidir.
    3-Nerelere sartlı nakdi yardım yapılabilmektedir?
    Belediyelere, l Özel darelerine, Kaymakamlıklara (Köylere Hizmet Götürme Birlikleri) ve
    Belediye Birliklerine yardım yapılmaktadır.
    4-Hangi tür yardımlar yapılmaktadır?
    Katı Atık Bertaraf Tesisi, Atıksu Arıtma Tesisi, Kanalizasyon, , Derin deniz desarjı, Çevre
    Kirliligi, Çevre Temizlik Araçları ve Müsavirlik Hizmetler için yardımlar yapılmaktadır.
    5-Katı Atık Bertaraf Tesisi, Atıksu Arıtma Tesisi ve Kanalizasyon Projeleri için hangi
    tür belgeler istenilmektedir.
    1-Bakanlıga hitaben yazılan müracaat yazısı
    2-Proje gerekçe raporu (Projenin gerekçeleri belirtilecek, su andaki durum ne, proje
    gerçeklesirse neler elde edilecek v.b.)
    3-Birlikler, Belediyeler ve l Özel dareleri için Encümen Kararı (Yardım talebine iliskin
    olacak, mali yetersizlik ve Çevre ve Sehircilik Bakanlıgı’ndan yardım talep edildigi
    vurgulanacak, talep edilen yardım miktarı belirtilecek)
    4-Taahhütname (Kamu kurum ve kurulusları )
    5-Protokol (Kamu kurum ve kurulusları )
    6-Kanalizasyon ve Atıksu Arıtma Tesisi Projeleri için Kesif özeti ve metraj cetveli (Çevre ve
    Sehircilik Bakanlıgı l Müdürlükleri, ller Bankası veya il özel idaresi birimleri tarafından
    onaylı)
    7-Çevresel Etki Degerlendirilmesi Yönetmeligi Kapsamında Olanlardan ÇED Belgesi
    8-Bakanlıkça onaylı proje veya proje uygunluk yazısı (Atık Su Arıtma ve Atık Bertaraf
    Tesisleri- Projenin Çevre ve Sehircilik Bakanlıgı tarafından onaylı olması gerekiyor)
    9-l Mahalli Çevre Kurulu Yer Seçim Kararı (Katı atık bertaraf ve geri kazanım tesisleri için)
    Bu proje ile ilgili baska yerlerden alınan yardım veya kredilere iliskin bilgi ve belgeler
    10-Tetkik Formu (Kanalizasyon ve Atıksu Arıtma Tesisleri için)
    6 - Çevre Kirliliginin Giderilmesi, Çevre Temizlik Araçları ve Müsavirlik Hizmetleri
    projeleri için hangi tür belgeler istenilmektedir.
    1-Bakanlıga hitaben yazılan müracaat yazısı
    2-Proje gerekçe raporu (Projenin gerekçeleri belirtilecek, su andaki durum ne, proje
    gerçeklesirse neler elde edilecek vb.)
    3-Birlikler, Belediyeler ve l Özel dareleri için Encümen Kararı (Yardım talebine iliskin
    olacak, mali yetersizlik ve Çevre ve Sehircilik Bakanlıgı’ndan yardım talep edildigi
    vurgulanacak, talep edilen yardım miktarı belirtilecek)
    4-Taahhütname (Kamu kurum ve kurulusları )
    5-Protokol (Kamu kurum ve kurulusları )
    6-Çevre Kirliliginin Giderilmesi Kapsamında Yaklasık Maliyet Cetveli
    7-Proje Uygunluk Yazısı, (Müsavirlik Hizmetleri için)
    7 - Atıksu Arıtma Tesisi ve Kanalizasyon projesi talepleri proje uygunlugu için hangi
    daireye görüse sunulur?
    Su Toprak Yönetimi Dairesi Baskanlıgına görüse sunulmaktadır.
    8 - Köy Muhtarlıkları çevre kirliliginin giderilmesi ile ilgili proje taleplerini dogrudan
    Bakanlıga müracaatedebilirler mi?
    Kaymakamlık aracılıgı ile Çevre ve Sehircilik l Müdürlügüne gönderebilirler.
    9 - Müsavirlik hizmetlerinden alınan ödeneklerle nerelere harcama yapabilirler?
    Proje çizimi harita, zemin etüt, fizibilite gibi faaliyetlerde harcama yapabilirler.
    10 - Yaz aylarında ve yazlık yerlerdeki site sakinlerinin bulundugu yerde Arıtma gerekli
    oldugu halde, arıtma yoksa ve kötü kokuda saçıyorsa nereye müracaat etmeleri
    gerekmektedir?
    Çevre ve Sehircilik l Müdürlüklerine, zabıta ve polis karakollarına müracaat edebilirler.
    11 - Belediyeler tip projesi, arıtma projelerine yardım alabilmek için nereye müracaat
    etmeleri gerekir?
    Çevre ve Sehircilik l Müdürlükleri ve Bakanlıga müracaat etmeleri gerekmektedir.
    12 - Verilen paralar amacına uygun kullanılmadı ise nasıl bir yol izlenir?
    Verilen ödenek geri alınır ve bir daha ilgili yere bu kapsamda ödeme-yardım yapılmaz.
    13 - Talep dosyaları dogrudan aracı kurum olmadan gönderip yardım alabilir mi?
    Hayır, Çevre ve Sehircilik l Müdürlügü kanalıyla gönderilmesi gerekir.
  • YAPI DENETİMİ

  • 4708 sayılı Kanun'un kapsamı nedir?
    4708 sayılı Kanun'un kapsamı nedir?
     
    Bu Kanun;
    a)    3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 26 ncı maddesinde belirtilen kamuya ait yapı ve tesisler ile 27 nci maddesinde belirtilen ruhsata tabi olmayan yapılar,
    b)   Bodrum katı dışında en çok iki katlı ve yapı inşaat alanı toplam 200 metrekareyi geçmeyen müstakil yapılar,
    c) Entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık amaçlı yapı ve tesisler,
    d)   Köy yerleşik alanlarında, belediye ve mücavir alan sınırları içinde olmayan iskân dışı alanlarda ve nüfusu 5000'in altında olan belediyelerin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bodrum katı ve çatı arası dışında en çok iki katlı ve yalnızca bir bodrum katın inşaat alanı hesaba katılmaksızın toplam inşaat alanı 500 metrekareyi geçmeyen konut yapıları ile bunların kömürlük, otopark, depo gibi müştemilatı,
    hariç olmak üzere, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak yapıların denetimini kapsar.
     
     
  • Denetçiler cezalı oldukları süre içerisinde proje müellifliği, şantiye şefliği veya müteahhitlik yapabilir mi?

     4708 sayılı Kanun'un 8 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, Kanunda öngörülen esaslara göre denetim görevini yerine getirmediği tespit edilen yapı denetim kuruluşunun mimar ve mühendislerinin 4708 sayılı Kanun çerçevesinde Bakanlığımızca her ne ad altında olursa olsun yapı denetim faaliyeti yapması engellenmiş olup, meslekten men etmek gibi bir işlem uygulanmamaktadır.

    4708 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında, geçici durdurma cezası alan mimar ve mühendislerin şantiye şefliği, proje müellifliği veya müteahhitlik hizmetleri yapmalarında herhangi bir engel bulunmamaktadır.
     
  • 4708 sayılı Kanun kapsamında şantiye şefliğini hangi mühendisler yapabilir, görevlendirilmesi nasıl olmalıdır?

     Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 3 ncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde "Şantiye şefi: Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis veya mimar diplomasına sahip teknik personeli, ... ifade eder.", 01.08.2013 tarih ve 6581 sayılı Genelgemizin 1 nci maddesinin (a) bendinde "....mühendis ifadesinden elektrik, makine ve inşaat mühendislerinin anlaşılması gerekmektedir." hükümleri yer almakta olup, bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere 4708 sayılı Kanun kapsamında denetim sorumluluğu yapı denetim kuruluşlarınca yürütülen işlerde mimarlar, inşaat, makine ve elektrik mühendisleri şantiye şefliği yapabilmektedir. 01.08.2013 tarih ve 6581 sayılı Genelgemizin 1 nci maddesinin (b) bendine göre ilgili idarelerce yapım işinin gerektirdiği ve imalatın niteliğine uygun olarak şantiye şefi görevlendirilir.

     
  • Denetçi belgesi almak üzere yapılan başvurunun sonuçları nereden görülebilir?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığı'nın web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinden Ulusal Yapı Denetim Sistemine kullanıcı adı ve şifresi ile giriş yapılarak başvuru süreci takip edilebilmektedir.

     
  • Denetçi belgesi almak için gerekli evraklar nelerdir?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığı'nın web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinde denetçi belgesi almak üzere hangi evraklar ile müracaat edileceği ilan edilmiştir

     
  • Denetçi belgesi kaybedilmesi halinde yeniden nasıl çıkartılır?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığının web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinden gerek Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin Geçici 8 inci maddesi, gerekse denetçi belgesini kaybeden denetçi mühendis ve mimarların belgelerinin yenilenebilmesi için gereken belgelere ulaşılabilir.

     
  • Statik açıdan inşaatta tespit edilen imalat eksiklikleri ile ilgili olarak savunma kimden istenecektir?

    Statik açıdan inşaatta tespit edilen imalat eksiklikleri ile ilgili olarak, sadece uygulama denetçisi inşaat mühendisinden mi yoksa hem proje ve uygulama denetçisi inşaat mühendisi, hem de uygulama denetçisi inşaat mühendisinden mi savunma istenecektir?

    Söz konusu yapıya ilişkin bilgi formunda uygulamadan sorumlu inşaat mühendisi olarak hangi denetçi inşaat mühendisi görevlendirilmiş ise, statik açıdan tespit edilen aykırılıklardan o denetçinin sorumlu tutulması gerekmektedir.

  • Yapı denetim izin belgesi almak için gerekli evraklar nelerdir?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığı'nın web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinde yapı denetim izin belgesi almak üzere hangi evraklar ile müracaat edileceği ilan edilmiştir.

     
  • Yapı denetim kuruluşlarının hisse, unvan, adres değişikliklerinde hangi evrakları sunması gerekmektedir?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığının web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinde yapı denetim kuruluşlarının; hisse, unvan, adres değişikliklerinde hangi evraklar ile müracaat etmesi gerektiği ilan edilmiştir.

     
  • Yapı denetim kuruluşlarının izin belgesi almak üzere yaptıkları başvuruların sonuçları nereden görülebilir?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığı'nın web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinin Duyurular bölümünde belge almaya hak kazan kuruluşlar ilan edilmektedir.

     
  • Yapı denetim kuruluşu ve sorumlu denetim elemanları hakkında şikâyetlerimi nereye ve nasıl iletmem gerekiyor?

     4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında olan yapılarla ilgili olarak başvurularınızı, ekinde şikâyetinize ilişkin bilgi ve belgeleri de içeren dilekçe veya BIMER yolu ile yapının bulunduğu ilin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne veya Yapı İşleri Genel Müdürlüğü'ne iletmeniz gerekmektedir.

     
  • YAPI KOOPERATİFLERİ

  • 6102 s. Türk Ticaret Kanununa göre açılış ve kapanış onayı yapılacak ticari defterler hangileridir?
    Defter Türü
    Açılış Onayına tabi
     Kapanış Onayına tabi
    Yevmiye Defteri
    X
    X
    Defteri Kebir
    X
    -
    Envanter Defteri
    X
    -
    Pay Defteri
    X
    -
    Yönetim Kurulu Karar Defteri
    X
    X
    Genel Kurul toplantı ve müzakere Defteri
    X
    -
     
  • İbra edilmeyen denetim ve yönetim kurulları tekrar aday olabilir mi?
    Genel kurulda ibra edilmeyen yönetim kurulu üyeleri gündemde seçim maddesi var ise aynı genel kurulda tekrar yönetim ve denetim kurulu üyeliklerine seçilemezler. Şayet gündemde seçim maddesi yok ise yapılacak ilk genel kurul toplantısı gündemine seçim maddesi konması zorunludur.
     
  • İdareden ana sözleşme değişikliği izni alınmasını müteakip yapılacak iş ve işlemler nelerdir?
    İstenilen değişiklik onayını alan kooperatif yetkililerince ana sözleşme değişikliği için;
    a)Ana sözleşme esaslarına göre yapılacak ilk genel kurul toplantısında, değişiklik metinlerinin genel kurulda görüşülerek gerekli kararların alınması,
    b)Alınan kararın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 3.maddesi gereğince tescil ve ilan ettirilmesi ile gerekli belgelerin İl Müdürlüklerine teslim edilmesi, gerekmektedir.
  • İdareden yapı kooperatifi kuruluşu izni alınmasını müteakip yapılacak iş ve işlemler nelerdir?
    Kuruluş izni verilen kooperatife ait ana sözleşmeler, ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere belirlenen yönetim kurulunca Ticaret Sicil Memurluğuna götürülerek kooperatifin tescili talep edilir. Ayrıca 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 3. maddesinde sayılan hususların ilanı için ilan beyannamesi tanzim edilir. Bu beyannamede bulunan hususlar Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilir.
  • Çekimser oylar nasıl değerlendirilecektir?
    Çekimser oyların aleyhte olarak kabulü gerekir. (Yargıtay 11 HD. 29.11.1982 E.5096,K.4999).
  • Ana sözleşme değişikliği için istenilen belgeler nelerdir?
    1-Yapılmak istenen değişiklikler için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden temin edilecek örnek başvuru formunun usulüne uygun olarak doldurulması ve formun ekinde;
    a)Değiştirilmesi düşünülen maddenin eski ve yeni hali karşılıklı olarak 6 nüsha halinde yazılmış ve yönetim kurulunca imzalanmış metni,
    b)Ana sözleşme değişikliğinin gerekçesini içeren noter tasdikli yönetim kurulu kararı,
    c)Kooperatifin kuruluş işlemlerinin yayımlandığı Ticaret Sicili Gazetesinin aslı veya fotokopisi,
    d)Halen yürürlükte bulunan kooperatif ana sözleşmesinin Bakanlıkça onaylı aslı veya fotokopisi,
    e)Mevcut yönetim kuruluna ait noter onaylı imza sirküleri ve yönetim kurulu yetki belgesi,
    f)Kooperatifin en son durumunu gösterir Genel Durum Bilgi formunun verilmesi gerekmektedir.
    2- Ana sözleşmede gösterilen faaliyet süresinin değiştirilmesine ilişkin taleplerin değerlendirilmesi ile ilgili olarak; kooperatifin süresinin dolmamış olması gerekmektedir. Kooperatifin süresinin dolmuş olması durumunda mahkemeden alınacak, kooperatifin faaliyette olduğuna dair tespit kararının sunulması gerekmektedir.
     
  • Ana sözleşme tadili için hangi idareye başvurmak gerekir?
    Yapı kooperatiflerinin ana sözleşmelerinde yapılacak unvan, süre, merkez ve sermaye değişikliklerine ilişkin işlemlerle ilgili olarak kooperatifin merkezinin bulunduğu İlin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne müracaat edilir. Bu hususların haricindeki madde değişiklikleri için Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvurulması gerekmektedir.
  • Üyesi olunan kooperatif bilgilerine ulaşmak için nasıl bir yol izlenmesi gerekir?
    Yapı kooperatifi üyesi olan bir kişinin, üye olduğu kooperatife ait e-kooperatif sistemindeki bilgilere ulaşılabilmesi için; Bakanlığımız Web sitesinde (csb.gov.tr) bulunan “Uygulamalar” butonu içerisinden “e-kooperatif Yapı Kooperatif Sistemine” giriş yapılması ve “Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanları ve Ortakları” linki tıklandığında sistemin talep sahibini “e-devlet Kimlik Doğrulama Sistemine” yönlendirmesini müteakip, üye olunan kooperatif bilgilerine ulaşılması mümkündür.
     
  • Başvuru dilekçelerinin incelenemeyeceği haller hangileridir?
    3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun gereği;
    Belli bir konuyu ihtiva etmeyen,
    Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olan,
    Dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunmadığı dilekçeler ile 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanununda belirtilen bilgi edinme sınırları kapsamı dışında kalan başvurular incelemez.
     
  • Bakanlığa temsilci talebi için ne zaman ve hangi belgeler ile müracaat edilmelidir?
    Bakanlık temsilcisi talebine ilişkin talep dilekçesinin;
    Çağrı için alınan kararın örneği ( yönetim kurulu, denetim kurulu veya tasfiye memurları, üst birlik yönetim kurulu kararı ya da kesinleşme şerhli mahkeme kararı),
    Çağrıyı yapanların yetkili olduklarını gösteren belge(Başvuru sahipleri, ticaret sicil memurluğundan kooperatifi temsile yetkili son yönetim kurulu üyeleri olduklarını gösterir yazı alacaklardır. Azlık tarafından çağrı yapılmakta ise çağrı iznini veren kesinleşme şerhli mahkeme kararı),
    Toplantı gündemi,
    Vezne alıntısı makbuzu,
    Yönetim Kurulu yıllık çalışma raporu,
    Denetim Kurulu raporu,
    Kooperatif ve üst kuruluşlarının genel durum bildirim formu eklenmek suretiyle,
    Genel kurul toplantı tarihinden en az 15 gün önce kooperatifin merkezinin bulunduğu İlin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne teslim edilmesi gerekmektedir.
     
  • Denetim Kurulu kaç kişidir ve seçilme şartları nelerdir?
    Genel kurulca en az bir yıl için ortaklar arasından veya dışarıdan, en az iki veya daha fazla denetim kurulu üyesi ve bir o kadar da yedeği seçilir.
    - Denetim kurulu üyelerinde aşağıdaki şartlar aranır:
    1- Türk vatandaşı olmak ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmak,
    2- Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından ya da 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre mahkum olmamak.
    3-Aynı zamanda kooperatifte yönetim kurulu üyesi, kooperatif personeli veya yönetim kurulu üyeleriyle üçüncü derece dahil kan ve sıhri hısım (kendisinin ve eşinin, anne, baba, çocuk, büyükanne, büyükbaba, torun, amca, hala, dayı, teyze, kardeş, kardeş çocuğu) olmamak, yönetim kurulu üyeleriyle aralarında iş ortaklığı bulunmamak.
  • Denetim sürece ne şekilde işlemektedir?
    Vatandaşlarımızdan gelen şikâyet ve inceleme talepleri öncelikle ve mutlaka kooperatif merkezinin bulunduğu İlin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü eliyle incelenmekte olup, gerek duyulması halinde ancak Bakanlığımızın diğer birimlerince inceleme yapılması söz konusu olabilecektir. Yapılan denetimler neticesinde 1163 s. Kooperatifler Kanunu veya Türk Ceza Kanunu gereği suç unsuru tespit edilmesi halinde tespit edilen hususlar ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına intikal ettirilmekte, diğer tespit edilen hususlara hakkında ise şikayetçiye bilgi verilmekte, kooperatif yönetim ve denetim kurullarına bildirimde bulunulmakta, gerekiyorsa uygulamaya yönelik talimatlar verilmektedir. Kooperatifler ile ortaklar veya 3. kişiler arasındaki alacak-verecek, hesaplaşma vb. maddi ve hukuki hususlar ise Bakanlığımızın gerçekleştirdiği denetimlere konu edilmemekte olup, bu hallerde konu ile ilgili yargı mercilerine başvurulmasının mümkün ve uygun olacağı değerlendirilmektedir.
     
     
     
  • e- kooperatiften Hazirun Cetveli nasıl alınır?
    Yönetim kurulu üyelerinin yetkilisi olduğu kooperatife ait hazirun cetvelini sistem üzerinden temin edebilmesi için; Bakanlığımız Web sitesinde (csb.gov.tr) bulunan “Uygulamalar” butonu içerisinden “e-kooperatif Yapı Kooperatif Sistemine” giriş yapılması ve “Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanları ve Ortakları” linki tıklandığında sistemin talep sahibini “e-devlet Kimlik Doğrulama Sistemine” yönlendirmesini müteakip, yetkili olunan kooperatif bilgilerine, dolayısıyla ortaklar cetveline ulaşılması ve rapor alınması mümkündür.
  • Ek ödeme veya sorumluluğun arttırılmasında karar nisapları nedir?
    Ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması veya ek ödeme yükümlülükleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların ¾’ ünün rızası gereklidir.
     
  • e-kooperatif üzerinden güncelleme yetkisi kime verilmiştir?
    e-kooperatif sisteminde ‘’kooperatif bilgi güncelleme’’ yetkisi sadece kooperatif yönetim kurulu üyelerine verilmiştir.
     
  • e-kooperatif sistemi üzerinden ortak nasıl eklenir-çıkarılır?
    Yönetim kurulu üyelerinin yetkilisi olduğu kooperatife ortak ekleyip çıkarabilmesi için; Bakanlığımız Web sitesinde (csb.gov.tr) bulunan “Uygulamalar” butonu içerisinden “e-kooperatif Yapı Kooperatif Sistemine” giriş yapılması ve “Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanları ve Ortakları” linki tıklandığında sistemin talep sahibini “e-devlet Kimlik Doğrulama Sistemine” yönlendirmesini müteakip, yetkili olunan kooperatif bilgilerine, dolayısıyla ortaklar cetveline ulaşılması ve ortak ekleme-çıkarma işlemlerinin gerçekleştirilmesi mümkündür.
  • Görev süresi dolmuş yönetim kurulunun yetkileri nelerdir?
    Kooperatifler Kanunun 98. maddesi yollamasıyla 6102 sayılı Ticaret Kanunun 410. Maddesine göre “Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir.” Hükmü gereği süresi dolan yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırabilir.
     
  • Gündeme madde ilavesi ne şekilde olur?
    Dörtten az olmamak üzere kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/10’u tarafından genel kurul toplantısından en az 20 gün önce yazılı olarak bildirilecek hususların gündeme konulması zorunludur.
    Genel kurul esnasında gündem maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce kooperatife kayıtlı ortakların 1/10 ‘nun yazılı teklifte bulunmaları halinde, 1163 sayılı Kanunun 46’ncı maddesinde belirtilen hususların gündeme eklenmesi mümkündür.
  • Genel kurul kararları kimleri bağlar?
    Kanun ve ana sözleşmeye uygun toplanmış genel kurullarda alınan kararlar, toplantıda bulunmayanlar veya bulunup aleyhte oy kullananlar hakkında da geçerli ve bağlayıcıdır.
  • Genel kurul kararlarının iptali için kimler başvurabilir?
    Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten,
    Oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen,
    Toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini ve Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden,
    Pay sahipleri ve Yönetim Kurulu ile kararların yerine getirilmesi Yönetim Kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını mucip olduğu takdirde bunların her biri,
    Genel Kurul kararlarının iptali için Kanun ve ana sözleşmede gösterilen usul ve esaslar çerçevesinde yerel mahkemeye başvurabilirler.
     
  • Genel kurul kararlarının iptali için nereye ne zaman başvurulması gerekir?
    Genel kurul kararları aleyhine, toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde, kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurulabilir.
     
  • Genel kurul toplantı divanı kimlerden oluşur?
    Genel kurulun idaresi, ortaklar veya üst kuruluş temsilcileri arasından seçilen başkan ve üyeler tarafından sağlanır.
     
  • Genel kurul toplantı yeri neresidir?
    Genel Kurul kooperatif merkezinin bulunduğu yerde toplanır.
  • Genel kurul toplantısı için çağrının süresi ve içermesi gereken hususlar?
    Genel kurul toplantısı için çağrı toplantı gününden en az 30 gün önce ve an çok iki ay içinde yapılmalı, çağrıda toplantının gün ve saati ile yerinin ve gündem maddelerinin bildirilmesi gerekmektedir.
  • Genel kurulu toplantıya kimler çağırabilir?
     1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi;
    -Yönetim kurulu
    -Gerektiğinde denetim kurulu
    -Ortağı olduğu üst birlik
    -Tasfiye memurlarına aittir.
     Ayrıca; 1163 s. Kooperatifler Kanununun 44. ve ana sözleşmenin 27. Maddelerinde belirtilen usul ve esaslar dâhilinde, azlığın (4 den az olmamak kaydı ile ortak sayısının 1/10 u) kooperatifi genel kurula çağrı hakkı mevcuttur.
  • Konut bedelleri ne şekilde tespit edilir?
    Konut Yapı Kooperatifi Örnek Ana sözleşmesinin “Konut Bedellerinin Tespiti” başlıklı 61’inci maddesin göre; “Arsa bedeli ile yapı masrafları ve yol, su, elektrik gibi müşterek tesis masrafları, okul, kütüphane, satış mağazaları, bahçe ve spor alanı gibi genel hizmet tesis bedellerinden her konuta düşecek olan miktar ile genel giderler ve yönetim masraflarından ortaklara düşecek paylar hesaplanmak suretiyle konutların geçici maliyetleri bulunur. Bundan sonra yönetim kurulu kararı ile oluşturulacak en az üç kişilik bir teknik heyet tarafından konutların yeri, yapı durumu ve sair özelliklerine göre kıymet takdir olunur.
    Teknik heyetin kararı noterce onandıktan sonra yönetim kuruluna verilir. Bu rapor yönetim kurulunca ortaklara taahhütlü mektupla veya elden imza karşılığı tebliğ edilir. Ortaklar tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde bu kıymetlere itiraz edebilirler. 15 günü geçmesiyle itiraz hakkı düşer.
    İtiraz edildiği takdirde itirazda bulunan ortaklar tarafından seçilecek bir kişi ile teknik heyet ve yönetim kurulu üyelerinden oluşan 3 kişilik yeni bir kurul marifetiyle kıymet takdir olunur. Bu yeni heyet tarafından takdir edilen fark geçici maliyet bedellerine eklenir veya indirilir. Geçici maliyet tespitinden sonra yapılan masraflar kesinleşen kıymet takdiri ile orantılı olarak bölünerek kesin maliyet bulunur.
    Her ortak kendisine düşen konutu kesin maliyet bedeli üzerinden kabule mecburdur.”
  • Konutlar ortaklara nasıl dağıtılır?

    Konutlar, maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kura ile dağıtılır. Ancak, yaptırılacak konutların arsa durumuna, projeye, ortakların ihtiyaç ve tercihlerine göre değişik tip ve gruplar halinde planlanması aşamasında, taşınmazların ortakların isteklerine göre önceden dağıtılması kararlaştırılmış ise kuraya başvurulmaz.

  • Kooperatif organları nelerdir?
    Kooperatifin işleyişini sağlayan organları Genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kuruludur.
    Genel kurulun devredemeyeceği görev ve yetkileri nelerdir?
    Genel kurul bütün ortakları temsil eden en yetkili organ olup, aşağıdaki yetkileri devir ve terk edemez.
    a)Ana sözleşmeyi değiştirmek,
    b)Yönetim Kurulu ve denetçiler kurulu üyelerini gerekiyorsa tasfiye kurulu üyelerini seçmek.
    c)İşletme hesabı, bilanço, gelir-gider farkının bölüşülmesi hakkında karar almak,
    d)Yönetim Kurulu ve denetim kurulunu ibra etmek,
    e)Kanun veya ana sözleşme ile genel kurula tanınmış olan konular hakkında karar vermek,
    e1-yönetim ve denetim kurulu üyelerine verilecek aylık ücret, huzur hakkı ve yolluk miktarı ile bütçeyi görüşerek karara bağlamak,
    e2-yönetim kurulu kararlarının iptal edilip edilmeyeceğini karara bağlamak,
    e3-ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek,
    e4-üst kuruluşa girme kararını vermek ve temsilcileri seçmek,
    e5-kooperatifin dağılması hakkında karar vermek,
    f)Gayrimenkul alımında ve satımında takip edilecek usulü; alınacak gayrimenkulün niteliği, yeri ve azami fiyatını; satılacak gayrimenkulün asgari fiyatını belirlemek,
    g)İmalat ve inşaat işlerinin yaptırılma yöntemini belirlemek,
    h)Yapı kooperatiflerinde; kooperatifin ortak sayısı ile yapılacak konut ve işyeri sayısını tespit etmek.
  • Kooperatif Yönetim Kurulu hangi hallerde ortağın çıkarılmasına karar verebilir?
    Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler ana sözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar ana sözleşmede gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamaz. Örnek ana sözleşmeye göre durumları aşağıda gösterilen hallere uyanlar yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılır.
    1- 10’uncu maddede yazılı ortaklık şartlarını kaybedenler.
    2- Parasal yükümlülüklerini otuz gün geciktirmeleri üzerine, yönetim kurulunca noter aracılığı ile yapılacak ihtarı takip eden on gün içinde bu yükümlülüklerini yerine getirmeyenlere yine aynı kurulca ikinci ihtar yapılır. İkinci ihtarı takip eden bir ay içerisinde de yükümlülüklerini yerine getirmeyenler.
    3- Kura çekimi sonunda kendilerine düşen konutları /işyerlerini kabul etmeyenler.
    4- Tapuda kendi adlarına tescilinden önce konutlarında/işyerlerinde yaptıkları tahribat veya tadilatı yazılı ihtara rağmen düzeltmeyenler.
    5- Kooperatifin para, mal ve belgeleri üzerinde işledikleri suçlardan dolayı mahkum olanlar.
    6- KSS’ ler için İşyerini kiraya verenler (KSS Ana sözleşmenin 16’ncı maddenin son fıkrası hükmü saklıdır.)
    7-KSS ‘ler için işyerlerini KSS Ana sözleşmesinin 10.maddesinde sayılan küçük sanayi kolları dışındaki işlerde kullananlar.
  • Kooperatifin dağılması veya diğer bir kooperatifle birleşmesinde ve anasözleşme değişikliklerinde karar nisabı nedir?
    Kooperatifin dağılması veya diğer bir kooperatifle birleşmesinde ve ana sözleşme değiştirilmesi kararlarında fiilen kullanılan oyların 2/3 ‘ü çoğunluğu gereklidir.
  • Kooperatifin hangi hallerde tasfiyesi yapılır?
    1-Ortak sayısının 7’den aşağı düşmesi üzerine,
    2-Genel kurul kararıyla,
    3-İflasın açılmasıyla,
    4-Kanunlarda öngörülen diğer hallerde, İlgili Bakanlığının mahkemeden alacağı karar üzerine,
    5-Diğer bir kooperatifle birleşmesi veya devralınması suretiyle,
    6-üç yıl olağan genel kurul toplantısını yapmaması halinde,
    7-Amacına ulaşma imkânının kalmadığının ilgili Bakanlıkça tespiti halinde mahkemeden alacağı kararla dağılır.
    Ayrıca, kooperatif ana sözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak, tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde ana sözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının ve türünün değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz.
  • Kooperatifin terkin olması halinde kooperatif evrakları nasıl saklanır?
    6102 sayılı Ticaret Kanununun 82 ‘inci maddesine göre “… Kooperatifin tasfiyesi halinde tüzel kişiliği sona ermişse defter ve kâğıtlar birinci fıkra gereğince on yıl süreyle Sulh Mahkemesi tarafından saklanır.” denilmektedir.
     
    e-kooperatif sisteminde her ortağın kaydı mevcut mudur?
    Bakanlığımızın sorumluluğu altında bulunan yapı kooperatiflerine ait veriler Bakanlığımızca yürütülmekte olan “Yapı Kooperatiflerinin Otomasyonu ve Denetleme Projesi” e-kooperatif sistemi içerisinde arşivlenmekte olup, yapı kooperatiflerinin ortaklarına ait verilerin sisteme kaydı ilgili kooperatifin yönetim kurulu başkanınca gerçekleştirilmesi gereken bir işlem olmakla birlikte, 1163 s. Kooperatifler Kanunu ve anasözleşmeler dâhil olmak üzere yapı kooperatiflerine yönelik mevzuatta bu yönde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Buradan hareketle, herhangi bir yapı kooperatifine ortak olan bir kişinin, eğer yönetim kurulu başkanınca ortak listesi sisteme kaydedilmemiş veya güncellenmemiş ise kendine ait kaydı görebilmesi mümkün olmayacaktır.
  • Kooperatiflerde arsa alımı nasıl olur?
    Kooperatiflerce alınması kararlaştırılan gayrimenkullerin alımının, tapu devri veya tapuya şerh verdirilecek bir satış vaadi sözleşmesi ile yapılması şarttır.
     
  • Kooperatiflerin incelenmesi için nereye ve ne şekilde başvuru yapılabilir?
    Yargı mercilerine intikal ettirilmemiş olmak kaydıyla, belli bir konuyu ihtiva edecek özellikte şikayet ve inceleme talepleri için; başvurulan olayla ilgili inandırıcı mahiyette bilgi ve belgeler eklenmiş veya somut nitelikte bilgi, bulgu ya da olaylara dayandırılan dilekçeler ile Bakanlığımıza veya ilgili Valiliğe (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) yapılacak başvurudaki hususların ihbar kabul edilerek idarece işleme tabi tutulması mümkündür.
     
  • Olağan genel kurul hangi zaman diliminde yapılır?
    Yönetim kurulunun hazırlayacağı gündeme göre ve ana sözleşmelerde belirtilen usul ve esaslara uyularak, olağan genel kurul toplantısının her hesap dönemi sonundan itibaren 6 ay içende en az yılda bir defa yapılması zorunludur.
  • Ortağın oy hakkı ne şekildedir, vekâlet verilebilir mi? Vekalet şartları nelerdir?
    1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun “Oy hakkı” başlıklı 48 inci maddesine göre Genel Kurulda her ortak yalnız bir oya sahiptir. “Temsil” başlıklı 49 uncu maddesinde “Ana sözleşmede açıklama bulunduğu takdirde, bir ortak yazı ile izin vermek suretiyle genel kurul toplantısında oyunu ancak bir başka ortağa kullandırabilir. Eş ve birinci derecede akrabalar için temsilde ortaklık şartı aranmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
     
  • Ortaklığı sona erenlerle hesaplaşma ne şekilde yapılır?
    1163 sayılı Kooperatifler Kanununun Kooperatiften Çıkan veya Çıkarılan Ortaklarla Hesaplaşma Süresi ve Yükümlülükleri başlığı altında yer alan 17’inci maddesine göre; çıkan ortakça iadesi talep edilecek haklar, ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanır ve bilanço tarihinden itibaren bir ay içinde geri ödenmesi gerekir. Ancak genel kurulca karar alınmak şartıyla, kooperatif mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikte olması halinde, ödemelerin üç yılı aşmamak üzere geciktirilebileceği ve beş yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, ortaklığı sona erenlerin yerine yeni ortak alınması halinde eski ortağın ödediği gider taksitleri derhal geri verilir.
  • Ortaklığın devri ne şekilde olur?
    1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 14 üncü maddesine göre ortaklık devredilebilir. Yönetim Kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder. Devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülükleri yeni ortağa geçer.
  • Ortaklıktan çıkmaya nasıl itiraz edilebilir?
    Ortak çıkarılma kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açabilir. Eğer ortağa tebliğ edilen çıkarılma kararı yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine iptal davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı iptal davası hakkı saklıdır.
    Üç aylık süre içinde genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarma kararları kesinleşir.
    Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarma kararı kesinleşinceye kadar devam eder.
     
  • Ortaklıktan hangi hallerde, nasıl çıkılır?
    Her ortağın kooperatiften çıkma hakkı vardır. Bir ortağın hiçbir surette kooperatiften çıkamayacağına dair bağlamalar hükümsüzdür. Örnek ana sözleşmeye göre her ortak, hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmak suretiyle ortaklıktan çıkabilir. Yönetim kurulu bu hükme uygun olarak yapılacak isteğe rağmen, yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren bir ay içinde kabulden kaçınırsa, ortak, çıkma dileğini noter aracılığı ile yönetim kuruluna bildirir. Bildiri tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir.
     
  • Tasfiye kurulu kimlerden oluşur?
    Tasfiye kurulu genel kurul tarafından seçilecek en az iki kişiden oluşur. Genel kurul bu hususta yönetim kurulunu da görevlendirebilir. Genel kurulca tasfiye kurulu için bir seçim veya görevlendirme yapılmadığı takdirde, tasfiye işlerini yönetim kurulu yürütür. Bu şekilde tasfiye kurulu oluşturulamadığı hallerde, ortaklardan birinin başvurusu üzerine mahkemece tasfiye memurları atanabilir.
  • Toplantı nisabı nedir? Karar nisabı nedir?
    Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuların görüşülebilmesi için gerekli toplantı nisabı kooperatife kayıtlı ortakların en az ¼’nün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şeklinde olup,  karar nisabı ise ana sözleşmede aykırı bir hüküm yoksa oylama sırasındaki mevcudun yarıdan fazlasının oyudur. İlk ve müteakip toplantılarda aynı nisaplar aranır.
  • Yönetim Kurulu üyeliği boşalırsa ne olur?
    Herhangi bir sebeple, yönetim kurulu toplantı nisabını kaybederse boşalan yönetim kurulu üyeliklerine denetim kurulu üyeleri tarafından gecikilmeksizin yeteri kadar yedek üye çağrılır.
  • Yönetim kurulu üyeliği kaç kişiden oluşur? Görev süresi ne kadardır? Seçilme şartları nelerdir?
    Yönetim kurulu, en az üç asıl üç yedek olmak üzere en az bir, çok 4 yıl için seçilebilirler. Yönetim kurulu üyelerinde aşağıdaki şartlar aranır:
    1-    Kooperatif ortağı olmak ve medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmak,
    2-    Türk vatandaşı olmak,
    3-    Başka bir konut yapı kooperatifinde yönetim kurulu üyesi olmamak,
    4-     Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından ya da 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre mahkûm olmamak.
    5-    Aynı zamanda kooperatifte denetçi olmamak,
    Yönetim kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, yukarıdaki şartları taşıyan gerçek kişi temsilcileri vasıtasıyla temsil edilirler.
     
  • Yönetim kurulu üyelik şartlarını kim araştırır?
    Üyelik şartları denetçiler tarafından araştırılır. Bu şartları taşımadıkları halde seçilenler ile sonradan kaybedenlerin görevlerine yönetim kurulunca son verilir.
  • Yönetim Kurulu ne zaman kaç kişi ile toplanır?
    Yönetim Kurulu toplantısı en az ayda bir defa ve en az yarıdan fazla üyenin katılmasıyla yapılır. Kararlar toplantıda bulunanların oy çokluğu ile verilir. Oyların eşitliği halinde keyfiyet gelecek toplantılara bırakılır. Onda da eşitlik halinde söz konusu teklif reddedilmiş sayılır.
     
  • Yapı kooperatifi kuruluşu için hangi idareye başvurmak gerekir?
    Yapı kooperatiflerinin kuruluş işlemleri için kooperatifin merkezinin bulunacağı İlin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne müracaat edilir.
  • Yapı kooperatifi kuruluşunda istenilen belgeler nelerdir?
    Yapı kooperatiflerinin kuruluşunda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden temin edilecek örnek başvuru formunun usulüne uygun olarak doldurulması ve formun ekinde;
    1- Her sayfasının kurucular (en az yedi kurucu ortak) tarafından imzalanmış noter tasdikli 6 adet kooperatif ana sözleşmesinin olması,
    2- Unvan, merkez, süre ve ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapacak yönetim ve denetim kurul üyeleri ile ilgili bölümlerin doldurulmuş olması,
    3- Sermaye ve paylar ile ilgili 7. ve 8. Maddelerin boş kısımlarının kurucu ortak sayısına bağlı olarak doldurulmuş olması,
    4- Ana sözleşmenin son sayfasında yer alan ve kurucuların Adı ve Soyadı, T.C. Kimlik No, Tabiiyet, Sermaye Taahhüdü, Ödediği Sermaye ve İmza bölümlerinin uygun olarak doldurulmuş olması,
    5- 1163 sayılı Kanunun 4. maddesine göre kurucular tarafından taahhüt edilen nakdi sermayenin 1/4 ‘ünün, ticaret siciline tescil ve ilanıyla tüzel kişiliği kazandıktan sonra kooperatif ya da kooperatif birliği hesabına aktarılmak üzere kurucu ortaklarca ana sözleşmede belirtilen ilk yönetim kurulu üyelerinden birine ödenmesi ve bu hususun kooperatif kuruluş izin başvuru formunda beyan edilmesi,
    6- Kurucu ortakların aynı türden başka bir kooperatife yönetim kurulu üyesi olmadığına dair bir taahhütname vermesi,
    7- Kooperatif unvanlarında kamu kurum ve kuruluşlarının isimlerinin kullanılmaması ve Türk Ticaret Kanununun 48. Maddesinde belirtilen hususlara dikkat edilmesi,
    8- Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatiflerinin kurulmasında ortakların ana sözleşmenin ilgili maddelerinde belirtilen ortaklık şartlarını taşıdıklarını belirtir Sanayi ve Ticaret Odaları veya Vergi Dairelerinden verilmiş belgelerin sunulması, gerekmektedir.
     
     
     
  • Yapı kooperatifi türleri nelerdir?
    Yapı kooperatifleri Konut Yapı Kooperatifi, Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi ve Küçük Sanayi Sitesi yapı kooperatifi olmak üzere üç türdür.
  • Yapı Kooperatifine nasıl ortak olunur?
    Kooperatife ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler kooperatif ana sözleşmesinde yer alan bütün hükümleri hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir dilekçe ile kooperatif Yönetim Kurulu’na başvururlar. Sözlü müracaatla ortak olunamaz. Yönetim Kurulu, bu başvuruyu başvuru sahiplerinin anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırarak inceler ve uygun görülenlerin ortaklığa kabulü için karar alır. Müracaatların sonuçları kabul veya ret olmak üzere 15 gün içerisinde ilgiliye yazı ile bildirilir. Yedek üye vb. şekilde ortak kaydı yapılamaz.
     
  • Yapı Kooperatifleri ortaklık şartları nelerdir?
    1- Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip gerçek kişi olmak.
    2- Türk vatandaşı olmak veya yabancı uyruklu olmakla birlikte 2644 Sayılı Tapu Kanunu veya yürürlükteki, mevzuat hükümlerine göre Türkiye’de gayrimenkul edinmesine imkan sağlanmış kişilerden bulunmak,
    3-1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 9’uncu maddesinde sayılan tüzel kişilerden olmak.
  • Yeni kurulacak olan kooperatif için uygun unvan araması nasıl yapılır?
    Bakanlığımız Web sitesinde (csb.gov.tr) bulunan “Uygulamalar” butonu içerisinden “e-kooperatif Yapı Kooperatif Sistemine” giriş yapılması ve vatandaş bilgilendirme portalına girilmesini müteakip, sistemde mevcut arama motorundan uygun kooperatif unvanı araması yapılabilmektedir.