T.C. ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

Kurumsal Web Sitesi

SIKÇA SORULAN SORULAR

Kategoriler

  • İhale İşleri

  • İhale Dökümanı Almazsak Ne Olur?

    İhaleye katılmak isteyen gerçek veya tüzel kişilerin ihale dökümanı alması zorunlu değildir. Ancak ihaleye katılım için bir ücret belirlenmişse o ücreti yatırmak zorundadırlar. İhale dökümanı ihale şartları ve kuralları ile ilgili bilgi verdiğinden, ihaleye teklif sunan tüm isteklilerin döküman alsada almasada ihale şartlarını okuyup kabul ettiği varsayılır.

  • İhale Sonucunu Nasıl Öğrenebiliriz?

    İhale sonucu, ihaleye katılan isteklilere "Kesinleşen İhale Kararı" formu ile bildirilir. Şifahi bilgi ancak söz konusu formun isteklilere gönderildiği tarihten itibaren verilebilir.

  • Firma Temsilcisinin İhaleye Katılması Zorunlu mudur?

    İhale oturumlarına firma temsilcilerinin katılması zorunlu değildir.

  • Geçici Teminat Mektubunu Nasıl Alabiliriz?

     Firma yetkilisi yada firma yetkilisi tarafından görevlendirilen kişilere elden verilmektedir.

  • Geçici Teminat Mektubunu Ne Zaman Alabiliriz?

    İhale komisyon kararı sonucunda 1. ve 2. olarak belirlenen firmaların geçici teminatları sözleşme imzalandığında, diğer isteklilerin teminatları ise komisyon kararı sonrası verilmektedir.

  • İklim Değişikliği

  • İDEP’te hangi sektörler yer almaktadır?

    Kyoto Protokolü’nün Ek-A listesinde yer alan sektörler ile BMİDÇS’nin İklim Değişikliği Ulusal Bildirim raporlama formatında yer alan sektörler esas alınarak oluşturulan İDEP’te Enerji, Binalar, Ulaştırma, Sanayi, Atık, Tarım, Arazi Kullanımı ve Ormancılık, Sektörler Arası Ortak Konular ve Uyum başlıkları altında hedef ve eylemler bulunmaktadır.

  • İklim Değişikliği Eylem Planı (İDEP) hangi amaçla hazırlanmıştır, hangi yılları kapsamaktadır?

    İDEP’in genel amacı, sera gazı emisyonlarını sınırlandırmaya yönelik ulusal koşullara uygun eylemler belirleyerek iklim değişikliği ile mücadele edilmesi, iklim değişikliğinin etkilerinin yönetilerek dayanıklılığın artırılması ve böylece Türkiye’de iklim değişikliği ile mücadele ve uyumun teşvik edilmesidir. Plan 2011-2023 yıllarını kapsamaktadır.

  • İklim değişikliği ile ülkemizi ve dünyayı bekleyen tehlikeler neler olacak? Ne gibi sorunlar yaşayacağız?

    İklim değişikliği, sosyal ve ekonomik sektörler ile canlı yaşamı ile doğrudan ilişkili su kaynakları, doğal afet, biyolojik çeşitlilik, ekosistem hizmetleri ve halk sağlığı gibi alanları etkilemektedir. Bu çerçevede,

    Yağış rejiminin değişmesi ile su sıkıntısı yaşanması ve/veya sellerin meydana gelmesi,
    Deniz seviyesinin yükselmesi kıyı bölgelerinin özellikle deltaların zarar görmesi,
    Sıcaklık artışı ile çölleşmenin artması,
    Yaz aylarında yağış miktarının azalması, tarımda su tüketiminin giderek artması, yüzey sularının kaybedilmesi,
    Su, toprak gibi doğal kaynaklara dayanan tarımsal yapı ve ürün deseninin etkilenmesi, artan sıcaklıklar nedeniyle bitkisel üretim dönemlerinin değişmesine bağlı olarak gıda güvenliğinin olumsuz etkilenmesi,
    Hassas ekosistemlerin ve türlerin yok olması,
    Orman yangınlarının sıklığı ve kar yağış ve erime dönemlerinin değişimi nedeniyle doğal afetlerin artması,
    Doğaya dayalı tarım ve hayvancılık gibi sektörlerde çalışan kesimlerin geçim kaynaklarının tehdit altına girmesi ve buna bağlı olarak kırsaldan kente göçün artması,
    Suyun sanayide yoğun olarak kullanılması sebebiyle, sanayi sektörü ve dolayısı ile ekonomik kalkınma sürecinin olumsuz etkilenmesi beklenmektedir.

  • İklim değişikliği ile mücadeleye yönelik ne gibi projeler yürütülmektedir?

    İklim değişikliği ile mücadele odak noktası olarak Bakanlığımız pek çok proje yürütmektedir. Yürütülen projelere ilişkin bilgilere http://www.csb.gov.tr/projeler/iklim/ adresinden ulaşılabilir.

  • İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu (İDHYKK) hangi kurumların temsilcilerinden oluşturulmuştur?

    İklim değişikliği Ulusal Odak Noktası olan Bakanlığımız, iklim değişikliği ile ilgili tüm konular için ulusal koordinasyon görevini yürütmektedir. Bununla birlikte, Türkiye BMİDÇS’ye taraf olmadan önce kurumsal yapılanmaya gidilmiş ve 2001/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi’yle İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu (İDKK) oluşturulmuştur. İDKK, 2013 yılında yeniden yapılandırılarak İklim Değişikliği ve Hava Yönetimi Koordinasyon Kurulu (İDHYKK) adını almıştır. İDHYKK üyeleri aşağıda yer almaktadır.

    1. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Koordinatör) Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
    2. Avrupa Birliği Bakanlığı
    3. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
    4. Dışişleri Bakanlığı
    5. Ekonomi Bakanlığı
    6. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
    7. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
    8. İçişleri Bakanlığı
    9. Kalkınma Bakanlığı
    10. Maliye Bakanlığı
    11. Milli Eğitim Bakanlığı
    12. Orman ve Su İşleri Bakanlığı
    13. Sağlık Bakanlığı
    14. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı
    15. Hazine Müsteşarlığı
    16. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)
    17. Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)
    18. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD)
    19. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)
    20. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)

  • İklim değişikliğine uyum nedir?

    İklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmek, fayda sağlamak ve etkileri yönetebilmek için stratejilerin güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve uygulanması sürecidir.

  • İklim değişikliğine uyum sağlamak neden gereklidir?

    İklim değişikliğine sebep olan emisyonlar azaltılsa ya da sonlandırılsa bile atmosferde kalan sera gazları, iklim olaylarını değiştirmeye devam edecektir. İklim değişikliği bir kalkınma sorunudur. Bu nedenle, ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri ve riskleri en aza indirmek için iklim değişikliğine uyum sağlamak gerekmektedir.

  • Ülkemizde sanayiden kaynaklı sera gazı emisyonları izlenmekte midir?

    Evet. Bakanlığımız tarafından hazırlanan 17 Mayıs 2014 tarih ve 29003 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Sera Gazlarının Takibi Hakkında Yönetmelik" uyarınca 2016 yılı itibariyle raporlama yükümlülüğü başlayacaktır.

  • Ülkemizin Ozon Tabakasının Korunmasına İlişkin ulusal ve uluslararası koordinasyon görevini hangi kurum yürütmektedir?

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

  • Etkilenebilirlik nedir?

    Bir sistemin, iklim değişkenlikleri ve aşırılıkları da dahil olmak üzere iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine ne dereceye kadar hassas olduğu veya bunlarla baş edebilme kapasitesidir. Etkilenebilirlik, bir sistemin maruz kaldığı iklim Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır. Değişkenliğinin karakterinin, büyüklüğünün ve oranının, sistemin hassasiyetinin ve uyum kapasitesinin bir fonksiyonudur.
     

  • Gürültü nedir?

    Gürültüyü, “hoşa gitmeyen, istenmeyen, rahatsız edici ses” olarak tanımlayabiliriz. Ses, nesnel bir kavramdır. Yani ölçülebilir ve varlığı kişiye bağlı olarak değişmez. Gürültü ise öznel bir kavramdır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere bir sesin gürültü olarak nitelenip nitelenmemesi kişilere bağlı olarak değişebilir. Kimilerinin severek ve eğlenerek dinlediği müzik diğerlerini rahatsız edebilir.

    Gürültü Değerlendirme Ölçüsü, ses basıncı seviyesine dayanan desibel (dB)’dir.

    Gürültü seviyesinin ölçüsü, kullanılan ağırlık eğrisine göre dBA ya da dBC’dir.

    İnsan kulağının frekansa bağlı olarak sese olan duyarlılığını en iyi A ağırlık eğrisi temsil eder. Bu nedenle genelde dBA olarak ölçülmektedir.

    Darbe gürültüsünün ölçüm ve değerlendirilmesinde ise C ağırlık eğrisi kullanılmaktadır. dBC olarak ölçülmektedir.

    Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’nde çevresel gürültü; ulaşım araçları, kara yolu trafiği, demir yolu trafiği, hava yolu trafiği, deniz yolu trafiği, açık alanda kullanılan teçhizat, şantiye alanları, sanayi tesisleri, atölye, imalathane, işyerleri ve benzeri ile rekreasyon ve eğlence yerlerinden çevreye yayılan gürültü dâhil olmak üzere, insan faaliyetleri neticesinde oluşan zararlı veya istenmeyen açık hava sesleri olarak tanımlanmaktadır.

  • Karbon ayak izi nedir?

    Bu konuda bir düzenleme var mıdır? Bir kurum, kişi, etkinlik veya ürün tarafından salınan toplam sera gazı “karbon ayak izi olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle; Karbon Ayak izi birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin (ulaşım, ısınma, elektrik tüketimi, satın alınan ürünler vb…) çevreye verdiği zararın ölçüsüdür. Bu konuda Bakanlığımız düzenlemesi bulunmamaktadır. Tamamen gönüllülük esastır. Kurumsal karbon ayak izini hesaplamak isteyen kuruluş GHG Protocol, PAS 2060 ve ISO 14064 uluslararası standartlarından herhangi birini kullanabilir.

  • Koku Oluşturan Emisyonların Kontrolü Hakkında Yönetmelikte bahsedilen asgari mesafe şartı nasıl uygulanır?

    Asgari mesafe şartı yeni kurulacak tesisler ile ilgili koku emisyonu şikâyetlerini azaltmaya yönelik bir koku azaltım tedbiridir. Örneğin, Kesimhanelerde yeni tesisler için mevcut veya planlanmış en yakın yerleşim alanına uzaklığının en az 500 m olması gerekir. Kümesler ve ahırlar için yeni tesislerin yerleşim alanına olan asgari uzaklığı, yönetmelikte yer alan Asgari Mesafe Eğrisi grafiğinden belirlenen değerin altında olamaz. Eğer yüksek kokulu atık gaz filtre edilerek koku problemi gideriliyorsa, asgari uzaklık belirlenen değerin altında olabilir.

  • Kyoto Protokolü Ek-A’da listelenen sera gazları nelerdir?

    Karbondioksit-CO2, metan-CH4, diazot monoksit-N2O, hidroflorokarbonlar-HFCs, perflorokarbonlar- PFCs, kükürt heksaflorid-SF6, Nitrojen Triflorit (NF3)

  • Montreal Protokolünün uygulamasında Türkiye’nin durumu nedir?

    Ülkemiz Montreal Protokolü'nün uygulanmasında yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin ithalatını ve kullanımını hızlı bir takvim çerçevesinde azaltarak başarılı ülkeler arasında yer almaktadır.

    Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

  • Ozon Tabakasını İncelten Maddeler hangi sektörlerde kullanılmaktadır?

    Soğutma ,yalıtım ve yangın (Halon gazı) sektörlerinde kullanılan Ozon Tabakasını İncelten Maddeler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ilgili mevzuat ile kontrol altına alınmakta ve  sonlandırılmaktadır. Tarım sektöründe kullanılan metil bromür ile ilgili kontroller ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmektedir.

  • Ozon Tabakasını İncelten Maddeler nerelerde kullanılmaktadır?

    Ozon Tabakasını İncelten Maddelerden Hidrokloroflorokarbon grubu gazlar buzdolapları, klimalar ve bazı köpük ürünlerinde; Halonlar Bakanlığın belirlediği zorunlu kullanım alanı sayılan yangın söndürücülerde; Metil bromürün toprakta kullanımı yasaklanmış olmakla birlikte tarımsal ürünlerin karantina amacıyla ithalat ve ihracatında ve taşıma araçlarının steril edilmesi işlemlerinde kullanılır.

  • Ozon Tabakasını İncelten Maddelere (OTİM) İlişkin mevzuat nedir?

    Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin Azaltılmasına İlişkin Yönetmelik ve Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin İthalatı ve Kullanımı Genelgesi, Halon Genelgesi

  • Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin alternatifi olarak kullanılan maddeler hangileridir?

    Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin alternatifi olarak ülkemizde yaygın olarak florlu sera gazları kullanılmaktadır.

  • Ozon tabakasını incelten maddelerin azaltılmasına yönelik çalışmalar nelerdir?

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin ithalatı ve kullanımının azaltılmasına yönelik çalışmalarına devam etmektedir. Türkiye'de üretimi yasak olan Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin ithalatına yönelik sıkı kota önlemleri uygulanmaktadır. 2009 yılında başlayan kota uygulamasının ardından bu maddelerin ithalatına izin verilen miktar 15 bin ton iken, 2014 yılında 2 bin 300 tona düşürülmüş 2015 yılında ise sadece 500 ton olarak ithalatına izin verilmiştir.

  • Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme hangisidir?

    Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi

  • Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Uluslararası uygulama aracı olan Protokol hangisidir?

    Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Montreal Protokolü

  • Sera Gazı Raporlama Uygulaması açık mıdır?

    "Sera Gazlarının Takibi Hakkında Yönetmelik" kapsamında www.online.cevre.gov.tr altında yer alan sera gazı raporlama uygulaması sera gazı izleme planı sunmak için sürekli açık olacaktır. Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

  • Türkiye Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ne zaman taraf olmuştur?

    24 Mayıs 2004

  • Türkiye karbon piyasası mekanizmalarından (emisyon ticareti) faydalanmakta mıdır?

    Türkiye’nin Kyoto Protokolü kapsamında herhangi bir sera gazı azaltım taahhüdü bulunmadığından Kyoto Protokolü altındaki emisyon ticaretine konu olan esneklik mekanizmalarından faydalanamamaktadır. Türkiye, her ne kadar Kyoto Protokolü’nün esneklik mekanizmalarından yararlanamıyorsa da; bu mekanizmalardan bağımsız olarak işleyen, çevresel ve sosyal sorumluluk ilkesi çerçevesinde kurulmuş Gönüllü Karbon Piyasası’na yönelik projeler 2005 yılından beri geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Şuan Gönüllü piyasalarda işlem gören toplam 308 proje bulunmaktadır ve bunların %42’si hidroelektrik ve %39’u Rüzgar projesidir.

  • Türkiye Kyoto Protokolüne ne zaman taraf olmuştur?

    26 Ağustos 2009 Tarihinde taraf olmuştur ve I. Ve II. Taahhüt döneminde herhangi bir sera gazı azaltım yükümlülüğü bulunmamaktadır.

  • Türkiye, Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Uluslararası Sözleşmeyi hangi yılda imzalamıştır?

    1991 yılında imzalamıştır.

  • Türkiye, Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Uluslararası Sözleşmeyi hangi yılda imzalamıştır?

    1991 yılında imzalamıştır.

  • Türkiye’nin İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı ne zaman yayınlanmıştır ve hangi sektörleri içermektedir?

    2012 yılında yayınlanan İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı su kaynakları yönetimi, tarım sektörü ve gıda güvencesi, afet risk yönetimi, ekosistem hizmetleri, biyolojik çeşitlilik ve ormancılık ve insan sağlığı sektörlerini içermektedir.

  • Türkiye’nin iklim değişikliği kapsamındaki ulusal vizyonu nedir?

    Türkiye’nin iklim değişikliği kapsamındaki ulusal vizyonu iklim değişikliği politikalarını kalkınma politikalarıyla entegre etmiş; enerji verimliliğini yaygınlaştırmış; temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmış; iklim değişikliğiyle mücadeleye özel şartları çerçevesinde aktif katılım sağlayan ve yüksek yaşam kalitesiyle refahı tüm vatandaşlarına düşük karbon yoğunluğu ile sunabilen bir ülke olmaktır.

  • Türkiye’nin sera gazı emisyonlarındaki en büyük pay hangi sektöre aittir?

    Enerji Sektörü

  • Türkiye’nin sera gazı envanteri hangi kurum tarafından derlenmektedir?

    Türkiye İstatistik Kurumu

  • Ulusal Uyum Stratejisi Nedir?

    Uyum etkinliklerinin eşgüdümüne katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan; ülkelere özgü etkilerin saptanması, farklı kurumların ve idari araçların devreye sokulmasının yanı sıra, iş dünyası ve sivil toplum aktörlerinin de geniş katılımıyla ulusal, yerel ve bölgesel düzeyde iklim değişikliğine uyum faaliyetlerini içeren ve yönlendiren politika belgesidir.

  • Uyum stratejilerinin başarısı nelere bağlıdır?

    İklim değişikliğinin etkilerinin zamanında öngörülmesine, mevcut plan ve stratejilerin iklim değişikliğinin etkilerini de göz önüne alacak şekilde güncellenebilmesine, toplumların kendilerini koruyacak önlemleri ve planları hayata geçirebilmelerine ve toplumun bilinçlenmesine bağlıdır.

  • Yeni tebliğe göre ozon tabakasına zarar veren gazlar içermediğine dair belge alınması gerekiyor. Bu belge başvurusu için neler gerekli ve nereye başvuru yapılacak?

    28 Temmuz 2017 tarihli ve 30137sayılı Resmi Gazete ile  “Ozon Tabakasını İncelten Maddelere İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yayımlanmış olup bahse konu yönetmelik ile İthalat aşamasından Bakanlığımız tarafından verilen ithalat uygunluk yazı kaldırılmıştır. Öte yandan Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanan İthalat Tebliğinde değişiklik yapılması çalışmaları devam etmektedir. 

  • İmar Düzenleme

  • 17/12/2009 tarihinden önce 3194 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenmiş olan idari para cezalarının iptali yönünde herhangi bir yargı kararı bulunmayan ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırılıkları devam
    Konuya ilişkin Danıştay 6 ncı Dairesinin 29/12/2009 tarihli E:2008/6466 ve K:2009/12966 sayılı kararında; 5940 sayılı Kanun ile değiştirilen 3194 sayılı İmar Kanununun “İdari Para Cezaları” başlıklı 42 nci maddesinin bu değişikliğin yürürlüğe girdiği 17/12/2009 tarihinden önceki kaçak yapı suçlarına uygulanamayacağı belirtilmiş, 07/02/2011 tarihli E:2009/6176 K:2011/224 sayılı kararında; yeni yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden (17/12/2009) önceki döneme ilişkin olaylara uygulanma imkanının olmadığı karar altına alınarak hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile saptanmış Yasa maddesi uyarınca verilen para cezasına ilişkin 17/06/2008 günlü 768 sayılı encümen kararının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararını onamıştır.
    Anılan mahkeme kararları doğrultusunda, 17/12/2009 tarihinden önce 3194 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesi hükümlerine göre uygulanan ancak tahsil edilmeyen para cezalarının, dava konusu olsun ya da olmasın bugün için tahsil edilemeyeceği, dolayısıyla kesilen cezaların (hacizli, taksit yapılmış, bir kısmı ödenip bir kısmı ödenmemiş, tebligatı ve tahsilatı yapılmayan) idarece iptal edilmesi,
    Ancak söz konusu yapılarda hangi tarihte gerçekleştirilmiş olduğuna bakılmaksızın aykırılık devam ediyor ise, aykırılığın devam ettiğinin tespit edildiği tarihe göre Kanunun 32 nci ve 42 nci maddesi uyarınca işlem yapılması gerekir.
     
     
  • 22.05.2014 tarihinden sonra tevhit edilen parseller Yönetmeliğin Geçici 6. maddesinden faydalanabilir mi?

    ·         Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilme hakkı olan iki ayrı parsel için 22/05/2014 tarihinden sonra tevhit başvurusu olması durumunda, tevhitle oluşan yeni parsel Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilir.

    ·         Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilme hakkı olan bir parsel ile 22/05/2014 tarihinden önce tevhit başvurusu bulunan parsellerin tevhidi sonrası oluşan yeni parsel Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilir.

    ·         Geçici 6. maddesi kapsamında değerlendirilme hakkı olmayan bir parsel ile değerlendirme hakkı olan diğer parselin 22.05.2014 tarihinden sonra tevhit edilmesi ile oluşacak yeni parsel bu madde kapsamında değerlendirilmez.

    ·         22/05/2014 tarih öncesi başvuruya göre tevhit edilen bir parselin, 22/05/2014 tarihinden sonra başka bir parsel ile tevhit edilmek istenmesi halinde, oluşacak yeni parsel Geçici 6. madde kapsamında değerlendirilmez.

  • 28 inci madde uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan SGK ilişiksiz belgesi alınabilir mi?
    28 inci maddenin onuncu fıkrası, ruhsat eki projelere ve mevzuata uygun olarak tamamlandığı belgelenen, fakat yapı müteahhidinin vergi ve sigorta prim borcu olduğundan yapı kullanma izin belgesi alınamayan yapıların sahiplerinin mağdur olmasını engellemek adına yapılmış istisnai bir düzenlemedir. Bu hüküm, yapım işlerine ait vergi ve sigorta prim borcunu ödememiş olan yapı müteahhitleri için sigorta ilişiksizlik belgesi alınabileceğini, yapı müteahhitlerinin yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta prim borçlarını ödemeyebileceğini veya 5510 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmayacağını ifade etmemektedir.
    Ayrıca, 28 inci maddenin onuncu fıkrasındaki istisna dışındaki durumlarda, yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesi işlemlerinde 5510 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sigorta ilişiksiz belgesi alınmadan yapı kullanma izin belgesi düzenlenemez.
     
     
  • 5393 sayılı Belediye Kanununun 80 inci maddesi ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 40 ıncı maddesi uyarınca, mevcut imar planında akaryakıt istasyonu olarak belirlenmiş tesislere plan değişikliği yapılmadan LPG satışına izin v
    5393 sayılı Belediye Kanununun 80 inci maddesinde; “Belediye sınırları ve mücavir alanları içinde, kara yolu ile yolcu taşıma hakkına sahip gerçek ve tüzel kişilerin şehirlerarası otobüs terminali kurmalarına ve işletmeleri ile her türlü akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) istasyonlarına nazım imar ve uygulama imar plânına uygun olmak kaydıyla belediye tarafından izin verilebilir. Akaryakıt istasyonlarına izin verilmesi için nazım imar plânında akaryakıt istasyonu olarak gösterilmesi şarttır. Bu istasyonlara çalışma ruhsatı büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi tarafından verilir.” denilmektedir.
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; “İmar planlarında akaryakıt istasyonu olarak belirlenen alanlarda istasyonlar arası mesafe ve diğer kriterlerle ilgili mevzuata uyulması şartıyla; akaryakıt ve servis istasyonları, CNG otogaz istasyonları, LPG otogaz istasyonları, hidrojen üretim ve dolum istasyonları yapılabilir.” hükmü yer almaktadır.
    Dolayısıyla, söz konusu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, uygulama imar planında “akaryakıt istasyonu” olarak belirlenmiş bir parselde imar planı değişikliği yapılmasına gerek olmaksızın “LPG otogaz istasyonu” yapılabilir.
     
     
     
     
     
     
     
  • İlgili idarelerce oluşturulacak estetik komisyonlarının kurulum şartları nelerdir?
              Ruhsat veren ilgili idare bünyesinde kurulan mimari estetik komisyonu, yapıların veya onaylı mimari projelerin özgün fikir ifade edip etmediğine karar vermeye yetkilidir. Komisyon beş uzmandan teşkil eder, salt çoğunlukla toplanır, kararlar oy çokluğu ile alınır. Komisyonun gündemi ilgili idarece belirlenir. Komisyon başkanı ilgili idare tarafından atanmakta olup, mimari estetik komisyonlarının ruhsat düzenleyecek her idarenin kendi bünyesinde oluşturulması ve Mimari Estetik Komisyon üyelerinin, mimar ile gerektiğinde Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu sanat tarihçilerinden oluşması gerekmektedir.
     
  • İmar planında ticaret kullanımına ayrılan bir alanda özel sağlık ve eğitim tesisi yapılabilmesi için plan değişikliği yapılması gerekli midir?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinin (b) bendi uyarınca, ticaret alanında özel eğitim veya özel sağlık tesisi yapılabilmesi için uygulama imar planında bu amaçla değişiklik yapılarak ticaret kullanımından çıkarılması gerekir.
  • Çatı katında kaskad sistem ısı merkezi ve açık havuz yapılabilir mi?
    Bilindiği üzere, 3194 sayılı İmar Kanununun 2 nci maddesi uyarınca, herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinde; “İlgili İdare, meclis kararı alarak uygun gördüğü yerlerde yapıların estetiği, rengi, çatı ve cephe kaplaması ile ilgili kurallar getirmeye, yapıların inşasında yöresel malzeme kullanılmasına ve yöresel mimarinin dikkate alınmasına ilişkin zorunluluk getirmeye yetkilidir.” denilmektedir.
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 35 inci maddesinde çatılara ilişkin hükümler yer almaktadır.
    Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 61 inci maddesinin 1 inci fıkrasında ise; çatılarda kolay alevlenici, parlayıcı ve patlayıcı madde bulundurulamayacağı ifade edilmektedir.
    Dolayısıyla belirtilen hükümler göz önünde bulundurulduğunda; çatılarda doğalgaz ile çalışan kaskad ısıtma sistemi yer alan tesisat odası yapılmayacağına dair yürürlükteki uygulama imar planında bir hüküm bulunmuyor veya ilgili idarece bu doğrultuda bir karar alınmamış ise çatı arasında/çatı katında tesis edilebileceği, ancak teras çatıda tertiplenecek ise, en fazla 3m. yüksekliğinde olmak ve bina ön cephesine 3m.’den fazla yaklaşmamak, “Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe” göre yapı yüksekliğine dahil edilmek ve buna göre yangın tedbirlerini sağlamak kaydı ile; yakıt depolanmayan, tavanı ve tabanı betonarme ve duvarları tuğla vb. yapı malzemesinden yapılan, yangına en az 120 dakika dayanıklı bölmeler ile ayrılan, girişinde yangın güvenlik holü oluşturulan, doğalgaz tesisat ve projesi malzeme seçimi ve montajı ilgili standartlara ve gaz dağıtım kuruluşlarının teknik şartnamelerine uygun olan, yangın ve havalandırma gibi gerekli tedbirler alınan doğalgaz ile çalışan kaskad ısıtma sistemi yer alan tesisat odası yapılabilir.
    Ayrıca uygulama imar planında yer alan veya ilgili idarece karar altına alınan aksine bir hüküm yoksa yapıda teknik gereklere (yapı statiği, su yalıtımı vb.) göre tedbir alınması, uygulamada standartlara uygunluğun sağlanması söz konusu yapı bir konaklama tesisi ise en fazla 1.50 m derinliğinde olması, parapet kotunu aşmaması ve bina cephelerine en az 3.00 m mesafede tertiplenmesi kaydı ile Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 35 inci maddesinde belirtilen koşullarda çatıda açık havuz tesis edilmesi mümkündür.
     
     
  • Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerince yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve iş yeri açma çalışma ruhsatı düzenlenmesi durumunda harç veya hizmet bedeli alınır mı?
    İlgili idaresi tarafından verilen görüşler neticesinde ruhsat talebinin, imar planına ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırılığı bulunmadığının Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce anlaşılması halinde, 09/01/2012 tarihli ve 327/67 sayılı Bakanlığımız Genel Yazısında ifade edilen ve Bakanlığımız internet sayfasında yayımlanan Döner Sermaye İşletmesi Birim Fiyat listesinde belirlenen ve her yıl güncellenen oranlar üzerinden hesaplanan (bina inşaat, proje ve tasdik, zemin açma izni ve toprak hafriyat, yapı kullanma, işyeri açma) hizmet bedellerinin Bakanlığımız Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü hesabına yatırılmasını takiben talep edilen belgeler düzenlenebilir.
     
     
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleme görevi var mıdır? Var ise işlemler nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirilmektedir?
    Yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleme görevleri öncelikle ilgili idarelere (Belediye yada özel idare) aittir. Ancak; 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında KHK’nın 2 nci maddesinin 1 inci fıkrasının (ç) ve (h) bendinde ilgili İdaresince iki ay içerisinde yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve iş yeri açma çalışma ruhsatı düzenlenmemesi durumunda, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ve iş yeri açma çalışma ruhsatının re ’sen Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca verilebileceği hükmü bulunmaktadır. 12.09.2011 tarih ve 6404 sayılı 2011/4 nolu Genelge ile açıklık getirildiği üzere bu kapsamdaki başvurular belgeleriyle birlikte yapının bulunduğu ildeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılabilir. Bu durumda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce, ilgili idareden yapı ruhsatı,  yapı kullanma izin belgesi veya iş yeri açma çalışma ruhsatı verilmeme gerekçesinin en geç on beş gün içinde İl Müdürlüğüne bildirilmesi istenir. İlgili idarenin gerekçesi de dikkate alınarak İl Müdürlüğünce talep edilen belge düzenlenebilir.
     
  • Aynı parsel üzerinde birbirine bitişik olarak bulunan, girişleri ve merdiven kovaları ayrı olan, dilatasyon derzi ile ayrılan binalar ayrı yapı olarak değerlendirilip sığınak hesabı ayrı yapılabilir mi?
    Sığınak Yönetmeliğinin 7. maddesi uyarınca, bir imar parselinde birden fazla bina bulunması durumunda sığınak hesabının her yapı için ayrı ayrı yapılması gerekmektedir. Parselde yer alan yapıların ayrı yapı niteliğinde olup olmadığı ise imar planı kararları ve mimari projenin incelenmesi ile mümkündür.
    Aynı parsel üzerinde birbirine bitişik yapılan birden fazla yapının ayrı yapı olarak değerlendirilmesi için, söz konusu yapıların fonksiyon ve mekan bakımından birbirinden bağımsız olması ve ruhsatının aynı ruhsat numarası ile ayrı ayrı düzenlenmiş olması gerekmektedir. Dolayısıyla; yapıların birbirlerinden dilatasyonla ayrılmış olması, bina girişlerinin ayrı yapılması, taşıyıcı sistemin ve çatı örtüsünün ayrı çözülmüş olması yapıların ayrı yapı olarak değerlendirilmesi için yeterli koşul olmayıp, bununla birlikte her yapıya aynı ruhsat numarası ile ayrı ayrı ruhsat düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı parselde birbirine bitişik yapılan yapıların bu şartları sağlaması halinde ayrı yapı olarak değerlendirilip sığınak hesabının ayrı yapılması mümkündür.
     
     
  • Belediye ve mücavir alanlar dışındaki köylerde entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık tesislerinin yapım koşulları nelerdir?

     

    İmar Kanunu’nun 27 nci maddesine göre, belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile benzeri yapılar, etüt ve projelerinin valilikçe incelenmesi, muhtarlıktan yazılı izin alınması ve fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması, etüt ve projelerin sorumluluğunun müellifi olan mimar ve mühendislerce üstlenilmesi kaydı ile yapı ruhsatı aranmadan inşa edilebilir.
    24/06/2014 tarih ve 8184 sayılı Genelgemizde yer alan hükümlere göre; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'ne tabi olmayanlar ile İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik eki Birinci Sınıf Gayrisıhhi Müessese Listesinde yer almayanlar için çevre kirliliğine yol açmayacak şekilde gerekli tedbirlerin alınması ve hayvansal atıkların fermante oluncaya kadar depolanacağı gübreliklerin yapılması şartıyla bu yapılar için imar planı ve yapı ruhsatı aranmaz. Ayrıca, içmesuyu havzalarında kalan tesislerin ilgili mevzuat hükümlerine uyması zorunludur.
    Ancak, onaylı köy yerleşik alan sınırları dışında kalan ve entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 63 üncü maddesinin yapılaşma koşullarına uygun ve yapı ruhsatı alınarak inşa edilmelidir.
    Onaylı üst ölçekli ÇDP sınırlarında kalan ve entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık amaçlı bir tesisin çevre düzeni planı ve plan notlarına uyulmak şartıyla ve ruhsatlı inşa edilmesi gerekir.
     
     
  • Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğe göre yapı yüksekliği 21.50 m’ nin altında olan konut binalarında normal merdiven, kaçış merdiveni (yangın merdiveni) olarak kullanılabilir mi?
    Yapı yüksekliği 21.50m.’nin altındaki konutlarda, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğinin Ek/5B tablosunda belirtilen kaçış mesafelerine uygun olmak koşuluyla binanın sadece konut bölümüne hizmet veren korunumsuz normal merdiven, kaçış merdiveni (yangın merdiveni) olarak kabul edilebilir ve ikinci çıkış aranmaz.
     
  • Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik kapsamında bir binanın dengelenmiş merdiveni “kaçış merdiveni” olarak kullanılabilir mi?
    Bina yüksekliğinin 15.50 m.’nin altında olması durumunda dengelenmiş merdiven, kaçış merdiveni olarak kabul edilir.
     
     
  • Bir yapıda kat mülkiyetine geçilebilmesi için gerekli şartlar nelerdir?
    Bir yapıda kat mülkiyeti kurulabilmesi için 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 12. maddesinin (a) bendi uyarınca proje müellifi mimar tarafından yapılan ve ana gayrimenkulün maliki veya bütün paydaşları tarafından imzalanan, yetkili kamu kurum ve kuruluşlarınca onaylanan mimarî proje ile yapı kullanma izin belgesi ve (b) bendi uyarınca yönetim plânı ile yapı maliklerinin (maliklerden en az biri) tapu idaresinde istemde bulunulması gerekmektedir.
  • Geçici 4. Madde kapsamında parsel dışına çıkma yapılabilir mi?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin; 2 nci maddesinde; bu Yönetmeliğin genel hükümler, tanımlar ve ruhsata ilişkin hükümlerinin, planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak yönetmeliklerle değiştirilemeyeceği belirtilmiştir.
           16 ncı maddesinin (tanımlar bölümü) birinci fıkrasının (50) no.’lu bendinde; çıkma, “binalarda döşemelerin uzantısı olarak yapılan, parsel sınırları dışına taşmayan, en az bir ucu serbest, mesnetli olan açık veya kapalı olan derinliği uygulama imar planı veya yönetmelikle belirlenen yapı elemanları” olarak tanımlanmıştır.
           Dolayısıyla, Yönetmeliğin Geçici 4 üncü maddesi gerekçe gösterilerek, meri Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğine göre parsel dışına taşan açık veya kapalı çıkma yapılmasının mümkün olmadığı, bu yönde bir plan notu oluşturulmaması, oluşturulmuş olsa dahi bu plan notuna göre uygulama yapılamayacağı değerlendirilmektedir.
     
     
     
  • Hangi durumlarda SGK ilişiksizlik belgesi aranmadan yapı kullanma izni düzenlenebilir?

     

     
     
    3194 sayılı İmar Kanununun 28 inci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “Fenni mesullerce denetime ilişkin mimarlık ve mühendislik raporları hazırlanan, yapı sahibi, fenni mesuller ve ilgili idare elemanlarının birlikte düzenlediği tespit tutanağı ile tamamlandığı belirlenen, ancak, yapı müteahhidinin yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta primi borçlarının ve diğer sorumluluklarının gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle yapı kullanma izin belgesi verilmesi işlemleri tamamlanamayan yapılar için, yapının müteahhidi olmayan yapı sahibinin talebi üzerine, ilgili idarece durum tespit edilerek yapı kullanma izin belgesi verilir. Bu belgenin bir örneği, ilgili kurumlara ve ilgililerin kayıtlarına işlenmek ve değerlendirilmek üzere ilgili meslek odalarına ve Bakanlığa gönderilir.” hükmü gereği,
    ·        yapı sahibi aynı zamanda yapının müteahhidi değilse,
    ·        yapı müteahhidinin, yapı kullanma izin belgesi istendiği zamanda, yapıda hissesi bulunmuyorsa,
    ·        yapı sahiplerinin müracaat etmeleri halinde
    yapı müteahhidinin, yapım işlerine ait vergi ve sigorta prim bedellerini ödemiş olması koşulu aranmamaktadır.
     
     
     
  • Kısmi kullanma izni düzenlenmesi sonrasında yapının tamamına yapı kullanma izni düzenlenmesi gerekli midir?
    Yapı kullanma izninin kısmi olarak düzenlenebileceği, İmar Kanunu hükmüdür. Yapının tamamı veya tamamlanan kısımları için yapı kullanma izni düzenlenmesi sırasında, sadece bağımsız bölüme yapı kullanma izni düzenlenmesi söz konusu olmayıp, kullanıma hazır hale gelmiş bağımsız bölümlerle birlikte ortak kullanım alanlarının da kullanıma hazır hale gelmesi gerekmektedir. Daha önce kısmi kullanma izni düzenlenmiş olması, yapının tamamının bitmesi sonrasında düzenlenmesi gereken ve yapının tamamının kullanılmasında sakınca bulunmadığını belirleyen yapı kullanma izninin ayrıca düzenlenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Ancak daha önce kısmi yapı kullanma izni düzenlenen yapı bölümleri için tekrar harç alınmaz.
    Yapının tamamı veya bir bölümünün ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilmesi halinde, bu kısımlar mevzuata uygun hale getirilmeden, uygun olan kısımları için de kullanma izni düzenlenemez.
     
     
  • Köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda 1975 yılından önce yapılmış yapılar, bugün için 2981 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilir mi?

     

    2981 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesinin (b) bendi uyarınca; 6785 sayılı İmar Kanununun ek 8 inci maddesi kapsamına giren alanlarda 10 Ocak 1975 tarihinden önce yapılmış yapılar, imar mevzuatına uygun inşa edilerek kullanma izni almış yapı olarak kabul edilmektedir.
    2981 sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesinin (a) ve (b) bentleri kapsamındaki yapıların sahipleri, tarih tespiti bakımından tapu veya tapu kayıt örneği, vergi makbuzu, elektrik ve su depozitoları veya makbuzları, seçmen kütükleri kayıtları, nüfus sayımı kayıtları, muhtarlıklardaki kayıtları gibi belgelerden resmi kurum ve kuruluşlarca verilen, bir yapının varlığını belirleyecek nitelikteki belgelerden mevcut olanlarını yetkililere ibraz etmek zorundadırlar.

    Sahiplerinin 2981/3290/3366 sayılı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 nci maddesinde belirtilen belgeleri ibraz etmeleri halinde, bu yapıların Geçici 2 nci maddenin (a) ve (b) bendi kapsamında yapı kullanma izin belgesi almış yapılar olarak değerlendirilmeleri mümkündür.

  • Kat holleri, 01/06/2013 Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğine göre emsale dahil midir?
    01/06/2013 tarihli Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin 4 üncüfıkrasında sahanlıkların emsale dâhil olmayacağı belirtilmiştir.
    Anılan Yönetmelikte belirtilen sahanlıkların merdiven evi dışında kalan, bağımsız bölümlere ulaşımı sağlayan kat holü ya da asansör kapısının açıldığı alanlar olduğu; ancak 01/06/2013 tarihli Yönetmeliğe göre kat holünün merdiven kolu genişliğindeki kısmının (Yönetmeliğin 43. maddesinde belirtilen genişlikler esas alınmak üzere, konut yapılarında 1.20 m. genişliğindeki alanın, diğer yapılarda ise 1.50 m. genişliğindeki alanın) ve asansörlerin önünde de, asansör kapısı genişliğindeki bölümünün (asansör kapısı sürgülü ise 1.20 m., asansör kapısı dışa açılan kapı ise 1.50 m. genişliğindeki kısımlarının) emsal hesabına konu edilmemesi gerektiği; projesinde adlandırıldığı şekliyle sahanlık ya da kat holü ya da kat koridorunun yahut da kattaki sirkülasyon alanının geri kalan kısımlarının ise emsal hesabına dahil edilmesi gerekmektedir.
     
  • Mevcut teşekküle göre hangi yapılaşma koşulları belirlenebilir?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin Geçici 4 üncü maddesi uyarınca, 1/6/2013 tarihinden önceki mevzuata göre ve mevzuatına uygun olarak kısmen veya tamamen yapılaşması teşekkül etmiş imar adalarında açık ve kapalı çıkmalar ile binaların yola olan uzaklıkları mevcut teşekküle göre belirlenir. Yan bahçe mesafeleri ve açık ve kapalı çıkma ölçüleri parselin sağında ve solunda bulunan mevcut binaların yan bahçe mesafesine ve bu mesafe içinde yapılan açık ve kapalı çıkmalara uygun olarak verilir. Arka bahçe mesafeleri ve bu mesafe içinde yapılacak açık ve kapalı çıkmalar; bitişik nizam yapı adalarında mevcut teşekküle, ayrık nizam yapı adalarında ise bitişiğindeki komşu parsellerin yapılaşmasına uygun olarak belirlenir. Kotlandırma ve arka bahçelerin tesviyesi komşu parsellerdeki uygulamalara göre yapılır. Bu imar adalarında yapı yaklaşma mesafeleri ve açık ve kapalı çıkma ölçülerini imar durumu belgesinde belirlemeye ilgili idaresi yetkilidir.
     
  • Ortak alanlarda yapılabilecek tadilatlar için kat maliklerinin tamamının muvafakatinin alınması gerekli midir?
    Kat Mülkiyeti Kanununun 19. maddesi ortak yerlerde yapılacak inşaat, bakım ve onarıma ilişkin konularda kat maliklerinin beşte dört rızasının alınmasını içeren bir hükümdür. Kanunda ortak alanların kaldırılması ya da yeniden inşa edilmesine ilişkin bir hüküm yer almamakla birlikte, Kanunun 16. maddesi uyarınca kat malikleri ana gayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olduklarından bu alanların kaldırılması, kullanım amacının değiştirilmesi ya da yeniden inşa edilmesi gibi herhangi bir tasarrufta kat maliklerinin tamamının uygun görüşünün alınması gerekmektedir.
     
     
  • Oturduğum binada giriş rampası bulunmamaktadır. Ne yapmalıyım?
     02.09.1999 tarihinden sonra yapı ruhsatı verilen binaların; projesinde bina girişlerinde rampa yapılması zorunludur. Yapı ruhsat eki projesine uygun olarak rampanın yapılmaması halinde, ilgili belediyesince 3194 sayılı İmar Kanunun 32. ve 42. maddelerinin uygulanması zorunluluk olup, bunun için ilgili belediyesine başvurulması gerekmektedir.
    02.09.1999 tarihinden önce yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni almış olan yapılarda ise; binalarda özürlü tarafından rampa yapılması istendiği ve site yönetiminin bu isteği kabul etmediği, ya da özürlünün başvurusundan itibaren üç ay içerisinde toplantı yapılarak konu görüşülmediği durumlarda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 42. maddesi uyarınca “Yapılarda Özürlülerin Kullanımına Yönelik Proje Tadili Komisyonları Teşkili, Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümleri uygulanır. Kanunda ve yönetmelikte açıklanan proje tadilat sürecinin başlaması için;
    •             Kat maliki veya vekilinin, başvuru dilekçesi,
    •             Proje değişikliği istenen yere ilişkin onaylı mimari proje,
    •             Özürlünün talebinin reddedildiğine ilişkin kararın bir örneği,
    •            18/3/1998 tarihli ve 23290 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre alınmış sağlık kurulu raporu ile ilgili belediyesine başvurulması gerekmektedir.
     
     
  • Parsel dışına taşan çıkma yapılabilir mi?
    Yönetmeliğin 2 nci maddesi ile gerek planlarla gerekse de imar yönetmelikleri ile değiştirilemeyecek “Tanımlar” bölümünün 16 ncı maddesindeki “Çıkma” tanımı ile çıkmaların hiçbir koşulda parsel sınırları dışına taşmayacağı hüküm altına alınmış, 36 ncı maddesi ile aynı husus vurgulanmıştır.
     
  • Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği Geçici 6. maddesi kapsamında, 01/06/2013 tarihinden önce yürürlükte olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin tercih edilmesi mümkün müdür?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin Geçici 6. Maddesi kapsamında, ilgili Belediye İmar Yönetmeliğinin bulunmaması halinde, 01/06/2013 tarihinden önce yürürlükte olan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ya da Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinden, ancak 01/06/2013 tarihinden önce Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ya da Büyükşehir Belediyesi İmar Yönetmeliğinegöre uygulama yapılacağına ilişkin bir meclis kararı alınmış olması kaydıyla tercih yapılabilir.
  • Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin Geçici 6. Madde kapsamındaki uygulama usül ve esasları nelerdir?
              22 Mayıs 2014 tarihinden önce; belirli parsellere yönelik olarak; yıkım ruhsatı başvurusunda bulunulan veya binası yıkılan veya riskli yapı tespiti yaptırılan veya Bakanlıkça lisanslandırılan kuruluşlarca yapı kimlik numarası alınarak riskli yapı tespit işlemlerine başlanılan veya inşaat sözleşmesi yapılan veya proje sözleşmesi yapılan veya inşaat yahut proje yapmak için noter tasdikli taahhütname veya vekâletname alınan veya yeni inşaat yapmak üzere; ifraz, tevhit, yola terk işlemi için başvurulan veya imar durum belgesi, yol kotu tutanağı, aplikasyon krokisi almak üzere başvurulan veya zemin ve temel etüt raporu hazırlanan parsellere ilişkin, madde değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra yapılan yapı ruhsatı müracaatları, 1/1/2016 tarihine kadar sonuçlandırılmak kaydıyla, bu Yönetmelik hükümlerine veya ilgilisinin talebine göre Yönetmeliğin 14/9/2013 tarihli, 8/9/2013 tarihli ve 1/6/2013 tarihli değişiklik hükümlerine veya 1/6/2013 tarihinden önce yürürlükte olan ilgili Büyükşehir/ Belediye İmar Yönetmeliğinden herhangi biriilgilisi tarafından kendisi ile ilgili iş ve işlemlerde uygulanmak üzere tercih edilerek uygulama yapılabilmektedir. Ancak anılan madde hükmünün hiçbir şekilde yapının plânla belirlenen kat adedini ve emsalini artırmak amacıyla uygulanması ve bu amaçla yapı ruhsatı düzenlenmesi mümkün değildir. Ayrıca Geçici 6. Madde kapsamında seçilecek Yönetmelik hükümlerinin tamamına uyulması zorunludur.
  • Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 14/9/2013 tarihli, 8/9/2013 tarihli ve 1/6/2013 tarihli değişiklik hükümleri veya 1/6/2013 tarihinden önce yürürlükte olan ilgili idarelerin mevzuat hükümleri karma olarak kullanılabilir mi?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin Geçici 6 ncı maddesi 22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı şekilde değiştirilmiş olup, 22/05/2014 tarihinden önce yapılan başvuruların ve işlemlerin; Yönetmeliğin 01/06/2013 tarihli, 08/09/2013 tarihli, 14/09/2013 tarihli veya 22/05/2014 tarihli değişiklik hükümlerinden veya 01/06/2013 tarihinden önce yürürlükte olan ilgili idarenin imar yönetmeliğinden herhangi biri tercih edilerek, tercih edilen yönetmeliğin tamamına göre uygulama yapılması gerekmektedir.
     
  • Ruhsat yenileme işlemi nedir?
    3194 sayılı İmar Kanunu’nun 29 uncu maddesi ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 12 nci maddeleri uyarınca;
    Beş yıllık ruhsat süresi içinde tamamlanmayan yapılar için 5 yıllık ruhsat süresi dolmadan ruhsat süresinin uzatılması işlemine ruhsat yenileme işlemi denir. Ruhsat yenilemesi yapılırken, ilk yapı ruhsatının düzenlendiği tarihteki mevzuat hükümlerine göre işlem yapılır.
  • Sığınak Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle sığınak gerekliliği kalmayan yapı ruhsatı ya da yapı kullanma izin belgesi alınmış yapılarda sığınak alanının kaldırılması mümkün müdür?
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesi uyarınca her türlü yeni inşaat, ilave ve tadilat talepleri ruhsata tabi olup, bu amaçla ilgili idarelere yapılacak ruhsat taleplerinde ise ruhsat eki projelerin yürürlükteki kanun, imar planı, yönetmelik, standartlar ve ilgili bütün mevzuat hükümlerine uygun olarak hazırlanması gerekmektedir.
    Bu kapsamda, yapı ruhsatı almış mimari projesinde sığınak yeri ayrılan ve yapımı devam eden ya da yapı kullanma izni almış sığınak tesis edilen ancak Sığınak Yönetmeliğinde yapılan değişikliklerle sonrasında sığınak gerektirmeyen veya daha az sığınak alanı gerektiren yapı kapsamına giren yapılarda, tadilat ruhsatı alınmak kaydıyla, sığınağın iptal edilmesi ya da niteliğinin değiştirilebilmesi mümkündür. Ancak; bu uygulama için 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca kat maliklerinin tamamının uygun görüşünün alınması, yapılan değişikliğin mimari projenin kat irtifak ve kat mülkiyeti tablolarına işlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, sığınaklar yapı emsaline dahil olmadığından, yapılan değişikliğin planla belirlenen, planla belirlenmemişse yönetmelikle tayin olunan emsal alanını aşacak nitelikte olmaması gerekmektedir.
     
     
  • Yangın merdivenleri TAKS’a ve KAKS’a (Emsal) dahil midir?
    Yangın merdivenleri veya müstakil yangın merdiveni olmayan yapılarda yangın merdiveni olarak kullanılan bina merdivenlerinden biri, Yangın Yönetmeliği uyarınca yangın merdiveni yapılma zorunluluğu olmayan 21.50m’nin altındaki yapılarda kaçış yolu olarak kullanılan merdivenlerden bir tanesi TAKS hesabına dahil değildir.
    Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 48. maddesi uyarınca;
    §  Yapı yüksekliği 21.50m’nin altındaki yapılarda aynı zamanda kaçış yolu olarak değerlendirilen bir merdiven,
    §  21.50-30.50m arasındaki yapılarda biri korunumlu diğeri korunumsuz en az 2 merdivenin düzenlenmesi gerektiğinden ikisi,
    § 30.50m’nin üzerindeki yapılarda ikisi de korunumlu 2 merdiven yapılması gerektiğinden ikisi, emsal alanına dahil değildir.
     
     
     
  • Yapı kullanma izin belgesi başvurularında; idareye yangın güvenlik (itfaiye) raporu verilmesi gerekli midir? Yapı kullanma izin aşamasında itfaiye raporu istenmemesi diğer aşamalarda sorumluların yangın güvenliği yönünden yükümlülü
    Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 64/A madde 6 ncı fıkrası uyarınca yapı kullanma izin başvurularında yetkili idare tarafından başvuru sahibinden itfaiye raporu istenmeyecektir. Ayrıca Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yapılan değişiklikle tahliye projelerine İtfaiye biriminden uygun görüş alınması koşulu kaldırılmıştır. Bu projelerin ruhsat vermeye yetkili idarece onaylanması gerekmektedir. Ancak, iş yeri açma ve çalışma ruhsatına konu edilecek yapılar için Yapı Kullanma izni alınmasını müteakip, yangına karşı gerekli önlemlerin alındığını gösteren itfaiye raporunun alınması gerekecektir.
    Ayrıca, yapı denetim kuruluşları tarafından iş bitirme tutanağı düzenlenirken yangın algılama, tahliye ve söndürme sisteminin projelerine uygun şekilde yapılmasının denetlenmesi ve bu işlemlerin usulüne uygun yapıldığına dair raporu iş bitirme tutanağına eklenmesi gerekmektedir.
    Ayrıca 28.11.2014 tarihli ve 15048 sayılı Genelgemizde iş yeri açma ve çalışma ruhsatına konu edilecek yapılar için açıklama getirilmiştir.
     
     
     
  • Yapı kullanma izin belgesinde yapı müteahhidi bilgileri aranmalı mıdır?
    01/01/2012 tarihinden itibaren inşa edilmek istenen yapıların müteahhit eliyle yapılması ve yapı ruhsatında da müteahhit bilgilerinin yer alması yasal zorunluluktur. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunda ve “Yapı Müteahhitlerinin Kayıtları İle Şantiye Şefleri, Yetki Belgeli Ustalar Hakkında Yönetmelikte” yapı sahibinin kendi yapısını yapabilmesi ve kendi yapısı için müteahhitlik üstlenebilmesi mümkün kılınmıştır. Bu durumda ise yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesinde müteahhit bölümlerinde yapı sahibi bilgilerinin girilmesi gereklidir.
  • Yapı kullanma izin belgesinde yapı müteahhidinin imzasının bulunması zorunlu mudur? Hangi durumlarda aranmayabilir?
    Yapının ruhsat ve eki projelerine uygun olarak yasal süresi içinde tamamlandığı ilgili idare tarafından fenni mesullerle birlikte belgelenmiş ise, yapı kullanma izin belgesi düzenlenmeden önce yapı müteahhidinin vefat etmesi, mahkumiyet v.b nedenlerle kendisine ulaşılamadığı veya vergi ve sigorta prim borcu nedeniyle yapı kullanma izin belgesine imza atmayı reddettiği gibi durumlarda; yapı kullanma izin belgesinde ilgili bölümlere yapı müteahhidinin bilgilerinin kaydedilerek imzası olmadan yapı kullanma izin belgesi düzenlenebilir. Yapı müteahhidinin vefatı veya iflas, mahkumiyet gibi nedenlerle kendisine ulaşılamaması durumunda daha önce ilgili idare tarafından verilmiş iskâna uygunluk raporu ve süresi içinde yapılan yapı kullanma izin belgesi başvurusuna ilişkin belgelerin, yapı müteahhidine ulaşılamayan durumlarda kendisine ulaşılamadığına ilişkin belgeler ve yapı müteahhidi ile yapılan sözleşme ruhsat dosyasında bulunmalıdır.
     
     
  • Yapılı çevrenin özürlüler ve hareket kısıtlılığı bulunana bireylere uygun olarak düzenlenmesi ile ilgili TSE standartları nelerdir?
    -         TS 9111 Özürlüler ve hareket kısıtlılığı bulunan kişiler için binalarda ulaşılabilirlik gerekleri,
    -         TS 12576 Şehir içi yollar - Kaldırım ve yaya geçitlerinde ulaşılabilirlik için yapısal önlemler ve işaretlemelerin tasarım kuralları,
    -         TS 12174 Şehir içi yollar - Yaya yolu ve yaya bölgeleri tasarım kuralları,
    -         TS ISO 23599 Görme özürlü veya az görenler için yardımcı mamuller - Hissedilebilir yürüme yüzeyi işaretleri,
    -         TS 13536 TS ISO 23599’un uygulamasına yönelik tamamlayıcı standart,
    -         TS EN 81-70 Asansörler - Yapım ve montaj için güvenlik kuralları - Yolcu ve yük asansörleri için özel uygulamalar - Bölüm 70: Engelliler dâhil yolcu asansörleri için erişilebilirlik,
    -         TS ISO 9386-1 Hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformları - Emniyet, boyutlar ve işlevsel çalışma ile ilgili kurallar - Bölüm 1: Düşey kaldırma platformları,
    -         TS ISO 9386-2 Hareket engelliler için güç tahrikli kaldırma platformları - Emniyet, boyutlar ve işlevsel çalışma ile ilgili kurallar - Bölüm 2: Oturan kullanıcılar, ayakta duran kullanıcılar ve tekerlekli sandalye kullanıcıları için eğik bir düzlemde hareket eden güç tahrikli merdiven tipi asansör,
    -         TS 12460 Şehir İçi Yollar-Raylı taşıma Sistemleri Bölüm 5: Özürlü ve Yaşlılar İçin Tesislerde Tasarım Kuralları,
    -         TS ISO 23600 Görme engelliler ile görme ve işitme engelliler için yardımcı mamuller - Yaya trafik ışıkları için sesli ve hissedilebilir sinyaller
    -          
     
  • Yapılara SGK ilişiksiz belgesi aranmadan “ kısmi kullanma izini belgesi” düzenlenebilir mi?
    İmar Kanununun 28 nci maddesinin onuncu fıkrası, bir bağımsız bölüme ya da bağımsız bölümlerin tamamına ayrı ayrı kısmi kullanma izni düzenleme amacını taşımamakta olup, yapının tamamına yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesi ile ilgili olduğundan, bu fıkra kapsamında yapının bir ya da birkaç ya da bütün bağımsız bölümleri için,  bağımsız bölüm maliklerinin ayrı ayrı başvurusu mümkün değildir. Yapı kullanma izni düzenlenmesi için ancak yapının tamamı için başvuru yapılması gerekmektedir.
    Bu nedenlerle kısmi kullanma izni başvurularına, İmar Kanununun 28 inci maddesinin onuncu fıkrası kapsamında uygulama yapılması mümkün değildir.
     
     
  • Yapılmakta ya da yapılacak bir yapıda kat irtifakı kurulabilmesi için gerekli şartlar nelerdir?
    634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 14 üncü maddesi ile Toplu Yapılarda Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakı Tesisine Dair Yönetmeliğin 7 nci maddesi uyarınca,  toplu yapı kapsamında olup, henüz yapı yapılmamış veya yapısı tamamlanmamış bir imar parseli üzerinde kat irtifakının kurulması ve tapu kütüğüne tescil edilmesi için, o imar parselinin malikinin veya ortak maliklerinin, 6 ncı maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine uygun vaziyet plânını da ihtiva eden mimarî proje, (c) bendindeki yönetim plânı, (ç) bendindeki liste ve yapı ruhsatı ile birlikte tapu idaresine müracaatta bulunmasıgerekir.
     
  • Yapıya esas zemin etüt raporları nasıl ve kimler tarafından hazırlanmalı ve imzalanmalıdır?
    Yapının statik projesine esas olacak zemin etüt raporlarının, Bakanlığımızca belirlenen, Zemin ve Temel Etüdü Raporunun Hazırlanmasına İlişkin Esaslar ile Bina Türü Yapılar İçin Zemin ve Temel Etüdü Raporu Genel Formatına uygun olarak, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 57 nci maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, birden fazla ve farklı uzmanlık alanına mensup ilgili mühendislerce (jeoloji mühendisi, jeofizik mühendisi, inşaat mühendisi) birlikte hazırlanarak ayrı ayrı imzalanması gerekmektedir.
     
  • Yeniden ruhsat işlemi nedir?
    3194 sayılı İmar Kanunu’nun 29 uncu maddesi ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 12 nci maddeleri uyarınca;
    İnşasına 2 yıl içinde başlanmayan veya 5 yıllık ruhsat süresi içinde tamamlanmayan ve ruhsat yenilemesi yapılmayan yapıların ruhsatı hükümsüz hale gelir. Bu durumda yapılacak işlem yeniden ruhsat düzenlemesi işlemidir.
    Bu yapılarla ilgili olarak yeniden ruhsat düzenlenmesi talebinde bulunulması durumunda, yapının/yapıların, talep tarihinde yürürlükte olan uygulama imar planı kararlarına ve yapılaşma nizamına uygun olması ve bu yapılarda yangın, deprem, ısı ve su yalıtımı, çevre ve enerji verimliliğine ilişkin olarak ilgili mevzuatın gerektirdiği tedbirlerin alınması zorunludur.
     
     
  • İmar Uygulaması

  • İmar kanununun 18. Maddesine göre belediyelerce yapılan (parselasyon planı) imar uygulamaları sonucunda bu durumdan etkilenen veya hukuksuzluk olduğunu düşünen kişi veya kişilerce Bakanlığımıza müracaat edilerek konunun incelenmesi

    Belediye hudutları dahilinde, 3194 sayılı imar kanu- nunun 18. Maddesinde göre imar uygulamasını resen  yapmaya, yaptırmaya belediyelerin yetkili olduğu hükmü bulunmaktadır.

    Bu hususta istek ve şikayette bulunan kişi veya kişilerin  öncelikle ilgili belediyeye müracaat ederek sorunun çözümlenmesini istemesi, eğer, süresi içinde sonuç alınamıyorsa hukuksal yollara başvurulması esastır.     

    Ayrıca belediyelerin yaptıkları iş ve işlemler ile ilgili inceleme denetleme yetkisi İçişleri Bakanlığındadır.

  • Düzenleme ortaklı payı nedir ve nerelerde kullanılır?

    Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında bedelsiz kesilen paya "düzenleme ortaklık payı" denir.

    Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez (düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz).

    Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, yukarıdaki fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar belediye veya valilikçe kamulaştırma yolu ile  tamamlanır.

  • Çevre İzin Ve Lisans

  • İşletmelerin üretim kapasitesi hesabı nasıl yapılmalıdır?

    İşletmelerin ÇİLY kapsamında değerlendirilmesi yapılırken, kapasite raporlarında "Yıllık Üretim Kapasitesi" başlığı altındaki değerler esas alınmaktadır. Ancak, kapasite raporlarının düzenlenmesine ilişkin ilgili mevzuat uyarınca, sürekli çalıştırılma zorunluluğu bulunan çimento fabrikaları, seramik fabrikaları vb. işletmeler dışındaki tüm tesisler için yıllık üretim kapasitesi 8 saat 300 gün üzerinden hesaplanmakta olup, raporda kapasite hesabı 8 saat üzerinden yapılan ancak ilgili kurumdan alınan resmi belge ile vardiyalı olarak çalışan işletmeler için yıllık üretim miktarı hesaplanırken vardiya sayısının da dikkate alınması (kapasite raporundaki 8 saat üzerinden hesaplanan yıllık üretim miktarı ile vardiya sayısının çarpılarak yıllık üretim kapasitesinin belirlenmesi) gerekmektedir.

  • Çevre İzin veya Çevre İzin ve Lisans başvurusunun değerlendirilmesi ve belgenin

    İşletmelerin, Geçici Faaliyet Belgesi alınmasından itibaren yüz seksen takvim günü içerisinde EK-3C’de belirtilen bilgi, belge ve raporlar ile birlikte Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansına başvuru yapması zorunludur. Başvuru, yetkili merci tarafından altmış takvim günü içerisinde değerlendirilir.

    Yapılan değerlendirme sonucunda, başvuruda herhangi bir bilgi, belge, ölçüm, analiz sonuçları veya raporlarda eksiklik bulunması halinde, bu eksiklikler başvuru sahibine bildirilir. Bildirim tarihinden itibaren eksikliklerin doksan takvim günü içinde tamamlanarak yetkili mercie sunulması zorunludur.

    Başvuru yetkili merci tarafından yapılan değerlendirme sonucunda bilgi ve belgelerle birlikte ölçüm, analiz sonuçları ve raporların uygun bulunması durumunda Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi düzenlenir.

  • Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansına e-başvuru nasıl yapılır?

    Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansı başvurusu, Ek-1 listesinde yer alan işletmeler için çevre danışmanlık firmaları ya da çevre yönetim birimi tarafından, Ek-2 listesinde yer alan işletmeler için çevre danışmanlık firmaları, çevre yönetim birimi veya tesiste istihdam edilen çevre görevlisi tarafından yapılır. Yönetmeliğin Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer alan işletmeler için Geçici Faaliyet Belgesi, Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansı başvurusu, elektronik veya mobil imza ile elektronik ortamda yetkili mercie yapılır. Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-2’sinde yer alan işletmelerin başvurularında, adı geçen yönetmeliğin Ek-3A, Ek-3B ve Ek-3C’de belirtilen bilgi, belge ve raporların sunulması zorunludur.

  • Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansını vermeye yetkili birimler neresidir?

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği uyarınca verilecek Geçici Faaliyet Belgesi veya çevre izin veya Çevre İzin ve Lisansı; Ek-1 listesinde yer alan işletmeler için Bakanlık, Ek-2 listesinde yer alan işletmeler için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri, tarafından verilir.

    Birden fazla tesisi olan işletmelerin Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansı işlemleri, işletme adına ve işletmede aynı adreste yer alan tüm tesisler değerlendirilerek yürütülür ve sonuçlandırılır. Bir işletme içinde Ek-1 ve Ek-2 listesine tabi faaliyet veya tesislerin birlikte bulunması halinde söz konusu müracaat Ek-1 kapsamında değerlendirilir.

  • Çevre İznine tabi olmayan işletmeler nasıl bir yol izlemelidir?

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin EK-1 ve EK-2 listelerinde yer aldığı halde alıcı ortama herhangi bir hava emisyonu ve atıksu deşarjı olmayan işletmeler yetkili mercie müracaat etmek zorundadır. Çevre izin muafiyetine ilişkin değerlendirme yetkili merci tarafından yapılır. Kuruldukları yerde bir yıldan az faaliyet gösterecek geçici işletmeler, bulundukları İlin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne çalışma süreleri ile ilgili bildirimde bulunmaları halinde, Çevre İzni kapsamı dışında değerlendirilir.

    EK-1 ve EK-2 listelerinde yer almayan işletmeler ile kuruldukları yerde bir yıldan az faaliyet gösterecek işletmeler ilgili mevzuatta belirlenen esas, hüküm ve sınır değerlere uymak zorundadır.

  • Çevre izin ve/veya lisans belgesi bedeli ne kadardır?
    Geçici Faaliyet Belgesi ile Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansının verilmesi, yenilenmesi ve güncellenmesi için ödenecek bedel ve tarifeler her yıl Bakanlık tarafından belirlenir ve Bakanlığın internet sayfasında yayınlanır. Geçici Faaliyet Belgesi ile Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansının verilmesi için ödenmesi gereken ücretler, yetkili merciin Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüklerine ödenir.
  • Aynı adreste bulunan ancak işletmecisi veya tüzel kişiliği farklı olan işletmelerin Çevre

    Aynı adreste bulunan ancak işletmecisi veya tüzel kişiliği farklı olan işletmeler ayrı ayrı Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi almakla yükümlüdürler.

  • Geçici Faaliyet Belgesi verilmesi süreci nasıldır?

    Geçici Faaliyet Belgesi başvurusu, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği EK-3A ve EK-3B’de belirtilen bilgi, belge ve raporlar ile birlikte yapılır. Başvuru yetkili merci tarafından otuz takvim günü içerisinde değerlendirilir. Söz konusu başvuruda herhangi bir bilgi, belge ve raporun eksik olması halinde, yetkili merci eksiklikleri başvuru sahibine bildirir. Bildirim tarihinden itibaren eksikliklerin altmış takvim günü içinde tamamlanarak yetkili mercie sunulması zorunludur. Eksiklikleri tamamlanan başvuru yetkili merci tarafından yirmi takvim günü içinde değerlendirilir. Başvurunun uygun bulunmaması veya belirtilen süre içerisinde eksikliklerin tamamlanarak yetkili mercie sunulmaması durumunda Geçici Faaliyet Belgesi başvurusu reddedilir. Başvurunun yetkili merci tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, herhangi bir eksikliğin bulunmadığının belirlenmesi halinde, işletmeye bir yıl süreli Geçici Faaliyet Belgesi verilir.

  • Geçici Faaliyet Belgesi, Çevre İzni ve Çevre Lisansı Nedir?

    Geçici Faaliyet Belgesi: Çevre izin ve lisans sürecine tabi olan işletmelerin faaliyette bulunabilmeleri için Çevre İzni ve lisansı öncesi verilen belgedir.

    Çevre İzin Belgesi: Alıcı ortamları korumak amacıyla ilgili mevzuat uyarınca işletmelere verilecek belgedir.

    Çevre İzin ve Lisans Belgesi: Bu Yönetmelik kapsamında verilecek çevre izin ve çevre lisanslarını kapsayan belgedir.

    Çevre İzni: Çevre Kanunu uyarınca alınması gereken; hava emisyonu, çevresel gürültü, atıksu deşarjı ve derin deniz deşarjı konularından en az birini içeren izindir.

    Çevre Lisansı: Tehlikeli Atık, Tehlikesiz Atık, Atık Yağ, Bitkisel Atık Yağ, Atık Pil ve Akümülatör, Ömrünü Tamamlamış Lastik, Ambalaj Atığı Geri Kazanımı, Atık Yakma ve Birlikte Yakma, İleri Termal İşlem Tesisleri (Piroliz, Gazlaştırma), Düzenli Depolama, Atık Ara Depolama, Tıbbi Atık Sterilizasyon, Ambalaj Atığı Toplama ve Ayırma, Gemi Geri Dönüşümü, Atıktan Türetilmiş Yakıt (ATY) Hazırlama, Tanker Temizleme, Hurda Metal/ ÖTA İşleme, ÖTA Geçici Depolama, Atık Elektrikli ve Elektronik Eşya İşleme, Atık Kabul, PCB Arındırma lisans konuları ile ilgili iş ve işlemlere ilişkin teknik yeterliliktir.

  • Hangi işletmeler Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisansına tabidir?

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında Çevre İznine veya Çevre İzin ve Lisansına tabi işletmeler, çevresel etkilerine göre yönetmeliğin Ek-1 ve Ek-2 listelerinde sınıflandırılmıştır. Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer alan işletmeler, faaliyette bulunabilmeleri için, öncelikle Geçici Faaliyet Belgesi almak zorundadır.

    Geçici Faaliyet Belgesi alan işletmeler belge tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde Çevre İzni veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi almak zorundadır.

  • Kapasite Raporu düzenlenemeyen işletmeler Geçici Faaliyet Belgesi başvurusunda
    Kapasite Raporundan muafiyet söz konusu ise yetkili makamdan alınmış belgenin ya da Kapasite Raporu düzenlenemeyen, faaliyetler için odalarca düzenlenen Ekspertiz Raporunun sisteme yüklenmesi gerekmektedir.
  • Mülga Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik kapsamında Çevre İzni bulunan ancak Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği ile Ek kapsamı değişen (Ek-1 listesinde tabi iken Ek-2 olan veya tam tersi durumda olan işl

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin Geçici 1. Maddesi 2. Fıkrasında da belirtildiği üzere Yönetmeliğin 11’inci maddesinde belirtilen yenileme durumları haricinde, bu Yönetmeliğin 20’nci maddesi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlenen “Geçici Faaliyet Belgesi”, “Çevre İzin veya Çevre İzin ve Lisans Belgesi” süreleri sonuna kadar geçerlidir.

    Çevre Görevlilerinin mülga “Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik” Ek-1 ve Ek-2 Listeleri kapsamında hizmet verdikleri faaliyet/işletmelerin “Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği” Ek kapsamlarındaki değişikliklerinin (Ek-1 Listesinden Ek-2 Listesine geçişler veya tam tersi durumlar) e-izin yazılım programında güncellenebilmesi için işletmenin/faaliyetin bulunduğu yerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine müracaat edilerek, İl Müdürlüğünden alınacak işletmenin/faaliyetin “Ek Kapsam Belirleme Yazısı” (mevcut ek listesi ve maddesi ile yeni ek listesi ve ilgili maddesinin yazdırılması) ile birlikte ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne başvuru yapılması gerekmektedir.

  • Çevre Düzeni Planı

  • 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını hazırlama ve onaylanma yetkisi hangi kuruma aittir?

     644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7.maddesinin 3.fıkrası uyarınca Büyükşehir belediyeleri sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını büyükşehir belediyeleri, büyükşehir olmayan illerde ise Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Ancak ulusal ve bölgesel nitelikteki fiziki planları Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar. Dolayısı ile büyükşehir belediyelerince hazırlanacak ve onaylanacak çevre düzeni planlarının Bakanlığımızca hazırlanıp onaylanan bölgesel nitelikteki çevre düzeni planı kararlarına uygun olması gerekmektedir.

  • 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede tanımlanan görev ve yetkiler çerçevesinde her tür ve ölçekte çevre düzeni planları Bakanlığımızca yapılmakta olup, çevre düzeni planlarına ilişkin iş ve işlemlerde uygulanacak usul ve esaslar

    Çevre Düzeni Planlarında uyulacak esaslar, revizyon, ilave ve değişikliklerin hangi esaslar kapsamında yapılacağı, planların hazırlanması, hazırlatılması ve incelenmesine ilişkin idari ve teknik usullerin nasıl olacağı, planların onaylanması, yürürlüğe girmesi, ilanı, dağıtımı, uygulamaların izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin esaslar 14.06.2014 gün ve 29030 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği” hükümleri uyarınca yürütülmektedir.

  • Çevre düzeni planı hangi belgelerden oluşur?

    Bir çevre düzeni planı Plan Paftaları, Plan Uygulama Hükümleri ve Plan Açıklama Raporu’ndan oluşan bir bütündür ve bu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

  • Çevre Düzeni Planı kararları kimleri ilgilendirir?

    Çevre düzeni planı kararları tüm merkezi kurum ve kuruluşlar ile yerel yönetimler de dahil olmak üzere kamu ve özel tüm kesimler için bağlayıcıdır.

  • Çevre Düzeni Planı ne zaman yürürlüğe girer?

     Çevre düzeni planları ilgili karar mercilerince onaylandığı tarihte yürürlüğe girer. Ancak çevre düzeni planlarının kesinleşmeyen kısımlarında imar planları onaylanamaz.

  • Çevre Düzeni Planı’nın planlama kademelenmesindeki yeri nedir?

    Kalkınma Planı

    Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisi - Ülke Mekânsal Strateji Planı
    Bölge Planları - Bölge Mekânsal Strateji Planı
    Çevre Düzeni Planı
    Nazım İmar Planı
    Uygulama İmar Planı
     
  • Çevre Düzeni Planına itiraz ne zaman yapılır? İtirazların değerlendirilme süreci nasıl işler?

     İlgili idarelerce onaylanan çevre düzeni planlarına itirazlar, otuz günlük ilan süresi içinde ilgili idareye yapılır ve itirazlar idarece değerlendirilir. İdarenin karar merciince itirazların reddedilmesi halinde, planlar başkaca bir onay işlemine gerek kalmaksızın red kararı tarihinde kesinleşir. İtiraz olmaması halinde planlar askı süresinin sonunda kesinleşir. İtirazların değerlendirilmesi sonucunda çevre düzeni planında yapılması gerekli / uygun görülen düzenlemeler yapılarak değişiklik yapılan kısımları için yeniden ilan süreci işletilir.

  • Çevre düzeni planının ölçeği ne olabilir?

     14.06.2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4.maddesinin (c) bendi uyarınca çevre düzeni planları bölge, havza veya il düzeyinde 1/50.000 veya 1/100.000 ölçeklerinde hazırlanır.

  • Çevre düzeni planları ile ilgili iş ve işlemlerin aşamaları nelerdir?

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yürütülen çevre düzeni planı çalışmaları

    1. Araştırma ve Sentez çalışmalarının yapılması
    2. Taslak Planların Hazırlanması
    3. Nihai Plan, Plan Uygulama Hükümleri ile Plan Açıklama Raporunun hazırlanması
    4. Onay
    5. Dağıtım ve Askı süreci
    6. Askı sürecinde gelen itirazların değerlendirilmesi
    aşamalarından oluşur ve çevre düzeni planının onayına kadar hatta gerek görülürse onayından sonra da planlama bölgesinde yer alan il ve illerde bilgilendirme ve katılım toplantıları düzenlenir.
     
  • Çevre Düzeni Planlarının temel özellikleri nelerdir?

     Nazım ve uygulama imar planlarını bağlayıcı ve yönlendiricidir.

     Arazi kullanım kararlarını genel hatlarıyla belirler, üzerinden ölçü alınarak uygulamaya geçilemez.
     
     Plan paftaları, plan uygulama hükümleri ve plan açıklama raporu ile bir bütündür.
  • Çevre düzeni planlarında değişiklik veya revizyon mümkün müdür? Nasıl yapılır?

     Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre;

     
    Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkileyebilecek düzeyde
     Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması,
     Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması,
     Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması,
     Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması durumlarında
    çevre düzeni planlarında revizyon yapılabilir.
     
    Ayrıca; çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikteki 
     Kamu yatırımlarına,
     Çevrenin korunmasına,
     Çevre kirliliğinin önlenmesine,
     Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine,
     Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine
    ilişkin olarak çevre düzeni planı değişikliği yapılabilir.
    Yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu da içeren değişiklik ve revizyon teklif ve talepleri; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır.
     
  • Bakanlığımızca onaylanmış olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarına ve çalışmaları devam eden 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının araştırma raporlarına nasıl ulaşabilirim?

    Bakanlığımızca onaylanmış olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının güncel hallerine ve çalışmaları devam eden planların araştırma raporlarına, Genel Müdürlüğümüz web sitesi altında sol alt tarafta yer alan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz. (http://www.csb.gov.tr/gm/mpgm/index.php)


    Ayrıca Web sitemizden ya da ilgili Biriminden temin edilen (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü Mekânsal Stratejiler ve Çevre Düzeni Planları Dairesi Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik &İl Müdürlükleri) 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planları (Lejant Paftası, Plan Paftaları, Plan Hükümleri) pafta bedeli yatırılması kaydıyla, aslı gibidir örneği ilgili idaresince (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü Mekânsal Stratejiler ve Çevre Düzeni Planları Dairesi Başkanlığı, Çevre ve Şehircilik &İl Müdürlükleri) yapılmaktadır.

  • Kuruluş kanunları gereği çevre düzeni planı yapma, yaptırma ve onaylama yetkisini kullanan başka kurumlarca yürütülen çalışmalar kapsamındaki çevre düzeni planlarının durumu ne olacaktır?

     Başbakanlık Hukuk Hizmetleri Başkanlığı’nın 05.03.2012 / 909 sayılı yazısı uyarınca; Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinin ve Turizm Merkezilerinin “koruma statülü” alanlar ile çakıştığı bölgelerdeki;

     Anayasa Mahkemesi’nin 22.02.2013 tarih ve 28567 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Esas:2011/100, Karar: 2012/191, Karar Tarihi: 29.11.2012 kararı uyarınca da büyükşehir olmayan illerdeki
    çevre düzeni planları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanacaktır.
  • Onaylanan çevre düzeni planları ne kadar süre ile askıya çıkarılır?

     Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre çevre düzeni planları onaylandıktan en geç 15 gün içerisinde planlama bölgesinde yer alan illerde 30 gün süreyle askıya çıkarılır. Askıdan indikten sonra en geç 30 gün içerisinde Bakanlığa gönderilir ve Bakanlığa gönderildikten sonra en geç 30 gün içerisinde karara bağlanarak çevre düzeni planlarına kesin şekli verilir.

  • Çevre Denetimi

  • 2872 sayılı Çevre Kanunu’nca uygulanacak olan idari yaptırımların ödeme şekli nasıldır
    İdarî para cezasının dava açma süresi içinde peşin ödenmesi hâlinde, tahakkuk ettirilen tutarın dörtte üçü tahsil edilir.İdarî para cezasına muhatap olanın ekonomik durumunun müsait olmaması hâlinde idarî para cezasının ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit hâlinde ödenmesine karar verilebilir.İdarî para cezasının ödeme süresi olan bir ay içinde yapılan taksitlendirme talepleri idarî para cezası vermeye yetkili mercilerce değerlendirilerek karar verilir. Taksitlendirme talebi; Çevre Denetim Tutanağı ile ceza karar tarihi, kararın tebliğ tarihi, taksit tarihleri ve tutarları açık olarak belirtilmek suretiyle yazılı olarak yapılır.
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu’nca uygulanacak olan idari yaptırımlarda yetkili merciler nerelerdir?
    Kanunda belirtilen ihlaller için idarî para cezası; Bakanlık merkez teşkilatında Çevre Yönetimi Genel Müdürü, Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürü, taşra teşkilatında ise Çevre ve Şehircilik İl Müdürü tarafından verilir. Ayrıca, Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yetki devri yapıldığında; ihlaller için idari para cezası verme yetkisi yetki devri yapılan kurum veya kuruluşlar tarafından da kullanılır.
  • 2872 sayılı Çevre Kanunu’nca uygulanan idari yaptırım kararlarına itiraz edilebilir mi?
    İdari yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Dava açmış olmak idarece verilen cezanın tahsilini durdurmaz.
  • Kimler çevre denetimine tabidir?
    Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan serbest ve münhasır ekonomik bölgeler dâhil egemenlik ve yargılama sahaları içerisindeki tüm kara ve deniz alanlarında 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamındaki her türlü kirlilik kaynağı ve ihlaller denetime tabidir. İstisna olarak; Askeri işyerleri, askeri bölgelerin ve tatbikatların, 09/07/1982 tarihli ve 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu uyarınca Atom Enerjisi Kurumunun yetki alanına giren kurum, kuruluş ve işletmelerin denetimi ile 11/01/1974 tarihli ve 14765 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü kapsamına giren konuların denetiminde uygulanmaz. Atom Enerjisi Kurumunun yetki alanına giren kurum, kuruluş ve işletmelerin denetiminde ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü kapsamına giren konularda Bakanlık ve ilgili kuruluş arasında bir protokol yapılması durumunda Çevre Denetim Yönetmeliği hükümleri uyarınca ilgili kuruluşla ortak denetim yapılabilir.
  • Alo 181 Çağrı Merkezine Sıkça Sorulan Sorular

  • 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planı olan alanda, 3194 sayılı İmar Kanununun 15. Veya 16. Maddesine göre ifraz, tevhit veya yola terk işlemi yapılabilir mi?

     İmar Kanunun ifraz ve tevhit başlıklı 15. Maddesinde “…İmar parselasyon planı tamamlanmış olan yerlerde yapılacak ifraz veya tevhidin bu planlara uygun olması şarttır. …”hükmü ve Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 5. Maddesinin 12. fıkrasında “Bir parselin bulunduğu imar adasına ait parselasyon planı yapılıp belediye encümenince kabul edilip tapuya tescil edilmeden o adadaki herhangi bir parsele yapı ruhsatı verilemez. ” ve 13. fıkrasında “Koruma amaçlı imar planlarında parselasyon planı yapılması mümkün olmayan durumlar hariç olmak üzere, imar adasında parselasyon planı yapılmadan bu adadaki parsellerde ifraz ve tevhit yapılamaz. ” (istisna 7. madde 8. fıkra) hükümleri bulunmaktadır.

    Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere, imar planı bulunan ve daha öncesinde imar uygulaması görmeyen alanlarda, öncelikle kanunun 18. Maddesinin uygulanması gerekmektedir.

    İfraz ve tevhit (Kanunun 15. ve 16. Maddesi) ancak daha önce imar planlarına uygun olarak 18. Madde uygulaması yapılan (parselasyon planı) alanlarda yapılabilir.

  • 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki çevre düzeni planlarını hazırlama ve onaylanma yetkisi hangi kuruma aittir?

    6360 sayılı Kanun uyarınca sınırları il sınırı olan büyükşehir belediyelerinden Bakanlığımızca 644 sayılı KHK uyarınca onaylanan ve birden fazla ili kapsayan havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları kapsamında kalan büyükşehir belediyelerinde Bakanlığımızca onaylanmış olan havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planlarının kararlarına uygun olarak il çevre düz eni planı hazırlama ve onaylama yetkisi bulunmaktadır. 644 sayılı KHK kapsamında onaylanmış havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları kapsamında bulunmayan büyükşehirlerde ise il çevre düzeni planı hazırlama ve onaylama yetkisi ilgili büyükşehir belediyesindedir.

  • Belediyemizin belediye sınırları belirlenmiş, aynı zamanda mücavir alan sınırı belediye sınırı olarak kabul edilmiştir. Mücavir alanı yeniden belirlemeye gerek var mı?

     Belediye sınırlarının belirlenmesi sonrasında mücavir alanı yeniden belirlemek zorunluluğu bulunmamakla birlikte  ihtiyaç  ortaya çıkması halinde ilgili belediyesince mücavir alan  teklifi hazırlanarak 3194 sayılı Kanun kapsamında Bakanlığımıza  sunulabilir.

  • Düzenleme ortaklı payı nedir ve nerelerde kullanılır ?

    3194 Sayılı İmar Kanunun İmar Kanunun 18. Maddesindeki, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır.

    Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırkını geçemez.

    Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tâbi tutulan yerlerin ihtiyacı olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumları, yol, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, suyolu, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol gibi umumî hizmetlerden ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. …”hükümleri bulunmaktadır.

    Bu hükümlerde DOP’un tanımı ve nerelerde kullanılacağı açıklanmıştır.

  • Daha önce tespit edilen köy yerleşik alan sınırı yeniden tespit edilebilir mi? Köy yerleşik alanının yeniden tespiti yapılacaksa, yapılacak iş ve işlemler nelerdir?

    3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27’nci Maddesinin 5 ve 7’nci fıkraları;"........İhtiyaç duyulması hâlinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir." uyarınca köy yerleşik alan sınırı yeniden tespit edilebilir. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğin 43’üncü Maddesinde yer alan hususlara göre tespit  yapılması uygun görülmektedir. Bu çerçevede daha önce tespiti yapılmış köy yerleşik alanı içerisinde inşa edilmiş mevzuata uygun binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin 100 m dışından geçirilecek olan alan yeni köy yerleşik alanı olarak belirlenebilecektir

  • Kıyı alanlarına ilişkin planlar hangi idare tarafından onaylanır?

    644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. Maddesi (j) fıkrasında “Kıyı ve dolgu alanları ile bu alanların fonksiyonel ve fiziksel olarak devamı niteliğindeki geri sahalarına ilişkin her tür ve ölçekteki etüt, harita ve planları yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak ve bunların uygulanmasını sağlamak.” Bakanlığımız görev ve yetki alanı içerisindedir.

    Bununla birlikte, 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 13-A. Maddesi (c) fıkrasında uyarınca, Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görevleri arasında yer almakta olup anılan koruma statüsüne sahip alanlarda yer alan kıyı imar planları onaylama yetkisi Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğündedir.

    Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. (3194 sayılı İmar Kanunu Ek 3. Madde)

    2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında giren kıyı alanlarında (644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 13-A. Maddesi kapsamına giren alanlar hariç)  imar planları işlemleri 3621 sayılı Kıyı Kanununun 7. ve 10. maddesi ile 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7. maddesi kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yürütülür.

  • Kıyı içeren alanlarda hangi faaliyetlere cezai yaptırım uygulanır?

    1. Duvar, çift, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engel oluşturmak,

    2. İzinsiz veya izin şartlarına aykırı olarak kum, çakıl, vs. almak,

    3. Moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atık ve artık dökmek,

    4. Kıyıyı değiştirecek boyutta/kıyının doğal yapısını bozacak şekilde kazı yapmak, kum, çakıl, vs. almak,

    5. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapmak, Kanuna aykırı olarak doldurma ve kurutma yolu ile arazi kazanmak.

    gibi 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğine aykırı tüm uygulamalara mevzuatta tanımlanmış şekillerde işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

  • Kıyı kenar çizgisi değiştirilebilir mi? Belirlenmesinde hangi hususlara dikkat edilmektedir?

    Onaylı kıyı kenar çizgisinin hangi haller dışında değiştirilebileceği 3621 Sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte “MADDE 9.(Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) Onaylı kıyı kenar çizgileri; a) Kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi, b) Mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması, c) Kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması, ç)Yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi, d)Daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca belirlenmesi, halleri dışında değiştirilemez.” hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir.

  • Kıyı ve dolgu alanlarında kum çıkaran kişiler mevcut. Bunların şikâyetini nereye yapabiliriz?

    17.04.1990 tarih ve 20495 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanunun 6. Maddesinde; “Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz.

    Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez.

    Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez.

    13. Maddesinde  “Bu Kanun kapsamında kalan alanlardaki uygulamaların kontrolü; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, dışında ise valilikçe yürütülür. İlgili bakanlıkların teftiş ve kontrol yetkileri saklıdır.” ve 15. İlgili kanunlarda belirtilen makamların yetkileri saklı kalmak üzere, bu maddede belirtilen idarî yaptırımlara karar vermeye mahalli mülki amir yetkilidir.” hükümleri yer almaktadır.

    Ayrıca, 03.08.1990 tarih ve 20594 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 5. maddesinde; (Değişik: RG- 13/10/1992-21374) Kıyılardan kum, çakıl, vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılarda kıyıyı değiştirecek boyutta ve kıyının doğal yapısını bozacak nitelikte kazı yapılamaz. ……..hükmü yer almaktadır.

    Yukarıdaki açıklamalar kapsamında, kıyılarda ve doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlardan kum çekilmesine dair şikayetlerde ilgili Valiliğe (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) başvurulması gerekmektedir.

     

  • Onaylanan çevre düzeni planları ne kadar süre ile askıya çıkarılır?

    Onaylanan çevre düzeni planları Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 33.maddesi uyarınca 30 gün süreyle askıya çıkarılmaktadır.

  • Onaylanmış kıyı kenar çizgilerine itirazlar ne şekilde yapılmaktadır?

    Valilik Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca yapılan çalışmalar sonunda hazırlanan kıyı kenar çizgisi paftası Bakanlığa onay için gönderilir. Bakanlığın uygun görmesi halinde onaylanan kıyı kenar çizgisi 3621 sayılı Kıyı Kanununu Uygulama Yönetmeliğinin “MADDE 9: (Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) Yürürlüğe giren kıyı kenar çizgisi, belediye ve mücavir alan sınırlarıiçinde belediyelerce, bu sınırlar dışında valiliklerce tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süreyle ilan edilir. (Ek fıkra:RG-2/4/2013-28606) Kıyı kenar çizgisine, ilan süresi içinde kamu kurum ve kuruluşları ve ilgilileri itiraz edebilir. İtirazlar valiliğine yapılır. İtirazlar, Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Komisyonunca onbeş gün içinde incelenir. İnceleme sonuçlarını ve gerekçeli görüşlerini içeren komisyon raporu değerlendirilmek üzere Bakanlığa gönderilir. Bakanlık itirazı, komisyon raporunu da dikkate alarak inceleyip karara bağlar.” hükmü gereği itirazları değerlendirir ve karara bağlar.

  • Tüzel kişiliği kalkan belediyelerin mücavir alanlarının durumu nedir?

    Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tespit edilen  Adrese Dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına göre nüfusu 2.000’in altında kalıp da tüzel kişilikleri kaldırılarak köye dönüştürülen belediyelerin varsa mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkmaktadır.

    6360 sayılı Kanun’un Geçici 2’nci Maddesi’nin 5’inci fıkrası uyarınca köye dönüştürülen belediyelerden tüzel kişiliği sona ermeyen belediyeye mahalle olarak katılan belediyelerin varsa mücavir alanları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın katıldıkları belediyenin mücavir alanı sayılmaktadır.

    Ancak 6360 sayılı Kanun’un Geçici 2’nci Maddesi’nin 5’inci fıkrası uyarınca köye dönüştürülen belediyelerden başka il ya da ilçe mülki sınırındaki bir belediyeye katılım durumunda belediye sınırı ile birlikte mülki sınır değişmiş ise bir belediyenin başka bir il ve/veya ilçe sınırında mücaviri olamayacağından, başka bir il ve/veya ilçe sınırında kalan mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkmaktadır.
  • Altas Uygulaması

  • Atlas Uygulaması için kullanıcı adı ve şifre nasıl alabilirim?

    Güvenlik sebebi ile http://www.atlas.gov.tr/ adresi üzerinden kullanıcı kaydı yapılmamaktadır. atlas@csb.gov.tr adresine mail atarak iletişime geçilmesi gerekmektedir.

  • Atlas Uygulaması Nedir? Ne işe yarar?

    ATLAS Uygulamasına http://www.atlas.gov.tr adresinden ulaşılabilmektedir. ATLAS Uygulaması, Bakanlığımız bünyesinde çeşitli seviyelerde üretilen coğrafi verileri, web üzerinden 2 ve 3 boyutlu olarak sunabilen bir uygulamadır. İşbirliği Protokolleri kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait coğrafi veri servisleri de ATLAS uygulamasına katman olarak eklenebilmektedir.

    ATLAS Uygulaması ile ülkemize ait idari sınırlar, nüfus yoğunluğu, ulaşım, hidrografya, çevre düzeni planları, jeoloji, true ortofotolar gibi çok çeşitli veriler katman katman görüntülenebilmektedir.

  • Atlas Uygulamasında hangi verileri görebilirim?

    http://www.atlas.gov.tr/  adresine bağlanıldığında “Genel Kullanıcı Hakları” aktiftir ve sol menüde yer alan katmanlar, halka açık olan katmanlardır. Daha fazla katmana erişim için kullanıcı adı ve şifre ile giriş yapılması gerekmektedir. Bu konu ile ilgili olarak Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü ile iletişime geçilmesi gerekmektedir.

  • Atık Yönetimi

  • 2014 yılı beyanları için TABS ne zaman kullanıma açılacak?

    2014 yılına ait tehlikeli atık bildirimleri için sistem 01.01.2015 günü kullanıma açılacak olup, 3 ay süre ile açık tutulacaktır.

  • İşyeri kapatılmış veya geçici süre ile faaliyeti durdurulmuş olan firmaların da sisteme giriş yapılması gerekiyor mu?

    2014 yılı içerisinde bir süre çalışmış, kapatılmış veya faaliyeti bir süreliğine durdurulmuş olan firmalar, 2014 yılına ait tehlikeli atıkları var ise beyan etmek zorundadır.

  • İşyerinde bulunan, Tezgah kenarından çıkan kumaş kırpıntılarının (tehlikeli olmayan) "ATIK BEYAN FORMU" nda bildirilmesi gerekiyor mu? Eğer gerekmiyorsa Atık beyan formu boş olarak mı onaylanacak ne şekilde yapılması gerekiyor

    Tehlikeli ve Tehlikesiz Atık Üreticilerinin http://online.cevre.gov.tr adresini kullanarak girmesi gerekmektedir.

  • İlinde tıbbi atık işleme tesisi bulunmayan belediyeler sınırları içerisinden topladıkları tıbbi atıkları istedikleri tıbbi atık işleme tesisine gönderebilirler mi?

    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin 8’inci maddesi dördüncü fıkrası gereğince, tıbbi atık işleme tesislerinin bulunmadığı illerde belediyeler kendilerine uygun tıbbi atık işleme tesisi belirlemek zorundadır. Bu durumda; tıbbi atık işleme tesisinin bulunduğu ilin il müdürlüğünden onay alınması ve her iki ilin mahalli çevre kurulu tarafından olumlu karar alınması kaydıyla ilgili belediye ile sözleşme yapılması gerekmektedir.

     

  • İnert maden atıkları için özel bir yönetim var mıdır?

    İnert Maden Atıklarının Alan Islahı, Restorasyon, Dolgu Maksadıyla Kullanımı veya Depolanmasına İlişkin Genelge (2010/13) 27/08/2010 tarihinde yayımlanmıştır. Genelge ile özellikle II. Grup madenler (mermer, andezit, bazalt vb.) ve IV. Grup kil minerallerinin aranması, çıkarılması ve islenmesinden kaynaklanan inert nitelikli maden atıklarının yönetimi gerçekleştirilmektedir. İlgili genelge kapsamındaki madenlerden kaynaklanan atıklar Alan Islahı, Restorasyon, Dolgu Maksadıyla Kullanımı veya Depolanması gerçekleşmektedir.

  • Çevre lisansı almak isteyen işletmelerin ambalaj atığı yönetim planına dâhil olmaları bir zorunluluk mudur?

    2011 tarihli Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği ile çevre lisansı almak isteyen işletmelerin “ambalaj atığı yönetim planına uygunluk yazısı” zorunluluğu kaldırılmıştır. Bunun yerine “Ambalaj atığı Veri Giriş Sistemi İl Müdürlüğü Onay Yazısı” istenmektedir. Ambalaj atığı yönetim planı uygunluk yazısının istenmemesi ambalaj atığı toplama ayırma tesislerinin belediyelerde ayrı toplama çalışmalarını yürütmeyeceği anlamını taşımamaktadır. Belediyelerde yürütülen ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplama çalışmaları çevre lisanslı/geçici çalışma ambalaj atığı toplama ayırma tesisleriyle yürütülmesi bir zorunluluk olarak devam etmektedir.

  • Ahşap ambalaj malzemesinde belgeleme sorumluluğu var mıdır?

    24.08.2011 tarih ve 28035 sayılı Resmi Gazete ile yürürlüğe giren Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinde 2013 yılı itibarı ile ahşap ambalaj malzemesi için geri kazanım Hedefi getirilmiştir. Dolayısıyla 2013 yılından itibaren belgeleme sorumluluğu bulunmaktadır.

  • Alışveriş poşetleri ambalaj mıdır?

    Yönetmeliğin EK-1 inde ambalaj tanımına ilişkin örnekler verilmiştir. Bu örneklere göre alışveriş poşetleri ambalaj olarak tanımlanmamaktadır. Ancak, Yönetmelikte alışveriş poşetleri ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Ambalajlı ürünlerin satısını yapan 200 m2’denbüyük kapalı alana sahip satış noktaları, poşet kullanımını en aza indirecek tedbirleri almak ve yapılan çalışmaları Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine göndermekle yükümlüdürler.

  • Ambalaj atıklarımı ayrı olarak biriktiriyorum ancak belediye tarafından toplanmıyor, ne yapmalıyım?

    Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği kapsamında il, ilçe ve ilk kademe belediyeleri, ambalaj atıklarınızın ayrı toplanması konusunda yönetim planı hazırlamak ve atıklarınızı toplamak veya toplattırmak ile yükümlüdür. Belediyenizin bu yönde bir çalışması var ancak atıklarınız toplanmıyor ise belediyenize başvurarak hangi gün ve saatlerde mahallenizde atıkların toplandığına dair bilgi almanız gerekmektedir.

  • Ambalaj atıklarımı nasıl biriktireceğim? Biriktirdikten sonra ne yapacağım?

    Evde, işyerlerinizde, alışverişlerinizde kullandığınız ürünlerin ambalajlarını ayrı şekilde biriktirebilirsiniz. Evinizde iseniz ambalaj atıklarınızı, diğer çöplerinizden farklı olarak mavi renkteki çöp torbalarında biriktirmelisiniz. Apartman görevlisine bu şekilde teslim etmeniz geri dönüşümün ilk adımı olarak yeterli olacaktır. Ayrı olarak biriktirdiğiniz ambalajlarınızı ister belediyeniz tarafından temin edilmiş geri dönüşüm konteynerlerine de bırakabilir, iş yerinizde veya okulunuzda geri dönüşüm kutuları var ise bu noktalara da atıklarınızı atabilirsiniz. Bu konteynerler belediyeniz tarafından düzenli olarak toplatılmak zorundadır.

  • Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği kapsamında kod ve şifre alacak mıyım?

    Herhangi bir ambalaj üretimi yapılması, ambalajın ithal veya ihraç edilmesi, ürünlerin ambalajlı olarak satışa sunulması, fason üretim yapılması durumunda bulundukları ilin Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünden bildirim yapmak için kod numarası ve şifre alınması bir zorunluluktur.

  • Ömrünü tamamlamış araçlarla ilgili lisanslı kuruluş olmak istiyorum. Bilgi ve belgeler hakkında bilgi verebilir misiniz?

    Ömrünü tamamlamış araçlarla ile ilgili tesisin faaliyet göstereceği ilin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve Bakanlığımız ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ne gerekli başvuruların yapılması gerekmektedir.

  • Ömrünü tamamlamış lastiklerin yönetmelikteki kota uygulaması nasıldır?

    Ömrünü tamamlamış lastiklerin yönetiminde Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği Kota Uygulaması ve Sorumluluklar başlıklı 17 nci maddesi kapsamında bir yıl önceki piyasaya sürülen lastik tonajı hesaba alınarak bir sonraki yıl % 80 oranında ömrünü tamamlamış lastik toplanarak Bakanlığa bildirilmesi zorunludur.

  • Üretici olarak tehlikeli atık yönetimi için üzerime düşen yükümlülükler nelerdir?

    Atıkların üretilmesinden biriktirilmesine, geçici olarak depolanmasından nakliyesine, nakliyesinden bertaraf tesisine ulaşmasına kadar bütün süreçlerden müteselsilen sorumludur. Tehlikeli atıkların kontrolü Yönetmeliği Madde 9 ‘da belirtildiği üzere Atık üreticisi;

    - Atık üretimini en az düzeye indirecek şekilde gerekli tedbirleri almakla,
    - Atıkların insan sağlığı ve çevreye yönelik zararlı etkisini, bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak en aza düşürecek şekilde atık yönetimini sağlamakla, üç yıllık atık yönetim planını bu Yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihinden itibaren altı ay içinde hazırlayarak valilikten onay almakla,
    - Bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak, atıklarını tesislerinde geçici olarak depolaması
    durumunda valilikten izin almakla,
    - Ürettiği atıklarla ilgili kayıt tutmakla, atığını göndereceği çevre lisansı almış olan geri kazanım ya da bertaraf tesisinin istemiş olduğu uluslararası kabul görmüş standartlara uygun ambalajlama ve etiketleme yapmakla,
    - Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-IV’te (M) işareti ile bulunup EK-III B’de belirtilen özellikleri içermediği öne sürülen atıklar için bu atıkların tehlikeli olmadığını Bakanlıkça yetkilendirilmiş kurum/kuruluşlara ait laboratuvarlar ve/veya uluslararası kabul görmüş kuruluşlarca yapılan analizlerle Bakanlığa belgelemekle,
    - Atığın niteliğinin belirlenmesi için yapılan harcamaları karşılamakla,
    - Atık beyan formunu her yıl takip eden yılın en geç Mart ayı sonuna kadar bir önceki yıla ait bilgileri içerecek şekilde Bakanlıkça hazırlanan web tabanlı programı kullanarak doldurmak, onaylamak ve çıktısını almak ve beş yıl boyunca bir nüshasını saklamakla,
    - Atık depolanması veya bertarafının tesis dışında yapılması durumunda tasıma formunu doldurmak ve öngörülen prosedüre uymakla,
    - Atık taşımacılığında mevcut uluslararası standartlara uymakla,
    - Atığı bertaraf tesisinin kabul etmemesi durumunda taşıyıcıyı başka bir tesise göndermekle veya taşıyıcının atığı geri getirmesini ve bertarafını sağlamakla,
    - Atıklarını bu Yönetmelikteki esaslara uygun olarak kendi imkânları ile veya çevre lisansı almış atık bertaraf tesisinde gerekli harcamaları karşılayarak veya belediyelerle ya da gerçek ve tüzel kişilerle kurulacak ortak atık bertaraf tesislerinde bertaraf etmek veya ettirmekle,
    - Atıkların fabrika sınırları içinde tesis ve binalardan uzakta beton saha üzerine yerleştirilmiş sağlam, sızdırmaz, emniyetli ve uluslararası kabul görmüş standartlara uygun konteynırlar içerisinde geçici olarak muhafaza etmekle, konteynırların üzerinde tehlikeli atık ibaresine yer vermekle, depolanan maddenin miktarını ve depolama tarihini konteynırlar üzerinde belirtmekle, konteynırların hasar görmesi durumunda atıkları, aynı özellikleri taşıyan başka bir konteynıra aktarmakla, konteynırların devamlı kapalı kalmasını sağlamakla, atıklarını kimyasal reaksiyona girmeyecek şekilde geçici depolamakla,
    - Ayda bin kilograma kadar atık üreten üretici biriktirilen atık miktarı altı bin kilogramı geçmemek kaydı ile valilikten izin almaksızın atıklarını arazisinde en fazla yüz seksen gün geçici depolayabilir. Bu durumda herhangi bir tehlike halinde arazide önlem alabilmek için en az bir kişiyi görevlendirmekle ve bu kişinin iletişim bilgilerini valiliğe bildirmekle,
    - Bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak geri kazanım ve bertaraf tesislerine gönderilmeden önce kendi atıklarını gerekli önlemleri alarak fiziksel, kimyasal veya biyolojik işlemlerle zararsız hale getirmek, bakiye atık oluşuyor ise uygun şekilde çevre lisansı almış bertaraf ve geri kazanım tesisine götürmekle veya gönderilmesini sağlamakla,
    - Tesis içinde atıkların toplanması taşınması ve geçici depolanması gibi işlemlerden sorumlu olan çalışanların sağlığı ve emniyeti ile ilgili her türlü tedbiri almakla,
    - Kaza sonucu veya kasti olarak atıkların dökülmesi ve bunun gibi olaylar sunucu meydana gelen kirliliğin önlenmesi amacıyla, atığın türüne bağlı olarak olayın vuku bulduğu andan itibaren en geç bir ay içinde olay yerinin eski haline getirilmesi ve tüm harcamaların karşılanmasıyla,
    - Kaza sonucu veya kasti olarak atıkların dökülmesi ve bunun gibi olaylar vuku bulduğunda valiliği bilgilendirmek ve kaza tarihi, kaza yeri, atığın tipi ve miktarı, kaza sebebi, atık bertaraf işlemi ve kaza yerinin rehabilitasyonuna ilişkin bilgileri içeren raporu valiliğe sunmakla,
    - Faaliyetlerine yönelik inşaat ve işletme ruhsatı alınması aşamasında, tehlikeli atıklarının bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda bertarafının sağlanacağını belgelemekle yükümlüdür.

  • Aracımı hurdaya ayırmak istiyorum ne yapabilirim?

    M1, N1 kategorisindeki hurda araçlar için 81 ilde araç sahiplerinin rahatça ulaşabileceği, araçlarını teslim edebilecekleri ve hurdaya ayırabilecekleri Teslim Yerleri oluşturulmuştur. Bakanlığımız ve Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliği ile oluşturulan “ÖTA Veri Sistem” adlı çevrim içi veri paylaşım sistemi ile lisanslı tesislere teslim edilmeyen ömrünü tamamlamış araçların Emniyet Müdürlüğünce hurdaya ayrılması engellenmiştir. ÖTA teslim yerleri listesini http://www.csb.gov.tr/gm/cygm/ bağlantısından indirebilirsiniz.

  • Atığım var, tehlikeli mi değil mi bilmiyorum, ne yapmalıyım?

    a) Atık listesindeki kodlar ve (A) ve (M) işaretleri ne anlama gelir?
    Atık yönetimi genel esaslarına ilişkin yönetmeliğinin Ek-IV de (A) işareti ile gösterilen atıklar konsantrasyonuna bakılmaksızın tehlikeli atık sınıfına girerken aynı listede (M) işareti ile gösterilmiş atıklar EK-III B deki esik konsantrasyonları üzerinde bir değere sahipse muhtemel tehlikeli atıktır. Bu ayırımın yapılabilmesi için atığı temsil eden numuneleri EK-III B analizi konusunda Bakanlığımızca yetkilendirilmiş lisanslı bir akredite çevre laboratuvarında atık üreticisi tarafından analizinin yaptırılması gerekmektedir.

    Ayrıca doğal karakterleri ya da oluşmalarına neden olan aktiviteye bağlı olarak “Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliği’nin ekinde yer alan Ek-III A’daki özelliklerden bir veya bir kaçına sahip olmaları ve Ek-III B de verilen tehlikeli özellikleri göstermeleri durumunda tehlikeli atık olarak sınıflandırılır.

    b) Hangi atıklar tehlikelidir?
    MSDS (Malzeme güvenlik Bilgi Formu) raporuna göre H1 den H14 özellikleri gösteren atıklar tehlikeli olarak sınıflandırılır. Tehlikeli olduğu bilinen bazı atıklar: boya, vernik, yapıştırıcı, kozmetik atıkları, laboratuvar kimyasalları, kullanım süresi geçmiş ilaçlar, boya fosfat çamurları, bazı arıtma çamurları, flüoresan, kondansatör, x-ısını tüpleri, basınçlı kaplar, kartuş toner atıkları sayılabilir. Bununla birlikte, tehlikeli atıklar atık listesinde yıldız (*) ile işaretli atıklardır.

    c) Atığımı sınıflandırmayı bilmiyorum, atığıma nasıl kod vereceğim?
    Atıkları sınıflandırmada kullanılmak üzere Bakanlık web sitesinde Kılavuzlar bölümü altında “Atıkların Sınıflandırılması Kılavuzu” bulunmaktadır. Bu kılavuz kullanılarak atığınızı ne şekilde sınıflandıracağınıza ilişkin detaylı bilgi alabilirsiniz. İlave sorularınız için Bakanlığımıza resmi başvuruda bulunabilirsiniz.

    d) Çalıştığım alanda/sektörde hangi atıklar çıkıyor?
    Bakanlıkça yapılan sektörel çalışmalar neticesinde sektörel kılavuzlar hazırlanmıştır. Bu kılavuzlara Bakanlık web sitesinde yer alan Kılavuzlar bölümü altından erişebilirsiniz. Çalıştığınız alan/sektöre ilişkin kılavuz yer almıyor ise Bakanlıkla iletişime geçilebilir.
     

  • Atığın nakliyesini nasıl yapacağım?

    Taşıma işlemi ve bedeli atık üreticisine ait olup, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ne göre tehlikeli atık sınıfına giren atıklar, Atıkların Karayolunda Taşınmasına İlişkin Tebliğ doğrultusunda “Atık tasıma araç lisansı” olan araçlarla sevk edilmelidir. Tasıma sırasında aracın tehlikeli atık tasıma lisans belgesi, sürücü eğitim sertifikası, gönderilen her atık tipi için ayrı olmak üzere firmanın bulunduğu ilin Çevre ve Orman Müdürlüğünden atık üreticisi firma tarafından alınacak Ulusal Atık Tasıma Formu ve sevk irsaliyesi doldurularak atığı taşıyan araç ile Bertaraf/ geri kazanım tesisine gönderilecektir.

    a) Lisanslı Nakliyenin Normal Nakliyeden Farkı Nedir?

    Lisanlı araçlar tehlikeli atıkların taşınması için sızdırmazlık gibi özel önlemler alınmış ve Bakanlıktan lisanslanmış araçlardır. Yönetmeliğe göre Tehlikeli atıkların lisanslı araçla nakliyesi zorunludur. Normal nakliye araçlarıyla tehlikeli atık taşınmasına izin verilmemektedir.

    b) Lisansız Araçlarla Atık Gönderebilir Miyim?

    Atıkların Karayolunda Taşınmasına İlişkin Tebliğ doğrultusunda 50 kg’a kadar olan atıklar, lisanssız araçla nakliye edilebilmektedir.
     

  • Atık Üreticisi Tehlikeli Atık Beyan Sistemi (TABS)’ne nasıl giriş yapacak?

    Tehlikeli Atık Üreticilerinin http://online.cevre.gov.tr adresini kullanarak aldığı Kullanıcı Adı ve Parola kullanılarak aynı adresten TABS uygulaması seçilerek giriş yapılabilecektir.

  • Atık dönüşümü hakkında detaylı bilgi verebilir misiniz?

    Ülkemizin atık yönetim stratejisinin en önemli ilkelerinden birisi “atıkların geri kazanılması”dır. Başta Çevre Kanunu olmak üzere çevre mevzuatını oluşturan bütün hukuki düzenlemelerde atıkların tekrar kullanılması, materyal ve enerji olarak geri kazanılması öncelikli yönetim prensiplerinden birisi olarak ele alınmış; geri kazanım faaliyetleri teşvik edilmiş; geri kazanım tesislerinin teknik ve idari yeterliliklerinin arttırılması amacıyla kriterler oluşturulmuş ve bu kriterleri sağlayan tesisler lisanslandırılarak hem ekonomiye hem de çevreye katkıda bulunmaları sağlanmıştır.

    Ulusal mevzuatımız gereğince atık üretiminin kaçınılmaz olduğu durumlarda atıkların; yeniden kullanımı, geri dönüşümü ve ikincil hammadde elde etme amaçlı diğer işlemler ile geri kazanılması, enerji kaynağı olarak kullanılması veya bertaraf edilmesi esastır ve doğal kaynak ve enerji kullanımının azaltılmasına yönelik olarak geri kazanılmış ürünlerin kullanımının özendirilmesi esastır. Faaliyetler sonucu meydana gelen atıkların yönetimine ilişkin 02/04/2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Atık Yönetimi Yönetmeliği’nde yer alan hususlara uyulması gerekmektedir. Bu kapsamda, öncelikle mümkünse atık oluşturulmaması, atık oluşacak ise de en az atık oluşacak faaliyetlerin yapılması, atığın azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve geri kazanılması önceliklidir. Bertaraf etme yöntemi ise hiçbir şekilde geri kazanılamayan atıklar için uygun koşullar çerçevesinde kullanılmalıdır.

  • Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyalarımı (AEEE) nereye verebilirim?

    Kullandığınız elektrikli ve elektronik eşyalar atık haline geldiğinde bunları belediyelerin kuracakları atık getirme merkezlerine, üreticiler ve lisanslı isleme tesisleri tarafından kurulacak aktarma  merkezlerine veya yeni bir elektrikli ve elektronik eşya satın aldığınızda talep etmeniz halinde benzer özellikteki eski elektrikli ve elektronik eşya atığınızı elektrik ve elektronik eşya bayilerine veya  dağıtıcılarına hiçbir ücret ödemeden verebilirsiniz.

  • Atık ithalatı yapmak istiyorum. Ne yapmam gerekiyor?

    2872 sayılı Çevre Kanunu 13. Maddesi uyarınca tehlikeli atıkların ithalatı yasaktır. Diğer yandan, Ekonomi Bakanlığı bazı atıkların ithalatını yasaklayabilir veya kontrol altında tutabilir. İthalatı izne tabi atıklar ve yasak olan atıklara ilişkin iki adet Tebliğ bulunmaktadır;

    1) Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Metal Hurdaların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2015/23)
    2) Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2015/3)

    Bu tebliğler kapsamında ithalat yapmak isteyen sanayicilerin alması gereken belgelere ilişkin bilgi ve dokümanlara Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü web sayfasından ulaşılabilmektedir.
     

  • Atık kağıtları lisanslandırılmış kuruluşa değil de vatandaşlara yakacak olarak ücretsiz verebilir miyiz?

     Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde ambalaj atığı üreticileri, ambalaj atıklarını, bağlı bulundukları belediyenin ambalaj atıkları yönetim planına uygun olarak, diğer atıklardan ayrı biriktirmek ve belediyenin toplama sistemine vermekle yükümlüdür.

    02.04.2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazete ‘de Yayımlanarak Yürürlüğe giren Atık Yönetimi Yönetmeliği 5’inci Maddesi (ı) bendi “(Değişik:RG-23/3/2017-30016) Atıkların toplanması, taşınması, geri kazanılması ve/veya bertaraf edilmesi işlemleri, Bakanlık ve/veya il müdürlüğünden gerekli izin ve/veya çevre lisansı almış tesisler, üretici/yetkilendirilmiş kuruluşlar, atık taşımaya yetkili/lisanslı taşıyıcılar tarafından izinleri/lisansları kapsamında gerçekleştirilir. Atıkların bu firmalar/tesisler dışında üçüncü kişiler tarafından toplama, taşıma, geri kazanım ve/veya bertaraf faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi, diğer maddelerle ve yakıtlara karıştırılarak yakılması yasaktır.” hükmü kapsamında lisanlı tesisler dışında geri kazanım veya bertarafı uygun görülmemektedir.

  • Atık lastiğim var ne yapmalıyım?

    ÖTL (ömrünü tamamlamış lastik)’lerin geri kazanımı esastır. Lastik üreticileri lastik ömrünü uzatacak tedbirleri tasarım aşamasında alırlar. ÖTL’lerin ithalatı yasaktır. ÖTL’lerin hangi sebeple olursa olsun vadi veya çukurlarda dolgu malzemesi olarak kullanılması, katı atık depolama tesislerine kabulü ve depolanması, ısınmada kullanılması, gösteri ve benzeri fiilleri kapsayacak şekilde her ne amaçla olursa olsun yakılması yasaktır. Aksine hallerde bu Yönetmeliğin 25 inci maddesi hükümleri uygulanır. (Bu Yönetmeliğe aykırılık halinde 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 15 inci maddesi ile 20nci maddesinin birinci fıkrasının (g), (r) ve (s) bentleri ve aynı Kanunun 23 üncü maddesi doğrultusunda idari ve cezai yaptırımlar uygulanır.)

    a) Atık lastikler geçici depolanabilir mi, belli bir süresi var mıdır?
    - Lastik tamirhaneleri, kapamacılar, perakende satış noktaları, oto sanayi ve benzeri yerlerde ömrünü tamamlamış lastikler açık alanda biriktirilemez. Biriktirme yerlerinde yangına ve sivrisinek, fare gibi zararlıların üremesine karsı önlem alınır. ÖTL’ler yetkili taşıyıcılara teslim edilinceye kadar en fazla altmış (60) gün bu yerlerde muhafaza edilebilir.
    - ÖTL üreticisi, aracının lastiklerini değiştirdiğinde eski lastiklerini, lastik dağıtımını ve satısını yapan işletmelere veya yetkili taşıyıcılara teslim eder.
    - ÖTL’ler yetkili taşıyıcılara bedelsiz olarak teslim edilir. Yetkisiz kuruluş ve kişilerin taşıma yapması yasaktır.
    - Yarış pistleri, çocuk oyun alanları, karting pistleri ve benzeri alanlarda çarpma bariyeri olarak kullanılan ÖTL’lerin bertarafı, bu yerleri işletenler tarafından sağlanır.
    - ÖTL’lerin yarattığı çevresel kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı, lastik üreticileri, ÖTL üreticileri, taşıyıcılar, geçici depolama alanı işletmecileri, geri kazanım ve bitarafılar kusur şartı aranmaksızın müteselsilden sorumludurlar.
    - Ömrünü tamamlamış taşıt söküm tesislerini işletenler, ortaya çıkan ÖTL’lerin bu Yönetmelik kapsamında geri kazanımını veya bertarafını sağlarlar veya sağlatırlar.
    - ÖTL’lerden kaynaklanan her türlü çevresel zararın giderilmesi için yapılan harcamalar, kirleten öder prensibine göre karşılanır. Ortaya çıkan ÖTL’lerin bertarafından sorumlu gerçek ve tüzel kişilerin çevresel zararı durdurmak, gidermek ve azaltmak için gerekli önlemleri almaması veya bu önlemlerin yetkili makamlarca doğrudan alınması nedeniyle kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan gerekli harcamalar 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ÖTL’lerin yönetiminden sorumlu olanlardan tahsil edilir. Ancak, kirletenlerin ödeme yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, kirlenmenin önlenmesi ve sınırlanması konusunda her türlü tedbiri aldıklarını ispat etmeleri gerekir.

    b) Lastik üreticisinin yükümlülükleri nelerdir?
    - Ömrü tamamlanmış lastiklerin kontrolü Yönetmeliği MADDE 9 a göre Lastik üreticileri;
    - Üretimde çevre kirlenmesini ve enerji tüketimini azaltıcı önlemler almakla,
    - Bu Yönetmeliğin 18 inci maddesine göre EK-2’de yer alan kota müracaat formunu doldurarak, her yıl mart ayı sonuna kadar Bakanlığa kota müracaatında bulunmakla,
    - Lastik kullanımı ve ÖTL’lerin düzenli toplanması konusunda tüketicinin bilgilendirilmesi için gerekli çalışmaları yapmakla, toplama faaliyetlerine kamuoyunun katılımının arttırılması için lastik tüketicilerinin yükümlülüklerini de içeren dokümanları ve uyarı işaretlerini lastik satış ve değiştirme noktalarında bulundurmakla,
    - Geri kazanılması mümkün olmayan ÖTL’leri bu Yönetmeliğin 24 üncü maddesi doğrultusunda bertaraf ettirmekle, yükümlüdür.

  • Atık pillerimi nereye verebilirim?

    Atık pillerin kaynakta ayrı toplanması konusunda Bakanlığımız tarafından yetkilendirilen ve Türkiye’de atık pil konusunda tek yetkili kuruluş olan Taşınabilir Pil Üreticileri ve İthalatçıları Derneği (TAP) 2004 yılından beri atık pil toplama çalışmalarını Bakanlığımız koordinasyonunda yürütmektedir. http://www.tap.org.tr/atik_pil_toplama_noktalari_nerede-123.html adresinden size en yakın pil toplama noktasını bulabilirsiniz. PTT Şubeleri, okullar, üniversiteler, organize sanayi bölgeleri, muhtarlıklar, camiler, marketlerde (BİM, TESCO, KİPA, CARREFOUR, MİGROS, METRO GROSMARKET, TEKNOSA, KOÇTAS, PRAKTİKER gibi) atık pil toplama noktaları bulunmaktadır.

  • Atık yağım var ne yapmalıyım?

    3 tane yöntem vardır.

    Bertaraf: Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin Ek–2 sinde yer alan işlemlerden herhangi birisi yapabilir.(D1-D15 arası işlemler: derine enjeksiyon, yüzey doldurma, düzenli depolama, yakma) Enerji Geri Kazanımı: Atık yağların mevcut yakıta ilave edilerek lisanslı tesislerde enerji amaçlı kullanımını yapılabilir.


    Geçici depolama: Atık yağların üreticileri tarafından faaliyet sahası içinde geçici olarak muhafaza edilme işlemini veya yağ üreticisi tarafından atık yağ üreticisi ile birlikte atık yağların toplanması amacıyla perakende satış ve/veya yağ değiştirme yerlerinde geçici muhafaza etme işlemini yapabilir.


    a) Atık yağ üreticisinin yapması gerekenler nelerdir?


    Atık yağ üretimini en az düzeye indirecek şekilde gerekli tedbirleri almakla, Atık yağ analizlerini 15inci maddeye uygun olarak yapmak veya yaptırmakla, atık yağları kategorilerine göre ayrı ayrı 18nci maddede belirtilen şekilde geçici depolamakla,
    Tesisten kaynaklanan farklı kategorideki atık yağları birbirleriyle, PCB ve diğer tehlikeli atıklarla karıştırmamakla, tehlikeli atıkla kirlenmiş yağların bertaraf için Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uymakla,
     Atık yağların lisans almış taşıyıcılar vasıtasıyla lisanslı isleme ve bertaraf tesislerine gönderilmesini sağlamakla,
    Atık yağların tesis dışına taşınması durumunda Ulusal Atık Tasıma Formunu doldurmakla, Yönetmeliğin 26’ncı maddesine göre kayıt tutmakla ve EK-2’de yer alan Atık yağ Beyan Formunu doldurarak takip eden bir sonraki yılın Şubat ayı sonuna kadar il çevre ve orman müdürlüğüne göndermekle,
    Atık yağların taşınmasında üretici ile isleme veya bertaraf tesisi işletmecisi arasında “uyuşmazlık çıkması halinde”, bu uyuşmazlık giderilemezse on beş gün içinde uyuşmazlığı il çevre ve orman müdürlüğüne ve Bakanlığa bildirmekle, bu süre içinde uyuşmazlığa konu olan atık yağları kendi depolarında muhafaza altına almakla


    b) Atık yağ kategorileri nelerdir?


    Atık yağların kontrolü Yönetmeliği Ek–1 e göre atık yağ kategorileri ve müsaade edilen kirletici parametre sınır değerleri I. Kategori Atık Yağ: Bu kategoride yer alan atık yağlardaki PCB, toplam halojen ve ağır metal gibi kirleticiler sınır değerlerin altındadır. Bu kategorideki atık yağların öncelikle “rejenerasyon ve rafinasyon yolu” ile geri kazanımlarının sağlanması gerekmektedir. Bu kategorideki yağlar 21’nci maddede belirtilen koşullar nedeniyle “enerji geri kazanımı” amacıyla kullanılabilir.

    II. Kategori Atık Yağ: Bu kategorideki atık yağlar Bakanlıktan lisans almış tesislerde enerji geri kazanımı amacıyla kullanıma uygun atık yaglardır. Ancak klorür, toplam halojen ve PCB parametreleri asılmayan endüstriyel atık yağların rejenerasyon ve rafinasyon yoluyla geri kazanımı mümkündür.

    III. Kategori Atık Yağ: Bu kategoride yer alan atık yağlardaki ağır metaller aşağıdaki tabloda verilen sınır değerlerin üzerindedir. Klorür ile toplam halojenler 2000 ppm’in, PCB ise 50 ppm’in üzerindedir. Rejenerasyon ve rafinasyona uygun olmayan, yakıt olarak kullanılması insan ve çevre sağlığı açısından risk yaratan ve lisanslı tehlikeli atık yakma tesislerinde yakılarak zararsız hale getirilmesi gereken atık yağlardır.
     

  • Atık yağlar, Atık Pil ve Akümülatör ve Bitkisel Atık Yağlar için bu sistem kullanılacak mı?

    Akü satış noktaları ve akü geçici depolama alanları hariç olmak üzere, atık pil ve aküler, atık yağlar ve kullanılmış kızartmalık yağlar beyan edilecektir.

  • Atıkları yurtdışına göndermek yasal mı?

    Atıkların yurtdışına ihracının kuralları Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nce belirlenmiştir, yani yasaldır.

  • Atıklarımızı depolamak için herhangi bir prosedür var mı? Ne yapmamız gerekiyor?

    Atık üreticileri tarafından üretilen atıkların yönetimine ilişkin hususlar atık türü özelinde farklılık göstermekle birlikte, mevzuatımızda farklı atıklar için farklı depolama koşulları yer almaktadır. Bu çerçevede atıkların geçici depolamasına ilişkin olarak ilgili atığın yönetimine esas mevzuatın incelenmesi ve teknik şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. 

    Ayrıca, 02.04.2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazete ‘de Yayımlanarak Yürürlüğe giren Atık Yönetimi Yönetmeliği’nin “Geçici Depolama” başlıklı 13. Maddesine doğrultusunda gerekli fiziki şartların sağlanması gerekmektedir. Bununla birlikte, Belediye atıklarının depolanmasında, 26/3/2010 tarihli ve 27533 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelikte yer alan hususlara uyulması gerekmektedir. 

     

  • Belediyeler ambalaj atıkları elektronik yazılım programı için kod numarası ve şifrelerini nasıl alacaklar?

    Belediye tarafından http://online.cevre.gov.tr adresinden kullanıcı kodu ve şifre için bilgi girişinde bulunulması, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünden yazılı olarak kullanıcı kodu ve şifre talep etmesi gerekmektedir.

  • Belediyemizden geri dönüşüm kumbaralarından apartmanımıza, mahallemize, okulumuza istiyoruz, ne yapmalıyız?

    Tüm geri dönüşüm kumbara taleplerinizi öncelikle belediyenize bildirmelisiniz. Belediyelerin hazırlamış oldu ambalaj atık yönetim planları kapsamında kumbaralar yerleştirilmektedir.

  • Belgeleme muafiyeti her ambalaj türü için ayrı ayrı 3000 kg sınırını sağlamalı mıdır?

    Piyasaya süren işletmeler farklı ambalaj malzemeleri kullanmaktadırlar. Piyasaya sürülen malzeme cinsine bakılmaksızın toplam ambalaj miktarı esas alınmaktadır. Ancak, ihraç edilen, ahşap ve tekstil ambalaj atıklarının toplama hedefi bulunmadığından, bu ambalajlar toplam miktara dâhil edilmemektedir. Elektronik yazılım programı da bu kapsamda hesaplama yapmakta ve muaf olarak göstermektedir.

  • Belgeleme sorumluluğumu yerine getirmek için lisanslı veya geçici çalışma izni olan toplama ayırma tesisleri ile anlaşabilir miyim?

    2012 yılı itibarıyla ürününü ambalajlı olarak piyasa sürenler belgeleme sorumluluğunu yerine getirmek için depozito uygulaması, belediyeler ile sözleşme yapmak ve/veya yetkilendirilmiş kuruluşa üye olma yöntemlerinde birini tercih etmelidirler. Piyasaya süren işletmeler tarafından doğrudan toplama ayırma tesisleri ile belgeleme sözleşmesi yapılamazlar.

  • Belgelendirmeler “atık ambalaj sistemine” nasıl bildirilecektir?

    Belgelendirme faaliyeti elektronik yazılım programı üzerinden gerçekleştirilmektedir.

  • Bitkisel atık yağları nereye verebilirim?

    Yağı kesinlikle lavaboya dökmüyoruz. Lavabo ve kanalizasyon borularının tıkanmasına neden olur, atık sular eristikleri deniz ve nehirlerde suyun hava almasını engelleyecek yağ filmi ile suyun yüzeyinin kaplanmasına neden olur. Bu balıkların ölmesine neden olur. Ayrıca su ortamındaki balıkların avlandıktan sonra yenirken tadını bozar. Atık su arıtma tesisinde yağın giderilmesi biraz daha güçtür. Dolayısıyla, atık yağlarımızı katiyetle lavabodan dökmüyoruz. Bunu toplayan kuruluşlara veriyoruz. Toplayan firmalar bu yağlardan biyodizel elde ediyorlar. Bu yolla petrol kaynaklarımızın kısmen korunmasını sağlıyoruz ve atmosferik ısınması da engellemiş oluyoruz. Atık yağ toplayan firmalar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yetkilendiriliyor. Lisanslı geri kazanım tesislerin listesini http://www.csb.gov.tr/gm/ced/ bağlantısından indirebilirsiniz. Size en yakın olan kuruluşla temasa geçip, atık yağlarınızı vermek için organizasyona dahil olabilirsiniz.

  • Bitkisel atık yağları verebileceğimiz bir firmanın adres ve telefon bilgilerini verebilir misiniz? Bulunduğumuz şehirde yoksa yakın şehirde bir firma da olabilir mi?

    Bakanlığımız ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü web sayfası üzerinden http://www.csb.gov.tr/gm/ced/index.php?Sayfa=sayfaicerikhtml&IcId=664&detId=663&ustId=664 linkinden ulaşılabilir. Mümkün olduğunca bulunduğu şehirde Bitkisel Atık Yağların teslim edilmesi, yok ise diğer yakın şehirlerdeki lisanslı tesislere teslim edilmesi gerekmektedir.

  • Doldurulan formlar İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüklerine posta ile gönderilecek mi?

    Sistem girişleri Bakanlığımız ve İl Müdürlüklerince anında görüntülenebildiği için posta yolu ile herhangi bir belge gönderilmesi gerekmemektedir. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri sisteme giriş yapan veya 3 aylık süre sonunda hala giriş yapmayan firmaları sistem üzerinden takip edebilmektedirler. Ancak, atık üreticisi beyan işlemini bitirdikten sonra “beyan bilgilerini” yazdırmak ve bu belgeyi beş yıl süre ile saklamak zorundadır. Bakanlığımızca yapılacak denetimlerde bu nüsha ibraz edilmek zorundadır.

  • Elektronik atığım var, ne yapmalıyım?

    a.) Elektronik kaynaklı atıklarda genel ilkeler nelerdir?

    Elektrikli ve elektronik eşyaların üretiminden nihai bertarafına kadar çevre ve insan sağlığının korunması amacıyla elektrikli ve elektronik eşyalarda bazı zararlı maddelerin kullanımının sınırlandırılması, bu sınırlandırmalardan muaf tutulacak uygulamaların belirlenmesiyle beraber elektrikli ve elektronik eşya atıklarının toplanması, islenmesi, geri kazanımı ve bertarafı üretici sorumluluğu altında gerçekleştirilecektir. Elektrikli ve elektronik eşyalarda bazı zararlı maddelerin kullanımının sınırlandırılmasına dair yönetmeliğindeki MADDE 5e göre Elektrikli ve elektronik eşyalarda bazı zararlı maddelerin kullanımının sınırlandırılmasına ilişkin ilkeler şunlardır:
    İthal veya imal yoluyla piyasaya sürülen elektrikli ve elektronik esyalarda kursun (Pb), cıva (Hg), artı altı değerlikli krom (Cr6+), polibromürlü bifeniller (PBB) ve polibromürlü difenil eterler (PBDE) ile kadmiyumun (Cd) bulunması yasaktır.

    b. ) Atık Elektrikli ve elektronik eşyalarda Üreticilerin yükümlülükleri neleridir?

    Elektrikli ve elektronik eşyalarda bazı zararlı maddelerin kullanımının sınırlandırılmasına dair Yönetmeliğindeki  MADDE 7'e göre Üreticiler;

    Piyasaya sürdükleri elektrikli ve elektronik eşyalarda 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine uymakla, Piyasaya sürdükleri ürünlerin bu Yönetmelikte belirtilen teknik kriterleri sağladığını gösteren bilgi ve belgeleri ürünün piyasaya sunulusundan itibaren beş yıl süreyle muhafaza etmekle,
    Her yıl Şubat ayı sonuna kadar EK-3’te yer alan uygunluk beyan formunu doldurarak Bakanlığa vermekle,
    İthal edilecek elektrikli ve elektronik esyalar için 8 inci maddeye uymakla,
    Ürün bilgisi açıklamalarında "EEE Yönetmeliğine Uygundur." ibaresine yer vermekle
    Yükümlüdür.

    c.) Elektrikli ve elektronik eşya kategorileri nelerdir?

    1. Büyük ev eşyaları
    2. Küçük ev aletleri
    3. Bilişim ve telekomünikasyon ekipmanları
    4. Tüketici ekipmanları
    5. Aydınlatma ekipmanları
    6. Elektrikli ve elektronik aletler (büyük ve sabit sanayi aletleri hariç olmak üzere)
    7. Oyuncaklar, eğlence ve spor aletleri
    8. Tıbbî cihazlar (*)
    9. İzleme ve kontrol aletleri(*)
    10. Otomatlar

    Kullandığınız bu ürünler atık haline geldiğinde bunları belediyelerin kuracakları atık getirme merkezlerine, üreticiler ve lisanslı isleme tesisleri tarafından kurulacak aktarma merkezlerine veya yeni bir elektrikli ve elektronik eşya satın aldığınızda talep etmeniz halinde elektrik ve elektronik eşya dağıtıcılarına hiçbir ücret ödemeden verebilirsiniz.

  • Etiketlemeyi nasıl yapacağım?

    Her atık ambalajı, içindeki atık ile ilgili tüm bilgileri içeren atık etiketi ve Tehlikeli Kimyasallar Yönetmeliği Ek-4’de belirtilen tehlikeli atık işaretleri ile etiketlenmelidir. Atık Etiketi üzerindeki atık tanımı ile Ulusal Atık Tasıma Formu üzerindeki atık tanımı aynı olmalıdır. Atık Etiketi örneği web sayfamızdan temin edilebilir.

  • Geri dönüşüm için ömrünü tamamlamış lastikleri nereye verebiliriz?

    Bakanlığımızdan lisanslı Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Kazanım tesislerine verilebilir. Bu tesislere Bakanlığımız ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü web sayfası                 üzerinden http://www.csb.gov.tr/gm/ced/index.php?Sayfa=sayfaicerikhtml&IcId=664&detId=663&ustId=664  linkinden ulaşılabilir.

  • Geri dönüşüm kutularını nereden nasıl temin edebiliriz?

     Atık pil toplama ile ilgili olarak Taşınabilir Pil Üreticileri Derneği’nden talep edilerek temin edilebilir. Bitkisel Atık Yağ Toplama Bidonu Bitkisel Atık Yağ toplamakla yetkili toplayıcılardan temin edilebilir. Öte yandan, ambalaj atıklarının geri dönüşümüne ilişkin ekipmanları ise Belediyelerin hazırlamış olduğu yönetim plânları kapsamında ilgili Belediye ile irtibata geçilerek temin edilebilir. 

  • Hangi evrakları dosyalayacağım, hangilerini kaydedeceğim?

    Atık üreticisi Atık beyan formunu her yıl takip eden yılın en geç Mart ayı sonuna kadar bir önceki yıla ait bilgileri içerecek şekilde Bakanlıkça hazırlanan web tabanlı programı kullanarak doldurmak, onaylamak ve çıktısını almak ve beş yıl boyunca bir nüshasını saklamakla yükümlüdür.

    Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisleri ise İşletme planlarını her yıl Bakanlığa sunmakla ve gönderilen ve alınan tüm tasıma formları (UATF)üç yıl süre ile saklanmak ve denetimlerde yetkili idarelerce istendiğinde hazır bulundurmak zorundadırlar.

  • Hasta altbezleri tıbbi atık mıdır?

    Sağlık kuruluşlarında oluşan enfeksiyonu önlemek amacı ile toplanmaları ve bertarafı özel işleme tabi olmayan; sargılar, vücut alçıları, tek kullanımlık giysiler, alt bezleri, vb. atıklar tehlikesiz atıktır. Bahsi geçen atıkların kontaminasyon sonucu enfeksiyon yapıcı atık olmaları durumunda 180103* atık kodu verilerek tıbbi atık olarak yönetilmesi aksi halde 180104 atık kodu ile tehlikesiz atık olarak yönetilmesi uygun görülmektedir.

  • Hastaneler tıbbi atık sterilizasyon veya yakma tesisi kurabilirler mi?

     Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinde; tıbbi atıkların bertaraf edildiği veya sterilizasyon işlemine tabi tutulduğu tesisler “tıbbi atık işleme tesisi” olarak tanımlanmaktadır. Yönetmeliğin 5’inci maddesi ikinci fıkrasına göre; sağlık kuruluşları, münferit tıbbi atık işleme tesisi kuramaz ve işletemez.

  • Kantin işletiyorum, atıklarımızı Lisanslandırılmış Ambalaj Atık Toplama Şirketine vermek zorunda mıyız? Vermediğimizde ceza alır mıyız? Lisans almayan vatandaş ambalaj atıklarını toplayıp lisanslı kuruluşa verir ise cezai işlem ya

     Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği çerçevesinde ambalaj atığı üreticileri, ambalaj atıklarını, bağlı bulundukları belediyenin ambalaj atıkları yönetim planına uygun olarak, diğer atıklardan ayrı biriktirmek ve belediyenin toplama sistemine vermekle yükümlüdür. Ayrıca, ambalaj atıklarının toplanması ayrılması, geri dönüşümü ve geri kazanımı amacıyla faaliyet gösteren veya göstermek isteyen gerçek ve/veya tüzel kişiler çevre lisansı almak zorundadırlar. Bununla birlikte, Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 2872 sayılı Kanunda öngörülen müeyyideler uygulanır.

  • Kod numarası ve şifremi yeni aldım hangi yıllara ait olan bildirimleri doldurmam gerek?

    Ambalaj Elektronik Yazılım Programına kaybolunan yıl dahil olmak üzere bildirimde bulunmadığı yıllarımda kapsayacak şekilde doldurmak ve o yıllara ait belgeleme sorumluluğunu yerine getirmek yükümlülüğü yer almaktadır.

  • Kullanıcı adı ve parolası bulunmayan firmalar ne yapacak?

    Kullanıcı adı ve Parolası bulunmayan firmalar http://online.cevre.gov.tr adresinden çevrimiçi başvuru yaparak kullanıcı adı ve şifresi temin edecektir. Firmaya bağlı tesislerin tanımlanması kullanıcı adı ve parolaların belirlenmesi çevrimiçi sistemde yapılacaktır. Buna ilişkin kullanım kılavuzları aynı web adresinde yayınlanmaktadır.

  • Lisanslı geri dönüşüm firması olarak Kamu kurumlarının ambalaj atıklarını almak istiyorum; fakat benden para talep ediliyor, ayrıca bana değil de lisanssız firmalara ambalaj atıkları veriliyor. Bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?

    Danıştay 14. Dairesinin 2011/16069 esasına kayden açılan davada Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendi ile 23’üncü maddesinin 3, 4, 5 ve 6’ncı fıkralarında yer alan “bedelsiz şartı aranmaksızın” ibaresinin iptal kararı verilmiş olup, temyiz sonucunda yeni bir karar verilinceye kadar, karar icaplarına uygun olarak organize sanayi bölgeleri yönetimleri, organize sanayi bölgeleri bünyesinde yer alan sanayi işletmeleri ve diğer sanayi işletmeleri, getirme merkezi oluşturan satış noktaları ve alışveriş merkezleri, belediyenin yönetim sistemi dışında kalan sivil hava ulaşımına açık hava alanları ile bu hava alanları bünyesinde yer alan tüm tesisler, belediye mücavir alan sınırları dışında kalan ambalaj atığı üreticilerinin ambalaj atıklarını belediyenin toplama sistemine veya lisanslı/geçici faaliyet belgeli toplama/ayırma tesisine bedelsiz olarak vermesinin sağlanması gerekmektedir.

    Öte yandan, ambalaj atıklarının toplanması ayrılması, geri dönüşümü ve geri kazanımı amacıyla faaliyet gösteren veya göstermek isteyen gerçek ve/veya tüzel kişiler çevre lisansı almak zorundadırlar. Bununla birlikte, Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 2872 sayılı Kanunda öngörülen müeyyideler uygulanır.

  • Müracaat formlarını nasıl göndermeliyim?

    Ambalaj bildirimlerini içeren müracaat formları il müdürlüklerimizden alınan kod ve şifreler ile elektronik yazılım programı üzerinden her yıl şubat ayı sonuna kadar, bir önceki yılın satış rakamlarını içerecek şekilde gönderilmesi gerekmektedir. Bildirimleri posta ile gönderilmesine gerek yoktur.

  • Maden atıklarına yönelik özel bir mevzuat ne zaman çıkacaktır?

    Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali İşbirliği (IPA-1) kapsamında “Maden Atıkları Direktifi’nin (2006/21/AT) ülkemiz mevzuatına aktarılması için Bakanlığımız koordinesinde Enerji ve Tabi kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) ve Maden Teknik Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ile Twinning (Eşleştirme), Teknik Yardım ve Tedarik bileşenlerinden oluşan proje 2010 yılında başlatılmıştır. Söz konusu projenin eşleştirme bileşeni tamamlanmış olup, maden atıklarına özgü ülkemiz gerçeklerine uygun maden atıkları mevzuatı 2015 yılı 3. Çeyreğinde kazandırılacaktır

  • Maden atıklarının depolandığı tesisleri için lisans alınması gerekli midir?

    Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik gereğince Çevresel Etki Değerlendirme, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğüne başvurularak önce GFB (Geçici Faaliyet Belgesi) sonra Lisans alınması zorunludur.

  • Maden atıklarının hangi sınıf düzenli depolama tesisinde depolanmaktadır?

    Maden atıkları eluat analizi yapılarak Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik Ek- 2’de verilen limit değerlerine göre I. Sınıf, II Sınıf ve III. Sınıf depolama tesislerinde depolanabilmektedir.

  • Maden atıklarının yönetimi hangi mevzuat kapsamında değerlendirilmektedir?

    Maden atıkları yönetimi ilgili mevzuat yürürlüğe girene kadar bu atıklar ile ilgili işlemler Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik (ADDY) ve genelgeler kapsamında değerlendirilmektedir.

  • Metal ambalaj atıkları için belgelendirme yükümlülüğünde lisans şartı var mıdır?

    Metal ambalaj olarak çelik/teneke ve alüminyum ambalajlar kullanılmaktadır. Metal ambalaj atıklarının belgelendirilebilmesi için 31.12.2014 tarihine kadar metal ambalaj atıklarında lisans/geçici faaliyet belgeli olma sartı aranmamaktadır. 01.01.2015 tarihinden itibaren metal ambalaj atıklarının belgelendirmesinin yapılabilmesi için lisanslı geri dönüşüm tesisine gitmesi gerekmektedir.

  • Metal, karton atık, bitkisel atık yağ üzerine çalışmak istiyorum. Başvuru için gereken belgeler nelerdir ve ücretli midir?

     Atıkların toplanması, geri dönüşümü, geri kazanımı vb. hususlarda faaliyet gösterecek işletmeler, ilgili Lisans konusuna göre Çevre izin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında yer alan belgeleri Bakanlığımıza sunmalıdır. 

  • Nasıl geri dönüşüm yapılır?

    Her birey ihtiyaçlarını karşılamak üzere her gün birçok farklı ürün satın alır. Alınan bu.ürünler çoğu zaman, daha sağlıklı ve korunaklı muhafaza edilmek üzere ambalajlanmaktadır. Ambalaj atıklarını, diger atıklardan ayrı sekilde biriktirmek sureti ile tekrar geri dönüsüme sevk edilebiliriz. Satın aldıgımız ürünlerin ambalajlarını evlerimizde ayrı birer torbada biriktirerek, ilk adımı atmıs oluruz. Biriktirdigimiz ambalaj atıklarını, evimize en yakın ambalaj atığı  konteynerine atarak geri dönüşümü başlatırız. Eger oturduğunuz belediye sınırları içerisinde ambalaj atığı konteyneri yoksa belediyenize bu konuda başvurmalısınız.

  • Notifikasyon (Ön Bildirim) nedir?

    Notifikasyon atığın yurtdışına ihracı için gereken izin belgesidir. Bu belge atığın ihraç edilmesi sürecinde gerekli olup atığı üreten firma bilgileri, bertaraf edici firma bilgileri, taşıyıcı firma bilgileri, atığın hangi gümrüklerden giriş çıkış yapacağı, ithalatçı ve ihracatçı ülkelerin ve varsa transit geçilecek olan ülkelerin onayları gibi izinleri kapsar. Ayrıca atığın miktarı ve kaç seferde sevk edileceği bu belgede bildirilir. Notifikasyon onayı tek seferlik çıkartılabileceği gibi yıllık olarak ta çıkartılabilmektedir. Notifikasyon formu Tehlikeli atıkların kontrolü Yönetmeliği Ek 10- da yer almaktadır.

  • Patolojik atıklar sterilizasyon tesisine gönderilebilir mi?

    Herhangi bir kimyasalla muamele görmüş patolojik atıkların yakılarak bertaraf edilmesi zorunludur. Sterilizasyon işlemine tabi tutulacak atıklar içinde herhangi bir kimyasalla muamele görmüş patolojik atıklar bulunamaz. Sağlık kuruluşları, herhangi bir kimyasalla muamele görmüş patolojik atıkları diğer tıbbi atıklardan ayrı toplamakla yükümlüdürler. Bu amaçla, Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinde tanımlanan kırmızı renkli plastik biriktirme kapları kullanılır. Herhangi bir kimyasalla muamele görmemiş kan torbaları ve kan yedekleri dâhil vücut parçaları ve organları ise yine Yönetmelikte tanımlanan kırmızı renkli plastik tıbbi atık torbalarında toplanabilir ve diğer enfeksiyon yapıcı atıklar gibi sterilizasyona tabi tutularak bertaraf edilebilirler.

  • Pil ve Akümülatör atığım var ne yapmalıyım?

    a) Atık pillerin geçici depolanması ve taşınması nasıl gerçekleşir?

    Atık pil ve akümülatörün kontrolü yönetmeliği Madde 15te belirtildiği gibi Atık akümülatörlerin toplandıkları yerden geçici depolama veya bertaraf tesislerine karayolu ile taşınması, Valilikten tasıma lisansı almış gerçek ve tüzel kişilerce, atık türüne göre uygun araçla yapılır.

    Atık pil taşıyacak araç ve firmalar için lisans alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, atık pillerin kapalı kasalı kamyonetlere yerleştirilmiş asgari 210 litrelik HDPE fıçılarda taşınması zorunludur. Atık pil ve atık akümülatör taşıyacak araçların renginin kırmızı olması, araçların üzerinde atık pil ve akümülatörlerin toplandığına dair 20 metre uzaktan görülebilecek şekilde bu Yönetmeliğin 1 no’lu ekinde yer alan amblem bulunması, ayrıca araç kasalarının her iki yüzüne de atık piller için “Atık Pil Tasıma Aracı”, atık akümülatörler için ise “Atık Akümülatör Tasıma Aracı” yazılması zorunludur.

    b) Atık Pil Tasıma Araçlarında tasıma formu bulundurmak gerekir mi?

    Atık pil ve akümülatörün kontrolü yönetmeliği Madde 16ya göre Atık pil ve akümülatörlerin taşınması sırasında araçlarda atık tasıma formu bulundurulması zorunludur. Araçlarda bulundurulacak atık tasıma formlarıyla ilgili olarak Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uygulanır.

    c) Atık Akümülatör Taşıyıcılarının Lisans Alma Zorunluluğu var mıdır?

    Atık Akümülatörlerin taşınması işlemi Tasıma Lisansı almış araçlar vasıtasıyla yapılmalıdır. Atık akümülatör taşımak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, Atıkların Karayolunda Taşınmasına İlişkin Tebliğ Kapsamında ilgili Valiliğe başvuruda bulunurlar. Lisans, başvuruda bulunan aracın veya araçların ait olduğu firmaya ve gerekli teknik donanıma haiz araca veya araçlara verilir. Bu hükümler kara taşımacılığı için uygulanır. Bu lisans devredilemez, üç yıl için geçerlidir. Bu süre sonunda yenilenmesi gerekir. Lisans alan, ancak taşımacılıkta öngörülen standartlara uymayan firmaların lisansları Valilikçe iptal edilir.

    d) Pil ve Akümülatörlerin Etiketlenmesi ve işaretlenmesi nasıl olur?

    Pil ve akümülatör ürünlerinin etiketlenmesi Atık pil ve akümülatörün kontrolü yönetmeliği Madde 33te belirtildiği gibi:
    — Atık akümülatörlerin ayrı toplanmasını sağlayacak sembol olarak, bu Yönetmeliğin 1 no’lu ekinde yer alan sembolün üretici tarafından kullanılmalı
    — Atık akümülatörlerin geri kazanımlarının sağlanmasından yükümlü olan üreticilere geri dönmesini sağlamak amacıyla, bu ürünlerin etiketlenmesinde “depozitoludur” ibaresi ile Bakanlık tarafından firmaya verilen kod numarasının yer almalı
    — Kursun asit akümülatörlerin üzerinde “Pb” ya da “kursun” ve “GERİ KAZANILIR” ifadesi ya da “GERİ KAZANILACAK AKÜ” ibaresinin bulunması, ayrıca bu ürünlerin dış ambalajlarında da aynı ibarelerin bulundurulmalı
    — Sekonder hücreler ve sekonder pil ürünlerinin Türk Standartlarında (TS EN 61429) belirtilen şekilde etiketlenmesi ve işaretlenmesi zorunludur. Ağırlıkça % 0,0005’den fazla cıva (Hg) içeren düğme tipi piller ile bu tür düğme pillerden oluşturulan pillerin ambalajlarının Ek-1’de gösterilen sembol ile işaretlenmeli

  • Pilleri marketlere dağıtan firmaların ve bu pilleri satan marketlerin pillerin atıklarını geri toplama zorunluluğu var mıdır? Varsa bu market ve firmaların şikâyetleri nereye nasıl yapılır?

    Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği kapsamında pil üreticileri; genel bir toplama ve geri dönüşüm sistemi geliştirerek veya belli bir sisteme katılarak atık pillerin toplanmasını ve bertarafını sağlamakla yükümlüdür. Pil ürünlerinin dağıtımını ve satışını yapan işletmeler ise atık pil toplama sistemi olmayan markaların pillerini satmamakla ve pil üreticilerinin kuracakları sisteme uygun olarak tüketiciler tarafından getirilen atık pilleri ücretsiz olarak almakla, yükümlüdür. Mevzuata aykırı faaliyet gösteren sorumluların ilgili ilde bulunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne bildirilmeleri gerekmektedir.

  • Sağlık kuruluşları Atık Yönetim Planı (Endüstriyel Atık Yönetim Planı) hazırlamak zorunda mı?

    Sağlık kuruluşlarının faaliyeti sonucu oluşan tıbbi atıkları da dahil olmak üzere tüm tehlikeli ve tehlikesiz atıklarının yönetimini ne şekilde sağladıkları, ilerleyen yıllarda bu atıkların yönetimine yönelik olarak atık azaltıcı hangi tedbirlerin alınacağına dair bilgileri de içeren üç yıllık Atık Yönetim Planını (Endüstriyel Atık Yönetim Planı) hazırlayarak onay almak üzere Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine sunmaları gerekmektedir. Söz konusu plan formatı Bakanlığımız

    (http://www.csb.gov.tr/gm/cygm/index.php?Sayfa=sayfa&Tur=webmenu&Id=423) internet adresinde yer almaktadır. 

  • Sağlık kuruluşları tıbbi atıklar için atık yönetim planı hazırlayacak mı?

     Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinin 9’uncu maddesi birinci fıkrasının (c) bendi ile sağlık kuruluşları; tıbbi atıkların ayrı toplanması, sağlık kuruluşu içinde taşınması ve geçici depolanması ile bir kaza anında alınacak tedbirleri içeren tıbbi atık yönetim planını hazırlamak ve uygulamakla yükümlü tutulmuşlardır. Ayrıca, Yönetmeliğin Geçici 1’inci maddesi ile sağlık kuruluşlarının Yönetmeliğin yayımı tarihini takip eden altı ay içinde bahsi geçen tıbbi atık yönetim planını hazırlayarak uygulamaya geçirmesine ilişkin zorunluluk getirilmiştir. Ayrıca, gerek sağlık kuruluşları ve belediyelerce hazırlanacak tıbbi atık yönetim planlarının oluşturulmasına teknik destek sağlamak, gerekse de sağlık kuruluşları ve belediyelerce hazırlanacak tıbbi atık yönetim planlarının standardizasyonunu sağlayarak Yönetmeliğin etkin bir şekilde uygulanmasını temin etmek amacıyla “Sağlık Kuruluşu Tıbbi Atık Yönetim Planı Formatı” ve “Belediye Tıbbi Atık Yönetim Planı Formatı” hazırlanmıştır. Söz konusu tıbbi atık yönetim planı formatları Bakanlığımızın http://www.csb.gov.tr/gm/cygm/index.php?Sayfa=sayfa&Tur=webmenu&Id=423 internet adresinde yayınlanmaktadır. 

  • Sağlık kuruluşları Tehlikeli Atık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırmakla yükümlü müdürler?

     11 Mart 2010 tarih ve 27518 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2010/190 Karar Sayılı Tehlikeli Maddeler İçin Yaptırılacak Sorumluluk Sigortaları Hakkındaki Bakanlar Kurulu Kararı’nın 5’inci maddesinde “5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu eki (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri bu Karar kapsamına dahil değildir.” hükmü bulunmaktadır. Bu nedenle, söz konusu karar doğrultusunda genel bütçeli kamu idarelerinden olan sağlık kuruluşlarından Tehlikeli Atık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırmaları istenmemektedir. Ancak, diğer sağlık kuruluşları 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 13’üncü maddesi ve Atık Yönetimi Yönetmeliği’nin 16’ncı maddesi kapsamında Tehlikeli Atık Mali Sorumluluk Sigortası yaptırmakla yükümlüdürler.

     

  • Sağlık kuruluşlarının hazırladıkları Tıbbi Atık Yönetim Planını onaylatması gerekiyor mu?

    Sağlık kuruluşlarının hazırladıkları tıbbi atık yönetim planını Bakanlığımıza ya da il müdürlüklerimize sunmasına ilişkin bir yükümlülükleri bulunmamaktadır. Ancak, Bakanlığımız ve/veya il müdürlüğümüz personeli tarafından yapılacak denetimlerde bahsi geçen planın ibraz edilmesi isteneceğinden verilen süre içerisinde tıbbi atık yönetim planı hazırlanarak uygulamaya geçirilmelidir. Ayrıca, Atık Yönetimi Yönetmeliği gereğince hazırlanması gereken Atık Yönetim Planının (Endüstriyel Atık Yönetim Planı) onaylanmak üzere il müdürlüğüne gönderilmesi gerekmektedir.

  • Sağlık kuruluşlarında oluşan atık ilaç şişeleri, serum şişeleri ve flakonlar tıbbi atık mıdır?

     Tehlikeli olmayan ilaçların boş şişeleri ile serum şişelerinin herhangi bir enfeksiyon yapıcı etkenle kontamine olmamaları durumunda ambalaj atığı olarak geri kazanımı sağlanmalıdır.  Herhangi bir enfeksiyon yapıcı etkenle kontamine olmaları durumunda ise tıbbi atık olarak yönetilmelidir. Diğer yandan, atık sitotoksik ve sitostatik ilaçlar tehlikeli atık olduğundan sitotoksik ve sitostatik ilaçların şişeleri ve bu ilaçların kullanıldığı serum şişelerinin tehlikeli atık olarak sınıflandırılarak bertarafının sağlanması gerekmektedir. Ancak, içlerindeki ilacın tamamen kullanılmadığı ya da kullanılamadığı başta flakonlar olmak üzere ilaç barındıran şişelerin içlerindeki ilaçların tehlikeli olup olmadığına bakılmaksızın herhangi bir işleme tabi tutulmadan ayrı toplanarak atık ilaçlar gibi yönetilmesi uygun değerlendirilmektedir. Bu itibarla söz konusu flakon atıkları, 15 01 10* atık kodu ile "tehlikeli maddelerin kalıntılarını içeren ya da tehlikeli maddelerle kontamine olmuş ambalajlar" olarak yönetilmelidir.

  • Sağlık kuruluşlarında oluşan atık ilaçlar tehlikeli atık mıdır?

    Atık ilaçlardan “Sitotoksik ve sitostatik ilaçlar”  tehlikeli, bunların dışındakiler ise tehlikesiz atıktır. Atık ilaçların bilinçsizce atılması, lavabolara dökülmesi çevre ve insan sağlığını doğrudan etkilemektedir. Bilinçsizce atılan bu ilaçlar yeraltı su kaynaklarının ve dolayısıyla toprağın kimyevi maddelerle kirletilmesine neden olmaktadırlar. Bu sebeple bu tür atıkların kontrollü bir şekilde bertarafının sağlanması ve piyasaya yeniden sunulmasının engellenmesi gerekmektedir. Ülkemizde atık ilaçların geri kazanımı yapılmadığından çevre ve insan sağlığının korunması ve atık ilaçların kontrolsüz şekilde bertarafı neticesinde oluşabilecek risklerin ortadan kaldırılması amacıyla, tehlikesiz nitelikteki atık ilaçların da tehlikeli nitelikteki atık ilaçların bertaraf edildiği şekilde bertarafının gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla söz konusu atık ilaçların ilgili atık kodunu (180108, 180109) kabul etmek üzere atık yakma konulu çevre lisansı/geçici faaliyet belgesi bulunan atık işleme tesislerinde bertarafı sağlanmalıdır. 

  • Satış noktaları ambalaj atıklarını belediyenin sistemine vermek zorunda mıdır? Getirme merkezlerinin teknik ve idari detayları nelerdir?

    Getirme Merkezi tebliği 31.12.2014 tarihinde yayınlanmıştır. Satış noktaları istemeleri durumunda üçüncü sınıf getirme merkezi kurabilirler. Ayrıca, Danıştay 14. Dairesinin 2011/16069 esasına kayden açılan davada Yönetmeliğin 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (d) bendi ile 23’üncü maddesinin 3, 4, 5 ve 6’ncı fıkralarında yer alan “bedelsiz şartı aranmaksızın” ibaresinin iptal kararı verilmiş olup, temyiz sonucunda yeni bir karar verilinceye kadar, karar icaplarına uygun olarak ambalaj atık üreticilerinin ambalaj atıklarını belediyenin toplama sistemine veya toplama/ayırma tesisine bedelsiz olarak vermesinin sağlanması gerekmektedir.

  • Serbest bölgelerde oluşan ambalaj atıkları yönetimi nasıl olmalıdır?

    Yönetmelikte serbest bölgelerde oluşan ambalaj atıklarının yönetimi hususunda hükümler yer almadığından ambalaj atığı toplama ayırma tesislerinin serbest bölgelerde bulunan şubeleri aktarma merkezi olarak adlandırılmamaktadır. Ayrıca belediyelerin ambalaj atığı yönetim sistemi dışında değerlendirilmektedir. Bu kapsamda serbest bölgelerde oluşan ambalaj atıklarının bölge dışına çıkarılmasına Serbest Bölgeler Uygulama Yönetmeliği kapsamında oluşturulacak komisyon tarafından karar verilmesi ve (2012/3) sayılı Çevrenin Korunması Yönünden Kontrol Altında Tutulan Atıkların İthalatına Dair Dış Ticarette Standardizasyon Tebliğinin 10 uncu maddesi kapsamında atığın özelliğine göre Bakanlığımızca ilgili yönetmelikler gereğince verilmiş olan toplama, ayırma, geri dönüşüm, geri kazanım, ara depolama, bertaraf tesisi lisansı, geçici faaliyet belgesi, çevre izin ve lisans belgesi veya çevre lisansına sahip işletmelere verilmesi gerekmektedir.

  • Sondaj çamurları düzenli depolama tesislerinde bertaraf edilmesi zorunlu mudur?

    Sondaj Çamurlarının ve Krom Madeninin Fiziki İşleme Tabi Tutulması Sonucu Ortaya Çıkan Atıkların Bertarafına İlişkin Genelge 04/07/2012 tarihinde yayımlanmıştır. Genelge Kapsamındaki sondaj atıkları, sondaj çamuru için hazırlanan havuz içinde gerekli önlemler alınarak bertaraf edilebilmektedir.

  • Tıbbi atıklar için Atık Yönetim Uygulaması/Atık Beyan Sistemi kullanılacak mı?

    2013 yılı Ocak ayı itibariyle tıbbi atıklar da Atık Beyan Sistemi(TABS) ile bildirilmeye başlanmıştır. Sağlık kuruluşları tıbbi atıklar da dahil olmak üzere ürettikleri atıklara ilişkin atık beyan formunu bir önceki yıla ait bilgileri içerecek şekilde her yıl Ocak ayından başlamak üzere en geç Mart ayı sonuna kadar Bakanlıkça hazırlanan çevrimiçi uygulamaları kullanarak doldurmak, onaylamak ve form çıktısının bir nüshasını beş yıl boyunca saklamakla yükümlüdürler.

  • Tıbbi atıklar için bu sistem kullanılacak mı?

    2013 yılı Ocak ayı itibariyle tıbbi atıklarda TABS ile bildirilmeye başlanmıştır. Bu doğrultuda tıbbi atık üreticileri de sistemi kullanacaklardır. Ayrıca tıbbi atık üreticileri 2014 yılında oluşan tıbbi atıkları ile birlikte varsa diğer tehlikeli atıklarını da bildirmekle yükümlüdürler.

  • Tıbbi atıkları bertaraf etme yükümlülüğü kimindir?

    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliğinin 8'inci maddesi birinci fıkrasının (ç) bendine göre; büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, diğer yerlerde belediyeler, tıbbi atığın sterilizasyonunu ve/veya bertarafını sağlamak/sağlattırmakla, bu amaçla tıbbi atık işleme tesisi kurmak/kurdurmakla, işletmek/işlettirmekle yükümlüdürler. Belediyeler tıbbi atık yönetimiyle ilgili Yönetmeliğin 8'inci maddesi birinci fıkrası ile verilen yükümlülüklerini ya doğrudan kendileri ya da yetki devrettikleri kişi ve kuruluşlar aracılığıyla yerine getirmektedirler.

     

  • Tıbbi atıkların yönetimi ile ilgili eğitimi nereden alabilirim?

    Sağlık kuruluşlarından kaynaklanan tıbbi atıkların yönetimi ile ilgili esasları düzenleyen mülga Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin 52 nci maddesi gereğince Bakanlığımızca “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Eğitim Programları Usul ve Esasları” belirlenmiştir. Sözkonusu eğitimler, İl Müdürlüklerimizin ilgili personelleri için “Eğiticilerin Eğitimi Programı”, sağlık kuruluşlarının ve belediyelerin ilgili personelleri için de “Yerel Eğitim Programı” şeklinde iki aşamalı olarak uygulanmaktadır. Yönetmeliğin uygulanmasından sorumlu sağlık kuruluşlarının, belediyelerin ve özel temizlik, taşıma ve bertaraf firmalarının personeli, Yönetmelik kapsamındaki yükümlülükleri hakkında yerel eğitim programına tabi tutulurlar. Yerel Eğitim Programları Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından düzenlenmektedir. Yerel eğitim programlarında yer alan konularla ilgili eğitimler, eğiticilerin eğitimi programını başarıyla tamamlayan İl Müdürlüğü personeli tarafından verilir.

     

  • Tıbbi atıklarla, tehlikeli atıklarla ve atık yağlarla kontamine olmuş ambalaj atıklarının bildirimi yapılacak mıdır? Hangi tarihte yapılacaktır?

    24.08.2011 tarihli Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği ile Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında bertarafı tanımlanan ambalajlara da bildirim zorunluluğu getirilmiş olup, bu tür ürünleri ambalajlı olarak piyasaya süren işletmeler ürünlerinin ambalajlarına ilişkin bildirimlerini 2013 yılı Şubat ayının sonuna kadar yapılacaklardır. 2013 yılında 2012 yılında piyasaya sürdüğü ürünlerin ambalaj miktarları bildirilecektir. Ancak tıbbi atık, tehlikeli atık ve atık yağlarla kontamine olmuş ambalaj atıklarının belgeleme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu ambalajların bertarafı ilgili mevzuatları kapsamında yapılacaktır.

  • Tıbbi atıklarla, tehlikeli atıklarla ve atık yağlarla kontamine olmuş ambalaj atıklarının bildirimi yapılacak mıdır? Hangi tarihte yapılacaktır?

    24.08.2011 tarihli Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği ile Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında bertarafı tanımlanan ambalajlara da bildirim zorunluluğu getirilmiş olup, bu tür ürünleri ambalajlı olarak piyasaya süren işletmeler ürünlerinin ambalajlarına ilişkin bildirimlerini 2013 yılı Şubat ayının sonuna kadar yapılacaklardır. 2013 yılında 2012yılında piyasaya sürdüğü ürünlerin ambalaj miktarları bildirilecektir. Ancak tıbbi atık, tehlikeli atık ve atık yağlarla kontamine olmuş ambalaj atıklarının belgeleme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu ambalajların bertarafı ilgili mevzuatları kapsamında yapılacaktır.

  • Tüm belediyeler sınırları içerisinden topladıkları tıbbi atıkları il sınırlarında kurulu bulunan tıbbi atık işleme tesisine göndermek zorunda mı?

    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin 8’inci maddesi üçüncü fıkrası gereğince, tıbbi atık işleme tesislerinin bulunduğu illerdeki merkez ve tüm ilçe belediyelerinde oluşan tıbbi atıklar ildeki tıbbi atık işleme tesisine gönderilir. Ancak, tıbbi atık işleme tesisinin kapasitesinin yetersizliği ve uygunsuz coğrafi koşullar gibi sebeplerle tıbbi atıkların bu tıbbi atık işleme tesisine gönderilmesinde zorluklar olması halinde; tıbbi atıklar bir başka ilde bulunan tıbbi atık işleme tesisine gönderilebilir. Bu durumda; öncelikle tıbbi atığın gönderilmek istendiği tıbbi atık işleme tesisinin bulunduğu ilin il müdürlüğünün uygun görüşünü müteakip, her iki ilin mahalli çevre kurulunda olumlu karar alınması kaydıyla ilgili belediye ile sözleşme yapılması gerekmektedir. 

  • Tüm sağlık kuruluşları Ulusal Atık Taşıma Formu (UATF)kullanmak zorunda mı?

    Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin 5’inci maddesi birinci fıkrasının (h) bendi gereğince; tıbbi atık taşıma araçlarının atık taşıma lisansı alması, tıbbi atıkların işleme tesislerine lisanslı araçlar ile taşınması ve taşıma esnasında UATF kullanılması zorunludur. Günlük 1 kilograma kadar tıbbi atık üreten sağlık kuruluşlarında, tıbbi atıkların taşınması sırasında UATF kullanılması şartı aranmaz; ancak tıbbi atıkların bu sağlık kuruluşlarından alınması esnasında tıbbi atık alındı belgesi/makbuzu kullanılması zorunludur.

    Ancak, günlük 1 kilograma kadar tıbbi atık üreten sağlık kuruluşları istedikleri takdirde UATF kullanabilirler.

     

  • TABS a ilişkin Kullanım Kılavuzu var mı?

    Sistemin kullanımının nasıl olacağına ilişkin olarak hazırlanmış detaylı “Kullanım Kılavuzu” Bakanlığımız http://www.cygm.gov.tr adresinde yayınlanmaktadır.

  • Tehlikeli atığım yok diyenler firmalar da sisteme giriş yapacaklar mı?

    Tehlikeli atığım yok diyen firmalar giriş yapacak, sadece firma bilgileri kısmı doldurulacaktır.

  • Tehlikeli atığımı biriktirebilir miyim?

    Tehlikeli atıklar belirli bir süre tesis içinde geçici depolanabilmektedir.

    a)Geçici depolama için izne gerek var mı? Ne kadar süre depolama yapabilirim?

    Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin 9. maddesinin (c) fıkrasında belirtildiği üzere Valilikten izin almak gerekmektedir. Şayet üretici ayda bin kilograma (1 ton/ay) kadar atık üretiyorsa ve biriktirilen atık miktarı altı bin kilogramı geçmiyorsa “valilikten izin almaksızın” atıklarını arazisinde en fazla yüz seksen gün geçici depolayabilir. Bu durumda herhangi bir tehlike halinde arazide önlem alabilmek için en az bir kişiyi görevlendirmekle ve bu kişinin iletişim bilgilerini valiliğe bildirmekle mükelleftir.
     

  • Tehlikeli Atık Beyan Formu doldurulması zorunlu mudur?

    Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği gereğince, Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik EK-4’te yer alan tehlikeli atıklar için zorunludur.

  • Tehlikeli Atık ihracatı yapmak istiyorum, ne yapmam gerekir?

    Tehlikeli atık ihracatı Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında gerçekleştirilebilir. Tehlikeli atık ihracatı yapılacak ülke ve transit ülkelerden yazılı onay alınması amacıyla anılan yönetmelik Ek-10’da yer alan Ön Bildirim (Notifikasyon) formunun doldurularak ilgili diğer evraklarla birlikte Bakanlığa başvurulması gerekmektedir. İhracat işleminde uyulması gereken kurallar ve yapılması gereken is ve işlemler için hazırlanmış dokümanlara Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü web sayfasından ulaşılabilmektedir.

  • Tehlikeli Atık Yönetimi Planı nedir? Niçin yapılır? Planları kimler hazırlamalıdır? Planda neler olmalıdır?

    a) Tehlikeli Atık Yönetim Planı nedir?

    Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği (TAKY)’nde tanımlanan şekliyle; Tehlikeli Atık Yönetim Planı: Atıkların çevreyle uyumlu bir şekilde yönetimini sağlamak üzere hazırlanan kısa ve uzun vadeli program ve politikalardır.

    b) Tehlikeli atık üreten tesislerin yönetim planlarında neler olmalıdır?

    Sanayicinin hazırladığı ve Çevre ve Şehircilik  l Müdürlüklerine gönderilecek atık yönetim planları detaylı olmalıdır. Her tesisin atık yönetim planı farklı olabilir. Tesisin prosesine ve yönetim politikasına (atıkların geri kazanımı, bertarafı, ihraç edilip-edilmeyeceği, 3 yıl içinde kapasitenin artırılıp artırılmayacağı gibi) vs. göre değişebilir. Ancak, her yönetim planında mutlaka olması gerekenler;

    -Tesis içinde oluşan atıkların AYGE Y EK 4 te verilen kodlar ve miktarları,
    -Geçici depolama alanlarının durumunu gösteren bilgiler,
    -Atıkların ne kadarının geri kazanıldığı,
    -Ne kadarının bertarafa gönderildiği,
    -Atıkların gönderildiği geri kazanım ve bertaraf tesislerinin isim ve adresleri,
    -Atıklara uygulanan işlemler,
    -Tesis içinde atık minimizasyonu için yapılan işlemler

    c) Belediyelerin hazırlayacağı yönetim planlarında neler olmalıdır?

    Belediyelerin hazırlayacağı tehlikeli atık yönetim planları, evlerden kaynaklanan tehlikeli atıkları kapsamakta olup ayrı bir format belirlenmemiştir. Ancak yönetim planları hazırlanırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:

    - Evlerden kaynaklanan tehlikeli atıklar kaynağında ayrı mı toplanıyor, yoksa ayırma ünitesi mi var belirtilmelidir. Bunların hiçbiri yoksa ne planlandığı belirtilmelidir. Amaçlar, hedefler verilmelidir.
    - Ayrı toplanan tehlikeli atıkların adları atık kodları ile birlikte ve miktarları belirtilmelidir. Nüfusa ve nüfus artış oranına göre 3 yıllık olarak tahmini hazırlanmalıdır.
    - Ayrı toplanan tehlikeli atıklar için geçici depolama veya ara depolama tesisleri var mı yok mu bilgi verilmelidir.
    - Geri kazanım veya bertaraf tesislerine gönderilmesi için tasıma planları yer almalıdır. (Haftalık aylık veya belli bir miktara erişince gönderileceği gibi.)
    - Taşıma için lisanslı araçlar belediyeye mi ait, yoksa lisanslı tasıma firmalarından mı karşılanıyor ya da ne planlanıyor, belirtilmelidir.
    - Kamuoyunun bilgilendirilmesi için yapılanlar ve yapılacaklar anlatılmalıdır.
     

  • Tehlikeli atıkların taşınması ile ilgili bir form varmış bu forma nasıl ulaşabilirim?

    Ulusal Atık Taşıma Formları atık üreticileri veya yetkilendirilmiş kuruluşlarca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden ücreti mukabili temin edilir.

  • UATF (Ulusal Atık Tasıma Formu) nasıl doldurulur?

    a) UATF Formunu Nereden Temin Ederim?

    Taşıma Formları atık üreticisi tarafından ilgili İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüklerinden temin edilir.

    b) UATF Hangi Atıkların Taşınmasında Kullanılır?

    -Tehlikeli atıklar
    -Tıbbi atıklar
    -Atık pil ve akümülatörler
    -Atık bitkisel yağlar
    -Atık yağlar
    -Ömrünü tamamlamış lastikler
    -Atık elektrikli ve elektronik eşyalar

    c) UATF Formunu Nasıl Dolduracağım?

    Ulusal Atık Tasıma Formun talep edilen bilgiler aşağıda belirtilen açıklamalara göre doldurulacaktır.

    1) ATIK KODU: Ulusal Atık Tasıma Formunun ÜRETİCİ bölümünde yer alan (12) nolu veri tipi, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin (EK 7) sinde yer alan listede verilen 6 haneli kodlara göre doldurulacaktır.
    2) ATIK ADI: Formun ÜRETİCİ bölümünde yer alan (13) nolu veri tipi, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği (EK 7)de yer alan listede belirtildiği şekilde doldurulacaktır.
    3) H NUMARASI: Formun ÜRETİCİ bölümünde yer alan (11) nolu veri tipi, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin EK (5) inde yer alan tehlikelilik özelliklerine göre doldurulacaktır.(örnegin H3-A gibi)
    4) 20° C’ DE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ: Formun ÜRETİCİ bölümünde yer alan (14) nolu veri tipi aşağıda belirtilen kod numaralarına göre kodlanacaktır.

    1)Toz/toz seklinde
    2)Katı
    3)Akışkan/Macun
    4)Çamurlu
    5)Sıvı
    6)Gaz
    7)Diğer ( belirtiniz)

    5) RENK: Formun ÜRETİCİ bölümünde yer alan (15) nolu veri tipi, aşağıda belirtilen kod numaralarına göre kodlanacaktır.
    1)Beyaz
    2)Kahverengi
    3)Kırmızı
    4)Mavi
    5)Sarı
    6)Siyah
    7)Yeşil
    8)Diğer (belirtiniz)

    6) AĞIRLIK: Formun ÜRET C  bölümünde yer alan (16) nolu veri tipi, atığın ağırlığı kilogram ve/ veya ton olarak belirtilecektir.
    7) AMBALAJ VE KONTEYNIR TÜRÜ: Formun ÜRET C  bölümünde yer alan (17) nolu veri tipi, aşağıda belirtilen kod numaralarına göre kodlanacaktır.

    (1)Varil
    (2)Ahşap fıçı
    (3)Bidon
    (4)Kutu
    (5)Torba
    (6)Karışık Ambalaj
    (7)Basınçlı hazne
    (8)Balya
    (9) Diğer (belirtiniz)

    8) AMBALAJ VE KONTEYNIR SAYISI: Formun ÜRETİCİ bölümünde yer alan (18) nolu veri tipi, yukarıda belirtilen ambalaj ve konteynır sayısı formda ayrılan üç dijitli bölüme yazılacaktır.
    9) TAŞIMA ŞEKLİ: Formun TASIYICI bölümünde yer alan (13) nolu veri tipi, aşağıda belirtilen kod numaralarına göre kodlanacaktır.

    (1)Karayolu
    (2)Tren
    (3)Hava
    (4)Deniz
    (5)İç Karasular

    Verilen kodlara göre doldurulacaktır.

    10) BERTARAF/GERİ KAZANIM İŞLEMLERİ: Formun ALICI bölümünde yer alan (13) nolu veri tipi, Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin (EK 2) sinde yer alan geri kazanım (R kodları)/ bertaraf (D kodları)işlemleri için verilen kodlara göre doldurulacaktır.
    11) ATIK TRANSFERİ: Formun ALICI bölümünde yer alan (14) nolu veri tipi; formda verilen (a),(b),(c),(d) kutularına (X) işareti konularak doldurulacaktır.
    12) TARİHLER: Formda talep edilen tarih bilgileri gün/ ay/ yıl olarak belirtilecektir.
    13)Formda talep edilen fakat açıklama kılavuzunda açıklanmasına ihtiyaç duyulmamış diğer veri tipleri hakkındaki talep bilgiler, form üzerindeki ilgili yerlerine beyan edilecektir.

    c) UATF Döngüsü Nasıl Olmalıdır?

    Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği (Ek 9-A) ve (Ek 9-B) de yer alan atık tasıma formlarından (A) formu mavi, (B) formu pembe, (C) formu beyaz, (D) formu yeşil, (E) formu sarı renktedir. Atık üreticisi ve taşıyıcı tarafından ülke içi taşımada (Ek 9-A) da yer alan (A) , (B) , (C) , (D) formları, uluslararası taşımada ise (Ek 9-B) de yer alan (A) , (B) , (C) , (D) , (E) formları doldurulur. (A) , (C) ve (E) formları iki nüsha halinde düzenlenir. Bu formlardan;

    a) (D) formu tasıma başlamadan önce, atık üreticisinde kalır, üretici tarafından valiliğe gönderilir.
    b) (A) , (B) , (C) , (E) formları tasıma esnasında bulundurulmak kaydı ile taşıyıcıya verilir.
    c) (E) formu uluslararası taşımada, taşıyıcı tarafından gümrük çıkısında Bakanlığa bir nüshası gönderilmek üzere gümrük memuruna teslim edilir.
    ç) (A), (B) ve (C) formu taşıyıcı tarafından atık bertaraf tesisi sorumlusuna imzalatılarak, (A) ve (B) formları atıkla birlikte teslim edilir. (C) formu ise taşıyıcıda kalır ve bir nüshası üreticiye teslim edilir.
    d) (A) ve (B) formu atık bertarafından sorumlu kişi veya kuruluş tarafından imzalanarak alınır. (A) formunun bir nüshası bertarafçı tarafından net miktarlar, bertaraf yeri ve tarihi form üzerine doldurulduktan sonra valiliğe gönderilir.
    e) (B) formu net miktarlar, bertaraf yeri ve tarihi form üzerine doldurulduktan sonra geri kazanım veya bertaraf eden tarafından üreticiye gönderilir.
    (2) Gönderilen ve alınan tüm tasıma formları, üç yıl süre ile saklanır ve denetimlerde yetkili idarelerce istendiğinde hazır bulundurulur.

    d) UATF Formlarını Saklamam Gerekiyor Mu?

    Gönderilen ve alınan tüm tasıma formları üç yıl süre ile saklanmak ve denetimlerde yetkili idarelerce istendiğinde hazır bulundurulmak zorundadır.
     

  • UATF’yi nasıl temin edebilirim?

    Ulusal Atık Tasıma Formları atık üreticileri veya yetkilendirilmiş kuruluşlarca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden ücreti mukabili temin edilir.

  • Ulusal Atık Taşıma Formunu nasıl temin edebilirim?

     Ulusal Atık Tasıma Formları atık üreticileri veya yetkilendirilmiş kuruluşlarca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden ücreti mukabili temin edilir.

  • Yönetmelikte tanımlanan usul ve esaslar ne zaman yayımlanacaktır?

    Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinde yer alan yetkilendirilecek kuruluşlarda aranacak kurumsal, teknik ve mali özellikler ile buna ilişkin usul ve esasları, belgelendirme dosyalarında bulunması gereken bilgi ve belgeler ile belgelendirme dosyalarının hazırlanmasında dikkat edilecek hususlara ait usul ve esasları, ambalaj atıkları yönetim planının hazırlanmasına, uygulanmasına ve izlenmesine ilişkin usul ve esaslar 22 Ekim 2012 tarihi itibarı ile Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü internet sayfasında yayınlanmaktadır.

  • Yönetmelikte yeni bir kavram olarak sanayi işletmesi tanımı getirilmiştir. Bu kapsamda sanayici nasıl belirlenecektir?

    Sanayi Sicil Kanununda tanımlanan ve sanayi sicil belgesi bulunan işletmeler sanayi işletmesi olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca çevre lisanslı ambalaj atığı toplama ayırma ve geri dönüşüm tesisleri ambalaj atıklarını aldıkları sanayi işletmelerinin sanayi sicil numaralarını “atık ambalaj elektronik yazılım programına” http://atikambalaj.cevre.gov.tr adresini kullanarak girmeleri gerekmektedir. Sanayi sicil belgesi bulunan sanayi işletmeleri oluşan ambalaj atıklarını çevre lisanslı/geçici faaliyet belgeli toplama ayırma tesisine veya belediyenin toplama sistemine verilmesi gerekmektedir.

  • Atıksu Deşarjı Konulu Çevre İzinleri

  • ÇİLY’de Ek Listelerinde yer almayan Balıkçılık Tesisleri Çevre İznine tabi midir?

    Mülga Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik Ek-2 listesinde yer alan “Balık ve/veya Su Ürünleri Çiftlikleri”, Çevre İzin ve Lisanları Yönetmeliği’nin eklerinden çıkarılmıştır.

    Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde “Tablo 5.13: Sektör: Gıda Sanayii (Tarla Balıkçılığı)” deşarj standartları belirtilmekte olup, Tarla Balıkçılığı faaliyetleri Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği’nin Ek-2 listesi 10.8 “Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer almayan, alıcı ortama deşarjı olan işletmeler” kapsamında Atıksu Deşarjı Konulu Çevre İzni alması gerekmektedir.

    Deniz ve göllerde kurulan balık çiftlikleri Çevre İznine tabi değildir.

  • Atıksu Deşarjı Konulu Çevre İzni müracaatında atıksu numunesi analizi nasıl yapılacaktır?

    Atıksu Deşarjı Konulu Çevre İzni müracaatında atıksu arıtma tesisi giriş (ham su) ve çıkışından 2 saatlik 3 adet veya 24 saatlik 1 adet atıksu numunesinin İl Müdürlüğümüz gözetiminde mühürlü, etiketli olarak alınması ve analiz sonuçlarının sisteme yüklenmesi gerekmektedir.

  • Tesise ait Atıksu Arıtma / Derin Deniz Deşarjı Proje Onayı’nın GFB aşamasında olması gerekli midir?

    Atıksu Deşarjı konulu GFB müracaatı öncesinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından İl Müdürlüğü Uygunluk Yazısı düzenlenirken atıksu arıtma tesisi/derin deniz deşarjı proje onayı veya muafiyet durumu sorgulanmaktadır.

    Çevre İzni aşamasında sunulması gereken Atıksu Arıtma / Derin Deniz Deşarjı Proje Onay Formunda (EK-3) belirtilen Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin ilgili Sektör Tablosu ile, Çevre İzni sürecinde tesise ait atıksu analizlerinin yapıldığı sektör tablosunun uygunluğu kontrol edilmektedir

  • Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi Ve Planlaması

  • Bütünleşik kıyı alanları planı mekansal bir plan mıdır?

    14.06.2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre bütünleşik kıyı alanları planı mekânsal planlama kademelenmesinde yer almayan, kıyı ve etkileşim alanına özgü stratejik yaklaşımla hazırlanan ve imar planlarını yönlendiren plan olarak tanımlanmıştır.

  • Bütünleşik kıyı alanları planları ile ilgili yasal çerçeve nasıldır?

    • 1982 Anayasasının “A. Kıyılardan yararlanma” başlıklı 43. Maddesine göre, “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. 

    • 3621 Sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği’ne göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; kıyıların korunması ve kamu yararına kullanılmasına ilişkin olarak bu kanun ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde merkezde düzenleyici ve denetleyici tek yetkili kurumdur. 
     
    • 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7.maddesinde tanımlanan görev ve yetki çerçevesinde Bakanlığımıza bütünleşik kıyı alanları yönetimi ve planlaması çalışmaları, kıyı alanlarının düzenlenmesine dair iş ve işlemler ile bu alanlara ilişkin jeolojik ve jeoteknik etütleri yapmak, yaptırmak ve onaylamak, kıyı kenar çizgisini tespit etmek, onaylamak ve tescilini sağlamak görevi verilmiştir.
     
    • Bütünleşik Kıyı Alanları Planı 14.06.2014 tarihli ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanmaktadır. Bu Yönetmelik ile Bütünleşik Kıyı Alanları Planı tanımı ve esasları betimlenmiş olup, bu planlar mekânsal planlama kademelenmesinde yer almayan, kıyı ve etkileşim alanına özgü stratejik yaklaşımla hazırlanan ve imar planlarını yönlendiren plan olarak tanımlanmıştır.                                                                                                                                             
  • Bütünleşik kıyı alanları planları neleri hedeflemektedir?

     Bütünleşik kıyı alanları planlarının hedefleri:                                      

    • Ülkemizdeki kıyı planlama ve uygulama çalışmalarına yeni bir yaklaşım getirmek, 

    • Kıyılarda koruma ve denetimle ilgili tedbirleri belirlemek, 

    • Kıyı alanlarında yerel beklenti ve talepleri yönlendirmek, 
     
    • Kıyılarda örtüşen yetki alanlarını düzenlemek ve 
     
    • Kıyı alanlarının uyumlu ve dengeli bir şekilde korunarak kullanımını teşvik etmek üzere tüm sektörleri dikkate alan bütüncül politika ve karar alma süreçlerinin sağlanması ve kıyı alanlarında yapılacak kıyı yapılarına ilişkin uygulamalar için yol gösterici strateji ve hedefler üretmek
     
  • Bütünleşik kıyı alanları planlarının mekansal planlarla ilişkisi nedir?

    • Kıyı alanlarındaki alt ölçekli plan kararlarını etkileyen ve mekânsal planlar kademelenmesinde yer almayan stratejik yaklaşımlı bir plandır.

    • Kıyı alanlarında mekânsal gelişme stratejilerinin belirlenmesi ve sektörel uyumun temin edilmesi çerçevesinde hazırlanmakta olup, üst ölçekli bir plan olma özelliği ile çevre düzeni planları, kıyı alanlarına ilişkin nazım ve uygulama imar planları dâhil tüm planlama ve uygulamalara girdi sağlamaktadır.
     
    • Kıyı kenar çizgisinin kıyı ve deniz tarafına ilişkin karar ve stratejiler üreterek sahil şeridi ve kara tarafına ilişkin getirdiği stratejilerle de ilgili idarelerin uygulamalarına yol gösterici bir plandır.

     

  • Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi ve Planlaması ile ilgili uluslararası yükümlülüklerimiz neler?
    • Ülkemiz, Akdeniz Eylem Planı (AEP) (Birleşmiş Milletler Çevre Programı–UNEP) üyesi 21 ülkeden biridir.  
    • Ülke olarak, AEP Bölgesel Faaliyet Merkezleri’nden olan ve kıyı alanları entegre yönetimi üzerine çalışan Öncelikli Eylem Programı Faaliyet Merkezi (PAP/RAC) odak noktalığını yürütmekteyiz.  
    • Ülkemizin de imzaladığı Barselona Sözleşmesi – Akdeniz’in Deniz Ortamı ve Kıyı Bölgesinin Korunması Sözleşmesi – 7 Adet Ek Protokolün sonuncusu olan ve Ülkemizin taraf olma çalışmaları sürdürülen Akdeniz’de Entegre Kıyı Alanları Yönetimi Protokolü’ne (ICZM) uyum hazırlıkları devam etmektedir.
     
  • Büyük Endüstriyel Kazalar

  • Firmamız daha önce Seveso/Bekra bildirimini yapmıştı. Yönetmelik Ek-1 listesinin değişmesi sebebi ile tekrar bildirim yapacak mıyız?

    Evet. 18.07.2017 tarih ve 30127 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin geçici 3. Maddesi uyarınca bildirimlerin güncellenmesi gerekmektedir.

  • Formaldehit %90 lık değil yine de bildirecek miyim?
    "Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik'in Ek-1 Bölüm 2 Adlandırılmış Madde Listesinde %90'lık konsantrasyona eşit ve üzerindeki Formaldehit yer almaktadır. Bununla birlikte, Yönetmelik Ek-1 Notlar Kısmı 2. Maddede  “Karışımlar; yüzde (%) kompozisyonu veya diğer bir açıklamanın verilmemiş olması halinde ve SEA Yönetmeliği kapsamında belirtilen özelliklerine göre belirlenmiş konsantrasyon limitleri arasında kalmaları şartıyla saf madde gibi değerlendirilir.” hükmü bulunmaktadır. 
     
    Dolayısıyla, kuruluşunuzda belirtmiş olduğunuz formaldehit %90'lık konsantrasyon halinde değil ise kendine özgü sınıflandırma bilgilerini kullanarak BEKRA Bildirim Sistemine beyanınızı tamamlayacaksınız. Yüzde bilgisi yer almıyor ise saf Formaldehit olarak bildirimde bulunacaksınız.
  • Kapsam dışı olan tesisimiz için BEKRA Bildirim Sistemine tekrar beyanda bulunup bildirimimizi güncellememiz gerekir mi?
    İlk defa bildirim yapacaklar için kapsam dışı kuruluşların bildirimde bulunma yükümlülüğü yoktur. Ancak, SEVESO Bildirim Sistemi ve BEKRA Bildirim Sisteminde daha önce kaydı olan tesisler için kapsam dışı da olsa BEKRA Bildirim Sistemine beyanda bulunulması faydalı olacaktır.
     
    İşletmecinin yükümlülüğünde olan doğru beyan ve toplama kuralının işletilmesine ilişkin gerekli belgeler ve hesaplamalar, talep edilmesi halinde Bakanlığa veya yetkili denetim birimine ibraz edilmek zorundadır. 
  • Kimler sisteme giriş yapmalı?
    Kuruluş sınırları içerisinde birden fazla tehlikeli madde bulunduran kuruluşlar, Yönetmeliğin Ek-1 Notlar Kısmı 4. Maddede tanımlanan toplama kuralını uyguladıktan sonra kapsamlarını belirleyecektir. 
     
    Dolayısıyla, öncelikle toplama kuralı ile kapsamınızı belirleyecek, sonrasında alt ya da üst seviyeli kuruluş iseniz BEKRA Bildirim Sistemine beyanda bulunacaksınız. 
    ​(İşletmecinin yükümlülüğünde olan doğru beyan ve toplama kuralının işletilmesine ilişkin gerekli belgeler ve hesaplamalar, talep edilmesi halinde Bakanlığa veya yetkili denetim birimine ibraz edilmek zorundadır.)
     
     
  • Kuruluşumda hidroklorik asit kullanıyorum, ancak adlandırılmış listede hidrojen klorür ifadesi var, nasıl bildirim yapacağım?

    Hidroklorik Asit, "Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik'in Ek-1 Bölüm 2 Adlandırılmış Madde Listesinde yer alan Hidrojen klorür'ün suda çözülmesi ile oluşmaktadır. 

    Yönetmelik Ek-1 Notlar Kısmı 2. Maddede  “Karışımlar; yüzde (%) kompozisyonu veya diğer bir açıklamanın verilmemiş olması halinde ve SEA Yönetmeliği kapsamında belirtilen özelliklerine göre belirlenmiş konsantrasyon limitleri arasında kalmaları şartıyla saf madde gibi değerlendirilir.” hükmü bulunmaktadır. 

    Dolayısıyla çözelti yüzdesi belli ise hidroklorik asidin “Maddelerin ve Karışımların Sınıflandırılması, Etiketlenmesi ve Ambalajlanması Hakkında Yönetmelik”te belirtilen sınıflandırma bilgilerine göre BEKRA Bildirim Sistemine beyanınızı tamamlayacak ya da yüzde bilgisi yer almıyor ise saf Hidrojen Klorür olarak bildirimde bulunacaksınız.
  • Sistem ve yazılım ile ilgili bir sorunum olduğunda ne yapmalıyım?
    Ekranın sol menüsünde bulunan “Hata Bildirimi” alanından karşılaştığınız sistemsel hataları bildirebilirsiniz.(Sadece yazılım ile ilgili hatalarda bu sekmeyi kullanınız)
     
    Mevzuat ile ilgili sorularınıza bu doküman yardımcı olmadıysa bekradestek@csb.gov.tr adresine mail atabilirsiniz.
  • Yönetmeliğin EK-1 Notlar Kısmı 3. Maddesinde belirtilen %2 kuralı nasıl uygulanır?
    Bir kuruluşta ilgili niteleyici miktarın % 2’sine eşit ya da daha az miktarda bulunan tehlikeli maddeler, kuruluştaki konumları kuruluşun başka bir yerindeki büyük bir kazayı tetiklemeyecek şekilde ise mevcut toplam miktarı hesaplarken ihmal edilebilir.
  • Yönetmelik revizyonuyla meydana gelen değişiklikler nelerdir?
    a)      Revize yönetmeliğin 1. Maddesi ile;
    30.12.2013 tarih ve 28867 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. Fıkrasında belirtilen “İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri harici acil durum planını veya planlarını 6 ay içerisinde hazırlar.”  hükmü ile, mümkün olan en yüksek önlem seviyesi başlıklı 9. maddesinde de yer alan “İşletmeci, kantitatif risk değerlendirmesine göre belirlediği tehlikeli ekipmanlar için senaryo edilen her bir büyük kazanın her türlü sonucunun meydana gelme frekansını 1x10-4/yıl seviyesine veya bu seviyeden daha küçük bir seviyeye indirmek zorundadır.” Hükümlerinin yürürlük tarihi 01.07.2019 tarihine ertelenmiştir.
     
    b)     Revize Yönetmelikte yer alan geçici 2. madde ile;
    30.12.2013 tarih ve 28867 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmeliğin Büyük kaza önleme politika belgesi başlıklı 10. Maddesi ile Güvenlik Raporu başlıklı 11. Maddesi hükümleri 31.12.2018 tarihine kadar uygulanmaz ve 31.12.2016 tarihinden itibaren 01.07.2017 tarihine kadar 10. ve 11. maddeler kapsamında yapılan tüm işlemler hiçbir hüküm ifade etmez.
     
    c)      Revize Yönetmelikte yer alan geçici 3. madde ile;
    30.12.2013 tarih ve 28867 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmeliğin 7. Maddesinde yer alan hükümler saklı kalmak üzere Ek-1 kapsamında yapılan tüm bildirimlerin 01.07.2017 tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde güncellenmesi gerekmektedir.
  • Düzenleme Sahası Belirleme

  • İmar uygulamalarında düzenleme yapılacak sahanın seçilirken nelere dikkat edilmesi gerekir.

    3194 sayılı imar kanunun 18. Maddesine göre yapılan uygulamalarda, imar planında etap etap düzenleme sahası belirlenebilir belirleme sırasında;

    Belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz. Ancak, imar adasının büyük bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması ve diğer kısmında birkaç taşınmaz malın tevhid ve ifraz yoluyla imar plânı ve imar mevzuatına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin mümkün olduğu hallerde, adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlenmesine konu teşkil edebilir.

    Düzenleme sınırı;

    a) iskân sahasının bittiği yerlerde iskân sınırlarından,

    b) iskân sahası içindeki yollarda yol ekseninden,

    c) cami ve karakol yerlerinin dış sınırından, yeşil alan ve genel otopark alanlarının düzenleme ortaklık payı oranı ve uygulamaya alınan parsel sınırına göre uygun görülecek yerinden geçirilir.

    Ancak, imar plânlarında gösterilmiş düzenleme sınırları varsa bu durum dikkate alınır.

    Düzenleme sınırının herhangi bir parseli iki veya daha fazla parçaya bölmesi halinde; sınır, bu parçalardan düzenleme sahası dışında kalan başka bir imar adasına girmeyenleri varsa bunları da içine alacak şekilde geçirilir. Parsel büyük ise, ifraz yapılarak ifraz sınırından geçilir

  • Deniz ve Kıyı Yönetimi

  • Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigortasının kapsamı nedir?

    Çevre kirliliği mali sorumluluk sigortası ile toprağın, yeraltı sularının, iç sular ve denizler ile havanın, sözleşmenin kapsamına bağlı olarak birinde, birkaçında veya hepsinde ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan kirlenme ya da kirlenme tehlikesi nedeniyle Çevre Mevzuatı çerçevesinde sigorta ettirene yöneltilen ve sigorta ettirenin hukuken ödemek zorunda kalacağı tazminat taleplerini bu genel şartlar çerçevesinde güvence altına aldığı için tesis tarafından yaptırılması bilhassa önerilen bir sigorta türüdür. Bu genel çerçevenin yanı sıra 5312 Sayılı Kanunla kıyı tesislerine mali sorumluluk olarak atfedilen ancak kıyı tesisleri deniz kirliliği zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarınca verilemeyen teminatları tamamlayıcı özelliği bulunmaktadır.
     

  • Akdeniz ve Ege Denizi Bölgesinde kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?

    Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Akdeniz ve Ege Bölgesinde hizmet veren atık su arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir;

    Kentsel Atık su Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca İskenderun-Mersin Mezitli, Mersin Kızkalesi-Taşucu burnu, Fethiye koyu, Marmaris koyu, Güvercinlik-Didim, Karaburun- İzmir körfezi, Aliağa koyu, Ayvalık- Altınoluk bölgeleri ötrofikasyon açısından hassas alan olarak belirlenmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir.

    Akdeniz ve Ege Bölgesi’nde atık su arıtma tesisleri İle İlgili olarak İzmir ili Aliağa ilçesinde, Bayındır, Bergama, Çeşme, Çiğili, Foça, Kemalpaşa, Menderes, Ödemiş, Seferihisar, Torbalı ve Urla belediyelerinde, Mersin merkez, Muğla İli Fethiye ve Bodrum ilçelerinde ileri atık su arıtma tesisleri faaliyettedir. Mersin ili Erdemli, Mezitli, Silifke ilçeleri, Antalya ili Alanya, Kemer, Kaş, Manavgat Muratpaşa ilçelerinde biyolojik arıtma tesisleri faaliyettedir. Aydın ili Kuşadası ilçesi ve Adana merkezde arıtma tesisleri inşaat aşamasındadır.

    Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Ege Bölgesinde 342 noktada analiz yapılmakta olup, tamamı yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiş, Akdeniz Bölgesinde ise 323 noktada analiz yapılmakta olup bunların 314’ü yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.

    Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Akdeniz ve Ege Denizi Bölgesi’nde toplam 87 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir.

    -Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 3 tanesi Ege ve Akdeniz Bölgesinde olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.
     

  • Bakanlıkça onaylanan plan nasıl revize edilir, hangi durumlarda plan yeniden hazırlanarak onaya sunulur?

    Kıyı tesisleri, azalan/artan–değişen imkân ve kabiliyetleri ile ilgili her türlü değişikliği, değişikliğin olduğu tarihten itibaren 15 gün içerisinde yazıyla, Yıllık durum raporunu ise her yılın Aralık ayında Bakanlık Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Deniz ve Kıyı Yönetimi Dairesi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdürler. Bakanlık, raporların değerlendirilmesi sonucunda yapılan değişikliklerin kıyı tesisinin riskini değiştirmeyeceği kararını verirse değişikliğin olduğu ilgili sayfaları mühürleyerek onaylar. Bunun için herhangi bir ücret talep edilmez. Kıyı tesislerinin imkân ve kabiliyetleri ile herhangi bir olay sonucu mevcut çevre şartlarının değişmesi, tesis prosesinde yapılan değişiklikler, tesis faaliyetlerinin değişmesi, kapasitesinin artması/azalması gibi hususlar sonucunda riskin değişmesi söz konusu olduğu hallerde Bakanlık ilgili kıyı tesisinden Bakanlık Uygunluk Görüş Belgesi almış firmalara yeniden risk değerlendirmesi yaptırmasını ister. Firma tarafından yenilenen risk değerlendirmesi sonucu güncellenen kıyı tesisi acil müdahale planı söz konusu firma tarafından tekrar onay sürecinin başlatılması için Bakanlığa sunulur.

  • Deniz kirliliğinin önlenmesi hususunda uluslararası/bölgesel işbirliği kapsamında yapılan çalışmalar nelerdir?

    Denizler ülkeler arasında hem sınır oluşturmakta hem de ortak kullanım alanı olmaktadır. Bu sebeple kirliliğe karşı korunması ile ilgili çalışmalarının aynı denize kıyısı olan tek bir ülke tarafından yürütülmesi yeterli olmamakta ve turizm, ulaşım, gıda gibi çeşitli amaçlara ortak fayda sağladığımız denizlerin korunması ile ilgili ülkeler arası işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır.

    Bu amaçla Deniz çevresinin kirlenmesini önlemek, kirliliği azaltmak ve kontrol etmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak için ülkeler arasında bölgesel işbirliği sözleşmeleri imzalanmıştır. Bunlar; ülkemizin da aralarında bulunduğu Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin tarafı olduğu Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması (Bükreş) Sözleşmesi ve Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin taraf olduğu “Akdeniz’in Deniz Çevresinin ve Kıyı Alanlarının Korunması (Barselona) Sözleşmesi” dir.

    Bu sözleşmeler kapsamında her ülke denizlerin korunması ve kirliliğin önlenmesi/ azaltılması ile ilgi yaptıkları çalışmaları her yıl raporlamaktadır. Ülke düzeyince yapılan çalışmaların yanında bölgesel olarak denizlerin korunması ile ilgili ortak projeler geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.

    Barselona Sözleşmesi Kara Kökenli Kirleticiler ve Aktivitelerden Kaynaklanan Kirliliğe Karşı Akdeniz’in Korunması Protokolü (LBS Protokolü) ve Stratejik Eylem Planı (SAP-MED) kapsamında 2005 yılında Ulusal Eylem Kara Kökenli Kirleticilere İlişkin Ulusal Eylem Planı hazırlanmış olup, bahse konu ulusal eylem planının 2015 yılında günümüz ihtiyaçları ve güncel mevzuat çerçevesinde güncellenmesi planlanmaktadır. Diğer taraftan LBS Protokolünün getirdiği yükümlülükler çerçevesinde, Stratejik Eylem Planı kapsamında hazırlanan Ulusal Eylem Planının uygulanmasını sağlamak amacı ile Bakanlığımız koordinasyonunda TÜBİTAK/MAM tarafından “Ulusal Sınır Bütçesi” projesi gerçekleştirilmektedir.

    Bükreş Sözleşmesi çerçevesinde hazırlanmış olan Karadeniz Stratejik Eylem planı kapsamında her beş yılda bir ülkelerin eylem planına uyum için yaptıkları faaliyetler bir araya getirilmekte ve durum değerlendirmesi yapılmaktadır.
    Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
     

  • Denizlerde faaliyet gösteren balık çiftliklerinin çevresel açıdan Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından denetlenmesi hangi mevzuat ile yapılmaktadır?

    Balık çiftliklerinin, Çevre Kanunu çerçevesinde denetlenerek gerektiğinde cezai müeyyidelerin uygulanması işlemi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile Bölge Komutanlığı bağlısı Bot Komutanlıklarına yetki verilmesine ilişkin 2010/11 sayılı Genelge ile devredilmiştir.?

  • Derin Deniz Deşarjı nedir?

    Yeterli arıtma kapasitesine sahip olduğu mühendislik çalışmaları ile tespit edilen alıcı ortamlarda, denizin seyreltme ve doğal arıtma süreçlerinden faydalanmak amacıyla atık suların sahillerden belirli uzaklıklarda deniz dibine boru ve difüzörlerle deşarj edilmesidir.

  • GATS’a ulaşılamadığı durumlarda, atık bildirimi nasıl yapılacaktır?

    Bakanlığımızca yayımlanan 2013/12 sayılı Gemi Atık Takip Sistemleri Uygulama Genelgesi uyarınca: gemi kaptanı, donatanı, işleticisi veya yetkilendirilmiş acentesi; GATS’a ulaşılamadığı mücbir durumlarda, atık bildirimini bahse konu genelge Ek-1'inde yer alan Atık Bildirim Formu’nu ilgili atık alım yükümlülerine ve Liman Başkanlığına faks çekerek bildirmekle yükümlüdürler.

  • Gemi kaynaklı illegal deşarjların tespitinde, gemi ve diğer deniz araçlarından kaynaklanan deniz kirliliğinin önlenmesine yönelik denetim, kontrol yapma görev yetkileri hangi kurum/kuruluşlara aittir?

    Gemi kaynaklı illegal deşarjların kontrol edilmesi maksadıyla: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ile İstanbul, Kocaeli, Antalya ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına Bakanlığımızca 06/06/2011 tarihli ve 2011/9 sayılı Genelge ile yetki devri yapılmıştır.

    Bu Genelge, gemilerden kaynaklanan deniz kirliliğinin tespiti için, Bakanlıkça yetki verilmiş kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşların yetki alanlarını, yetki konularını, Türkiye’nin yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarında 2872 sayılı Çevre Kanunu hükümlerine uyulup uyulmadığının denetlenmesi, tespit edilen ihlallere uygulayacakları idari yaptırımları, ihlalin tespiti için sürekli olarak havadan, karadan ve denizden kontrol ve izlemenin yapılma usullerini, yetki devri çerçevesinde yapılan işlemler hakkında Bakanlığı bilgilendirme yöntemini kapsamaktadır.
     

  • Gemi kazası sonucu oluşan petrol kirliliğine kimyasal madde ile (dispersant) müdahale edilmesi yasal mıdır?

    İlgili mevzuat gereği kaza sonucu oluşan kirliliğe müdahalede su ortamına dağılmış petrolün dibe çöktürülmesinde veya kimyasal dispersant kullanılarak seyreltilmesinde Bakanlığın uygun görüşünün alınması zorunludur. Bakanlıktan izin alınmadan dispersantların kullanılması YASAKTIR. Kullananlara Çevre Kanununca işlem yapılır.

  • Gemiler, atık kabul tesislerine verecekleri atıklar için bedel ödeyecek midir?

    Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin 26. maddesi uyarınca: atık kabul tesislerinin ve atık alma gemilerinin verecekleri hizmetler, gemilerden alınacak bir ücret karşılığında yapılmak zorundadır. Bu ücretler, 05/06/2009 tarihli ve 27249 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği Çerçevesinde Uygulanacak Ücretler ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2009/3)” kapsamında belirlenen tarife doğrultusunda ödenmelidir.
     

  • Gemilerden kaynaklanan bir kirlilik görüldüğünde nerelere ihbar yapılmalıdır?

    Gemilerden kaynaklanan bir kirlilik görüldüğünde:

    - Bulunulan yerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne,
    - Alo 158 Sahil Güvenlik hattına,
    - Bağlı bulunulan yerin Liman Başkanlığına,
    - Alo 181 Çevre ve Şehircilik Hattı’na

    ihbarda bulunulmalıdır.

  • Gemilerin atık bildirimleri nasıl yapılmalıdır?

    Gemi Atık Takip Sistemi (GATS) üzerinden yapılması gereken atık bildirimleri; geminin donatanı, işleticisi veya yetkilendirilmiş acentesi tarafından; gemilerin limana varışlarından en az 24 saat önce, 24 saatten az sürecek olan yakın seferlerde gemiler kalkış limanından ayrılır ayrılmaz ilgili atık alım yükümlüsüne ve Liman Başkanlığına yapılır.

  • Hangi tipte ve büyüklükteki gemiler atık bildirimi yapmakla yükümlüdürler?

    Liman dışı sefer yapan bütün yolcu gemileri, 150 GRT ve üstündeki petrol tankerleri ile 400 GRT ve üstündeki diğer gemiler atık bildirimi yapmakla yükümlüdürler. Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

  • Kıyı tesisi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planını kıyı tesisi kendisi hazırlayabilir mi?

    Kıyı tesisi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planı Bakanlığımızca yetkilendirilen kurum/kuruluşlar tarafından hazırlanır. Yetkilendirilen kurum/kuruluşlar Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Müdürlüğü, ÇED Yeterlilik Dairesi Başkanlığından öğrenilebilir. Kıyı tesisi bu kapsamda yetki almış bir tesis değil ise kendi risk değerlendirmesi ve acil müdahale planını hazırlayamaz.

  • Kıyı tesislerinin; 5312 sayılı Kanun kapsamında deniz ve deniz çevresine verdikleri zararların tazminine yönelik bir sigorta sistemi var mıdır?

    Kıyı tesislerinin 5312 sayılı Kanun çerçevesinde yer alan zararlara karşı zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü vardır. Sigorta yaptırma zorunluluğuna uymayan kıyı tesislerinin faaliyetlerine de izin verilmez. Bu kapsamda zararları karşılamak üzere Bakanlığımız girişimiyle Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigortası genel şartları Hazine Müsteşarlığınca hazırlanmıştır. Söz konusu sigortaları yapan şirketlerin bilgilerine Türkiye Sigorta Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği web sayfasından veya birlik merkezinden ulaşılabilir. Gemi kaynaklı kirlenmelerde ise geminin P&I Klüp Sigortası devreye girmektedir.

  • Karadeniz’de kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?

    Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Karadeniz Bölgesinde hizmet veren atık su arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir;

    - Kentsel Atık su Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca Ünye-Samsun-Bafra arası ötrofikasyon açısından hassas alan olarak belirlenmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir.
    - Karadeniz Bölgesi’nde atık su arıtma tesisleri ile ilgili olarak; Samsun ve Ordu İlleri merkezde ileri atık su arıtma tesisleri, Zonguldak İli merkezde biyolojik atık su arıtma tesisi faaliyettedir. Sinop merkezde atık su arıtma tesisi inşaat halinde ve Bartın ilinde ise ihale aşamasında bulunmaktadır.
    -Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Karadeniz Bölgesinde 258 noktada analiz yapılmakta olup bunların 251’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.
    - Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Karadeniz Bölgesi’nde toplam 32 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir
    - Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 2 tanesi Karadeniz’de olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.
     

  • Karadeniz’deki kirlilik durumu nedir ve konu ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?

    Karadeniz kirlilik durumu ve yapılan çalışmalar aşağıda sıralanmaktadır:
    - 69 noktada kirlilik izlemesi yapılmaktadır.
    - Yüzme suyu alanlarında 258 noktada izleme yapılmış, 251tanesi yüzmeye uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.

  • Kazalar sonucu oluşan kirliliğe hazırlıklı olma ve müdahale için neler yapılmaktadır?

    5312 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği kapsamında Türkiye kıyılarındaki denizlerin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesine sebep olabilecek faaliyette bulunan kıyı tesislerinin acil müdahale planlarını yaptırmakla yükümlüdür. Bu çerçevede yüksek risk içeren kıyı tesislerinin acil müdahale planları tamamlanmıştır. Orta seviyede risk içerenlerin ise onaylama işlerine başlanmış olup süreç devam etmektedir.

    Ayrıca 6 bölgesel ve 1 ulusal plan hazırlanarak kıyılarımızda yaşanması muhtemel bir kaza sonucunda izlenecek strateji adım adım belirlenmiştir.

    Olası kazalara hazırlıklı olma adına düzenli olarak tatbikatlar düzenlenerek mevcut kapasitenin ortaya konulması ve farkındalığın yaratılması sağlanmaktadır.
     

  • Koy ve körfezlerimizde faaliyet gösteren balık çiftliklerinin izlemeleri nasıl yapılmaktadır?

    24.01.2007 tarih ve 26413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Denizlerde Balık Çiftliklerinin Kurulamayacağı Hassas Alan Niteliğindeki Kapalı Koy ve Körfez Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Tebliğ" kapsamında su kolonunda her yılın mayıs ve ağustos aylarında Trix indeksi analizlerinin yapılarak Eylül ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir. Diğer taraftan, 3 yılda bir “Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında yer alan dip analizlerinin Bakanlığımızca yetki verilen laboratuvarlarda yapılarak, bilimsel kurum kuruluşların ilgili birimlerine rapor hazırlatılması ve aralık ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir.

  • Koy ve körfezlerimizin dışında faaliyet gösteren balık çiftliklerinin izlemeleri nasıl yapılmaktadır?

    “Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğ” kapsamında yer alan analizlerinin Bakanlığımızca yetki verilen laboratuvarlarda her yılın Ağustos ayında yapılarak, bilimsel kurum kuruluşların ilgili birimlerine rapor hazırlatılması ve aralık ayı sonuna kadar Bakanlığımıza sunulması gerekmektedir.

  • Marmara Bölgesinde mevcut durumu ve kirliliğin azaltımı ve önlenmesi ile ilgili yürütülen çalışmalar nelerdir?

    Deniz kirliliğinin en önemli kaynağı denize doğrudan ya da dolaylı olarak ulaşan karasal kirliliklerdir. Bunun yanında deniz ulaşımından kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda Marmara Bölgesinde hizmet veren atık su arıtma tesisleri ve gemi kaynaklı atıkların alımı ile ilgili hizmet veren tesislere ilişkin bilgiler aşağıdaki gibidir;

    - Kentsel Atık su Arıtımı Yönetmeliği Hassas Ve Az Hassas Su Alanları Tebliği uyarınca Bandırma körfezi, Gemlik Körfezi ile İstanbul Boğazı doğu girişi arası, İstanbul Boğazı Batı girişi-Büyük çekmece arası ve Haliç körfezi ötrofikasyon açısından hassas alan olarak ilan edilmiştir. Bu alanlara yapılacak deşarjlarda belirlenen oranda azot ve fosfor giderimi yapılması gerekmektedir.
    - Marmara Bölgesi’nde atık su arıtma tesisleri ile ilgili olarak; Bursa İli Mudanya İlçesi, Çanakkale merkez, Kocaeli İli Gebze İlçesi, Yalova Merkez ve İstanbul ilinin Arnavutköy, Avcılar, Bakırköy, Tuzla, Sancaktepe ilçelerinde ileri arıtma tesisleri faaliyettedir. İstanbul İli Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
    Silivri ilçesi, Kocaeli merkez ve Tekirdağ İli Marmara Ereğlisi ilçesinde biyolojik arıtma tesisleri faaliyettedir. Balıkesir merkezde atık su arıtma tesisi projelendirme aşamasındadır.
    -Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde Marmara Bölgesinde 174 noktada analiz yapılmakta olup bunların 168’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları devam etmektedir.
    - Gemilerden Atık Alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında Marmara Bölgesi’nde toplam 138 kıyı tesiste atık alım hizmeti verilmektedir
    - Gemi ve kıyı tesislerinin neden olabileceği kazalara müdahale amacıyla 5312 sayılı Kanun kapsamında; 1 tanesi Marmara Bölgesinde olmak üzere; 6 Bölgesel Acil Müdahale Planı hazırlanmıştır.
     

  • Marmara Denizi’ndeki kirlilik durumu nedir konu ile ilgili yürütülmekte olan çalışmalar nedir?

    Marmara Denizi kirlilik durumu ve yapılmakta olan çalışmalar aşağıda sıralanmaktadır:

    - 47 noktada kirlilik izlemesi yapılmaktadır.
    - Yüzme Suyu Kalitesi Yönetmeliği çerçevesinde yapılan izleme çalışmaları sonucunda 174 yüzme alanının 168’si yönetmeliğe uygun olarak değerlendirilmiştir. Uygun çıkmayan alanlara yönelik denetim ve soruşturma çalışmaları

    devam etmektedir.
     

  • Mavi bayrak almış plajlarla ilgili bilgilere nasıl ulaşabilirim?

    http://www.mavibayrak.org.tr/ adresinden ulaşılabilir.

  • Petrol sızıntısına neden olan kazalara müdahale ve temizlik faaliyetleri ne şekilde yapılmaktadır?

    Petrol ve kimyasal döküntüsü gerçekleşen kazalarda 5312 sayılı “Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun” ve bu Kanunun Uygulama Yönetmeliği kapsamında çalışmalar Bu belge 5070 sayılı elektronik imza kanuna göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

    yürütülür, kirliliklere müdahale edilir. Muhtemel bir petrol kirliliği olayında ilgili kamu kurumları ve özel sektör koordineli olarak çalışmakta ve olayın gerektirdiği müdahale adımları atılmaktadır. Müdahalenin değişik alanlarında koordine içerisinde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar; başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı olmak üzere Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, kolluk kuvvetleri, Belediyeler, Üniversiteler, denizde ve kıyıda müdahale kapasitesi olan özel şirketler görev almaktadır.

    Bir kaza olması durumunda arama kurtarma, yangın söndürme, gemi yedekleme, yara kapatma, denizde ve karada kirliliğe mekanik müdahale (emici ve toplayıcı bariyerler, petrol sıyırıcıları ve çeşitli el aletleri kullanılarak), atık yönetimi, numune alma, raporlama, izleme, zararların tazmini işlemleri, yaban hayatının ve hassas alanların rehabilitasyon ve restorasyon faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Müdahale stratejileri, olayın boyutuna bağlı olarak kıyı tesisi acil müdahale planı, ulusal ve bölgesel planlara göre belirlenmektedir.
     

  • Yüzme suyu analizlerini hangi kurum yapmaktadır.

    İl Sağlık Müdürlükleri tarafından analizler yapılmaktadır.

  • Yüzme suyu kalitesi sonuçlarını nasıl öğrenebiliriz?

    İlgili İl Sağlık Müdürlüğünün web sayfasında bu sonuçlara ulaşılabilir, ayrıca yüzme suyu alanı yüzmek için uygun değil ise uyarı levhaları ile alan o yüzme sezonunda kapatılmaktadır.

  • Enerji Verimliliği Ve Tesisat

  • İşletme giderleri olarak hangi harcamaları alabiliriz hangilerini alamayız?
    Yönetmeliğin 8inci maddesinin birinci fıkrasında:
    “Merkezî ısıtma sistemlerinde toplam ısıtma giderlerinin % 70’i bağımsız bölümlerin ölçülen ısı tüketimlerine göre paylaştırılır. Toplam ısıtma giderlerinin % 30’u ortak kullanım mahalleri, sistem kayıpları, asgari ısınma ve işletme giderlerinden kaynaklı ısı giderleri olarak bağımsız bölümlerin kullanım alanlarına göre paylaştırılır.” denilmektedir.
    İşletme giderleri aynı maddenin üçüncü fıkrasında verilen formülasyondaki   “M : Binanın toplam ısı tüketim tutarı (TL)” değerine eklenmesi gereken bir bedeldir.
    İşletme giderleri genel olarak ısıtmadan kaynaklı giderleri ifade eden bir terim olarak düşünülmelidir. Bu itibarla; ısıtma sisteminin bakımı ve küçük çaplı onarımları, ayrı olarak ölçülebiliyor ise ısıtma sistemi su ve elektrik bedelleri, cihazların ölçüm, ayar giderleri türünden gideler bu kapsamda değerlendirilebilir.
    Kazan değişimi, büyük çaplı onarımlar, personel giderleri, aidat türünden giderlerin ise işletme gideri olarak değerlendirilmesi doğru bir yaklaşım değildir.
  • İki bin metrekare eşik değeri 634 sayılı “Kat mülkiyeti Kanun’unda” toplam inşaat alanı, yönetmelikte toplam kullanım alanı olarak geçiyor. Uygulamada bazen karışıklık yaşanabiliyor. Bu alanlar aynı değeri mi işaret ediyor?
    Toplam kullanım alanı ve toplam inşaat alanı aynı değerler değildir.
     
    Toplam inşaat alanı 15.08.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan TS 10970 yapı kullanma izin belgesi formunun 66ncı kutucuğunda yer alan değerdir.
     
    Toplam kullanım alanı ise “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinde tanımı yapılan ve ayrıca proje üzerinden hesaplanması gereken toplam inşaat alanı değerinden daha düşük bir değerdir.
     
    Toplam inşaat alanı: bodrum kat, asma kat, çatı arasında yer alan mekânlar ve ortak alanlar dâhil yapının inşa edilen tüm katlarından ışıklık boşluklarının çıkarılmasıyla elde edilen alanlar toplamıdır.
     
    Toplam kullanım alanı: Binanın inşa edilen ve kullanılabilen tüm bölümlerinin; duvarlar, kolonlar, ışıklıklar, giriş holleri, açık çıkmalar, hava bacaları, saçaklar, tesisat galerileri ve katları, ticari amaçlı olmayan ve binanın kendi ihtiyacı için otopark olarak kullanılan bölüm ve katlar, yangın merdivenleri, asansörler, tabii zemin terasları, kalorifer dairesi, kömürlük, sığınak, su deposu ve hidrofor dairesi çıktıktan sonraki alanıdır.
     
  • Çevre/Endüstri/Maden/Fizik/Kimya mühendisiyim gerekli şartları sağlarsam ben de Enerji Kimlik Belgesi uzmanı olabilir miyim?
    Yönetmelik gereğince Enerji Kimlik Belgesi uzmanları bina tasarımında görev alan meslek disiplinlerinden (mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi, elektronik mühendisi, elektrik elektronik mühendisi) olmalıdır. Bunun dışındaki mühendislik disiplinine mensup olanlar Enerji Kimlik Belgesi uzmanı olamazlar.
  • “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinde depo türü kısımların yönetmelik kapsamında olmadığından bahsediliyor. Projelendirme yaparken binanın alt kısmında bulunan depo kısımları için yönetmelik hükümlerini işletmeyecek miy
    Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nin 2nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Sanayi alanlarında üretim faaliyetleri yürütülen binalar, planlanan kullanım süresi iki yıldan az olan binalar, toplam kullanım alanı elli metrekarenin altında olan binalar, seralar, atölyeler ve münferitolarak inşa edilen ve ısıtılmasına ve soğutulmasına gerek duyulmayan depo, cephanelik, ardiye, ahır, ağıl gibi binalar bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır.” ifadesinde münferit olarak inşa edilen ibaresinin olması sebebiyle konutlar ile işyerleri arasında yeterli yalıtım koşullarının sağlanmış olsa dahi bahsedilen depo türü bölümlerin yönetmelik dışı kalması mümkün değildir.
    Zaten yönetmeliğin 9uncu maddesinin beşinci fıkrasında “Binanın bağımsız bölümleri arasındaki duvar, taban ve tavan gibi yapı elemanlarında, R direnci en az 0,80 m2 K/W olacak şekilde yalıtım uygulanır.” denmekte olup ısı yalıtımı ile ilgili olarak alınması gereken tedbir belirtilmektedir.
  • Önemli tadilat geçiren binalar “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinin tüm hükümlerini sağlamak zorunda mıdır? Binamızın toplam kullanım alanı iki bin metrekarenin üzerinde ve bireysel sistemle ısıtılan yönetmelikte tanıml
    Binada cephe, mekanik ve elektrik tesisatı gibi enerji tüketimini etkileyen konularla ilgili toplam tadilat maliyetinin, binanın emlak vergisine esas değerinin %25’ini aştığı tadilatlar yönetmelikte önemli tadilat olarak tanımlanmış olup yönetmeliğin 5inci maddesinin (Değişik: RG-1/4/2010-27539) birinci fıkrasında “Yeni bina tasarımında, mevcut binaların proje değişikliği gerektiren önemli tadilat projelerinde, mekanik ve elektrik tesisat değişikliklerinde binanın özelliklerine göre bu Yönetmelikte öngörülen esaslar göz önüne alınır.” denmektedir.
    Önemli tadilat geçiren binalar özelliklerine göre yönetmelik hükümlerini sağlamalıdır.
     
    Önemli tadilat geçiren mevcut bina yeni bina özelliği kazanmayacağı için yeni binalar için yönetmelikte öngörülen ısıtma sistemi merkezi olmalıdır şartını sağlaması gerekmemektedir.
     
  • Bazı binalar ısı ölçüm ekipmanları takılı halde inşa edilerek sahiplerine veriliyor bazıları ise takılı olmayarak. Bizim binamız bu ekipmanlar takılı olmadan bize teslim edildi. Acaba bu işin doğrusu nedir?
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” projelerde ısı ölçüm ekipmanlarının tesis edilmesini zorunlu kılan hükmü (7nci madde birinci fıkra c bendi), kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 02.05.2007 tarihi itibarıyla yeni binalar için yürürlüktedir.
    Dolayısıyla bu tarihten sonra yapı ruhsatı için başvuran binalarda projelendirme, imalat ve denetim bu esaslara göre yapılmalıdır.
    Eğer binanız 02.05.2007 tarihinden önce yapı ruhsatı almışsa ölçüm ekipmanlarının tesisi kat maliklerince, bu tarihten sonra yapı ruhsatı almışsa ölçüm ekipmanlarının tesisi mekanik tesisat projesi gereğince binayı inşa eden tarafından gerçekleştirilmelidir. 
    Ancak kamu marifetiyle gerçekleştirilen işlerde ihale, yaklaşık maliyet vb. hususların bulunması sebebiyle ve ısı paylaşımını sağlayan cihazların ne tür cihazlar olabileceği, sorumluluklar, okuma ile ilgili vb. hususların kanun içerisinde belirtilmemiş olması nedeniyle kanunun bahse konu hükmüne ait uygulama yönetmeliği olan “Merkezi Isıtma ve Sıhhi Sıcak Su Sistemlerinde Isınma ve Sıhhi Sıcak Su Giderlerinin Paylaştırılmasına İlişkin Yönetmeliğin” yürürlüğe girdiği tarih olan 14.04.2008 tarihinden önce ihalesi yapılmış veya ihale kararı veya yatırım kararı veya ihale oluru veya ihale onay belgesi alınmış yapılar ile projeleri kamu kurumlarınca ve kuruluşlarınca onaylanmış olan yapılarda ruhsat tarihine bakılmaksızın bu işlemlerin yapıldığı tarihteki mevzuat hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
  • Bina yönetimi olarak bir firma ile anlaştık. Isı ölçüm ekipmanları takılırken bağımsız bölüm kullanıcılarından bazıları kesinlikle bağımsız bölümlerine girilmesine izin vermeyeceğini söylüyor. Ne yapmamız gerekir?
    Bu durumda montaj yapılırken bu kimselerin rıza göstermediğine dair bir tutanak tutularak binanın bağlı bulunduğu Sulh Mahkemesi’ne başvurulmalı, 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 33üncü maddesine istinaden hâkim müdahalesi talep edilmelidir.
  • Binalarda ısı yalıtımı yapılması ile ilgili ülkemizdeki gelişim süreci nedir? Her binada ısı yalıtımı yapılmış mıdır? Binamızın durumunu nasıl değerlendirebiliriz?
    Binalarda ısı yalıtımı yapılması ile ilgili yönetmelikler sırası ile 08.05.2000 tarih ve 24043 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği”, 09.10.2008 tarih ve 27019 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği” ve son olarak 05.12.2008 tarih ve 27075 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği”dir.
    Binalarda ısı yalıtımı yapılmasına dair zorunluluk 08.05.2000 tarihli “Binalarda Isı Yalıtım Yönetmeliği” ile başlamış olup 14.06.2000 tarihine kadar inşaat ruhsatı alınmış özel binalarda ısı yalıtımı yapılmasına dair bir zorunluluk bulunmamakta idi.
    Binaların inşaat ruhsatı alınma tarihlerinde hangi yönetmeliğin yürürlükte olduğu dikkate alınarak binaların ısı yalıtımı veya enerji performansı yönünden durumu değerlendirilebilir.
  • Binama 2017 yılına kadar mantolama yaptırmak zorunda olduğum söylendi. Bu doğru mu ?

    Zorunlu olan husus mantolama yaptırmak değil 02.05.2017 tarihi itibarıyla mevcut-yeni tüm binaların enerji kimlik belgelerini almış olmalarıdır. Mantolama tabir edilen dış cephe ısı yalıtımı uygulaması yanlış bir anlayışla enerji performansının gerek yeter şartı olarak algılanmaktadır. Yeni binalar zaten yönetmeliğin izin verdiği asgari enerji performans kriterinden daha düşük standartta inşa edilememektedir. Mevcut binaların enerji performansını artırma zorunluluğu yoktur.   
  • Binama ısı ölçer, ısı sayacı taktırmak zorunda mıyım?
    02.05.2007 tarih ve 26510 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7nci maddesinin birinci fıkrasının c bendinde “Merkezî ısıtma sistemine sahip binalarda, merkezî veya lokal ısı veya sıcaklık kontrol cihazları ile ısınma maliyetlerinin ısı kullanım miktarına bağlı olarak paylaşımını sağlayan sistemler kullanılır. Buna aykırı olarak hazırlanan projeler ilgili mercilerce onaylanmaz.” denilmiş olup 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 42nci maddesinin değişik dördüncü fıkrasında da (18/4/2007-5627/16 md.) “.....Merkezi ısıtma sistemlerinde ısınma giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenir.” denilerek mezkur kanunun bu hükmü gereğince mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan 14.04.2008 tarih ve 26847 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Merkezi Isıtma ve Sıhhi Sıcak Su Sistemlerinde Isınma ve Sıhhi Sıcak Su Giderlerinin Paylaştırılmasına İlişkin Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir.
    Söz konusu yönetmeliğin Geçici 1inci maddesinde de ifade edildiği üzere 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7nci maddesinin birinci fıkrasının c  bendi ve Geçici 6ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince 02.05.2012 tarihi itibari ile merkezi sistemle ısıtılan ve birden fazla bağımsız bölüme sahip tüm binaların kanun hükümlerine tabi olması, daha özel bir ifade ile ısı ölçüm ekipmanlarının binalarda kullanılmaya başlanmış olması yasal bir zorunluluktur.
  • Binamın Enerji Kimlik Belgesini ne zaman ve kimlerden almalıyım?
    Mevcut binalar 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” Geçici 6ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince 02.05.2017 tarihine kadar, yeni binalar ise yönetmeliğin Geçici 4üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince 01.01.2011 tarihinden itibaren Enerji Kimlik Belgesi almak zorundadır.
     
    Mevcut binalar için Enerji Kimlik Belgesi düzenleme yetkisi yetkilendirilmesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan Enerji Verimliliği Danışmanlık şirketlerinin sorumluluğundadır.
     
    Yeni binalar için bu belge Enerji Kimlik Belgesi Uzmanlarınca hazırlanmakta olup yapı kullanma izin belgesi aşamasında ilgili idarelerce istendiğinden yeni bina sahibi vatandaşlarımızın yapması gereken ekstra bir işlem bulunmamaktadır.
  • Binamız katı yakıtla ısınıyor. Ayrıca toplam inşaat alanımız iki bin metrekarenin üzerinde ve binamız da çok eski. Bizler de ısı ölçüm ekipmanları kullanmak zorunda mıyız?
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” ısı sayacı, ısı ölçer uygulamaları için yakıt cinsi, bina yaşı, metrekare sınırlaması getirmemiştir. Dolayısı ile merkezi veya bölgesel sistemle ısıtılan ve birden fazla bağımsız bölüme sahip olan tüm binalar kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine tabidir.
    Ancak katı yakıt kullanılan merkezi ısıtma sistemli binalarda, can ve mal güvenliği açısından ısıtma tesisatında imar ve kat mülkiyeti mevzuatına uygun olarak tadilat ruhsatı alınarak gerekli değişiklikler yapıldıktan ve yapı kullanma izni alındıktan sonra ısı ve sıcaklık kontrol ekipmanları tesis edilmelidir.
    İki bin metrekare konusu 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu” ve “Binalarda Enerji Performansı” yönetmeliğinde geçmekte olup kanunda merkezi ısıtma sisteminden bireysel ısıtma sistemine geçiş ve yönetmelikte de yeni yapılacak binalarda merkezi ısıtma sistemi olarak projelendirilmesi gereken binalar için eşik değeri işaret etmektedir. Gider paylaşımının düzenlenmesi ile ilgili bir husus değildir.
  • Binamız kentsel dönüşüm kapsamına alındı. Biz de ısı ölçüm ekipmanlarını binamızda tesis etmeli miyiz?
    Kentsel dönüşüm kapsamına alınan ve dönüşüm kapsamında binanın yıkımı veya tadilatı gibi bir tasarrufun söz konusu olduğu yapılarda 03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı “Belediye Kanunu’nun” 73üncü maddesi gereği kentsel dönüşüm kapsamında gerekli görülen işlem tamamlanıncaya kadar 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” kapsamında herhangi bir işlem tahsis edilemez.
  • Binamız yapı kullanma izin belgesinde sobalı olarak görünüyor ancak gerçekte merkezi ısıtma sistemine sahip. Yakıt ve ısıtma sisteminin değişimi için nasıl bir yol izlemeliyiz?
    Bu tipte bir yapı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi esas alınarak ısıtma sistemi sobalı bina olarak değerlendirilmek durumundadır. Bu nedenle öncelikle yapının idare kayıtlarında yer alan hukuki bilgilerinin tespiti gerekir.
    Isıtma sistemi sobalı olarak ruhsatlandırılan ve yapı kullanma izni alınan yapının merkezi ısıtma sistemine dönüştürülebilmesi için öncelikle tesisat projesinin hazırlanması ve yapı ruhsatında buna yönelik tadilat yapılması zorunludur. Bu nedenle ruhsat alınmadan yapılan mevcut uygulama imar mevzuatına aykırıdır.
    Bu itibarla; mekanik tesisat projesine uygun imalat, denetim, tasdik ve yapı kullanma izin belgesi alınması aşamalarından hangisinde veya hangilerinde problemin oluştuğunun tespiti, bu sorunun hallinden sonra ise 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 42nci maddesi gereğince işlem yapılması mümkündür.
  • Binamıza ısı ölçüm ekipmanı takacak olan firma banyoya takmaya gerek yok dedi. Bu mümkün mü?
    Islak hacimler genelde bağımsız bölümünün çekirdek kısmında olmaları sebebiyle ısıtmaya fazla ihtiyaç duymayabilirler. Ancak yönetmelik gereğince bağımsız bölümün tüm mahallerine ısı ölçer takılmalıdır. Aksi takdirde tam adil bir paylaşımın oluşamayacağı durumlar ortaya çıkabilir.
  • Binamızın Enerji Kimlik Belgesinde görünen enerji performansı en az hangi değerde olmalıdır?
    Yönetmelik gereğince mevcut ve yeni binalar birbirinden farklı yükümlülüklere sahip olmuşlardır.
     
    Yönetmeliğin 27nci maddesinin beşinci fıkrası:
     
    “(Ek:RG-1/4/2010-27539) BEP-TR yöntemine göre enerji kimlik belgesi alacak olan yeni binalar D sınıfı ve daha fazla enerji tüketimine ve CO2 salımına sahip olamaz.” demektedir.
     
    Yeni binalar minimum C sınıfı Enerji Kimlik Belgesine sahip olması gerekirken mevcut binalar A~G aralığında herhangi bir enerji sınıfına sahip Enerji Kimlik Belgesine sahip olabilirler.
     
  • Binamızda ısı sayacı kullanılıyor. Ancak kolektörler bağımsız bölümlerin içerisinde ve müdahale ile sıcak su girişinin kesildiğini düşünüyoruz. Yönetim olarak ne yapabiliriz?
    Sistemin doğru çalışması için kolektörlere müdahale edilerek radyatörlere giden sıcak suyun kesilmesine engel olunmalıdır. Eğer bu mümkün değilse kolektörler sadece yetkili kişilerin erişimine imkân verebilecek şekilde bir kutu sisteminin içerisine alınarak mühür, kilit vb. sistemlerle kapatılabilir.
  • Binamızda yakıt dönüşümü ve ısıtma sistemi dönüşümü için izlenmesi gereken prosedür nedir?
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 16ncı maddesi 23.06.1965 tarih ve 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 42nci maddesinde değişiklik yapmış olup “(Değişik dördüncü fıkra: 18/4/2007-5627/16 md.) Kat maliklerinden birinin isteği üzerine ısı yalıtımı, ısıtma sisteminin yakıt dönüşümü ve ısıtma sisteminin merkezi sistemden ferdi sisteme veya ferdi sistemden merkezi sisteme dönüştürülmesi, kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar üzerine yapılır. Ancak toplam inşaat alanı iki bin metrekare ve üzeri olan binalarda merkezi ısıtma sisteminin ferdi ısıtma sistemine dönüştürülmesi, kat maliklerinin sayı ve arsa payı olarak oybirliği ile verecekleri karar üzerine yapılır. Bu konuda yapılacak ortak işlerin giderleri arsa payı oranına göre ödenir….” denmektedir.
    Burada dikkat edilmesi gereken hususlar değişimin mutlak suretle kat maliklerince yapılabileceği, değişimin niteliği ve bunun için izlenmesi gereken yolun ne olduğudur.
  • Bir parsel içerisinde yer alan blokların tamamının mı yoksa her birinin ayrı ayrı olarak mı kullanım alanı dikkate alınarak projelendirmede ısıtma sisteminin merkezi olarak yapılıp yapılmayabileceğine karar verilmelidir?
    Eğer bu parsel içerisindeki bloklar ayrı ayrı yapı ruhsatı alacaksa her biri münferit olarak, eğer tek bir yapı ruhsatı alacaksa tamamı bir arada değerlendirilmelidir.
    Yönetmeliğe göre değerlendirmeler yapı ruhsatı üzerinden yapılabilmektedir.
     
  • Birçok bina yönetimi hiçbir prosedürü uygulamadan piyasada bu işi yapan taşeronlar marifetiyle binalarına mantolama yaptırıyor. Bu işlemler için proje hazırlatmadıklarını duyuyoruz. Yalıtım malzemelerinin çoğu da yanıcı özellikli.
    Yönetmeliğin 5inci maddesinin (Ek: RG-1/4/2010-27539) altıncı fıkrasında:
    “Mevcut binaların, dış cephe duvarlarında ısı yalıtımı, ısıtma sisteminde kazan değişikliği, ferdi ve merkezi ısıtma sistemleri arasında dönüşüm yapılması, merkezi soğutma sistemi kurulması, kojenerasyon sistemi kurulması veya yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretilmesi ile ilgili konularda tadilat yapılması halinde, bu Yönetmelik hükümleri doğrultusunda uygulama projesi hazırlanır ve yapı kullanım izni veren ilgili idare tarafından onaylanırve uygulanması sağlanır.” denmektedir.
    Bu tarz işlemler proje ve ilgili idarenin onayı dahilinde yapılması gereken işlemlerdir.
    Bina yönetimlerinin uygulayacağı aykırı tutumlar hukuki açıdan kendilerini sıkıntıya düşürebilir.
     
  • Biz bina kat malikleri yönetim kurulu olarak oy çokluğu ile karar aldık ve ısı ölçüm ekipmanlarını taktırmayacağız. Yönetim olarak oy çokluğu ile aldığımız bu karar geçerli midir? Yoksa bu karar için oybirliği mi gerekmektedir?
    Yönetim kurullarının her ne çoğunlukla olursa olsun alacağı hiçbir karar kanuna muhalefet teşkil edemez. Isı ölçüm ekipmanlarının tesisi yasal bir zorunluluk olduğundan yönetimlerin gerek oy birliği gerekse oy çokluğu ile aldığı bu yöndeki kararlar yok hükmündedir.
  • Isı ölçüm ekipmanlarını binamızda nasıl tesis edeceğiz?
    Isı ölçer, ısı sayacı uygulamaları genel olarak montaj ile okuma ve faturalandırma hizmetleri olarak iki başlık altında toplanabilir. Ülkemiz genelinde her iki hizmeti de ayrı ayrı veya beraber veren birçok firma mevcuttur. Bina yönetimlerinin önünde değişik alternatifler mevcuttur.
    Bakanlığımızdan yetki belgesi almış olan ve “Yetkilendirilmiş Ölçüm Şirketi” olarak tabir edilen ve www.bep.gov.tr adresinde künyeleri bulunan şirketlerden biriyle anlaşıp montaj ve okuma hizmeti satın alabilirler veya bina yönetimleri yeterli teknik donanım ve personele sahipse bu işi kendi bünyelerinde halledebilirler. Yetkilendirilmiş Ölçüm Şirketlerinin okumaları ile ilgili şikayet olması durumunda Bakanlığımızca bu firmalara denetim yapılabilmektedir.
  • Isı ölçüm ekipmanlarının kullanımı yasal bir zorunluluk olduğuna göre bu ekipmanları tesis etmeyenler nasıl bir cezai müeyyideye tabi olacaklardır.
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” idari yaptırımlardan bahseden 10uncu maddesinde bu durum net bir ifade ile açıklanmamıştır. Ancak aykırı tutumlar kanuna muhalefet kapsamında sayılabileceğinden açılabilecek olası davalarda mahkemece bir ceza öngörülmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.
  • Isı ölçer sisteminin insan sağlığına zararı var mıdır?
    Ölçüm ekipmanları RF 868 frekansında çalışmaktadır. İnsan sağlığı ile ilgili olarak kıyas edilebilecek ölçü SAR (Specific Absorbation Rate) radyo dalgalarının veya elektromanyetik enerjinin vücut tarafından emilme hızıdır. AB normlarına göre radyo frekansları için belirlenmiş maksimum SAR değeri 4 W/kg sınırının altında olmalıdır. Ölçüm sırasında kullanılan telsiz sistemine ait SAR değerinin genelde 0,000028 W/kg mertebelerinde olduğu bilinmektedir.
  • Isı ölçer veya ısı sayaçlarından hangisini kullanmamız gerektiğine nasıl karar vermeliyiz?
    Gerek 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nda” gerekse de “Merkezi Isıtma ve Sıhhi Sıcak Su Sistemlerinde Isınma ve Sıhhi Sıcak Su Giderlerinin Paylaştırılmasına İlişkin Yönetmelik’te” ısı sayacı veya ısı ölçerlerin hangi şartlarda kullanılacağı ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.
    Hangi cihazın kullanılacağı ile ilgili karar yeni binalar için mekanik tesisat proje müellifince, mevcut binalar içinse binanın özelliklerine göre montaj yapacak olan ve firma ve bina yönetimince verilmelidir.
  • Isı ölçer, ısı sayacı nedir? Kullanılmasına neden ihtiyaç duyulmuştur?
    Isı ölçer, ısı sayacı olarak adlandırılan ısı ölçüm ekipmanları merkezi veya bölgesel sistemle ısıtılan binalarda ısının bağımsız bölümlerce tüketildiği kadar paylaştırılmasını sağlayan bir sistemdir.
    Bu sistemde bağımsız bölümler takılan ekipmanlar sayesinde ferdi sistemden farklı olarak ortam sıcaklığını 150C’nin altına indiremezler. Bağımsız bölüm kullanıcıları istedikleri ortam sıcaklığını termostattık vana üzerinde ayarlayarak bu sıcaklık değerinde konutlarını ısıtırlar.
    Ülkemizin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal etmesi, herkesin arsa payı bazında yakıt tüketimine katıldığı ortamda suiistimallerin çok sık yaşanıyor olması ve etkin bir yalıtımla beraber enerji tüketiminde %35 mertebelerinde tasarrufun sağlanabiliyor olması ısı ölçer sistemlerinin kullanılmasını zorunlu kılmıştır.
  • Isı sayaç, ısı ölçer uygulamasına geçen sene geçtik. Daha fazla enerji bedeli ödemeye başladım. Tasarruf bunun neresinde?
    Isı ölçüm ekipmanları enerji tasarruf cihazları değildir. Bazı kattaki, bazı cephedeki bağımsız bölümlerin önceki ısıtma dönemlerine oranla daha fazla yakıt bedeli ödemeye başlaması beklenen bir sonuçtur. 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanun’u” paylaşımın tüketime göre yapılmasını emretmektedir. Esas itibarıyla tasarruf mikro ölçekte değil büyük fotoğrafa yani ülke geneline bakıldığında ortaya çıkacaktır. 
  • Kamuya ait lojmanda oturuyoruz ve hiçbirimiz kat maliki değiliz. Kamu lojmanında ikamet edenler olarak biz de ısı ölçüm ekipmanları taktırmak zorunda mıyız?
    Isı ölçüm ekipmanlarının tesisi 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu” gereğince değil 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” gereğince olmaktadır.
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” binalar için sınıflandırma veya muafiyet getirmemiştir. Dolayısıyla ısı ölçüm ekipmanları tesis edilmeli ve ilgili yönetmelik gereğince de paylaşım yapılmalıdır.
  • Kapıcımızdan yakıt ücreti almıyoruz. Kapıcı dairesine de ısı ölçüm ekipmanları takmak zorunda mıyız?
    Yönetmelik gereğince kapıcı dairesinde de ölçüm yapmak mecburidir. Ancak bina yönetimi kapıcıdan yakıt ücreti tahsil etmek istemiyorsa bunu kendisine yansıtmayabilir.
  • Kapalı kullanım alanının tanımı yönetmelikte yapılmamış. Isınma giderlerinin %30’u kapalı kullanım alanına göre yapılması gerektiğinden bu tanımı açabilir misiniz?
    Kullanım alanı terimi gerek belediyelerin meclis kararı ile yayımladığı yönetmeliklerde, gerekse de “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’nde” yer alan; genel olarak bağımsız bölüm içerisindeki duvarlar arasında kalan temiz alanı ifade eden, detaya inildiğinde binanın inşa edilen ve kullanılabilen tüm bölümlerinin; duvarlar, kolonlar, ışıklıklar, giriş holleri, açık çıkmalar, hava bacaları, saçaklar, tesisat galerileri ve katları, ticari amaçlı olmayan ve binanın kendi ihtiyacı için otopark olarak kullanılan bölüm ve katlar, yangın merdivenleri, asansörler, tabii zemin terasları, kalorifer dairesi, kömürlük, sığınak, su deposu ve hidrofor dairesi çıktıktan sonraki alanını ifade eden bir tanımdır.
    Yönetmeliğin 7nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Ortak kullanım mahallerinden, sistem kayıplarından ve işletme giderlerinden kaynaklı ısı giderleri, bağımsız bölüm kullanıcılarına kapalı kullanım alanları oranında paylaştırılır.” ifadesindeki kapalı kullanım alanı terimi ile de yukarıdaki tanım çerçevesinde bağımsız bölümün -ve varsa imar mevzuatına uygun olarak yapılmış eklentilerinin- çevrelediği alan başına düşen kapalı, ısıtılan mahal alanı anlaşılmalıdır.
  • Kat maliklerimizden bazıları kasıtlı olarak ısı ölçüm ekipmanlarına müdahale ederek bozuyor. Ne yapmamız gerekir?
    Bu tutum içerisinde bulunan kat malikleri için 634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 33üncü maddesi veya 18inci maddesi uyarınca işlem yapılabilir.
  • Mevcut bina ve yeni bina tanımı birçok yerde geçiyor. Hepsi aynı tarihi mi işaret ediyor?
    Yeni bina ve mevcut bina tanımları için milat olarak referans alınabilecek tarihler “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” uygulamaları , “Enerji Kimlik Belgesi” uygulaması ve 5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7.1.c maddesi için farklılıklar göstermektedir.
    “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” uygulamaları için bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih olan 05.12.2009 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, öncesinde yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilir.
     “Enerji Kimlik Belgesi” uygulaması için -Yönetmeliğin Geçici 4üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince- 01.01.2011 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, bu tarihten önce yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilmelidir.
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu’nun” 7.1.c maddesi için yani ısı ölçüm ekipmanlarının proje aşamasında tasarlanarak inşaat aşamasında monte edilmesi için bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 02.05.2007 tarihinden sonra yapı ruhsatı alan binalar yeni bina, öncesinde yapı ruhsatı alan binalar mevcut bina olarak değerlendirilmelidir.
    Dolayısıyla her bir kanun ve yönetmelik ve hatta yönetmelik içi uygulamalar için işaret edilen mevcut bina ve yeni bina tanımlarındaki tarihler aynı günü işaret etmemektedir.
  • Toplam inşaat alanı iki bin metrekarenin üzerinde olan dolayısıyla projesinde ısıtma sistemi merkezi olarak yapılan, yapı kullanma izin belgesi almamış, tapunun bir veya birkaç kişi üzerine kayıtlı olduğu binalarda ısıtma sisteminin de
    634 sayılı “Kat Mülkiyeti Kanunu’nun” 42nci maddesi gereğince değişim sadece kat maliklerinin oy birliği kararı üzerine yapılabilmektedir. Kat maliki olabilmenin şartı kat mülkiyetinin kurulmuş olması, kat mülkiyetine geçişin şartı da yapı kullanma izin belgesine sahip olmaktır. Yapı kullanma izin belgesine sahip bir bina da projesine göre yapılmış anlamı taşımaktadır. Dolayısıyla proje aşamasında, kat malikliği henüz oluşmadan bu tür değişimleri yapmak mümkün değildir.
  • Toplam kullanım alanı iki bin metrekare üzerinde olan ticari amaçlı binamızın merkezi ısıtma sistemini hem ısıtma hem soğutma yani VRF, VRV olarak projelendirebilir miyiz?
    Yönetmelikte bunu engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
    Özellikle sıcak iklim bölgesindeki binalar bu şekilde projelendirilebilir.
  • Yöneticimiz bütün ısrarlarımıza rağmen ısı ölçüm ekipmanlarını binamızda tesis etmiyor. Şikâyetimizi Bakanlığınıza mı yoksa bağlı bulunduğumuz belediyeye mi yapmalıyız?
    5627 sayılı “Enerji Verimliliği Kanunu” ne Bakanlığımıza ne de ilgili idarelere bu sistemlerin kurulup kurulmadığına dair denetim yapma, idari yaptırım uygulama gibi bir yetki vermemiştir.
    Dolayısı ile bu sistemlerin kurulmamasından dolayı mağdur olduğunu düşünen bir kat maliki veya onun katından kira akdine oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kişiler şikâyetlerini sadece mahkeme kanalını kullanarak yapabilirler.
  • Yönetmeliğe göre toplam ısınma giderinin %30’unun paylaştırılma kalemlerinden biri asgari ısınma olarak görünürken bağımsız bölümlerin asgari 150C’lik ısınmayı sağlaması için harcadığı enerji %70’lik bölümde hesaplanıyo
    Asgari ısınma gideri terimi ile ısıtma sisteminin rejim sıcaklığına çıkması için ihtiyaç duyulan ön ısınma giderinin anlaşılması gerekmekte olup, her bir bağımsız bölümün sağlaması gereken 150C ısınma şartı için harcanan enerji gideri ile asgari ısınma gideri için harcanan enerji giderleri aynı kalem içerisinde yer almamakta ve ödemede de mükerrerlik oluşturmamaktadır.
  • Yönetmeliğe göre toplam ısınma giderinin %30’unun paylaştırılma kalemlerinden biri asgari ısınma olarak görünürken bağımsız bölümlerin asgari 150C’lik ısınmayı sağlaması için harcadığı enerji %70’lik bölümde hesaplanıyo
    Asgari ısınma gideri terimi ile ısıtma sisteminin rejim sıcaklığına çıkması için ihtiyaç duyulan ön ısınma giderinin anlaşılması gerekmekte olup, her bir bağımsız bölümün sağlaması gereken 150C ısınma şartı için harcanan enerji gideri ile asgari ısınma gideri için harcanan enerji giderleri aynı kalem içerisinde yer almamakta ve ödemede de mükerrerlik oluşturmamaktadır.
  • Yönetmeliğin 25inci maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı kuruluşları, Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı binaları ile mücavir alan dışında kalan ve toplam inşaat ala
    Yönetmeliğin bu maddedeki kastı “mücavir alan dışında kalan toplam inşaat alanı bin metrekare altındaki” binalardır.
  • Yeni bina için Enerji Kimlik Belgesini mutlaka o binanın tasarımında görev alan proje müelliflerinden biri mi gerçekleştirmek durumundadır?
    Yönetmeliğin 4üncü maddesinin birinci fıkrasının j bendinde:
      (Değişik: RG-1/4/2010-27539) Enerji kimlik belgesi vermeye yetkili kuruluşlar: Yeni tasarlanan binalar için; binanın tasarımında görev alan yetkili mimar ve mühendisleri, mevcut binalar için enerji verimliliği danışmanlık şirketlerini,” tanımı ile Enerji Kimlik Belgesi düzenleme yetkisine haiz olan meslek disiplinleri işaret edilmiştir.
    Aynı yönetmeliğin 26/A maddesinin (Ek: RG-1/4/2010-27539) üçüncü fıkrasında (Değişik: RG-19/2/2011-27851) Enerji kimlik belgesi düzenlemek üzere yetki belgesi almış olan ve meslek odalarından alınmış Serbest Müşavir Mühendis belgesine sahip bulunan mühendisler veya mimarlar veyahut bünyesinde bu vasıflara haiz mühendis veya mimar bulunduran tüzel kişiler, yeni yapılacak olan binalara Enerji Kimlik Belgesi Vermeye Yetkili Kuruluş sayılır.” denerek yeni yapılacak binalar için kimlerin Enerji Kimlik Belgesi düzenleyebileceği belirtilmiştir.
     
    Dördüncü maddeden her ne kadar sanki o projeyi tanzim eden müelliflerden birisinin bu belgeyi düzenlemesi gerektiği anlamı çıkıyor ise de aslında durum böyle değildir.
     
    SMM veya SİM olarak çalışan projecilerin Enerji Kimlik Belgesi uzmanı olmak gibi bir zorunlulukları yoktur. Dolayısı ile bir bina projesinin müelliflerinden hiçbirisi Enerji Kimlik Belgesi uzmanı olmayabilir. Eğer Enerji Kimlik Belgesi sadece bu müellifler marifetiyle üretilebilecek olsaydı bu durumdaki bir bina bu belgeyi alamazdı. 
     
    Bu yüzden o bina için proje müelliflerinden birinin Enerji Kimlik Belgesi düzenlemesi gibi bir zorunluluk bulunmamakta olup 26/A maddesinde ifade edilen niteliklere haiz kişilerden herhangi biri de bu belgeyi düzenleyebilir.
     
  • Yeni yapılacak olan ve toplam kullanım alanı iki bin metrekarenin üzerinde olan bir binanın alt katları işyeri olarak projelendirilmiş. Bağımsız bölümlerin kullanım saatlerinin ve amaçlarının farklı olması sebebiyle acaba ısıtma siste
    “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” kapsamında binanın bazı bağımsız bölümlerinin ticari bazılarınınsa konut amaçlı kullanılacak olması nedeniyle kullanım saatlerinin ve amaçlarının birbiriyle örtüşmemesi durumu öngörülmemiştir.
    İlgili idarelere bu yönde gelen ısıtma sisteminin değişikliği ile ilgili taleplerin olumlu cevaplandırılmaması gerekmektedir.
  • Hava Emisyonu Konulu Çevre İzinleri

  • Çevre izin sürecinde Valilik Tespit Raporu talep edilmekte midir?

    SKHKKY Ek-11 “Emisyon ölçüm raporu formatı”nda Valilik Tespit Raporu istenmemektedir.

    Ancak SKHKKY Madde 8.c’de yeralan “Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesi kapsamındaki Ek-1 ve Ek-2’de yer alan işletmelerin aynı Yönetmeliğin 8 inci maddesi kapsamında değerlendirilmesinde; çalışma usul ve esasları Valilikçe belirlenen en az bir üyesi Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü teknik elemanı olmak üzere Valilikçe oluşturulan Komisyon tarafından bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde yerinde inceleme yapılır ve Valilik tarafından yerinde tespit raporu hazırlanır.” hükmü kapsamında işletmeler için Valilik Tespit Raporu hazırlanması ve çevre izin sürecinde sisteme yüklenmesi gerekmektedir.

  • Hangi işletmeler Gürültü Konulu Çevre İzni almalıdır?

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-2’sinde “ 1 ” işareti ile muafiyet getirilmiş işletme ve tesisler, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinin (ÇGDYY) 33.ç maddesine bakılmaksızın gürültü konulu Çevre İzninden muaftır.

    Çevre İzin Yönetmeliğinin Ek-1 ve Ek-2’sinde “ 1 ” işareti ile muafiyet getirilmemiş işletmelerin ise, ÇGDYY Madde 33.ç kapsamında belirlenen;

    - 7/3/2008 tarihinden önce kurulmuş ve açılma ve çalışma ruhsatı almış olanlar,

    -çok hassas ve hassas kullanımlardan itibaren en az 500 metre mesafede olan,

    -bu Yönetmelik çerçevesinde gürültü haritaları hazırlanması gereken yerleşim yerleri dışında bulunan; durumlardan birine haiz olması durumunda gürültü konulu Çevre İzninden muaftır. Ancak, yetkili idarenin talep etmesi halinde işletme ve tesisler için akustik rapor hazırlanması zorunludur.

  • Sürekli ölçüm cihazlarına ilişkin yükümlülükler Yönetmeliğin hangi maddelerinde belirlenmiştir?

    İşletmelerde, sürekli ölçüm cihazı takılarak emisyonlarının izlenmesi ile ilgili yükümlülükler, SKHKKY Ek-3’ünde (d.2, d.3, d.4) ve SKHKKY Ek-5.A.1.8 kapsamında ifade edilmektedir.

    SKHKKY Ek-3.d.2 “ısıl kapasitesi 27778 kW ve üstünde olan katı yakıt ve fuel oil ile çalışan yakma sistemleri ile 10 kg/saat ve üstünde toz emisyon yayan tesisler toz emisyonu konsantrasyonunu sürekli ölçen yazıcılı bir ölçüm cihazı ile donatılmalıdır.

    SKHKKY Ek-3.d.3 “tesisten kaynaklanan gaz emisyonları, belirtilen kütlesel debiler üzerinde emisyon yaymaları durumunda yazıcılı ölçüm cihazları ile ölçülmelidir.

    SKHKKY Ek-3.d.4 “İşletmede bulunan 10MW ve üstünde olan sıvı ve katı yakıtlı yakma sistemlerinin kontrolü için yazıcılı bir baca gazı analiz cihazı (CO2 veya O2 ve CO) ile donatılmalıdır.”

    Isıl gücü 50 MW veya daha fazla olan, yalnızca enerji üretimi için inşa edilen, katı, sıvı veya gaz yakıtların kullanıldığı Büyük yakma tesislerinde SKHKKY Ek-5.A.1.8 hükümleri kapsamında, sürekli ölçüm cihazı bulundurma yükümlülüğü bulunmaktadır.

  • Teyit ölçümleri için esas alınacak tarih nedir?
    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü (SKHKKY) Madde 14 gereğince işletmelerin, Çevre İznine esas emisyon ölçüm raporunun tarihini esas alınarak, her iki yılda bir rapor hazırlamaları zorunludur. Söz konusu raporların, yalnızca yetkili merciden talep olması halinde veya denetim esnasında sunulması, aksi takdirde işletmede bir kopyasının bulunması yeterlidir. Teyit zorunluluğunu yerine getirmediği tespit edilen işletmelerin Çevre İzni iptal edilir.
  • Yakma ve Proses Sistemleri ayrımı nasıl yapılır?

    Yakıtın hammadde ile birlikte muamele gördüğü veya kurutma, kavurma vb. işlemler için yakma işlemi sonrası oluşan yanma gazlarının ham madde veya ürün üzerinden geçirildiği, bacasından proses kaynaklı baca gazı emisyonlarının ve yanma gazlarının birlikte çıktığı tesisler proses sistemleri, Yakıtın yakılması sonucunda, yakıt içeriğinde bulunan kimyasal enerjinin ısı enerjisi dönüştürülerek yararlanıldığı, hammadde ve yakıtın/yanma gazlarının birbiriyle temas etmediği tesisler de yakma tesisleri olarak değerlendirilmektedir.

  • Hava Yönetimi

  • 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamına girmeyen ev faaliyetleri ve komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan gürültünün denetimi kimler tarafından yapılacaktır?

    Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği madde 26’da belirtilen ev faaliyetleri dışındaki gürültüler ile komsuların oluşturduğu gürültü 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamı dışındadır.

    Bu faaliyetler nedeniyle oluşacak gürültünün ilgili belediye tarafından belirlenecek esas ve kriterler çerçevesinde Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezası verilmesi (Belediye zabıtası veya kolluk kuvveti tarafından) gerekmektedir.

    Ev faaliyetleri ve komşuların oluşturduğu gürültü: Konut içerisinde kişilerin kendi davranış ve alışkanlıklarından kaynaklanan; kapı, pencere kapatma, yürüme, konuşma, temizlik yapma, mobilya çekme, televizyon seyretme, radyo dinleme, eğlence amacı dışında kullanılan her türlü müzik aleti, çamaşır makinesi, buzdolabı, elektrik süpürgesi gibi aletleri kullanma, evcil hayvan besleme gibi faaliyetler ile bina içinde yapılacak tadilatı ifade eder.

  • 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında çevresel gürültünün denetiminde kolluk kuvvetinin görevi nedir?

    Kolluk kuvvetinin (Karayolları Trafik Kanunu’nda belirtilen denetleme görevlileri) yetki devri yapılmış olan motorlu kara taşıtlarından kaynaklanan gürültünün kontrolü dışında, 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında çevresel gürültünün denetiminde herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır. Ancak, denetlenen yerin özelliğine bağlı olarak güvenlik açısından desteği alınmalıdır.

  • 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında çevresel gürültünün denetiminden sorumlu kurumlar hangileridir?

    2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna istinaden çıkarılan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği çerçevesinde denetim yetkisi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına (Merkez ve taşra teşkilatı) aittir. Gerektiğinde bu yetki, Bakanlıkça; il özel idarelerine, çevre denetim birimlerini kuran belediye başkanlıklarına, Denizcilik Müsteşarlığına, Sahil Güvenlik Komutanlığına, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre belirlenen denetleme görevlilerine devredilebilir.

    Büyükşehir belediye başkanlıkları da dahil belediye başkanlıklarına, motorlu kara taşıtlarından kaynaklanan gürültünün kontrolü için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda belirtilen denetleme görevlilerine (trafik polisi ve polisin görev alanına girmeyen yerler için jandarmaya), gemi ve deniz araçlarından kaynaklanan gürültünün kontrolü için ise Sahil Güvenlik Komutanlığına yetki devri yapılmıştır.

  • 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında yetkili olmayan kurum/kuruluşlara çevresel gürültü ile ilgili şikâyet intikal etmesi durumunda nasıl bir işlem yapılır?

    Uygulamada gürültü ile ilgili şikâyetlerin yetkili olmayan belediyelere/kolluk kuvvetine İntikal etmesi durumunda, ilgili belediye/kolluk kuvveti tarafından şikâyetlerin, ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü veya yetki devri yapıldı ise yetki devri yapılan belediyeye yönlendirilmesi gerekmektedir.

  • İthal Edilecek Kontrole Tabi Katı Yakıt Parametreleri Nelerdir?

    İthal edilecek kontrole tabi katı yakıt parametrelerine ilişkin parametreler bakanlığımız 24.02.2011 tarih ve 2011/4 sayılı “ İthal Katı Yakıtlar Genelgesinde” belirlenmiştir. Bu Genelgeye bakanlığımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Web sayfasının Mevzuat bölümünden ulaşılabilir.

  • Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği Ek-1 ve Ek-2 listelerinde yer almayan sanayi tesisleri için Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği uygulanabilir mi?

    Evet. Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında yer almayan sanayi ve enerji üretim tesisleri için Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği hüküm ve esasları uygulanır.

  • Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğine nereden ulaşılabilir?

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü internet sayfasında bulunan mevzuat bölümünden veya Başbakanlığın mevzuat internet adresinden (http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr) ulaşılabilir.

  • Şikâyet edilen tesis Valiliklerce nasıl değerlendirilmektedir?

    Öncelikle tesisin Çevre Mevzuatına göre yerinde incelenmesi yapılmakta, çevre iznine tabi olup olmadığına ve izni bulunup bulunmadığına, Mevzuatta yer alan tedbirlerin alınıp alınmadığına bakılmaktadır.

  • Aracım arızalı olduğu için egzoz muayenesine getiremedim. Konu ile ilgili olarak cezai işlemden muaf olmak için nasıl bir yol izlemeliyim?

    30/11/2013 tarihli ve 28837 sayılı “Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü ile Benzin ve Motorin Kalitesi Yönetmeliği”nin 14’üncü maddesinde “Çevre Kanununun Ek-4’üncü maddesi uyarınca, motorlu taşıt sahibi, taşıtının egzoz gazı emisyon ölçümlerini bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen periyotlarda yaptırmak ve taşıtının egzoz gazı emisyonlarının bu Yönetmeliğin 8 nci maddesinde belirtilen sınır değerlere uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.” hükmü ile “Egzoz gazı emisyon ölçüm sonucu, sınır değerlere uygun çıkmayan taşıt sahibi, taşıtının gerekli bakımını ve egzoz gazı emisyon ölçümünü otuz gün içerisinde yaptırmakla ve bu Yönetmelikle belirlenen standartları sağlamakla yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır.

    Bu çerçevede, trafikte seyreden ve Yönetmelik kapsamında bulunan taşıtların egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırması zorunludur ve bu husustaki cezai işlemden muaf tutulma gibi bir durum söz konusu değildir. 

  • Büyük Yakma Tesisleri kapsamına hangi tesisler girer? Büyük yakma tesisleri; anma ısıl gücü 50 MW ve üzeri olan, yalnızca enerji üretimi için inşa edilen katı, sıvı veya gaz yakıtların kullanıldığı yakma tesisleridir?

    • Yakma ürünlerinin doğrudan ısıtma, kurutma veya başka maddeler ve malzemelerin muamele edilmesi için kullanıldığı tesisler, tav fırınları ve ısıl işlem fırınları;
    • Atık gazların yakılarak arıtılması için tasarlanan ancak bağımsız yakma tesisleri olarak işletilmeyen tesisler gibi yakma sonrası tesisler,
    • Katalitik parçalayıcı katalizörlerinin rejenerasyonu için kullanılan tesisler,
    • Kükürt üretim tesisleri,
    • Kimya sanayiinde kullanılan reaktörler,
    • Kok batarya fırını,
    • Yüksek fırın sobaları (Cowpers),
    • Bir araç, gemi veya uçağın tahriki için kullanılan herhangi bir teknik cihaz,
    • Kıyıdan açıkta platformlarda kullanılan gaz türbinleri,
    • Dizel, benzin veya gaz ile çalıştırılan içten yanmalı motor kullanılan tesisler,
    • Biyokütle dışındaki atıkların yakılması için kullanılan tesisler

    Büyük Yakma Tesisleri değildir.
     

  • Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmış mıdır?

    08.06.2010 tarihli ve 27605 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Büyük Yakma Tesisleri Yönetmeliği 20.12.2014 tarihli ve 29211 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği içerisine tüm hükümleri ile derç edilerek yürürlükten kaldırılmıştır.

  • Biyokütle Isınma Amacıyla Yakıt Olarak Kullanılabilir mi?

    Isınma amacıyla kullanılacak prina briketlerinin 13.01.2005 tarih ve 25699 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” ile belirlenen özellikleri sağlaması gerekmektedir. Bu Yönetmeliğin en güncel haline bakanlığımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Web sayfasının Mevzuat bölümünden veya Başbakanlık Mevzuat sayfasından ulaşılabilir.

    Prina dışındaki diğer biokütlelerden elde edilen briketlerin analiz sonuçları Bakanlığımızca değerlendirilerek kullanılıp kullanılamayacağına karar verilir.
     

  • Dini Tesislerden kaynaklanan şikâyetlerin değerlendirilmesi nasıl yapılacak?

    Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’ne göre; Diyanet İşleri Başkanlığına dini tesislerde ses yükseltici kullanımından çevreye yayılan sesin kontrolüne ilişkin esasların belirlenmesi görevi verildiğinden, şikâyetlerin, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı il/ilçe müftülüklerine bildirilmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

  • Eğlence yerlerinden kaynaklanan gürültünün önlenmesine yönelik ne gibi önlemler alınmaktadır?

    Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği ile eğlence yerlerinden kaynaklanan çevresel gürültünün kontrol altına alınmasına ilişkin esas ve kriterler belirtilmiştir. Söz konusu yönetmeliğin 24. maddesinde eğlence yerlerinden kaynaklanan gürültünün kontrol altına alınabilmesi için sınır değerler, saat sınırlamaları ve canlı müzik izni alma zorunluluğu gibi hükümler yer almaktadır.

  • Eğlence yerlerine canlı müzik iznini hangi kurum verir?

    Canlı müzik izni, Çevre ve Şehircilik Bakanlığından Ön Yeterlik/Yeterlik almış kurum/kuruluş tarafından hazırlanacak “Çevresel Gürültü Seviyesi Değerlendirme Raporu”na istinaden, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün /yetki devri yapılan belediyenin “Çevre Denetim Birimi” nin uygun görüsü alınarak belediye sınırları içinde ilgili belediyesi, belediye sınırları dışında il özel idaresi tarafından verilmektedir.

  • Egzoz emisyon istasyonu kurmak istiyorum. Hangi belgelerle nereye başvuru yapmalıyım?

     01/01/2018 tarihine kadar yapılan egzoz gazı emisyon ölçüm istasyonu başvurularında 30/11/2013 tarihli ve 28837 sayılı “Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü ile Benzin ve Motorin Kalitesi Yönetmeliği”nin 11’inci maddesinde belirtilen aşağıdaki belgelerle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvuruda bulunulmalıdır.

    ·       TS 12047 Hizmet Yeterlilik Belgesi veya TS EN ISO/IEC 17020 Akreditasyon Sertifikası ve kapsamı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının verdiği İşletme Yetki Belgesi

    ·       TS 13231 Hizmet Yeterlilik Belgesi

    ·       İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatının kurumca veya noter onaylı bir sureti

    ·       İmza sirkülerinin noter onaylı sureti

    ·       Egzoz gazı emisyon ölçümünde çalıştırılacak personelin eğitim belgeleri sureti, görev tanımı ve ölçüm talimatı

    ·       Egzoz gazı emisyon ölçüm cihazının teknik özellikleri ile muayenesine yönelik belgeler

     

    01/01/2018 tarihinden sonra yapılacak egzoz gazı emisyon ölçüm istasyonu başvurularında 11/03/2017 tarihli ve 30004 sayılı “Egzoz Gazı Emisyonu Kontrolü Yönetmeliği”nin 11’inci maddesinde belirtilen aşağıdaki belgelerle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvuruda bulunulmalıdır.

    ·       TS 13231 Standardını sağladığına ilişkin belgenin verildiği kurumca veya noter onaylı bir sureti,

    ·       Geçici veya daimi işyeri açma ve çalışma ruhsatının verildiği kurumca veya noter onaylı bir sureti,

    ·       İmza sirkülerinin noter onaylı bir sureti,

    ·       Egzoz gazı emisyon ölçümünde çalıştırılacak personelin eğitim belgelerinin aslı veya ilgili kurumca onaylı sureti,

    ·       Egzoz gazı emisyon ölçüm cihazının tip onayı ile damgalama ve muayenesine yönelik ilgili kurumlardan onaylanmış belge sureti,

  • Egzoz gazı emisyon ölçüm periyodu nedir?

    Hususi ve Resmi Otomobiller ilk3 yaş sonunda ve devamında her 2 yılda bir, diğer Motorlu Taşıtlar ilk 1 yaş sonunda ve devamında yılda bir.

  • Egzoz gazı emisyon ölçüm personeli olarak çalışmak için neler gereklidir?

    Meslek liselerinin teknik eğitim veren motor, makine, elektrik, elektronik, kimya veya fizik bölümlerinden veya yüksekokulların teknik eğitim veren bölümlerinden mezun olmak veya en az lise mezunu ve MEB tarafından verilen motor, makine, elektrik, elektronik, kimya veya fizik konularındaki teknik eğitimleri almış olmak gerekir.

  • Egzoz gazı emisyon ölçüm yetki belgesi için hangi belgeler gereklidir, nereye müracaat edilir?

    Egzoz gazı emisyonu ölçüm istasyonu yetkilisince; TS 12047 Hizmet Yeterlilik Belgesi veya TS EN ISO/IEC 17020 Akreditasyon Sertifikası ve kapsamı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının verdiği İşletme Yetki Belgesi ve İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatının kurumca veya noter onaylı bir sureti, imza sirkülerinin noter onaylı sureti, egzoz gazı emisyon ölçümünde çalıştırılacak personelin eğitim belgeleri sureti, görev tanımı ve ölçüm talimatı, egzoz gazı emisyon ölçüm cihazının teknik özellikleri ile muayenesine yönelik belgeler ile birlikte istasyonun bulunduğu yerdeki il müdürlüğüne müracaat edilir.

  • Gürültü eylem planı nedir? Eylem planları niçin hazırlanır ve eylem planlarından nasıl istifade edilir?

    Eylem planları gürültü ile ilgili sorunlar ve etkileriyle bas etmek için tasarlanan planlar olarak ifade edilmektedir. Gürültü eylem planları, bir yerel yönetimin genel planlama süreçlerinin bir parçasıdır ve örneğin çevre düzeni planları, bölge planları, trafik planlamaları ve temiz hava eylem planları gibi başka şehir planlamalarını etkiler. Bu sayede, hukuk ve içerik açısından daha büyük planlama güvenliği sağlar ve sorunların en iyi şekilde çözülmesine ve önlenmesine katkıda bulunur. Gürültüden kaynaklanan, daha sonrasında yüksek masraflara yol açan birçok anlaşmazlık durumu en basından önlenebilir. Ayrıca halkın dinlenmesi açısından büyük bir değer taşıyan sessiz alanlar da öne çıkarılır, bu alanlar korunarak ve gerekli önlemler alınarak gürültü seviyesinin artmasına engel olunabilir.

    Gürültü eylem planlarının temelini hazırlanan gürültü haritaları oluşturur. Bunlar, incelenen bölgedeki belli gürültü kaynaklarını, buradan ne kadar gürültü çıktığını ve bundan kaç insanın etkilendiğini belirler ve bu şekilde gürültü sorunlarını ve olumsuz gürültü etkilerini gözle görülür hale getirir.

    Gürültü azaltma önlemlerine nereden başlanacağı görülebilir. Geleceğe yönelik planlama yapabilmek için buralarda eylem planları hazırlanarak,

    • kimin
    • ne zaman
    • nerede
    • hangi önlemleri

    uygulayacağı ve bunların masrafını kimin karşılayacağı belirlenmelidir.

  • Gürültü eylem planlarının hazırlanmasından hangi kuruluşlar sorumludur?

    Belediye sınırları ve mücavir alan içinde, belediyeler hazırlanmış gürültü haritalarını dikkate alarak eylem planları hazırlamakla yükümlü olup, aynı zamanda belediye sınırları ve mücavir alan içinde hazırlanan eylem planları için kamuoyunun görüsünü almak ve eylem planları ile gürültü haritaları hakkında kamuoyunu bilgilendirmekle de yükümlüdürler.

    Belediye sınırları ve mücavir alan dışında ise il özel idareleri; eylem planlarını yapmakla yükümlü olup, aynı zamanda belediye sınırları ve mücavir alan dışındaki alanlar için hazırlanan eylem planlarını kamuoyuna danışmak ve görüsünü almak, belediye sınırları ve mücavir alan dışı için hazırlanan gürültü haritaları ve eylem planları hakkında kamuoyunu bilgilendirmekle de yükümlüdürler.

  • Gürültü haritalama nedir?

    Gürültü haritalaması, bir bölgede yasayan nüfusun gürültüden dolayı ne kadar rahatsız olduğunun belirlenmesi ve bu nüfusun maruz kaldığı çevresel gürültünün değerlendirilmesidir. Bunun için, çeşitli gürültü kaynaklarından (karayolu, demiryolu, havaalanları, sanayi) doğan gürültü yükünü gösteren gürültü haritaları hazırlanır. Gürültü haritalarında bir yıl boyunca tüm gün (Lden) ve gece (Lnight) için ortalaması alınan yük değerleri gösterilmektedir. Ayrıca, gürültü haritaları ile kaç vatandasın belli ses değerleriyle rahatsız edildiği belirlenmektedir. Gürültü haritalanmasının ve bunun üzerine oluşturulan gürültü eylem planlamasının hedefi, çevre gürültüsünden dolayı önemli ölçüde etkilenmiş sahaları ayırt etmek ve buralarda uygun önlemler almaktır.

  • Gürültü konusunda sertifika-eğitim almak istiyorum. Bu eğitimi nereden alabilirim?

    Bakanlığımızın gürültü konusunda eğitim verilmesi amacıyla protokol imzaladığı kuruluşlar aşağıdaki gibidir.

    • ODTÜ Sürekli Eğitim Merkezi (ODTÜ SEM)
    • TÜ Sürekli Eğitim Merkezi ( TÜ SEM)
    • Bahçe şehir Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Birimi
    • Fizik Mühendisleri Odası
    • Çevre Mühendisleri Odası

    Yukarıdaki eğitim merkezlerince verilen eğitim programları su şekildedir.

    • A-1 Tipi Temel Eğitim ve Saha Ölçümleri Sertifika Programı
    • A-2 Tipi Mühendislik Akustiği Sertifika Programı
    • B-1 Tipi Endüstriyel Gürültü Rapor/Haritalama Sertifika Programı
    • B-2 Tipi Ulaşım Sektörü Gürültü Haritalama Sertifika Programı
    • C-1 Tipi Bina Akustiği Sertifika Programı
    • C-2 Tipi Eylem Planlarının Hazırlanması Sertifika Programı

    Söz konusu eğitimler için kayıt tarihleri eğitim merkezlerinin internet sitelerinden takip edilebilir.
     

  • Hangi araçlar egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırmak zorunda değildir?

    - İş Makineleri
    - Tarım ve Orman Traktörleri
    - İki, üç veya dört tekerlekli motosikletler ve mopetler
    - Elektrikli ve Hibrit Elektrikli Araçlar
    - Hidrojen Yakıtlı Araçlar
    - Hava alanlarında bulunan özel kullanıma haiz plakasız araçlar

  • Hava kalitesine ilişkin mevzuata nereden ulaşabilirim?

    Hava Yönetimi Dairesi Başkanlığı sorumluluğu altında bulunan yönetmelik, genelge, sözleşme vb. yasal mevzuatlar bakanlığımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü internet sayfasında “Mevzuat” baslığı altında yayınlanmaktadır.

  • Hazırlanan gürültü haritalarından nasıl istifade edilir?

    Çevre Düzeni Planları ile imar planlarının hazırlanması aşamasında, hazırlanan gürültü haritaları sonuçları ile gürültü unsuru göz önünde bulundurularak ileride oluşabilecek gürültü problemleri büyük oranda, planlama aşamasında önlenmiş olacaktır. Gürültü haritaları, gerekli kontrol tedbirlerinin alınması gereken alanların belirlenmesini sağlamaktadır. Bu kapsamda Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği gereğince hazırlanması gereken eylem planlarına ışık tutacaktır. Bu yolla; herhangi bir noktada, herhangi bir gürültü kaynağının oluşturduğu gürültü seviyesi hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi sağlanmış olunacaktır.
     

  • Isınma Amaçlı Kullanılan Katı Yakıt Parametreleri Nelerdir?

    13.01.2005 tarih ve 25699 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği” ile ısınma amacıyla kullanılacak yakıtlara ilişkin hususlar belirlenmiştir. Bu Yönetmeliğin en güncel haline bakanlığımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Web sayfasının Mevzuat bölümünden veya Başbakanlık Mevzuat sayfasından ulaşılabilir.

  • Kırma eleme sınıflandırma tesislerinin sağlamakla yükümlü olduğu hususlar nelerdir?

    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği ve Kontrolü Yönetmeliği Ek-1 de yer alan tozumaya karşı belirtilen önlemlerin alınması, Yönetmelikte belirtilen PM ve çöken toz değerlerinin sağlanması ve çevre izni almaları gereklidir. Yönetmeliğe bakanlığımız Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Web sayfasının Mevzuat bölümünden veya Başbakanlık Mevzuat sayfasından ulaşılabilir.

  • Kimlerin Temiz Hava Eylem Planı hazırlaması gerekir?

    Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği ve 2013/37 sayılı Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Genelgesi ile tanımlanan temiz hava eylem planları Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri koordinasyonunda konuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde hazırlanmaktadır. 2013 yılında Temiz Hava Eylem Planı hazırlaması beklenen İller limit değer ve/veya uyarı esiği asımı durumu da dikkate alınarak yüksek kirlilik ve düşük kirlilik potansiyeli olmak üzere 2 grup altında incelenerek belirlenmiştir. Buna göre yüksek kirlilik potansiyeli bulunan illerin ilde karar verici merci olan Vali ve Belediye Başkanı imzası bulunan Temiz Hava Eylem Planlarını Bakanlığımıza göndererek, hava kirliliğinin azaltılması adına eylem planında belirlemiş oldukları zamana bağlı eylemleri hayata geçirmesi beklenmektedir.

  • Koku Oluşturan Emisyonların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamı nedir?

    Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği Ek-1 ve Ek-2 listesinde yer alan faaliyet ve tesislerin;

    • Çevresel etki değerlendirilmesi mevzuatı kapsamında,
    • Çevre denetim mevzuatı kapsamında,
    • Şikâyetin değerlendirilmesi kapsamında, koku sorunlarının belirlenmesi

    ve çözümü ile ilgili işlemleri ve yaptırımları kapsar.

  • Komşu gürültüsü konusunda çıkan genelge hakkında ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?

    Komşuluk gürültüsüne ilişkin hususlar 4.6.2010 tarih ve 27601 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği kapsamında yer almamakta, 31 Mayıs 2017 tarih ve 30082 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Binaların Gürültüye Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik” kapsamında değerlendirilmektedir.

  • Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği’nde yer alan esas ve sınır değerlere ilişkin değerlendirmelerde tesislerin kapasitesi nasıl belirlenir?

    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği’nde yer alan esas ve sınır değerlere ilişkin değerlendirme yapılırken tesislerin maksimum kurulu kapasitesi dikkate alınması gerekmektedir.

  • Sanayi tesisleri hakkındaki şikâyetlerimizi nasıl iletebiliriz?

    Şikâyet konusu ilin Valiliğine (il Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü) veya Bakanlığımıza (ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü) şikâyetin iletilmesi gereklidir.

  • Sanayi tesisleri olmayan faaliyetler için Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği kapsamında değerlendirilmekte midir?

    Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği’nin amacı sanayi ve enerji üretim faaliyetleri sonucu atmosfere yayılan emisyonları kontrol altına almak; insanı ve çevresini hava alıcı ortamındaki kirlenmelerden doğacak tehlikelerden korumak; hava kirlenmeleri sebebiyle çevrede ortaya çıkan umuma ve komşuluk münasebetlerine önemli zararlar veren olumsuz etkileri gidermek ve bu etkilerin ortaya çıkmasını engellemek için gerekli usul ve esasları belirlemektir.

    Bu kapsamda; restoran, fırın vb. gibi sanayi faaliyeti olmayan tesisler için Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği kapsamında değerlendirilmemektedir.

  • Satın Aldığım Isınma Amaçlı Kömürlerin Bakanlıkça Belirlenen Limitleri Sağlayıp Sağlamadığını Nasıl Öğrenebilirim?

    Isınma amaçlı kullanılan katı yakıtların ilgili mevzuat çerçevesinde torbalanarak satışa sunulması gerekmektedir. Torba üzerinde ithal kömürlerde kontrol belgesi numarası, yerli kömürlerde uygunluk izin belgesi numarası bilgileri ile bakanlığımız limit değerleri yer almaktadır. Gerekli görülmesi durumunda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvuru yapılarak yakıttan alınacak numuneler Bakanlıkça yetkilendirilmiş laboratuvarlara analiz ettirilebilir.

  • Taşıtın el değiştirmesi durumunda, tekrar egzoz gazı emisyon ölçümü yaptırmak gerekir mi?

    Taşıtın el değiştirmesi durumunda egzoz gazı emisyon ölçüm pulunun geçerlilik süresi değişmez. Aracın plakasının da değiştirildiği durumlarda eski plakaya ait ruhsatın fotokopisi denetim görevlisine beyan edilir.

  • Temiz Hava Eylem Planı nasıl hazırlanabilir?

    Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği ile tanımlanan temiz hava eylem planlarının hazırlanmasına yönelik Bakanlığımızca hazırlanan şablon dokümanlar Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü internet sayfasında kullanıcılarla paylaşılmaktadır.

  • Tesis içi PM10 ile tesis etki alanındaki PM 10 ölçümleri aynı mıdır?

    Tesis içi PM10 ölçümleri SKHKK Yönetmeliği Ek-1 b’de belirtilen esaslara göre, tesis etki alanındaki PM10 ölçümleri ise SKHKK Yönetmeliği Hava Kalitesi Modelleme Raporuna göre belirlenen noktalarda Ek-2 belirtilen esaslara göre yapılır.

  • Yetki devri yapılan belediye başkanlıkları nereden öğrenilebilir?

    Bakanlığımız ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü veya Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden öğrenilebilir.

  • Kıyı Kenar Çizgisi Tespit Ve Onay İşlemleri

  • Onaylı kıyı kenar çizgileri değiştirilebilir mi?

     3621 sayılı kıyı kanununun uygulanmasına dair yönetmelikte onaylı kıyı kenar çizgisinin değiştirilebileceği hallere açıklık getirilmiştir. Bu kapsamda söz konusu yönetmeliğin 9. Maddesinde yer alan “onaylı kıyı kenar çizgileri;

    A) kıyı kenar çizgisinin suya düşmesi,
    B) mükerrer kıyı kenar çizgisinin bulunması,
    C) kıyı kenar çizgilerinin kenarlaşmaması,
    Ç)yargı organlarınca kıyı kenar çizgisinin iptali ya da ikinci bir kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesi,
    D)daha evvel kıyı özelliği göstermediği halde, malzeme alımı sonucunda oluşan su alanları nedeniyle, bu alanları kıyıda bırakacak şekilde tespit edilen kıyı kenar çizgileri, bu su alanlarının deniz, göl veya akarsu ile doğrudan bağlantılı olmadığının kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca belirlenmesi,
    Halleri dışında değiştirilemez.” Hükmü doğrultusunda yapılan değişiklik talepleri  Bakanlığımızca da uygun bulunması durumunda değiştirilebilmektedir. Ancak, yönetmelikte de açıkça belirtildiği üzere bu haller dışında kıyı kenar çizgileri değiştirilemez.
  • Onaylanmış kıyı kenar çizgilerine itirazlar ne şekilde yapılmaktadır?

    Kıyı kenar çizgisine, ilan süresi içinde veya dışında kamu kurum ve kuruluşları ve ilgilileri itiraz edebilir. İtirazlar valiliğine yapılır. İtirazlar, kıyı kenar çizgisi tespit komisyonunca onbeş gün içinde incelenir. İnceleme sonuçlarını ve gerekçeli görüşlerini içeren komisyon raporu değerlendirilmek üzere bakanlığa gönderilir. Bakanlık itirazı, komisyon raporunu da dikkate alarak inceleyip karara bağlar.

  • Kıyıda Planlama

  • Özelliği olan kıyı yapılarında Kanunun hangi hükümler geçerlidir?

    Kıyı Kanunu ve ilgili Yönetmeliğinde doldurma ve kurutma yolu ile kazanılan alanlarda emsal, aynı amaçla ayrılan alanın % 3’ünü, yüksekliği 5.50 metreyi aşmadan lokanta, gazino, çay bahçesi, sergi üniteleri ve idare binaları yapılabileceği açıklanmıştır.

    Sahil şeritlerinin birinci bölümünün tümüyle yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti alanları, dinlenme ve rekreatif alanlar ile yaya yolları olarak planlanacağı, bu alanlarda hiçbir yapı yapılamayacağı, ikinci bölümünde ise emsal 0.20’yi, bir (1) katı, H=4.50 metreyi, asma katlı yapılması halinde H=5.50 metreye geçmemek üzere, günübirlik turizm yapı ve tesisleri yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
     
    Ancak, özelliği olan kıyı yapısı (liman, kruvaziyer liman, yat limanı, tersane vb.) yapılacağı zaman, gerek arazinin coğrafi durumu ve topoğrafik yapısı, gerekse sahil şeridi gerisindeki yerleşme dokusunun elverişsizliği nedeniyle, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile diğer ilgili bakanlık ve kuruluşların uygun görüşü alındıktan sonra uygulama imar planı kararı ile sahil şeridi de kullanılır. İster sadece dolgu alanı kullanılsın ister dolgu alanının yanı sıra sahil şeridi de kullanılsın, özelliği olan kıyı yapılarında emsal hesabı, yani zorunlu alt ve üst yapı tesislerinin inşaat alanı hesabı, kara alanı üzerinden yapılmaktadır.
  • Dolgu planlarının hazırlanmasında nelere dikkat edilmelidir?

    Dolgu planlarının hazırlanmasında öncelikle yapılmak istenen dolgunun ve tesislerin Kıyı Kanunu ve Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

    İkinci olarak, hangi amaçla ve nerede yapılacak olursa olsun bir dolgu planı teklifinin onaylı kıyı kenar çizgisini içeren, gerekiyorsa güncelleştirilmiş onaylı halihazır harita üzerine hazırlanması zorunludur.
     
    Herhangi bir ölçekte planı olan bir alanda yapılacak dolgu planının bu planla irtibatlandırılması gereklidir. Dolgunun ve üzerindeki tesislerin onaylı planla uyumlu olması öncelikli bir koşuldur. Yapılacak kıyı tesisi için gerekli geri kullanım alanı, ulaşım bağlantısı vb. Konularda öncelikle ilgili valilik veya belediyesince işlem yapılmalıdır.
     
    Bakanlıkça, prensip görüşünün oluşturulabilmesi için bu incelemenin titizlikle yapılması gereklidir.
  • Dolgu ve kurutma suretiyle kazanılan alanlarla ilgili imar planları nasıl hazırlanır ve onaylanır?

    3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 7. Maddesi ile, Kanuna ilişkin Uygulama Yönetmeliğinin 14. Ve 15. Maddelerinde hangi hallerde doldurma ve kurutma yoluyla arazi kazanılabileceği ve bu alanlardaki yapılanma esaslarının neler olduğu ayrıntılı biçimde açıklanmış olup, buna ilave olarak, Bakanlığımızca kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında gerçekleştirilecek kıyı yapılarını içeren 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile kentsel kullanım amaçlı dolgu düzenlemelerine ait 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ilişkin işlemler 6 Temmuz 2011 tarih ve 27986 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Kıyı Yapı ve Tesislerinde Planlama ve Uygulama Sürecine ilişkin Tebliğe göre yürütülür.

  • Hangi amaçlarla dolgu ve kurutma yapılamaz?

    Daha önce de değinildiği gibi, dolgu kamu yararına gündeme gelen bir işlemdir. Dolgu, arazi kazanarak yerleşim alanı oluşturmak, sürekli depolama ve sanayi faaliyeti veya turizm tesislerini genişletmek gibi amaçlarla yapılamaz. Bu nedenle dolgu planlarının incelenmesinde, valiliklerce hazırlanan gerekçe raporu son derece önemli bir belgedir. Diğer taraftan Bakanlık, kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olmayan ve yapımı tamamlanmış dolgu alanlarını yasallaştırma amacıyla dolgu planı onaylamayı benimsememektedir. Bu nedenle yasal dayanağı olmayan dolgu alanları ile ilgili tekliflerin Bakanlığa iletilmemesi, haklarında gerekli yasal işlemlerin yapılması zorunludur.

  • Hangi durumlarda dolgu/kurutma yapılabilir?

    Dolgu, arazi kazanma amacıyla, her zaman her yerde, her koşulda gündeme gelen bir eylem değildir. Dolgu ve kurutma işlemi, sadece kamu yararına gündeme gelebilen bir yapılanmadır. Bu koşulun yanı sıra dolgu ve kurutma yapılabilmesi için bir gerekliliğin veya bir zorunluluğun ortaya çıkması koşulu aranır.

    Dolgu/kurutma yapılabilmesi, söz konusu kullanım için daha uygun bir seçenek bulunamamış olması zorunludur. Bazı durumlarda ise dolgu yapımı olanaksızdır. Örneğin, içme ve kullanma suyu kaynakları dolguya konu olamaz. Sulak alan olarak belirlenen ve mevzuatta veya uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınan yerlerde dolgu ve kurutma yapılamaz.
     
    Dolgu ve kurutma; deniz, doğal ve yapay göl, akarsularda sadece yukarıda sıralanan şartların sağlanması koşuluyla ve imar planı kararı ile yapılabilir.
  • Kıyı alanları ile ilgili kullanım esasları nelerdir?

    Kıyı, Anayasa’nın 43. Maddesi uyarınca, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olan ve kamu yararına kullanılması zorunlu olan bir alandır. Bu Anayasal ilke çerçevesinde kıyıların kullanımında kamu yararı, gerek mülkiyet biçimi gerekse yapılanma ile ilgili kısıtlamalarla sağlanmaktadır. Daha farklı bir deyişle, kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, mülkiyete yani tapuda tescile konu olmayan bir konumdadır. Kıyılardaki yapılanma hakları ise son derece kısıtlıdır.

  • Kıyı içeren alanlarda denetim yetkisi kime aittir?

    Kıyılarda doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan alanlarda ve sahil şeritlerindeki tüm uygulamalar, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, bu sınırlar dışında valiliklerin denetimi altındadır. İlgili idareler bu alanları sürekli kontrol altında tutmak ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.

    Ancak, Bakanlığımıza iletilen çok sayıda yazıda, ilgili idarelerin gerek ekipman gerekse yeterli bilgi düzeyinde eleman eksikliği nedeniyle kıyı içeren alanlarda sürekli denetim yapamadığı, aykırı uygulamalara zamanında müdahale edilememesi nedeniyle de sorunun daha da karmaşık hale geldiği belirtilerek, yapılacak işlemler hakkında Bakanlığımızdan görüş istenmektedir.
     
    İmar Kanununun yürürlüğe girdiği 9 Kasım 1985 yılından bu yana Bakanlığımız görev alanlarında kalan hususlarda birinci derecede müdahale yetkisine sahip değildir. Ancak, yapılması gereken işlemlere dair görüş verir, aykırı uygulamaların sürdüğünün tespiti halinde belediyelerin yetki alanları ile ilgili hususlarda İçişleri Bakanlığına konu aktarılır. Ancak, idarenin sürekliliği esas alınarak aynı bölgede görev yapan idareler zorunlu hallerde birbirlerine eleman ve ekipman açısından destek olmakla yükümlü olup; il sınırları içerisindeki en büyük mülki amir sıfatıyla valiler bu gibi durumlarda gerekli koordinasyonu ve desteği sağlamak yetkisine sahiptirler.
  • Kıyı içeren alanlarda hangi faaliyetlere cezai yaptırım uygulanır?
    1. Duvar, çift, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engel oluşturmak,
    2. İzinsiz veya izin şartlarına aykırı olarak kum, çakıl, vs. almak,
    3. Moloz, toprak, cüruf, çöp gibi atık ve artık dökmek,
    4. Kıyıyı değişterecek boyutta kazı yapmak, kum, çakıl, vs. almak,
    5. Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapmak, Kanuna aykırı olarak doldurma ve kurutma yolu ile arazi kazanmak.
     
    Yukarıda belirtilen uygulamalara ilişkin ceza işlemleri 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 15. Maddesinde belirtilen hükümler doğrultusunda uygulanacaktır.
  • Kıyı Mevzuatı ve Uygulamaları

    a) Anayasa’nın 43. maddesi

    b) 3621 sayılı Kıyı Kanunu

    c) Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik

    d) 06.07.2011 gün ve 27986 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kıyı Yapı ve Tesislerinde Planlama ve Uygulama Sürecine İlişkin Tebliğ.

  • Kıyı ve dolgu alanlarında ne tür yapılar yapılır?

    Kıyıda, gerek herhangi bir dolgu gerekse imar planı yapılmaksızın bazı düzenlemeler söz konusudur. Kıyının kamu yararına kullanımı amacıyla yapılabilen bu tür yapılar, duş gölgelik, soyunma kabini 6 m2’den daha büyük olmayan ve en az 150 metre ara ile yapılabilen büfelerdir.

    Bunun dışında, kıyı alanlarındaki yapılacak her türlü düzenleme ve yapı imar planı yapımını gerektirir. Bu kapsamda kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yapı türleri ikiye ayrılır:
     
    Birinci olarak; kıyının kamu yararına kullanımına ve kıyıyı korumak amacıyla yapılabilecek altyapı tesisleri veya bu amaçla yapı yapılabilmek için gerekli dolgu alanları ve üzerindeki tesisler sayılabilir.
     
     
    Daha açık bir anlatımla, iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, kayıkhane, tuzla, dalyan, fener, köprü, menfez, istinat duvarı, tasfiye ve pompaj istasyonu gibi kullanım amaçlı dolgular bu kapsamda sayılmaktadır.
     
    Görüldüğü gibi bunların bir bölümü üzerinde herhangi bir yapılanmanın söz konusu olmadığı kullanımlardır. (Köprü, menfez, istinat duvarı, iskele dalgakıran gibi). Bir bölümü ise, kamu yararına kullanılabilmesi amacıyla üzerinde ayrıca yapılanmaya gidilmesi gereken türde dolgulardır (liman, kayıkhane, barınak, fener, pompaj istasyonu gibi). Kanunun ve yönetmeliğin ilgili maddelerine göre dolgu alanlarında, kıyıda yapılabilecek yapılarla birlikte yol, meydan, açık otopark, park, yeşil alan, fuar, çocuk bahçesi, deniz, hava ve kara ulaşımına dönük tesisler de yapılabilmektedir. Dolayısıyla bu alanların ve gerekli ise dolguların planlamasında zorunlu ve asgari üst yapının düşünülmesi gerekmektedir.
    İkincisi; faaliyetinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılması mümkün olmayan yapı ve tesislerdir. Bunları da; tersane, gemi söküm yeri, su ürünleri üretim ve yetiştirme tesisleri olarak saymak mümkündür.
  • Kıyı ve dolgu alanlarında planlama ve yapılanmada önkoşullar nelerdir?

    Kıyı alanları ve bu alanların doğal yapısını değiştiren bir eylem olan dolgu alanlarına dair işlem yapılmadan önce, hatırlanması gereken en önemli ilkeler, koruma, güncel anlatımıyla sürdürülebilir kalkınma ve kamu yararıdır.

    Anayasa’nın 43. Maddesinde kıyılar ve onların devamı niteliğindeki sahil şeritleri kullanımını öngörürken bu kullanımın koruma ve kamu yararı çerçevesinde sağlanması zorunluluğunu da hükme bağlamaktadır.

    Özet olarak değinmek gerekirse kıyı ve dolgu alanları, koruma-kullanma dengesi sağlanmak kaydıyla, kamu yararına kullanımı gereken, özel nitelikli alanlardır.
  • Kıyı ve dolgu alanlarında ruhsat işlemleri nasıl yapılır?

    Kıyıda ve dolgu/kurutma suretiyle kazanılan alanlarda yapı ruhsatı, ilgili belediye veya valilikçe düzenlenir. Ruhsat düzenlenebilmesi için mülkiyetin belgelenmesi gerektiğinden, Maliye Bakanlığından gerekli iznin alınması zorunludur. Bu alanlarda ruhsata esas mülkiyet belgesi yani tapu yerine geçecek belge, kira, irtifak hakkı tersi veya tahsis belgesidir. 

    Yasal süreç özetle açıklandığı gibi olmakla birlikte, gerek kaçak yani uygulama imar planı onaylı olmadan yapımı tamamlanmış dolgu alanlarının kira ve tahsis işlemlerinin yapıldığı, gerekse kıyı alanlarında Bakanlığımızın bilgisi haricinde kiralama ve tahsis yoluna gidildiği gözlenmektedir. Bu uygulama, Bakanlığımızın kıyı ve dolgu alanlarının takibi ve yasal olarak gerçekleştirilmesi gereken işlemlerinde önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

    Kıyı ve dolgu alanlarının Kıyı Yasası ve Yönetmeliklerine uygun olmayan bir sürece dayalı olarak yapılanma iznine tabi tutulması nedeniyle geriye dönmesi olanaksız sorunlar yaşanmaması ve İmar Yasasının ve Mevzuatının planlama sürecinin yapılanmadan önce tamamlanmasına dair genel ve en temel prensibine aykırı düşülmemesi için, dolgu alanlarının kiralanmasından önce uygulama imar planının onayının aranması zorunludur.

     

  • Kıyıda planların hazırlanması ve onayında neler dikkate alınmalıdır?

    Yapılmak istenen dolgunun ve tesislerin Kıyı Kanunu ve Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı irdelenmelidir.

    Hangi amaçla ve nerede yapılacak olursa olsun bir dolgu planı teklifinin onaylı kıyı kenar çizgisini içeren, gerekiyorsa güncelleştirilmiş onaylı hali hazır harita üzerine hazırlanması zorunludur.

    Herhangi bir ölçekte planı olan bir alanda yapılacak dolgu planının bu planla irtibatlandırılması gereklidir.

    Dolgunun ve üzerindeki tesislerin onaylı planla uyumlu olması öncelikli bir koşuldur. Yapılacak kıyı tesisi için gerekli geri kullanım alanı, ulaşım bağlantısı vb. konularda öncelikle ilgili valilik veya belediyece işlem yapılmalıdır.

    İlgili idare ayrıca koruma ilkelerine uymak, ilgili tüm mevzuatı irdelemek ve tesisin gerekliliğini araştırmakla yükümlüdür. Gerekli incelemelerin yapılması ve tesisin yapımında sakınca bulunmadığının tespiti durumunda plan onayı ve yapılanma gündeme gelebilir.

    Herhangi bir nedenle korumaya alınmış alanlarda (doğal sit, sulak alan vb.); bu alanın koruma ilkeleri ile bağdaşmayan türde yapılanmalara izin verilmek üzere imar planı yapımı da söz konusu değildir.

  • Kentsel Dönüşüm

  • 2015 YILI KİRA YARDIMI ÖDEMELERİ SORU VE CEVAPLARI

     2015 YILI KİRA YARDIMI ÖDEMELERİ SORU VE CEVAPLARI

    SORU-1 : Riskli olarak tespit edilen yapıda ikamet şartını sağlamak için  riskli yapı onay tarihinden ne kadar süre önce oturulması gerekmektedir?
    CEVAP-1 : Kira yardımı başvurusunda bulunmak için hak sahiplerinin riskli yapı onay tarihinden önce riskli yapıda oturuyor olması gerekmektedir. Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda hak sahiplerinden alınması gereken son üç aya ait fatura, riskli yapıyı tahliye tarihinden üç ay öncesini kapsamaktadır.
     
    SORU-2 : 2015 yılından önce riskli yapı tespiti müracaatı yapılan binalardan, riskli olarak tespit edilenlerin maliklerince İl Müdürlüğüne yapılan kira yardımı talepleri (bir yıllık başvuru süresi de dikkate alındığında) hangi yılın Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzuna göre değerlendirilecektir?
    CEVAP-2 : Bir yıllık başvuru süresi hak sahiplerinin kira yardımı talepleri için belirlenmiş olup, 2015 yılında yapılacak tüm yeni başvurular 2015 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzuna göre değerlendirilmelidir.
     
    SORU-3 : 2014 yılında kira yardımı başvurusunda bulunmuş ancak çeşitli sebeplerle (İl Müdürlüğünde yaşanan yoğunluk, belgelerdeki eksiklik vb) ödemesi başlamayan hak sahiplerinin başvurusu hangi kılavuz dikkate alınarak değerlendirilecektir?
    CEVAP-3 : 2014 yılı ve  öncesinde kira yardımı başvurusunda bulunmuş ancak kira yardımına ilişkin işlemleri tamamlanmayan hak sahiplerinin başvuruları, müracaat tarihinde geçerli olan kılavuz dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
     
    SORU-4 : Bazı yapıların bağımsız bölüm numaraları (Binaların bodrum katında dairesi olanlar gibi) tapuda/riskli yapı tespit raporunda  farklı faturada farklı gösterilmiştir. Bu durumda bağımsız bölüm numarası tespiti nasıl yapılacaktır?
    CEVAP-4 : Riskli Yapı Tespit Raporuna ve tapuda belirtilen adres bilgilerine uygun olacak şekilde ilgili belediyeden alınacak onaylı numarataj belgesi ile  işlem yapılacaktır.
     
    SORU-5 : Ailesi ile ikamet eden fakat hak sahibi olmayan çocuk adına kayıtlı fatura olması durumunda hak sahibi anne/babanın kira yardımı başvuru evraklarında olması gereken fatura şartı nasıl sağlanacaktır?
    CEVAP-5 : Hak sahibinin adı ile bağımsız bölüme ait faturada geçen isim birbirinden farklı ise (malikin/kiracının/sınırlı ayni hak sahibinin anne-baba, faturanın çocukları adına olması veya eşlerden birinin hak sahibi diğer eşin üzerine kayıtlı fatura olması vb) aile bireylerinin Adres Bilgileri Raporunda yer alan bilgileri ile riskli yapıda birlikte ikamet ettiklerini ispat etmeleri halinde başvuru evrakı geçerli olacaktır.
     
    SORU-6 : Belediyelere İstanbul Ç.Ş.İ.M. tarafından gönderilen eski başvuruların değerlendirilmesinde hangi Kılavuz dikkate alınmalıdır?
    CEVAP-6 : 2014 yılı ve  öncesinde kira yardımı başvurusunda bulunmuş ancak kira yardımına ilişkin işlemleri tamamlanmayan hak sahiplerinin başvuruları, müracaat tarihinde geçerli olan kılavuz dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
     
    SORU-7 : Yapısı riskli olarak tespit edilen ve onaylanan hak sahibinin vefatı halinde varisleri kira yardımı başvurusu yapabilir mi?
    CEVAP-7 : Riskli yapı malikinin kira yardımı başvurusundan önce vefat etmesi halinde mirasçıları ikamet şartını sağlayamadıkları için kira yardımı başvuruları değerlendirmeye alınmayacaktır. Ancak daha önce kira yardımı ödemesi almaya başlamış hak sahibinin vefatı halinde varisleri mirasçılık belgesine göre hisseleri oranında kira yardımı ödemesi alabilirler.
     
    SORU-8 : Yurtdışında ikamet eden vatandaşlar Türkiye’de bulunan taşınmazları için kira yardımı başvurusunda bulunabilirler mi?
    CEVAP-8 : Yurtdışında ikamet eden kişiler, Türkiye’de bulunan riskli yapıları için ikamet şartını sağlayamadıklarından kira yardımı başvurusunda bulunamazlar.
     
    SORU-9 : Elektrik, su, doğalgaz abone bilgileri ile Nüfus Müdürlüğünden alınan ikamet bilgilerinin uyuşmaması halinde kira yardımı ödemesi yapılacak mıdır?
    CEVAP-9 : Riskli Yapı Tespit Raporundaki adres bilgileri ile uyumlu olacak şekilde ilgili belediyeden alınacak onaylı numarataj belgesi ile  işlem yapılacaktır.
     
    SORU-10 : Şirket üzerinde bulunan konutlarda ikamet durumu nasıl tespit edilecektir ve bu taşınmazlara kira yardımı ödemesi yapılacak mıdır?
    CEVAP-10 : Şirket konutunu işyeri olarak kullanıyor ise Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda belirtilen belgeleri sağlaması halinde kira yardımı ödemesi alabilir ancak ikamet etmiyor ise şirket üzerinde bulunan konutta ikamet edenler yalnızca kiracılara ait haktan yararlanabilir.
     
    SORU-11 : Riskli yapı kapsamına alındıktan sonra tevhit olan parsellerde maliklerin bina hisse oranları değişebilmekte ve güncel tapu kaydında da bu yeni oranlar görülmektedir. Tevhit olan parsellerdeki maliklere kira yardımı yapılırken hangi hisse oranı dikkate alınmalıdır?
    CEVAP-11 : Riskli yapı onay tarihinde mevcut olan hisse oranları dikkate alınarak ödeme yapılacaktır.
     
    SORU-12 : Malik aynı yapı kimlik numarasındaki bir bağımsız bölümden kira yardımı alıyorken riskli yapı onay tarihinden önce ikamet ettiği diğer bağımsız bölüm için 2015 yılında kira yardımı başvurusunda bulunduğunda ve adres bilgileri raporunu yeni başvurduğu bölüme uygun bir biçimde getirdiğinde bu başvuru değerlendirilir mi?
    CEVAP-12 : İkamet şartını sağlıyorsa kira yardımı başvurusu değerlendirilir.
     
    SORU-13 : 2014 yılında malik 3 bağımsız bölümü için kira yardımı ödemesi almakta iken bu bağımsız bölümlerde oturan kiracılar başvurmaları halinde kira yardımı ödemesi alabilirler mi?
    CEVAP-13 : İkamet şartını sağlamaları halinde 6306 sayılı Kanun kapsamında kiracılara defaten kira yardımı ödemesi yapılabilir.
     
    SORU-14 : Hisseli tapularda tüm hissedarların hissesi oranında kira yardımı alabilmesi için hepsinin riskli yapıda oturma şartı mı aranmalıdır? Hisseli tapularda sadece bir hissedar ikamet ediyorsa yada hissedarların hiçbiri ikamet etmiyorsa kira yardımı başvurusu nasıl değerlendirilmelidir?
    CEVAP-14 : Hisseli tapularda (kat mülkiyetli-irtifaklı yada arsa paylı tapu) ikamet eden hissedar hissesi oranında kira yardımı alabilir.  Hissedarların hiç biri ikamet etmiyorsa kira yardımı başvuruları değerlendirilemez.
     
    SORU-15 : Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu (ikamet şartı uygulaması) hangi tarihten itibaren geçerlidir?
    CEVAP-15 : Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu 01.01.2015 tarihinden itibaren geçerlidir.
     
    SORU-16 : 2015 yılı Bakan Oluru öncesinde kira yardımı ödemesi alan hak sahiplerinin kira yardımı ödemeleri devam edecek midir?
    CEVAP-16 : 2015 yılı öncesinde kira yardımı ödemeleri başlamış olan hak sahiplerinin ödemeleri aynı şekilde devam edecektir.
     
    SORU-17 : Riskli olarak tespit edilen bina yıkıldıktan sonra Adres Bilgileri Raporunda eski adres silinmektedir. Bu durumda ikamet şartı nasıl tespit edilecektir?
    CEVAP-17 : Riskli olarak tespit edilen taşınmazın tahliyesinde alınması gereken Adres Bilgileri Raporu, taşınmazın yıkılmasından sonra alındığında eski adres Rapordan silinmektedir. Bu durumda 2015 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda yer alan eski adresi gösteren fatura (Riskli yapı onay tarihi itibari ile 3 ay öncesine ait) ve yıkılan yapılar formundaki adres belirtmesi ile eski adresin tespiti mümkün olmaktadır.
     
    SORU-18 : 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde riskli olarak tespit edilebileceği belirtilen ahır, depo vb taşınmazlar için kira yardımı başvuruları nasıl değerlendirilecektir?
    CEVAP-18 : Riskli yapı olarak tespit edilen depo vb. gibi yapılar için kira yardımı ödemelerinde; ikamet edilen riskli yapının yahut işletilen iş yerinin eklentisi olmaksızın mevcut yapıdan farklı bir mahalde olması ve depo/ahır olarak kullanıldığının resmi kurumlarca (Vergi Dairesi ile bağlı bulunulan oda yada kurumun) onaylı yazısı ile tespit edilmesi halinde ikamet şartı yerine getirilmiş olacaktır. Bu başvurular işyeri olarak değerlendirilecektir.
     
    SORU-19 : Kira yardımı ödemelerinde riskli yapıdan tahliye şartı mı yoksa riskli yapının yıktırılması şartı mı dikkate alınacaktır?
    CEVAP-19 : Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda istenen bütün belgelerin ibrazı halinde ödeme yapılabilecektir. Dolayısıyla tahliye ve yıkıma ilişkin şartların sağlanması gerekmektedir.
     
    SORU-20 : Muvafakatname ile kira yardımı başvurusu kabul edilecek midir?
    CEVAP-20 : 2015 yılı kira yardımı başvurularında aynı riskli yapıda ikamet eden hak sahiplerinin ayrı ayrı başvuruda bulunması gerekmektedir.
     
    SORU-21 : Yanan/Yıkılan Yapılar Formunun yapı yıkılmadan önce de düzenlenebildiği tespit edilmiş olup, bu durumda ilaveten yıkım tutanaklarının alınması halinde yıkım şartı sağlanmış olacak mıdır?
    CEVAP-21 : Böylebir durumun tespiti halinde ilgili belediyenin uyarılması, düzeltilmemesi halinde ise Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
     
    SORU-22 : Başvurusu sisteme eklenmiş, Şubat ayında ödemeleri başlayacak olan kira yardımı başvurularında yeni kılavuz hükümleri geçerli midir?
    CEVAP-22 : 2015 yılında yapılan tüm başvurular 2015 yılı için hazırlanan kılavuza göre değerlendirilmelidir.
     
    SORU-23 : Aynı taşınmazda hem konutu hem de işyeri bulunan hak sahibi 2 adet kira yardımı ödemesi alabilir mi?
    CEVAP-23 : Hem evi hem de işyeri için ikamet şartını sağlayan hak sahibi kira yardımı başvurusunda bulunabilir.
     
    SORU-24 : Hak sahibinin kira yardımı ödemeleri devam ederken riskli olarak tespit edilmiş yapıyı/arsayı satması durumunda yeni malik kira yardımı başvurusunda bulunabilir mi? Eski malikin kira yardımı ödemeleri durdurulur mu?
    CEVAP-24 : Yeni malik 2015 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzuna göre ikamet şartını sağlamadığı için kira yardımı başvurusunda bulunamaz. Eski malike yapılan kira yardımı ödemeleri ise devam eder.
  • Alo 181'den Gelen Sorular

     1) 6306 Sayılı Kanun kapsamında muaf olunan tüm harç ve ücretler nelerdir?

    CEVAP: 6306 Sayılı Kanun kapsamında sağlanabilecek muafiyetlere ilişkin hükümlerKanun'un 7 nci maddesinin 9 uncu fıkrası ile 10 uncu fıkrasında yer almakta ve Kanun’un Uygulama Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesinin 9 uncu fıkrasında Kanun kapsamında yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların hangi harç, vergi ve ücretlerden muaf olduğu açıkça belirtilmektedir.
    2) Kentsel dönüşüm kapsamında yapılan binada işçi sigortası devlet tarafından mı karşılanır?
    CEVAP: 6306 Sayılı Kanun kapsamında yapılan bir yapıya ilişkin sağlanacak harç, vergi ve ücretlere ilişkin muafiyetler,  Kanun'un 7 nci maddesinin 9 uncu fıkrası ile 10 uncu fıkrasında yer almakta ve Kanun’un Uygulama Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası ile düzenlenmektedir. Kanun uyarınca alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler mezkur Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin (9-d) maddesinde sıralanmakta olup, bu kapsamda yenilenen yapılarda çalışan işçilere ait sigorta bedellerine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
    3) 6306 sayılı Kanun kapsamında Lisanslı kuruluş olmak için gerekli olan şartlar nelerdir?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespiti lisans başvurusunda istenilecek belgeler http://www.csb.gov.tr/gm/altyapi/index.php?Sayfa=duyurudetay&Id=177093 adresinde yayımlanmıştır.
    4)  6306 sayılı Kanun kapsamında 27 Ekim 2016 tarihinde yapılan değişiklikler nelerdir?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinde 27.10.2016 tarihinde değişiklik yapılmış, yapılan değişiklikler Genel Müdürlüğümüz web sitesinde mevzuat bölümünde yayımlanmıştır.
    5) Harç muaf yazısını aldık fakat harçlarla ilgili olarak değişiklik yapılmıştır. Belediye geriye dönük harç talep edebilir mi?
    CEVAP: 26/04/2016 tarih ve 29695 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanan  6704  sayılı   Kanun  ile  6306 sayılı  Kanun’un 7 nci maddesinin onuncu fıkrasında değişikliğe gidilmiş olup; riskli yapının yenilenmesi sırasında belediyelerde yapılacak işlemlerde riskli yapıdan dolayı daha önce ödenmiş olan harç ve ücretlerin muafiyet kapsamında bulunduğu, ancak kullanım maksadı değişikliğine ya da yapı alanında artışa gidilmesi halinde oluşacak harç ve ücret farklarının alınacağına hükmedilmiştir. Ayrıca, 27/10/2016 tarih ve 29870 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanun'un Uygulama Yönetmeliğinde yapılan değişiklik neticesinde, Kanun uyarınca alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler yeniden düzenlenmiştir. Gerek kanun gerekse yönetmelik değişikliğinde, sonuçlanmamış işlemler bakımından önceki hükmün uygulanacağına dair ayrı bir hüküm getirilmemiş olduğundan, mevzuat değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihte sonuçlanmamış işlemlere değişiklikten sonraki hükmün uygulanması gerekmektedir. 
    6) Riskli çıkan binanın yıkım ruhsatı çıkmadan yıktırılması durumunda kira yardımı alabilir miyiz?
    CEVAP: Riskli yapı tespit raporu onaylanıp, yapının tahliye edilmesinden sonra kira yardımı başvuru evraklarından biri olan Yanan Yıkılan Yapılar Formunun temin edilemediği durumlarda (yıkım süresinin uzun olması, riskli yapı tespit raporu onayına itiraz olması vb.) başvurunun yalnızca bu eksik evrak ile kabul edilmesi, yapının yıkılıp evrakın temin edilmesi ile başvurunun değerlendirilmesi, sistem girişinin yapılarak ödemelerin başlatılması gerekmektedir.
    7) Kentsel dönüşümden doğan kira yardımını ne zaman alabilirim? Ne kadar kira yardımı alacağım hakkında bilgi verebilir misiniz?
    CEVAP: 6309 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 16 ıncı maddesini 4 üncü fıkrasında “(Değişik:RG-27/10/2016-29870) Kira yardımı başvuruları; tahliye tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde, Bakanlıkça belirlenecek bilgi ve belgelere istinaden riskli alan veya rezerv yapı alanlarında ilgili kuruma, riskli alan dışındaki riskli yapılarda ise Müdürlüğe veya Bakanlıkça yetki devri yapılması durumunda İdareye yapılır….” hükmü bulunmaktadır. Söz konusu hükme istinaden kira yardımı başvurusu yapıldıktan sonra kira yardımı ödemesi başlanır. Yine Kira yardımı tutarları 6309 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 16 ıncı maddesini 1 inci fıkrasında yer alan “(Değişik:RG-27/10/2016-29870) Anlaşma ile tahliye edilen uygulama alanındaki yapıların maliklerine tahliye tarihinden itibaren Bakanlıkça kararlaştırılacak aylık kira yardımı yapılabilir. Yardım süresi riskli alan dışındaki riskli yapılarda 18 aydır. Riskli ve rezerv yapı alanlarında kira yardımı süresi 36 ayı geçmemek şartı ile ilgili kurumca belirlenir. Aylık kira bedeli, Bakanlıkça belirlenir ve her yıl Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Tüketici Fiyatları Endeksi yıllık değişim oranında güncellenir. Maliklere, kiracılara ve sınırlı ayni hak sahiplerine, sahip oldukları veya kullandıkları Kanun kapsamındaki bütün yapılardan dolayı kira yardımı yapılabilir. İnşaat halinde olup içinde ikamet edilen yapılarda kira yardımı veya faiz desteğinden, sadece inşaat halindeki yapıda ikamet eden malik, kiracı ve sınırlı ayni hak sahibi faydalanır. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine mümkün olması hâlinde, kira yardımı yerine tahliye tarihinden itibaren konut ve işyerlerinin teslim tarihine kadar geçici konut veya işyeri tahsisi yapılabilir.” Hükmüne istinaden Bakanlık Makamı Olur’una göre her yıl Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan Tüketici Fiyatları Endeksi yıllık değişim oran dikkate alınarak belirlenir. Bağlı olunan Valiliğe  (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) başvurulması halinde ilgili ile ait güncel kira yardımı tutarı hakkında bilgi alınabilmektedir. Ayrıca her yıl illere göre belirlenen kira yardımı tutarları Bakanlığımız internet sitesinde de yayınlanmaktadır.
    8) Kira yardımı başvurusunda bulunabilmek için gerekli evraklar hakkında bilgi alabilir miyim?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilen taşınmazlara ilişkin kira yardımı başvuruları 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzuna göre kira yardımı başvurusunda bulunabilmek için istenen evraklar şunlardır:
    Riskli Olarak Tespit Edilen Konutta İkamet Eden Maliklerden;
    a) Başvuru dilekçesi,  (Islak imzalı olmalıdır.)
    b) Nüfus cüzdanı fotokopisi,
    c) Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    d) Tapu belgesi ve taşınmaza ait güncel tapu kaydı, 
    Bağımsız bölümü belli olmayan arsa paylı tapularda ayrıca riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres ve ada/parsel bilgileri ile uyumlu olacak şekilde bağımsız bölümü gösterir emlak vergi beyannamesi istenecektir.
    e) Riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres ile uyumlu olacak şekilde malik adına kayıtlı, A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarası alındığı tarihten önceki son üç aydan veya sonraki son üç aydan herhangi birine ait elektrik, su, doğalgaz, sabit hatlı olmak şartıyla telefon/internet hizmetleri ile ilgili herhangi bir fatura,
    f) Malikin, riskli olarak tespit edilen yapıda Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihte ikamet ettiğine ve riskli olarak tespit edilen yapıyı tahliye ettiğine dair eski ve yeni adresini gösteren İl/İlçe Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünden alınacak, imzalı ve mühürlü Adres Bilgileri Raporu,
    g) Yıkılan Yapılar Formu (Islak imzalı ve mühürlü),
    Yıkılan Yapılar Formunun temin edilememesi halinde binanın yıkıldığını teyit eden Belediye/İlgili Kurum yetkilisince verilmiş ıslak imzalı ve mühürlü yazı istenecektir.
    h) Hak sahibine/vekiline ait vadesiz, TL, T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’ye ait hesap cüzdanı fotokopisi istenecektir.
    NOT: Tüm belgelerin aslı veya fotokopisi alınmalıdır. Fotokopi alınmışsa “aslı görülmüştür” kaşesi basılmalı ve işlemi yapan kişinin adı-soyadı yazılarak imzalanmalıdır.
     
    Riskli Olarak Tespit Edilen Yapıda İşyeri İşleten Maliklerden;
    a) Başvuru dilekçesi, (Konut maliki için istenen başvuru dilekçesi alınacaktır ve dilekçe ıslak imzalıolmalıdır.)
    b) Nüfus cüzdanı fotokopisi, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    c) İmza sirküleri, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    d) Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    e) Tapu Belgesi ve Taşınmaza Ait Güncel Tapu Kaydı,
    Bağımsız bölümü belli olmayan arsa paylı tapularda ayrıca riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres ve ada/parsel bilgileri ile uyumlu olacak şekilde bağımsız bölümü gösterir emlak vergi beyannamesi istenecektir.
    f) Malikin, A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarası alındığı tarihten önce riskli yapıda işyeri işlettiğine dair Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten önceki son üç aydan veya sonraki son üç aydan herhangi birine ait elektrik, su, doğalgaz, sabit hatlı olmak şartıyla telefon/internet hizmetleri ile ilgili herhangi bir fatura,
    g) Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten sonraki son üç aya ait riskli yapıda işyeri bulunduğuna dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu oda sicil kaydı,
    h) Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten sonra tahliye edildiğine dair yeni adresini gösteren vergi dairesinden alınmış yazı veya bağlı olduğu ilgili meslek odasından alınacak sicil kaydı,
    Bazı gerçek kişi mükellefler ilgili odalara kayıt yaptırmamakta olup, adres değişliklerini bildirmemektedirler. Bu durumda riskli yapının tahliye edildiğini belgelemek üzere gerçek kişi mükellefler için ilgili vergi dairesinden alacakları onaylı yazı veya onaylı Yoklama Fişlerindeki tarihler dikkate alınacaktır.
    i) İşyerinin kapatılmışsa kapatıldığına dair ilgili vergi dairesi veya meslek odasından alınacak yazı,
    j) Yıkılan Yapılar Formu (Islak imzalı ve mühürlü),
    Yıkılan Yapılar Formunun temin edilememesi halinde binanın yıkıldığını teyit eden Belge İlgili Kurum yetkilisince verilmiş ıslak imzalı ve mühürlü yazı istenecektir.
    k) Gerçek/Tüzel kişiye ait vadesiz, TL, T.C. Ziraat Bankası AŞ’ye ait hesap cüzdanı fotokopisi istenecektir.
    Başvurunun firma yetkilileri tarafından yapıldığı durumlarda, gerçek kişinin TC Kimlik Numarası ve Hesap Numarasının uyumlu olmasına dikkat edilmelidir. Aynı şekilde başvuru tüzel kişilik adına yapılmış ise Ticaret Unvanı, Vergi Kimlik Numarası ile Hesap Numarası uyumlu olmalıdır.
    NOT: Tüm belgelerin aslı veya fotokopisi alınacaktır. (Fotokopi alınmışsa “aslı görülmüştür” kaşesi vurulacak, işlemi yapan kişinin adı-soyadı yazılacak ve imzalanacaktır.)
     
    Riskli Olarak Tespit Edilen Konutta İkamet Eden Kiracılardan;
    a) Başvuru dilekçesi, 5 (Islak imzalı olmalıdır.)
    b) Nüfus cüzdanı fotokopisi,
    c) Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    d) Riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres ile uyumlu olacak şekilde başvuru yapan kiracı adına kayıtlı A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten önceki son üç aydan veya sonraki son üç aydan herhangi birine ait elektrik, su, doğalgaz, sabit hatlı olmak şartıyla telefon/internet hizmetleri ile ilgili herhangi bir fatura,
    e) Kiracının, riskli olarak tespit edilen yapıda Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihte ikamet ettiğine ve riskli olarak tespit edilen yapıyı tahliye ettiğine dair eski ve yeni adresini gösteren İl/İlçe Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünden alınacak, imzalı ve mühürlü Adres Bilgileri Raporu,
    f) Yıkılan Yapılar Formu, (Islak imzalı ve mühürlü)
    Yıkılan Yapılar Formunun temin edilememesi halinde binanın yıkıldığını teyit eden Belediye/İlgili Kurum yetkilisince verilmiş ıslak imzalı ve mühürlü yazı istenecektir
    g) Kiracı/vekiline ait vadesiz, TL, T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’ye ait hesap cüzdanı fotokopisi istenecektir.
    NOT: Tüm belgelerin aslı veya fotokopisi alınmalıdır. Fotokopi alınmışsa “aslı görülmüştür” kaşesi vurulmalı, işlemi yapan kişinin adı-soyadı yazılmalı ve imzalanmalıdır.
    Riskli Olarak Tespit Edilen Yapıda İşyeri Bulunan Kiracılardan;
    a) Başvuru dilekçesi, 6 (Islak imzalı olmalıdır.)
    b) Nüfus cüzdanı fotokopisi, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    c) İmza sirküleri, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    d) Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    e) Kiracının, A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihte riskli yapıda işyeri işlettiğine dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu ve bağımsız bölümü gösteren firma üzerine veya firma sahibi üzerine kayıtlı Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten önceki son üç aydan veya sonraki son üç aydan birine ait elektrik, su, doğalgaz, sabit hatlı olmak şartıyla telefon/internet hizmetleri ile ilgili herhangi bir fatura,
    f) Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten sonraki son üç aya ait riskli yapıda işyeri işlettiğine dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu bağlı olduğu oda sicil kaydı,
    g) Yıkılan Yapılar Formu (Islak imzalı ve mühürlü),
    Yıkılan Yapılar Formunun temin edilememesi halinde binanın yıkıldığını teyit eden Belediye/İlgili Kurum yetkilisince verilmiş ıslak imzalı ve mühürlü yazı istenecektir.
    h) Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten sonra tahliye edildiğine dair yeni adresini gösteren vergi dairesinden alınmış yazı veya bağlı olduğu ilgili meslek odasından alınacak sicil kaydı,
    Bazı gerçek kişi mükellefler ilgili odalara kayıt yaptırmamakta olup, adres değişliklerini bildirmemektedirler. Bu durumda riskli yapının tahliye edildiğini belgelemek üzere gerçek kişi mükellefler için ilgili vergi dairesinden alacakları onaylı yazı veya onaylı Yoklama Fişlerindeki tarihler dikkate alınacaktır.
    i) İşyeri kapatılmışsa kapatıldığına dair ilgili vergi dairesi veya meslek odasından alınacak yazı,
    j) Gerçek/Tüzel kişiye ait vadesiz, TL, T.C. Ziraat Bankası Aş’ye ait hesap cüzdanı fotokopisi istenecektir.
    Başvurunun firma yetkilileri tarafından yapıldığı durumlarda, gerçek kişinin TC Kimlik Numarası ve IBAN Numarasının uyumlu olmasına dikkat edilmelidir. Aynı şekilde başvuru tüzel kişilik adına yapılmış ise Vergi Kimlik Numarası ile IBAN Numarası uyumlu olmalıdır.
    NOT: Tüm belgelerin aslı veya fotokopisi alınmalıdır. Fotokopi alınmışsa “aslı görülmüştür” kaşesi vurulmalı, işlemi yapan kişinin adı-soyadı yazılmalı ve imzalanmalıdır.
     
    Riskli Olarak Tespit Edilen Konutta İkamet Eden Sınırlı Ayni Hak Sahiplerinden;
    a) Başvuru dilekçesi, (Konut maliki için istenen başvuru dilekçesi alınacaktır ve dilekçe ıslak imzalı olmalıdır.)
    b) Nüfus cüzdanı fotokopisi,
    c) Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    d) Sınırlı ayni hak sahipliğini gösteren Tapu Belgesi ve Taşınmaza Ait Güncel Tapu Kaydı,
    Kat mülkiyetli/kat irtifaklı tapularda sınırlı ayni hak sahipliğini gösteren şerh bulunmalıdır.
    e) Riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres ile uyumlu olacak şekilde sınırlı ayni hak sahibi adına kayıtlı, A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten önceki son üç aydan veya sonraki son üç aydan birine ait elektrik, su, doğalgaz, sabit hatlı olmak şartıyla telefon/internet hizmetleri ile ilgili herhangi bir fatura,
    f) Sınırlı ayni hak sahibinin riskli olarak tespit edilen yapıda Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihte ikamet ettiğine ve riskli olarak tespit edilen yapıyı tahliye ettiğine dair eski ve yeni adresini gösteren İl/İlçe Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünden alınacak, imzalı ve mühürlü Adres Bilgileri Raporu,
    g) Yıkılan Yapılar Formu (Islak imzalı ve mühürlü),
    Yıkılan Yapılar Formunun temin edilememesi halinde binanın yıkıldığını teyit eden Belediye/İlgili Kurum yetkilisince verilmiş ıslak imzalı ve mühürlü yazı istenecektir.
    h) Sınırlı Ayni Hak Sahibine/vekiline ait vadesiz, TL, T.C. Ziraat Bankası A.ş.’ye ait hesap cüzdanı fotokopisi istenecektir.
    NOT: Tüm belgelerin aslı veya fotokopisi alınmalıdır. Fotokopi alınmışsa “aslı görülmüştür” kaşesi vurulmalı, işlemi yapan kişinin adı-soyadı yazılmalı ve imzalanmalıdır.
    Riskli Olarak Tespit Edilen Yapıda İşyeri İşleten Sınırlı Ayni Hak Sahiplerinden;
    a) Başvuru dilekçesi, (İşyeri maliki için istenen başvuru dilekçesi alınacaktır ve dilekçe ıslak imzalı olmalıdır.)
    b) Nüfus cüzdanı fotokopisi, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    c) İmza sirküleri, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    d) Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    e) Sınırlı ayni hak sahipliğini gösteren Tapu Belgesi ve Taşınmaza Ait Güncel Tapu Kaydı,
    Kat mülkiyetli/kat irtifaklı tapularda sınırlı aynı hak sahipliğini gösteren şerh bulunmalıdır.
    f) Sınırlı ayni hak sahibinin, riskli yapıda A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarası alındığı tarihte işyeri bulunduğuna dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu ve bağımsız bölümü gösteren firma veya firma sahibi üzerine kayıtlı Yapı Kimlik Numarası alındığı tarihten önceki son üç aydan veya sonraki son üç aydan birine ait elektrik, su, doğalgaz, sabit hatlı olmak şartıyla telefon/internet hizmetleri ile ilgili herhangi bir fatura,
    g) Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten sonraki son üç aya ait riskli yapıda işyeri bulunduğuna dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu son üç aya ait bağlı olduğu oda sicil kaydı,
    h) Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten sonra tahliye edildiğine dair yeni adresini gösteren vergi dairesinden alınmış yazı veya bağlı olduğu ilgili meslek odasından alınacak sicil kaydı,
    Bazı gerçek kişi mükellefler ilgili odalara kayıt yaptırmamakta olup adres değişliklerini bildirmemektedir. Bu durumda gerçek kişi mükellefler için ilgili vergi dairesi/dairelerinden alacakları onaylı yazı veya Yoklama Fişlerindeki tarihler dikkate alınacaktır.
    i) İşyerinin kapatılmışsa kapatıldığına dair ilgili vergi dairesi veya meslek odasından alınacak yazı,
    j) Yıkılan Yapılar Formu (Islak imzalı ve mühürlü),
    Yıkılan Yapılar Formunun temin edilememesi halinde binanın yıkıldığını teyit eden Belediye/İlgili Kurum yetkilisince verilmiş ıslak imzalı ve mühürlü yazı istenecektir.
    k) Gerçek/Tüzel kişiye ait vadesiz, TL, T.C. Ziraat Bankası A.ş.’ye ait hesap cüzdanı fotokopisi alınacaktır.
    Başvurunun firma yetkilileri tarafından yapıldığı durumlarda, gerçek kişinin TC Kimlik Numarası ve Hesap Numarasının uyumlu olmasına dikkat edilmelidir. Aynı şekilde başvuru tüzel kişilik adına yapılmış ise Ticaret Ünvanı, Vergi Kimlik Numarası ile Hesap Numarası uyumlu olmalıdır.
    NOT: Tüm belgelerin aslı veya fotokopisi alınacaktır. (Fotokopi alınmışsa “aslı görülmüştür” kaşesi vurulacak, işlemi yapan kişinin adı-soyadı yazılacak ve imzalanacaktır.)
    Riskli Olarak Tespit Edilen Kamu Lojmanında İkamet Eden Kiracılardan;
    a) Başvuru dilekçesi, (Kiracılar için istenen başvuru dilekçesi alınacaktır ve dilekçe ıslak imzalı olmalıdır.)
    b) Nüfus cüzdanı fotokopisi,
    c) Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    d) Riskli olarak tespit edilen lojmanda A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik numarasının alındığı tarihte ikamet ettiğine ve riskli olarak tespit edilen lojmanı tahliye ettiğine dair eski ve yeni adresini gösteren İl/İlçe Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünden alınacak, imzalı ve mühürlü Adres Bilgileri Raporu,
    e) Riskli yapı olarak tespit edilen kamu lojmanlarında ikamet ettiğine dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu lojmanda ikamet edip kira yardımı başvurusunda bulunacak kişi adına kayıtlı Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten önceki son üç aydan veya sonraki son üç aydan herhangi birine ait elektrik, su, doğalgaz, sabit hatlı olmak şartıyla telefon/internet hizmetleri ile ilgili herhangi bir fatura,
    f) Riskli yapı olarak tespit edilen kamu lojmanlarında ikamet ettiğine dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu ilgili kurumdan aldığı lojman tahsis ve tahliye yazısı,
    g) Yıkılan Yapılar Formu (Islak imzalı ve mühürlü),
    Yıkılan Yapılar Formunun temin edilememesi halinde binanın yıkıldığını teyit eden Belediye/ilgili Kurumca verilmiş ıslak imzalı ve mühürlü yazı istenecektir.
    h) Lojmanda ikamet eden kişiye/vekiline ait vadesiz, TL, T.C. Ziraat Bankası Aş’ye ait hesap cüzdanı fotokopisi alınacaktır.
    NOT: Tüm belgelerin aslı veya fotokopisi alınmalıdır. Fotokopi alınmışsa “aslı görülmüştür” kaşesi vurulmalı, işlemi yapan kişinin adı-soyadı yazılmalı ve imzalanmalıdır.
    9) Riskli olarak tespit edilen bina, birleşme işlemi sonrası parsel numarasının değişmesinden dolayı, güncel tapu kaydına şerhi düşülmüyor. Tekrar riskli yapı formu oluşturup, güncel parsel numarası ile söz konusu aynı riskli yapı bina 2. defa kentsel dönüşüm kapsamına girilebilir mi?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilen binanın bulunduğu parsel bilgisinin değişmesi halinde, yeni parselbilgisini gösteren belgelerle birlikte riskli yapı denetiminin yapıldığı kuruma müracaat edilmesi halinde gerekli değişiklikler yapılabilecektir. Kanun kapsamında riskli yapı tespiti yapılan bir binanın ikinci defa Kanun uyarınca değerlendirilmesi mümkün değildir.
    10) Riskli yapılarda değer tespiti sadece dönüşüme katılmayanların bağımsız bölümlerine mi yapılacak yoksa yapının tamamına mı ya?
    CEVAP: Riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etapta veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde; yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, taksim, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, bütün maliklerce oybirliği ile karar verilememiş ise, anlaşma sağlanamayan maliklere ait taşınmazların değeri Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilir.
    11) Ambar-depo olarak kullanılan, kapı numarası ve elektrik aboneliği olan bir yapı kentsel dönüşüme dâhil olabilir mi?
    CEVAP: Riskli yapı tespiti; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan yapılar ile hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar hakkında yapılır. İnşaat halinde olup ikamet edilmeyen yapılar ile metrukluk veya başka bir sebeple statik bakımdan yapı bütünlüğü bozulmuş olan yapılar riskli yapı tespitine konu edilemeyecektir. Bu kapsamda,yapı bütünlüğünü koruyan ve ambar-depo olarak kullanılmakta olan bir yapının 6306 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.
    12) Kerpiç yapılar kentsel dönüşüme dâhil olabilir mi? Kentsel dönüşüme dâhil olursa takip edilecek süreç nedir?
    CEVAP: Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlarca, teknik gerekçeleri belirtilerek, ahşap, kerpiç ve taşıyıcı özelliği olmayan malzeme ile yapılan yapıların riskli olduğu yönünde rapor düzenlenmesi halinde, bu yapılar 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak kabul edilecektir.
    13) Dönüşüm projeleri özel hesabından faiz desteği başvurusunda bulunabilmek için hangi evraklar istenmektedir?
    CEVAP:
    Konutu veya İşyeri Riskli Olarak Tespit Edilen Gerçek Kişi Maliklerden/ Sınırlı Ayni Hak Sahiplerinden;
    a)Banka talep üst yazısı
    b)Riskli Yapı Tespit Raporu
    c) Nüfus cüzdanı fotokopisi,
    d)EK-1 Taahhütname
    e) Adres Bilgileri Raporu
    f) Riskli yapı onay tarihinden önceki tapu belgesi ve taşınmaza ait güncel tapu kaydı,
    g)Yanan Yıkılan Yapılar Formu /Yapı Ruhsatı veya binanın yıkımına ilişkin itiraz sürecinin tamamlandığına dair ilgili kurum onaylı yazı
    Konutu veya İşyeri Riskli Olarak Tespit Edilen Tüzel Kişi Maliklerden;
    a)   Banka talep üst yazısı
    b)   Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    c)    Riskli Yapı Tespit Rapor onayından önce alınmış Ticaret Sicil Gazetesi,
    d)   Nüfus cüzdanı fotokopisi, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    e)    EK-1 Taahhütname
    f)    Güncel İmza sirküleri, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    g)   Vergi Levhası
    h)   Faaliyet Belgesi,
    i)     Riskli yapı onay tarihinden önceki tapu belgesi ve taşınmaza ait güncel tapu kaydı
    j)     Yanan Yıkılan Yapılar Formu /Yapı Ruhsatı veya binanın yıkımına ilişkin itiraz sürecinin tamamlandığına dair ilgili kurum onaylı yazı
     
    Riskli Olarak Tespit Edilen Konutta İkamet Eden Kiracılardan;
    a)      Banka talep üst yazısı
    b)     Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    c)      Nüfus cüzdanı fotokopisi,
    d)     EK-1 Taahhütname
    e)      En az bir yıldır riskli olarak tespit edilen yapıda ikamet ettiğine dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu olacak şekilde riskli yapı onay tarihinden önceki bir yıla ait adına elektrik, su, doğalgaz veya sabit hatlı telekom faturalarından biri
    f)       Riskli olarak tespit edilen yapıda ikamet ettiğine ve riskli olarak tespit edilen yapıyı tahliye ettiğine dair eski ve yeni adresini gösteren İl/İlçe Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünden alınacak, imzalı ve mühürlü Adres Bilgileri Raporu, 
    g)      Yanan Yıkılan Yapılar Formu /Yapı Ruhsatı veya binanın yıkımına ilişkin itiraz sürecinin tamamlandığına dair ilgili kurum onaylı yazı
    Riskli Olarak Tespit Edilen Yapıda İşyeri Bulunan Kiracılardan;
    a)      Banka talep üst yazısı
    b)     Riskli Yapı Tespit Raporu (Yetkililerce Onaylı),
    c)      Nüfus cüzdanı fotokopisi, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    d)     EK-1 Taahhütname
    e)      İmza sirküleri, (Firmayı temsile yetkili kişilerin)
    f)       Vergi Levhası,
    g)      Faaliyet Belgesi,
    h)     Kiracının riskli yapı onay tarihinden önce riskli yapıda işyeri bulunduğuna dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu ve bağımsız bölümü gösteren firma üzerine veya firma sahibi üzerine kayıtlı son bir yıla ait elektrik, su, doğalgaz veya telefon faturası ve riskli yapı onay tarihinden önce riskli yapıda işyeri bulunduğuna dair riskli yapı tespit raporunda belirtilen adres bilgileri ile uyumlu son bir yıla ait bağlı olduğu oda sicil kaydı,
    i)     Yanan Yıkılan Yapılar Formu /Yapı Ruhsatı veya binanın yıkımına ilişkin itiraz sürecinin tamamlandığına dair ilgili kurum onaylı yazı
     
    Riskli Alan İçerisindeki Hak Sahiplerinden İstenecek Belgeler
    Malikler ve Sınırlı Ayni Hak Sahipleri;
    a)   Banka talep üst yazısı,
    b)      Riskli alan kararı ve alan içerisinde bağımsız bölüm olduğuna dair alan içerisinde uygulama yapmaya yetkili İdareden alınacak resmi yazı
    c)    Tapu ve güncel taşınmaz kaydı
    d)   Adres bilgileri raporu
    e)    Kimlik fotokopisi
    f)    Ek 1 Taahhütname
    g)   Kira yardımı almadığına dair ilgili İdareden alınacak onaylı yazı,
    Kiracılar;
    a)   Banka talep üst yazısı,
    b)   Riskli alan kararı ve alan içerisinde bağımsız bölüm olduğuna dair alan içerisinde uygulama yapmaya yetkili İdareden alınacak resmi yazı
    c)    Riskli alan içerisinde ikamet edildiğine ve riskli alanın tahliye edildiğine dair Adres bilgileri raporu
    d)   Riskli alan içerisinde ikamet edilmeyeceğine dair beyan*
    e)    Riskli alan ilan tarihinde ikamet ediyor olmak şartı ile alan ilanından önceki 1 yıla ait adına kayıtlı elektrik, su, doğalgaz veya sabit hatlı telekom faturalarından biri
    f)    Kimlik fotokopisi
    g)   Ek 1 taahhütname
    h)   Kira yardımı almadığına dair ilgili İdareden alınacak onaylı yazı,
    14) Bankaya kentsel dönüşüm kapsamında kredi desteği için başvuruda bulunduğumuzda böyle bir destek uygulaması artık yok diye bir cevap aldık. Böyle bir durum var mı?
    CEVAP: Bakanlığımızca 6306 sayılı Kanun kapsamında finansal destek olarak sadece kira yardımı veya faiz desteği ödemesi yapılmaktadır. Uygulama Yönetmeliğinin 16 ncı maddesi 6 ncı fıkrasına göre Kanun kapsamında kredi kullanacak gerçek veya tüzel kişilerin bankalardan kullanacağı kredilere Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenen oranlarda Dönüşüm Projeleri Özel Hesabından karşılanmak üzere faiz desteği verilebilir. Faiz Desteği verilebilmesi için tahliye tarihinde itibaren en geç bir yıl içinde kredi almak üzere Bakanlıkla protokol imzalamış bankalara başvurulmuş olması gerekir.
    15) Kentsel dönüşümde hisseleri oranında üçte iki çoğunlukla karar alınması ne demektir?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir.
    16) Mevcut kredi borcunun Bakanlık tarafından kapatılarak, Kentsel dönüşüm kapsamında daha düşük faiz ile kredi imkânı sağlanıyormuş. Binamıza güçlendirme yapmak için de kredi imkânı sağlanıyor mu?
    CEVAP:Kentsel dönüşüm kapsamında mevcut kredinin Bakanlık tarafından kapatılıp daha düşük faiz ile kredi imkânı sağlanması durumu söz konusu değildir böyle bir uygulama bulunmamaktadır. Güçlendirme kredilerine Bakanlık tarafından yapılacak faiz desteği ödemesi için ise; gerekli görülen evraklarla birlikte protokol yapılmış bankalara başvuru yapılması yeterlidir.
     17) Kentsel dönüşüm kapsamında annem ile aynı dairede oturmaktayım. Tapuda annemle birlikte hissedarız. Kira yardımı için şartları sağlayıp başvuru yapabiliyorum fakat annem fatura olmadığı için kira yardımı alamıyor. Aynı evde oturduğumuz için yakınlık durumundan dolayı üzerime olan fatura ile annem de kira yardımı alabilir mi?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilen taşınmazlara ilişkin kira yardımı başvuruları 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu’nun:
    “5.21.b- Kira yardımı başvurusunda ibraz edilen faturanın, 1., 2. ve 3. Derece (kan ve kayın hısımlığı) aile bireylerinden birine ait olması durumunda Nüfus Kayıt Örneği ile belgelendirilmesi halinde fatura şartı sağlanmış olacaktır.”
    “5.21.c- Kira yardımı müracaatında ibraz edilen faturanın vefat eden eş, 1. 2. ve 3. Derece (kan ve kayın hısımlığı) aile bireylerinden birine ait olması durumunda, söz konusu kişilerin vefat ettiğinin belgelendirilmesi (mirasçılık belgesi, ölüm belgesi veya Nüfus Kayıt Örneği) halinde fatura şartı sağlanmış olacaktır.” hükümleri gereğince işlem yapılmaktadır.
    18) İnşaat mühendisi olarak kentsel dönüşüm kapsamında lisanslı kuruluş olmak için sınava girip geçerli not aldım. Proje kontrol etmek için ayrı bir belge almam gerekir mi? Sınav aşamasından sonra izlenmesi gereken yol nedir?
    CEVAP: Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara yönelik eğitimde başarı sağlayarak riskli yapı tespitinde görev almaya hak kazanan inşaat mühendisleri başarı belgesini http://www.csb.gov.tr/gm/altyapi/index.php?Sayfa=duyurudetay&Id=190878 adresinde yayımlanan belgelerle birlikte Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğüne müracaatta bulunmaları halinde teslim alabilecektirler.Başarı belgesine sahip inşaat mühendisleri bu belgeyle proje kontrol etmek için değil 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespiti yapmaya yetkili kılınmaktadırlar.
    Ancak, İnşaat Mühendisleri 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespiti yapabilmek için Kanun kapsamında lisanslandırılmış bir kurum/kuruluş bünyesinde görev almaları gerekmektedir.
    19) Riskli yapıda ikamet eden kiracı (fiilen oturmuyor), ihtar yapılmasına rağmen daireyi boşaltmıyor ve anahtar teslimi yapmıyorsa ne yapılabilir?
    CEVAP: Riskli yapıların tahliyesi ve yıkımı için sınırlı ve ayni hak sahiplerine verilen sürelerin geçmesine rağmen tahliye ve yıkım gerçekleşmemiş veriskli yapıya verilen elektrik, su ve doğalgaz gibi hizmetlerin durdurulması ilgili idareden istenilmemiş ise öncelikle riskli yapıya verilen elektrik, su ve doğalgaz gibi hizmetlerin durdurulmasının ilgili idareden sağlanması gerekmektedir.Elektrik, su ve doğalgaz hizmetlerinin durdurulmasından sonra da tahliye işlemi gerçekleştirilemiyor ise, riskli yapıların tahliyesi ve yıktırma iş ve işlemlerini engelleyenler hakkında İdarece veya Müdürlükçe tutanak tutulması ve bunlar hakkında, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir.
    20) Kentsel dönüşüm kapsamında yapılan yapıda 2/3 çoğunluğun dışında kalıyorum. Dönüşüme katılmak istiyorum; ancak müteahhit yapım ücreti olarak fazla para talep ettiği için yapım maliyetlerinikarşılayamadığımdan çoğunluğun dışında kalarak hak mahrumiyeti yaşıyorum. Hakkımı nasıl arayabilirim?
    CEVAP: Riskli alan, rezerv yapı alanı ve riskli yapı parsellerinin bulunduğu uygulama alanlarında maliklerin oybirliği ile anlaşma sağlanamaması halinde yapılacak uygulamalara sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilmesi kanunun emredici hükmüdür.
    6306 sayılı Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar konusunda malikler ile müteahhit arasında yapılacak sözleşmelerin özel hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, yapılacak uygulamalar konusunda maliklerin üçte iki çoğunlukla aldıkları kararın muhtevasına, müteahhit ile yapacakları sözleşmenin şartlarına ve malik ile müteahhit arasındaki diğer iş ve işlemlere Bakanlığımızca müdahale edilmesi mümkün olmayıp; maliklerin üçte iki çoğunluğu ile alınan kararın ve müteahhit firma ile yapılan sözleşmelerin bir mağduriyet ya da hak kaybı doğurduğu değerlendiriliyor ise yargı yoluna başvurulması mümkündür.
    21) 2 ay içinde yıktırılması bildirilen binanın emlak vergisini ödeyecek miyim?
    CEVAP: Konu Hakkında ilgili Belediye’ye başvurulması gerekmektedir.
    22)  Kentsel dönüşüm sürecinde müteahhidin binayı yapabilmesi için Bakanlığın müteahhite yaptırım gücü nedir?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli olarak tespit edilen binaların yıktırılmasından sonra yapılacak uygulamalar maliklerin sorumluluğunda olduğundan, yapılacak yeni uygulamalar konusunda müteahhit seçimine ve malikler ile müteahhitler arasındaki iş ve işlemlere 6306 sayılı Kanun kapsamında Bakanlığımızca müdahale edilmesi söz konusu değildir.
    23) Kentsel dönüşüm kapsamında yeni uygulamaya göre otopark ücretlerinden ve ruhsat harçlarından muafiyet ne şekilde uygulanmaktadır?
    CEVAP: 26/04/2016 tarih ve 29695 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6704 sayılı   Kanun  ile  6306 sayılı  Kanun’un 7 nci maddesinin onuncu fıkrasında değişikliğe gidilmiş olup; riskli yapının yenilenmesi sırasında belediyelerde yapılacak işlemlerde riskli yapıdan dolayı daha önce ödenmiş olan harç ve ücretlerin muafiyet kapsamında bulunduğu, ancak kullanım maksadı değişikliğine ya da yapı alanında artışa gidilmesi halinde oluşacak harç ve ücret farklarının alınacağına hükmedilmiştir. Ayrıca, 27/10/2016 tarih ve 29870 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanun'un Uygulama Yönetmeliğinde yapılan değişiklik neticesinde, Kanun uyarınca alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler yeniden düzenlenmiştir. Gerek kanun gerekse yönetmelik değişikliğinde, sonuçlanmamış işlemler bakımından önceki hükmün uygulanacağına dair ayrı bir hüküm getirilmemiş olduğundan, mevzuat değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihte sonuçlanmamış işlemlere değişiklikten sonraki hükmün uygulanması gerekmektedir. 
    24) Kentsel dönüşüm kapsamında tapu ve faturalar benim üzerime. Binanın kullanım hakkını ise şerh yolu ile yakınıma verdim. Kira yardımını alabilir miyim?
    CEVAP: Bilindiği üzere kira yardımı yapılmasına dair usul ve esasların düzenlendiği Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu’nda bir kısım değişiklikler yapılarak hazırlanan 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu, 15.03.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
    Kılavuzun 5 inci maddesinde; “5.6 -Kira yardımı ödemelerinde A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihte riskli yapıda ikamet etme şartı aranmakta olup, malik, kiracı ve sınırlı ayni hak sahiplerinden sadece bu şartı sağlayanlara kira yardımı yapılacaktır.” hükmü uyarınca A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihte riskli yapıda ikamet etme şartı ve 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda belirtilen diğer şartları sağlayan hak sahiplerine kira yardımı yapılabilmektedir.
    25) Riskli yapı tespiti yapmaya yetkili lisanslı firma unvan değişikliği yaptığında takip etmesi gereken süreç nedir? Unvan değişikliği için istenen evraklar nelerdir?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespiti lisans belgesi unvan değişikliği başvurusunda istenilecek belgeler
    Unvan değişikliği başvurusu olması halinde istenilen belgelerle birlikte Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğüne müracaatta bulunmaları halinde unvan değişikliği başvurusu değerlendirilecektir.
    26) Kentsel dönüşüm kapsamında müteahhite kalan hisseler için tapu harçlarından muafiyet var mı?
    CEVAP:6306 Sayılı Kanun kapsamında sağlanabilecek muafiyetlere ilişkin hükümlerKanun'un 7 nci maddesinin 9 uncu fıkrası ile 10 uncu fıkrasında yer almakta ve Kanun’un Uygulama Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası ile Kanun kapsamında yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların hangi harç, vergi ve ücretlerden muaf olduğu düzenlenmektedir. 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği’nin 16 ncı maddesinin 9 ncu fıkrasının (ç) bendinde;   “İlgili kurum ile uygulama alanındaki yapıları malik olarak kullanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılan;
    *     1)Uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi  işlemleri,
    *     2)Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, kredi desteğinden faydalanarak veya tamamen kendi kaynaklarını kullanarak, uygulama alanında veya uygulama alanı dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemi,
    Kanun uyarınca yapıldığından, bu işlem ve uygulamalar ile uygulama alanındaki yapılarla ilgili olarak; noterler, tapu ve kadastro müdürlükleri, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde Kanun uyarınca yapılan diğer işlemler hakkında (a) ve (b) bentlerinde belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
    Buna göre; 6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olduğu belirlenen bir yapının yada bu yapının dönüşümü sonrası meydana gelen yeni yapıların riskli yapı malikince yapılacak ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemlerinin Kanun kapsamında olduğu görülmekte olup, riskli yapı maliki olmayan müteahhit yada bir başkasının bu kapsamda yapacağı işlemlerde hak sahibi olduğuna ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.
    27) 26 Nisan 2016 tarihinde 6306 sayılı Kanunun 7. Maddesinin 10. Fıkrasında harçlarla ilgili olarak yapılan değişiklikler nelerdir?
    CEVAP:26/04/2016 tarih ve 29695 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6704 sayılı   Kanun’un 24 üncü maddesi   ile  6306 sayılı  Kanun’un 7 nci maddesinin onuncu fıkrasında değişikliğe gidilerek, “Gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulan riskli alanlardaki” ibaresi, “Riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması hâlinde,” şeklinde değiştirilmiştir. Bu değişiklik sonrasında 6306 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin onuncu fıkrası “Riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu parsellerde, gerçek kişilerce ve özel hukuk tüzel kişilerince uygulamada bulunulması hâlinde, yapıların mevcut alanları için daha önce belediyelerce alınan harç ve ücretlere ilave olarak, sadece kullanım maksadı değişiklikleri ile yapı alanındaki artışlar için hesaplanan harç ve ücret farkları alınır.” şeklini almıştır. Bu değişiklik ile, riskli alanlar yanı sıra rezerv yapı alanları ile riskli yapıların bulunduğu parsellerde yapılacak uygulamalara ilişkin olarak belediyelerde yapılacak işlemlerde, riskli yapıdan dolayı daha önce ödenmiş olan harç ve ücretlerin muafiyet kapsamında bulunduğu, ancak kullanım maksadı değişikliğine ya da yapı alanında artışa gidilmesi halinde oluşacak harç ve ücret farklarının alınacağına hükmedilmiştir.
    28) 6306 sayılı Kanun kapsamında farklı bir yerden konut almak için faiz desteğinden faydalanabilir miyim?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında kiracılar için konut edinme olarak farklı bir yerden faiz desteğinden faydalanabilmektedir malikler içinde riskli yapıdaki yer zeminden kaynaklı bir sorun varsa farklı bir yerde faiz desteğinden faydalanabilmektedir.
    29) Farklı yapı kimlik numarası olan ve ayrı yerlerde bulunan bir daireden kira yardımı diğer daireden kredi desteği kullanılabilir mi?
    CEVAP:Uygulama Yönetmeliğinin 16 ncı maddesi 7 ncı fıkrasına göre Dönüşüm Projeleri Özel Hesabından aynı kişiye hem kira yardımı ve hem de faiz desteği yapılamaz.
    30) Kentsel dönüşüme dahil edilmiş olan tek tapulu ayrı maliklere ait iki bağımsız bölüm bulunmaktadır. Bağımsız bölümün bir dairesinde malik kendisi, diğerinde ise kiracı oturmaktadır. Faturalar ayrı ayrı ödenmektedir. Yapıda ikamet etmeyen malik bu durumda faiz destekli krediden nasıl faydalanabilir?
    CEVAP:Riskli yapıda iki bağımsız bölümü olduğu için malik 250.000 TL ye kadar faiz destekli krediden faydalanabilir.
    31) Kentsel dönüşüm kapsamında bir süredir kira yardımı alıyorum. Kira yardımını iptal edip faiz desteğinden faydalanabilir miyim?
    CEVAP:Uygulama Yönetmeliğinin 16 ncı maddesi 7 ncı fıkrasına göre Dönüşüm Projeleri Özel Hesabından aynı kişiye hem kira yardımı ve hem de faiz desteği yapılamaz. Kira yardımından faydalananlar faiz desteğinden,faiz desteğinden faydalananlar ise kira yardımından faydalanamaz.
    32) Kentsel dönüşüm kapsamında babamız ev yapım kredisi alıyor ve krediyi bitirmeden vefat ediyor. Mirasçıları olarak ödeme işlemlerini nasıl yapmalıyız?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında faiz desteğine ilişkin olarak Bakanlığımızca kredi onayı verildikten sonra hak sahibinin vefat etmesi durumunda söz konusu krediye ilişkin ödemeler Bankalarca değerlendirilmektedir.
    33) Kentsel dönüşüm kapsamında 15 aydır kira yardımı alıyoruz. Hissemin satışını yaptığım takdirde kira yardımımız devam edecek mi?
    CEVAP: Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunun 5. Maddesinin 9 .fıkrasına göre A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten sonra satış/ devir yapıldığı durumlarda, yeni malik Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihte ikamet etme şartını sağlayamayacağından kira yardımına başvuramaz. Eski malikin Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunda yer alan şartları taşıması ve riskli olarak tespit edilen yapıyı satmadan/devretmeden önce kira yardımı ödemelerinin başlaması halinde ödemeleri devam edecektir.
    34) Türkiye'deki adresim diğer adres olarak gözüktüğü için Kira yardımını alamıyorum. Kanun gereği bunun gerekçesi ve kanun maddesi ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
    CEVAP: Kira yardımı yapılmasına dair usul ve esasların düzenlendiği Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu’nda bir kısım değişiklikler yapılarak hazırlanan 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu, 15.03.2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Anılan Kılavuzun 5. maddesinde;
    “- 5.13. Kira yardımı başvurusunda bulunan hak sahiplerinin Adres bilgileri raporunda "yerleşim yeri adresi" ile "diğer adres" olmak üzere iki farklı adres bilgisinin olması durumunda "yerleşim yeri adresi" dikkate alınarak kira yardımı başvurularının değerlendirilmesi gerekmektedir.”,
    “- 5.14. Yurtdışında ikamet eden kişiler, Türkiye’de bulunan riskli yapıları için ikamet şartını sağlayamadıklarından kira yardımı başvurusunda bulunamazlar.” düzenlemesi yapılmıştır.
    Bu itibarla; yurtdışında ikamet eden kişilerin kira yardımı başvurularının 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu'na göre değerlendirilme imkanı bulunmamaktadır.
    35) Kira yardımı başvurusunda bulunabilmek için faturalarda bir limit gerekli midir? Faturalarda az tüketim ibareleri olursa kira yardımı alabiliyor muyuz? (Örneğin 6 TL gelen su faturam ilgili müdürlük tarafından alt limit olarak belirlenen 10 TL’nin altında olduğu için reddedildi.)
    CEVAP: Kira yardımı yapılmasına dair usul ve esasların düzenlendiği Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu’nda bir kısım değişiklikler yapılarak hazırlanan 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu, 15/3/2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
    2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu’nun 5 inci maddesinde; “5.22- 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu doğrultusunda talep edilen faturadan amaç; kira yardımı talebinde bulunan hak sahibinin riskli yapıda A.R.A.A.D.net sistemi üzerinden riskli yapı için Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihte ikamet ettiğinin belgelendirilmesine yönelik olup, faturanın herhangi bir kurum tarafından sembolik olarak düzenlenmesi veya faturada tüketimin bulunmaması halinde değerlendirmenin tek bir kurumdan alınan herhangi bir döneme ait fatura üzerinden yapılmaması, Yapı Kimlik Numarasının alındığı tarihten önceki son üç aydan veya sonraki son üç aydan herhangi bir tarihte ikamet edildiğinin belgelendirilmesine yarayacak miktarda zorunlu tüketimi içeren elektrik, su, doğalgaz ve sabit hatlı olmak kaydıyla telefon ya da internet faturalarından biri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
    Bu itibarla, ikameti tevsik edici olarak istenilen elektrik, su, telefon, doğalgaz vb. faturaların yapının bulunduğu yer koşullarında değerlendirilebilmesi hususunda Bakanlığımızca Valiliklere (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri) yetki ve sorumluluk verilmiş olup, faturadaki zorunlu tüketim miktarına ilişkin olarak riskli yapının bulunduğu yer ve yörenin yaşam tarzı, bağımsız bölümde ikamet edenlerin sayısı, ikamet edilen dönem vb. unsurların ilgili Valilikçe (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) değerlendirilebileceği mütalaa edilmektedir
    36) Kentsel dönüşüm kapsamında kapıcılar kira yardımı alabiliyor mu?
    CEVAP: Kira yardımı yapılmasına dair usul ve esasların düzenlendiği Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu’nda bir kısım değişiklikler yapılarak hazırlanan 2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu, 15/3/2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
    2017 yılı Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzu’nun 5 inci maddesinde; “5.36- Riskli yapıda apartman görevlisi olarak ikamet edenler, apartman görevlisi olarak çalıştıklarını belgelendirmeleri (Noter onaylı karar defteri, SGK’ dan alınmış aylık hizmet listesi ile) halinde kira yardımından kiracı olarak faydalanabilecektir.” düzenlemesi yapılmış olup kira yardımı başvuruları ilgili Valilikçe (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) değerlendirilecektir.
    37) Kentsel dönüşüme girmiş bir binada, dairenin mahkeme süreci devam etmektedir. Bu süreç kentsel dönüşüme engel midir?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli olarak tespit edilen bir yapı ile ilgili olarak daha evvel açılan veya sonradan açılmış herhangi bir dava bulunması durumunda; bu davalarda örneğin yıkım ve satış işlemlerine yönelik engel teşkil edecek şekilde mahkemelerce verilmiş yürütmenin durdurulması, ihtiyati tedbir veya iptali kararı verilmediği sürece, sadece dava açılmış olması Kanun kapsamında yapılan işlemlerin yürütülmesine engel teşkil etmeyecektir.
    38) Kentsel dönüşüme katılan bir binanın müteahhidiyim ve binada bir kaç adet ipotekli daire var ve biz binayı yaptığımızda ipoteklilerin ipotekleri de bizim hisselerimizi de kapsayacağını tapudan öğrendik.Maliklerin ipoteklerinin bizim hisselerimizi kapsamaması için ne yapmalıyız? Yani ipotekleri nasıl kaldırmalıyız?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamındaki yapıların yıktırılmasından sonra bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Bu haklar ve şerhler, tapuda, tevhit, ifraz, taksim, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde muvafakat aranmaz. Yeni kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi safhasında belirtilen haklar ve şerhler, muvafakat aranmaksızın sadece sözkonusu haklar ve şerhlerden yükümlü olan malike düşecek bağımsız bölümler üzerinde devam ettirilir.
     
    39) Binamız Kentsel dönüşüme girdi. Tapu da farklı nüfus müdürlüğünde farklı kapı numarası mevcuttur. Nereden ve nasıl düzeltme yapılabilir?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilen binanın adres bilgilerine yönelik değişiklikler, adresin aslını gösteren belgeyle birlikte riskli yapının bulunduğu İldeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine, İstanbul İlinde İstanbul Büyükşehir Belediyelerine bağlı İlçe Belediyelerine müracaat edilmesi halinde gerekli değişiklikler yapılacaktır.
    40) Kentsel dönüşüm kapsamında binamıza 3 yıl önce risk tespiti yaptırdık. Rapora itiraz sonucunda binanın riskli olmadığına karar verilmiştir. 55 yıllık binamıza yeniden risk tespiti yaptırabilir miyiz?
    CEVAP: 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılan riskli yapı tespitlerinde, itiraz veya yargı kararı üzerine yeniden rapor tanzim edilmesinin gerekmesi, raporun gerçeğe aykırı düzenlendiğinin tespit edilmiş olması ve yapının risk durumunu etkileyebilecek kasdi bir müdahale dışında somut bir hadisenin gerçekleşmiş olması halleri hariç olmak üzere, her yapı için sadece bir adet riskli yapı tespiti raporu düzenlenebilmekte olup, daha evvel riskli yapı tespiti yapılan bir bina için ikinci defa riskli yapı tespiti yaptırılması mümkün değildir.

     

  • Kentsel Tasarım

  • Estetik Kurul Komisyonu Kimlerden Oluşur ?

    (1) Komisyon, Bakanlık Makamı Olur’u ile görevlendirilen 5 (beş) asil, 4 (dört) yedek üyeden oluşur.

    (2) Komisyon üyeleri “mimar, şehir plancısı, peyzaj mimarı”ndan oluşur. Asil üyenin çeşitli nedenler ile mazeretli olması durumunda kararda oy kullanacak yedek üyenin öncelikle aynı meslek disiplininden olmasına dikkat edilir. Komisyon 5 üyenin katılımı ile toplanır.

    (3) Kentsel Tasarım Değerlendirme Komisyon üyeleri gerekmesi halinde Bakanlık Makamı oluru ile değiştirilebilir.

  • Hangi Projeler Kentsel Tasarım Projeleri Kapsamında Değerlendirilmek Üzere Bakanlığımıza İletilir?

     644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 644 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin; 2. Maddesi (ı) bendinde belirlenen dönüşüm alanları, (ğ) bendinde Bakanlıkça belirlenen finans ve ticaret merkezleri ile özel proje alanları ile 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ve Uygulama yönetmeliğinde belirlenen uygulama alanlarında hazırlanan Kentsel Tasarım projeleri ilgili idarece veya ilgililerince mevzuat hükümleri doğrultusunda hazırlanarak Bakanlığa sunulur.

  • Kentsel Tasarım Plan/Proje Hazırlama Esasları Nelerdir?

     Kentsel tasarım projesi; çalışma alanının niteliği ve özgünlüğü göz önüne alınarak Bakanlık talebi çerçevesinde geliştirilmesi / değiştirilmesi saklı kalmak koşuluyla temelde dört ayrı bölümde hazırlanır;

    a.Etüd-Araştırma
    Alana İlişkin Genel Bilgiler (Alanın büyüklüğü, hava fotoğrafı üzerinde tanımlanmış yeri, yakın çevre ilişkisi ve yapılaşma durumu vb.)Doğal Yapı Analizleri ( Eğim, jeolojik durum, iklimsel ve meteorolojik veriler vb) Fiziksel Yapı Analizleri (Arazi kullanımı, mülkiyet durumu, yapı fonksiyonları, yapı kat adetleri, ulaşım ilişkileri vb.) Karakter alan değerlendirmesi (kentsel tasarıma doğrudan girdi sunan alana erişim noktaları, yoğunluk odakları, sınır ve kıyılar vb. fiziksel tasarım faktörlerinin değerlendirilmesi…) Mer’i Plan Kararları (Varsa master plan kararları, 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Kararları, Koruma Amaçlı İmar Planları Kararla vb.)- Açık ve Yapılı Alanlar ( Açık ve yapılı alanların oranı, sokak dokusu vb) - Açık Alan Analizleri (Kamusal ve özel açık alanlar, meydanlar, sokaklar, bahçeler, park vs.)- Yapı kategorileri (Konut, ticaret, eğitim, sağlık vs.)- Araç ve yaya dolaşımı,- Kullanıcıların özellik, eğilim, talep, ihtiyaçları belirlenir.
     
    b. Kavramsal Tasarım Projesi
    Kavramsal Tasarım Projesi, proje alanının ihtiyaç programı ve alan verileri doğrultusunda tasarım konsepti içerisinde, varsa onaylı imar planı kararlarını dikkate alan; ulaşım, tasarım, fonksiyon ilkelerini ortaya koyan, çeşitli şemalar ile desteklenen projedir. Kavramsal tasarım projesi; yukarıda belirtilen ilkeler ve araştırma sırasında saptanan veriler doğrultusunda Bakanlıkça başka bir ölçekte istenmediği takdirde 1/5000 ve 1/2000 ve/veya 1/1000 ölçekte en az üç alternatif olarak düzenlenir ve açıklama raporu ile beraber sunulur. Bununla birlikte kentsel tasarım projeleri ile birlikte; - 1/5000 ölçekli alanın kent ve yakın çevresi ile bütünleşmesini gösteren ilkesel plan ve arazi kullanım kararları, - 1/2000 ölçekli genel senaryo kararlarını, peyzaj, kütle, çevre ilişkilerini ve ulaşım kademeleri ile kurgusunu gösteren vaziyet planları da hazırlanır.
     
    c. Kentsel Tasarım Projesi
    Bakanlıkça üzerinde anlaşmaya varılan kavramsal tasarım projesi üzerinde kullanımların geliştirilip nihai çözümlerin ortaya çıkarıldığı ve İdarece belirlenecek özel proje alanlarında ön projeye dayalı olarak hazırlanacak proje aşamasıdır.Kentsel tasarım projesinde:
    - Ulaşım-dolaşım (ada içi/dışı, taşıt, yaya, bisiklet, kısa ve uzun süreli otoparklar, servis) ve açık/kapalı alanlara ilişkin tasarımlar,
    - İmar Planındaki tüm yolların genişlikleri ve kullanımlarına göre gruplanması,
    - Projenin kentin özelliklerine göre bölgelere ayrılması,
    - Uygulama prosedürünün hazırlanması,
    - Düzenleme alanlarında bütünlük ve büyüklüğün yeniden irdelenmesi ile açık ve kapalı alan düzenlemelerinde birlikteliğin sağlanması,
    - Kütle düzenlemeleri (yönlenme, bahçe mesafeleri, kitleler arası mesafe vb.),
    - İşlevlerin yatay ve düşey dağılımları,
    - Kentsel tasarım projesinde yer alan yapılara ait mimari konsept projeleri (kütle, gabari, şematik plan çizimleri),
    - Projede yer alan kent peyzajı haricinde, doğal ve yapay peyzaj unsurlarının alanın genel tasarım kararlarına uyumlu ve bu kararlarla bütünlük gösterecek şekilde düzenlendiği peyzaj projesine ait tasarımlar ve peyzaj karakterine ait açıklama raporu,
    - İdarece uygun görülen ve anlatım için uygun olabilecek ölçekte yeterli sayıda kesit, siluet, tüm kitlelerin 3 boyutlu olarak arazi üzerinde modellenmesini içeren ve kesin proje raporu,
    yer almalıdır.
     
    Kentsel Tasarım Projeleri; yasal, yönetsel, ekonomik ve teknik yönlerden uygulanabilir ve uygulama sürecinde yer alan eylemlerin tasarım ve programlanmasını içermekte olup projelendirme sürecinde çevreye uyumlu tasarımlarla çevre kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır. Proje alanı ile kent bütünü veya çevresi arasında yaya ve taşıt ulaşımında, işlevsel, mekânsal, vb. olarak bütünlük ve süreklilik; açık ve kapalı mekânlarda ise gerekli doğal ve yapay aydınlık seviyesi ve iklime uygunluk yönünden uygun değer koşullar sağlanır. Kentsel Tasarım Projelerinde; sosyal uyum ve çevresel etkileşimi yaşanılabilir, sağlıklı, güvenli ve kullanışlı çevre oluşturulması hedeflenmektedir.
     
    d. Üç Boyutlu Tasarım ve diğer çalışmalar
    Tasarım önerilerini destekleyici 3 boyutlu ifadeler (perspektif, 3 boyutlu sunumlar vb.) ile Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde alanın tümü veya idarece uygun görülecek bir kısım için 1/1000 veya 1/500 ölçekli maketi teslim edilecektir.Projeye yönelik olarak alanı ve yakın çevresini değişik açılardan gösteren genel (panoramik) ve detay içerikli foto gerçeklik görüntüleri ile birlikte ekteki formata uygun olarak hazırlanacaktır. Ayrıca A3 boyutunda görsel fotoğraf albümü teslim edilebilir.Buna ilave olarak, Bakanlıkça gerekli görülmesi halinde kent bütünü içinde, alana yüklenen temel tasarım kararlarını, kavramsal ve stratejik yaklaşımları, alana verilecek fonksiyonun ulaşım bağlantılarını ve diğer çevresel fonksiyonlarla nasıl bütünleşeceğini gösterir şematik planlar da hazırlanabilir.

     

  • Kentsel Tasarım Projeleri Nasıl Değerlendirilir?

    644 sayılı KHK’nın 2. maddesinin (ı) bendinde belirtilen alanlarda hazırlanan kentsel tasarım projeleri Kentsel Tasarım Dairesi Başkanlığı tarafından değerlendirilmekte ve Bakanlık Makamı adına uygun görüş vermek üzere Bakanlığımız bünyesinde 10.02.2014 tarih ve 1934 sayılı Bakanlık Makam Oluru ile oluşturulması uygun görülen Estetik Kurul tarafından onaylanmaktadır.

  • Kentsel Tasarım Projesi Kontrol Kriterleri Nelerdir?

     Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü’ne iletilen Kentsel tasarım projesi; Planda belirlenen yapılaşma koşullarına,

    1. Toplam İnşaat alanına,

    2. TAKS ve KAKS

    3. Hmaks. Bina yükseklikleri

    4. Zemin Oturum Alanı

    5. Kitle düzenlemeleri (yönlenme, bahçe mesafeleri, kitleler arası mesafe vb.),

    6. Açık Kapalı Alanların Oranı,

    7. Ulaşım-dolaşım (ada içi/dışı, taşıt, yaya, bisiklet, kısa ve uzun süreli otoparklar, servis) ve açık/kapalı alanlara ilişkin tasarımlar,

    8. Kent mobilyaları

    9. Cephe tipolojileri

    10. Engelliler için kaldırım / yaya yoluna yönelik standartlar

    11. Malzeme ve detayların

    3194 sayılı Kanun, 6306 sayılı Kanun, 644 sayılı KHK ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği ve varsa onaylı İmar Planı ve plan notları kapsamında inceleme ve değerlendirmesi yapılarak kontrolü tamamlanır.

  • Komisyonlar

  • 2863 sayılı Kanunun Ek Madde 4’e göre Bölge Komisyonlarınca alınan kararların Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayıyla yürürlüğe konulması gerektiği halde neden ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürü tarafından onaylanmaktadır

    Bakanlığımız iş yoğunluğu da göz önünde bulundurulduğunda, iş ve işlemlerin aksatılmadan hızlı, etkin ve kolay yürütülmesini sağlamak amacıyla bürokrasiden kaynaklanan gecikmelerin önlenmesi için Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu kararlarının, Komisyonun bulunduğu İl Müdürlüğünce onaylanması konusunda, Bakanlığımızca, Komisyonun bulunduğu ildeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürüne yetki devri yapılmıştır.

  • Özel Çevre Koruma Bölgesi ve Doğal Sit Alanı içerisinde yer alan taşınmazın üzerindeki faaliyetin bölge komisyonunda değerlendirilmesine gerek var mı? Yoksa Özel Çevre Koruma Bölgesindeki Plan Hükümleri mi geçerli?

    Evet. Doğal Sit Alanı içerisinde bulunan tüm talepler bölgesine göre bağlı olduğu Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunda bulunduğu Özel Çevre Koruma Bölgesine ait plan hükümleri ve ilke kararları çerçevesinde değerlendirilir.

  • Bölge Komisyonlarının ceza kesme yetkisi var mı?

    Bölge Komisyonlarının ceza kesme yetkisi yoktur.

  • Bölge Komisyonunca alınan karar üzerinde başka bir karar alma ve onaylama mercii var mıdır?

    Bölge Komisyon kararlarına itiraz yoksa Bölge Komisyon Kararı geçerlidir

  • Komisyon üyeleri hangi kriterlere ve mevzuata göre seçiliyor?

    Oluşturulan bölge komisyonları görev alanlarının, çalışma usul ve esasları 18.10.2011 tarih ve 28088 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonları Kuruluş ve Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik” (Ek-2) ile belirlenmiştir.

  • Komisyon kararlarına göre mi? Yoksa yargı kararlarına göre mi işlem yapılır?

    Yargı süreci devam eden konularda; İdare Mahkemelerine intikal eden konuların görüşülmesi sonuçlanmadan komisyonlarca ele alınması yargı organının henüz kararını ortaya koymaması nedeniyle  04.03.1988 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 21 sayılı İlke Kararı uyarınca uygun değildir. Ayrıca aynı İlke Kararı uyarınca; İdare Mahkemelerine intikal eden konular için ilgilisince yapılacak yeniden görüşme isteklerinin gündeme alınmasının İdare Mahkemesinin Kararını alıncaya kadar ertelenmesi, bu aşamada sadece İdare Mahkemesince istenmesi halinde tekrir-i müzakere yapılabileceği uygun bulunmaktadır. Kesinleşmiş yargı Kararlarına ise Komisyonların uyma zorunluluğu vardır.

  • Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları hangi İllerde bulunmaktadır? Komisyonlara Bağlı İller hangileridir?
    1. ADANA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (ADANA, HATAY, MERSİN, KAHRAMANMARAŞ, OSMANİYE, GAZİANTEP, KİLİS)
     
     
    2. ANKARA 1 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ANKARA(Nallıhan, Beypazarı, Güdül, Ayaş, Çamlıdere, Kızılcahamam, Kazan, Sincan, Yenimahalle, Altındağ, Keçiören, Akyurt, Etimesgut, Çubuk, Kalecik) ÇANKIRI, KIRIKKALE, KASTAMONU, ÇORUM
     
     
    3. ANKARA 2 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ANKARA (Polatlı, Haymana, Gölbaşı, Çankaya, Mamak, Elmadağ, Bala, Şereflikoçhisar, Evren), BOLU, KARABÜK, ZONGULDAK, BARTIN
     
     
    4. ANTALYA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ANTALYA, BURDUR, ISPARTA
     
     
    5. BALIKESİR TVK BÖLGE KOMİSYONU
    BALIKESİR
     
     
    6. BURSA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    BURSA, YALOVA
     
     
    7. ÇANAKKALE 1. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    MERKEZ, BOZCAADA, LAPSEKİ, BİGA, YENİCE, EZİNE, AYVACIK
     
     
    8. ÇANAKKALE 2. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    GÖKÇEADA, ECEABAT, GELİBOLU, ÇAN, BAYRAMİÇ
     
     
    9. DENİZLİ TVK BÖLGE KOMİSYONU
    DENİZLİ, AYDIN
     
     
    10. EDİRNE TVK BÖLGE KOMİSYONU
    EDİRNE, TEKİRDAĞ, KIRKLARELİ
     
     
    11. ERZURUM TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ERZURUM, ARDAHAN, BAYBURT, BİNGÖL, IĞDIR, KARS, TUNCELİ, AĞRI, ERZİNCAN
     
     
    12. ESKİŞEHİR TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ESKİŞEHİR, AFYON, BİLECİK, KÜTAHYA, UŞAK
     
     
    13. İSTANBUL 1. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Kadıköy, Üsküdar, Maltepe, Ataşehir ,Adalar, Sancaktepe, Kartal, Tuzla, Pendik, Sultanbeyli)
     
     
    14. İSTANBUL 2. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Beykoz, Şile, Çekmeköy, Ümraniye)
     
     
    15. İSTANBUL 3. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Sarıyer - Şişli - Eyüp ,Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Kağıthane ,Esenler, Bağcılar )
     
     
    16. İSTANBUL 4. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Beşiktaş, Arnavutköy, Bakırköy, Küçükçekmece ,Avcılar , Esenyurt, Beylikdüzü, Başakşehir, Büyükçekmece, Fatih, Zeytinburnu, Beyoğlu, Bayrampaşa, Bahçelievler, Güngören, Çatalca, Silivri)
     
     
    17. İZMİR 1 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Seferihisar, Menderes, Torbalı, Kemalpaşa, Selçuk, Bayındır, Tire, Ödemiş, Beydağ, Kiraz, Karabağlar, Urla, Bornova )
     
     
    18. İZMİR 2 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Güzelbahçe, Narlıdere, Balçova, Gaziemir, Konak, Buca, Foça, Aliağa, Dikili, Bergama, Kınık), MANİSA
     
     
    19. İZMİR 3 TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Çeşme, Çiğli, Karaburun, Karşıyaka, Menemen, Bayraklı)
     
     
    20. KAYSERİ TVK BÖLGE KOMİSYONU
    KAYSERİ, SİVAS, MALATYA, YOZGAT
     
     
    21. KOCAELİ TVK BÖLGE KOMİSYONU
    KOCAELİ, SAKARYA, DÜZCE
     
     
    22. KONYA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    KONYA, KARAMAN
     
     
    23. MUĞLA 1. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    MUĞLA (Datça, Marmaris, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Fethiye, Seydikemer )
     
     
    24. MUĞLA 2. TVK BÖLGE KOMİSYONU
    (Ula, Bodrum, Yatağan, Milas, Kavaklıdere, Menteşe)
     
     
    25. NEVŞEHİR TVK BÖLGE KOMİSYONU
    NEVŞEHİR, KIRŞEHİR, NİĞDE, AKSARAY
     
     
    26. SAMSUN TVK BÖLGE KOMİSYONU
    SAMSUN, SİNOP, AMASYA, ORDU, TOKAT
     
     
    27. ŞANLIURFA TVK BÖLGE KOMİSYONU
    ŞANLIURFA, ADIYAMAN, DİYARBAKIR, BATMAN, ELAZIĞ, MARDİN
     
     
    28. TRABZON TVK BÖLGE KOMİSYONU
    TRABZON, ARTVİN, GÜMÜŞHANE, GİRESUN, RİZE
     
     
    29. VAN TVK BÖLGE KOMİSYONU
    VAN, BİTLİS, HAKKARİ, MUŞ, SİİRT, ŞIRNAK
  • Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları hangi koruma alanları ile ilgili kararlar almaktadır?

    Doğal sit alanları ve tabiat varlıkları ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen görevlerin yapılmasını sağlamak üzere kararlar almaktadır.

  • Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları talepleri ne kadar sürede değerlendirir?

    Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine gelen talepler doğrultusunda Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları ayda en az bir kez toplanır ve gündeme alınan talepleri değerlendirir.

  • Mücavir Alan

  • 6360 sayılı Kanun kapsamında kapanarak köy tüzel kişiliğine belediyelerin köylerde uygulama imar planı sınırı dışında ancak meskun mahal sınırlarında kalan taşınmazların köy yerleşik alan ve civarının tespitinde nasıl bir yol uyg

    İmar Planı olan köylerde imar planına göre uygulama yapılması, İmar Planı sınırı dışında kalan meskûn alanlarda mümkünse imar planı yapılarak bu alanların planlı olarak gelişmesine olanak sağlanması esastır. Ancak kısa vadede imar planı yapılamıyorsa bu alanlarda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27nci Maddesi ve Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 43üncü Maddesi uyarınca imar planı sınırları haricinde Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti yapılabilir. İmar planı sınırları içerisinde imar planı kararları, plan hükümleri ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, plan dışında tespit edilen alanlarda ise Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümlerine göre uygulama yapılacaktır.            

    Köye dönüşmeden önce belediye yetkisi altında kalan alanlarda, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’nin Tanımlar Bölümünün 4. Maddesinin Birinci Fıkrası Birinci Bendine göre “Yerleşik alan” tespiti yapılmış ise bu yerlerde mevcut yerleşik alan dikkate alınarak Yönetmeliğin 43üncü Maddesi uyarınca imar planı sınırları haricinde Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti veya genişletilmesi yapılabilir.                                    

    İmar Planı bulunmayan ve “Yerleşik Alan” tespiti yapılmamış olan yerlerde Yönetmeliğin 43üncü Maddesi uyarınca Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti yapılması mümkündür. 

  • “Mücavir Alan Sınırı” ile “Belediye Sınırı” arasındaki fark nedir?

     "Belediye", Belde halkının ortak yerel gereksinmelerini karşılayan ve belde hizmetlerini gören kamu tüzel kişiliğine sahip yerel yönetim kuruluşudur. “Belediye Sınırı”, bir belediyenin Yasa kurallarına göre belirlenen sınırlarıdır. 

    İl ve ilçe merkezlerinde zorunlu olmak üzere, nüfusu 5000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulmaktadır. Belediye, mahalli yöneticisi olan idari birimlerdir. Belediyeler, o çevre halkı tarafından seçilen bir belediye Meclisi ile bir Belediye başkanı tarafından yönetilir. Gerek idari, gerekse mali bakımdan bağımsız olan bir teşekküldür. 
     
    Köy, mahalli idare teşkilatının en küçük yerleşim yeri, muhtar ile tüzel kişiliğe sahiptir. Mücavir alan sınırı ise belediye sınırlarının dışında, imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti adına verilmiş olan sınırdır. 
     
    Belediye ya da il, ilçe ve köy sınırları birer idari sınırdırlar. Mücavir alan idari sınır değildir. Örneğin, bir alanda belediye kurulup, belediyenin seçilmiş organlarının iş başına gelmesi bu alan içindeki köylerin idari varlığı ve tüzel kişiliğinin sona ermesine yol açar. Oysa bir köyün mücavir alan sınırlarına alınması, köyün idari ve tüzel kişiliğinin sona ermesi anlamına gelmez.
  • Belediye mücavir alanında kalan bir kısım alan belediye sınırına bitişiktir. Bu alan belediyenin mahallesi olabilir mi?

    Bir alan mücavir alan statüsünü koruduğu müddetçe belediyenin mahallesi olamaz. Çünkü Belediye sınırı idari bir sınırdır mücavir alan sınırı ise yetki sınırıdır. Bu alanın mahalle olabilmesi için belediye sınırına katılması gerekmektedir.

  • Belediyelerin mücavir alana altyapı, yol, su hizmetleri götürme mecburiyeti var mı? Hangi hizmetleri götürmeye mecburlar?

     Belediyelerin mücavir alana götürmeleri gereken olmazsa olmaz hizmet imar hizmetleridir. Ancak Belediyeler; mücavir alanlarına, harç ve vergileri alabilmeleri için, Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliği uyarınca yol ve içme suyu götürmekle yükümlüdürler. Bunun dışında Belediyeler ayrıca çöp toplama, ilaçlama, toplu taşıma, altyapı ve koordinasyon konularında da hizmet götürmek üzere meclis kararları alabilirler.

  • Belediyemiz mücavir alanında kalan bir kısım alan belediyemiz sınırına katılmıştır. Ancak daha sonra dava açılarak belediye sınırı iptal edilmiştir. Bu durumda bu alan tekrar mücavir alanımız mıdır?

     Bu alan artık belediyenin mücavir alanı değildir. Çünkü Belediye sınırı idari bir sınır olup, belediye sınırının onaylanması ile birlikte mücavir alan sınırı ortadan kalkmıştır. Mücavir alan işlemini ortadan kaldıran bu düzenlemenin herhangi bir sebeple ortadan kalkması nedeniyle tekrar mücavir alana geri dönülemez.

  • Belediyemizin belediye sınırları belirlenmiş, aynı zamanda mücavir alan sınırı belediye sınırı olarak kabul edilmiştir. Mücavir alanı yeniden belirlemeye gerek var mı?

    Belediye sınırları Belediye Yasası gereği farklı bir sürece tabi olup onay ile diğer iş ve işlemler Valilikler ve İçişleri Bakanlığınca yürütülmektedir. Bu konuda Bakanlığımızın herhangi bir görev ve sorumluluğu bulunmamaktadır. Belediye sınırı tespit edilirken ayrıca mücavir alan sınırı tespit edilmez. Mücavir alan sonraki dönemde belediyenin ihtiyaç duyacağı ilave alanlar için gündeme gelen bir husustur. Dolayısıyla mevcut durumda bir belediyenin 3194 sayılı İmar Kanununa dayalı olarak Bakanlıkça düzenlenen bir mücavir onayı yok ise bu belediyenin sadece belediye sınırları onaylı demektir ve bu sınırlar dahilinde hizmetlerini sürdürecektir. Bakanlık arşivinde belediye sınırları yer almamaktadır. Ancak mücavir onayı yapılır ise dosyasında sınır bilgileri bulunabilir. Özet olarak bir belediye ancak ihtiyaç duyduğunda belediye sınırları dışında olmak koşulu ile mücavir teklifi hazırlamak durumundadır. Belediye kurulduğunda ayrıca mücavir alan kabul edilemez. Belediye sınırları içerisinde mücavir alan yer almaz. Ancak sınırların dışında teklif edilebilecektir.

  • Daha önce onaylı Çevre Düzeni Planında bulunan belediye mücavir saha sınırları geçerli midir?

    İl çevre düzeni planlarında yer alan mücavir alan sınırları bilgi amaçlı işlenmiş olup, bilgi amaçlıdır. Ancak bazı il çevre düzeni planlarında plan kararlarının daha iyi uygulanabilmesi için Bakanlığımızca 3194 sayılı İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca resen mücavir alan verilmiş olup, bu alan 9. Madde uyarınca onaylanan paftalar üzerinde ayrıca İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca da onaylanmıştır.

  • Daha önce tespit edilen köy yerleşik alan sınırının yeniden tespit edilebilir mi? Köy yerleşik alanının yeniden tespiti yapılacaksa, yapılacak iş ve işlemler nelerdir.

    3194 sayılı İmar Kanununun 27nci Maddesine göre köy yerleşik alan ve civarı lüzum görülmesi durumunda tekrar tespit edilebilir. Bu tespitler yapılırken Yönetmelikte yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğin 43üncü Maddesine göre tespit yapılacaktır. Ancak normlar hiyerarşisine göre maddenin son fıkrasının uygulanması mümkün olamayacaktır.

  • Geçmişte, Çevre Düzeni Planı ile birlikte onaylanan mücavir alan teklifleri, çevre düzeni planının mahkemelerce iptal edilmesi veya söz konusu çevre düzeni planının değiştirilmesi, yürürlükten kalkmasıyla iptal edilmiş mi sayılır?

    İl çevre düzeni planlarında plan kararlarının daha iyi uygulanabilmesi için Bakanlığımızca 3194 sayılı İmar Kanunun 45. maddesi uyarınca çevre düzeni planı ile onaylanan mücavir alanlar her ne kadar birlikte onaylanmış görülse bile aslında iki ayrı onamadır. Bu nedenle paftalara iki ayrı onama kaşesi basılmıştır. Yani patalar üzerinde hem İmar Kanunun 9. Maddesi hem de 45. maddesi uyarınca onaylandığına ilişkin kaşe bulunmaktadır. Bu çerçevede planların iptal edilmesi veya ortadan kalkması veya değiştirilmesi mücavir alanın ortadan kalktığı anlamına gelmez. Mücavir alanın ortadan kalması için ayrı bir onama yapılması gerekmektedir.

  • Köy yerleşik alanı tespit edilmiş bir köyün bir kısmı A belediyesinde, kalan kısmı B belediyesi tarafından mücavir alan olarak teklif edilebilir mi? Bir köyün farklı belediyelerin mücavir alanında kalması yetki karmaşasına neden olmaz

    Bir köyün iki farklı belediyeye mücavir alan olarak verilmesinde İmar Kanunu açısından bir sakınca yoktur. İdari sınırlar bozulmadığından yetki karmaşasından söz edilemez. Bilindiği gibi mücavir Alan imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır idari yapıyı değiştirmez.

  • Köy yerleşik alanı ve civarı belirlenirken 5403 sayılı Kanun kapsamında görüş alınacak mıdır?

    3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27. Maddesinin 3 ve 4üncü fıkralarında “Köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz.Köy yerleşik alan sınırlarının parselleri bölmesi durumunda yerleşik alan sınırı 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın ifraz hattı olarak kabul edilir.”  İfadeleri yer aldığından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından görüş alınmasına gerek bulunmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca “Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarının tespiti, valiliklerce birisi harita mühendisi olmak üzere en az üç kişilik bir komisyon tarafından yapıldığı için komisyonun çeşitli verileri dikkate aldığı düşünülmektedir.

  • Köyün tamamı veya merası mücavire girerse ne olur? Köy tüzel kişiliği ne olacak?

     Köyün bir bölümünün veya merasının mücavire girmesi köyün tüzel kişilinde bir değişikliğe neden olmaz. Köyün ortak mallarında da bir değişikliğe sebep olmaz. Mücavir alan bir idari düzenleme değil, imar hizmetleri ve denetim açısından belirlenmiş bir yetkilendirme sınırıdır. Harita, planlama ve uygulama faaliyetlerinin daha etkin yürütülmesi adına yapılan bir yetki transferidir. Bu hudut hizmet kapasitesine göre belirlenir ve değişikliğe de uğrayabilir veya Bakanlıkça kaldırılabilir.

  • Mücavir alan içerisinde daha sonraki yıllarda yeni belediyeler kurulmuş olduğundan, bunlara bağlı olarak mücavir alan sınırı değiştirilecek mi?

    Mücavir alan; imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş alanlardır. Mücavir alan sınırları idari sınırlar olmayıp, iktisadi, sosyal ve kentsel gelişmeleri mekânsal olarak planlı bir şekilde yönetmek ve denetlemek amacıyla imar bakımından belediyelerin yetkisine verilen yerler olduğu dikkate alınmalıdır. Bu nedenle bir belediyenin mücavir alanında bulunan alanların bir kısmı veya tamamının belediye olması durumunda, belediye sınırına dahil edilen yerlerdeki belediyenin mücavir alan sınırı herhangi yeni bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. Ancak belediye sınırı dışında kalan alanlar mücavir statüsünü korumaya devam eder ve yeni bir onaylama yapılıncaya kadar bağlı bulunduğu belediyenin mücavir alanı olur.

  • Mücavir alan teklifinde teklif köyün bir kısmını kapsıyorsa köy ihtiyar heyeti kararı alınamaması durumunda mücavir alan teklifi onaylanabilir mi?

    Evet onaylanabilir. Köyün bir bölümü de teklif edilebilir. Köyün muvafakatinin alınması zorunlu değildir. Ancak köyün karar organlarına bilgi verilmesi ve olumsuz da olsa dosyada görüşlerinin bulunması konunun daha sonraki hukuki incelemeleri veya yargılama sürecini olumlu yönde destekleyecektir.

  • Mücavir alanda yaşayan köylü vatandaş belediye nüfusuna katılır mı? Belediye nüfusuna dahil edilmiyor ise bu alanlara hizmet götürülmesine rağmen İller Bankası katkı payı alınamayacaktır bu konuda görüşünüz nedir?

    5393 sayılı Belediye Kanunu’nda Belediye: “Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi,” olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununda ise “Mücavir Alan imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır.” tanımı yer almaktadır. Görüldüğü gibi mücavir alan idari sınır değildir. Bu nedenle bu alanda yaşayanlar belde sakini sayılmamakta olup, belediye nüfusuna katılmamaktadır.                                                                                      

    5779 sayılı İl Özel İdarelerine Ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’da “Genel bütçe vergi gelirlerinden belediye ve il özel idarelerine ayrılan payların dağıtımına esas belediye ve il nüfusları, her yılın ocak ayından geçerli olmak üzere İçişleri Bakanlığı tarafından, Türkiye İstatistik Kurumundan alınmak suretiyle, İller Bankası ve Maliye Bakanlığına bildirilir.” hükmü yer almaktadır. Bu çerçevede belediyelere ayrılan payların dağıtımında belediyenin nüfusu esas alınmaktadır.

  • Mücavir onaylanmış ama yetkiyi Valilik kullanıyor? Bu mümkün mü?

     Onaylı bir mücavir alan var ise; yetki o belediyenin başkan ve meclisince kullanılmak durumundadır. Hukukun gereği; hiçbir idare yasayla kendisine verilmemiş bir yetkiyi veya yetkisi dışında bir alanı düzenleme hakkını kullanamaz. Aynı şekilde bir belediyenin de yetki alanı dışında düzenleme hakkı bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile bir belediye, belediye ve mücavir alan sınırı dışında düzenleme yapamaz.

  • Parsel sınırları ile uyuşmayan mücavir alan sınırlarının olması durumunda hangi idare karar alacaktır?

     Mücavir sınırlarının mülkiyet sınırları ile çakışmaması durumunda yapılacak düzenleme, sorunun niteliğine göre farklılık göstermektedir. Şöyle ki; eğer mücavir sınırının üzerinde bir toplu yapı uygulaması veya sanayi alanı gibi geniş ölçekli bir planlama varsa, bu alanın tek yetkili idareyi sağlayacak şekilde yeniden mücavir teklifine konu edilmesi ve mücavir sınırlarının değiştirilmesi gerekmektedir. Ancak yeni teklif hazırlanamaması durumunda, mevcutta hangi yapılar ve alanlar hangi idare sahasında kalıyorsa o idarenin karar organlarınca sonuçlandırılması mevzuat gereğidir. Tek yapının sınırla çelişmesi durumunda ise, o kütlenin yarısından fazlası hangi idarede kalıyor ise o idarece iş ve işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir.

  • Tüzel kişiliği kalkan belediyelerin mücavir alanların durumu nedir?

     6360 sayılı uyarınca, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tespit edilen 2011 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayım sonuçlarına göre nüfusu 2.000’in altında kalıp da 30 Mart 2014 tarihindeki mahalli idareler genel seçiminden geçerli olmak üzere tüzel kişilikleri kaldırılarak köye dönüştürülen belediyelerin varsa mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. Kanun’un Geçici 2’nci Maddesi’nin 5’inci fıkrası uyarınca köye dönüştürülen belediyelerden tüzel kişiliği sona ermeyen belediyeye mahalle olarak katılan belediyelerin varsa mücavir alanları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın katıldıkları belediyenin mücavir alanı sayılır. Ancak köye dönüştürülen belediyelerden başka il ya da ilçe mülki sınırındaki bir belediyeye katılım olması durumunda belediye sınırı ile birlikte mülki sınır değişmiş ise, bir belediyenin başka bir il ve/veya ilçe sınırında mücaviri olamayacağından, başka bir il ve/veya ilçe sınırında kalan mücavir alan sınırları herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ortadan kalkar. 

  • Metaveri

  • Metaveri nedir?

    Veri hakkındaki açıklayıcı ya da tanımlayıcı bilgi olarak tanımlanmakta olup, coğrafi verinin kimin tarafından, nasıl, ne zaman, nerede ve ne için üretildiği gibi sorulara yanıt vererek, tekrarlı veri üretimlerini engellenmektedir.
     

  • Metaveri Yönetim Editörüne nasıl metaveri ekleyebilirim?

    https://metaveri.geoportal.gov.tr/ internet adresinden yayınlanmakta olan Metaveri Yönetim Editörüne kamu/kurum kuruluşları ve yerel yönetimler tarafından görevlendirilen personeller aracılığıyla, üretilen coğrafi verilere ait metaveri bilgileri eklenebilmektedir. Ayrıntılı bilgi için cbsmetaveri@csb.gov.tr adresine soru ve önerilerinizi iletebilirsiniz.
     

  • Mevzuat

  • İhale Sonucunu Nasıl Öğrenebiliriz?

    İhale sonucu, ihaleye katılan isteklilere "Kesinleşen İhale Kararı" formu ile bildirilir. Şifahi bilgi ancak söz konusu formun isteklilere gönderildiği tarihten itibaren verilebilir.

  • İl Müdürlükleri 2013/17 Genelgesine göre inceledikleri planları ve raporlarını Bakanlığa gönderecekler mi?

    2013/17 Genelgesine göre Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından usul, şekil ve üst ölçekli planlar ile Bakanlıkça yayımlanan Yönetmeliklere uygunluk yönünden incelenen planlardan aykırılık taşıyanlara ilişkin hazırlanan raporların bir nüshasının gerekli düzeltmeler yapılması amacıyla planı onaylayan idareye, bir nüshasının bilgi için Bakanlığımıza (Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü) gönderilmesi, bir nüshasının da muhafaza edilmek üzere dosyasına konulması gerekirken, aykırılık tespit edilmeyen planlar ile ilgili olarak bu hususun Bakanlığımıza bildirilmesine gerek bulunmamaktadır. Kesinleşen planların sayısal kopyaları İl Müdürlükleri aracılığı ile Bakanlığımıza (Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü) iletilir.

     

  • İmar Kanununun 8/i maddesi ile Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 16. ve 71. maddelerine göre imar planlarında yapılacak değişikliklerde ilk müellifin görüşünün alınması gerekir mi?

    3194 sayılı İmar Kanununun 8/i maddesinde “….. teknik ve idari düzenlemeleri içeren bu Kanun kapsamındaki planların değişiklik ve revizyonlarında ilk müellifin görüşü veya izni aranmaz.” hükmü bulunmaktadır.

    Bu çerçevede yerleşme yerlerine ilişkin her türlü plan, proje, harita gibi teknik düzenlemelerin 3194 sayılı İmar Kanununa uygun olarak yapılması gerektiğinden ve söz konusu maddenin spesifik ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan sonra yürürlüğe girmesi nedeniyle, imar planlarında yapılacak değişikliklerde bu madde gereğince ilk müellifin görüş ve izninin alınmasına gerek bulunmamaktadır.

  • İmar planlarında yapılaşma koşullarının, çekme mesafelerinin (0-5m), TAKS değerinin (0.5-1.00) gibi aralık değeri olarak belirlenmesi mümkün müdür?

    3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesi ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinde nazım ve uygulama imar planı tanımlanmıştır. Bu kapsamda imar planlarında, yapılaşma koşullarının (TAKS, KAKS, çekme mesafeleri, yapı yüksekliği vb.) net olarak belirlenmesi gerekmektedir.

  • Belediyenin onayladığı imar planına itiraz etmek istiyorum. Ne yapmam gerekli?

    3194 sayılı İmar Kanununun 8 inci maddesi ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 33 üncü maddesine göre imar planları ilgili idarece onaylandıktan sonra belirlenen ilan yerlerinde ve idarenin internet sitesinde bir ay süreyle ilan edilir. Bu süre içinde planlara itiraz edilebilir. İtiraz planı onaylayan idareye yapılır ve aynı idarece sonuçlandırılır.

  • Kamu kurum ve kuruluşlarına ait alanlarda yapılacak tesisler için imar planı zorunluluğu var mıdır?

    3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesi gereği, herhangi bir sahanın her ölçekteki plan esaslarına uygun olarak yapılması gerekmektedir. Ayrıca, Kanunun 26. maddesi ile Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin 59. maddesi kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak veya yaptırılacak yapılarda imar planı şartı aranmaktadır. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşlarına ait alanlarda yapılacak tesislere ilişkin çevre düzeni planına belirlenen kullanım kararına uygun olması kaydıyla 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının hazırlanması gerekir.  

  • Lisanslı ve lisansız yenilenebilir enerji kaynaklarının üretilmesine ilişkin taleplerde imar planı aranacak mıdır? Bu tür tesislere ilişkin imar planı yapılması aşamasında hangi hususlara dikkat edilecektir?

     Bilindiği üzere;  3194 sayılı İmar Kanununun 3. Maddesinde, herhangi bir sahanın her ölçekteki plan esaslarına ve bulunduğu bölgenin şartlarına, yönetmeliklerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, 20. maddesi ile yapıların imar planı ve ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabileceği, 4. maddesinde de diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde bu Kanunun özel Kanunlara aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı açıklanmıştır. Bu nedenle, özel kanunlarda hüküm bulunmaması halinde, yenilenebilir elektrik enerjisi üretim tesisinin (santral) üst ölçekli mekânsal planlara ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ile diğer ilgili mevzuata uygun olarak imar planlarının yapılması zorunluluğu bulunmaktadır.

     Bu kapsamda, yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimine yönelik tesislerin, imar planında başka bir amaca ayrılmış olan alanlar üzerinde yapılması mümkün olmayıp, bu tür tesislerin yapılacağı alanın mekânsal plan kararlarına uygun olması gerekmektedir. İmar Mevzuatında güneş enerjisi veya rüzgar enerjisi gibi elektrik üretim santralleri’ne yönelik özel kurallar getirilmemiş olmakla birlikte, çevre mevzuatı ve diğer ilgili mevzuatta öngörülen kurallar dikkate alınmak suretiyle bu tür tesislerin; işlevleri, yer seçimi, büyüklüğü, kapasitesi, koruma bandı ve güvenlik tedbirleri gibi planlamaya esas olabilecek bilgi ve belgelerin bir bütün olarak değerlendirilerek  ilgili mevzuatlara uygun olarak imar planları hazırlanmalı ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 19,23 ve 24 maddelerinde belirtilen konularda ilgili kurumlardan  gerekli verilerin alınması gerekmektedir.
     
    Ayrıca, bu tür tesislere ilişkin imar planı hazırlanmadan önce, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına ilişkin Kanun, Elektrik Enerjisi Üretimine Yönelik Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanlarının Belirlenmesi, Derecelendirilmesi, Korunması ve Kullanılmasına İlişkin Usul Ve Esaslara Dair Yönetmelik, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve diğer ilgili mevzuat kapsamında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığından görüş alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Sağlık koruma bandı konusunda İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında ilgili kurum görüşü doğrultusunda uygulama yapılmalıdır.
     
    Bunun dışında, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin eki, Ortak Gösterimlere ilişkin Ek 1a da “enerji üretim alanı” gösterimi ile Uygulama İmar Planı gösterimlerine ilişkin Ek-1d de “yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisi” gösterimi yer almaktadır.
  • Mimari Ve Peyzaj Projeleri

  • Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Mimari ve peyzaj proje onayı nasıl yapılmaktadır?

    Özel Çevre koruma Bölgelerinde turizm tesisleri, kamu yapılarına ait mimari ve peyzaj projeler o bölgedeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerince incelenmekte ve uygun görüş verilmektedir. Belediye sınırları içinde belediyesince, diğer yerleşim alanları için İl Özel İdaresince incelenip uygun görüş verildikten sonra projelerin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne iletilmesi gerekmektedir. İnceleme sonucu uygun bulunan mimari ve peyzaj projeleri ruhsat vermeye ve proje onaylamaya yetkili olan Belediyesine gönderilmektedir.

  • Mimari ve Peyzaj Projelerinin inceleme aşaması için hangi evraklar gereklidir?

    Son 6 ay içinde alınmış tapu, plankote, imar çapı, onaylı imar planı, plan hükümleri, kadastal harita vb. evraklarla hazırlanarak belediyesince ön incelemesi tamamlanmış 5 takım mimari proje iletilmelidir.

  • Piyasa Gözetimi Ve Denetimi

  • Katı yakıtlara ait piyasa gözetimi ve denetiminde

    Katı yakıtlara ait piyasa gözetimi ve denetiminde tespit edilen uygunsuzluklara 2872 sayılı Çevre Kanunu, ikincil mevzuatı ve Mahalli Çevre Kurulu Kararları doğrultusunda idari yaptırım uygulanır.

     

  • Katı yakıtların piyasa gözetimi ve denetimi hangi

    Katı yakıtların piyasa gözetimi ve denetimi 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ikincil mevzuatı hükümlerine göre yürütülür

     

  • Piyasa Gözetimi ve Denetimi nedir?

    İlk defa piyasaya arz edilecek ürünlerin piyasaya arzı veya dağıtımı aşamasında veya ürün piyasada iken ilgili teknik düzenlemeye uygun olarak üretilip üretilmediğinin, güvenli olup olmadığının denetlenmesidir.

     

  • Ulusal Piyasa Gözetimi ve Denetimi Strateji

    Ulusal Piyasa Gözetimi ve Denetimi Strateji Belgesine göre ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan ürünler katı yakıtlar, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan ürünler yapı malzemeleridir.

     

  • Plan Program : Yatırım Programı ve Ödenekler

  • Yaklaşık maliyet ve ödenek teminine esas tahmini bedel arasındaki fark nedir?

    Mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihalesi yapılmadan önce, ilgili uygulama yönetmeliklerinde uygulanan esas ve usuller uyarınca ayrıntılı miktar ve fiyat araştırması yapılarak yüklenici karı dahil edilerek Katma Değer Vergisi hariç olarak yaklaşık maliyet belirlenir.

     

     Ödeneğe esas tahmini bedel ( proje maliyeti )  ise;  yaklaşık maliyete  Katma Değer Vergisi ve tahmini fiyat farkı eklenmesi ile belirlenen tutardır.

  • İş artışına giren işlerde ödenek talebi nasıl yapılır?

     İl Müdürlükleri ve Merkezde ihalesi yapılan işlerde, Ek-4 , gerekçe raporu, iş artış ve eksilişleri için düzenlenen mukayeseli keşifler, iş artış onayları, süre uzatımı komisyon raporları gönderilerek uygunluk onayını da kapsayan taleplerle ödenek ihtiyacının giderilmesi istenmektedir. İlgili belgelerin uygulama birimlerince sözleşme ve ekleri ile ilgili mevzuatları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

    İş artışından dolayı revize edilen onaylı iş programına göre sadece ödenek talep formu ile  Yatırımcı Kurumuna iletilmek üzere Genel Müdürlüğümüze iletilmesi gerekmektedir.

    Genel Müdürlüğümüzce  Yatırımcı Kurumuna yatırım programında yapılması gereken hususlar ve ödenek aktarmaları ile ilgili gerekli işlemler bildirilerek gerekli ödeneğin aktarımı sağlanarak, il müdürlüklerimize gönderilir.

  • İş Yıllara Sari olmayıp bulunduğu yıl içinde ihale edilip bitirilecekse %10 ödeneğin olması yeterli midir?

     Hayır yeterli değildir.

    Yılı içerisinde tamamlanacak işlerde ödeneğinin tamamının o yıl içinde programlanmış ve ödeneğinin temin edilmiş olması  gerekmektedir.

    Aksi halde ihaleye çıkılamaz. (4734/62. Madde)

  • İhalesi yapılacak işte; hazırlanan ödeneğe esas tahmini bedel, yatırım programındaki proje maliyetinden fazla ise proje maliyet revizesi nasıl talep edilir?

    Yatırım Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine dair kararnamenin ilgili hükümleri doğrultusunda Kalkınma Bakanlığı’ndan onay alınması gerekmektedir. Söz konusu işin tahmini bedeline ek olarak proje maliyetinin artış nedenlerini içeren gerekçe raporunun hazırlanarak Ödenek teminine esas tahmini bedel ile birlikte Genel Müdürlüğümüze gönderilmesi gerekmektedir.

  • Ödeneği Genel Bütçeden sağlanan işlerde ; Ödenek harcanamazsa sonraki yıla aktarılır mı?

    Hayır, aktarılmaz, (Ödenek Yanar), sonraki yıllar temininde zorluklar yaşanmaktadır.

    ödenek o yıl harcanamayacaksa 9. Aya kadar kurumuna bildirilmesi halinde,   kurumu sonraki yıla teklif eder.(normal şartlar)

    9. Aydan sonraki süreçte;  harcanamayacağı anlaşılırsa; bitmesi gereken iş bitmediğinden  sonraki yıl yatırım programından kaldırılmaması ve ödenek yönünden önlem alabilmesi  için mutlaka Kurumuna bildirilmesi gerekmektedir.

     

    Bu nedenle işin iş programına göre yürütülmesi ve mevcut ödeneğin harcanması yatırım programı yönünden çok önemlidir.

     

    Yts de yer alan tüm işlerin; Yatırım Programını ve ödenek durumunu etkileyen Yatırımcı Kurumuna bildirilmesi gereken tüm  yazışmalar ve iletilmesi gereken bilgi ve belgelerin Yapı işleri Genel Müdürlüğü/Plan Program Dairesi Başkanlığımıza gönderilmesi gerekmektedir.

  • Devam eden işlerin iş programına göre yılı ödeneği yetmediği takdirde ödenek talebi nasıl yapılır?

     Devam eden işlerde Yatırım Takip Sisteminde yer alan işin yılı ödeneği, onaylı  iş programına göre planlanan ödenek ihtiyacına göre yetersiz kalıyorsa ödenek talep formu ile Yatırımcı Kurumuna iletilmek üzere Genel Müdürlüğümüze iletilmesi gerekmektedir.

    Genel Müdürlüğümüzce  Yatırımcı Kurumuna yatırım programında yapılması gereken hususlar ve ödenek aktarmaları ile ilgili gerekli işlemler bildirilerek gerekli ödeneğin aktarımı sağlanarak, il müdürlüklerimize gönderilir.

  • Ek-4 hazırlanırken ödenek yönünden nelere dikkat edilmelidir?

    Yatırımcı kurum ve kuruluşlarca ödeneğe esas tahmini bedel  tesbit edilerek kalkınma bakanlığınca uygun görülerek yatırım programında yer alan proje maliyetinin  revize edilmesi gerektiğinde tekrar bazı konuların kalkınma bakanlığınca veya kurumunca  değerlendirilmesi gerektiğinden uzun zaman almakta ve ihale yapılması süreci uzamaktadır.

    Ek-4 hazırlanırken yukarıda belirtilen husus dikkate alınarak; işe ait proje maliyeti göz önünde bulundurulmalıdır. Gerekli çalışmaların yapılması Ek-4 ‘de belirtilen tutar mümkünse proje maliyetini aşmamasına özen gösterilmesi durumunda  işin ihale sürecini hızlandıracaktır.

     

  • Sözleşme yapıldıktan sonra çeşitli nedenlerden dolayı ihale ve yer teslimininin zamanında yapılamaması ve çeşitli nedenlerden dolayı ödenek dilimlerininin farklılaşması durumunda; onaylı İş programına göre ihtiyaç olan ödenek...

    Sözleşme yapıldıktan sonra çeşitli nedenlerden dolayı ihale ve yer teslimininin zamanında yapılamaması ve çeşitli nedenlerden dolayı ödenek dilimlerininin farklılaşması durumunda; onaylı İş programına göre ihtiyaç olan ödenek yılına ait ödenekten fazla ise ne yapılması gerekir? 

     

    Ödeneğin temini için;

    Onaylı iş programına göre; ödenek talep formu doldurularak; Yapı İşleri Genel  Müdürlüğüne ihtiyaç bildirilmesi halinde;

            Genel Müdürlüğümüzce  Yatırımcı Kurumuna yatırım programında yapılması gereken hususlar ve ödenek aktarmaları ile ilgili gerekli işlemler bildirilerek gerekli ödeneğin aktarımı sağlanarak, il müdürlüklerimize gönderilir. 

  • Yılı içinde ihale edilip tamamlanacak işlerin ödeneğinin tamamının olması zorunlu mudur?

    Evet. Yılı içinde bitecek işin ödeneğinin tamamının temin edilmiş olması zorunludur. Aksi halde ihaleye çıkılamaz. (4734/62. Madde)

  • Yıllara sari işlerde; diğer yıllara ait ödenek talepleri (süre uzatımı sonrası diğer yıllara sarkan işlerde) nasıl yapılır?

    Ödenek taleplerinin onaylı iş programına göre yapılması gerekmekte olup, sözleşme yapılması (veya süre uzatımı onayı)   sonrasında  iş programının (veya revize onayı) onaylanması akabinde 7 gün içerisinde ödenek isteme ve diğer yıllara ait ödenek ihtiyacının (Ödenek İsteme Formu ve Ödenek İhtiyaç Formu ile) Yatırımcı Kurumuna iletilmek üzere Genel Müdürlüğümüze iletilmesi gerekmektedir.

    Genel Müdürlüğümüzce  Yatırımcı Kurumuna yatırım programında yapılması gereken hususlar ve ödenek aktarmaları ile ilgili gerekli işlemler bildirilerek gerekli ödeneğin aktarımı sağlanarak, il müdürlüklerimize gönderilir.

  • Yıllara sari işte; ilk yıl için asgari proje maliyetinin %10’u ödeneğinin bulunması ihaleye çıkarılabilmesi için yeterli midir?

     Hayır yeterli değildir. İlk yıl en az  proje maliyetinin %10’u olarak yılı ödeneği sağlanmalı ve Yıllara sari işin  4734 sayılı kanunun 62. Maddesi uyarınca tüm yıllar itibariyle proje maliyetinin %100 ünün (tamamının) programlanmış olması zorunludur. Aksi halde ihaleye çıkılamaz. (4734/62. Madde)

  • Yıllara Sari olan işlerde ilk yıl için %10 ‘dan az ödeneği varsa ihaleye çıkılabilir mi?

     Hayır çıkılamaz, yıllara sari olarak ihalesi yapılacak işte;  İlk yıl en az  proje maliyetinin %10’u olarak yılı ödeneği sağlanması ve diğer yılların ödeneğinin programlanmış olması zorunludur. (4734/62. Madde)

  • Yatırım takip sistemi (YTS) hakında bilgi verirmisiniz?

     Yatırım Takip Sistemi (YTS) Uygulama Yazılımı ile; Genel Bütçeli yatırımların,  yatırım programına alınmasıyla birlikte “Yatırım Gerçekleşme Süreci”nin gerçekleştirilmesi sağlanır. Yatırım Gerçekleşme Süreci, bir işin Yatırım Programına alınmasından, tamamlanarak programdan çıkartılmasına kadar geçen süreci kapsar. Bu süreçte;

     

    §  Yatırım Programının Hazırlanması

    §  Yatırım Programının Yayımlanması

    §  İhale Süreci

    §  Projenin Tamamlanma Süreci

     

    olarak belirtebileceğimiz bir birlerini takip eden safhalar yer alır. Yatırım Programının uygulanmasını sağlayan yasal dayanak “Yatırım Programının Uygulanması Koordinasyonu ve İzlenmesine ait Kararname”’dir.

    Genel Bütçeli yatırımların dışında kalan ve İl Müdürlüklerimizce takibi yapılan diğer kamu kurum ve kuruluşlarının danışmanlık ve denetim işlerinin de takibi YTS Programı ile sınırlandırılmış bir şekilde yapılmaktadır.

    YTS Programı; tüm yatırım süreci göz önüne alındığında, özellikle ihale ve ihale sonrası süreçlerin takibi üzerine yoğunlaşmış olduğu görülür. Bu süreçlerde, ihale bilgileri, sözleşme bilgileri, ödenek planlaması, ödenek harcaması vb. bilgiler tutulduğu gibi, Teminat Mektupları, İcra, Temlik, Ödeme, Firma ve Ortaklık bilgilerinin de takibi yapılmaktadır.

    Yılı Yatırım Programı; yatırımcı kuruluşların Bakanlığımızdan yapılmasını talep ettiği ve programa dahil edilen işler ile önceki yıllara ait devam eden işlerden oluşmaktadır.

    YTS Programına; yatırımların eklenmesi, çıkarılması, revize edilmesi, ödenek bilgileri ve parametrelerin girişi sadece Plan Program Dairesi Başkanlığı tarafından yapılmaktadır.

    YTS Programında, yılı yatırım programının oluşturulmasından sonra, ilgili projelere ait diğer tüm bilgiler, ihale talimatı veren (ihale öncesi bilgiler) ve ihaleyi yapan (ihale talimatı ve sözleşme sonrası bilgiler) birimlerce, verilen yetkiler dahilinde girilerek kamu yatırımlarının anlık takibinin yapılması sağlanmıştır.

     

    YTS Programının hatasız ve işlevsel bir şekilde çalışabilmesi için;

    İhale öncesi,  ihale ve sözleşme sonrası bilgilerin, hakediş bilgilerinin, teminat gerekli tarihlerin,  iş artışı, vb. bilgilerin “İHALEYİ YAPAN BİRİMLERCE” zamanında girilmesi gerekmektedir. Bilgileri girilen bu işlerin izlenmesi, ilerleme durumu, iş takip, ödenek kontrolü ve takibinin yapılarak, güncel durum açıklamaları ile birlikte takibinin yapılması, YTS Programındaki “İş Süreçlerinin”, “İcmallerin” ve “Raporların” düzgün ve hatasız bir şekilde çalışmasını sağlayacaktır.

     

    Tüm bilgilerin ilgili görevlilerince; gerçekleştiği anda girilmesi ve  açıklama bölümündeki bilgilerin doğru ve güncel olması  esastır.     (Bilgilerin zamanında girilmesi ve güncel  ve doğru olması için ilgili yöneticiler, kontroller, raportörler hergün kontrolünü ve takibini ve güncellemelerini yapmalıdır.)

  • Yeterli ödenek olması ne demektir?

    1.Yılı içerisinde ihale edilip bitirilecekse; ödeneğin tamamının olması gereklidir. Aksi halde ihaleye çıkılamaz. (4734/62. Madde)

     

    2.Yıllara sari olarak ihalesi yapılacak ise ; en az ödeneğin  %10’nun ilk yıl ayrılmış olması ve proje maliyetinin geri kalan %90’nın diğer  yıllarda programlanmış olması zorunludur. Aksi halde ihaleye çıkılamaz. (4734/62. Madde)

    Örnekler:

    Yatırım programında gerekli olan ödeneğe esas tahmini bedel/proje maliyetine göre yıllar itibariyle dilimlere göre ihaleye çıkılmasına uygunluk;

     

    İLK YIL

    SONRAKİ YIL

    DURUM

    (4734 sayılı kanunun 62. Maddesi göre)

    %10

    %90

    Uygun

    %10

    % 0  programda yok

    Sonraki yıl programlanmamış  uygun değil

    %9

    %91

    İlk yıl ödenek yetersiz uygun değil

    %10

    %89

    Sonraki yıl yetersiz uygun değil

    %15

    %70

    Sonraki yıl yetersiz uygun değil

    %100

    sonraki yıl yok,

    Yılı içinde bitecekse uygun

    %80

    %10

    Sonraki yıl uygun değil

    %50

    %50

    Uygun

    %50

    %60

    Uygun

    %50

    %49

    Sonraki yıl ödenek yetersiz olması

    Nedeniyle uygun değil

    %5

    %95

    İlk yıl ödenek yetersiz uygun değil

  • Plan Tadilatına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporları

  • Yoğunluk ve Kat Yüksekliği Artırımı İçin Plan Tadilatına Esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporlarının Hazırlanmasına İlişkin izlenecek yol nedir?

    Mülga Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün 19.08.2008 gün ve 10337 sayılı genelgesinini yürürlük tarihinden önce onaylanan plana esas jeolojik-jeoteknik etüt raporlarında kütle hareketleri nedeniyle önlemli alan olarak belirlenen yerlerde yoğunluk ve kat yüksekliği arttırımına yönelik plan tadilatına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporu gerekli olup,  bunun dışındaki durumlarda ise, plan veya rapor onay yetkisine sahip ilgili idarenin gerekçeli talebi (afet tehlikelerini ortaya koymak için ayrıntılı veri ve değerlendirme içermemesi halinde) olması halinde yoğunluk ve kat yüksekliği artışına yönelik plan tadilatına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporu istenecektir.

  • Tabiat Parkı, Milli Parklar

  • Tabiat Parkı ve Milli Parklarda planlama süreci nasıldır?
    Tabiat Parkı ve Milli Gelişme Planı Orman yürürlüğe konur. Gelişme Planındaki yerleşmelere ilişkin imar planları   Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğünün uygun görüşü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Onaylar.
  • Yapı Denetimi

  • 4708 sayılı Kanun'un kapsamı nedir?
    4708 sayılı Kanun'un kapsamı nedir?
     
    Bu Kanun;
    a)    3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 26 ncı maddesinde belirtilen kamuya ait yapı ve tesisler ile 27 nci maddesinde belirtilen ruhsata tabi olmayan yapılar,
    b)   Bodrum katı dışında en çok iki katlı ve yapı inşaat alanı toplam 200 metrekareyi geçmeyen müstakil yapılar,
    c) Entegre tesis niteliğinde olmayan tarım ve hayvancılık amaçlı yapı ve tesisler,
    d)   Köy yerleşik alanlarında, belediye ve mücavir alan sınırları içinde olmayan iskân dışı alanlarda ve nüfusu 5000'in altında olan belediyelerin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bodrum katı ve çatı arası dışında en çok iki katlı ve yalnızca bir bodrum katın inşaat alanı hesaba katılmaksızın toplam inşaat alanı 500 metrekareyi geçmeyen konut yapıları ile bunların kömürlük, otopark, depo gibi müştemilatı,
    hariç olmak üzere, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak yapıların denetimini kapsar.
     
     
  • Denetçiler cezalı oldukları süre içerisinde proje müellifliği, şantiye şefliği veya müteahhitlik yapabilir mi?

     4708 sayılı Kanun'un 8 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, Kanunda öngörülen esaslara göre denetim görevini yerine getirmediği tespit edilen yapı denetim kuruluşunun mimar ve mühendislerinin 4708 sayılı Kanun çerçevesinde Bakanlığımızca her ne ad altında olursa olsun yapı denetim faaliyeti yapması engellenmiş olup, meslekten men etmek gibi bir işlem uygulanmamaktadır.

    4708 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatında, geçici durdurma cezası alan mimar ve mühendislerin şantiye şefliği, proje müellifliği veya müteahhitlik hizmetleri yapmalarında herhangi bir engel bulunmamaktadır.
     
  • 4708 sayılı Kanun kapsamında şantiye şefliğini hangi mühendisler yapabilir, görevlendirilmesi nasıl olmalıdır?

     Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 3 ncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde "Şantiye şefi: Konusuna ve niteliğine göre yapım işlerini yapı müteahhidi adına yöneterek uygulayan, mühendis veya mimar diplomasına sahip teknik personeli, ... ifade eder.", 01.08.2013 tarih ve 6581 sayılı Genelgemizin 1 nci maddesinin (a) bendinde "....mühendis ifadesinden elektrik, makine ve inşaat mühendislerinin anlaşılması gerekmektedir." hükümleri yer almakta olup, bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere 4708 sayılı Kanun kapsamında denetim sorumluluğu yapı denetim kuruluşlarınca yürütülen işlerde mimarlar, inşaat, makine ve elektrik mühendisleri şantiye şefliği yapabilmektedir. 01.08.2013 tarih ve 6581 sayılı Genelgemizin 1 nci maddesinin (b) bendine göre ilgili idarelerce yapım işinin gerektirdiği ve imalatın niteliğine uygun olarak şantiye şefi görevlendirilir.

     
  • Denetçi belgesi almak üzere yapılan başvurunun sonuçları nereden görülebilir?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığı'nın web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinden Ulusal Yapı Denetim Sistemine kullanıcı adı ve şifresi ile giriş yapılarak başvuru süreci takip edilebilmektedir.

     
  • Denetçi belgesi almak için gerekli evraklar nelerdir?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığı'nın web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinde denetçi belgesi almak üzere hangi evraklar ile müracaat edileceği ilan edilmiştir

     
  • Denetçi belgesi kaybedilmesi halinde yeniden nasıl çıkartılır?

     Merkez Yapı Denetim Komisyonu Başkanlığının web adresi olan http://www.yds.gov.tr/ adresinden gerek Yapı Denetim Uygulama Yönetmeliğinin Geçici 8 inci maddesi, gerekse denetçi belgesini kaybeden denetçi mühendis ve mimarların belgelerinin yenilenebilmesi için gereken belgelere ulaşılabilir.

     
  • Statik açıdan inşaatta tespit edilen imalat eksiklikleri ile ilgili olarak savunma kimden istenecektir?